Güneşin Batışı: 20:16 (İstanbul)





*Ağustos 8–14

İsa: Müjdeleme Ustası


Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: 2Ti 1:8, 9; Yşa 42:1–9; Dan 9:24–27; Luka


2:8–14; Matta 10:5, 6; Elç 1:1–14.



E


Hatırlama Metni: “İsa yine onlara, ‘Size esenlik olsun!’ dedi. ‘Baba beni gönderdiği gibi, ben de sizi gönderiyorum’ ” (Yu 20:21).



utsal Yazı’ya göre Üçlübirliğin ana eylemi müjdeciliktir. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh insanlığı kurtarma işine dahildir. Onların Söz’ü Düşüş’te başlamıştır ve sona kadar sürecektir. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh o zaman bu kurtarılmış dün-


yayı ilahi istemle tam bir birlik içinde restore edecektir.


Müjdeler’e göre hizmetinin başarıya erişmesi için İsa radikal bir değişimle insan kı- lığına girmiştir. İsa Mesih’te tarih anlam kazanmakta, Allah’ın tüm hizmeti uyumlu olmakta ve anlamlı bir mevcudiyet için insanın en derin ihtiyaçları gerçekleşmektedir.


Yeni Ahit’te bizler İsa Mesih’in enkarnasyonunun gayesiyle tanışmaktayız. Burada O’nun hizmet programını nasıl özetlediğini görmekte ve İsa’nın diğer uluslardan ve diğer inançlardan olan insanlarla nasıl buluştuğuna yönelik ipuçları bulmaktayız. Al- lah’ın Söz’ünde, düşmüş insanlık adına Allah’ın müthiş kurtarıcı eylemini görebiliriz.



*15 Ağustos Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







ELLEN G. WHITE SERİSİ HAKİKAT YOLU VE HAYATIMIZ


Orijinal Adı: Steps to Christ


Çağımızın bilim ve teknik alanında kaydettiği olağanüstü gelişme- ler, maddi gereksinimlerimizin karşılanmasını bir dereceye kadar kolaylaştırmıştır diyebiliriz. Fakat maddi gereksinmelerimizin yanı sıra bir de ruhumuzun gereksinimleri vardır. Dileğimiz, çağımızın kaydettiği ilerlemeler yanında bunların da gelişmesi ve insan ru- hundaki boşluğun daha asil duygularla dolabilmesidir.


Bu yapıt, ruhsal yaşantımızın bu gereksinimini karşılamaya yar- dımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Yüz yirmiden fazla dile çev- rilmiş olan kitap, yazarın Türkçe olarak yayınlanmış ilk kitabıdır.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


SEVGİ ÖĞRETMENİ (1. ve 2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Desire of Ages


Tanrısal konularda son derece derin bir bilgiye sahip olan yazar Ellen G. White, bu kitapta İsa’nın yaşamındaki harikulade öğretileri ve önemli olayları tarih sırasına göre anlatırken, O’nun yaşamının farklı güzelliklerini ve ilahî hazinenin değerli gerçeklerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir.


Bu kitap, okuyucuyu gökyüzünün kutsal hazinesiyle ilgili olarak onun hayal bile edemeyeceği kadar iyi bilgilendirmektedir.





ELLEN G. WHITE SERİSİ SEVGİNİN ZAFERİ ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Great Hope


Kitap, Büyük Mücadele’nin son 10 bölümünü ele almaktadır. Uğrunda savaştıkları şey için çok önemli olan iki tarafın, iyinin ve kötünün arasında geçen evrensel savaşın nasıl başla- dığından ve nasıl sonlandırılacağından bahsetmektedir. Güzel olduğu kadar şok edici bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın. Okuduktan sonra artık aynı kişi olmayacaksınız.







ELLEN G. WHITE SERİSİ BÜYÜK MÜCADELE


Orijinal Adı: The Great Controversy


Eğer evrende anlam ve adalet varsa, masumlar neden suçlularla birlikte acı çekiyor? Ölümden sonra yaşam var mı? Gerçek nedir?


Bu kitap yanıtları vermektedir; ve yanıtları güvence içermektedir. Yaşamın anlamı vardır! Evrende yalnız başımıza değiliz. Bizimle ilgilenen birisi var! Birisi gerçekten de insanlık tarihiyle ilgilenmiş, hatta insanlığa bizzat katılmış, O’na ulaşabilmemizi, O’nun da bize ulaşabilmesini olanaklı kılmıştır. Güçlü eli bu gezegeni tutan ve yakında esenliğe kavuşturacak olan birisi vardır.


Bu kitabın sayfalarını çeviren hiç kimse, kitabın sadece şans eseri mi eline geçtiğini sormadan bırakmayacaktır.



ELLEN G. WHITE SERİSİ GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA 1. CİLT


Orijinal adı: Patriarchs & Prophets


Nereden geldik? Uluslar arası gerilimler uygarlığı neden yıkımla tehdit ediyor? Suç oranı neden yükseliyor? Ahlâksal standartlar neden geriliyor? Tanrı bütün bunlara kayıtsız mı kalıyor? Sorun- ları çözmemize yardımcı olacak herhangi bir şey yapıyor mu?


Beş kitaplık bir serinin ilki olan bu kitap, sıraladığımız bu soruları yanıtlamaktadır. Dünyamızın nasıl oluştuğuna, insan- lığın nasıl başladığına ışık tutmaktadır. Binlerce yıl önce gök- lerde başlayan trajik isyan anlatılmakta, Tanrı ve Şeytan ara- sında gelişerek yeryüzünün bütün sakinlerini etkisi altına alan mücadele ortaya konulmaktadır.


Yazar dünyamızda var olan doğruyla yanlış, gerçekle yanılgı arasındaki savaşı tanımlamaktadır.


ELLEN G. WHITE SERİSİ


GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA (2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: Prophets & Kings


Peygamberlerin öyküsü, 1. ciltte kaldığı yerden devam ediyor. Davut’un oğlu Süleyman, İsrail Krallığına tarihinin en zengin ve en görkemli dönemini yaşattı. Bu ciltte, Tanrı’nın seçtiği halkın O’nun isteğini yapmaktan nasıl adım adım uzaklaştığını görüyo- ruz. Yaptıkları seçimin sonuçlarına acı ve ıstırap içinde nasıl katlandıklarını, sonunda Tanrı tarafından nasıl dışlandıklarını okuyoruz. Yaşamımızda lanet ve belalar yerine bereketlere ka- vuşmak için sakınmamız gereken hataları bize öğreten bir kitap...







BATIL İNANÇLAR – Kapılma ve Kurtulma


Yazar: Kurt Hasel


Orijinal Adı: Der Zauber des Aberglaubens


İster Avrupa’dan alınmış olsun –bu kitapta bolca örneği olduğu gibi– ister Çin’de karşımıza kemik biçiminde, isterse Türkiye’deki gibi nazar biçiminde çıkmış olsun, batıl inançlar her devir ve kültürde olagelmiştir.


Çünkü insanlar nerede olurlarsa olsunlar, üç temel soruya yanıt arayıp durdular.


  •      Geleceği nasıl bilebilirim?

  •      Nasıl mutlu olabilirim, olumsuz etkilerden nasıl korunabilirim?

  •      Ölümden sonra ne olacak, ölülerle nasıl iletişim kurabilirim?




BİNLERCESİ KIRILACAK


Yazar: Susi Hasel Mundy


Orijinal Adı: A Thousand Shall Fall



Hitler Almanya’sında inançlarını sürdürmeye cüret eden bir asker ve ailesinin nefes kesen öyküsü.











YETENEKLİ ELLER


Yazar: Carson / Murphey Orijinal Adı: Gifted Hands


Aynı zamanda filmi de yapılmış olup, en çok satan kitaplar listesinde yıllardır milyonlarca adet satan bu kitapta ölmekte olan çocuklara ikinci bir şans veren olağanüstü bir cerrahın öyküsü anlatılmaktadır. Dr. Ben Carson, beyin cerrahisinde- ki umut olmayan yere umut getiren yeniliklerle tüm dünya- da tanınmaktadır.








KADERİ DEĞİŞTİREN – KUTSAL KİTAP ÇALIŞMA KİTAPÇIKLARI SERİSİ


5 adet kitapçıktan ve 1 adet promosyon kitabından oluşan bu seride Kutsal Kitap’ın Yaratılış öyküsünden, son bölüm olan Vahiy kitabına kadar tüm bölümler, kendi kültürümüze has öykü- lerle süslenerek, anlaşılır ve kolay bir dille anlatılmış olup, hem inanlı topluluğunuz, hem ken- diniz, hem de çevrenizdeki insanlar için muhteşem bir başvuru kaynağı olacaktır.







EN ZENGİN MAĞARA ADAMI


Yazar: Batchelor / Toker


Orijinal Adı: The Richest Caveman


Gerçekten yaşanmış bir öykü… Milyoner bir baba ile gösteri dünyasında çalışan bir annenin oğlu olan genç Doug Batchelor, paranın satın alabileceği her şeye sahipti. Mutluluk hariç her şeye. Uyuşturucu kullandı, okulda kavgalar çıkardı ve intihar düşüncesiyle hayaller kurdu. Kendinden tiksinen ve hayatın hiçbir amacı olmadığına inanan Doug, yaşayabileceği tüm eğ- lence ve heyecanları yaşamayı kafasına koydu. Onun aradığı mutluluk sürekli kendisinden kaçıyordu, ta ki bir dostun mağa- rasında bıraktığı tozlu bir kitabı bulana dek. Bundan sonra olanlar ancak mucize olarak açıklanabilir.




RUHLAR DÜNYASINA YOLCULUK


Yazar: Roger J. Morneau


Orijinal Adı: A Trip into the Supernatural


Gerçekten yaşanmış öyküler ve deneyimler içeren bir kitap. Küçüklüğünde ve savaş zamanında yaşadığı deneyimler Roger’i Allah’tan uzaklaştırmış, sonunda O’ndan nefret etmesine ve satanistlerin bir kulübüne katılmasına neden olmuştu. Fakat daha sonra sevgi dolu bir Tanrı’yı keşfederek iblislere ibadetten ayrılmak istedi. İşte Roger’in satanizmin dehşet verici dünya- sından ilahî müdahaleyle kurtuluşunun öyküsü.






BEREKET DAĞINDAN DÜŞÜNCELER


Yazar: Ellen G. White


Orijinal Adı: Thoughts From the Mount of Blessing


Mesih’in Mutluluk Vaatleri Dağı’ndan söylemiş olduğu sözler, zamanın sonuna dek gücünü koruyacaktır. Her bir cümle, gerçeğin hazine dairesinden gelen bir mücevherdir. Bu konuş- mada ifade edilen ilkeler, tüm çağlar ve tüm sınıflardan insanlar için geçerlidir. Mesih, ilahî enerji ile, birbiri ardınca pek çok sınıfı, doğru karakterler edindikleri için bereketlenmiş olarak ilan ederken, onlara olan inancını ve umudunu açıkladı. Herkes, Yaşam Kaynağı’nın verdiği yaşamı sürerek, O’na iman aracılığıy- la, O’nun sözlerinde ortaya konulan standarda ulaşabilir.








DVD SERİSİ:



BİZİM MİRASIMIZ


Orijinal Adı: Our Heritage – SDA Church History Yedinci–Gün Adventistleri tarihinin anlatıldığı bir DVD.










YEDİNCİ GÜN


Orijinal Adı: The Seventh Day


5 DVD’den oluşan Türkçe altyazılı bu sette Yedinci–Gün Sebt’inin tarihçesi detaylı olarak anlatılmaktadır. Hiç merak ettiniz mi, dün- ya üzerindeki yaşam bir tesadüfle mi başladı? Neden haftanın 7 günü var? Allah haftanın bir gününü neden diğerlerinden ayrı tuttu? Yaratılıştan bugüne dek Sebt Günü’ne inanan insanların izlerini süreceğiz.







ISSIZ ADADAN GÖNDERİLEN MEKTUPLAR


Orijinal Adı: Letters from a Lonely Isle


2 DVD’den oluşan bu seride Pastör Mark Finley, Kutsal Kitap’ın Vahiy bölümündeki, günümüz Türkiye’sinin Ege Bölgesinde bulu- nan Yedi Kiliseler’i ve Yunanistan’ın Patmos adasını ziyaret etmek- tedir. Bu belgesel, Küçük Asya’da bulunan ve Roma İmparatorluğu zamanında birçok tehlikelerle ve zorluklarla karşılaşan, Efes, İz- mir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfiya ve Laodikya inanlı topluluk- larının durumunu anlatmaktadır.








BROŞÜRLERİMİZ:


YEDİNCİ–GÜN ADVENTİST TOPLULUĞU


Yedinci–Gün Adventistleri kimlerdir? Neye inanırlar? Ana dokt- rinleri nelerdir? Tarihçemiz, yaşayışımız nasıldır?






CEP BROŞÜRLERİ SERİSİ – SONUN BELİRTİLERİ:


İSA YENİDEN GELDİĞİNDE


İsa nasıl gelecek? Yeniden geldiğinde ne olacaktır? Belirtiler neler- dir? Nasıl hazır olabilirsin?


BEN KİM’İM?


İsa’nın kim olduğunun açıklandığı bu broşürde O’nun özellikleri çeşitli açılardan ele alınmaktadır.


SONSUZA DEK YAŞAYABİLİRSİN


Sonsuz yaşam nasıl elde edilebilir? Lütuf ne demektir? Nasıl kur- tulunur? Sonsuz yaşam formülü nedir?


HATIRLANMASI GEREKEN BİR GÜN


Sebt (Şabat) Günü’nün anlamı ve öneminin kısaca anlatıldığı bu broşür, onun nasıl tutulabileceğine yönelik kısa talimatlar içer- mektedir.







Aslında öykünün başkahramanı, daha sonra öyküden kaybolan Vaşti’dir. Onun iffeti ve ilkelerine sadık kalması, Ester için yolu açmıştı. Ancak bazı durumlarda ilkeli duruş her zaman iyi sona götürmeyebilir. Eylemlerimizin sonucunu bilmesek bile neden ilkeli bir duruşa sahip olmak zorundayız?


Yeremya


irçok dilde olduğu gibi Kutsal Kitap’ın İbranicesi, söylediklerinden çok farklı anlama gelen deyimler, sözler veya ifadelerle doludur. Buna örnek olarak, iki İbranice söz- cüğün birleşiminden oluşan mi-yittan sözcüğünü verebiliriz: Mi, bir soru zamiri


olan “kim?”; yittan ise “verecek” anlamına gelmektedir. Böylece “kim verecek?” sözcüğü- nü elde ederiz.


İbranice Kutsal Kitap’ta bu ifade, bir istek, bir arzu ve birisinden kötü bir şey isteme fikrini vurgular.


Örneğin Mısır’dan kaçtıktan sonra İsrail halkı çölde zorluklarla karşılaşmış ve şöyle haykırmıştı, “Keşke RAB bizi Mısır’dayken öldürseydi!” (Çıkış 16:3). Buradaki “keşke” ifadesi, mi-yittan’dan gelmektedir. Mezmurlar 14:7’de Davut şöyle inlemişti, “Ah (keş- ke), İsrail’in kurtuluşu Siyon’dan gelse!” İbranicesinde “Ah” denmiyor; mi-yittan deni- yor. Eyüp 6:8’de Eyüp “Ah (keşke) dileğim yerine gelse” diye yalvardığında, “Ah” sözcü- ğü mi-yittan’dan gelmektedir.


Diğer bir yerde de karşımıza çıkıyor, bu kez Yasa’nın Tekrarı 5:29’da. Musa geçmişte Allah’ın takdirlerini anlattıktan sonra, İsrail halkının ölmemesi için onlara Rab ile olan konuşmasını hatırlatmaktadır. Musa’ya göre Rab onların ricalarını kabul etmiş sonra da şöyle söylemişti: “Ah (keşke) benden korksalardı ve bütün buyruklarıma uymak için her zaman yürekten istekli olsalardı!”


“Ah” olarak çevrilen sözcük mü? Evet, mi-yittan.


İnanılmaz! Burada Rab—Yaratıcı Tanrı, uzayı, zamanı ve maddeyi yapan, bir sözüyle dünyamızı var eden, Adem’in burnuna yaşam soluğunu üfleyen Biri—genelde zayıflığı ve insani sınırları çağrıştıran bir ifade telaffuz etmektedir.


İşte size özgür irade gerçeği. Büyük mücadelenin ortasında Allah’ın yapabilecekleri- nin sınırlarından bahsedelim. Mi-yittan’ın buradaki kullanımı, Allah’ın bile özgür iradeyi çiğnemek istemediğini açıklıyor (bir an için yapmış olsaydı, artık bu özgür olamazdı).


Şimdi, eğer Eski Ahit’te, Allah’ın insanların O’na itaat etmeyi arzulamasını ve insan- ların da böyle yapmama eğilimini açıklayan bir kitap varsa, bu çeyrek yılın konusu olan Yeremya kitabı olurdu. Kadim yakın doğudaki büyük jeopolitik değişimlerin arka planını sergileyen Yeremya kitabı, Allah’ın mesajını çoğu kez dinlemek istemeyen insanlara tutku ve sadakatle vaaz eden peygamberin hizmetini ve mesajını nakletmektedir.


Imre Tokics, PhD, Pecel, Macaristan’da Adventist Teoloji Yüksek Okulunda Eski Ahit Departmanı başkanıdır. Eski Ahit ve Musevi Dini Bilimleri profesörü olup aynı zamanda Hukuk Doktoru (LLD) ünvanına sahiptir.








Eski Ahit’te İsa


Ağustos 9



“Bunun için Rabbimiz’e tanıklık etmekten de Onun uğruna tutuklu bulunan ben- den de utanma. Tanrı’nın gücüyle Müjde uğruna benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger. Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlanmış, şimdi de O’nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır. Kurtarıcımız Mesih İsa ölümü etkisiz kıl- mış, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde aracılığıyla ışığa çıkarmıştır.” (2Ti 1:8, 9).


İşlerle kurtuluşun boşunalığı konusundaki ünlü ayetler yanında bu ayetler kurtu- luşun sonsuz tabiatını ortaya koyar; kurtuluşumuzun planının çok ama çok uzun zaman önce formüle edildiğini gösterirler.


O halde tüm Eski Ahit’te İsa Mesih’in öyle ya da böyle açıklanmış olması sürpriz değildir. Özellikle de İsa’nın gerçekten Mesih olduğunu açıkça gösteren peygamber- likler çok dikkat çekicidir.



Hepsi de İsa’yı ima eden şu Eski Ahit ayetlerini okuyun. O’nun hakkında ve O’nun Mesihlik rolü hakkında ne söylüyorlar Yşa 61:1, Dan 9:24–27, Yşa 7:14, 9:6, 42:1–9.









Peygamber Yeşaya, İsa’nın hizmetini şu sözlerle tarif etmişti: “İşte kendisine des- tek olduğum, Gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum! Ruhum’u onun üzerine koydum. Adaleti uluslara ulaştıracak. . . Ben, RAB, seni doğrulukla çağırdım, elinden tutacak, seni koruyacağım. Seni halka antlaşma, uluslara ışık yapacağım. Öyle ki, kör gözleri açasın, zindandaki tutsakları, cezaevi karanlığında yaşayanları özgür kılasın” (Yşa 42:1, 6, 7).








Çağların Arzusu


Ağustos 10



İsa Mesih hem inanlı topluluğunun hem de dünyanın Rabbi’dir. O’nun gelişi, Yahudilerin de ötesine yayılan, kurtulmuş olan topluluğun Eski Ahit beklentisinin gerçekleşmesidir. İsa’nın gelişi, özellikle de O’nun acıları ve dirilişi, müjde bağla- mında Yahudi olanlar ile olmayanlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı yeni bir çağa götürmektedir. Yeruşalim en azından bir süre merkez olarak kalacaktı. Ancak ayrılışın nedeni artık Yeruşalim’deki Hirodes’in tapınağı değil, bilakis Mesih’e iman eden Yahudilerdi; onlar canlı bir tapınak haline gelmişlerdi. Bu Hıristiyan Yahudileri, o zamanlar ilk inanlı topluluğunda müjdeyi tüm dünyaya götürmeye çağrılmış olan İsrail’in gerçek “bakiye kalanlarıydı.”


Kurtarıcı olarak Mesih’in evrensel hizmetinin dünya çapındaki bu ilanı, O’nun doğumunda, çocukluğunda ve vaftizinde tekrarlanmıştı.



Şu ayetler İsa’nın dünyaya evrensel hizmeti hakkında ne öğretiyor?


Luka 2:8–14



Luka 2:25–33



Luka 3:3–6



Yu 1:29



Hiç kuşkusuz İsa tüm insanlığın Kurtarıcısı olarak geldi. Hizmet bağlamında bu gerçek bizler için ne anlam ifade ediyor?


“İnanlı topluluklarımızda hizmet ruhu yeniden canlanmalıdır. İnanlı topluluğu- nun her üyesi, hem kendi ülkesinde hem de yabancı ülkelerde Allah’ın işini ileriye götürmeye nasıl yardımcı olacağını öğrenmelidir. Hizmet alanlarında yapılması gere- ken işin ancak binde birlik kısmı yapılabilmiştir. Allah çalışanlarına kendisine yeni bölgeler eklemesi çağrısı yapmaktadır. Sadık çalışanları bekleyen, emek verilmesi gereken zengin iş alanları mevcuttur.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 29.







Yahudiler’e Müjde


Ağustos 11



“Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim” (Matta 15:24).


Halkın arasına ilk çıkışıyla, çarmıha gerilişi arasında İsa’nın hizmeti neredeyse yalnızca Yahudiler’e yönelikti, özellikle Celile’de. Rab kendisini önce İsrail’e açıkla- mıştı. Çarmıh’tan önce diğer uluslardan olanlara çok az iyi haberin mesajı vardı. Açıkçası İsa, kaybolan insanlık adına Allah’ın genel hizmetinde yer almaları, amaç edinmeleri ve rol almaları için Yahudi halkını uyandırmak istiyordu. Allah’ın mesajı- nın dünyaya tanıklığı için İsrail büyük bir fırsata sahip olacaktı.



Matta 10:5, 6’yı okuyun. İsa burada neden böyle bir şey söylemişti? Me- sih’in yapmaya geldiği şeye evrensel açıdan bakarak ve genel olarak hizmet bağlamında bu sözleri nasıl anlamalıyız? Bu ayeti Matta 28:19 ile kıyaslayın.



İsa’nın yaşamını ve hizmetini göz önüne aldığımızda, O’nun düşüncesini, idealle- rini, ilkelerini ve planlarını bir yana, bu amaçları gerçekleştirme tarzını başka bir yana koyarak net bir ayrım yapmak zorundayız. Gündelik yaşamında ve hizmetinde, O kendisini Yahudi kültürüyle özdeşleştirmişti, tıpkı Eski Ahit’in Mesih’i önbildirdiği gibi. Ancak O’nun enkarnasyonunun etkisi evrensel çaptadır. O, ölümü ve dirilişi sayesinde dünyanın günahlarını taşıyabilirdi (Yu 1:29).


Burada hizmetin tesis edilmesi için önemli bir dini ilke bulmaktayız. İlk hareket, güçlü ve kalıcı bir coğrafi ve kültürel temel kurmak amacıyla merkez yaratmaya yöneliktir: İsrail ve Yahudi halkı. Bu gerçekleştirildiğinde, hizmet merkezden dışarıya doğru açılarak genişlemelidir.








Diğer Uluslara Müjde


Ağustos 12



İsa zamanının büyük bölümünü, kültürel bağlamda hizmet ederek, Yahudiler arasında geçirmiş olsa da, öğretilerinde ve hizmetinde, görevinin evrensel olduğunu açıkça belli etmişti. Müjde başta İsrail olmak üzere tüm uluslara vaaz edilmeliydi. Diğer ulusların kurtuluşu, Allah’ın planının bir parçasıydı. İsa’nın öğretilerinde so- mutlaşmıştı.



İsa’nın aşağıdaki öğretileri Yahudi olmayan insanlara hizmete nasıl işa- ret etmektedir?


Matta 5:13, 14



Mar 14:9



Luka 14:10–24



Matta 13:36–43



İsa’nın çoğunlukla Yahudiler arasında hizmet etmiş olması gerçeğine karşın, O’nun hizmetinin en baştan beri tüm dünya için olduğunda kuşku yoktur. Daha vaftizinde Vaftizci Yahya açıkça şöyle söylemişti: “Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldi- ğini görünce şöyle dedi: ‘İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!’ ” (Yu 1:29). Dünya (Grekçe kosmos) sözcüğü, Müjdeler’de yaklaşık yüz kez geçmekte- dir. Bunların yarısı, dünya çapında bir Kurtarıcı olarak İsa’yı ima etmektedir.








Büyük Görev


Ağustos 13



İsa, dirilişi ile göğe alınışı arasındaki 40 günü, öncelikle dünya çapındaki müjde- cilikleri için öğrencilerini ve inanlı topluluğunu hazırlamakla geçirmişti. En iyi bili- nen ve alıntısı yapılan diriliş öyküsü, Matta’nınkidir. Ancak bu süreç içerinde, diril- miş olan Mesih’in müjde hizmetine dair vermiş olabileceği daha fazla detay içeren başka durumlar da vardı. Yeruşalim’de iki, Celile’de iki (birisi Taberiye Gölü, biri tepenin doruğunda) olmak üzere İsa’nın belirdiğini ve Elç 1:1–14’de geçen toplantı- ya dair raporu görmekteyiz.



Müjdeler’de ve Elçilerin İşleri’nde, değişik açılardan Büyük Görev öykü- süyle meşgul olan beş adet yapısal ortam söz konusudur: Celile’deki dağda (Matta 28:16–20); masada (Mar 16:14–16); üst odada (Yu 20:19–23); sahilde (Yu 21:15–17); ve göğe alınmadan hemen önce (Elç 1:6–9). Tüm bu olaylar- daki ortak olan anahtar hususlar nelerdir?








Kutsal Ruh’un ve İsa’nın sözlerine itaat etmenin gücü altında elçiler kadim dün- yaya çabucak yayıldılar. Pavlus Akdeniz’in kuzey kıyılarında vaaz verdi; Filipus ise Samiriye’de çalıştı. İlk Hıristiyan geleneğine göre Matta Etiyopya’ya ve Tomas da Hin- distan’a yolculuk yaptı.


Küçük bir grupla işe başlayıp, birçok muhalefete maruz kalsalar da, Rab’bin lüt- fuyla bu sadık takipçiler müjde mesajını dünyaya yayabildiler. Hataları, eksiklikleri, korkuları, şüpheleri ve uğraşları ne olursa olsun, çağrıyı kabul ettiler ve dünyanın kurtuluşu için çalıştılar. Yani, İsa hakkında öğrendiklerini, İsa’dan elde ettiklerini başkalarıyla paylaşmak için çaba gösterdiler. Aslında Hıristiyanlık da bu değil mi?






Ağustos 14


Ek Çalışma: Matta’ya göre İsa, “Göksel egemenliğin bu Müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünyanın her yerinde duyurulacak. İşte o zaman son gelecek- tir” (Matta 24:14) diye önbildirmişti. Aynı zamanda Kutsal Yazılar diğer bir hususu da açığa kavuşturmaktadır: “O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez” (Matta 24:36). Ayrıca İsa’nın sözlerine de dikkat edin: “Baba’nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri bilmenize gerek yok” (Elç 1:7).


Müjdenin iyi haberi vaaz edilmiş olup, daha önce hiç olmadığı kadar vaaz ediliyor olsa da ve Mesih’in gelişinin pek yakında olacağına inanıyor olsak da, tarihlere kapı- lıp bunlar üzerinde hiçbir zaman spekülasyonlar yapmamalıyız. “Allah’ın açıklama- dığı zamanlara ve vakitlere ilişkin spekülasyonlara dikkatimizi vermemeliyiz. İsa öğrencilerine ‘uyanık olun’ dedi fakat belirgin bir zaman için değil. O’nun takipçileri, Kaptan’ın emirlerini dinlemek durumundadırlar; Rab’bin gelişinin vakti yaklaşırken onlar gözlemeli, beklemeli, dua etmeli ve çalışmalıdırlar.”—Ellen G. White, Selected Messages, Kitap 1, S. 189.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 20:08 (İstanbul)





*Ağustos 15–21

Kültürlerarası Müjdecilik













Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yu 4:4–30, Matta 8:5–13, Mar 5:1–20, Matta 15:21–28, Luka 17:11–19, Yu 12:20–32.



Hatırlama Metni: “İşte Kulum, O’nu ben seçtim. Gönlümün hoşnut olduğu sevgili Kulum O’dur. Ruhum’u O’nun üzerine koyacağım, O da ada- leti uluslara bildirecek” (Matta 12:18).

Kendi yerel inanlı topluluğunu düşün. Yukarıda vurgulanan fikre ne kadar iyi bir örnek olmaktadır—yani sonuçta başkalarına erişebilmek adına güç- lü ve kalıcı bir temele sahip midir? Birçok kendi içine kapanmış, kendi ihtiyaçlarını düşünerek tanıklık ve hizmeti ihmal eden inanlı toplulukları- nın karşılaştığı tehlikeden nasıl kaçınabilirsiniz?


sa’nın gençlik yıllarının çoğunu, kuşkusuz bölgede Yahudi olmayanların etkisin- den dolayı “Ulusların yaşadığı Celile” (Matta 4:15) olarak da bilinen Celile’de geçirmesi ne kadar ilginç. Kamu hizmetine başlamadan önce, İsa bu bölgede, Nasıra’da yıllarının büyük bir kısmını geçirmişti. Konumundan dolayı Nasıra, tüccar- ların karavanlarının ve Roma askeri birliklerinin geçtiği ana güzergâhlara yakındı. Bunun neticesinde, İsa tüm gençlik yıllarında Yahudi olmayanlarla ilişki içinde ol-


muş olmalıydı (Mısır’da geçirdiği zamanı saymazsak).


Nasıra’daki reddedilişinden sonra (bkz. Luka 4:16–31), İsa hizmetini kozmopolit bir Celile kenti olan Kefernahum’da yoğunlaştırdı. Diğer uluslardan olanlarla ve on- ların dünyalarıyla ilişkisi, O’nun hizmetini ve öğretisini önemli ölçüde etkiledi. İs- rail’e odaklanmış olsa bile, O’nun ilgisi daha geniş bir dünyayaydı. Vaftiziyle, göğe alınışı arasında geçen üç yıldan fazla bir süre boyunca, İsa en az altı fırsatta diğer uluslardan olan kişilerle doğrudan ilişki kurmuştu. Bu hafta, bu ilişkilerin anlatıldığı müjde öykülerine bakacağız.



*22 Ağustos Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Samiriyeli Kadın


Ağustos 16



İsa’nın zamanında kadim İsrail üç vilayete bölünmüştü: Celile, Samiriye ve Ya- huda. Samiriye, Celile ile Yahuda arasında yer alıyordu. Samiriyeliler, İsrail’in Tanrı- sı’na ibadet ederlerdi fakat Yahudiler gibi değil. İlk hizmet alanı olarak Samiriye elçiler açısından idealdi, zira coğrafi açıdan İsrail’e yakındı.



Yu 4:4–30’u okuyun. İsa’nın Yahudi olmayanlara nasıl tanıklık ettiği ko- nusunda bu öyküden ne öğrenebiliriz? Bu kadına erişebilmek adına İsa hangi yollarla zorunlu geleneklerin dışına çıkmıştı?








Samiriyeli kadın uyanıktı, halkının tarihi konusunda iyi bilgi sahibiydi ve zekice so- rular sormaktaydı. Konuşmayı kendi sorduğu sorularla yönetmekteydi. Buna karşılık İsa, kadına ruhsal açıdan yarar sağlayacak şekilde onun sorularına ve ifadelerine yanıt veriyordu. İsa’nın konuşmayı değiştirdiği tek nokta, evli olmadığını fakat birçok kocaya vardığını bildiği kadına kocasını getirmesini söylediği andı. Tabii ki ona bunu yapması- nı söylemekle İsa ona yaklaşabilmenin yolunu açmıştı ancak kadın bundan rahatsız oldu. Buna karşın böyle davranmakla, İsa ona güçlü bir tarzla tanıklık edebildi.


Ayrıca Yu 4:27’de ne olduğunu da gözden kaçırmamalıyız. Öğrenciler, İsa’nın ya- bancı bir kadınla konuşmasına şaşırmışlardı. İsa birkaç Yahudi geleneğini ihlal etmişti: birincisi, Samiriyeli bir kadından su istemek; ikincisi de onunla yalnız kalmak. İsrail’de bir adam, aile üyesi olmadıkça bir kadınla tek başına kalamazdı. İsa, İsrail’de iken Yahudi adetlerini yerine getirmişti. Ancak Samiriye’de Yahudi bölgesi dışındaydı ve Yahudi geleneklerine bağlı değildi, başka yerde görmüş olduğumuz gibi, İsa insan ya- pımı gelenekler ve buyruklar ile Allah’ın kurallarını birbirinden ayırmıştı.








Romalı Subay


Ağustos 17



Matta 8:5–13’ü okuyun (ayrıca bkz. Luka 7:1–10). Bu öykü, bize en geniş kültürel bölünmelerin bile müjde uğruna ihlal edilebileceği konusunda ne öğretmektedir?



Kefernahum’da yüzbaşı rütbesindeki bir Romalı subay İsa’yı arıyordu. Yahudiler, işgalden dolayı Roma ordusuna karşı kin duyuyordu ve birçok Romalı da Yahudi- ler’den nefret etmekteydi. Büyük kültürel ve siyasi ayrılığa rağmen, burada bu Roma- lı ve Yahudiler arasındaki yakın ilişkiyi görebiliriz.


Luka’nın öyküsünde, yüzbaşının İsa’yı getirmeleri için “Yahudiler’in ileri gelenle- rine” (Luka 7:3) başvurduğu söylenmektedir. Ve ilginç olan, onlar da öyle yapmışlar ve İsa’dan gidip adamın hizmetkârını iyileştirmesini rica etmişlerdi. Bu ihtiyarlar kimdi? Ayet bunu söylemiyor fakat onların diğerlerine nazaran İsa ile daha farklı bir ilişki içinde olduklarını düşünebiliriz.


Görünen o ki, yüzbaşı imanlı bir adamdı; İsa’ya, “yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir” (Matta 8:8) ifadesi, onun İsa’ya olan inancı hakkında müthiş bir tanıklıktır. Yüzbaşı “kendisinin Mesih olduğunu iddia eden Kişi’yi Yahudilerin kendilerinin kabul edip etmeyeceğini görmek için beklemedi. “Tüm insanları aydınlığa kavuş- turmak için dünyaya gelen ışık” (Yu 1:9) onun üzerinde parladığında uzakta olma- sına rağmen, Tanrı’nın Oğlu’nun görkemini fark etti.”—Ellen G. White, Sevgi Öğ- retmeni, S. 297.


Yüzbaşı, Yahudilerin dini duyarlılıklarını anlamış ve saygı göstermişti. Yasaya göre bir Yahudi’nin, Yahudi olmayan birinin evine girmesine izin verilmediğini biliyordu; bu durumda İsa’nın uzaktan hizmet etmesini talep etmişti. Hizmetkâr iyileşmişti. Yahudi olmayan yüzbaşının imanı ödüllendirilmişti. İsa, tüm dünyadan insanların Yahudi atalarıyla bir araya geleceği Mesihî şölenin yapıldığı o büyük günün örneği olarak yüzbaşıya işaret etmişti.








Cinlerle Uğraşmak


Ağustos 18



Luka 8:26–39 ve Matta 15:21–28’i okuyun. Bu öyküler, İsa’nın Yahudi olmayanlarla olan ilişkisini anlamamıza nasıl yardımcı oluyor? İsa’nın Ke- nanlı kadına söylediklerini nasıl anlamalıyız? Ayrıca İsa’nın “antlaşma hal- kının” parçası olmayanlara yapmış olduğu hizmeti gören öğrenciler bundan ne gibi dersler almış olmalıydılar?





Gerasa bölgesi, daha önce Greklerin egemen olduğu bir alandı fakat Yahuda’nın Roma vilayetinin bir parçası olmuştu. Mezarlıkta yaşayan adam açıkça cinlere tutul- muştu ve bu cinnet kendisini korkunç bir şekilde göstermişti. Adam gerçekten ilahi bir yardıma muhtaçtı ve bunu da elde etti.


Cinlerden kurtuluşun Yahudiler’e ait olmayan bir bölgede meydana gelmesi, do- muzların mevcudiyetinden anlaşılmaktadır. İlginç olan şey, domuz sürüsü boğuldu- ğunda meydana gelen ekonomik kayba karşı tepki gösterilmesiydi; kent halkı İsa’nın bölgelerini terk etmesini rica etti. Buna karşılık İsa, iyileştirilen adama orada kalma- sını rica etmişti. O, kendi halkına İsa hakkında tanıklık etmeliydi; ayrıca hiç kuşku- suz değişmiş olan hayatı, sözlerden bile daha güçlü bir tanıklık olacaktı.


Bir sonraki olayda Sur ve Sayda bölgesinden bir çocuk “cine tutulmuştu, çok kötü durumdaydı” (Matta 15:22). Kenanlı bir kadın olan annesi o bölgenin kültürel bir eritme potasını örnekliyordu. Onun Kenanlı soyu, İsrail Yeşu liderliği altında orayı miras olarak aldığında, ülkelerinden sürülmüştü. Yine burada da İsa’nın tam olarak İsrailli olmayanlara eriştiğini görüyoruz.


İsa onunla konuşmasında sert bir dil kullanmış, halkını köpeklere benzetmişti fakat bu onun imanını sınamış ve ihtiyaç duyduğu şifa için tevazu göstermesine neden olmuştu.


“Kurtarıcı bundan memnun olmuştur. Onun kendisine duyduğu imanı sınamış- tır. İsa tavırlarıyla, kendisine İsrail’den dışlanmış gözüyle bakılan kadının artık bir yabancı olmadığını; aksine Tanrı’nın ailesinin bir ferdi olduğunu göstermiştir. Bir çocuk olarak Baba’nın armağanlarını paylaşma hakkına sahiptir. İsa şimdi onun dileğini yerine getirir ve öğrencilerine verdiği dersi bitirir.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 387.


Onların anlayışlarına zıt olarak müjdenin işleyişi sadece Yahudiler için değildi, diğer uluslara da gitmeliydi.







On Cüzamlı


Ağustos 19



Luka 17:11–19’u okuyun. Milliyetimiz ve kökenimiz ne olursa olsun bu- rada bizim için nasıl bir ders vardır?



Öncelikle talihsiz adamların hepsinin İsa’yı tanıdıklarına dikkat edin. O’na hem ismiyle hem de ünvanıyla seslenmişler, müdahale etmesini istemişlerdi. İlginç olan, orada derhal şifa bulmamışlardı. Levililer 14:2’de belirtildiği gibi gidip kendilerini kâhinlere göstermeleri söylenmişti. Onların hemen dönüp gitmeleri, O’na ve O’nun şifa verici gücüne inandıklarını göstermektedir.


Ancak sadece Samiriyeli olan, İsa’nın yaptığı şey için şükretmişti. Diğer dokuzu kâhine gitmeyi unutmamıştı ancak Şifacı’larına teşekkür etmeyi ihmal etmişlerdi. Ayetlerde okuduğumuz gibi Samiriyeli kâhinlere henüz gitmeden geri dönmüştü. Ayet, diğer dokuzunun Yahudi olduğundan bahsetmese de, konumları bunu olası kılmaktadır; Luka’nın onu Samiriyeli olduğunu belirtmesinden ve İsa’nın onu bir “yabancı” (Luka 17:18) olarak anmasından dolayı diğer dokuzunun aslında Yahudi olma olasılığı çok fazladır. Yahudiler’in Samiriyeliler ile ilişkide bulunmamasına karşın, hastalıkları bu engelleri aşmaktadır. Ortak talihsizlikleri ve trajedileri, Albert Schweitzer’in de dediği gibi “acıda paydaşlık” etnik ayrılığı ortadan kaldırmıştı. Ortak ihtiyaçları olan arınma, şifa ve kurtuluş onları hep birlikte İsa’ya getirmişti.


Ancak Samiriyeliler ve diğer yabancılar İsa’nın hizmeti için acil hedef değillerdi— “Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim” (Matta 15:24). O, öncelikle Yahudiler arasında sağlam bir müjdeciliğin temelini kurmayı planlamıştı. Ancak hizmeti boyunca takipçilerine müjdenin tüm dünyaya gitmesi gerektiğini kanıt- lamıştı. Bu husus, sadece dirilişinden sonra açıklığa kavuşsa da, İsa bundan önce de dünya hizmetinin onların asıl görevi olacağı yönünde öğrencilerinin zihnini açacak şeyler yapmıştı.








Grekler ve İsa


Ağustos 20



“Bayramda tapınmak üzere Yeruşalim’e gidenler arasında bazı Grekler vardı. Bunlar, Celile’nin Beytsayda Kenti’nden olan Filipus’a gelerek, ‘Efen- dimiz, İsa’yı görmek istiyoruz’ diye rica ettiler. Filipus gitti, bunu Andreas’a bildirdi. Andreas ve Filipus da gidip İsa’ya haber verdiler. İsa, ‘İnsanoğ- lu’nun yüceltileceği saat geldi’ diye karşılık verdi.” (Yu 12:20–23). Bu olay, insanların her yerde kurtuluş, umut ve sadece İsa’da bulunan yanıtlar için samimi feryatlarını anlamamıza nasıl yardımcı olur?





Bu Grekler, muhtemelen bayramda Yeruşalim’e tapınmaya geldiklerinden ötürü Yahudi olmuşlardı. Yorumcular, bu Greklerin Yahudi olmalarına rağmen, Grek is- mine sahip olduğundan dolayı onu kendilerine yakın bulduklarından Filipus’a gittik- lerine dikkat çekmektedir. Böylece öncü müjdecilik işi, kültürel duyarlılığa ve insan- ları Mesih’e kazandırmak isteyen, samimi bir anlayışa sahip yabancı müjdeciler tarafından gerçekleştirilse de, en etkili hizmet, hedef kitleyle aynı özgeçmişe sahip olanlar tarafından yapılır.


Grekler İsa’nın çarmıha gerilişinden sadece günler önce gelmişti. Onlar hiç kuşku- suz O’nun acıları, ölümü ve nihai zaferinden bahseden sözlerinden çok etkilenmişler- di. (Göklerden gelen ses de onlara bu konuda düşünecek bir şey vermişti.) İsa, onların O’nu “görme” arzularından dolayı cesaret bulmuş olmalıydı. Onların bu teşebbüsü, dünyanın Mesih’te değişmeye başlamasının sinyalini veriyordu. Hatta Ferisiler bile şöyle haykırarak kabul ediyorlardı, “Bütün dünya O’nun peşine takıldı” (Yu 12:19).


Burada gördüğümüz şey, Yahudi olmayan adamların bile İsa’ya gelmek istemele- ridir. O’nun kefaret edici ölümüne hazır olan bir dünyaya ilişkin nasıl bir belirti! Ulusları, kabileleri ve dünyadaki insanları temsil eden bu Grekler, O’na yaklaşmış- lardı. Yakında Kurtarıcı’nın çarmıhı, tüm ülkelerin insanlarını ve daha sonraki tüm zamanları O’na doğru çekecekti (32. ayet). Öğrenciler de dünyayı müjdeyi almaya hazır halde bulacaklardı.






Ağustos 21

Ek Çalışma: “Size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçok insan gelecek, Göklerin Egemenliği’nde İbrahim’le, İshak’la ve Yakup’la birlikte sofraya oturacaklar. Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak” (Matta 8:11, 12). Bu sözler özel bir bağlamda, özel şahıslar için söylenmiş olsa da, buradaki ilkeyi gözden kaçırmamalıyız. Kendilerine büyük imti- yazlar, ruhsal ve teolojik gerçekler açısından büyük avantajlar verilmiş olanların dikkatli olmaları gerekir. Bizlere verilen gerçekler, bazı durumlarda başka hiç kim- senin vaaz etmediği ve öğretmediği gerçekler konusunda duyarsız kalmak çok kolay- dır. Öncelikle kendimizi bu gerçeklere adadığımızdan emin olmalıyız; sonra da bil- meyenlere bunları öğretmeye istekli olmalıyız.


Tartışma Sorusu:


¤ Çarmıh bizlere tüm insanlığın mutlak genelliğini göstermiştir. Allah’ın önünde hepimiz günahkârız ve hepimiz kurtuluş için lütfa ihtiyaç duyarız. Ancak birçok grup çoğunlukla kendisini diğerlerinden üstün görür. Bu yay- gındır ve tarih boyunca de hep öyle olmuştur. Ya senin durumun, etnik, sosyal, ekonomik veya kültürel grubun ne durumda? Senden farklı olanlara karşı kendinde ne tür bir üstünlük hissi duyuyorsun (kendini aldatma— sen de içinde bu duyguyu besliyorsun)? Bu davranışta yanlış olan şey nedir ve Çarmıh’ın dibinde bunu değiştirmeyi nasıl öğrenebilirsin?


¤ Kuyunun başındaki kadın geriye dönüp İsa hakkında kendi halkına ta- nıklık etmişti. Bu bize görevlerimiz ve halka ulaşmak için o kültürden kişi- leri kullanmanın önemi hakkında ne öğretir?



¤ Grekler İsa’yı görmek istiyorlardı. Hiç kuşkusuz O’nun hakkında bir şey- ler duymuş veya O’nun yaptığı bazı şeyleri bizzat görmüş olmalıydılar. İsa tabii ki şimdi göklerin görkemindedir ve inanlı topluluğu, O’nun halkı O’nu burada yeryüzünde temsil etmektedir. Bu husus, yaşadığımız tarzda bir ya- şam ve sunduğumuz tarzda bir tanıklık hakkında ne anlam ifade etmektedir?




Güneşin Batışı: 19:58 (İstanbul)





*Ağustos 22–28

Petrus ve Uluslar












Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Elç 2:5–21; 10:1–8, 23–48; Rom 2:14–16; Elç


10:9–22; 11:1–10; 15:1–35.


Kendi “konforlu bölgenden” ne kadar uzakta başkalarına hizmet etmeye razısın? Ne kadar uzağa gitmelisin?


Hatırlama Metni: “Petrus onlara şu karşılığı verdi: ‘Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. Bu vaat sizler, çocuklarınız, uzaktakilerin hepsi için, Tanrımız Rab’bin çağıracağı herkes için geçerlidir” (Elç 2:38-39).

etrus, diğer uluslardan olanlara kurtuluşu ilan eden ilk elçiydi. O, kuruluşun- dan sonra inanlı topluluğuna yıllar boyunca liderlik etmeyi sürdürdü, hem de Pavlus mükemmel bir şekilde uluslara hizmet etmeye başladıktan sonra bile. Pavlus ile birlikte Petrus, ilk inanlı topluluğuna ve onun liderliğine, en fazla Yahudi-


ler’in, Büyük Hizmet’in evrenselliğini anlamasına yardım etmişti.


Petrus, birleşik bir inanlı topluluğu için çaba göstermiş, Yahudi kültürünün iyi yönlerinden habersiz olan ve adetleri ilahi mutlakların özelliklerini üstlenmeye me- yilli olan diğer uluslardan imana gelmiş olanları birleştirmişti. Tüm öncü müjdeciler gibi, Petrus da ister Yahudi olsun ister olmasın, imanlının yaşamındaki değiştirile- mez ilahi mutlaklar ile kültürel, ilişkisel ve önemsiz sonuçların uygulamaları arasın- da ayrım yapmak zorundaydı. Böylece Yeruşalim konseyinde diğer uluslardan olan- lar hakkında “Onlarla bizim aramızda hiçbir ayrım yapmadı, iman etmeleri üzerine yüreklerini arındırdı” (Elç 15:9) diye ilan eden ve ilk inanlı topluluğunun birliğini tehdit eden meselelerle uğraşan kişi Petrus’du.


*29 Ağustos Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.





Ağustos 23


Pentikost Gününde Petrus


Göğe çıkmadan önce İsa’nın son sözleri müjdeci bir tabiata sahipti: “Yeruşa- lim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız” (Elç 1:8). Yine burada da müjdenin tüm dünyaya yayılması emrini görmekteyiz. Sadece 10 gün sonra, bu çağrı Petrus’un da anahtar rol oynamasıyla gelişmeye başladı.



Elç 2:5–21’i okuyun. Bu olay, müjdenin dünya çapında yaygınlaşması ko- nusunda Allah’ın niyetini ve bu bildiride Yahudiler’in oynayacağı rolü nasıl göstermektedir?





Büyük Görev’in ilk gerçekleşmesi Pentikost gününde oldu. Kutsal Ruh’un dö- külmesinde dünyanın müjdeyi alması amaçlanmıştı. Kutsal Ruh’un bu dökülüşü, Pentikost gününde büyük sonuçlar doğurmuştu. Ancak bu, ileriki yıllarda meydana gelecek daha büyük sonuçların sadece bir ön göstergesiydi.


Petrus’un vaazı, bugün bile geçerli olan birkaç önemli husus içermektedir: Birincisi, Eski Ahit peygamberlikleri ve vaatleri Mesih’te gerçekleşmiştir (Elç


2:17–21), öyle ki bu gerçek O’nun ölümü ve dirilişiyle olduğu kadar (22–24. ayet- ler), O’nun hizmetine eşlik eden güçlü işlerle ve belirtilerle açıklanmıştı.


İkincisi, İsa yüceltilmiş, Allah’ın sağ kolu olarak yerleştirilmiş ve şimdi Mesih ve her şeyin Rabbi olmuştur (33–36. ayetler). Tövbe eden ve vaftiz olan herkes, O’nda günahları için aflık elde eder (38, 39. ayetler).


Burada İsa’ya imanını aktif ve sesli olarak duyuran bir öğrenci Petrus görmekteyiz. O, inanlı topluluğunun ilk günlerinde güçlü bir lider olması için İsa tarafından çağrıl- mıştı. Pavlus’unkine nazaran daha az kozmopolit, etkili ve diğer kültürlere ve dinlere uyarlanabilir olsa da (bkz. Gal 2:11–14), Petrus Yeruşalim’deki Yahudi diasporasına olduğu gibi, müjdenin yaklaşık 15 ulusa yayılmasının yolunu açmıştı. Bu yolla, zama- nındaki Ortadoğu’ya müjdenin götürülmesi için önemli bir araç kullanmıştı.






Ağustos 24


Kornelius’un İmana Gelişi: 1. Bölüm


Elç 10:1–8, 23–48’i okuyun. Yahudi olmayan bu kişinin İsa’nın takipçisi olduğu bu öykü, bize kurtuluş ve tanıklık hakkında ne öğretiyor?








Roma ordusunda putperest bir subay olan Kornelius’un ailesi ve dostlarıyla ima- na gelişine, Centil Pentikostu denilmektedir. Elçilerin İşleri’nde geçen çok önemli bir öykü olup, ilk inanlı topluluğunun karşılaştığı en bölücü meselesidir—Diğer uluslardan olan biri, önce Yahudi olmadan Hıristiyan olabilir mi?


Yeruşalim de dahil tüm Yahuda’da Roma ordusunun karargâhı Sezariye’deydi. Kornelius, burada 600 askere komuta edilen altı bölük içinde İtalyan taburuna yüz- başılık etmekteydi. Onun adı, daha önceleri yıllarca Roma’ya büyük hasarlar veren Kartacalı bir general olan Hannibal’ı yenen meşhur bir Romalı ailesinin soyundan geldiğine işaret etmektedir. Daha da önemlisi, Kornelius Allah’tan korkan, ailesiyle birlikte ruhsal bir paydaşlıktan zevk alan, düzenli olarak dua eden ve muhtaçlara karşı cömert davranan bir adamdı. Allah onun dualarını duymuştu ve ona özel bir mesajla bir melek gönderdi.


“Allah’ın göğün ve yerin yaratıcısı olduğuna inanan Kornelius, O’na saygı gösteri- yor, O’nun yetkisini kabul ediyor ve hayatın tüm meselelerinde O’nun öğüdünü soruyordu. Ev hayatında ve resmi görevlerinde Yehova’ya sadıktı. Evine Allah’ın su- nağını kurmuştu, zira Allah’ın yardımı olmadan tasarılarını gerçekleştirmeye veya sorumluluklarını yerine getirmeye cüret edemiyordu.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 133.


Ayrıca sonunda Petrus ile karşılaşan Kornelius’a ne olduğuna bakın. Onun önün- de diz çöküp tapınırcasına ayaklarına kapanması, Petrus’u çok şaşırtmış olmalıydı. Böylece burada Allah’ın kayırdığı, inancında samimi olan bu adamın hala birçok gerçeği öğrenmek zorunda olduğunu görebiliyoruz, hem de en temel seviyedekileri; ki hiç kuşkusuz öğrenecekti.






Ağustos 25


Kornelius’un İmana Gelişi: 2. Bölüm


“O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: ‘Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadı- ğını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum’ ” (Elç 10:34, 35). Bu sözler bizim için devrim niteliğinde olmasa da, onlar için Petrus’un ağzından çıkan bu sözler şaşırtıcı bir itiraftı. Petrus’un kim olduğunu, nereden geldiğini, daha önceki ve halâ mücadele ettiği davranışlarını hatırlamak zorundayız. (Bkz. Gal 2:11–16.) Ancak hiç kuşkusuz onun Kornelius ile olan tecrübesi, kendi yollarındaki hataları daha açık bir şekilde görmesine yardım etmiş ve Allah’ın müjde mesajıyla ne yapmayı niyet ettiğine dair daha iyi bir resme sahip olmuştu.



Elç 10:33’ü okuyun. Kornelius, Petrus’a, bunca cahilliğine rağmen, Rab’bi izlemenin aynı zamanda O’na itaat etmek demek olduğunu anladığı- nı gösteren ne söylemişti?



Elç 11:14’ü okuyun. Böylesine dindar bir adam olan Kornelius’a bile müjdeyi yaymanın gerekliliğini gösterecek ne söylüyor?




Romalılar 2:14–16, Kornelius ile olanları anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır?




Gördüğümüz gibi, Kornelius diğer uluslardan olup, “Allah’tan korkan” (Elç 10:2) bir kişi olsa da hala daha çok şeyler öğrenmesi gereken biriydi (bizler de değil miyiz?). Ancak onun orucu, duası ve sadaka vermesi, Rab’be açık bir kalbin göstergesiydi; ve böylece zamanı geldiğinde Allah onun yaşamında mucizevi bir şekilde çalışmıştı.


Bu öyküde hatırlanması gereken önemli bir husus, melek ona görünse de, müjdeyi vaaz etmemişti. Aksine melek, Kornelius’un daha sonra ona İsa’yı anlatacak olan Pet- rus’la buluşmasının yolunu açmıştı (bkz. Elç 10:34–44). Burada, Rab’bin dünyaya gönderilecek elçiler olarak insanları nasıl kullandığının bir örneğini görmekteyiz.







Petrus’un Görümü


Ağustos 26



Dün de gördüğümüz gibi, Petrus Kornelius’la ilişki kurduğu anda, diğer Yahudi- ler henüz anlamamış olsa da, diğer uluslardan olanlara karşı tavrında değişiklikler olmuştu (bkz. Elç 10:44, 45). Petrus’u değiştiren ne olmuştu?



Elç 10:9–22 ve 11:1–10’u okuyun. Bu pasajlar, aklının yerine gelmesi için böyle bir şeyin oluşması konusunda, Petrus’un yanlış davranışlarının ne kadar sabit olduğuna yönelik ne söylüyor?



Kornelius’un dönüşümü ve tanıklık görevinde Petrus’un rolü, inanlı topluluğu- nun müjdeciliğinde o kadar önemliydi ki, Allah hem müjdeciyle hem de müjdeyi alan ile doğaüstü bir tarzda iletişim kurmuştu: melek Kornelius’u ziyaret ederken Petrus’a da görüm verilmişti.


Ayrıca gözden kaçırmamız gereken bir diğer husus da, Petrus’un Yafa’da bir derici- nin evinde kalmasıdır (Elç 9:43; 10:6, 32). Dericilik işi (tabaklama) ve dericiler, ölü bedenlerle uğraşıp, bu süreçte hayvan dışkısı ve idrarı kullandıklarından, Yahudiler tarafından itici bulunan kimselerdi. Dericiliğe kentlerde izin verilmiyordu; Simun’un evinin “deniz kıyısında” olduğuna dikkat edin (Elç 10:6).


Petrus’un dericiyle kalması, görümden önce de, onun zaten bazı önceki tavırlarının müjdeye aykırı olduğunu fark ettiğini göstermektedir. Hem Petrus hem de Kornelius’un ailesinin bazı kültürel yüklerden kurtulması gerekiyordu. Petrus’un görümündeki “her türden ... hayvanlar” ifadesi ile temsil edilen tüm insanlar, Allah’ın çocuklarıdır.


Petrus’un Kornelius’a tanıklık yapma çağrısı, tüm insanlar Allah tarafından kabul edilse de, tüm dinlerin eşit ölçüde kabul edilmediğini ima etmektedir. Kornelius zaten “dindar” bir adamdı, tıpkı kadim bir toplumda yaşayan herkes gibi. Bir asker olarak Mitra’yı biliyor olmalıydı ve bir subay olarak imparatorluğun tapınmalarına katılmış olmalıydı. Fakat bunlar Allah tarafından kabul edilemezdi.


Günümüzde, Hıristiyanlığa eşitlik temelinde, Hıristiyanlık dışı dinlere yaklaşanlar için burada bir ders vardır. Bazen siyasi dürüstlük ruhuyla yapılsa da, böyle bir davranış Hı- ristiyanlığın eşsizliği ve kesinliği açısından dini talepleri sulandırmaya yöneltecektir.








Yeruşalim Fermanı


Ağustos 27



Diğer uluslardan olanlara ilk başarılı müjdecilik hizmeti, ilk inanlı topluluğu açı- sından iman aşılanan bu kişilerden neler beklenmesi gerektiği yönünde bazı önemli soruları da su yüzüne çıkarmıştır (Rom 11:17). Kurulmuş olan inanlı topluluğuna diğer dinlerden ve kültürlerden insanlar katıldığında gerginlikler hep olmuştur. Bu durumda, Eski Ahit yasaları ve adetlerinin taleplerine büyük değer veren Yahudi Hıris- tiyanları, yeni imana gelmiş olanların da bu yasaları ve adetleri kabul ederek onlara itaat edeceklerini zannetmişlerdi. Asıl mesele, erkekler için Yahudi topluluğuna girişin temel göstergesi olan ve Yahudiliğin tüm taleplerine uymayı sembolize eden sünnetti. Diğer uluslardan Hıristiyanlığa gelenlerden sünnet olmaları talep edilmeli miydi? Ya- huda’daki bazı Yahudi Hıristiyanları kuşkusuz böyle düşünüyorlardı ve görüşlerini güçlü bir teolojik dille vurguluyorlardı: onlara göre bu kurtuluş için zaruriydi.



Bu önemli meseleyi halletmeye yardımcı olması bakımından Yeruşalim Konseyi’nde ne olmuştu? Elç 15:1–35.





Yeruşalim Konseyi için sünnet meselesi ana neden olsa da, müjdenin yeni iman edenlerden talep etmediği birtakım kültürel uygulamalarla meşgul olmuşlardı. Kon- seyin fermanı (23–29. ayetler), Yahudilerin ve Yahudi olmayan Hıristiyanların pay- daşlık içerisinde bir arada yaşayabileceği ortak bir platform sağlamıştı. Yahudilerin öz değerlerine saygı gösterilmiş ancak diğer uluslardan gelenlerin sünnetten kaçınmala- rına da izin verilmişti. Konseyin kararı hem pratik hem de teolojikti. Ayrılığa varma- dan önce, inanlı topluluğunun bazı meselelerle ve sorunlarla meşgul olması açısın- dan bir örnek oluşturuyordu. Tecrübeli hizmetkârlar, iman için zaruri olmayan şey- lerle çıkmaza girmeden, asıl Hıristiyan inanç meselelerini saptamayı öğrenerek bun- lar üzerinde odaklandılar.






Ağustos 28


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Jew and Gentile,” S. 188–200, The Acts of the Apostles kitabını okuyun.


“Petrus bu sözlerin açık yorumunu, yani kendisine neredeyse hemen verilen, yüzbaşıya gitme ve onu Mesih’in imanında eğitme davetini anlattı. Bu mesaj Allah’ın kişiler arasında ayrım yapmadığını, ancak Kendisinden korkan herkesi kabul ettiğini ve tanıdığını gösteriyordu. Petrus, Kornelius’un evinde toplananlara hakikat sözlerini söylerken, hem Uluslar hem de Yahudiler arasından olan dinleyicilerini Kutsal Ruh’un denetim altına aldığına tanık olduğunda yaşadığı şaşkınlığı anlattı. Sünnetli Yahudilerin yüzünden yansıyan aynı ışık ve görkem, sünnetsiz Ulusların yüzlerinde de ışıldıyordu. Bu Allah’ın Petrus’a bir kişiyi diğerinden aşağı görmemesi için uyarı- sıydı; zira Mesih’in kanı tüm kirliliklerden temizleyebilirdi...


“Petrus’un konuşması topluluğu Pavlus ile Barnaba’yı sabırla dinleyebilecekleri bir noktaya getirdi, onlar da Uluslar arasındaki çalışmalarında tecrübelerini anlattı- lar.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 193, 194.


Tartışma Soruları:


¤ Petrus’un görümü, Eski Ahit’teki besin yasalarının artık geçerli olmadığını desteklemek için öne sürülmüştür—özellikle murdar etleri yemenin haklı çıkarılması konusunda. Görümün anlamı bizzat Petrus tarafından açıklan- mıştı: “hiç kimseye bayağı ya da murdar dememem gerekir” (Elç 10:28). Bu yüzden görüm besinler konusunda değil, diğer insanları etnik kökenine, milliyetine, mesleğine veya dinine bakmaksızın Allah’ın çocukları olarak ka- bul etmek konusundadır. O halde insanlar neden bu iddiayı sanki beslen- meyle ilişkiliymiş gibi kullanmaktadır? Bu durum, Kutsal Yazı’yı ele alırken ne kadar dikkatli olmamız gerektiği konusunda bizlere ne söylemelidir?


¤ Romalılar 2:14–16 üzerinde biraz daha fazla düşünelim. İnanlı toplulu- ğu olarak müjdecilik anlamında bu fikre nasıl bakmalıyız? Yani, kalplerine yasanın yazılı olduğu kişilere neden vaaz etmeliyiz?


¤ Perşembe günkü çalışmamızda Yeruşalim Konseyi’nin günümüz inanlı topluluğu için bir örnek teşkil etmesinden bahsetmiştik. Konsey hakkındaki ayetleri yeniden okuyalım (Elç 15:1–35). Günümüz inanlı topluluğu için şablon oluşturacak belirli şeylerden bazıları nelerdir? Örneğin, şu gibi şey- lere bakın: (1) şahitlik hakkında özel tanıklıklar, (2) müjdenin rolü, (3) Kutsal Yazı’nın rolü, (4) hizmetin rolü ve (5) insanların konseyde birbirle- riyle ilişkileri.


Güneşin Batışı: 19:48 (İstanbul)





*Ağustos 29–Eylül 4

Müjdeci olarak Filipus













Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: 2Ko 4:18, Elç 2:44–47, 4:34–37, 6:1–7, Elç 8,


21:7–10.



Pentikost öyküsü, kendi yaşamımızda da Kutsal Ruh’a olan mutlak ihtiya- cımızı nasıl göstermektedir? Ruh’un yönlendirmesi ile daha iyi bir uyum içinde olmak için ne gibi seçimler yapabiliriz?


Hatırlama Metni: “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız” (Elç 1:8).

armıha gerilişi ile göğe alınışı arasındaki 40 gün boyunca dirilmiş Mesih’in asıl ilgilendiği şey dünya hizmetiydi. Yeni Ahit, O’nun Büyük Hizmet’e dair en az beş ifadesini muhafaza eder: Matta 28:18–20, Mar 16:15, Luka 24:47–49, Yu 20:21,


Elç 1:5–8. Hep birlikte, Hıristiyanlara verilen en büyük görevi oluştururlar. Buyruk- lar arasında dışarıya yönelik hizmetler için Yeruşalim’den tüm Yahuda ve Samiri- ye’ye ve nihayetinde dünyanın sonuna dek coğrafi bir strateji bulunmaktaydı. Bu, aslında onların ciddiye aldığı ve gerçekleştirmeye başladıkları bir buyruktu.


Bu coğrafi strateji, müjdeci Filipus’un en belirgin işiydi. Elç 8’e göre onun işi Ye- ruşalim’den başlayarak genişleyen halkalar halinde yayılıyordu. Yani zaman geçtikçe daha da uzaklara erişiyordu.


Müjdeci Filipus kimdi? Allah’ın Söz’ü onun hakkında ve inanlı topluluğunun ilk çağlarında yaptıkları konusunda ne anlatıyor? Son olarak, bu ilk müjdecinin ilham veren kayıtlarından kendimiz için ne gibi dersler alabiliriz?


*5 Eylül Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Müjdeci Filipus


Ağustos 30



“Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü gö- rünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır” (2Ko 4:18). Pav- lus’un burada söyledikleri üzerinde düşünün, özellikle de bu hafta Kutsal Ki- tap’ta birkaç şey dışında hakkında çok az şeyler bildiğimiz müjdeci Filipus üzerinde çalışırken. Göreceğimiz gibi, gerçekleştirdikleri şeyler konusunda çok az şey bilsek de, aslında Filipus iyi işler başarmıştı. Allah için büyük şeyler yapmış ancak pek meşhur olmayan şahsiyetlerden hangilerini tanıyorsun? Pavlus’un sözlerindeki ilkeyi göz önünde tutmak neden hep önemlidir, özellik- le de pek beğeni toplamayan ve dikkat çekmeyen bir iş yaptığımızda? Ayrıca bkz. 1Ko 4:13.



Filipus, “at seven” anlamına gelen çok popüler bir Grek adıydı. Yeni Ahit’te bu adı ta- şıyan dört kişi vardır. İkisinin ek olarak “Hirodes” isimleri vardır ve bunlar, Yeni Ahit çağlarında İsrail’de sert bir yönetim süren Hirodes’in hükümdar ailesinin üyeleriydi. Geri kalan Filipus’ların ise hizmet açısından göze çarpan rolleri vardır.


Birinci Beytsaydalı Filipus, Natanel’i bularak İsa’ya getiren aracı bir öğrenciydi (Yu 1:43–46). O daha sonra Grekleri İsa’ya getirmişti (Yu 12:20, 21).


İkinci Filipus, öğrenci Filipus’tan ayırt edilmesi için Elç 21:8’de “müjdeci” olarak ta- nımlanan Filipus’tur. O, ilk olarak Yeruşalim inanlı topluluğunda daha sonra müjdeci ve hizmetkâra dönüşen (Elç 8:12) bir “tezgâhtar” (Elç 6:2–5) olarak karşımıza çıkmakta- dır. Onun müjdecilik hizmeti yirmi yılı aşkın bir süreye yayılmış olup, Elçilerin İşleri’nde peygamberlikte bulunan dört kızı tarafından desteklenmiştir. Onun özgeçmişi hakkında pek fazla bir şey bilmiyoruz.


“Samiriyelilere müjdeyi vaaz eden Filipus’du; Etiyopyalı haremağasını vaftiz edecek cesareti gösteren Filipus’du. Bir süreliğine bu iki işçinin [Filipus ve Pavlus] tarihçesi ortaktı. Yeruşalim’deki inanlı topluluğunu dağıtan ve yedi diyakonun organizasyonunun etkisini bozan, Ferisi Saul’un şiddetli zulmüydü. Yeruşalim’den kaçış Filipus’un çalışma tarzını değiştirmiş ve Pavlus’a yaşam veren aynı çağrıyı izlemesine neden olmuştu. Pav- lus ve Filipus’un her birinin diğerinin topluluğunda geçirdiği saatler çok değerliydi; İste- fan’ın yüzünde parlayan ışık göklere yansıdığında, onun şehitliği görkemli şekilde zalim Saul’un üzerine şimşek gibi çakarak bu çaresiz yalvaranı İsa’nın ayakları dibine getiren günlerin hatırlandığı anılar heyecan vericiydi.”—Ellen G. White, Sketches From the Life of Paul, S. 204.







Masa Başında Beklemek


Ağustos 31



Elç 2:44–47, 4:34–37’yi okuyun. İlk inanlı topluluğuna dair burada nasıl bir tablo sergilenmektedir?





Kuşkusuz ilk imanlılar arasında her şey bir süreliğine yolunda gitmişti. Tabii ki hepsi de düşmüş ve çok geçmeden bazı gerginlikler baş göstermişti.



Elç 6:1–7’yi okuyun. Ne gibi problemler doğmuş ve inanlı topluluğu bu sorunlarla nasıl uğraşmıştı?





Yeruşalim inanlı topluluğunun hızlı büyümesi beraberinde sosyal gerginlikler ge- tirmişti. Filipus’un bu hususta bir ekibe katılması kararlaştırılmıştı. İmana gelenler, katılımlarıyla kilise liderleri üzerindeki günlük ortak yemek ihtiyacı sorumluluğunu daha da artıran, tüm imtiyazları elinden alınmış ve ekonomik yönden güçlük çeken insanları kapsıyordu. Grekçe konuşan dullara yemeğin adaletsizce dağıtılması, ya- kınmaları artırmıştı. Bu konu çok hassastı, zira İbrani peygamberler dulları ve yetim- leri ihmal etmemeyi hatırlatmışlardı.


Bu ciddi meseleyi çözmek için 12 elçi imanlıları topladı ve Kutsal Ruh’la ve bilge- likle dolu olan yedi adamın seçilmesini önerdiler, böylece bu adamlar “masalara hizmet ederken,” Onikiler de “Söz’ü yayma işine” hizmet edebilecekti (bkz. Elç 6:3, 4). Yedisinin hepsinin de Grekçe isimleri vardı, belki de yardımlaşma işinde ihmal edilen Grekçe konuşan dulları rahatlatmak için. Bunlar arasında, Kutsal Kitap’ta ilk kez anılan Filipus da vardı.


Elçiler, ilave liderliğe ihtiyaç olduğunu tartıştılar, böylece toplumsal yaşam için gerekli olan yönetim işleriyle fazla uğraşmayacaklardı. Allah’ın Söz’üne ve duaya adamaları yönünde kendilerine çağrı yapıldığını vurguladılar.








Filipus Samiriye’de


Eylül 1



İleride elçi ve müjdeci olacak Saul, Kutsal Kitap’ta, ilk Hıristiyan şehidi olan diya- kon İstefan’ın taşlanması olayında ilk kez karşımıza çıkmaktadır. Bu zulüm dalgası, sadece müjdenin ileride daha da yayılmasına yardımcı olmuştu.



Elç 8:1–6’yı okuyun. Yeruşalim’deki inanlı topluluğuna yapılan zulmün sonucu neydi?








Samiriye, Hıristiyanlığın coğrafi yönden yayılması yolundaki ilk duraktı. Samiriye- liler, İ.Ö. 722’de İsraillilerin çoğu Asur’dan sürgün edildiğinde geride kalan İsrail soyundan geldiklerini düşünüyorlardı. Buna karşın Yahudiler, Asurlular İsrail’i zorla ele geçirdiğinde, Samiriyelilerin yabancıların soyundan geldiğini düşünüyordu. Yeni Ahit zamanındaki Yahudi–Samiriyeli ilişkileri, gerginlikler ve şiddetin patlak verme- sine dikkati çekmekteydi. Ancak daha önce de gördüğümüz gibi, İsa kuyu başındaki kadınla meşgul olduğunda onun da buna karşılık kendi halkına “müjdeciliği” baş- latmasıyla, orada zaten hizmet işinin yolunu hazırlamıştı.


Filipus’un masabaşı hizmeti, artık Samiriyeliler’e müjdecilik yaptığı bir hizmete dönüşmüştü. Yeruşalim’deki dini zulümden kaçan bir mülteci olarak zaman kay- betmemişti. Hem Yahudiler hem de Samiriyeliler tarafından beklenen Mesih’in gel- diğini ilan etmişti (Elç 8:5, 12).



Elç 8:6–15’i okuyun. Filipus’un Samiriye’deki hizmeti ne kadar başarılıydı?



Filipus bu ilk yabancı hizmet alanında Rab tarafından kuvvetle kullanıldı. Kuyu- daki kadının, “Yahudiler’in Samiriyeliler’le ilişkileri yoktur” (Yu 4:9) ifadesi, artık geçmişte kalmıştı.








Etiyopyalı ile


Eylül 2



Elç 8:26–39’a göre, Filipus’un bir sonraki ilişkisi, hizmeti “dünyanın dört buca- ğına” (Elç 1:8) götürmenin bir diğer adımı olan Etiyopyalı hazine yöneticisiyleydi. Filipus, Samiriye ve Gazze görevleri arasındaki bağlantıydı. Filipus, Yeruşalim’in kuzeyindeki Samiriye’den, kentin güneyinde yer alan Gazze’ye çağrılmıştı. Onun kuzeydeki işi bir grup üzerinde odaklanmıştı; burada ise tek bir kişiye odaklıydı. Filipus Samiriye’de Mesih’i sadece Musa’nın beş kitabından ilan edebilmişti, çünkü tüm Samiriyeliler’in kabul ettiği şey buydu; burada ise Yeşaya’nın kitabını da kulla- nabilmişti, muhtemelen Grekçe çevirisini.



Elç 8:26–39’u okuyun. Okurken şu soruları yanıtlayın:


Etiyopyalı’nın (Yeşaya 53’den) okuduğu ayetler nelerdi ve Filipus’un ken- disini müjdelemesi için neden onlara mükemmel bir fırsat verilmişti?




Filipus’un mucize gösterdiği Samiriye’deki işine kıyasla (Elç 8:6), Etiyop- yalı ile yaptığı tek şey Kutsal Kitap’ı çalışmaktı. Başkalarına hizmet ederken buradan kendimize nasıl bir ders çıkarabiliriz?




Rab’bin Ruh’u, “İsa hakkındaki müjdeyi” açıklayıp, Etiyopyalıyı vaftiz eder etmez Filipus’u oradan uzaklaştırdı. Filipus’un kendi inançlarını ve öğretilerini bu yeni iman etmiş olan adama iletme fırsatı olmamıştı. Etiyopyalı, zaten Rab’bin ibadetçisi olduğundan ve O’nun Söz’üne inandığından, daha önce onun içinde çalışmış Al- lah’ın Ruh’u ve Eski Ahit tarafından yönlendirilerek, Afrika kültürüyle Hıristiyan inancını kucaklaması gerekecekti.






Eylül 3


Müjdeci, Baba ve Evsahibi olarak Filipus


Filipus açıkça Rab’bin işini yapmak için meshedilmişti. Yorumcular, “Rab’bin Ru- hu Filipus’u hemen oradan uzaklaştırdı” (Elç 8:39) ifadesinden, onun Aşdot’a gittiği (40. ayet) ya da mucizevi bir şekilde oraya nakledildiği konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Her durumda da bizler için önemli husus Filipus’un Kutsal Ruh’a itaat ettiğidir; böylece Allah onun Kendisine büyük işler yapması için kullanabilmiştir.



Elç 8:40’ı okuyun. Ona neden “müjdeci” dendiğini anlamamız açısından bizlere Filipus hakkında ne söylüyor?



Elç 21:7–10’u okuyun. Bu birkaç ayetten, Filipus hakkında ne öğrenebiliriz?




Öykünün bu safhasında, Filipus’un dört evlenmemiş kızıyla bir aile adamı olduğu- nu öğreniyoruz. Filipus’un eski görevinden müjdeciliğe çağrılması, onun uzun seyahat- ler yapmasını gerektirmişti. Aşdot ile Sezariye arasında sahil şeridindeki (80 kilometre) “tüm kentleri” takiben Yeruşalim’den Samiriye’ye sonra da Gazze’ye olan seyahatini biliyoruz. Muhtemelen kaydedilmemiş seyahatleri de vardı. Her öncü müjdeci gibi taciz edilmiş, rahatsız edilmiş ve birtakım “inişlere ve çıkışlara” maruz kalmış olabilirdi. Yine de ailesini yöneterek, dört kızının Kutsal Ruh tarafından peygamberlik armağanını almaya uygun hale gelmesine çalışmıştı. Bu, öncü müjdecilik hizmetini yürüten bir ailede, iyi ebeveynliğin ve gerçek dindarlığın önemini kanıtlamaktadır.


Ayet, elçi Pavlus’un Filipus ile “birkaç gün” (10. ayet) kaldığını açıklamaktadır. Yirmi beş yıl önce, daha sonra Pavlus ismini alan Saul, Hıristiyanlara karşı saldırgan ve ateşli bir zalimdi (Elç 9:1, 2). Onun Yeruşalim’deki imanlılara zulmü, Filipus’u Samiriye’ye kaçmaya zorlamıştı (Elç 8:1–5). Şimdi yıllar sonra zalim ve mazlum, Pavlus’a ev sahipliği yapan Filipus’un evinde buluştular. Yahudi olmayan dünyaya müjdeyi getirme amacıyla Mesih’te bir araya gelen kardeşler ve işçiler hakkında ne ilginç bir buluşma!






Eylül 4

Ek Çalışma: Ellen G. White, “The Gospel in Samaria,” The Acts of the Apostles,


  1. 103–111.


“Zulümle dağıtıldıklarında, müjdeci gayretiyle dolu olarak yola çıktılar. Görevlerinin sorumluluğunun farkına vardılar. Ellerinde açlıktan ölmekte olan bir dünya için yaşam ekmeğini tuttuklarını biliyorlardı; ve Mesih’in sevgisi onları bu ekmeği ihtiyacı olan herkes için bölmeye zorluyordu.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 106.


“Öğrencileri Yeruşalim’den sürüldüklerinde, bazıları Samiriye’de güvenli bir sığı- nak buldular. Samiriyeliler bu müjde habercilerini iyi karşıladılar ve Yahudi mühte- diler bir zamanlar en sert düşmanları olan bu kişiler arasında değerli bir hasat top- ladılar.”—Sayfa 106, 107.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:38 (İstanbul)





*Eylül 5–11

Pavlus: Özgeçmiş ve Çağrı



Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Elç 9:1, Flp 3:6, 1Ko 15:10, Elç 9:1–22, 26:18,


Gal 2:1–17.



“Geçmişte kalması gereken” ne gibi kinler, düşmanlıklar ve önyargılar ru- hunu zehirlemektedir? Bunları terk etmenin zamanı gelmedi mi?


Hatırlama Metni: “Rab ona, ‘Git!’ dedi. ‘Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları’na duyurmak üzere seçilmiş bir aracım- dır. Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstere- ceğim” (Elç 9:15, 16).

eni Ahit’teki en merkezi şahsiyetlerinden biri, aslında Tarsuslu Saul olan Pav- lus’tu. İsrail halkı için Musa ne ise, ilk inanlı topluluğu için de Pavlus o idi. Fark şudur ki, Musa İsrail’in Allah’ın istemini yapabilmesi için Allah’ın halkını diğer


ulusların arasından çıkartırken, Pavlus diğer ulusların aynı şeyi, yanı Allah’ın istemini yapabilmesi için İsrail’den diğer uluslara Allah’ın Söz’ünü getirmişti.


Pavlus hakkında, birinci yüzyılda yaşamış diğer Mesih inanlılarından çok daha fazla şey bilinmektedir. Geçen iki bin yıl boyunca, Hıristiyanlığın dışarıya yönelik hizmetlerini etkilemesinde önemli ölçüde emeği geçtiğinden dolayı o özellikle hatır- lanmaktadır. Onun Akdeniz havzasındaki uluslara yaptığı müjdeci seyahatler ve akti- viteler, gelecek nesillere müjdecilik hizmeti açısından güçlü bir örnek teşkil etmiştir. Pavlus, sivil, geleneksel ve ahlaki yasaların Yahudi yaşamından zorlukla ayırt edildiği Yahudi adetleriyle, Allah’ın uluslara ebedi mesajı arasındaki dini mutlakları


ayağa kaldıran kişi olarak tanınmaktadır.


Bu hafta, birçok kişi tarafından İsa’dan başka Yeni Ahit’teki en önemli şahsiyet olduğu düşünülen birini inceleyeceğiz.



*12 Eylül Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Tarsuslu Saul


Eylül 6



Saul, Suriye ile Batı Asya arasındaki ticaret yolu üzerinde önemli bir kent olan Tar- sus’da doğmuştu (Elç 22:3). Tarsus, multikültürel bir endüstri ve eğitim merkezi olup, kısa süreliğine Roma’nın meşhur hatibi ve senatörü olan Çiçero’nun yuvasıydı.


Saul’un ailesi, Benyamin soyundan diaspora (İsrail ülkesi dışında yaşayan Yahudiler) Yahudilerindendi. Doğum adı Saul’du (İbranicesi şa’ul, [Allah için] “istenmiş”)—diğer uluslardan olanlara müjdecilik hizmetine başladıktan sonra (Elç 13:9) Pavlus (Latincesi Paulus, meşhur bir Romalı aile) ismini almıştır. Ayrıca Pavlus bir Ferisi olduğundan, muhtemelen bir karısı vardı ancak onun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Aslında onun ailesi hakkında da hiçbir şey bilmesek de kız kardeşi ve yeğeni anılmıştı (Elç 23:16). Pavlus aynı zamanda bir Roma vatandaşıydı (Elç 22:25–28).


Saul muhtemelen 12 yaşına kadar Tarsus’daki bir havra okulunda eğitim görmüş, ardından ünlü Rabban (öğretmenlere verilen bu saygı ünvanı “rabbimiz” demektir) Gamaliel’den Yeruşalim’de hahamlık dersi almıştı (Elç 22:3). Birçok Yahudi erkeği gibi ticaret öğrendi—çadırcılık mesleğini (Elç 18:3).


Daha önce ifade edildiği gibi, Pavlus bir Ferisi idi (Flp 3:5). Ferisiler (anlamı “ayrılmış olanlar”), Allah’ın tüm yasalarının, hem Musa’nın kitabında yazılı olanların hem de din bilginlerinin nesillerdir sözlü olarak ilettikleri yasaların tüm Yahudiler için bağlayıcı oldu- ğunu diretmekle tanınırlardı. Onların katı yurtseverlikleri ve Yahudi yasalarına detaylı itaatleri, diğer Yahudiler açısından ikiyüzlü ve yargılayıcı olarak görülürdü. Ancak Pavlus, hem kendisinin hem de babasının Ferisi olduğu gerçeğini gizlememişti (Elç 23:6).


Pavlus’un ferisi özgeçmişi, hem Yahudiler hem de diğer uluslardan olanlara yönelik başarılı bir müjdecilik hizmeti açısından önemli bir öğeydi. Bu onu, ilk Hristiyanların tek bildiği Kutsal Yazı olan Eski Ahit hakkında detaylı bir bilgiyle donatmıştı. Bu ona aynı zamanda Eski Ahit yasalarının yazılı ilavelerini ve açılımını da öğretmişti. Böylece o, bir yandan ebedi, Kutsal Yazı temelli ilahi mutlakları, sonra da bağlayıcı olmayan ve İsa’nın diğer uluslardan takipçileri tarafından önemsenmeyecek bir Yahudi kültürünün ilaveleri arasındaki farkı en iyi şekilde tanımlayan elçiydi. Gördüğümüz gibi bu mesele, ilk inanlı topluluğunda çok önemli bir husus olacaktı. Bugün de inanlı topluluğunda kültürün rolü, birtakım meselelere yol açmaktadır.








Pavlus


Eylül 7



Kişilik özellikleri, çevremizdeki yerel, kültürel veya eğitimsel şartlara karşı bireyin verdiği tipik yanıtlardır. Karakter, bireyi birey yapan tavırların, vasıfların ve kabiliyet- lerin bir bütünüdür.



Elç 9:1, Filipililer 3:6, 8; 1.Korintliler 15:9, 10; 1.Timoteos 1:16; Galatya- lılar 1:14; ve 2.Korintliler 11:23–33’ü okuyun. Bu ayetler, bize Pavlus’un karakteri ve kişiliği hakkında ne söylüyor?



Pavlus, kuşkusuz çok inançlı ve azimli bir adamdı. Yeniden doğuş tecrübesinden önce bu azmini ilk inanlı topluluğuna zulmetmek amacıyla kullanmıştı. İstefan’ın taşlanmasını desteklemiş (Elç 7:58), Hıristiyan adamları ve kadınları hapsetmek için insiyatif kullanmış (Elç 8:3), öğrencileri öldürmekle tehdit etmiş (Elç 9:1) ve yabancı bir ülkede Hıristiyanlara yönelik bir baskını organize etmişti (Elç 9:2, Gal 1:13).


Aynı zamanda bunca inanılmaz güçlüğe ve meydan okumaya karşın, yaşamını müjdenin vaaz edilmesine adayan Pavlus’un azmi ve şevkini iyilik için nasıl kullan- dığını da görebiliriz. Sadece inandığı şeye tamamen kendini adamış biri onun yaptı- ğını yapabilir. Ve o her şeyi Mesih için kaybetse de, o bunları Grekçeden gelen bir sözcük olup, çöp gibi faydasız şeyler için kullanılan “süprüntü” saymıştı. Pavlus yaşamda neyin önemli neyin önemsiz olduğunu anlamıştı.


Ayrıca Pavlus alçakgönüllü bir adamdı. Hiç kuşkusuz, kısmen daha önceleri Hı- ristiyanlara yaptığı zulümlerden ötürü, yüce çağrı karşısında kendisini değersiz gör- mekteydi. Ve kurtuluşumuzun tek umudu Mesih’in doğruluğunu vaaz eden biri olarak, kutsal Allah karşısında kendisinin ne kadar günahkâr olduğunu biliyordu ve böyle bir bilgi onu yeterince alçakgönüllü, teslimiyetçi ve şükreden biri yapmaktaydı.


“Tanrı’nın Ruhu bize Tanrı’nın Yasasına uymadığımızı gösterir. O, kalplerimizi araştırdıkça biz üzülmeye başlarız. Mesih’in lekesiz karakterine bakarız ve kendi kötü yollarımızdan nefret ederiz.”—Ellen G. White, Hakikat Yolu ve Hayatımız, S. 25.








Saul’dan Pavlus’a


Eylül 8



Pavlus’un değişiminin anlatıldığı öykü olan Elç 9:1–22’yi okuyun. Bu tec- rübe, onun müjdeci çağrısıyla nasıl bağlantılıdır? Ayrıca bkz. Elç 26:16–18.





Daha başlangıçtan itibaren Rab, hem Yahudiler’e hem de diğer uluslardan insan- lara erişmek için Pavlus’u kullanmaya niyetliydi. Pavlus’un müjdeci ve ilahiyatçı olarak hazırlanışında başka hiçbir olay bu değişimle karşılaştırılamaz; aslında o tanıklığında sık sık bu tecrübeden bahsetmiştir.


“Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin” (Elç 26:16). Pavlus, bilmediği bir şey hakkında vaaz veremez ve öğretemezdi. Hayır, aksi- ne Rab bilgisiyle edindiği, her zaman Allah’ın Söz’üyle uyumlu olan kendi tecrübele- rini vaaz edip öğretebilirdi. (Bkz. Rom 1:1, 2.)



Elç 26:18’i okuyun. Pavlus’un işinin sonuçları ne olabilirdi?





Buradan gerçek müjdecilik işine dair beş sonuç çıkarabiliriz:


  1.   İnsanların gözlerini aç. Allah’ı ve İsa’yı gerçek, mevcut, aktif ve cazip kıl.

  1.    Karanlıktan ışığa çık, cahillikten bilgiye—bu müjdenin ana konusudur. (Bkz. Luka 1:78, 79.)

  1.   Şeytan’ın gücünden Allah’a dön.

  1.    Günahlardan bağışlanmayı al. Günah sorununun çözümü vardır. Bu imanlıla- rın canlı, şifa veren ve öz mesajıdır.

  1.    Kutsallar arasında yer edin; bu Allah’ın inanlı topluluğunda üyelik demektir, ırka, cinsiyete veya milliyete bakmaksızın.







Hizmet Alanındaki Pavlus


Eylül 9



“Yeruşalim’den başlayıp İllirikum bölgesine kadar dolaşarak Mesih’in Müj- desi’ni her yerde duyurdum” (Rom 15:19). Bu ayette, hizmete dair ne gibi önemli bir unsur bulmaktayız? Ayrıca bkz. 1Ko 1:23, 2:2, Gal 6:14, Flp 1:15–18.




Pavlus’un tüm müjdeci gayretlerinde bir şey kesindir: nereye gitmiş olursa olsun, Mesih’in ve çarmıhının vaazı, onun mesajının odak noktasıydı. Böyle yapmakla, Mesih’in ona yapmış olduğu ilk çağrıya, İsa hakkında vaaz etmesi gerektiğine sadık kalmaktaydı. Bugünün müjdecileri için mesaj çok açıktır: başka neyi vaaz ediyor ve öğretiyor olursak olalım (ki Yedinci–Gün Adventistleri olarak bizlere dünyayla pay- laşmamız gereken çok şey verilmiştir), dışarıya yönelik tüm hizmetlerimizde ve müjdeleme işinde Mesih’i ve O’nun çarmıhını hep en önde ve merkez noktasında tutmak zorundayız.


Ancak Pavlus, İsa’yı bir tür objektif gerçekmiş gibi vaaz edip sonra da mutlu bir şekilde kendi yoluna gitmemiştir. Onun işinin odak noktası, inanlı topluluklarını kalkındırmak, dünyanın gidebildiği yerlerinde bölge bölge Mesih inanlısı topluluklar kurmaya başlamaktı. Gerçek anlamda onun yaptığı iş, “kilise ekimiydi.”


Pavlus’un müjdecilik işinde başka bir unsur daha vardı.



Koloseliler 1:28’i okuyun. Pavlus burada ne demek istiyor? Yani müjde- ciliği mi yoksa öğrenciliği mi kastediyor?



Pavlus’un birçok mektubu okunduğunda, bunların çoğunlukla müjdeci olmadığı görülebilir, en azından bizim kullandığımız anlamda yani imanlı olmayanlara eriş- mek konusunda. Aksine mektupların çoğu, zaten kurulmuş olan inanlı toplulukları- na yazılmıştı. Diğer bir deyişle, Pavlus’un müjdeci gayretleri, ruhani bir himayeyi, inanlı topluluklarını terbiye etmeyi ve geliştirmeyi içermektedir.


Böylece Pavlus’un müjdecilik aktivitesinde en az üç ana unsuru görebiliriz: İsa’yı duyurmak, inanlı topluluğu kurmak ve bunları besleyip büyütmek.






Eylül 10


Müjdecilik ve Çok Kültürlülük


“Çok kültürlülük,” 1960 basımlı Oxford İngilizce Sözlüğü’nde ilk kez karşımıza çıkan modern bir terimdir. Eskiden birçok insan için sadece iki insanlık kategorisi mevcuttu—bizler ve onlar, bizim kabilemiz ve bizim olmayan kabile. Grekler için Grek olmayanlar “barbardı.” Yahudiler için tüm Yahudi olmayanlar “putperest” idi.


Daha önce de gördüğümüz gibi, Yahudi olmayan imanlıların hizmetteki başarısı, bebek kiliseyi ve onun liderlerini Yahudi/Yahudi olmayanların ayrılığı meselesiyle uğraşmaya teşvik etmişti. Asıl sorun, ilk önce Yahudi olmaksızın, diğer uluslardan birinin Mesih inanlısı olup olamayacağıydı.



Galatyalılar 2:1–17’yi okuyun. Burada ne oluyor ve bu öykü dışarıya olan hizmette ve müjdecilikte “çok kültürlülük” sorununu nasıl sergiliyor?





“Petrus daha sonraki bir tarihte Antakya’yı ziyaret ettiğinde, Uluslardan olan mühtedilere sağduyulu davranışıyla pek çoğunun güvenini kazandı. Bir süre, gökten verilen ışığa uygun olarak davrandı. Şimdiye dek doğal önyargısını yenerek, Uluslar- dan olan mühtedilerle birlikte sofraya oturmuştu. Fakat törensel yasaya gayretle bağlı olan bazı Yahudiler Yeruşalim’den geldiklerinde, Petrus putperestlikten ihtida eden- lere karşı tavrını tedbirsizce değiştirdi... Önderler olarak saygı ve sevgi duyulan kişile- rin zayıflığının bu şekilde ortaya çıkması, Uluslardan olan imanlıların zihinleri üze- rinde çok acı verici bir izlenim bıraktı. Kilise bölünme tehdidi altına girdi.”—Ellen


  1. White, The Acts of the Apostles, S. 198.

Pavlus, Petrus’la bu sorunu çözmüş ve bugün çok kültürlü kiliselerin yaşadığı bu sorunda sağlam bir duruş sergilemişti. Onun diğer uluslardan imana getirdiği kişile- rin, Mesih inanlısı olabilmek için Yahudi olması gerekmeyecekti. Samimi bir Ferisi, Rabban Gamaliel’in öğrencisi, Roma vatandaşı, zalim bir fanatik ve nihayetinde deği- şim geçirerek İsa Mesih’in elçisi olarak Pavlus’un karmaşık özgeçmişi, bir yandan onu ebedi değişmez ilahi mutlaklar yönünden diğer yandan geçici kültürel ve dini araçlar yönünden fazlasıyla ayrım yapmaya yetkilendirmişti.






Eylül 11


Ek Çalışma: “Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum. Bunların hepsini Müjde’de payım olsun diye, Müjde uğruna yapıyorum” (1Ko 9:22, 23).

1.Korintliler 9:19–23’ü okuyun. Modern misyoloji (müjdecilik bilimi), buradaki “bağlamlama” ifadesini Pavlus’un müjdecilik metoduna uyarlamaktadır. Bağlamla- ma, şöyle tarif edilmektedir, “İnsanlara içinde yaşadıkları yerel bağlamda mantıklı gelecek tarzda inanlı topluluğu tesis etmek, insanların en derin ihtiyaçlarını karşıla- yacak ve dünya görüşlerine nüfuz edecek tarzda Hıristiyanlığı sunmak ve böylece onların kendi kültürleri içinde kalarak Mesih’i takip etmelerine olanak verecek şe- kilde Müjde’yi söz ve davranış olarak nakletme teşebbüsü.”—Darrell L. Whiteman, “Contextualization: The Theory, the Gap, the Challenge,” International Bulletin of Missionary Research, Cilt 21 (Ocak, 1997), S. 2.


“Tapınak her zaman gözlerinin önünde olarak yaşayan Yahudi Hristiyanlar, doğal olarak zihinlerinin Yahudilerin ulusal ayrıcalıklarına meyletmesine izin veriyorlardı. Hristiyan kilisesinin Yahudiliğin törenlerinden ve geleneklerinden uzaklaştığını gör- düklerinde ve Yahudi adetlerinin içerdiği hususi kutsallığın yeni imanın ışığında çok geçmeden ortadan kaybolacağını anladıklarında, pek çok kişi bu değişime büyük ölçüde neden olan Pavlus’a içerledi. Öğrencilerin dahi tümü kurulun kararını gönül- lü olarak kabul etmeye hazır değildi. Bazıları törensel yasaya gayretle bağlıydılar ve bu nedenle Pavlus’tan hoşlanmıyorlardı, zira onun Yahudi yasasının zorunlulukları- na ilişkin ilkelerinin gevşek olduğunu düşünüyorlardı.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 197.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:27 (İstanbul)





*Eylül 12–18

Pavlus: Görev


ve Mesaj





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: 1Ko 1:22–24, 1Ti 6:12, 2Ti 4:7, 1Ko 15:12–22,


Elç 15:38–41.



Eğer birisi sana şöyle sorsaydı, “İsa ile olan tecrüben nedir? Bana O’nun hakkında ne söyleyebilirsin?” ona ne söylerdin?


Hatırlama Metni: “Kardeşler, kendimi bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: Geride kalan her şeyi unutup ileride olanlara uza- narak, Tanrı’nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum” (Flp 3:13, 14).


ski Ahit’in peygamberlik mesajlarını, Yahudi tarihini, İsa’nın yaşamı ve öğreti- lerini resmeden Pavlus, hepsi de Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişi üzerine  odaklı bir kurtuluş tarihi kavramı geliştirmişti. Pavlus, hem Yahudilik hem de Grekoromen toplumdaki kültürel özgeçmişinden dolayı, Yahudi yaşamında İbranile- re özgü sivil, geleneksel ve ahlaki uygulamaların karmaşıklığından müjdeyi yeterli derecede çekip çıkarma ve bunu çok kültürlü bir dünyaya daha erişilebilir yapma


sezisine sahipti.


Pavlus’un imanlılara 13 mektubu, onların yaşamlarına inanç katmıştı. O, doktri- nel olduğu kadar pratik konulara da değinmişti. Kişisel bir Mesih inancı, ilişkiler ve inanlı topluluğunun yaşamı gibi konularda nasihatler vermiş, teşvik etmiş ve uyarılar yapmıştı. Buna karşın mektuplarındaki ana konu, “İsa Mesih ve O’nun çarmıha gerilişi” (1Ko 2:2) idi.


Pavlus sadece mektup adamı değildi. O aynı zamanda, müjdeyi Suriye’den İtal- ya’ya, belki de İspanya’ya kadar götüren mükemmel bir apostolik müjdeci olarak da bilinmektedir. Bir yüzyıl içinde Pavlus, Roma İmparatorluğu’nun dört eyaletinde inanlı topluluklarının kurulmasına katkı sağlamıştı.


Bu hafta Pavlus’a bakacağız—hem hizmetine hem de mesajına.



*19 Eylül Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Grekler ve Yahudiler


Eylül 13



  1. Korintliler 1:22–24’ü okuyun. Bu ayetler, insanların farklı tarzlarda gerçekle olan ilişkisini anlamamıza nasıl yardım etmektedir? Buradan, çeşitli gruplara tanıklık etmek açısından neler öğrenebiliriz?




Mısırdaki kölelikten Çıkış’ta, Allah İsrail’i himaye ettiğine yönelik önemli işaretler bırakmıştı. Daha sonraki Yahudi nesli, Allah tarafından yollanan her yeni elçinin kendisini belirtiler ve mucizelerle belli etmesi beklentisi içine girmişti.


Buna karşın felsefi ve ilmi miraslarının çizgisinde olan Grekler, inanç konusunda insani bilgeliğin gereklerini tatmin eden, rasyonel bir temel aramışlardı.


Pavlus, hedef kitlesinin kültürel ve ruhsal mirasını reddetmemiş, bilakis bunu çarmıhtaki Mesih’i ilan etmek için bir giriş noktası olarak kullanmıştı. Belirti arzu edenler, bunları İsa’nın yaşamında, hizmetinde ilk inanlı topluluğunda bulmuşlardı. Mantıki zerafet ve rasyonellik isteyenler bunu Pavlus’un müjde mesajı için yaptığı iddialarda bulmuşlardı. Her iki tipten insanın nihayetinde tek bir gereksinimi vardı, o da dirilmiş olan Mesih’i tanımak ve “dirilişinin gücünü” (Flp 3:10) bilmek. Pav- lus’un onları bu bilgiye nasıl ulaştırdığı, tanıklık ettiği insanlara bağlıydı.


Pavlus Yahudi dinleyicilere vaaz ettiğinde, vaazlarını İsrail tarihi temelinde ver- mekte, Mesih’i Davut ile ilişkilendirmekte, Eski Ahit peygamberliklerinin Mesih’e işaret ettiğini vurgulamakta ve O’nun çarmıha gerilmesini ve dirilişini önceden bil- dirdiğini söylemekteydi (Elç 13:16–41). Yani, onlara aşina gelen, saygı gösterip inandıkları bir şeyle başlamış ve bu başlangıç noktasından yola çıkarak onları Me- sih’e getirmeye çalışmıştı.


Diğer uluslardan insanlar için Pavlus’un mesajı Yaratıcı, Destekleyici ve Yargıç bir Tanrı’yı; günahın dünyaya girişini; İsa Mesih sayesinde kurtuluşu içermekteydi (Elç 14:15–17, 17:22–31). Pavlus bu insanlarla, Yahudilerden (veya Yahudi inancına inanmış diğer uluslardan olanlarla) farklı olarak, değişik başlangıç noktasından hare- ket ederek çalışmak zorundaydı. Burada da onun amacı onları İsa’ya yöneltmekti.








Askerler ve Atletler


Eylül 14



Hünerli bir iletişimci olan Pavlus, müjdecilik işinde bilinmeyeni açıklamak için bilineni kullanmıştı. Mesih’te yeni yaşama dair pratik gerçeği tanımlamak için Grekoromen dünyası- nın gündelik özelliklerini ele almıştı. Yeni imana gelenlere, öğretilerinde mecazi olarak özel- likle iki alanda hitap etmişti—müsabakalardaki atletler ve hep mevcut olan Roma askerleri.


Tıpkı bizde olduğu gibi, atletik becerilere duyulan düşkünlük Pavlus’un dünyasına da egemendi. Kadim Grekler yarışmalara duydukları sevgiyi, olimpik tarzdaki yarışmaların dört ayrı seriden az olmaması kaydıyla, Yunanistan’ın çeşitli yerlerinde yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir. Romalılar bunu miras almışlar ve daha sonra atletik yarışmalar dü- zenlemişlerdir. Koşu yarışları en popüler oyunlardı ve tamamen askeri kıyafetle yarışan adamları içermekteydi. Güreş de çok popülerdi. Atletler sürekli antrenman yaparlardı ve kazananlar zengin bir şekilde ödüllendirilirlerdi. Hedef dayanıklılık ve performans oldu- ğundan ırkçılık, milliyetçilik ve sosyal sınıf pek önem taşımıyordu.


Şu ayetlerde, Pavlus’un okuyucuları imanlı bir yaşam için hangi anahtar dersleri bulabilirler? 1Ko 9:24–27, Gal 5:7, 1Ti 6:12, 2Ti 2:5.




Marius’dan itibaren, Roma imparatorları geçici askerleri tam zamanlı çalışan kariyer savaşçılarıyla takas etti, onları Roma İmparatorluğu boyunca garnizonlarda görevlendir- di, donanımlarını ve silahlarını geliştirdi ve standardize etti. Pavlus’un zamanında asker- ler, ister Roma vatandaşı olsun ister olmasın, çeşitli etnik ve ulusal gruplardan devşiril- mişlerdi. Askerler görev süreleri sona erdiğinde ödül olması bakımından, çatışma za- manlarında onları şahsen savaşa davet eden iktidardaki imparatora tam bir bağlılık yemini ederlerdi.



Pavlus şu ayetlerde, askerlik ile imanlı bir yaşam arasında hangi kıyaslama- ları yapmaktadır? 2Ko 10:4, 5; Ef 6:10–18; 1Ti 6:12; 2Ti 2:3, 4.


Pavlus, muhtemelen son mektubunda hem askerliği hem de atletizmi kendi bakış açısıyla, müjdecilikle dolu imanlı yaşamına uyarlamıştı: “Yüce mücadeleyi sürdürdüm, yarışı bitirdim, imanı korudum” (2Ti 4:7).


Pavlus ve Yasa


Eylül 15


“Öyleyse biz iman aracılığıyla Kutsal Yasa’yı geçersiz mi kılıyoruz? Hayır, tam tersine, Yasa’yı doğruluyoruz” (Rom 3:31). Pavlus burada hangi yasadan bahsediyor?


Pavlus’un mektuplarındaki yasa sözcüğü, yaklaşık yüz otuz kez ve Elçilerin İşleri’nde yaklaşık yirmi kez karşımıza çıkmaktadır. Pavlus, kültürel özgeçmişlerine bakmaksızın, dinleyicilerinin ve okuyucularının “yasanın” birçok anlamlar taşıdığını anlaması için gayret etmişti, özellikle de Yahudiler için. On Emir gibi yasalar, tüm insanlar için her zaman geçerli olmuştur. Fakat Pavlus Eski Ahit’te ve Yahudi kültüründeki diğer türden yasaların Hıristiyanlar açısından yürürlükte olduğunu düşünmemişti.


Elçi, yazılarında geçen yasa sözcüğünü, geniş çapta dini törenleri, sivil yasayı ve arınma yasalarını ima ederek kullanmıştı. O, “yasanın yönetimi altında” (Rom 3:19) olmak ve “yasadan özgür kılınmak” (Rom 7:6) hakkında yazmıştı. Hem “günah yasası- nı” (Rom 7:25) hem de “kutsal olan yasayı” (Rom 7:12) tarif etmişti. “Musa’nın yasası- nı” (1Ko 9:9) ve aynı zamanda “Allah’ın yasasını” (Rom 7:25) anmıştı. Bu ifadeler, Yahudi olmayanlar için kafa karıştırıcı gibi görünse de, İbrani kültürü içinde büyüyenler için bu bağlam onun hangi yasayı kastettiği konusunda çok açıktır.



Romalılar 13:8–10; Romalılar 2:21–24; 1.Korintliler 7:19; Efesliler 4:25, 28; 5:3; 6:2’yi okuyun. Bu ayetler, Allah’ın ahlaki yasasının, On Emir’in çarmıhta hükümsüz olmadığını anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır


Pavlus, kişinin kâhinlik aracılığıyla Allah’a nasıl yaklaşacağını gösteren törensel yasa- ların, İbrani tapınağın ve kurbanların çarmıhtan itibaren geçerliliğini yitireceğini fark etmişti. Onlar bir süre için amaca hizmet etmişti fakat artık onlara ihtiyaç kalmamıştı. (Bu husus, tapınağın yıkılışından sonra daha da açıklığa kavuşacaktı.)


Ancak On Emir ile vurgulanan ahlaki yasadaki durum farklıdır. Pavlus mektubunda On Emir’den bazı alıntılar yapıp bazılarını ima etmekle, ister Yahudi isterse diğer ulus- lardan olsun, tüm insanlar için ahlaki taleplerin ne kadar evrensel olduğunu göstermek- tedir. Pavlus günah içeren uygulamalara karşı yazılarıyla, günahın ne olduğunu tanımla- yan mutlak yasaya önemi hiçbir şekilde eksiltmedi. Bu husus, birine hız limitini ihlal etmemesi söylenirken, aynı zamanda ona hız limitini gösteren levhaların artık geçerli olmadığını söylemek kadar anlamsız olurdu.



Çarmıh ve Diriliş


Eylül 16



“Aranızdayken, İsa Mesih’ten ve O’nun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım” (1Ko 2:2).


Hiç kuşkusuz Mesih’in Çarmıh’ı, Pavlus’un yaşadığı ve öğrettiği her şeyin odak noktasıydı. Fakat Pavlus tek başına Çarmıh’ı öğretmedi; aksine bunu diğer öğretiler bağlamında öğretti; ve bunlardan biri belki de Çarmıh’la en girift şekilde bağlantılı olan, Çarmıh olmaksızın hiçbir işe yaramayan diriliştir.



  1. Korintliler 15:12–22’yi okuyun. Bu ayetler, müjde için İsa’nın ölümü ve dirilişinin ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından ne söylemekte- dirler? Bir uyku olarak ölümün doğru şekilde anlaşılması, bu ayetler açı- sından nasıl bir önem arz etmektedir? Yani, Mesih’te ölenler zaten cennet- teyse, Pavlus burada neyden bahsediyor?


Maalesef diğer dinlerde olduğu gibi Hıristiyan geleneğinin büyük çoğunluğu, güç- lü bir şekilde insan ruhunun ölümsüzlüğüne inanmaktadır. Oysa Pavlus bu inanışa karşı sürekli olarak şunu vurgulamıştı:


  1.   Sadece Allah ölümsüzdür (1Ti 6:16);

  1.   Ölümsüzlük, Allah’ın kurtulanlara bir armağanıdır (1Se 4:16);

  1.   Ölüm, Mesih dönene kadar bir uykudur (1Se 4:13–15; 1Ko 15:6, 18, 20).


Hemen hemen tüm dinlerde ibadet, ruhun ölümsüzlüğü konusundaki yanlış kav- rayış bağlamında sayısız hatalı öğretiler içermektedir. Bu yanlışlar, reenkarnasyon, kutsallara dua etmek, ataların ruhlarına hürmet, ebediyen yanan cehennem ve kanal olma veya astral projeksiyon gibi birçok New Age uygulamaları içermektedir. Bu büyük yanılgılara karşı Kutsal Kitap’ın ölüm konusundaki öğretilerini doğru anlamak, tek gerçek korunmadır. Ayrıca bu gerçeği kabul etmemek yönünde en güçlü eğilimi göste- renlerin, diğer mezheplerden Hıristiyanlar olması ne kadar talihsiz.



Uyumlu Olmak


Eylül 17



Pavlus, güçlü bir kişiliği olan ve amacına sıkı sıkıya bağlı çok çalışkan bir hizmetkâr- dı. Böyle insanlar, birkaç dostu olan yalnız kişiler olabilirler fakat birçok hayranları var- dır. Ancak çoğunlukla seyahatlerinde Pavlus’a eşlik eden iki ya da üç yoldaşı olurdu. Bu yakın yoldaşlardan en az sekizi ismen anılmıştır (Elç 13:2; 15:22, 37; 16:1–3; 19:22; Kol 4:7, 10, 11; Flm 24). Bunlara, Pavlus’un ev halkına sunduğu selamlarına ek olarak Romalılar 16’da 24 kişiye selam etmesi de eklenmelidir.


Elçi ekip çalışmasına inanıyordu, özellikle de öncülük gerektiren görevlerde. Ancak aynı zamanda bu kişilerle bazen anlaşmazlıklar da yaşamıştı.



Elç 15:38–41’i okuyun. Burada ne oluyor ve Rab için çalışan bu büyük işçile- rin insaniyeti hakkında bizlere ne söylemektedir?




“İşte burada Markos, korkudan ve cesaretinin kırılmasından dolayı bunalarak, kendini Rabbin işine yürekten verme hedefinde bir süreliğine sendeledi. Zorluklara alışkın olmadı- ğından, yoldaki tehlikelerden ve mahrumiyetlerden ötürü cesareti kırıldı... Bu kaçış Pav- lus’un Markos’u bir süreliğine kötü, hatta sert bir şekilde yargılamasına neden oldu. Öte yandan Barnaba ise tecrübesizliğinden ötürü onu mazur görme eğilimindeydi. Markos’un hizmeti bırakmasından endişe ediyordu, zira onda kendisini Mesih için faydalı bir işçi olmaya uygun hale getirecek nitelikler görmüştü.”—Ellen G. White, The Acts of the Apost- les, S. 169, 170.


Elçilerin İşleri’nde anlatılanlar, Pavlus’un refakatçilerinden hizmetlerinde sıkıntılara ve tehlikelere direnmelerini beklediğini açıklamaktadır. Pavlus’a göre, birbirine yakın bir ekip minyatür bir inanlı topluluğu oluşturur. O, hizmet açısından iyi bir örnek teşkil etmenin, önemini vurgulamıştı. Takım üyeleri arasında göreve bağlı ve sevgi dolu bir ilişki, çoğunlukla ev halkını temel alan inanlı toplulukları için örnek olacaktır. Takım, aynı zamanda yeni müjdecilerin ve hizmetkârların eğitimi için ideal bir ortam sağlaya- caktır. Tabii ki zaman zaman bazı şeyler Yuhanna Markos’un durumunda olduğu gibi düzgün gitmeyebilir.



2.Timoteos 4:11’i okuyun. Bu ayet, gelişme ve af konusunda ne açıklıyor?



Eylül 18


Ek Çalışma: Elçi Pavlus, kaos teorisindeki kelebek etkisiyle kıyaslanmıştır: Kaliforniya’da kanat çırpan bir kelebek Asya’da kasırgaya neden olur.” Bir yazar ve vaazcı olarak yaptığı hizmeti, Yahudi bir mezhebi, Roma İmparatorluğu’nun kuytu köşelerinden bir dünya dinine dönüştürmüştür. Onun 13 mektubunda ortaya konu- lan bu fikirler, belki de kıyaslanabilir ölçüde kadim Grek edebiyatından bile daha fazla etki yapmıştır.



Tartışma Soruları:


¤ Pavlus, Grekoromen dünyasının entellektüel merkezi olan Atina’ya kaç- makla şehit olmaktan sakınmıştı. Kentler, mülteciler için sığınak sağlar, Hıristiyanlar da dahil. Elçi hiç zaman kaybetmedi; kentin dini anıtlarını gözlemledikten sonra Yahudiler’i ikna etmeye çalıştı ve Pazar yerinde vaaz verdi. Elç 17:16–31’i okuyun. Pavlus bu insanlara nasıl yaklaşıyor ve çeşitli insan gruplarına mesajımızı adapte etmemiz gerektiğini anlamamıza nasıl yardımcı oluyor? Aynı zamanda bu insanlara ulaşmak adına, gerçeği sulan- dırmadığına veya taviz vermediğine dikkat edin. Başkalarına ulaşma teşeb- büslerimizde ana inançlardan taviz vermediğimizden nasıl emin olabiliriz?


¤ Ölülerin durumu neden çok önemli bir öğretidir? Bu gerçeğin karşısın- daki birçok yanılgı ve aldanıştan bazıları, bizleri buna karşı nasıl korur? Ya senin kültürün? Bu gerçeğe set çeken inançlardan bazıları nelerdir?



¤ İman açısından belirtilerin rolüyle, mantık ve sağduyunun rolü üzerinde düşünün. Grubunuzda gönüllü olarak imana nasıl geldiğinden ve belirtiler veya mantık, vs. gibi faktörlerin bu yaşantıdaki rolünden bahsetmek iste- yenlerin konuşmasına izin verin. Ayrıca sadece imana gelmek değil, imanda kalmak açısından ne gibi rolleri olmuştu?



¤ Senin toplumundaki çoğunluğun durumu ne? Ne gibi bir özgeçmişe sa- hipler? Hangi inançlar yaygın? Onların inançlarını ve özgeçmişlerini anladı- ğından dolayı, dikkatli bir şekilde onlara en iyi yaklaşım tarzının ne olabi- leceğini düşün. Onları rencide etmeden, ilişki kurmanı sağlayacak giriş yollarından bazıları nelerdir?


Güneşin Batışı: 19:16 (İstanbul)





*Eylül 19–25



Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Elç 4:12, Mez 87:4–6, Yu 10:16, Rom 2:12–16,


Yu 14:6, Rom 1:18.


Kendi imanını düşün. Temeli nedir? Ona sahip olmanın iyi sebepleri nelerdir? Diğerlerinden farkı nedir ve bu farklılıkları kabul etmek neden önemlidir?


Hatırlama Metni: “Tanrı, duyurduğum Müjde ve  İsa Mesih’le ilgili bildiri uyarınca, sonsuz çağlardan beri saklı tutulan sırrı açıklayan vahiy uya- rınca sizi ruhça pekiştirecek güçtedir. O sır şimdi aydınlığa çıkarılmış ve önce- siz Tanrı’nın buyruğuna göre peygamberlerin yazıları aracılığıyla bütün ulus- ların iman ederek söz dinlemesi için bildirilmiştir. Bilge olan tek Tanrı’ya İsa Mesih aracılığıyla sonsuza dek yücelik olsun! Amin” (Romalılar 16:25–27).

ördüğümüz gibi Rab, başkalarına müjde mesajı götürecek insanları kullanır. Ancak çağlar boyunca milyonlarca kişi kurtuluş planından hiç bir haberi ol- madan öldü. Gerçek şu ki, yaşamış olanların çoğu kurtuluş öyküsünü hiç duymamıştı veya İsa Mesih’te açıklanan Allah’ın lütfunun müjdeli haberini hiç bil- miyorlardı. Bu durum, bizleri iki kalıcı soruya yöneltmektedir. Birincisi, Allah yargı gününde O’nu bilmeyen bu milyonlarca kişiye nasıl muamele edecektir? İkincisi ise


İsa’da olan kurtuluş planı dışında, birinin bildiği bir kurtuluş var mıdır?


Bazıları kurtuluşun sadece küçük bir Hıristiyan cemaatinde olduğunu iddia ede- bilir; buna karşın diğerleri de Allah’a ve sonsuz yaşama götüren tüm dinlerin eşit ölçüde geçerli olduğunu savunabilir.


Sonunda asıl husus, İsa’nın bizlere Allah’ın karakterini açıkladığını hatırlamaktır ve bu da bizlere O’nun tüm insanlık için duyduğu sevgi ve olabildiğince çok insanı kurtarma arzusu hakkında çok şey söylemektedir. Allah adalet Tanrısı’dır ve bunu nasıl hallederse etsin, göklerde şöyle bir haykırış duyulacaktır: “Ey ulusların kralı, Senin yolların doğru ve adildir” (Vah 15:3).


*26 Eylül Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Eylül 20


Göğün Altında Başka İsim Yok


Bazı Hıristiyanlar, sadece müjdeyi duyup da olumlu yanıt verenlerin kurtulabileceği inancını taşımaktadırlar. Bazen “dışlayıcılar” olarak adlandırılan bu insanlar, Allah’a kasti bir isyanı ifade eden, Hıristiyanlık haricindeki tüm dinleri, düşmüş insanların çatısı olarak değerlendirmektedirler. Onlara göre Hıristiyan olmayanlar, bu nedenle İsa Me- sih’in kurtarıcı lütfunun dışındadır.


Bazı Hıristiyanlar ise bir adım daha ileri giderek, onların kendi cemaatleri ve doktri- nel yapısı haricindekiler için kurtuluşun olmadığını iddia etmektedirler, hem de diğer Hıristiyanlar için bile. Onlar için farklı inançlara sahip diğer cemaatler, kendilerini Al- lah’ın himayesi haricinde tutmuşlardır ve böylece göklerin egemenliğine girme şansları yoktur. Örneğin Papa VIII. Boniface, 1302’deki papalık fetvası Unam Sanctam’da şöyle deklare etmişti, “Her insani yaratığın kurtuluş için Roma Papa’sına tabi olması zorunlu- dur.” Aynı şekilde bazı Protestanlar da kendi cemaatlerine ilişkin buna benzer şeyler düşünmüşlerdi.



Elç 4:12’yi okuyun. Ne söyleniyor ve buradaki sözleri nasıl anlamalıyız?




Buradaki Kutsal Yazı’nın sözleri çok açıktır: kurtuluş sadece İsa Mesih’tedir, göklerin altındaki başka hiçbir isimde değil. Ancak bu sözleri, belirgin olarak söylediği anlamın haricinde okumamak çok önemlidir.


Alevler içindeki binada kalan bir adam düşünün; daha binadan kaçamadan duman- dan dolayı kötüleşiyor ve bayılıyor. İtfaiyeci onu koridorda yatarken buluyor, hemen kucaklayıp dışarıya çıkarıyor ve orada doktorlar ilk müdahalede bulunuyor. Hemen hastaneye yetiştiriliyor ve birkaç saat sonra bilinci tekrar yerine geliyor.


Anlatılmak istenen, kurtarılan kişinin kendisini kimin kurtardığından hiç haberi yok- tur. Aynı şekilde kurtarılan herhangi bir kişi—ister İsa beden alıp gelmiş olsun isterse sonra—sadece İsa aracılığıyla kurtulacaktır, ister o kişi O’nun ismini ya da kurtuluş planını duymuş olsun veya olmasın.


“Ulusların arasında bile yaşam sözünü henüz duymadan önce, kendi yaşamlarını riske atarak Müjde’yi yayanlara yardım edenler vardı. Onların arasında bilmeden Tan- rı’ya ibadet edenler vardı. Kendilerine insani elçilerle ışık ulaştırılmayanlar yok olmaya- caklardır. Tanrı’nın yazılı yasasını bilmedikleri halde onun sesini doğada duymuşlar ve yasanın gerektirdiklerini yerine getirmişlerdir. Yaptıkları işler, Kutsal Ruh’un onların kalplerine ulaştığını ve onların Tanrı’nın çocukları olduğunu doğrular.”—Ellen G. Whi- te, Sevgi Öğretmeni, S. 632.



Ne Kadar Çok Bilmeli?


Eylül 21



Pazar günü kaldığımız yerden devam edecek olursak, Mesih’in işi tek kurtuluş aracını sağlasa da, bazıları Mesih’i açıkça tanımanın, kişinin kurtuluşu açısından gerekli olmadığına inanmaktadır.


Bu, kurtuluşun Mesih’ten ayrı olarak mümkün olduğunu değil, bilakis Allah’ın Mesih’in işinin erdemlerini kime isterse tatbik etmeye muktedir ve razı olduğunu ima etmektedir. Bazıları, Mesih’i tanımayan ve müjdeye hiç maruz kalmamış olup da Kutsal Ruh’un etkisi altında kurtuluş ihtiyacını hisseden ve buna göre davrananla- rın kurtulacağına inanırlar. Dünkü çalışmamızın sonunda geçen Ellen G. White’ın alıntısı hiç kuşkusuz bunu ima etmektedir (Eyüp ve Melkisedek’i düşün).


Aşağıdaki ayetler bu fikri nasıl aydınlatmaktadır?

Mez 87:4–6



Yu 10:16



Elç 14:17



Elç 17:26–28



Rom 2:12–16



“Tanrı ‘herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir.’ Sürekli iyilik ederek yücelik, saygınlık, ölümsüzlük arayanlara sonsuz yaşam verecek” (Rom 2:6, 7).


Pavlus burada Hıristiyanlık haricinde bazılarının “yaşamak için itaat etmek” (Lev 18:5) ilkesi sonucu sonsuz yaşamı elde edeceğini söylemektedir. “Vicdanları buna tanıklık ettiğinden” (Rom 2:15) dolayı yasanın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösteren bu “Uluslar” için Yargı Günü’nde farklılık olacaktır, çünkü bu insanlar kalplerinde Ruh’un işleyişine yanıt vermişlerdir.






Eylül 22


Üniversalizm ve Plüralizm


Bazı insanlar, neye inanırlarsa inansınlar veya nasıl yaşarlarsa yaşasınlar, sonun- da Allah’ın tüm insan varlığını kurtaracağını öğretmektedirler. “Üniversalizm” müj- deyi hiç duymamış ve ona inanmıyor olsalar da tüm insanların Allah’a bağlı oldukla- rından kurtulacaklarına inanmaktadır. Her şeyden evvel Yuhanna 3:16 şöyle demek- tedir: “Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki...” Bu nedenle, bu düşünceye göre eğer O herkesi seviyorsa, bir insan nasıl kaybolabilir, özellikle de kaybolmak, cehennemde ebediyen eziyet çekmek demekse? Allah sevdiklerini nasıl ebediyen yakabilir? Bu yüzden yanlış bir doktrinin (ebedi işkence) bir diğerine (üniversalizm) nasıl sürük- lediğini görebiliriz.


Üniversalizm ile bağlantılı “plüralizm” ise tüm dinlerin eşit ölçüde geçerli olduğuna ve Allah ile kurtuluşa eşit ölçüde götürdüğüne inanır. Hiçbir din, doğal olarak bir diğe- rinden daha iyi veya daha üstün değildir, en azından bu teolojiye göre. Kaliforniya’daki bir pastör, kilisesinin internet sayfasına, topluluğunun “Hıristiyanlığın hiçbir bakımdan diğer dini inançlardan daha üstün olduğuna inanmadığını” yazmıştı.”


Plüralistler için birçok dini adetler ve inanışlar, semboller ve mecazlar sadece yü- zeysel farklılıklar olup, tüm dinlerin benzer bir özünü gizlerler. Plüralistler örneğin çoğu dinin Allah’ı sevmeyi ve insanları sevmeyi vurguladığına, bunun altın bir kural, bereketli bir gelecek yaşam umudu oluşturduğuna işaret ederler. Onlara göre tüm inançlar özünde aynı şeyi öğretirler; bu yüzden hepsi de Allah’a götüren geçerli yol- lardır ve üyeleri Hıristiyanlık dışı inanca sahip olanlara Hıristiyan inancını zorla ka- bul ettirmeye çalışmak çok şovenist ve küstahça bir davranıştır.


Kutsal Kitap, hem üniversalizm hem de plüralizm hakkında ne söylüyor? Yu 14:6; Vah 20:14, 15; 21:8; Dan 12:2; Yu 3:18; Matta 7:13, 14; 2Se 2:9, 10.






Hiç kuşkusuz, üniversalizm ve plüralizm Kutsal Yazı’ya aykırıdır. Herkes kurtul- mayacaktır ve tüm dinler kurtuluşa eriştirmeyecektir.




Eylül 23


Lütuf İhtiyacı İçindeki Günahkârlar


“Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O’nun aracı- lığıyla kurtulsun diye gönderdi.” (Yu 3:17). Bu ayette tüm insanlık için ne gibi yüce bir umut bulunmaktadır? Bu önemli gerçeği nasıl ele alıp kendin için sahiplenebilirsin? Başkalarına erişmede bizleri motive etmesi için na- sıl kullanabiliriz?



Kutsal Kitap’a göre hepimiz günahkârız (Rom 3:23) ve Allah herkesin tövbe etme- sini (Elç 17:30, 26:20, 2Pe 3:9) ve kurtulmasını (1Ti 2:4) arzu ediyor. Aden’deki Dü- şüş’ten itibaren Allah’ın amacı, günah ve isyanın insanlığa getirdiği yıkım ve nihai ebedi ölümden insanlığı kurtarmak olmuştur. Allah’ın bizlere olan sevgisini ve bizleri kur- tarma arzusunu gösteren Çarmıh’tan başka ne kadar çok kanıta ihtiyacımız olabilir ki?


Oysa Kutsal Kitap, O’na alenen isyan edenleri kurtarmayacağı konusunda çok açıktır.



Yaratılış 6:11–13, Romalılar 1:18, 2.Selanikliler 2:12, Vahiy 21:8, 22:15’i okuyun. Bu ayetlerde ne gibi güçlü uyarılar vardır?



Allah tüm insanları sever fakat tüm insanlar lütfa ihtiyaç duyan günahkârlardır ve bu lütuf İsa’da açıklanmıştır. O, inanlı topluluğunu, lütfun bu müjdeli mesajını tüm dünyaya yayması için çağırmıştır.


“Kilise, Allah’ın insanlığın kurtuluşu için atadığı aracıdır. Hizmet etmek için or- ganize edilmiştir ve görevi, müjdeyi tüm dünyaya taşımaktır. Allah’ın planı başlangıç- tan beri, O’nun doluluğunun ve O’nun yeterliliğinin dünyaya O’nun kilisesi aracılı- ğıyla yansıtılması olmuştur. Kilisenin üyeleri, O’nun karanlıktan Kendi harika aydın- lığına çağırdığı kişiler, O’nun yüceliğini açıklamalıdır. Kilise, Mesih’in lütfunun zen- ginliklerinin deposudur; ve kilisenin aracılığıyla, Allah’ın sevgisinin son ve tam belir- tisi, sonunda “göksel yerlerdeki yönetimlere ve hükümranlıklara” dahi bildirilecek- tir. Efesliler 3:10.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 9.




Görev Çağrısı


Eylül 24



“Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazıla- rını kurtarmak için herkesle her şey oldum” (1Ko 9:22, 23). Pavlus burada hangi önemli ilkeyi benimsiyor ve aynı tavrı kendi yaşamlarımızda nasıl yansıtabiliriz?





Hizmetlerin Rabbi, bilgeliğiyle af ve kurtuluş mesajını dünyaya götürmesi için in- sanlar aracılığıyla çalışma yolunu seçti. Allah, zayıflıklarına rağmen Kutsal Ruh ve melekler ile hep beraber çalışmaları için erkekleri ve kadınları seçti. İsrail, Eski Ahit zamanlarında Allah’ın sürekli “ışığı” olacaktı fakat onlar sık sık ışıklarını “tahıl ölçe- ğinin altına” (Matta 5:15) sakladılar. Birçok kez almış oldukları bereketler İsrail içerisinde tutuldu. Başkaları arasına karışmak ve paylaşmak yerine, “murdarlıktan” korunmak adına kendilerini uluslara kapattılar.


Allah’ın dünya hizmeti için bir sonraki planı, tuz metodu olarak anılır—gidip “öğrenciler yetiştirmek” (Matta 28:19; Mar 16:15, 20; Elç 1:8). Müjdecilik tarihi, tuz olarak dünyaya giderek, bireylere, topluluklara ve bazen de tüm uluslara müjdeyi götürmeye kendini adayan müjdecilerin öyküleriyle ışıldamaktadır.


Ancak kadim İsrail’de olduğu gibi bu başarılı hizmetler, sık sık insani ve genel an- lamda girişimcilik kusurlarından dolayı belirsizleşmektedir. Bu insani noksanlar şun- ları içermektedir: (1) dışarıya yönelik hizmetlerdeki zayıf planlama, görevi yeterince anlamama; (2) müjdecilik hizmetine, vaaz etmeyi gölgeleyecek şekilde eğitim, sağlık, felaketler anlarında yardım veya gelişme olarak dar bir açıdan odaklanmak; (3) organi- zasyonların gönderilmesinde yetersiz fon ve personel; (4) müjdecilerin görev için elve- rişsiz olması ve (5) müjdenin vaaz edilmesini yasaklayan uluslar.


Tabii ki kimse bunun kolay olacağını söylemiyor. Bizler büyük bir mücadelenin ortasındayız ve düşman, ister yanı başımızdaki komşumuza isterse dünyanın “en ücra” köşelerinde dışarıya yönelik çabalarımıza engel olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ancak bizler düş kırıklığına uğramamalıyız, çünkü bizlere güç konu- sunda harika vaatler verilmiştir ve Allah’ın gayesini tüm dünyada gerçekleştireceğin- den emin olabiliriz. Bize söylendiği gibi: “Ağzımdan çıkan söz de öyle olacaktır. Bana boş dönmeyecek, istemimi yerine getirecek, yapması için onu gönderdiğim işi başa- racaktır” (Yşa 55:11).





Eylül 25


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Zeytin Dağı’nda,” Sevgi Öğretmeni, S. 621; “Spe- edy Preparation,” Fundamentals of Christian Education, S. 335; “Extension of the Work in Foreign Fields,” Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 23.


Yeni Ahit, müjdenin dünya çapındaki kapsamını vurgulamak için “tüm” sıfatının eşlik ettiği iki Grekçe isim kullanmaktadır: Matta 26:13, Mar 14:9, 16:15’de geçen “tüm evren (kozmos)” ve Matta 24:14’de geçen “tüm dünya (ökümen)” Kozmos, düzenli bir varlık alemi için kullanılan daha genel bir ifade olarak gezegeni belirtir- ken (Yeni Ahit’te yaklaşık yüz elli kez geçmektedir), daha spesifik olan ökümen, dünyadaki insan varlığı üzerine odaklanmıştır.


İlk imanlılar için “tüm dünya” ne kadar genişti? Çarmıh olayından birkaç yıl içinde bugünkü Kıbrıs’a, Lübnan’a, Suriye’ye, Türkiye’ye, Makedonya’ya, Yunanis- tan’a ve İtalya’ya ulaşmışlardı. Onların müjdeyi kuzeyde Güney Rusya’ya (kadim İskitler), güneyde Etiyopya’ya, doğuda Hindistan’a ve batıda İspanya’ya kadar uzak diyarlara ilan ettiklerine dair kanıtlar vardır.


İlk Mesih imanlıları tüm dünyaya müjdeyle erişebileceklerine inanmışlar mıydı? Elçilerin İşleri’ne göre Mesih’in inanlı topluluğu “doğum günü” olan Pentikost günün- de, “Allah’ın büyük işlerini” ulusların, coğrafi bölgelerin ve etnik grupların listesinde yer alan konuklara ilan etmeye başlamışlardır (Elç 2:5–11). İnanlı topluluğu, daha ilk günlerinden itibaren dünya çapında verilecek olan hizmetin farkındaydılar. Eğer onlar daha o zamanlar bunu anlamışlarsa, bizler bugün ne kadar çok anlamalıyız?



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:05 (İstanbul)