Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:13 (İstanbul)





*Mayıs 10–16

Yasanın Sonu olan Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 5:12–21, 6:15–23, 7:13–25, 9:30–10:4,


Gal 3:19–24.



Ç


Hatırlama Metni: “Oysa her iman edenin  aklanması için Mesih, Kutsal Yasa’nın sonudur” (Romalılar 10:4).



ok meşhur bir dergi büyük puntolarla tam sayfa verdiği ilanda şöyle bir başlık atmıştı: “Ölümsüzlüğe Erişin! (şaka yapmıyoruz).”


Bir anlamda şaka yapıyorlardı, çünkü ilan şöyle devam ediyordu, “Adınızı ebediyete ulaştıracak hayırsever bir miras olarak bırakmak istiyorsanız, ücretsiz kitapçığımız için bizimle irtibat kurun.”


Yazarlar, araştırmacılar, filozoflar ve ilahiyatçılar teologlar, binlerce yıldır ölüm sorusunu ve yaşamımızda ölümün ne anlama geldiğini bulmaya çabaladılar. Bu nedenle, insanların ölümsüzlüğü çözmelerine yardımcı olması bakımından pek başarılı olmasa da, ilan çok zekiceydi.


Buna karşın Yeni Ahit boyunca bizlere ölümsüzlüğe ulaşmanın tek yolu gösteril- miştir ve o da yasayı tutmaya zıt olarak İsa’ya iman sayesinde—tutmak zorunda olsak bile. Aslında yasaya itaat, lütufla çatışma içinde değildir; tam tersine lütfu al- manın bir sonucu olarak bunu yapmamız gerekmektedir.


Bu hafta yasa ve lütfu keşfetmeye devam edeceğiz.



*17 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




ELLEN G. WHITE SERİSİ HAKİKAT YOLU VE HAYATIMIZ


Orijinal Adı: Steps to Christ


Çağımızın bilim ve teknik alanında kaydettiği olağanüstü gelişme- ler, maddi gereksinimlerimizin karşılanmasını bir dereceye kadar kolaylaştırmıştır diyebiliriz. Fakat maddi gereksinmelerimizin yanı sıra bir de ruhumuzun gereksinimleri vardır. Dileğimiz, çağımızın kaydettiği ilerlemeler yanında bunların da gelişmesi ve insan ru- hundaki boşluğun daha asil duygularla dolabilmesidir.


Bu yapıt, ruhsal yaşantımızın bu gereksinimini karşılamaya yar- dımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Yüz yirmiden fazla dile çev- rilmiş olan kitap, yazarın Türkçe olarak yayınlanmış ilk kitabıdır.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


SEVGİ ÖĞRETMENİ (1. ve 2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Desire of Ages


Tanrısal konularda son derece derin bir bilgiye sahip olan yazar Ellen G. White, bu kitapta İsa’nın yaşamındaki harikulade öğretileri ve önemli olayları tarih sırasına göre anlatırken, O’nun yaşamının farklı güzelliklerini ve ilahî hazinenin değerli gerçeklerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir.


Bu kitap, okuyucuyu gökyüzünün kutsal hazinesiyle ilgili olarak onun hayal bile edemeyeceği kadar iyi bilgilendirmektedir.





ELLEN G. WHITE SERİSİ SEVGİNİN ZAFERİ ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Great Hope


Kitap, Büyük Mücadele’nin son 10 bölümünü ele almaktadır. Uğrunda savaştıkları şey için çok önemli olan iki tarafın, iyinin ve kötünün arasında geçen evrensel savaşın nasıl başla- dığından ve nasıl sonlandırılacağından bahsetmektedir. Güzel olduğu kadar şok edici bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın. Okuduktan sonra artık aynı kişi olmayacaksınız.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


BÜYÜK MÜCADELE


Orijinal Adı: The Great Controversy


Eğer evrende anlam ve adalet varsa, masumlar neden suçlularla birlikte acı çekiyor? Ölümden sonra yaşam var mı? Gerçek nedir?


Bu kitap yanıtları vermektedir; ve yanıtları güvence içermektedir. Yaşamın anlamı vardır! Evrende yalnız başımıza değiliz. Bizimle ilgilenen birisi var! Birisi gerçekten de insanlık tarihiyle ilgilenmiş, hatta insanlığa bizzat katılmış, O’na ulaşabilmemizi, O’nun da bize ulaşabilmesini olanaklı kılmıştır. Güçlü eli bu gezegeni tutan ve yakında esenliğe kavuşturacak olan birisi vardır.


Bu kitabın sayfalarını çeviren hiç kimse, kitabın sadece şans eseri mi eline geçtiğini sormadan bırakmayacaktır.



ELLEN G. WHITE SERİSİ GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA 1. CİLT


Orijinal adı: Patriarchs & Prophets


Nereden geldik? Uluslar arası gerilimler uygarlığı neden yıkımla tehdit ediyor? Suç oranı neden yükseliyor? Ahlâksal standartlar neden geriliyor? Tanrı bütün bunlara kayıtsız mı kalıyor? Sorun- ları çözmemize yardımcı olacak herhangi bir şey yapıyor mu?


Beş kitaplık bir serinin ilki olan bu kitap, sıraladığımız bu soruları yanıtlamaktadır. Dünyamızın nasıl oluştuğuna, insan- lığın nasıl başladığına ışık tutmaktadır. Binlerce yıl önce gök- lerde başlayan trajik isyan anlatılmakta, Tanrı ve Şeytan ara- sında gelişerek yeryüzünün bütün sakinlerini etkisi altına alan mücadele ortaya konulmaktadır.


Yazar dünyamızda var olan doğruyla yanlış, gerçekle yanılgı arasındaki savaşı tanımlamaktadır.


ELLEN G. WHITE SERİSİ


GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA (2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: Prophets & Kings


Peygamberlerin öyküsü, 1. ciltte kaldığı yerden devam ediyor. Davut’un oğlu Süleyman, İsrail Krallığına tarihinin en zengin ve en görkemli dönemini yaşattı. Bu ciltte, Tanrı’nın seçtiği halkın O’nun isteğini yapmaktan nasıl adım adım uzaklaştığını görüyo- ruz. Yaptıkları seçimin sonuçlarına acı ve ıstırap içinde nasıl katlandıklarını, sonunda Tanrı tarafından nasıl dışlandıklarını okuyoruz. Yaşamımızda lanet ve belalar yerine bereketlere ka- vuşmak için sakınmamız gereken hataları bize öğreten bir kitap...




BATIL İNANÇLAR – Kapılma ve Kurtulma


Yazar: Kurt Hasel


Orijinal Adı: Der Zauber des Aberglaubens


İster Avrupa’dan alınmış olsun –bu kitapta bolca örneği olduğu gibi– ister Çin’de karşımıza kemik biçiminde, isterse Türkiye’deki gibi nazar biçiminde çıkmış olsun, batıl inançlar her devir ve kültürde olagelmiştir.


Çünkü insanlar nerede olurlarsa olsunlar, üç temel soruya yanıt arayıp durdular.


  •      Geleceği nasıl bilebilirim?

  •      Nasıl mutlu olabilirim, olumsuz etkilerden nasıl korunabilirim?

  •      Ölümden sonra ne olacak, ölülerle nasıl iletişim kurabilirim?




BİNLERCESİ KIRILACAK


Yazar: Susi Hasel Mundy


Orijinal Adı: A Thousand Shall Fall



Hitler Almanya’sında inançlarını sürdürmeye cüret eden bir asker ve ailesinin nefes kesen öyküsü.













YETENEKLİ ELLER


Yazar: Carson / Murphey Orijinal Adı: Gifted Hands


Aynı zamanda filmi de yapılmış olup, en çok satan kitaplar listesinde yıllardır milyonlarca adet satan bu kitapta ölmekte olan çocuklara ikinci bir şans veren olağanüstü bir cerrahın öyküsü anlatılmaktadır. Dr. Ben Carson, beyin cerrahisinde- ki umut olmayan yere umut getiren yeniliklerle tüm dünya- da tanınmaktadır.





KADERİ DEĞİŞTİREN – KUTSAL KİTAP ÇALIŞMA KİTAPÇIKLARI SERİSİ


5 adet kitapçıktan ve 1 adet promosyon kitabından oluşan bu seride Kutsal Kitap’ın Yaratılış öyküsünden, son bölüm olan Vahiy kitabına kadar tüm bölümler, kendi kültürümüze has öykü- lerle süslenerek, anlaşılır ve kolay bir dille anlatılmış olup, hem inanlı topluluğunuz, hem ken- diniz, hem de çevrenizdeki insanlar için muhteşem bir başvuru kaynağı olacaktır.






EN ZENGİN MAĞARA ADAMI


Yazar: Batchelor / Toker


Orijinal Adı: The Richest Caveman


Gerçekten yaşanmış bir öykü… Milyoner bir baba ile gösteri dünyasında çalışan bir annenin oğlu olan genç Doug Batchelor, paranın satın alabileceği her şeye sahipti. Mutluluk hariç her şeye. Uyuşturucu kullandı, okulda kavgalar çıkardı ve intihar düşüncesiyle hayaller kurdu. Kendinden tiksinen ve hayatın hiçbir amacı olmadığına inanan Doug, yaşayabileceği tüm eğ- lence ve heyecanları yaşamayı kafasına koydu. Onun aradığı mutluluk sürekli kendisinden kaçıyordu, ta ki bir dostun mağa- rasında bıraktığı tozlu bir kitabı bulana dek. Bundan sonra olanlar ancak mucize olarak açıklanabilir.




RUHLAR DÜNYASINA YOLCULUK


Yazar: Roger J. Morneau


Orijinal Adı: A Trip into the Supernatural


Gerçekten yaşanmış öyküler ve deneyimler içeren bir kitap. Küçüklüğünde ve savaş zamanında yaşadığı deneyimler Roger’i Allah’tan uzaklaştırmış, sonunda O’ndan nefret etmesine ve satanistlerin bir kulübüne katılmasına neden olmuştu. Fakat daha sonra sevgi dolu bir Tanrı’yı keşfederek iblislere ibadetten ayrılmak istedi. İşte Roger’in satanizmin dehşet verici dünya- sından ilahî müdahaleyle kurtuluşunun öyküsü.






BEREKET DAĞINDAN DÜŞÜNCELER


Yazar: Ellen G. White


Orijinal Adı: Thoughts From the Mount of Blessing


Mesih’in Mutluluk Vaatleri Dağı’ndan söylemiş olduğu sözler, zamanın sonuna dek gücünü koruyacaktır. Her bir cümle, gerçe- ğin hazine dairesinden gelen bir mücevherdir. Bu konuşmada ifade edilen ilkeler, tüm çağlar ve tüm sınıflardan insanlar için geçerlidir. Mesih, ilahî enerji ile, birbiri ardınca pek çok sınıfı, doğru karakterler edindikleri için bereketlenmiş olarak ilan ederken, onlara olan inancını ve umudunu açıkladı. Herkes, Yaşam Kaynağı’nın verdiği yaşamı sürerek, O’na iman aracılığıy- la, O’nun sözlerinde ortaya konulan standarda ulaşabilir.




DVD SERİSİ: BİZİM MİRASIMIZ




Orijinal Adı: Our Heritage – SDA Church History Yedinci–Gün Adventistleri tarihinin anlatıldığı bir DVD.



YEDİNCİ GÜN


Orijinal Adı: The Seventh Day


5 DVD’den oluşan Türkçe altyazılı bu sette Yedinci–Gün Sebt’inin tarihçesi detaylı olarak anlatılmaktadır. Hiç merak ettiniz mi, dünya üzerindeki yaşam bir tesadüfle mi başladı? Neden haftanın 7 günü var? Allah haftanın bir gününü neden diğerlerinden ayrı tuttu? Yaratı- lıştan bugüne dek Sebt Günü’ne inanan insanların izlerini süreceğiz.





BROŞÜRLERİMİZ:


YEDİNCİ–GÜN ADVENTİST TOPLULUĞU


Yedinci–Gün Adventistleri kimlerdir? Neye inanırlar? Ana dokt- rinleri nelerdir? Tarihçemiz, yaşayışımız nasıldır?






CEP BROŞÜRLERİ SERİSİ – SONUN BELİRTİLERİ:


İSA YENİDEN GELDİĞİNDE


İsa nasıl gelecek? Yeniden geldiğinde ne olacaktır? Belirtiler neler- dir? Nasıl hazır olabilirsin?


BEN KİM’İM?


İsa’nın kim olduğunun açıklandığı bu broşürde O’nun özellikleri çeşitli açılardan ele alınmaktadır.


SONSUZA DEK YAŞAYABİLİRSİN


Sonsuz yaşam nasıl elde edilebilir? Lütuf ne demektir? Nasıl kur- tulunur? Sonsuz yaşam formülü nedir?


HATIRLANMASI GEREKEN BİR GÜN


Sebt (Şabat) Günü’nün anlamı ve öneminin kısaca anlatıldığı bu broşür, onun nasıl tutulabileceğine yönelik kısa talimatlar içer- mektedir.






Ç


İsa’nın Öğretileri


oğumuz, hayran kaldığımız ve takdir ettiğimiz, yaşamımızda etkili olmuş büyük öğretmenleri hatırlarız. Bazı öğretmenler, kendi çağını aşmış ve bir sonraki nesilleri etkilemeye devam etmiştir. Seçkin öğretmenler, yaşamı kesin surette etkilemiş, öğretmiş ve çoğunlukla evrensel olarak kabul görmüştür. Tabii ki İsa,


bunların içerisindeki en büyük Öğretmen’dir.


Yaşıtları O’nu bir Öğretmen olarak kabul etmişti, zira O, ilk yüzyıldaki rabbilerin genel özelliklerini taşıyordu. Alışıldığı üzere oturur ve öğretirdi. O, sık sık Kutsal Ya- zı’dan alıntılar yapar ve bunları yorumlardı. İsa, nihayetinde sözlerini dikkatle dinle- yen, O’nu izleyen ve hizmet eden bir grup öğrenciye sahip oldu. Bunlar, O’nun za- manında yaşayan ve bulunan öğretmenlerin temel özellikleriydi.


Ancak İsa ve diğer öğretmenler arasında temel farklar mevcuttu. Diğerleri çoğun- lukla konunun entelektüel yönlerine konsantre olurken, İsa dinleyicilerinin tüm varlıklarına hitap ediyor ve onları Allah’ın lehinde karar vermeye davet ediyordu. Bunun yanında O’nu dinleyenler, İsa’nın “öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu” (Markos 1:22). Mesih’in otoritesi, uyguladığı ve öğrettiği şeylerden dolayı güvenilirlik kazandı. Fakat her şeyin ötesinde, otoritesinin kaynağı, kendi Şahsiyeti idi. O gerçeği öğretti, zira O “Gerçek” idi. Al- lah’ın cisimlendirdiği gibi şunu söyledi, “RAB şöyle diyor,” ancak daha sonra şunu ekleyecekti “fakat ben size diyorum ki.”


Bu çeyrek yılda, Müjdeler’de kaydedildiği gibi, İsa’nın ana öğretilerinden bazıları- nı araştıracağız. Kurtarıcımız, ruhsal ve pratik yaşantımıza yakışan birçok şey öğretti. O öğretilerini farklı dinleyicilere sergiledi, metodunu her bireye uyarlarken dikkat etti. Bazen bir vaaz verdi; bazen bireylerle veya gruplarla sohbet etti. Bazen açıkça konuştu; bazen Sözleri’nin anlamını gizledi. Ancak her durumda Allah ve kurtuluş hakkında gerçekleri öğretti.



Carlos A. Steger, pastör, öğretmen, editör ve yönetici olarak çalışmıştır. Ha- len, River Plate Adventist Üniversitesinde, İlahiyat Bölümü dekanıdır. O ve karısı Ethel’in üç çocuğu ve üç torunu vardır.







Pazar


Mayıs 11


Günahın Arttığı Yer (Rom 5:12–21)


Günahlara işaret etse de, yasa bizi onlardan kurtarmaktan acizdir. Ancak bu aciz- liği, tek kurtuluşumuz olan İsa’ya ihtiyacımızı gösterir.



Romalılar 5:12–21’i okuyun. Bu ayetlerde, Allah’ın lütfunun mesajı ne şekilde açıklanmıştır?







Bu pasajda günah ve ölüm arasındaki sürekli birlikteliğe dikkat edin. Defalarca birbirleriyle olan ilişkisi karşımıza çıkmaktadır. Günahtan dolayı, Allah’ın yasasını ihlal etmek, ölüme götürmektedir.


Şimdi Romalılar 5:20’yi okuyun. Yasa “girdiğinde,” yasanın günahı açıkça tanım- laması için günah çoğaldı. Ancak ölüm demek olan, günahın doğal sonucunu getir- mek yerine Pavlus şöyle diyor: “ama günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın lütfu daha da çoğaldı”. Diğer bir deyişle, günah ne kadar kötü olursa olsun, Allah’ın lütfu, imanla O’nun vaatlerini kabul edenleri kaplamaya yeterlidir.


1Yu 3:4’deki çeviriden (“günah, yasaya karşı gelmek demektir”) etkilenen bir- çokları, günahın yalnızca On Emri sınırladığını düşünür. Ancak aslına sadık çeviri şöyle olmalıdır: “günah yasasızlıktır” (anomia). Allah’ın ilkelerine karşı olan her şey günahtır. Bu nedenle Adem yasak meyveyi yediğinde, On Emir resmen açıklanmamış olsa da, o Allah’ın buyruğunu çiğnemiş (Yar 2:17) ve bunun sonucunda günah iş- lemekle suçlanmıştı. Aslında Adem’in günahından ötürü, ölümün laneti insanlığın tüm nesillerini de etkilemiştir (Rom 5:12, 17, 21).


Adem’in sadakatsizliğine karşın, Allah’ın yasasına İsa’nın sadakati, sonsuz yaşa- ma umutla sonuçlanmıştır. İsa denenmiş olsa da, hiçbir zaman günah işlemedi (İbr 4:15). Pavlus, Romalılar’da, bunu kabul edenler için sonsuz yaşamla sonuçlanan (Rom 5:18–21) İsa’nın doğru itaatini övmektedir. İsa ikinci Adem olarak yasayı tam olarak yerine getirmiş ve ölümün lanetini kırmıştır. Şimdi O’nun doğruluğu, imanlı- nın da doğruluğu olabilir. İlk Adem’in günahını miras almakla ölüme mahkûm olan kişi, artık İkincisi olan İsa’nın doğruluğunu kabul etmekle armağana sahip olabilir.







Yasa ve Lütuf (Rom 6:15–23)



Mayıs 12



İmanlılar için anlaşılması en zor kavramlardan biri, lütufla kurtulan biri için ya- sanın devam eden rolüdür. Eğer imanlı bir kişi, İsa’nın yaşamı ve ölümünün yeterli- liğini kabul ederek doğruluğu elde etmişse, o halde neden halâ yasayı tutmak gerek- lidir? Bu soru, anahtar bir hususu tekrarlamak için başka bir fırsatı sağlamaktadır: yasa hiçbir zaman kurtuluşu sağlamak için tasarlanmadı; onun işlevi (Düşüş’ten sonra), günahı tanımlamaktı. Oysa, Çarmıh hız sınırını ihlal eden birinin affedilmesi gibi, kişinin Allah’ın yasasını izleme ihtiyacını iptal etmediğinden, kişi artık ihlaline devam edemez.



Romalılar 6:12, 15–23’e göre, lütuf altında yaşamanın kapsamı nelerdir?

Özellikle bkz. Rom 6:12, 15, 17.








Lütuf ve yasa birbirine zıt şeyler değildir; birbirlerini reddetmezler. Aksine güçlü bir şekilde bağlıdırlar. Bizleri kurtaramadığından dolayı, yasa neden lütfa gereksin- memiz olduğunu gösterir. Lütuf yasaya değil fakat ölüme karşıdır. Sorunumuz yasa- nın kendisi değil, onu ihlal etmekle sonuçlanan ebedi ölümdür.


Pavlus, imanlılara vaat edilen lütuf armağanının, günaha bir bahane olarak kul- lanılmasına dikkat edilmesi konusunda uyarmaktadır (Rom 6:12, 15). Günah, yasa aracılığıyla tanımlandığından, Pavlus imanlılara günah işlememelerini söylediğinde, aslında şunu diyordu: yasayı tutun, emirlere itaat edin!


“Pavlus ilahî yasayı her zaman yüceltmişti. Yasada insanları itaatsizliğin cezasın- dan kurtaracak bir güç olmadığını göstermişti. Günahkârlar günahlarından tövbe ederek, yasasını çiğneyerek haklı gazabına maruz kaldıkları Allah’ın önünde kendile- rini alçaltmalı, ayrıca tek bağışlanma araçları olarak Mesih’in kanına iman etmelidir- ler.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 393.






Mayıs 13


Ne Zavallı İnsanım! (Rom 7:21–25)


Romalılar 7:13–25’i okuyun. Bu ayetleri nasıl anlamalıyız? Pavlus, imana gelmemiş bir insandan mı söz ediyor, yoksa bu imana gelmiş bir insanın yaşadıkları mı? Yanıtına ne gibi gerekçeler gösterebilirsin?







Eğer bu ayetlerin kimden bahsettiğinden emin değilsen, yalnız değilsin. İlahiyatçı- lar da yüzyıllar boyu bu soruyla boğuştular. Burada tarif edilen kişi, Allah’ın yasasın- dan zevk alan (inançsız olduğunu söylemek çok zor) fakat günaha köle olduğunu gören biridir (ki anlamsızdır, zira imanlılara günaha karşı yetkin oldukları vaat edil- miştir). The SDA Bible Commentary, (YGA Kutsal Kitap Tefsiri) her iki taraftaki ka- nıtlara baktıktan sonra şöyle söylemiştir: “Pavlus’un bu pasajdaki asıl gayesi yasa, müjde ve kurtuluşa hazırlanırken günaha karşı ciddi mücadelelerin içinde olduğu- nun farkına varan kişi arasında mevcut olan ilişkiyi göstermek olabilir. Pavlus’un mesajına göre yasa, mücadeleyi düşürmeye ve şiddetlendirmeye hizmet etse de, sadece İsa Mesih’in müjdesi, zaferi ve rahatlamayı getirebilir.”—The SDA Bible Commentary, Cilt 6, S. 554.


Bu ayetlere nasıl bakarsak bakalım, her zaman günahla mücadele eden kişinin halâ doğru seçimler yapma kabiliyetine sahip olduğunu hatırlamalıyız. Eğer böyle olmasaydı, günahı alt etme konusunda Pavlus’un (ve diğerlerinin) tüm vaatleri an- lamsız olurdu. Ayrıca Matta 5’in de gösterdiği gibi, günah çoğunlukla eylem yapılma- dan önce başlar. Bunun sonucu olarak kişi, yalnızca günahkâr bir şeyi düşünmekle yasayı ihlal etmiş olur. Genelde bu gerçek, hüsran kaynağı olabilirdi. Ancak Romalı- lar 7 bağlamında birey çaresiz olabilir, ama umutsuz değildir. Ruh’ta yaşayan kişi için hep mevcut olan yasa, suçtan kurtuluşun İsa aracılığıyla geldiğini sürekli hatır- latmaya yarar (Rom 7:24–8:2).








Yasanın Gayesi (Rom 9:30–10:4)



Mayıs 14



Bu haftaki çalışmamızın başlığı Romalılar 10:4’den gelmektedir—“Mesih, Kutsal Yasa’nın sonudur”. Yasa hakkında kendilerini olumsuz olarak şartlayanlar otoma- tikman ayeti şöyle yorumlarlar, “Mesih yasayı eskitti.” Ancak bu şekilde bir yorum, yasanın devamlı ilişkisini tartışan Romalılar kitabındaki ve Yeni Ahit’in diğer bölüm- lerindeki birçok referansa karşıdır.



Romalılar 9:30–10:4’ü okuyun. Pavlus burada kurtuluşun yasayla değil, imanla olduğunu nasıl açıklıyor?



Romalılar’a yazdığı mektubun geri kalanında olduğu gibi Pavlus’un bu ayetlerde- ki amacı, doğruluğun gerçek kaynağını ortaya koymaktır. Yasa, doğruluğun gösterge- sidir, fakat insanları doğru yapmak konusunda acizdir. Bu nedenle, Pavlus bir çeliş- kiyi tasvir ediyor: doğruluk için mücadele etmeyen milletler (diğer uluslardan olan- lar) onu elde ederken, doğru yasayı tutmak için çabalayan İsrailliler onu elde ede- medi. Pavlus Yahudileri doğruluğa sahip olmaktan dışlamıyor; ne de her Yahudi olmayanın doğru olduğunu söylüyor. Söylediği şey, ister Yahudi olsun isterse diğer uluslardan olanlar, yasanın günahkâra doğruluğu getirmediğidir.


Birçok Yahudi doğruluk arzusunda samimiydi, fakat araştırmaları nafileydi (Rom 10:2). Allah’a hizmet etmek konusunda gayretliydiler, ancak bunu kendi koşullarıyla yapmak istiyorlardı. Onlar Allah’ın vahyinden bir şey (yasa) aldılar ve kurtuluşlarının Kaynağı ile karıştırdılar. Yasa ne kadar iyi olursa olsun, hiç kimseyi kurtaracak kadar iyi değildir. Aslında yasa, insanı doğru yapmak yerine, bireyin günahkârlığını ortaya çıkarır; doğruluğa olan ihtiyacı artırır. Pavlus işte bu yüzden Mesih’i yasanın “sonu” olarak tarif ediyor. O, yasayı sonlandırmak anlamında “son” değildir, fakat yasanın işaret ettiği Kişi olarak yasanın “amacıdır.” Yasa, kurtuluş için O’na bakan tövbekâr bir günahkâr olarak kişiyi Mesih’e yönlendirir. Yasa tüm inanlılara Mesih’in doğrulu- ğumuz olduğunu hatırlatır (Rom 10:4).








Disipline Edici (Gal 3:19–24)



Mayıs 15



Pavlus, Romalılar kitabıyla uyumlu olarak, Galatyalılar’da yasanın gayesinin in- sanları doğru yapmak değil, günahı tanımlamadığını taahhüt etmeye dikkat göster- mektedir (Gal 3:19, 21).



Galatyalılar 3:23, 24’ü okuyun. Pavlus, yasanın gayesini tarif etmek için hangi imgeleri kullanıyor? Bu imgeler hangi anlama geliyor?



Çeviriye bağlı olarak, 24. ayetteki yasa, diğer adlandırmaların yanında, “eğitmen,” “okutman,” “asistan” ve “veli” olarak belirlenmiştir. Grekçe olan bu terim, oğlunu disipline etmek için zengin birinin işe aldığı köleyi ima etmektedir. Çocuğun disipli- ne girmesini temin etmek, eğitmenin sorumluluğuydu. Bir köle olsa da, çocuğu disiplin altında tutmak için, gerekli olan her şeyi yapma yetkisi eğitmene verilmişti, hatta fiziksel cezalandırma da dahil. Çocuk yetişkinliğe eriştiğinde, eğitmenin onun üzerinde bir otoritesi kalmıyordu.



Eğitmenin rolünün açıklanması ışığında, Mesih’in kurtuluşunu almış olan biri için, yasanın amacının ne olduğunu düşünüyorsun?





Yetişkinliğe erişen oğulun üzerinde eğitmenin artık yetkisi olmasa da, oğulun öğren- diği derslerin, artık onun olgun kararlar almasına olanak vermesi beklenir. Buna benzer olarak imanlı kişiden de, yasanın suçlayıcı gücü altında olmadığından, olgunluğa erişmiş bir kişi olarak, yasanın ilkeleri doğrultusunda eylemlerini yönetmesi beklenir.


Eğitmen rolüne ek olarak, yasanın aynı zamanda “iman” gelene dek imanlıyı ko- ruyan bir bakıcı olarak işlevi vardır (Gal 3:23). Yine burada da Mesih’in bir “son,” yasanın amacı olduğunu görüyoruz. Pavlus, “imanla aklanalım diye” (24. ayet), yasanın bizleri Mesih’e getirdiğini açıkça belirtmiştir.






Mayıs 16


Ek Çalışma: “Yasa bizlere günahı açıklar, Mesih’e ihtiyaç duymamıza, af ve esenlik için Allah’a ve Rabbimiz İsa Mesih’e tövbe ederek, sığınmamıza neden olur…


“On Emir’deki yasaya yasaklayıcı yönden değil, rahmet yönünden bakılmalıdır. Onun kısıtlamaları, itaat içinde mutlu olmamızın kesin garantisidir. Mesih’te alınmış olarak, ebedi çağlar boyunca neşeyi getirecek olan karakterin saflığı için içimizde çalışır. İtaatkâr olan kişi için bir korunma duvarıdır. Onda, insana doğruluğun de- ğişmez ilkelerini açıklayan, onları günahla sonuçlanan kötülüklerden bir kalkan gibi korumaya çalışan Allah’ın iyiliğini görebiliriz.”—Ellen G. White, Select Messages, Kitap 1, S. 234, 235.



Tartışma Soruları:


¤ Grubunuzla, Galatyalılar 3:21’de geçen harika umut hakkında konuşun. Buradaki lütuf müjdesi, nasıl çok net bir şekilde sergilenmiştir? Bu ayet, neden legalizmin mutlak panzehiri olmalıdır?


¤ Kendilerini Tanrı’nın çocukları olarak adlandıranlar için dini bir yaşam sürmek bir seçenek değildir. Eğer krallığa girmeyi arzu ediyorsak, birçok iyi niyetli birey “mükemmelliğe” ulaşmaya ihtiyacımız olduğunu vurgulamakta- dır. Maalesef, bu doktrini benimseyenler, kurtuluşun anahtarı olarak sadece kendi yeterliliğini yüceltmekle kalmayıp, aynı zamanda günahkâr insan doğa- sı gerçeğini de görmezlikten gelmektedirler. İnsanlar, günaha yönelik miras aldıkları eğilimlerle yaşamak zorundadır ve sürekli ayartılmalarla bombar- dıman edilmektedir. Bundan da kötüsü, kurtuluşlarının bir barometresi olarak sürekli kendilerine bakıp, ne kadar iyi yaptıklarını zannedenlerin başına gelebilecek düş kırıklığıdır. Allah’ın kutsallığı ve O’nun yasası ile kı- yaslandığında, içimizden kim yeterli olabilir ki? O halde dindar bir şekilde, imanlı bir yaşam sürmeye gayret ederken, kurtuluşumuzun umudunu Me- sih’in bizleri doğruluğuyla kaplamasından başka bir şeyin üzerine kuran herhangi bir teolojiye kapılmamak için nasıl dikkatli olabiliriz?




Güneşin Batışı: 19:20 (İstanbul)





*Mayıs 17–23

Allah’ın Yasası ve


Mesih’in Yasası





Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Mat 19:16–22; Yu 13:34, 35; Gal 6:1–5; Elç


17:31; Yu 5:30.



B


Hatırlama Metni: “Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgi- sinde kaldığım gibi” (Yu 15:10).


irçok ulusta hiyerarşik yasalar mevcuttur. En zirvede ulusal yönetimden olan yasalar gelir ve bunlar ülkede oturanların tümünü bağlar. Sonra belirli bölge- lerin sakinlerine ait olan taşra seviyesindeki yasalar gelir. Son olarak da en


küçük bölgeleri yöneten yerel yasalar gelir. Ülke sınırları içindeki her bölgeye, kendi seçim bölgesi için geçerli olan yasalar yapmasına izin verilse de, hiç kimse ulusal yasayla çelişen bir yasa çıkaramaz. Koşullara göre belirli yasalar farklı tarzlarda tatbik edilse de, uygulama yasanın ruhundan sapamaz.


Evrenin En Yüce Başı olan Yaratıcı Tanrı, tüm yaratıkları için yasalar tesis etmiş- tir. İsa Mesih, kendisini gönüllü olarak insan bedenine dönüştürdüğünde, Babası’na boyun eğmiş (Flp 2:5–11) ve kendisini O’nun emirlerine teslim etmişti. Böylece İsa’nın öğrettiği her şey, yasaya koyduğu perspektif, hatta verdiği “yeni” emir bile, hep Allah’ın yasası ile tam bir uyum içinde olmuştu.



*24 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Yasa ve Peygamberler


Mayıs 18



Bazıları, Sina’da Musa ile iletilen On Emir’in sadece Çarmıh’tan önceki İsrailliler ile ilgili olduğunu ve Yeni Antlaşma’nın lütuf çağında bağlayıcı olmadığına inanır. Diğerleri ise, Mesih inanlılarının eski yasadan bağımsız olduklarını, Hıristiyanların değil, sadece Yahudi mirasına sahip olanların ona bağlı kalmalarının beklendiğini öğretirler. Gördüğümüz gibi, Kutsal Kitap yasanın işlerinin hiç kimseyi kurtarmadığı- nı öğretirken, hiçbir pasaj da kişiye Allah’ın yasasını ihlal etmesi için ruhsat verme- mektedir. Eğer yapıyorsa, günaha ruhsat veriyor ve Kutsal Kitap çok önemli bir ko- nuda kendisiyle bariz bir şekilde çelişiyor demektir.


Bu bağlamda, yasayı içeren taştan tabletlerde, Allah’ın kendi antlaşma şartlarını İsrail’e açıkladığını hatırlıyoruz. Bununla birlikte Kutsal Kitap, detaylı olarak On Emir’de yer almayan daha birçok emirler içermektedir. Allah’ın istemini kapsamlı bir şekilde anlamaya çalışan rabbiler, On Emir ile bağlantılı olan 613 adet yazılı yasa saymışlardır. İsa, “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için” (Mat 5:17; vurgu eklenmiştir) gelmediğini ilan ettiğinde, rabbilerin bilgelikle- rinin de ötesine geçiyordu. On Emir’de özetlenmiş olsa da, Allah’ın yasası ya doğru- dan peygamberlere iletilmiş ya da peygamberleri aracılığıyla söylenmiştir.



Matta 19:16–22 ile 22:34–40’ı karşılaştırın. Bu ayetler, bizlere İsa ve On Emir hakkında ne söylüyorlar?





Allah’ın Söz’ü ile açıklanan yüzlerce emir olsa da, On Emir, tüm diğer yasalara tat- bik edilecek sağlam ilkeler sağlar. Bundan dolayı İsa, genç zengin yöneticiye On Emir’den beş tanesini söylemişti. Allah’ı ve komşunu sevmeyi gerektiren Yasa 6:5 ve Levililer 19:18’de bulunan emirlerde, Allah’ın yasasının çok daha güçlü bir özeti bu- lunmaktadır. İsa şöyle deklare etmişti, “Kutsal Yasa’nın tümü ve peygamberlerin sözle- ri bu iki buyruğa dayanır” (Mat 22:40). Nihayetinde, insanlar sevildiği gibi, Allah’ın yarattığı diğer insanları da sevmeye teşvik edilirken ve bu sevginin vurgulanmasında yasaya itaat temel olduğundan, İsa ve Babası aynı amaçta birleşmişti.



    Yaşamındaki hangi şey, Allah’ı ve komşunu sevdiğini göstermektedir?      




Mayıs 19


Sevginin “Kuralları” (Yu 15:10)


Kutsal Yazı, İsa’nın Allah’ın yasasına sadakatine yönelik birçok örnek sağlamakta- dır. Örneğin, O’nun Luka 2:49’daki sözleri, ailesinden ayrıldığı için dünyevi annesinin hissettiği acı vurgulandığında, genç yaşta kendi kimliğini anlamış olsa da, ailesine eve yolculukta eşlik ederek, onlara karşı “itaatkâr” olduğunu ima etmektedir (Luka 2:51). Diğer bir olayda ise, İsa çölde ayartıldığında, sadece Allah’a tapınılacağını ifade ederek Şeytan’a boyun eğmeyi reddetmişti (Luka 4:8). Ayrıca O’nun Sebt Günü’nü tuttuğuna yönelik birçok örnek mevcuttur (örneğin, Luka 4:16). Pavlus, İsa’nın tüm yaşamının Allah’ın istemine itaati temel aldığını yazmıştı (Flp 2:5–11) ve İbraniler’de söylendiği gibi, kışkırtılmasına rağmen O hiçbir zaman günah işlememişti (İbr 4:15). Bu neden- le, O son saatlere yaklaşırken şunu diyebiliyordu, “Ben de Babam’ın buyruklarını yeri- ne getirdim ve sevgisinde kaldım” (Yu 15:10).



Yu 13:34, 35’i okuyun. İsa “yeni” bir buyruk verdiğini söylerken, ne de- mek istiyordu?



İsa, buyrukları tutmakla sevgi arasında bir ilişki olduğunu biliyordu. Sevgi “kural- larından” bahsetmeye alışkın olmasak da, gerçek anlamda On Emir’in bu kurallar olduğu söylenebilir. Onlar, bizim O’na ve başkalarına sevgimizi ifade etmemizi Al- lah’ın ne kadar istediğini gösterir.


Allah sevgidir (1Yu 4:16) ve İsa öğrencilerine O’nun buyruklarını sergilemek su- retiyle (Yu 13:34, 35), Baba’sından kaynaklanan sevgi yasasını yüceltmiştir (Yu 3:16). Şimdi, birbirimizi kendimizden daha fazla sevmenin de üzerinde, İsa’nın bizleri sevdiği gibi sevmeliyiz.


“Bu sözler söylendiğinde öğrenciler bunları anlayamamışlardı; fakat Mesih’in acıla- rına tanıklık ettikten sonra, O’nun çarmıha gerilişinden, dirilişinden ve göğe yükseli- şinden sonra ve Pentikost gününde Kutsal Ruh onların üzerine indikten sonra, Allah’ın sevgisine ve birbirlerine karşı sahip olmaları gereken o sevginin niteliğine dair daha net bir anlayışa kavuşmuşlardı.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 547.








Herkesle Herşey Olmak


Mayıs 20



  1. Korintliler 9:19–23’deki yasaya olan referansa yakından bakalım. Pavlus burada ne söylüyor? Yasayı neden bu kadar güçlü bir şekilde vurguluyor?






Allah’ın arzusu, tüm insanların sonsuz yaşam armağanını kabul ederek, ebedi kral- lığının vatandaşı olmalarıdır. 1.Korintliler 9’da Pavlus, insanları Allah’ın krallığına cezbetmenin metodunu açıklamaktadır. İnsanların müjde için karar vermelerini en- gelleyen kültürel bariyerler olduğunu biliyor. Pavlus, onları yalnızca kurtulmuş olarak görmek adına, tanıklık ettiği insanların kültürüne bile uyum sağlamaya razıdır.


Nihayetinde Allah’ın krallığının bir parçası olan herkes, O’nun yasasına tabi ola- caktır. Bunun sonucu olarak, Allah için hizmet edenler de, Allah’ın istemiyle aynı çizgide olmalıdırlar. Pavlus, insanlara ulaşmak için yenilikçi metotlar kullansa da, her zaman Allah’ın yasasının prensipleri altında kalmaya dikkat ettiğini açıkça ifade etmektedir. Onun insanları kurtulmuş olarak görme arzusu, hizmet etmeleri gerek- tiğini söylediği Allah’ın yasalarından taviz vermesine izin vermemektedir. Kültürel yasalara belki uyum sağlayabilir, fakat yalnızca nihai yasa ile çelişmiyorsa. Metoduna hükmeden ilke, “Mesih’in yasasıdır” (1Ko 9:21).


Mesih’in kullandığı ilke olarak, Pavlus’un ima ettiği “Mesih’in yasasını” da anla- yabiliriz. Sadece seçilmişleri değil, tüm insanları sevmeyi temel alan bir metottu bu. Pavlus, Mesih’in yasasını, Allah’ın yasasına bir alternatif olarak görmemektedir. Bu ikisi birbiriyle uyumlu olarak çalışmak suretiyle, Mesih’in sevgi yasasının seven bir Tanrı’nın yasası uyarınca, lütufla kurtulanlara tanıtılabilmesi için kullanılmalıdır. Aslında Pavlus’un, kaybolanlara ulaşmak adına O’nun istemini açıkladığı tüm bö- lüm, “Mesih’in yasasında” belirtilen, bir tür kendini feda edici bir sevginin mükem- mel örneğidir.






Mayıs 21


Mesih’in Yasasını Gerçekleştirmek (Gal 6:2)


İster yazılı dökümanlarla, isterse doğada açıklanmış olsun, Allah’ın yasası, O’nun istemini anlamaya muktedir olan herkese açıktır (Rom 1:20, 2:12–16). Bunun so- nucunda, hiç kimse Allah’ın temel taleplerinden habersiz olduğunu iddia edemez. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23) ve böylece yıkıma uğrayacaktır (Rom 6:23, Hez 18:4). Ancak her şey kaybedilmedi: İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişi sayesinde kazanılan sonsuz yaşam armağanıyla, lanet tersine çevrildi (Ef 2:8).


Pavlus’a göre lütuf, imanlıyı itaatkâr bir yaşam sürmeye teşvik etmelidir (Rom 6:15, Ef 2:10, Titus 2:11–14), ancak hepimizin de çok iyi bildiği gibi, her zaman olması gereken şekilde itaatkâr ve imanlı yaşayamayız.



Galatyalılar 6:1–5’e göre, “Mesih’in yasasını” belli etmenin yollarından biri nedir?



Herkesin ayartılmalara tabi olduğunu ve zayıflık anlarında günaha boyun eğdiğini hatırlamak çok önemlidir. Bu kabullenmeyle, bir kişinin düşmüş olan kardeşini derhal kınaması duygusuzcadır. Hiç günah işlememiş İsa bile, günaha kapılanlara destek olmuştu. Ellen G. White’ın da İsa hakkında yazdığı gibi, “Zayıflıklarından dolayı insanları eleştirmedi.”—Sevgi Öğretmeni, S. 335. Pavlus, imanlıları yola getirmek amacıyla onlara destek olunması konusunda uyarmıştı (Gal 6:1). Diğer bir deyişle, günah işleyen biri, Allah’ın yasasının kurallarına uyması yolunda bir kez daha cesaretlendirilmelidir.


Mesih’in yasası, merhametle yürütülür. Eğer O’nun kurbanlık ölümü için olma- saydı, Allah’ın yasasını tutmanın da hiçbir gerekçesi olmazdı. Ancak, Mesih sonsuz yaşamı mümkün kıldığından, zayıflık anlarından sonra imanlının Allah’ın yasasını yeniden tutmaya başlamasını teşvik eden bir dürtü vardır. İmanlı kardeşler, tövbekâr günahkârı yeniden Allah’ın sevgi yasasına geri döndürmek için, Mesih’in yasasını bir araç olarak kullanmalıdırlar.








Yasa ve Yargı (Yu 5:30)



Mayıs 22



Allah’ın yasası, merhamet yasası olsa da, Allah sonuçta bunu yargı standardı ola- rak kullanacaktır. Allah günahkârın tövbe etmesi ve O’na sadık kalması için fırsatlar sağlamaya devam etmektedir, ancak şöyle bir haykırışın yükseleceği saat gelmekte- dir, “Kötülük yapan, yine kötülük yapsın. Kirli olan, kirli işlerini sürdürsün. Doğru olan, yine doğruyu yapsın. Kutsal olan kutsal kalsın” (Vah 22:11). Bu ilan, son yar- gının başlamasına hizmet eder.



Vahiy 14:7’de ilk melek, Allah’ın yargısını ilan ederken, birkaç ayet Me- sih’in yargısından bahseder (örneğin, Elç 17:31, 2Ti 4:1, 2Ko 5:10). Yu 5:30, yargıda İsa’nın rolünü anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır?




Mesih, insan özdeşliğini aldığında İlahi doğasını bir tarafa bırakmış olsa da (Flp 2:5–11), O halâ Babasıyla özel bir ilişki içindeydi. Dini liderler O’nu dine küfretmek- le suçladıklarında, yargının da dahil olduğu belirli ilahi görevleri gerçekleştirmek için Allah’ın kendisine yetki verdiğini söylemişti (Yu 5:19–30). Mesih’in yargının sorum- luluğunu taşımaya atanması gerçeği, Allah’ın merhametini göstermektedir. Mesih insan ırkıyla bir olduğundan dolayı, tarafsız olarak yargılama durumundadır. İnsani tecrübeye aşina olduğundan, Mesih insanları adaletsizce suçlamayacaktır. Aslında Mesih, suçlamanın Kendisinden gelmediğini, aksine Allah’ın buyruğuna kulak ver- meyi reddettiğinden dolayı tövbekâr olmayan günahkârın kendisini suçlu duruma düşürdüğünü öne sürmektedir (Yu 12:48).


Birçokları Allah’ın yasasının içeriğine aşinadır, fakat nasıl tutacaklarını bilmezler. Yasa, krallığa ne kadar yakınlaştığımızı görebilmek için kullanılacak bir kontrol liste- si değildir; aksine sevginin çeşitli ilkelerini vurgulayan bir araçtır. Yasayı gerçekleş- tirmek, Allah’tan kişisel bir kazanç elde etmek için ona itaat etmek değildir, aksine ona ihtiyaç duyanlarla Allah’ın sevgisini paylaşan her imanlıya işaret etmektedir. Yargının standardı olarak yasa, bireyin Allah ve insanlıkla paylaştığı sevgi derecesini ölçmeye hizmet eder. Mesih son yargıya liderlik ettiğinde, yargının standardı olan sevginin değişmez yasasını kullanacaktır (Yakup 2:12).





Mayıs 23

Ek Çalışma: Ellen G. White’ın, “Church Discipline” S. 260–264; “ ‘Consider One Another,’ ” S. 260–266, Testimonies for the Church, Cilt 7 kitabını okuyun.



“ ‘Birbirinizin yükünü taşıyın ve böylece Mesih’in yasasını yerine getirin.’ Yine burada görevimiz açıkça önümüze serilmiştir. Mesih’in takipçisi olduğunu iddia eden biri, bu ilham verici uyarıları nasıl kaygısızca dikkate almaz? …


“Kendi kalbimiz hakkında çok az şey biliyoruz ve Allah’ın merhametine olan ihti- yacımız hakkında da çok az şey hissediyoruz. İşte bu yüzden İsa’nın bizlere gösterdiği ve bizim de başkalarına göstermemiz gereken tatlı şefkate o kadar az değer veriyoruz. Kardeşlerimizin de tıpkı kendimiz gibi zayıf, hata yapan faniler olduğunu hatırlamalı- yız. Diyelim ki bir kardeş dikkatsizliğinden dolayı ayartılmalar altında eziliyor ve genel davranışlarına aykırı olarak bazı hatalar yapıyor; ona yönelik ne gibi bir yol izlenmelidir? Kutsal Kitap tarihinden, Allah’ın büyük ve iyi işler yapması için kullan- dığı insanların, çok ciddi günahlar işlediğini öğreniyoruz. Rab bunları azarlamadan geçmedi, ne de hizmetkârlarını bir kenara attı. Tövbe ettiklerinde, onları merhametle bağışladı, mevcudiyetini açıkladı ve onlar aracılığıyla çalıştı. Zavallı, zayıf fanilerin, Allah’tan ve kardeşlerinden merhamet ve hoşgörü ihtiyaçlarının ne kadar büyük olduğunu düşünmelerini sağlayalım. Başkalarını yargılamaktan ve suçlamaktan sakınmalarını sağlayalım.”—Ellen G. White, The Signs of the Times, Ocak 25, 1883.


Tartışma Sorusu:





Güneşin Batışı: 19:26 (İstanbul)





*Mayıs 24–30


Yasa ve Müjde Olan Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 7:7–12; Yas 30:15–20; Mat 7:24–27; Elç 10:34, 35; Yu 15:10; Ef 2:1.


M


Hatırlama Metni: “Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.” (Yu 1:17).



esih’ten yüzyıl önce yaşamış Romalı şair Lukretius, tarih içerisinde kaybol- muş, Ortaçağ’ın “Eşyanın Tabiatı” olarak adlandırdığı meşhur bir şiir yaz- mıştı. Sık sık ateist olmakla suçlansa da, Lukretius şiirinde tanrıların varlı-


ğını inkâr etmemişti; sadece tanrı olmanın verdiği üstünlükle, onların insanlığa karşı kesinlikle hiç ilgi duymadığını iddia etmişti.


Buna karşın Kutsal Kitap, sadece bir Tanrı olduğunu ve O’nun burada olanlarla hararetli bir şekilde ilgilendiğini iddia etmektedir. O’nun insanlıkla şefkatle ilgilen- mesinin iki belirtisi vardır; yasası (ki nasıl yaşamamız gerektiğine rehberlik eder) ve lütfu (bizler yasayı çiğnesek bile bizleri kurtaran aracılığı). Çoğunlukla bunlar birbi- rine zıt gibiymiş görülse de, yasa ve lütuf zaruri olarak birbiriyle bağlantılıdır. Onların işleyiş metodu farklı olabilir, fakat birlikte doğruluğun günahı yenmesi gerektiğini gösterir. Allah’ın yasasının ve lütfunun belirtisi O’nun insanlığa olan sevgisine ve bizleri ebedi krallığına kabul ederek kurtarma arzusuna dair güçlü bir kanıt sağlar.



*31 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Günah ve Yasa


Mayıs 25



Romalılar 7:7–12’yi okuyun. Günah ve yasa arasındaki ilişki hakkında Pavlus burada ne söylüyor? Neden, “Kutsal Yasa günah mı oldu?” şeklinde bir soru soruyor?





Pavlus, yasa ve günahı o kadar yakından ilişkilendiriyor ki, şu retorik soruyu so- ruyor, “Kutsal Yasa günah mı oldu?” Yanıt tabii ki hayır’dır; tam tersine bölümün sonunda şöyle söyleniyor, “İşte böyle, yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir.” Burada geçen “işte böyle” ifadesi onun iddiasının sonucunu gös- termektedir: böylece günahtan uzak olan yasa, aslında kutsal ve iyidir.


Pavlus’un burada söylediği şey, suçlayıcı yasa ile suç arasındaki ilişkiye benze- mektedir. Sadece yasada suç olduğu belirtilen bir şey suçtur. Bir ülkede yaptığınız bir şeyden dolayı hapse girersiniz ama başka bir ülkede bu yasal olabilir. Sebep: bir ülke bu eylemi yasaklayıcı bir yasa çıkarmıştır, diğeri değil. Aynı eylem olmasına rağmen, iki farklı hüküm mevcuttur. Farkı yaratan nedir? Yasa.


Ayrıca hatırlanması gereken çok önemli bir nokta da, bir şeyin yasal olması, onun iyi olduğu anlamına gelmediğidir. Eskiden Amerika’da, kaçak kölelerin efendilerine geri teslim edilmesi talep ediliyordu. Yasa buydu; ancak pek adil değil. Ancak Allah’ın yasasının, O’nun seven karakterini yansıttığını biliyoruz. Bu nedenle Pavlus, yasanın kutsal ve iyi olduğunu söylüyor; bunu tasarlayanın kim olduğunu göz önüne aldığı- mızda, başka nasıl olabilirdi ki?



Yasaya ilişkin hususu kanıtlamak için Pavlus’un Romalılar 7:7’de kul- landığı emrin önemi nedir? Neden “Çalmayacaksın” buyruğunu değil de bir diğerini kullanmıştı?


Belki de Pavlus yanlış olduğu o kadar çok açık ve net olmadığı için, başkaları ye- rine bu buyruğu kullandı. Birçok insan göz dikmenin aslında yanlış olduğuna inan- mayabilir. Cinayet, hırsızlık, evet; genelde birisinin bunları bilmek için On Emir’e bile ihtiyacı yoktur. Ya göz dikmek? O halde bu, bizlere günahın ne olduğunu göste- ren şeyin yasa olduğunu belirtmek için mükemmel bir örnek. Aksi takdirde, göz dikmenin yanlış olduğunu bilemezdik.







Yasa ve İsrail (Yas 30:15–18)



Mayıs 26



İsraillilere yasanın verilmesi çok özel bir eylemdi. Yasayı Musa’ya vermeden hemen önce Allah kendi halkına “kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus” (Çık 19:6) olduğunu hatırlatmıştı. Dünya üzerindeki tüm uluslar içerisinde, Allah sadece İsrail’e özel bir şekilde yasasını açıklamıştı (Rom 9:4). Yasa bir yük olsun diye değil, seçilmiş ulusun kitlelere Allah’ın iktidarının temeli olan ahlâki kuralları açıklaması için, bir araç olsun diye verilmişti. Evrensel müjdecilik görevinde İsrail, Allah’ın ortağı olacaktı ve Allah’ın yasası, O’nun konuşmacılığını yapanlar için tanımlayıcı bir işaret olacaktı.



Yasa 30:15–20’ye göre, yasa ile İbrahim, İshak ve Yakup’a verilen vaatler arasındaki ilişki nedir? Ayrıca, daha da önemlisi, bu ilkeler aynı şekilde Yeni Antlaşma altında günümüzde bizlere nasıl tatbik edilebilir? Bkz. Mat 7:24–27.



Allah, temsilcisi olarak İsrail’i seçmişti. İsrail, İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a vaat edilen bereketleri dünyadaki ulusların alması için aracılık edecekti. Ancak bu bere- ketler otomatik olarak gelmiyordu. Seçilmiş bir ulus olarak İsrail’den, Rab’bin iste- miyle uyum içinde hareket etmesi bekleniyordu. Musa, yaşam ve refahın, sadece insanların Allah’ın “buyruklarına, kurallarına ve ilkelerine” (Yas 30:15, 16) uymala- rı halinde geleceğini açıkça belirtmişti.


İsrail tarihine iz vuran sayısız isyan öykülerini gördüğümüzde, İsrail’in antlaşma şartlarına erişme konusunda başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, “herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23). Dünya üzerindeki hiçbir ulus, Allah’ın istemini gerçekleştiremedi. Yeni tarihimizde bile, Hıristiyan olduklarını iddia eden bazı uluslar, Allah’ın davasını savaş kışkırtıcılığıyla, ön yargıyla ve baskıyla yanlış bir şekilde temsil etmişlerdir.








Yasa ve Uluslar (Elç 10:34, 35)



Mayıs 27



Elç 10:34, 35; 17:26, 27; Romalılar 1:20 ve 2:14’ü okuyun. Bu ayetlerin merkezi öğretisi nedir?





İsrail’in hatalarına rağmen, Allah insanları diğer uluslara tanıklık yapmaksızın bı- rakmadı. Allah’ın yazılı vahyini almak ayrıcalığına erişemeyenler, doğal vahyin sayfa- ları aracılığıyla ilahî mesajları aldılar (Rom 1:20). Allah’ın doğa kitabı, bir kişiyi O’na yönlendirecek kadar yeterli bilgi içerir.


Allah, her insan varlığına belirli ölçüde ruhsal arzu aşılamıştır. Pavlus’a göre, Al- lah’ın nüfuz edici Ruh’unu hissedenler, O’nu bulmak için bir sorgulama sürecine gireceklerdir (Elç 17:27). Birçok insan, ün, güç, para, seks gibi bu dünyadaki hiçbir şeyin veremeyeceği oranda, yaşamlarında bir boşluk hissediyor. Vaiz kitabının kal- binde bu mesaj vardır. Bu boşluk, bu doyumsuzluk, insanları çoğunlukla gündelik varoluşu da aşan, daha ötelerde bir şeyler araştırmaya iter. Onlar ruhlarının hasretini ve boşluğunu teskin etmek için, vahyedilen gerçeğe doğru arzuyla yöneltilirler. Al- lah’ın istemi, ister yazılı belgeler aracılığıyla açıklansın, isterse doğayla, bunu alan kişinin onu harekete geçirme sorumluluğu vardır. Onu veren araç ne olursa olsun, gerçek gerçektir ve gerçeği örtbas edenler, Allah’ın gazabına uğrarlar (Rom 1:18). Bunun sonucu, birçok insan Kutsal Kitap’ı veya On Emir’i alamamış olsa da, Allah yine de onları edindikleri gerçek oranında sorumlu tutacaktır. Nihayetinde herkes yargılanacaktır ve yargının standardı yasa olacaktır: Allah’ın yasası ya peygamberi Musa aracılığıyla kesin bir şekilde açıklanmıştır, ya da yazılı yasadan habersiz olanla- rın, Allah’ın doğadaki sesini dinleyerek geliştirilen vicdan yasası şeklindedir.






Mayıs 28


Lütuf ve Gerçek (Yu 1:17)


Yuhanna, kurtuluş tarihini bir ayette yoğunlaştırmıştı: “Kutsal Yasa Musa aracılığıy- la verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi” (Yu 1:17). Adem’in günahı- nın sonucu, tüm insanlık ölümün lanetinden etkilenmişti. Lanet, İsa haricinde, insani ebeveynlerden doğan hiç kimsenin, günahkâr eğilimlerden özgür olmadığı gerçeğinde yoğunlaşmaktadır. Bu yüzden Allah, diğer uluslara O’nun ışığı olsun diye yasasını açık- layacak insanlar seçmişti. Allah İsrail’e yasasını bir kurtuluş aracı olarak değil, bilakis onların doğruluğa ihtiyaçlarını sürekli hatırlatan bir araç olarak vermişti.



Filipililer 2:8, Yu 15:10 ve Matta 26:39, bizlere İsa’nın yaşadığı tarzda bir yaşam hakkında ne söylerler?



İlk Adem, Allah’ın kesin buyruğuna itaatsizlik ettiğinde, tüm dünyayı karmaşaya ve köleliğe düşürdü. Diğer yandan, itaatkâr yaşamıyla İkinci Adem olan İsa, dünyayı ilk Adem’in getirmiş olduğu kölelikten kurtarmaya geldi. İsa bu dünyada yaşadığında, kendi istemini gönüllü olarak Babasının istemine bağladı ve günah işlememeyi seçti. İlk Dün- yaya kınanmayı ve yalanı getiren Adem’den farklı olarak, İsa “lütuf ve gerçeği” getirdi. Lütuf ve gerçek, yasayı geçersiz kılmadı. Aksine İsa, yalnızca yasanın neden kurtuluşu sağlamaya yetmeyeceğini gösterdi. O’nun getirdiği gerçek, lütuf konusunda daha mü- kemmel bir anlayıştı.



Romalılar 6:23 ve Efesliler 2:8’e göre, İsa’dan kaynaklanan lütfun doğası nedir? İsa, insanlar için lütfu nasıl sağlamıştı?



“Lütuf” (karis) olarak çevrilen Grekçe sözcük, aynı zamanda “armağan” anlamına gelir ve sevinç (kara) terimiyle ilişkilidir. İsa’nın insanlığa verdiği armağan sonsuz yaşamdır. Bunun da ötesinde lütuf, kendisini yasanın sağladığı doğrulukla bireyin katılımını müm- kün kılan, Mesih’in nüfuz ettiği varlığı olarak gösterir. Pavlus benlikteki günahı kınarken İsa’nın, “yasanın gereğinin bizlerde yerine gelmesini” (Rom 8:4) mümkün kıldığını söyle- mektedir. Lütuf bizleri sadece yasanın suçlamasından özgür kılmakla kalmaz, aynı zaman- da yapmaya çağrıldığımız yasayı tutmamıza izin verir.







Yasa ve Müjde (Rom 1:16, 17)



Mayıs 29



Yaşamlarımız ne kadar “iyi” olursa olsun, günahın sürekli hatırlatıcılarından hiç kimse kaçamaz. Mutluluk, kaçınılmaz olarak hastalık, ölüm ve felaketlerle kesintiye uğramaktadır. Kişisel bazda ruhsal güvenlik hisleri, çoğunlukla geçmişteki günahla- rın hatırlanması ve bundan da kötüsü yeniden günah işleme baskısıyla ezilir.



Romalılar 6:23, 7:24 ve Efesliler 2:1, günahın etkisini nasıl tarif eder?





Günah ve haksızlık içerisinde yaşayan bir kişi, yalnızca son nefesinin de bedenini terk edeceği günü bekleyen, yürüyen bir cesettir. Pavlus, insanın durumunu değer- lendirdiğinde, çaresizce şöyle haykırıyordu, “Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?” (Rom 7:24). Bu bir adaletsizlikten kurtuluş çığlığıdır. Pavlus kurtulu- şun İsa sayesinde geleceğini çabucak fark etmiştir (Rom 7:25).


Müjde budur. Adaletsizliğin pençesine düşmüş olan bizler için iyi haber, Mesih’in doğruluğuyla kaplanabileceğimizdir. Müjde, yasanın suçlamasından kaçabileceğimi- zin garantisidir, zira artık yasanın sağladığı doğruluğa sahibiz (Rom 8:1).


Pavlus, Roma’daki imanlılara yazdığında, İsa’nın ölüm öyküsü tüm imparatorlukta dolaşmaktaydı. Bunu duyanlar, O’nun ölüm tarzının korkunçluğundan haberdardı. Sevdikleri, çarmıhta infaz edilmiş olan insanlar, çoğunlukla utanç dolu bir yaşam sü- rerler. Ancak Pavlus ve sayısız imanlı, Mesih’in “utanç dolu” ölümünün, insanlık tari- hindeki en kudretli olay olduğunu biliyorlardı. İşte bu yüzden Pavlus şöyle diyor, “Çün- kü Müjde’den utanmıyorum. Müjde iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı gücü- dür” (Rom 1:16, yazarın çevirisi). Müjdenin merkezi, sonunda ölümün son söze sahip olmadığı ve İsa tarafından kurtulanların, yeni bir dünyada sonsuza dek yaşayaca- ğına ilişkin büyük vaattir.






Mayıs 30


Ek Çalışma: Ellen G. White’ın, “Preaching the Distinctive Truths,” S. 231, 232, Evangelism; “The Faith That Works” ve “How Faith Is Made Perfect,” S. 88, 89 The Faith I Live By kitaplarını okuyun.


“Allah’ın önündeki duruşumuza veya bizlere kulluk erdemi sayesinde Allah’ın ver- diği armağana hiçbir şeyin etki etmemesi için konuyu açıklığa kavuşturalım ve yalınlaş- tıralım. İman ve işler, herhangi bir kişi için kurtuluş armağanını elde etmiş olsaydı, o zaman Yaratıcı, yaratılanlara karşı yükümlülük altında olurdu. İşte burada yalanın gerçekmiş gibi kabul edilme olasılığı vardır. Eğer bir kimse, yaptığı herhangi bir şeyden dolayı kurtuluşu hak edebilirse, o zaman bu kişi, tıpkı bir Katolik’in günahlarına karşı- lık kefaret edilmesinde olduğu gibi, aynı duruma düşer. Böylece kurtuluş, bir bedelle kazanılacak kısmi bir borç olur. Eğer insan, iyi işleriyle kurtuluşu elde edemiyorsa, o zaman İsa’yı kabul ettiği ve inandığı için elde eden günahkârın, bunu tamamen lütufla almış olması gerekir. Bu tamamen ücretsiz bir armağandır. İmanla aklanma tartışma götürmez. Düşmüş olan insanın iyi işlerle sahip olduğu erdemlerinin hiçbir zaman ona sonsuz yaşamı temin etmeyeceği anlaşıldığında, bu mesele ile ilgili tüm bu ihtilaf- lar da sona erecektir.”—Ellen G. White, Faith and Works, S. 19, 20.


Tartışma Soruları:


¤ Yukarıdaki Ellen G. White’ın alıntısı üzerinde düşünün. En kötü gü- nahkârlar için bile bu sözlerin sağladığı harika ve umut dolu gerçekleri tasavvur edin. Kendimiz için bu vaatlere tutunmayı nasıl öğrenebiliriz ve bunlara gerçekten inanarak yaşayabiliriz?

¤ Allah yasasını Musa aracılığıyla İsrail’e vermiş olsa da, Kutsal Kitap O’nun istemini, yazılı vahye erişimi olamayan insanlara açıklamak için başka metotlar da kullandığını açıklamaktadır (örneğin, Rom 1:20; 2:14; Elç 17:26, 27). Eğer Allah herkese konuşabiliyorsa, o zaman müjdecilere düşen görev nedir?


¤ Yu 1:17, “lütuf ve gerçeğin” İsa Mesih ile kaynaklandığını ifade eder. Bu ayeti kullanarak, birçok insan yasayı “lütuf ve gerçeğin” karşıtı olarak dü- şünür. Bu, neden bölünmeye sebep olan yanlış bir görüştür? Kurtuluş pla- nında görüldüğü gibi, Allah’ın karakterini açıklamak için “lütuf ve gerçek” nasıl birbiriyle çalışır?


¤ Rus yazar Fyodor Dostoyevsky, neden çoğu insanın kendisini öldürmek istemediğini araştıran bir karakter yaratmıştı. Bir ateist olarak, insanların neden çoğunlukla acıyla dolu, anlamsız bir yaşam sürmek istediğini anla- yamamıştı. Bu düşüncenin mantığını tartışın.


Güneşin Batışı: 19:32 (İstanbul)





*Mayıs 31–Haziran 6

Yasa ve Antlaşmalardaki Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yar 9:12–17, 17:2–12, Gal 3:15–28, Yas 9:9,


İbr 10:11–18, İbr 9:15–28.



Hatırlama Metni: “Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öl- dü” (İbraniler 9:15).

İ


nsanlığı kurtarmak için Allah’ın ebedi kararı, çağlar boyunca süren antlaşmayla bizlere açıklandı. Kutsal Kitap antlaşmalardan çoğul olarak söz etse de (Rom 9:4, Gal 4:24, Ef 2:12), insanların erdemlerinden değil, imanla kabul ettikleri takdirde onlara sunulan İsa’nın erdemleri temelinde, kurtuluşun günahkârlara verildiği sade- ce tek lütuf antlaşması mevcuttur. Çoğul haldeki antlaşmalar, farklı zamanlarda ve durumlarda halkının ihtiyaçlarını karşılamak adına, Allah’ın antlaşmayı çeşitli yollar- la şekillendirerek, kurtarıcı gayesini geliştirdiği anlamına gelmektedir. Ancak o her


zaman tek bir antlaşmadır—Allah’ın kurtarıcı lütfunun ebedi antlaşması.


Bu antlaşmanın kalbi, Rabbimizin sabit, sadık sevgisidir, Kutsal Kitap’ın bazen antlaşmalarla bile eşit tuttuğu bir sevgi (bkz. Yas 7:9, 1Kr 8:23, Dan 9:4). Bu ant- laşmanın parçası olarak, Allah halkına yasasına itaat etmesi çağrısı yapmaktadır, bir kurtuluş aracı olarak değil, onun bir meyvesi olarak. Yasa ve lütuf, birlikte Allah’ın ebedi anlaşmasının her zaman merkezi olmuştur.


* Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.





Pazar


Haziran 1



Antlaşmanın İşaretleri (Yar 9:12–17)


Bir antlaşma, ya bir tarafın ya da her iki tarafın yaptığı vaatlere dayanan bir söz- leşmedir. Bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için iki temel metot vardır. Birincisi, antlaşmada yer alan her iki taraf da ilişki şartlarına uyarak, müşterek vaatler yapar- lar. Bu evlilik durumunda, firmaların birleşmesinde, hatta emlak satın alınmasında bile uygulanır. İkinci kategoride ise, taraflardan biri her iki tarafa vaatleri ve paraya çevrilemez koşulları taahhüt etmekle antlaşmayı başlatır, diğer taraf da buna katıl- maya davet edilir. Vergilerin ödenmesine veya eğitim kurumlarına kayıtlarda buna benzer örnekler vardır. Her iki durumda da, taraflar antlaşmadan çekilmekte özgür- dür, ancak genelde bunun bir neticesi vardır. (Örneğin ipoteğini ödeyemeyen bir kişi evini kaybedebilir, veya vergilerini ödemeyen kişi mahkemeye verilebilir.)


Antlaşmalarda genellikle en az bir imza veya mühür olur. Örneğin, krediyle ev sa- tın alan bir kişi, meblağın tümü ödenene kadar tapu dairesinde tapu senedinin üze- rine ipotek konulduğunu belirten banka sözleşmesine birçok imza atmak zorunda- dır. Veya evlenen kişiler, devletin vermiş olduğu evlenme kütüğüne imza atmak zo- rundadır. İmza, antlaşmanın kendisi değildir, fakat kişinin antlaşmaya itaat etmekle yükümlü olduğunun bir göstergesidir.



Yaratılış 9:12–17 ve 17:2–12’yi okuyun. Buradaki olaylarda, sembol ile antlaşma arasındaki fark nedir? Ayrıca bu iki antlaşma arasındaki farklar nelerdir?





Yaratılış 9:9’da Allah’ın yaratıklarıyla olan antlaşması, artık bir daha dünyayı suy- la yok etmeyeceğiydi. Göklerde ne zaman gökkuşağı görünse, herkesten Allah’ın vaadini hatırlaması beklenmekteydi. Aynı şey, her Yahudi erkeğinin uluslara bereket olmasında bir rolü olduğunu belirten, sünnet işareti için geçerlidir. Antlaşmanın biri tüm insanlıkla yapılırken, diğeri özellikle İsrail ulusuyla yapılmıştı. Ayrıca Tufan’dan sonra insanlıkla yapılan antlaşmada, insanların bir şey yapması gerekmiyordu; in- sanların ne yapmış olduklarına bakılmaksızın vaat verilmişti. Ancak ikincisinde, İsrail ile yapılan antlaşmada durum böyle değildi; insanlar antlaşmada kendi üzerle- rine düşeni yerine getirmek zorundaydı.







Antlaşmanın Vaatleri


Haziran 2



Antlaşmalar, vaatler üzerine kuruludur. Aslında her iki terimi de birbiriyle yer de- ğiştirerek kullanmak mümkündür. Tabii ki bir antlaşma yapıldığında, vaadi (antlaş- mayı) yapan kişiden, vaat edilen (antlaşması yapılan) şeyi vermesi beklenir.


Eski Ahit’te bazı antlaşmalar bölgesel ve sınırlı bir işleve sahipti (örneğin bkz.


Yar 31:43–54).


Yakup ile Lavan arasında geçen olay, toplum içinde ve toplumlar arasında yapılan işlemleri kapsayan antlaşmalar olabileceğini göstermektedir. Mispa’daki anıt, sadece iki klana tatbik edilecek bir antlaşmanın işareti olacaktı. Antlaşmanın uygulandığı taraflardan birisi öldüğünde, antlaşmanın hükümleri de geçersiz kalacaktı. İnsanlar arasında yapılan antlaşmadan farklı olarak, Yehova’nın Nuh ve İbrahim ile yapmış olduğu antlaşmanın ebedi geçerliliği vardı.



Galatyalılar 3:15–28, İbrahim’in antlaşmasının geniş imasını açıklamaya nasıl yardımcı olmaktadır?





Kutsal Kitap boyunca Allah, vaatleri tüm insanlık için geçerli olan birkaç evrensel antlaşma yapmıştır. Tüm dünyanın Tufan’dan etkilenmiş olduğunu bilen Yehova, yaratılışın yeniden suyla yok edilmesine izin vermeyeceğini vaat etti. İbrahim ile olan olayda, Allah insanlığın doğruluk ihtiyacını gördü ve böylece İbrahim’in soyuyla tüm uluslara bereket sağlayacağını vaat etti (Yar 22:18).


Allah’ın Sina’da belirli bir ulusla yaptığı antlaşmanın evrensel bir önemi de vardı. Herhangi bir yabancının seçilmiş insanlara katılabileceği konusunda (örneğin, Çık 12:48, 49) ve İsrail’in hizmetinin tüm dünyaya müjdeci bir ışık (Çık 19:5, 6) olacağı yönünde Allah çok açıktı.








Antlaşma Yazıtı


Haziran 3



Antlaşma vaatlere dayansa da, genellikle vaatlerin gerçekleşmesinden önce karşılan- ması gereken koşullar vardır. İbrahim ile yapılan antlaşma, İbrahim’den doğan veya onun soyundan gelen tüm erkeklerin sünnet edilmesini içeriyordu. Yehova İsrail ile antlaşma yaptığında, ilişki taleplerini şahsen taştan tabletlere kazımıştı (Yas 9:8–11). On Emir’de korunmuş olan bu talepler, Allah’ın tüm insanlarla olan ebedi antlaşmasının temelini şekillendiriyordu.


Antlaşmanın belirli koşullarını detaylandırdığından dolayı, On Emir sık sık “ant- laşma levhaları” olarak da anılır (Yas 9:9). On Emir, Allah ile antlaşma ilişkisi içine girenlerin hayatını zorlaştırmak için tasarlanmış zorlayıcı bir süreç değildir; aksine Allah’ın sevgisinin göstergesi olarak, bu emirler Rableri ile antlaşma ilişkisine giren- lerin fayda sağlaması için verilmiştir.



Yeremya 31:31–34 ve İbraniler 10:11–18, Yeni Antlaşma’da Allah’ın ya- sasının ebedi doğasını ne şekilde desteklemektedir?





Sina Dağındaki Eski Antlaşma altında, İsraillilerin ve topluluğa katılanların, On Emri tutmak suretiyle antlaşmaya sadakatlerini göstermeleri gerekiyordu. Emri çiğ- nediklerinde, eğer günahlarının bağışlanmasını istiyorlarsa, bir hayvan kurban et- mek zorundaydılar.


Kafatası Dağındaki Yeni Antlaşma altında, Allah’ın halkı halâ On Emir’i tutmak zorundaydı. Ancak günah işlediklerinde artık sürekli kurban sunmak zorunda değil- lerdi, çünkü İsa onların tam ve eksiksiz kurbanlarıydı (İbr 9:11–14). Yeni Antlaşma, eskisinden çok daha iyidir, çünkü şimdi imanla, bizlere İsa’nın kurbanıyla sunulan bağışlanma vaatlerine sahip olabiliriz. “Yalnızca İsa Mesih’e imanla sağlanan lütuf antlaşması olan, İbrahim’in antlaşması altına girdiğimizde bizler için umut var- dır”—Ellen G. White Comments, The SDA Bible Commentary, Cilt 6, S. 1077.






Haziran 4


Antlaşma ve Müjde (İbr 9:15–22)


Belirli dini antlaşmaları çiğnemenin, ağır sonuçları vardı. Sünnet olmayan her erkeğin seçilmişler arasından atılması konusunda, Yehova İbrahim’i uyarmıştı (Yar 17:14) ve Sina antlaşmasındaki koşullara itaat etmeyi reddedenlere lanet duaları okunacaktı (Yas 27:11–26). Nihayetinde, antlaşma koşullarına uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı (Hez 18:4). Aynı şey Yeni Antlaşma için de geçerlidir: Allah’ın ya- sasını reddedenler, sonsuz yaşama erişmeyi de inkâr etmektedirler (Rom 6:23).



İbraniler 9:15–28’i okuyun. Bu ayetlerde, müjde ne şekilde açıklanmıştır?





İbraniler 9:15–28, imanlılar için vaatleri güvence altına almada Mesih’in rolünü ilan eden müjde öyküsünü tekrarlamaktadır. 15. ayet, Yeni Antlaşma’nın “aracısı” olarak ölümü sayesinde, aksi takdirde ebedi yıkıma uğrayacak olanlara ebedi yaşam sunan İsa’nın işlevine işaret etmektedir.


  1. ve 17. ayetlerde bazı Kutsal Kitap çevirilerinde aynı Grekçe terim kullanılmış olsa da, “antlaşma” yerine “vasiyet” ifadesi kullanılmıştır. Bu bizlere ölüm fikrini, İsa’nın bizler için ölümünü çağrıştırır. Bu bağlamda bakıldığında, pasaj imanlıya Mesih olmaksızın antlaşmanın her günahkârın ölümünü talep ettiğini hatırlatmak- tadır. Ancak, günahkâr Mesih’in döktüğü kanla kaplanmış ve arındırılmış olabilecek ve O’nun dönüşünü “hevesle bekleyenler” arasında yer alabilecektir (İbr 9:28).

“O’nun doğruluğunu gördüğümüzde kendi doğruluğumuzun kirli bir giysi gibi bizi sardığını anlarız. Sadece Mesih’in fedakârlığı günahlarımızı siler ve bizleri temiz kılar. Sadece Mesih, yaşamlarımızı Kendi benzerliğine dönüşene dek değiştirir.”— Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 22, 23.






Haziran 5


Antlaşmanın Yararları (Ef 2:6)


Birçok durumda, insanlar tüm koşullar karşılanmadan önce antlaşma vaatlerini tecrübe ederler. Örneğin krediyle bir ev satın alan kişi, daha ödemesi bitmeden o evde yaşama fırsatına sahip olur. Veya bir vatandaş, daha devlete vergilerini ödemeye başlamadan önce kamu hizmetlerinden yararlanabilir. Allah ile bir antlaşmaya giren- ler de, antlaşma gelecekte gerçekleşmeden önce, antlaşmanın yararlarından fayda- lanmaya başlayabilirler.


Örneğin, eğer insanlar yalnızca On Emir’i takip etselerdi, bunca acı ve ızdıraptan nasıl sakınmış olabileceklerini düşün. Bu emirlerin çiğnenmesinden ötürü kim vicdan azabı çekmemiştir? Bundan da kötüsü, gelen acılar her zaman yasayı çiğne- yenlerle sınırlı kalmamaktadır; sık sık günahkâra yakın olan kişiler bile aynı şekilde acı çekmektedirler.



Aşağıdaki ayetlere göre, İsa ile antlaşma ilişkisi içinde olmakla, daha şimdiden başka ne gibi faydalar elde edebiliriz?



2Ko 4:16–18




1Yu 5:11–13




Flp 1:6




Yu 5:24



İsa, kendisini kabul edenlerin zaten “ölümden yaşama geçtiğini” (Yu 5:24) ifade ederken, Yuhanna’nın müjdesinde çok kararlı bir dil kullanmıştır. Bu dünya ile sınırlı olmasına rağmen, imanlı kişi kurtuluşundan o kadar emin olabilir ki, İsa Mesih ile birlikte göksel yerlerde oturmayı talep edebilir (Ef 2:6).






Haziran 6

Ek Çalışma: Bu haftanın konusu için daha fazla bilgi edinmek istiyorsan, Ellen


  1. White’ın, “The Covenant of Grace,” S. 131–137, God’s Amazing Grace kitabını oku.


“Aynı antlaşma İbrahim’e şu vaatle yenilenmişti, ‘Soyunun aracılığıyla yeryüzün- deki bütün uluslar kutsanacak’ Yar 22:18. Bu vaat, Mesih’e işaret etmekteydi. Böyle- ce İbrahim onu anladı ve günahların bağışlanması için Mesih’e güvendi. Onun doğru sayılmasına neden olan işte bu imandı. İbrahim ile olan antlaşma aynı zamanda Allah’ın yasasının otoritesini de sağlamıştı…


“İbrahim ile yapılan antlaşma, Mesih’in kanıyla onaylandı ve ‘ikinci,’ veya ‘yeni’ antlaşma olarak anıldı, çünkü onun mühürlendiği kan, ilk antlaşmanın ardından dökülmüştü…


“Lütuf antlaşması yeni bir gerçek değildir, zira tüm sonsuzluk boyunca Allah’ın aklında mevcuttu. İşte bu yüzden ebedi antlaşma olarak anılmaktadır…


“Yalnızca İsa Mesih’e imanla sağlanan lütuf antlaşması olan, İbrahim’in antlaşması altına girdiğimizde bizler için umut vardır.”—Ellen G. White, The Faith I Live By, S. 75.



Tartışma Soruları:


¤ Çıkış 31:16 ve Yeşaya 56:4–6, antlaşmada geçen Sebt Günü’nün önemi hakkında ne önerir? Ayrıca bkz. Hezekiel 20.



¤ İbrahim ile tesis edilen Eski Antlaşma’nın, lütfun antlaşması olan Yeni Antlaşma’ya kıyasla, çoğunlukla işlerin antlaşması olduğu düşünülür. Bu fikir neden yanlıştır? Kutsal Kitap’tan, bunun her zaman bir lütuf antlaş- ması olduğunu kanıtlayan ne gibi ayetler bulabilirsin? Neden her zaman işlerle değil, lütufla gelen bir antlaşma olmak zorundadır?


¤ Efesliler 1, “ebedi antlaşma” ifadesini kullanmasa da, bu bağlamda bu ifadeden ne anlıyoruz?



¤ Allah’ın dünyayı bir daha tufanla yok etmeyeceği, gökkuşağıyla sembolize edilerek vaat edilmişti. Eğer bazılarının iddia ettiği gibi, Nuh tufanı sadece bölgesel olsaydı, bu Allah’ın vaadi açısından ne ifade ederdi? Tufan’ın glo- bal olmadığı yönündeki düşünce, neden Kutsal Kitap gerçeğine çok büyük bir saldırıdır? (Her şeyden evvel, o zamandan beri gerçekleşen tüm sel baskınlarına bakın. Nuh Tufanı bölgesel olsaydı, diğer tüm seller Allah’ın antlaşma vaadi açısından ne ifade ederdi?)


Güneşin Batışı: 19:37 (İstanbul)





*Haziran 7–13

Elçiler ve Yasa





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 3:31, 6:15, Elç 10:9–14, Yu 15:1–11,


Yakup 2:1–26, İbr 3:7–19, Yahuda 5–7.



A


Hatırlama Metni: “İşte böyle, Yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir” (Romalılar 7:12).



llah’ın yasasının sürekli geçerliliğine dair bunca kanıta rağmen, neden birçok Hıristiyan ona itiraz etmektedir?


İlk olarak, bazıları (daha önce de gördüğümüz gibi) yasanın işlevine olan yanlış anlayışı kınayan belirli Yeni Ahit ayetlerine bakıp, sorunun yasanın kendisiyle ilgili olduğu sonucuna varır. Bunun sonucu olarak On Emir’in, Yeni Antlaşma altın- da olanlar için zorunlu olmadığını iddia ederler.


İkincisi, kimileri Sebt Günü’nün Hıristiyanlar açısından bağlayıcı olmadığından o derece ikna olmuştur ki, bu görüşlerini savunmak için, buyrukların İsa ile birlikte çarmıha gerildiğini iddia ederler.


Üçüncüsü, kimileri diğer buyrukların geçerli olduğunu, fakat dördüncü emrin, yani yedinci–gün Sebt’inin İsa’nın dirilişini onurlandırmak amacıyla tutulan Pazar günü ile yer değiştirildiğini iddia ederler.


Bu görüşler hakkında sayısız sorunlar mevcuttur. Bu hafta, yasaya ilişkin Me- sih’in öğrencilerinin davranışlarına bakacağız, zira Mesih’in ölümünden sonra iptal veya modifiye edildiyse, elçiler mutlaka bu konuda bir şeyler biliyor olmalıydılar.



*14 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Pavlus ve Yasa


Haziran 8



Denilir ki, Pavlus Hıristiyanlığın gerçek kurucusudur. Bu tabii ki yanlıştır. Yeni Ahit’te yer alan 27 kitaptan 13’ünü yazarak, Hıristiyan doktrinine olan teolojik anlayışımıza birçok katkıda bulunmuş olsa da, yazılarındaki tüm öğretiler, Kutsal Yazı’nın diğer yerle- rinde de bulunur. Pavlus’un “yeni” bir din başlattığını iddia edenlerin asıl gerekçesi, yasa ve lütuf konusundaki öğretilerinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.



Şu ayetlere bakın: Rom 3:28; 6:14; 7:4; ve Gal 3:24, 25. İlk bakışta, ba- zılarının bu ayetlerin yasayı iptal ettiğini düşündüğünü anlamak neden pek zor değildir?




Tek başına okunduklarında, bu ayetler kesin bir şekilde yasanın artık Hıristiyan- lar için geçerli olmadığı izlenimini bırakmaktadır. Ancak, Pavlus’un gerçekte ne dediğini anlamak için, bu ayetlere geniş bir açıdan bakmalıyız.



Romalılar 3:31, 6:15, 7:7–12 ve Galatyalılar 3:21’e özel bir dikkat göste- rerek, yukarıdaki ayetleri inceleyin. Bu ayetler ve bir bütün olarak bağlam- ları, Pavlus’un yasa hakkında ima ettiği şeyi daha iyi anlamamıza nasıl yar- dımcı olmaktadır?



İmanla aklanma kavramını anlamayanlar için, Pavlus sanki kendisiyle çelişiyor- muş gibi görünebilir. Bir taraftan imanlı kişinin yasa altında olmadığını iddia eder- ken, diğer yandan aynı Hıristiyan’ın yasayı tutmak zorunda olduğunu söylemektedir. Allah’ın, O’nunla ilişki içinde olduklarını iddia edenlerden doğruluk talep ettiğini hatırladığımızda sorun çözülür. Doğruluk standardı, O’nun yasasıdır. Ancak insanlar O’nun yasasına ulaşamadığında, başarısız olurlar ve bu yüzden yasa tarafından suç- lanırlar. Eğer yasa kurtuluşun aracısı olsaydı, o zaman hiç kimsenin sonsuz yaşam umudu olmazdı. İmanlının umudu, yasada değil, sadece yasayı mükemmel bir şe- kilde tutmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah’ın mucizevi gücüyle imanlıların da O’nun doğruluğunu paylaşmasına izin veren İsa Mesih’te bulunur (Rom 8:3, 4). İmanlı artık Allah’ın yasasına özgür bir vicdanla hizmet edebilir, çünkü Mesih yasa- nın suçlamasını kaldırmıştır (Rom 7:25–8:2). Mesih ile gelen lütuf, bizleri yasadan azat etmez, aksine bizleri ona itaat etmeye zorlar.







Petrus ve Yasa (1Pe 2:9)



Haziran 9



Petrus, İsa’ya en yakın elçilerdendi. İlk seçilenler arasında olduğundan, Petrus İsa’nın hizmeti esnasında geçen birçok büyük olaya şahit olmuştu. Filipus Sezariye- sinde İsa’nın Mesih olduğunu söyleyen kişiydi; tutuklandığı ve hapse atıldığı gece Kurtarıcısını Kayafa’nın evine kadar takip eden kişi Petrus’du. Dirilmiş olan İsa, sabahleyin gölün kenarında öğrencilerine göründüğünde, Mesih’in hizmetine ilişkin belirli talimatları alan kişi de Petrus’du. İlk imanlı grubu Pentikost gününde toplan- dığında, lider olan konuşmacı Petrus’du. Yasa değişmiş olsaydı, hiç kuşkusuz Pet- rus’un bundan haberi olurdu.



Elç 10:9–14, İsa’nın göğe çekilişinden sonra Petrus’un Yahudi yasasına olan bağlılığı hakkında ne söylüyor? Eğer Petrus, yiyecek konusunda bu tarzda düşünüyorsa, onun On Emir’in sürekliliğine yönelik bakış açısı hak- kında ne söyleyebiliriz?



Petrus bu görümü, İsa’nın göğe yükselişinden yıllar sonra almıştı. Öğrencilerin vaaz- ları neticesinde, binlerce Yahudi, Mesih olarak İsa’yı kabul etmişti. Hıristiyan mesajının içeriğinde, yasayı reddetmekle ilgili hiçbir dini kayıt yoktur. Elç 10’daki olay, ilk imanlıla- rın Yahudi kökleriyle tamamen özdeşleştiklerini güçlü bir şekilde göstermektedir.



  1. Petrus 2:9’u Çıkış 19:6 ile karşılaştırın. Çıkış 19:6’nın bağlamı nedir?


Petrus dinleyicilerine “kralın kâhinleri, kutsal ulus” olarak hitap ettiğinde, onlar derhal Sina’da yasanın verilmesi öyküsünü hatırlamış olmalıydılar. İsrail’in varisleri olarak, onlardan Allah’ın yasasında belirgin olan antlaşmanın kurallarına itaat etme- leri beklenmekteydi. Böylece insanlara durumlarını hatırlatmanın hemen ardından, Petrus onları doğruluk içinde bir yaşam sürmeye teşvik etmişti (1Pe 2:11, 12). O ayrıca dinleyicilerini yasadan yoksun bir müjdeyi teşvik eden sahte öğretmenlere karşı dikkatli olmaları konusunda da uyarmıştı (2Pe 2:21, 3:2).








Yuhanna ve Yasa


Haziran 10



Yuhanna, Pavlus gibi Yeni Ahit’e birçok kitap ile katkı yapan ikinci kişidir. Müjde- yi, üç mektubu ve Vahiy kitabını yazan kişi aynı Yuhanna’dır. Petrus gibi o da İsa’nın seçtiği ilk öğrencilerdendi ve onun da İsa ile özel bir ilişkisi vardı. İsa’ya yakınlığın- dan dolayı, sık sık “Sevilen Yuhanna” olarak da anılır. Müjdesinin sonundaki hük- münden (Yu 21:25), Yuhanna’nın İsa hakkında birçok şahsi bilgiye sahip olduğunu anlıyoruz. Eğer İsa yasayı bir kenara atmış olsaydı, O’na en yakın olan Yuhanna bunu mutlaka bilirdi.



Yu 15:1–11 ve 1Yu 2:3–6’yı okuyun. Bu ayetler hep birlikte Allah’ın “buy- ruklarına” nasıl uymamız gerektiği konusunda ne söylüyorlar?



Dünyevi yaşamının sonlarına doğru, İsa öğrencilerine Baba’sının buyruklarına sadık kaldığını kanıtlamış ve bunun sonucu olarak Baba’sının sevgisinde “kalmıştı” (Yu 15:10). İsa buyrukları, reddetmek veya terk etmek için olumsuz engeller olarak görmemişti; aksine onları O’nunla ve diğer insanlarla olan sevgi dolu bir ilişki açı- sından, gerekli ilkeler olarak görmüştü. Sevilen öğrenci Yuhanna, imanlılara Allah’a olan yükümlülüklerini hatırlattığında, İsa’nın Müjde’deki sevgi ve birlik lisanının aynısını kullanmıştı. Aslında, Yuhanna sevginin her zaman yasanın özü olduğunu anlamıştı (örneğin, 2Yu 6). Bir kişi, Allah ve diğer insanlarla sevgi dolu bir ilişki içerisine girmezse, yasayı tuttuğunu da iddia edemez.


“Allah’ın yasası, kendimizi sevdiğimiz gibi yoldaşlarımızı da sevmemizi talep eder. O zaman, büyük oranda iyi şeyler yapmak için aklın tüm gücü ve eylemi bu yönde gelişir… Büyük bir güçle başkalarına da söyleyebilsinler diye insana ruhun kraliyet armağanlarını Veren için ne büyük bir zevk! Onlar, Allah ile insan arasındaki bağlan- tıdır ve Mesih’in Ruh’u ile göklerin özelliklerini açıklarlar. Böbürlenmeden görülen kutsallığın gücü, birçok güçlü vaazdan bile daha dokunaklı bir şekilde seslenir. O, Allah’tan söz eder ve yalnızca sözlerin yapabileceğinden çok daha güçlü bir şekilde insanlara görevlerini açıklar.”—Ellen G. White, Manuscript Releases, Cilt 20, S. 138.








Yakup ve Yasa


Haziran 11



“Ait olduğunuz Kişi’nin yüce adına küfreden onlar değil mi? ‘Komşunu kendin gibi seveceksin’ diyen Kutsal Yazı’ya uyarak Kralımız Tanrı’nın Ya- sası’nı gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz. Ama insanlar ara- sında ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa’yı çiğnemekten suçlu bulunursunuz” (Yakup 2:7–9).


Yeni Ahit’te, Yakup’a atfedilen sadece bir kitap vardır. Yazar, onun hangi Yakup olduğunu belirtmese de, mektubun İsa’nın kardeşi olan Yakup’tan geldiği genel olarak kabul görmektedir. Yakup, belki de başlangıçta İsa’nın Mesihliği konusunda şüpheci olsa da (Yu 7:5), Yeni Ahit inanlı topluluğunda etkili bir liderlik pozisyonuna sahipti (Elç 15:13, Gal 1:19). Yine, eğer İsa ilahi yasayı yürürlükten kaldırmaya ni- yetlenmiş olsaydı, hiç şüphesiz kendi öz kardeşi bunu biliyor olurdu.



Yakup 2:1–26’yı okuyun. Bu bölümün temel mesajı nedir? Yakup 7–9. ayetlerde yasayı özetledikten sonra, neden tüm buyrukları tutmak konu- sundan bahsetmişti? Bu ayetler, sevgi ile Allah’ın yasasına itaat arasındaki ilişkiyi nasıl göstermektedir?









Pavlus’un yasa konusundaki öğretisini yanlış anlayanlar, yasanın rolü konusunda Yakup ve Pavlus’un birbirine karşı olduğunu iddia ederler. İçeriğin çoğu, kurtuluşta işlerin yeri üzerinedir. Pavlus, işlerden bağımsız olarak iman yoluyla, lütufla kurtuldu- ğumuzu söylerken (Ef 2:8, 9), Yakup “eylemsiz iman ölüdür” (Yakup 2:26) diye ifade eder. Bu ifadeler birbiriyle çelişmez; Yakup, Pavlus’un sayısız kez lütfun yasayı geçersiz kılmadığı yolundaki sözlerini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Pavlus’un Romalılar 13:9’daki sözlerini, Yakup Allah’ın yasasının özünün sevgi olacak şekilde tam olarak anlamıştır (Yakup 2:8). Sevginin pratik eylemini göstermeyen hiç kimse, Allah’ın buy- ruklarını gerçekten tuttuğunu iddia edemez.







Yahuda ve Yasa


Haziran 12



Yeni Ahit’in en kısa kitabı olan Yahuda’nın, İsa’nın başka bir kardeşi tarafından yazılmış olduğuna inanılır. Yazar kendisini İsa Mesih’in “kölesi” olarak tanıtırken, Yakup’un kardeşi olduğunu itiraf eder. Matta, İsa’nın dört kardeşinden ikisini Yakup ve Yahuda olarak adlandırdığından dolayı (Mat 13:55), genelde bu kısa mektubun yazarının Kurtarıcı’nın kardeşi olan Yahuda olduğu kabul edilir. İncelediğimiz tüm diğer dini yazarlarda olduğu gibi, eğer İsa yasayı bir tarafa bırakmış olsaydı, Yahuda biliyor olurdu.


Yahuda, ne yasaya ne de buyruklara ilişkin bir imada bulunmasa da, tüm mek- tubu Allah’a sadakat ve O’nun yasasını ihlal etmenin sonuçları üzerindedir.



Yahuda 4’ü okuyun. Tüm tartışmamıza uygun olarak ne denmektedir?



Eğer günah olmasaydı lütuf da gerekli olmayacağından, lütfun mutlaka anılmış olması, yasanın da mevcudiyetini gerektirir (Rom 5:18–6:15). Bu sahte öğretmenle- rin söyledikleri şey o kadar kötüydü ki, Yahuda bunu Rab’bi inkâr etmekle eşdeğer olarak görmüştü.



İbraniler 3:7–19, nasıl Yahuda 5–7’yi aydınlatmaya yardımcı olur? Bu ayetler, hep birlikte bizlere itaat ve iman arasındaki ilişkiyi nasıl gösterir?





Yahuda, kendine özgü diplomatik tarzıyla, dinleyicilerine Mısır tutsaklığından öz- gür kılınan İsraillilerin yaşadıklarını hatırlatıyor. Allah onlara kudretini gösterdi ve hatta onlara yasasını verdi, fakat onlar sadakatten ayrıldıklarında, O’ndan ayrılmanın korkunç sonuçlarına maruz kaldılar. Yahuda, insanların düşebileceğini ve yargıyla karşılaşabileceğini çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Kutsal Yazı’nın diğer yerle- rinde olduğu gibi şu hususta çok açıktır: imana sahip olduğunu iddia eden herkes, bu imanı itaatkâr bir yaşamla belli etmeye razı olmalıdır.






Haziran 13


Ek Çalışma: Ellen G. White, “The Law in the Christian Age,” Signs of the Times, Ağustos 5, 1886, kitabını okuyun.



“Elçilerin neden Allah’a tövbeyi öğretmeleri gerekiyordu?—Çünkü günahkârın Baba ile sorunu vardır. O, yasayı çiğnemiştir; günahını görmesi ve tövbe etmesi ge- reklidir. Sonraki işi nedir?—Sadece kanı tüm günahlardan arındıracak olan İsa’ya bakmak. Mesih’e iman etmek gereklidir; zira yasada kurtarıcı bir vasıf yoktur. Yasa suçlar, fakat onu ihlal eden kişiyi bağışlayamaz. Günahkâr, Mesih’in kanının erdem- lerine bağlı olmak zorundadır. ‘Koruyuculuğuma sarılsınlar’ demişti merhametli Kurtarıcı, ‘barışsınlar benimle, evet benimle barışsınlar.’ Rabbimiz en çok bağışlana- nı, en fazla seveceğini söylemişti; ve günahla kirlenmiş, Allah’ın kutsal yasasını çiğ- nemiş, kendisini olduğu gibi görüp affa ihtiyaç duyduğunu hissedenleri. Yasanın kutsal talebinden en fazla ikna olan kişi, onun suçlamalarının büyüklüğünü en açık şekilde görecek ve aslında daha fazla bağışlandığını hissedecek olan kişidir.”—Ellen


  1. White, Signs of the Times, Ağustos 5, 1886.


Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:41 (İstanbul)





*Haziran 14–20

Mesih’in İnanlı Topluluğu ve Yasa









Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yar 2:16–3:7, Yaratılış 6, Yaratılış 12, Yas 7:6–12, Gal 3:6–16, Vah 12:17, 14:6–12.



B


Hatırlama Metni: “Bu da, Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren, İsa’ya imanlarını sürdüren kutsalların sabrını gerektirir” (Vahiy 14:12).



ayrak yarışında bir takım, genelde dört koşucudan oluşur. Takım üyeleri, başka bir zamanda birbirleriyle rekabet edebilir, ama şimdi aynı takımın parçaları olarak bir bütünmüş gibi düşünmeyi öğrenmek zorundadırlar. Ya-


rıştaki pistin uzunluğu, katılımcılar arasında eşit olarak bölünmüştür. Bir takım üyesi, yalnızca kendisine bayrak verildiğinde koşabilir. Bayrak, yarış bitinceye dek takımın bir üyesinden diğerine ustaca aktarılır. Bir anlamda bayrak (çubuk), bayrak koşusu takımının üyeleri arasında sürekliliğin tek sembolüdür.


Allah’ın inanlı topluluğu da bir bayrak koşusu takımına benzer. Bahçedeki Adem ile başlayarak, bayrak, kurtuluş tarihinin çeşitli safhalarıyla aktarılmıştır: Nuh’tan İbrahim’e, Sina’ya, Yeni Ahit kilisesine, Reformasyon kilisesine ve şimdi de üç melek mesajını ilan edenlere.


Allah’ın inanlı topluluğunun sürekliliğinin sembolü, Düşüş’den sonra hep Al- lah’ın kurtarıcı lütfuyla eşleşen, O’nun yasasıdır. Her ikisi de birlikte müjdenin özü- nü oluşturur.


Bu haftaki çalışmamız, çağlar boyu Allah’ın inanlı topluluğunda, yasanın (ve lüt- fun) sürekliliğinin izini sürecektir.



*21 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Adem’den Nuh’a


Haziran 15



Bir bakıma, sadece Yeni Antlaşma çağından beri, imanlıların İsa’nın yaşamına, ölümüne ve dirilişine ilk elden tanıklık ettiklerinde, “Mesih’in kilisesinin” varlığın- dan söz edebiliriz. Ancak “Mesih’in kilisesini” geniş bağlamda görebiliyoruz. “Kilise” teriminin Grekçesi, eklesia’dır. Seküler dünyadan ödünç alınmış olup, “göreve çağı- rılmak” anlamındadır. Allah her nesilde sadakat, güven, sevgi ve itaatle dolu bir ya- şamla O’nun istemini yansıtan insanları “göreve çağırmıştır.”



Yaratılış 2:16–3:7’yi okuyun. Adem ve Havva nasıl bir sınavdan geçirilmişti?

Böyle bir sınav, neden mükemmel varlıklar olmak için gerekliydi?






Adem ve Havva, sevebilmeleri için ahlâki bakımdan özgür kimseler olarak yara- tılmış olmalıydılar. Yapmaları için hiçbir sebep olmasa da, onlar yanlış yapma kabili- yetine ve özgürlüğüne sahip olmuş olmalıydılar. Ağaçtaki sınav, ahlâki bir sınavdı: Onlar hangi şekilde Allah’ın vermiş olduğu ahlâki özgürlüğü kullanabileceklerdi?


Yanıtı biliyoruz.


Ahlâkiliğin merkezinde, yasa, bizler için iyi ve kötüyü tanımlayan Allah’ın yasası vardır (ağacın, “iyiyle kötüyü bilme ağacı olarak adlandırıldığına dikkat edin). Eğer insanlar yalan söyleme, çalma ve öldürme kapasitesine sahip olmadıkça, bunları yasaklayan yasanın gayesi ne olabilir ki? Robotlardan oluşan—sadece iyi olanı yapa- bilen—bir evrende yasalar anlamsız olurdu. Ancak Allah bizleri bu şekilde yaratma- maya karar verdi. Yapamazdı—eğer gerçekten seven varlıklar istediyse. Düşüş’ten sonra Adem ve Havva sonraki nesile “bayrağı aktarmayı” başarmış olsa da, insan ahlâkının düşüşü hızlı ve rezilce oldu. İlk iki oğlundan, Kayin açgözlülük, yalan, cinayet ve ebeveynlerine saygısızlık ruhuna kapılırken, sadece Habil Allah’ın inanlı topluluğuna katılmayı seçti. Kötülük, iyiliği gölgelediğinden işler daha da kötüye gitti ve Tufan zamanında sadece Nuh ve ailesi gerçekten Mesih’in inanlı topluluğunun üyeleri olarak kalabildiler.






Haziran 16


Nuh’tan İbrahim’e (Yar 6:5–9)


Nuh’un içinde doğduğu dünya, o ana dek mevcut olan en kötü toplumdu, yani durum oldukça berbattı. Yaklaşık bin yıl yaşayan insanlarla, Allah’ın yarattığı insan- lardan dolayı yüreği sızlayacak derecede kötülüğün toplumun içine nasıl işlediğini görmek pek zor değildi!



Yaratılış 6’yı okuyun ve sonra şu soruları yanıtlayın:


  1.         Allah’ın insanları yarattığından dolayı “üzülmesi” fikrini nasıl anla- malıyız? Bu durum, neden Allah’ın olanlardan haberi olmadığı anla- mına gelmez? (Bkz. Yas 31:15–17.)




  1.         Ellen G. White, “Tanrı oğulları” ve “insan kızları” tanımını yazdığın- da, imanlı erkeklerin, imansız kadınlarla evlenmelerini kastediyor- du. O halde, Yaratılış 6’dan inanlı topluluğunun dünya ile etkileşimi hakkında ne gibi dersler öğrenebiliriz?




  1.         Bu insanlar, Allah’ı gücendirecek ne gibi şeyler yapmış olabilirlerdi ve bu şeylerin O’nun yasası ile ilgisi nedir?




  1.         Yaratılış 6’da Nuh’un tanımlanmasına bakın. Ayet, onun ne tarzda bir adam olduğunu anlamamıza yardımcı olacak ne söylemektedir, özel- likle de böyle bozuk bir dünyada? Aynı zamanda, Nuh neden Allah’ın gözünde “lütfa” ihtiyaç duymuştu? Bu bizlere, o zamanlar bile iman ve Allah’ın yasası arasındaki ilişki hakkında ne söyler?








İbrahim’den Musa’ya



Haziran 17




Tufan’dan sonra, Allah’ın istemini nesilleriyle paylaşmak, Nuh’un ve oğullarının so- rumluluğuydu. Nuh’un ailesi, insanlığın Allah’ın yasasına itaat etmeyi reddetmesinin bir neticesi olarak dünyevi yıkımın geldiğini biliyordu ve Allah’ın lütfunun tecrübesiyle daha imanlı bir nesil geliştirmeye yardımcı olacak bir şeyler yapabilirlerdi. Maalesef Tufan’dan çok fazla zaman geçmeden dünyanın sakinleri yine isyan ettiler (Yar 11:1– 9). “Onlardan çoğu Allah’ın varlığını inkâr etmiş ve Tufan’ı, doğal sorunların bir işleyişi olarak görmüşlerdi. Diğerleri tufan öncesi dünyayı yok eden Üstün Varlık’a inanmıştı; ve onların kalpleri tıpkı Kayin gibi O’na karşı isyanla dolmuştu.”—Ellen G. White, Patriarchs and Prophets, S. 119.



Yaratılış 12 ve 15:1–6, bizlere aynı şekilde yasa ve lütfun birlikte çalış- tıklarını nasıl gösterir?





Allah, Şem’in neslinden olan İbrahim’i çağırarak onunla bir bereket antlaşması yapmıştı (Yar 12:1–3). Kutsal Kitap, Allah’ın İbrahim’i çağırmasına yönelik bir kıstas vermez. Onda Nuh’ta olan doğruluk profili yok gibidir. Aslında çağrıdan hemen sonra korkak, aldatıcı (Yar 12:11–13), Allah’ın yasasını çiğneyen biri olarak kendisini kanıtlamıştı. Ancak İbrahim gerçek imana sahip biriydi ve Allah’ın lütfuyla bu iman kendisine doğruluk olarak sayılmıştı. Mükemmel olmasa da, Allah’ın sesini dinleme- ye gönüllüydü, hem de insani bakış açısıyla olanaksız görünen şeyler için Allah’a güvenmek anlamında olsa bile.


Allah’ın sesini dinlemeye razı olup O’nun buyruklarına uyanlar içinde, İbrahim tek başına değildi. Firavun, iki Avimelek ve Yusuf, Allah’ın zinayı ve yalanı onaylamadığının çok iyi farkındaydılar. Hem de ikinci Avimelek, İshak’ı halkını ayarttığı için azarlamıştı (Yar 26:10). Allah İbrahim’i belirli bir görev için seçmiş olsa da, birçok ulusta O’ndan korkan insanlar vardı. Aslında İbrahim ve askeri ittifakı, Kedorlaomer ve onun koalis- yonunu yendikten sonra İbrahim, “Yüce Tanrı’nın kâhini” (Yar 14:18) olan Kral Mel- kisedek tarafından kutsanmıştı. Bu, Musa’nın işinden ve hizmetinden bile önceki za- manda, dünyanın Allah’ın varlığını bildiğini kanıtlamaktadır.







Musa’dan İsa’ya


Haziran 18



Mısır ve Mezopotamya’da bulunan kadim yasa kuralları, Allah’ın yasasında geçen yaygın bilgi, ilkeler ve kurallar için bir kanıt sağlasa da, bunlardan hiçbiri eksiksiz değildir. Aslında bu kurallardan çoğu, Allah’ın daha sonra kınadığı putperestliği ve diğer uygulamaları destekleyen yasalar içerir. O halde, Allah gerçek yasasına kâhyalık edecek insanlar seçmişti. Bu insanlar İbrani ulusuydu, yüzyıllar önce antlaşma vaa- di—ki nihaî gerçekleşmesi sadece İsa’da olan bir vaatti—yapılan İbrahim’in nesli ve varisleriydi.



Yasa 7:6–12’yi okuyun. Bu pasaj, yasa ve lütuf arasındaki ilişkiyi nasıl açıklıyor?



Allah, kendi yasası için İsrail’i emanetçi olarak seçtiğinde, onların mükemmel in- sanlar olmadıklarını biliyordu. Buna karşın istemini diğer kusurlu insanlarla paylaşma görevini onlara emanet etti. Onları “kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus” (Çık 19:6) olarak adlandırması, İsrail’in tüm dünya için Allah’ın aracı kâhinleri olduğunu gös- termektedir. O, Allah’ın isteminin gerçeğini şaşkın uluslara getirmek için seçilmişti. İsrail’in hatalarına, zayıflıklarına ve bazen düpedüz isyanlarına rağmen, Mesih’in yine bu insanlar içinden gelmesi, yaşaması, hizmet etmesi ve ölmesi, yüzyıllar önce İbra- him ile yapılan antlaşma vaadinin gerçekleştiğini göstermektedir.



Galatyalılar 3:6–16’yı okuyun. Pavlus, antlaşma vaadinin gerçek anlamı- nı daha iyi açıklamaya yardım edecek ne yazmıştı?



Kadim İsrail’de birçokları tek bir isim formundaki “tohum” (soyundan olan) ifa- desinden, tek bir topluluk olarak İsrail’i anlamış olsa da, Pavlus burada antlaşma vaadinin asıl ve tam gerçekleşmesinin bizzat İsa’yı temsil ettiğini söylemektedir. O halde, müjde hem yasa hem de lütuf üzerindeki bariz vurgusuyla, antlaşmayı en üst düzeyde göstermekte ve açıklamaktadır.








İsa’dan Baki Kalanlara


Haziran 19



Aden’den beri Allah’ın inanlı topluluğu hep yanılabilir insanlarla doluydu. Allah’ın doğruluğunun tanığı olduğu sanılan kurumun kendisi de aynı doğruluğa ihtiyaç için- deydi. “Bayrak” nesilden nesile aktarılırken, hiçbir koşucu bitiş çizgisini geçmeye layık değildi. Yasayı alanlardan hiçbiri doğruluk seviyesine ulaşmaya kadir değildi. Görünen o ki, Allah’ın onayının soruşturulmasında, insanlık boşuna kürek çekmişti.


Ancak tüm umutların söndüğü zannedilen bir anda, “bayrağı almak için” Allah Oğlu’nu gönderdi. İkinci Adem olarak İsa bu dünyaya günahsız olarak geldi ve Baba- sı’na sürekli bağlılığı sayesinde, Çarmıh’a gidinceye dek itaatini korudu. İsa dirilişiyle bitiş çizgisini geçti, zira ölüm zincirini kırmıştı. Şimdi, dirilmiş olan Mesih, Ruh’un gücüyle doğruluğunu her imanlıyla paylaşmaktadır. Hep antlaşma vaadinin merkezi olan bu mesaj, İsa dünyevi hizmetini tamamladıktan sonra ve Yeni Antlaşma kilise- sinin başlamasıyla daha açık bir şekilde anlaşılmıştı.


Maalesef Hıristiyan kilisesi—tüm aydınlanmalara rağmen—antlaşmaya kadim İs- rail’den bile daha az sadık olduğunu kanıtlamış ve derin bir ikiyüzlülük hemen hemen her yerde baş göstermişti. On altıncı yüzyılda başlayan Reformasyon, bu gidişatı tersine çevirmeye başlamışsa da, sendelemiş ve (gördüğümüz gibi) Yeni Antlaşma Hıristiyanlı- ğı yaşamında yasanın rolü ve gayesi hakkında yanlış görüşler de dahil olmak üzere, Hıristiyan dünyasına birçok yanlış doktrin ve öğreti girmişti. Kaybolan birçok gerçeği eski haline getirmek için, Allah geriye kalanları (baki kalanlar) göreve çağıracaktı.



Vahiy 12:17 ve 14:6–12’yi okuyun. Bu ayetler, Allah’ın dünyaya son uyarı mesajında, hem yasayı hem de lütfu nasıl açıklamaktadır?








Haziran 20



Ek Çalışma: “Vahiy 14’deki üç melek, Allah’ın mesajının ışığını kabul edip, O’nun temsilcileri olarak, enine boyuna dolaşarak tüm dünyayı etkili bir şekilde uyaran insanları temsil etmektedir. Mesih takipçilerine şunu söylemişti: ‘Dünyanın ışığı sizsiniz.’ Matta 5:14. Golgota’daki İsa’nın çarmıhını kabul eden her cana şöyle denmektedir: ‘Ruhun kıymetini bilin: “Dünyanın her yanına gidin, Müjde’yi bütün yaratılışa duyurun.” Markos 16:15. Bu işi engelleyen hiçbir şeye izin verilmemiştir. Bu, çağımızın en önemli işidir; bu ebediyete kadar uzanan bir iş olmalıdır. İsa’nın, onların kurtuluşu için, kurbanlığıyla insan ruhlarına gösterdiği sevgi, O’nun tüm takipçilerini harekete geçirecektir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 5, S. 455, 456.


“En önemli konu, birinci ve ikinci meleğin mesajlarını kucaklayan üçüncü mele- ğin mesajıdır. Bu mesajların içerdiği gerçekleri herkesin anlaması ve bunları günlük yaşamda göstermesi gerekir, zira kurtuluş için bu zorunludur. Bu büyük gerçekleri anlamak için ciddi bir şekilde, duayla araştırmalıyız; anlama ve kavrama gücümüzü sonuna dek kullanmalıyız.”—Ellen G. White, Evangelism, S. 196.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:43 (İstanbul)





*Haziran 21–27

Mesih’in Krallığı ve Yasa


Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Mat 4:8, 9; Dan 2:44; 1Pe 2:11; 1Ko 6:9–11;


Vah 22:14, 15; 1Ko 15:26.



A


Hatırlama Metni: “ ‘Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla Yapacağım antlaşma şudur’ diyor RAB, ‘Yasamı içlerine yerleştirecek, Yüreklerine ya- zacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.’ ” (Yeremya 31:33).


pple’ın kurucusu olan Steve Jobs 2011’de öldü. 56 yaşındaydı. Kansere yakalan- madan yıllar önce Jobs, bizleri daha iyiye ulaşmaya teşvik ettiğinden dolayı ölü- mü “yaşamın en iyi tek icadı” olarak nitelendirmişti. Diğer bir deyişle, zamanı-


mız çok kısıtlı olduğundan, şu an başarılı olmak için, olabildiğince gayret etmeliydik.


Ancak Jobs da tarihe karıştı. Bu dünyada daha büyük bir menfaati aramak için onu teşvik eden şey, ölüm (veya en azından onun kaçınılmazlığı) sığ bir zeminde, buraya kalıcı bir şekilde kök salmanın boşunalığını göstermiş olmalıydı. Kuşkusuz ki Jobs çok şey gerçekleştirmişti, fakat milyonlarca yıla veya sonsuzluğa kıyasla bunun ne önemi olabilir ki?


Doğrusu, bizlere bu dünyanın ve içindeki her şeyin yok olacağı, içinde günah ve ölümün (Allah’ın yasasının çiğnenmesinin tüm sonuçlarının) hiçbir zaman mevcut olmayacağı, yeni ve sonsuz bir dünyanın yaratılacağı Allah tarafından vaat edilmiştir.


Bu hafta Allah’ın ebedi krallığı sorusuna ve buna bağlı olarak yasanın rolüne ba- kacağız.


*28 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Allah’ın Krallığı


Haziran 22



Allah ilk insan varlıklarını yarattığında, onlara her şeyin üzerinde hâkimiyet ver- mişti. Adem dünyayı yönetecekti. Ancak o Allah’ın yasasını çiğnemekle, dünyevi hü- kümdarlık hakkını kaybetti ve sahiplik başdüşman Şeytan’a geçti. Ataların çağında, diğer dünyaların temsilcileri Allah’ın huzurunda toplandıklarında, dünyanın “temsil- cisi” Şeytan’dı (Eyüp 1:6).



Efesliler 2:2; 2.Korintliler 4:4; Matta 4:8, 9’u okuyun. Bu ayetler bizlere bu dünyadaki Şeytan’ın gücü hakkında ne söylüyor?





Çöldeki denenmelerde meydana gelenler çok anlamlıdır. Şeytan, eğer İsa boyun eğip, itaat ederse, O’na dünyadaki tüm krallıklara sahip olacağını teklif etmişti (Mat 4:8, 9; ayrıca bkz. Luka 4:5–7). İsa dünyayı Şeytan’dan geri almak için geldi, fakat bunu sadece yaşamı pahasına yapabilecekti. O halde, Şeytan’ın orada durup, O’na dünyayı teklif ettiği ayartı ne kadar güçlü olmalıydı! Ancak Şeytan’a boyun eğmekle, Adem’in düştüğü aynı tuzağa düşerdi ve bunun sonucunda da Baba’sının yasasını çiğnemekten suçlu olurdu. Eğer böyle yapsaydı, kurtuluş planı iptal olurdu ve bizler de günahlarımız içinde ölürdük.


Tabii ki, İsa’nın galip geldiğini ve bu zaferiyle de, Daniel 2’de ifade edilen insan eli değmeden kesilen taşın bu dünyadaki tüm krallıkları yok edeceğini, Allah’ın son- suz krallığındaki yaşam için güvenceye ve vaade sahip olduğumuzu biliyoruz. Ve bundan sonra, “Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın eline geçmeyecek bir krallık kuracak. Bu krallık önceki krallıkları ezip yok edecek, kendisiyse sonsuza dek sürecek” (Dan 2:44).








Krallığın Vatandaşları


Haziran 23



Birçok ulusta, insanlar eğer yeni taşındıkları ülkelerde vatandaşlığa sahip olmak istiyorlarsa, doğdukları ülkedeki tüm haklarından feragat etmeleri gerekir. Ancak, bazı ülkeler çift vatandaşlığa izin verir; yani her iki ülkeye de bağlı kalabilirler.


Ancak büyük mücadelede buna benzer bir çift vatandaşlık yoktur. Ya bir tarafta, ya da diğer tarafta yer alırız. Kötülüğün krallığı, binlerce yıldır doğruluğun krallığına karşı savaş halindedir ve kişinin aynı anda her iki tarafa da sadık kalması olanaksızdır. Hangi krallığa bağlı olduğumuz konusunda hepimiz bir seçim yapmak zorundayız.



  1. Petrus 2:11, İbraniler 11:13, Efesliler 2:12, Koloseliler 1:13, Yasa 30:19 ve Matta 6:24’ü okuyun. Bu ayetler bizlere Mesih ile Şeytan arasındaki bü- yük mücadelede “çift vatandaşlığın” olanaksızlığı konusunda ne söylüyor? Yasayı tutmak, vatandaşlığımızın gerçekte kime ait olduğunu göstermek açısından ne gibi bir rol oynamaktadır? Bkz. Vah 14:12.




İnsanlar bir kez Mesih’i izlemeye karar verdikleri zaman, sırtını iblisin krallığına dönmeyi tercih eder. Kişi artık başka bir ulusun, İsa Mesih’in parçasıdır ve bunun sonucunda da şimdi O’nun kurallarına, O’nun yasasına, O’nun buyruklarına uyar, iblisinkilere değil. Ancak kişinin itaati evrensel olarak değerlendirilmemiştir—hiç kuşkusuz ne bu insanları geri almaya istekli iblis tarafından, ne de onlar arasında “yabancı ve konuk” gibi güvensizliğe eğilimli başka insanlar tarafından. Bu engellere rağmen Allah, ilk bağlılıklarını “bu dünyanın egemenine” (Yu 12:31) değil, O’na teslim edecek insanlara sahiptir.








İman ve Yasa


Haziran 24



Kutsal Yazı’ya hakim olan konu çok basittir: Allah sevgidir. Allah’ın sevgisi en güç- lü olarak O’nun lütfunda sergilenmiştir. Sınırsız kudretiyle O, yeryüzünden insanlığı kolayca silip süpürebilirdi, ancak bunun yerine sabretmeyi tercih etti ve herkese O’nun krallığındaki yaşamın bütünlüğünü tecrübe etme şansı verdi. Bunun da öte- sinde, O’nun sevgisi, kendisinin bizzat Çarmıh’ta ödediği bedelle kanıtlandı.


Allah’ın sevgisi aynı zamanda O’nun adaletiyle ilişkilidir. Kendi kaderlerini seç- meleri için insanlara sayısız fırsatlar sağlayan sevgi Tanrısı, onların reddettiği bir krallığı kabul etmeleri için onları zorlamayacaktır. Kötüler, yargılanmak için Allah’ın tahtının önüne geldiklerinde, kendi tanıklıklarıyla suçlanacaklardır. Tahtın huzu- runda duran hiç kimse, Allah’ın taleplerinin gerçekten farkında olmadığını söyleye- meyecektir. İster yazılı, isterse doğadaki vahiyle olsun, herkes Allah’ın yasasının te- mel ilkelerine maruz kalacaktır (Rom 1:19, 20; 2:12–16).



  1. Korintliler 6:9–11 ve Vahiy 22:14, 15’i okuyun. Kimler Allah’ın krallığına girecek, kimler dışarıda kalacak ve neden? Allah’ın yasası burada ne gibi bir rol oynayacaktır? Ayrıca iki grup arasındaki kesin zıtlığa dikkat edin!




İlginç olan şey, eğer 1.Korintliler 6:11’i Vahiy 22:14 ile yanyana koyarsan, Rab İsa Mesih adına aklanan sadık imanlıları görürsün; yani onlar “yasanın gereklerini yapa- rak değil, iman ederek aklandı” (Rom 3:28); ancak onlar aynı zamanda o yasayı da tutuyorlardı.








Ebedî Krallık


Haziran 25



Allah mükemmel bir dünya yaratmıştı. Günah girdi ve bu mükemmel dünya ağır bir yara aldı. Kurtuluş öyküsü, bizlere İsa’nın insanlık tarihine girerek, başka şeylerin yanında, orijinal mükemmelliği restore ettiğini söyler. Kurtulanlar, sevginin en üst düzeyde hüküm sürdüğü mükemmel bir dünyada yaşayacaktır.


Gördüğümüz gibi, sevgi sadece ahlâki bir evrende, sadece ahlâki varlıklarla mev- cut olabilir ve ahlâki olması için de onların özgür olması gerekir. Bu da şu soruyu akla getiriyor: kötülük yeniden ortaya çıkabilir mi?



Daniel 7:27, Yu 3:16 ve Vahiy 21:4, kötülüğün yeniden ortaya çıkıp çıkma- yacağı sorusuna nasıl bir yanıt veriyor? Sonsuz ifadesinin önemi nedir?



Allah evreni yarattığında, onun istikrarlı olması için bazı şartlar vardı. Bu durum, Allah’ın vurguladığı buyruğu ihlal etmenin ölümle sonuçlanacağına ilişkin Adem’in uyarıldığı Yaratılış 2:17’de açıkça görülmektedir. Ölümün açıkça anılması, insanî bakış açısından sonsuzluk kavramının şartlara bağlı olduğuna işaret etmektedir. Yalnızca Allah’a sadık kalmış olsaydı, Adem sonsuz yaşamı tecrübe edebilirdi.


Ancak yeniden yaratılacak dünyada ölüm artık bir gerçek olmayacaktır, yani Kutsal Yazı’da geçen birçok vaadin gerçekleşmesi olarak sonsuza kadar yaşayabileceğiz. İsya- nın olup olmayacağı gerçekten tartışmalı bir noktadır. Gerçek şu ki, olmayacak.



Yeremya 31:31–34’ü okuyun. Burada, kötülüğün neden yeniden ortaya çıkmayacağını anlamamıza yardım edecek ne gibi ilkeler görüyoruz?





Mesihî krallık, dini tecrübeleri sayesinde Allah’a sadakatlerini koruyan insanlar- dan oluşacaktır. Zulüm ve şahsi sıkıntılar karşısında, onlar itaat yolunu seçmişler ve ilahi hizmete yaraşır bir yaşam sürmeye razı olmuşlardır. Allah’ın vaatleri, onların yüreklerine kazınmıştır, öyle ki O’nu hoşnut eden şeyleri yapmayı doğal karşılarlar. Mesih’in krallığında günah tamamen mağlup olacak ve doğruluk, azamî hâkimiyete sahip olacaktır.







Krallığın Yasası


Haziran 26



Günahın tüm çetin sonuçları arasında ölüm en inatçı olanıdır. Günahın üstesinden gelinebilir, Şeytan’a direnilebilir, fakat milyarlarca kişi içinde sadece iki bilinen istisna dışında (Enok, İlyas) ölümün kaçınılmazlığından kim kurtulabilmiştir ki? Kadim bir filozof, “iş ölüme gelince, biz insanlar duvarsız bir kentte yaşıyoruz” diye yazmıştı.



Vahiy 20:14 ve 1.Korintliler 15:26’da hangi mesaj yer almaktadır?



Ölüme yüklenen güçle, Mesih’in yeryüzünde Mesihî krallığını kurmadan önce, O’nun öncelikle ölümü tamamen yok etmesine şaşırmamak gerekir.


Ölümün günahla ilişkisi olduğuna, yani aynı şekilde Allah’ın yasasıyla ilişkisi ol- duğuna kuşku yoktur; zira günah, Allah’ın yasasının ihlal edilmesidir. Bunun sonu- cu olarak, yasa olmaksızın günah da olamaz. Günah yasaya bağlı olsa da, yasa gü- nahtan bağımsızdır. Yani yasa, günah olmaksızın var olabilir. Aslında, Lusifer gökle- rin görkeminde isyan edinceye dek çağlar boyunca böyle kalmıştı.


“Şeytan, Yehova’nın yasasına karşı isyan ettiğinde, bir yasanın mevcut olduğu dü- şüncesi, o zamana kadar bunu hiç duymamış melekler için tam bir sürpriz oldu. Melekler, hizmetlerinde uşaklar gibi değil, oğullar gibidirler. Onlar ile Yaratıcıları arasında mükemmel birlik vardır.”—Ellen G. White, Bereket Dağından Düşünce- ler, S. 104.


Bunu aklımızda tutarsak, Allah’ın krallığında ölümün ve günahın yokluğu, yasa- nın da yokluğunu gerektirmez. Tıpkı yer çekimi yasasının, evrenin fiziksel elementle- ri arasında uyumlu bir etkileşim için gerekli olduğu gibi, Allah’ın ahlâki yasası da, kutsallar arasındaki doğru etkileşimi yönetmek için gereklidir. Allah kurtulanların kalbine yasasını kazıdığında, asıl gayesi onların sonsuzluk için doğruluk yolunda yürümelerinde yardımcı olacak kararlarını mühürlemektir. Bunun sonucunda O’nun yasası, krallığının en büyük özü haline gelir. Böylece, Allah’ın ahlâki yasasının ilkelerinin, O’nun ebedi krallığında mevcut olacağına inanmamız için her türlü ne- dene sahibiz. Tabii ki tek fark, bu ilkelerin burada ihlal edildiği gibi artık hiçbir za- man ihlal edilemeyeceğidir.






Haziran 27


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Without a Wedding Garment,” S. 307–319,


Christ’s Object Lessons.



“Şeytan insanın Allah’ın emirlerine uymasının imkânsız olduğunu iddia etmişti; gerçekten de kendi gücümüzle bunlara itaat edemeyeceğimiz doğrudur. Fakat Mesih insan biçiminde geldi ve mükemmel itaatiyle insanlık ile tanrısallığın birleşiminin Allah’ın hükümlerinin her birine itaat edebileceğini kanıtladı…


“Mesih’in yeryüzündeki hayatı Allah’ın yasasının mükemmel bir ifadesiydi ve Al- lah’ın çocukları olma iddiasındakiler karakterde Mesih’e benzer hale geldiklerinde, Allah’ın emirlerine itaatkâr olacaklardır. O zaman Rab onları gök ailesini meydana getirecek olanların arasına katabilir. Mesih’in doğruluğunun görkemli giysisini giy- miş olarak, Kral’ın şöleninde bir yerleri olur. Kanla yıkanmış kalabalığa katılmaya hak kazanırlar.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons, S. 314, 315.



Tartışma Soruları:


¤ Yukarıdaki Ellen G. White’ın alıntısını okuyun. Burada hem yasa, hem de lütuf ne şekilde açıklanmaktadır? Her zaman, ikisini de birlikte anlama- mızdaki önemli husus nedir? Bu kavramlar birbirinden kopuk olarak öğre- tilirse ne olur?


¤ Bu haftaki çalışmamızın giriş bölümünde, rahmetli Steve Jobs’dan bah- setmiş ve onun, ölümün ürkütücülüğünün, kendi ölümümüzün, buradaki her şeyi gerçekleştirmemiz açısından bizleri teşvik etmesi gerektiği yönün- deki sözlerini aktarmıştık. Bu fikirde gerçeklik payı olsa da, aslında bu yeterli değildir. Bu hiçbir zaman ölüm sorununu ve ölümden sonra gelen yaşamın anlamını çözmez. Aslında Jobs öldüğünde, The New Yorker dergi- sinin kapağında, Aziz Petrus’un, elinde iPad bulunan Steve Jobs’u inci ka- pıdan geçerken sorgulaması tasvir edilmişti. Bu mizahî olsa da, orada muh- temelen Steve Jobs’un göklerin görkeminde yarattığı iPad’ler ya da buna benzer şeylerin olmayacağı gerçeğinden nasıl bir ders alabiliriz?



¤ Şu anki dünyada olan ne gibi şeyler sonsuza dek sürecektir? Bu dünya- nın nihaî yıkımında ne ortadan kaldırılacaktır? Bunlar arasındaki farkı bilmemiz neden çok önemlidir?




Güneşin Batışı: 19:44 (İstanbul)