PDF İndir - Sebt Günü Çalışma Kitapçığı – 2.çeyrek 2014 – Mesih ve Yasası

 

SEBT GÜNÜ

ÇALIŞMA KİTAPÇIĞI

STANDART VERSİYONU

MESİH ve  YASASI

Yazar:

Keith Burton

NİSAN MAYIS HAZİRAN

2014


Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur)    Yeni Antlaşma (İncil)

Yar

= Yaratılış

Mat

= Matta

Çık

= Çıkış

Mar

= Markos

Lev

= Levililer

Luk

= Luka

Say

= Çölde Sayım

Yu

= Yuhanna

Yas

= Yasa

Elç

= Elçilerin İşleri

Yşu

= Yeşu

Rom

= Romalılara Mektup

Hak

= Hakimler

1Ko

= Korintlilere 1. Mektup

Rut

= Rut

2Ko

= Korintlilere 2. Mektup

1Sa

= 1. Samuel

Gal

= Galatyalılara Mektup

2Sa

= 2. Samuel

Ef

= Efeslilere Mektup

1Kr

= 1. Krallar

Flp

= Filipililere Mektup

2Kr

= 2. Krallar

Kol

= Koloselilere Mektup

1Ta

= 1. Tarihler

1Se

= Selaniklilere 1. Mektup

2Ta

= 2. Tarihler

2Se

= Selaniklilere 2. Mektup

Ezr

= Ezra

1Ti

= Timoteyus’a 1. Mektup

Neh

= Nehemya

2Ti

= Timoteyus’a 2. Mektup

Est

= Ester

Tit

= Titus’a Mektup

Eyü

= Eyüp

Flm

= Filimun’a Mektup

Mez

= Mezmurlar (Zebur)

İbr

= İbranilere Mektup

Özd

= Süleyman’ın Özdeyişleri

Yak

= Yakup’un Mektubu

Vai

= Vaiz

1Pe

= Petrus’un 1. Mektubu

Ezg

= Ezgiler Ezgisi

2Pe

= Petrus’un 2. Mektubu

Yşa

= Yeşaya

1Yu

= Yuhanna’nın 1. Mektubu

Yer

= Yeremya

2Yu

= Yuhanna’nın 2. Mektubu

Ağı

= Ağıtlar

3Yu

= Yuhanna’nın 3. Mektubu

Hez

= Hezekiel

Yah

= Yahuda’nın Mektubu

Dan

= Daniel

Vah

= Vahiy (Esinleme)

Hoş

= Hoşea

Yoe

= Yoel

Amo = Amos Ova = Ovadya Yun = Yunus Mik = Mika Nah = Nahum

Hab = Habakkuk Sef = Sefanya Hag = Hagay Zek = Zekarya Mal = Malaki


İçindekiler

1     Mesih’in Zamanındaki Yasalar (Mart 29–Nisan 4)........................ 6

2     Mesih ve Musa’nın Yasası (Nisan 5–11)...................................... 13

3     Mesih ve Dini Gelenek (Nisan 12–18)......................................... 20

4     Mesih ve Dağdaki Vaaz’da Verilen Yasa (Nisan 19–25)................ 27

5     Mesih ve Sebt Günü (Nisan 26–Mayıs 2)..................................... 34

6     Mesih’in Ölümü ve Yasa (Mayıs 3–9).......................................... 41

7     Yasanın Sonu olan Mesih (Mayıs 10–16)..................................... 48

8     Allah’ın Yasası ve Mesih’in Yasası (Mayıs 17–23)........................ 63

9     Yasa ve Müjde Olan Mesih (Mayıs 24–30)................................... 70

10     Yasa ve Antlaşmalardaki Mesih (Mayıs 31–Haziran 6)................. 77

11     Elçiler ve Yasa (Haziran 7–13)......................................... 84

12     Mesih’in İnanlı Topluluğu ve Yasa (Haziran 14–20).......... 91

13     Mesih’in Krallığı ve Yasa (Haziran 21–27)........................ 98

Editör Ofisi 12501 Old Columbia Pike, Silver Spring, MD 20904

Web sayfamızı ziyaret edin: http://www.adventistler.com

Yazar                                                                  Pacific Press Koord.

Keith Burton                                          Wendy Marcum

Editör                                                                  Kapak & Sayfa Tasarım

Clifford R. Goldstein                                  AngelOS

Editör Sekreteri                                     Çeviri

Soraya Homayouni                                   AngelOS

Bu kitapçık Yedinci-Gün Adventistleri Genel Konferansı Yetişkinler için Sebt Okulu Çalışma Kitap- çığı ofisi tarafından hazırlanmıştır. Bu kitapçığın hazırlanması Sebt Okulu Geliştirme Komitesinin yönetimi altında olmuştur. Yayınlanan bu kitapçık bu komitenin görüşlerini yansıtmakta olup sade- ce veya mutlaka yazarın (veya yazarların) görüşleriyle sınırlı değildir.


İstek Adresi Web: www.adventistler.com


Email:   irtibat@adventistler.com


ökteki büyük mücadelenin en başından beri, Şeytan’ın amacı Allah’ın yasasını ortadan kaldırmak olmuştur.”—Ellen G. White, The Great Controversy, S. 582.

Neden? Çünkü Allah’ın yönetiminin temeli olarak yasa, evrenin ahlâki bütünlü- ğünü ifade eder; ve bu yasayı ortadan kaldırmak, yaratılışın ahlâki düzenini de orta- dan kaldırmak olur.

Şunu bir düşün. Eğer ne Allah var olsaydı, ne de yaşam, evren amoral olurdu. Kö- tü bir ahlâktan dolayı amoral değil, ahlâk denen bir şey mevcut olmadığından— içinde yaşam olmayan kayaların tanrısız bir evrende oradan oraya sürüklenmesi gibi—zira içindeki hiçbir şey ahlâki vasıflar gösteremez.

Oysa ki, Allah vardır, insanlar da vardır ve bizler sevgiyi verme ve alma kapasite- siyle, ahlâki varlıklar olarak yaratıldık. Ancak bu sevgi var olduğundan dolayı özgür- lük, ahlâki özgürlük de varolmalıdır, zira sevgi amoral bir evrende ortaya çıkamayan (tıpkı sadece kayalardan ve soğuk uzaydan oluşan) ahlâki bir kavramdır.

Ahlâk, doğru ve yanlışı, iyi ile kötüyü seçme yeteneği, iyi veya kötünün, doğru veya yanlışın potansiyeline izin vermek için tek yol olsa da, evrenin doğru veya yanlışı tanımlayan bir yasaya sahipolduğu düşünülemez.

Ve tabii ki böyle bir yasaya sahiptir.

“Öyleyse ne diyelim? Kutsal Yasa günah mı oldu? Kesinlikle hayır! Ama Yasa ol- masaydı, günahın ne olduğunu bilemezdim. Yasa, ‘Göz dikmeyeceksin’ demeseydi, başkasının malına gözdikmenin ne olduğunu bilemezdim” (Rom 7:7).



Kızıl saçlara sahip olmak günah mı? Neden değil? Çünkü Allah’ın yasası kızıl saç- ları yasaklamıyor. Eğer yasa, açgözlülüğü yasakladığı gibi, onu da yasaklasaydı, o zaman kızıl saçlara sahip olmak günah olurdu. Fakat günah olmadığından, hiçbir ilahi yasa onu böyle tanımlamıyor.

Yasasız bir ahlâk, beyinsiz bir düşünce kadar olanaksızdır. Evrenimiz ahlâkidir, çünkü Allah, yasasına yanıt verebilecek özgür varlıklar yaratmıştır. Eğer açgözlülüğe karşı yasa olmasaydı,açgözlülük de bir günah sayılmazdı; kızıl saçlara karşı bir yasa olmadığından, kızıl saçlı olmak da bir günah sayılmaz—evreni ne kadar kızıl saçlı açgözlüler kaplarsa kaplasın.

Allah, insanları seven varlıklar olarak yarattı. Ancak sevgi, özgürlük, ahlâki özgürlük olamadan mevcut ola- maz. Ve ahlâki özgürlük de yasa, ahlâki yasa olmadan mevcut olamaz. Sevgi özgürlüğe bağlıdır, özgürlük de yasaya. Bu nedenle de Allah’ın yönetiminin özü, bu yönetimin temeli—sevgi yönetimi—O’nun yasası olma- lıdır. İşte bunedenle Ellen G. White Şeytan’ın arzusu- nun, “Allah’ın yasasını ortadan kaldırmak” olduğunu yazmıştı. Yasaya saldırı, sadece Mesih’in karakterine bir saldırı olmakla kalmayıp, aynı zamanda yaratılışın ahlâki düzenin kendisine de bir saldırı niteliğindedir.

Böylece bu çeyrek yılın konusu: Mesih ve Yasası’dır. Yasayı inceleyecek, özellikle de neden bu kadar çok Hıristiyan’ın—yasa ve lütuf arasındaki ilişkiyi yanlış anladığı soru- sunu—On Emir’insürekli geçerliliğini inkâr etme tuzağına düştüğünü ve böylelikle farkında olmadan Allah’ın yasasını ortadan kaldırmaya yardımcı olduğunu göreceğiz.

Kutsal Kitap bu konuda çok açıktır: “Tanrı’yı sevmek O’nun buyruklarını yerine ge- tirmek demektir. O’nun buyrukları da ağır değildir” (1.Yuhanna 5:3). Seven Tanrımız ile O’nun buyruklarını tutmak arasındaki bağlantı, zannettiğimizden de sağlamdır. Sevginin var olduğu bir evrende yaşadığımız için Allah’ı sevebiliriz ve o vardır, çünkü evren ahlâk- tır. Bu ahlâk, şimdi keşfedeceğimiz gibi, Allah’ın ahlâkyasasına dayanmaktadır.

Keith Augustus Burton, aynı zamanda Adventist–Müslüman İlişkileri Merke- zi’nin koordinatörlüğünü yaptığı Oakwood Üniversitesi’nde din profesörüdür. Northwestern Üniversitesindekidoktora tezi, Pavlus’un Romalılar’a mektubunda yasanın rolü üzerine odaklanmıştır.



*Mart 29–Nisan 4

Mesih’in Zamanındaki

Yasalar


Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Luka 2:1–5, İbr 10:28, Yas 17:2–6, Lev 1:1–9,

Luka 14:1–6, Yakup 2:8–12.


Ç

Hatırlama Metni: “Kutsal Yasa’dan yoksun uluslar Yasa’nın gerekle- rini kendiliklerinden yaptıkça, Yasa’dan habersiz olsalar bile kendi yasala- rını koymuş olurlar” (Romalılar 2:14).

oğu toplumda aynı anda çeşitli yasalar yürürlüktedir. Herkese uyarlanabilen genel yasalar olabilir ve aynı anda bir topluluk içerisinde yürürlükte olup bir diğerinde olmayan yerel yasalar da mevcut olabilir.

Yeni Ahit zamanlarında bir kişi yaygın olan “yasa” sözcüğünü kullandığında (Grekçe nomos Latince lex ve İbranice Tora), birkaç yasa içerisinden herhangi birini kastediyor olabilirdi. Çoğunluklatartışılan asıl yasanın tek göstergesi, konuşmanın bağlamıydı. Bu nedenle bu çeyrek yılki çalışmamızı yaparken, hangi yasanın tartışıl- dığını anlamak açısından, hep o anki bağlamı göz önüne almakzorundayız.

Bu haftaki çalışmamız Mesih’in zamanındaki ve ilk inanlı topluluğu zamanındaki toplumda yürürlükte olan çeşitli yasaları araştıracağız. Bu çeşitli yasaları, sadece bu çeyrek yılın en önemli odaknoktası olan Allah’ın ahlâki yasasına, yani On Emir te- meline yardımcı olması bağlamında araştıracağız.

*5 Nisan Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




Pazar

Roma Yasası


Mart 30


Luka 2:1–5’i okuyun. Rab’bin bu iki sadık takipçisinin, siyasi çevre ile iletişim kurdukları bu durumdan ne öğrenebiliriz?



Romalılar, cumhuriyetin ilk anlarından itibaren toplumu yönetmek için yazılı ya- saların ne kadar önemli olduğunu fark etmişlerdi. Aslında Romalılar tarafından tesis edilmiş olan anayasal sistemi,günümüzün birçok demokratik toplumlarının temel almış olduğu görülebilir.

Roma, kendi geleneklerini sürdürmeleri için derebeyliklerin devam etmesine bü- yük ölçüde izin verdi, fakat hepsinin imparatora ve senatonun yasalarına itaat etmesi şartıyla. Açıkçası bu Yusuf veMeryem’i de kapsıyordu.

Roma yasası, toplum içindeki düzenle ilgiliydi. Bundan başka sadece hükümet meselelerine değil, aynı zamanda ailevi alandaki yasal davranışlara da karışıyordu. Kamu dairelerine insan seçmekiçin bazı prosedürleri taahhüt etmeye ek olarak, Roma yasası ayrıca zina ve efendi/köle ilişkisi gibi hususlarla da meşgul oluyordu. Sosyal kurallardan birçoğu Eski Ahit’te ve diğer toplumlardakinebenzerdir.

Yeni Ahit kitaplarının bir araya getirildiği bir kültürü anlama konusundaki tüm te- şebbüsler, içinde İsa’nın ve ilk inanlı topluluğunun yaşadığı bir dünya için Roma İm- paratorluğu’nun şekillendirdiği siyasi zemin gerçeğini dikkate almayı gerektirir. İsa’nın ölümünden Pavlus’un hapse atılmasına kadar Yeni Ahit’te geçen birçok şey, onların zamanındaki ortamı anladığımızda daha net bir algı oluşturur.Tabii ki, kurtuluş için gerekli olan şeyi anlamamız konusunda kimsenin Roma tarihi araştırmacısı olmasına gerek yoktur. Ancak bunu elde ettiğimizde, tarihi bilgi aslında çok faydalı olabilir.




Musa’nın Yasası: Yurttaşlık


Mart 31


İsa’nın zamanında Yahudiler Roma yönetimi altında olsalar da, onlara kendi adetleri ve dinleri açısından eşsiz olan meselelerde yetki sahibi olmaları sağlanmıştı (bkz. Elç 18:15). Yahudi yasasınıidare etmekten sorumlu olan yasal birliğe Sanhed- rin deniliyordu. Bazen Yüksek Kurul olarak anılsa da (Yu 11:47, Elç 5:27), Sanhed- rin, kâhinlerden, ihtiyarlardan ve rabbiler arasından seçilen 71adamdan oluşuyordu ve başkahin başkanlığında yönetiliyordu. Yahudi adetleri, gelenekleri ve yasaları ile meşgul olan bir tür Yüksek Mahkeme olarak hizmet ediyordu.

Yahudi toplumsal yasası, Musa’nın beş kitabında açıklanan sivil kurallarda yer al- maktadır. Musa, Kutsal Kitap’ın ilk beş kitabının yazarı olduğundan, bu yasalara Mu- sa’nın yasası denmiştir. AllahMusa’ya ilk kez yasaları verdiğinde, Kendisinin baş oldu- ğu ve insanların da Allah’ın yasal emirlerini uyguladığı bir durumu öngörmüştü. İsa’nın zamanında ise Yahudiler Roma yasasına tabiydi. Bunarağmen Roma yönetimi onların kendi adetleriyle ilgili meseleleri çözmek için Musa’nın yasasını kullanmasına izin vermişti. İşte burada Sanhedrin’in işi özellikle ön plana çıkmaktadır.

Yeni Ahit, toplumsal meselelerde Musa’nın yasasının uygulandığına veya ima edildiğine dair birkaç örnek sağlar: Yahudi erkeklerin halâ yarım şekel tapınak vergisi ödemeleri ge- rektiği (Mat 17:24–27, Çık 30:13); boşanmaların halâ Musa tarafından verilen kurallar çerçevesinde uygulanması (Mat 19:7, Yas 24:1–4); insanların halâ dul bir kadının kocası- nın kardeşi ile evlenmesi, Levililerin evlilik kurallarına bağlı kalması (Mat 22:24, Yas 25:5); erkek çocukların halâ sekizinci günde sünnet edilmesi (Yu 7:23, Lev 12:3); ve zina yapan- ların taşlanarak cezalandırılması gibi (Yu 8:5; Yas 22:23, 24).

Matta 26:59–61, İbraniler 10:28, ve Yasa 17:2–6’yı okuyun. Burada ne gibi önemli ilkeler görülmektedir? Bu bize dini bakımdan adalet ve dürüst- lük kavramları hakkında ne söyler?





Musa’nın Yasası: Törensel


Nisan 1


Levililer 1:1–9, 2:14–16, 5:11–13’ü okuyun. Bu yasalarda neyden bahsedi- liyor? Gayeleri neydi? Hangi önemli gerçekleri öğretmeleri amaçlanmıştı?



Kadim İsrail’de sivil yasaların yanında, çoğunlukla “törensel yasa” diye anılan yasa- lar da mevcuttu. Bu yasa, tapınak ve onun hizmetlerine odaklıydı, tabii ki hepsi de İsrail halkına kurtuluş planınıöğretmek için tasarlanmış olup, onlara gelecek olan Mesih’i belirtmekteydi. Bugünkü ayetlerimizde iki kez bu hizmetler aracılığıyla “kefare- tin” yapılacağı açıklanmıştı. Bu yasalarda kendi tarzlarınca Mesih’in ve kendi halkının günahları için O’nun kefaret işine yönelik “mini peygamberlikler” bildirilmişti.

“Törensel yasa Mesih aracılığıyla verildi. Bu yasaya uyma zorunluluğu kalktıktan sonra bile elçi Pavlus yasanın görkemli olduğunu ve yasayı veren Tanrı’ya yaraştığını söylüyor… Sunakta kanıdökülen kurban bile gelecek olan Kurtarıcıya işaret ediyor- du.”—Ellen G. White, Geçmişten Sonsuzluğa, 1. Cilt, S. 203.

İsa tarafından kurulmuş olsa da, törensel sistemin fonksiyonu sadece bir örnek olsun, gelecekteki gerçeğin bir sembolü—İsa’nın gelişi, ölümü ve Başkahinlik hiz- meti—olsun diye tasarlanmıştı. O, dünya üzerindeki hizmetini tamamlayınca, bu eski sistemde yer alan tüm kurbanlara, ayinlere ve bayramlara artık gerek kalmaya- caktı (bkz. İbr 9:9–12). Günümüzde artık bu törensel yasayıtutmasak da, bunu öğrenerek, kurtuluş planının içyüzünü daha iyi kavrayabiliriz.



Nisan 2

Rabbinik (Hahamlara has) Yasa

Musa’nın yasalarına ilave olarak İsa’nın zamanındaki Yahudiler, rabbilerin yasasına da aşinaydı. Rabbiler, Ferisilerin skolastik (alim) koluydu ve Musa’nın yasasının insan- lara uygunluğunu teminetmekle sorumluydular. Rabbiler Musa’nın beş kitabında 613 adet yasa ortaya çıkarmışlardı (39 adedi Sebt Günü ile ilgiliydi) ve yürürlükteki yasalara temel olması bakımından bu yasaları kullanmışlardı. Bu yazılı yasaları, yönetici rabbi- lerin yorumlarından oluşan sözel yasalarla da desteklemişlerdi.

Halaka olarak bilinen sözel yasa, “yürümek” anlamına geliyordu. Rabbiler, eğer insanların çok sayıda halakot’u (halaka’nın çoğulu) benimserlerse, 613 önemli yasanın yolunda yürüyeceklerinidüşünüyordu. Sözel yasa olarak ortaya çıkmış olsa da, rabbinik halakot, bir kitap şeklinde bir araya getirilmiş ve kaydedilmişti. İsa’nın günlerinden kalan yorumlardan bazıları, Midraş diye bilinen yorumlarla hayatta kalırken, bazıları da Mişna olarak bilinen resmi bir koleksiyonda kayıt altına alın- mıştı. Birçok dindar Yahudi, çağlar boyunca ve hatta bugün bile bu yasalara sıkı sıkıya bağlı kalmaya çalışmıştır.

Luka 14:1–6 ve Yuhanna 9’u okuyun. İsa, mucizevî iyileştirmesiyle Sebt Günü’nü ihlal etmekle suçlanmış olsa da, Sebt Günü’nde şifa vermenin günah olduğunu Eski Ahit’in neresinde bulabilirsin? Yanıtın, İsa’nın karşı- laştığı meselelerden bazılarını anlamak konusunda bizlere nasıl yardımcı olabilir? Daha da önemlisi, bu yolda sadakatle “yürüme” çabamızda, benzer hatalara düşmediğimizden emin olmak açısından bu olaylardan ne gibi dersler alabiliriz?



Günümüzde kendi açımızdan bu sözel yasalardan çoğuyla alay etmek çok kolay olsa da, özellikle de sanki İsa’ya karşıymış gibi kullanıldıklarında, sorun bu yasaların kendisinde değil, daha çokbunları kullanan liderlerin davranışlarındadır. Sık sık çok kuralcı bir şekilde tutulsa da, halakot çok ruhsal bir anlamda kastedilmiş, çoğu dün- yevi eyleme ruhsal bir unsur aşılamış, onlara dini bir önemkazandırmıştır.

En dünyevi görevlere bile dini bir önem vermeyi nasıl öğrenebiliriz?        



Ahlâki Yasa


Nisan 3


Roma yasası, Musa’nın yasası ve rabbinik yasa, birinci yüzyıl İsrail’inde yaşayan Yahudileri ne kadar çok etkilemiş olsa da, İsrail dinini takip eden birçok insan Filis- tin dışında ve Romaİmparatorluğu’nun sınırları ötesinde yaşamışlardır. Bu yüzden bu yasalardan birçoğu onların yaşamında çok büyük bir rol oynamamıştır.

Ancak aynı zamanda İsrail Tanrı’sının takipçisi olduğunu iddia eden bir kişi, On Emir’e sadık kalmış olmalıdır. “On Emir, İsrail’e onu koruması için ahlâki bir çatı sağlamaktadır. Kutsal Kitap’ın builişkiyi ifade etmek için kullandığı mecaz, antlaş- madır. Mecaz, uluslararası yasa tabakasından geldiği halde, emirleri sadece İsrail’in Allah’a karşı yükümlülüklerinin bir özeti olarak görmek yanlıştır… İsrail’in emirlere olan itaati, ilahi isteme teslim olmak kadar, bu sevgiye bir yanıt vermektir.”—Leslie

  1. Hoppe, “Ten Commandments,” Eerdmans Dictionary of the Bible (Grand Rapids, Mich.: Eerdmans, 2000), S. 1,285.

On Emir, ilk yüzyılda Yahudiler tarafından bilinen her yasa sistemine baskın çıkmıştır. Musa’nın 613 yasasını titizlikle ezberleyen Ferisiler bile, On Emir’in öne- mini takdir etmişlerdi. Tamid diyeadlandırılan Mişna’nın bir bölümü (5:1), On Emir’in her gün ezbere okunması yolunda rabbinik emri içermektedir. Diğer tüm yasaların, On Emir’in içinde yer aldığına inanılmaktaydı. Aslında İsa’nınyaşıtı olan Yahudi felsefecisi Philo, On Emir’in tutulmasının diğer bütün dini yasalar içinde merkezi bir konumu olduğunu anlatan bir kitap yazmıştı.

Matta 19:16–19, Romalılar 13:8–10, ve Yakup 2:8–12’yi okuyun. Bu ayet- ler, Mesih’in takipçilerinin yaşamında oynadığı rol hakkında ne söylemek- tedirler?



Tıpkı Yahudi kardeşleri gibi, Yeni Ahit’in ilham almış olan yazarları da Allah’ın halkı için On Emir’in gayesini anlamışlardı. Bu çeyrek yıldaki çalışmalarımızdan bazıları, Mesih’in kendi çağındakidiğer yasa sistemleri ile nasıl etkileşimde bulun- duğunu tartışsa da, öncelikli olarak O’nun On Emir ile olan ilişkisi vurgulanmakta- dır, ki bu çoğunlukla “ahlâki yasa” olarak bilinir.


Nisan 4

Ek Çalışma: Ayrıca Ellen G. White, “Oath Taking,” S. 201–204, Testimonies for the Church, Cilt 1 kitabını okuyun.

“Eğer Adem Allah’ın yasasını ihlal etmemiş olsaydı, törensel yasa hiçbir zaman or- taya çıkmazdı. İyi haberin müjdesi, kadının soyundan gelen birinin yılanın başını eze- ceği yolundaki deklarasyonla önce Adem’e verilmiş; ve nesiller boyunca Nuh, İbrahim ve Musa’ya miras bırakılmıştı. Allah’ın yasasının bilgisi ve kurtuluş planı, Adem ve Havva’ya bizzat Mesih tarafından açıklanmıştı. Onlar buönemli dersi dikkatle değer- lendirmişler ve ağızdan ağıza geçecek şekilde çocuklarına ve çocuklarının çocuklarına aktarmışlardı. Böylece Allah’ın yasasının bilgisi korunmuştu.”—Ellen G. White, Selec-ted Messages, Kitap 1, S. 230.

Tartışma Soruları:

¤

Musa’nın İsrail’i yönetmesi için verilen yasaları kaleme almasından çok önceleri, Mısırlılar ve Babilliler de içerik olarak Allah’ın yasalarından bazıla- rına benzer bir sosyal yasa sistemine sahipti. Ateist toplumlar bile canı ve malı koruyan yasalara sahiptir. Ancak yasa çoğunlukla ahlâki kavramlar üze- rine kurulmuştur; yani yasa insanları belirli tipte kötülüklerden sakınmaya ve belirli tipte iyi şeyleri yapmaya teşvik etmelidir. Yoksa toplumlar iyi ve kötü eğilimleri başka nereden edinebilirler ki?

¤ Bir bütün olarak iyi ile kötü kavramı, Allah’ın varlığı sorusunu nasıl et- kiler? Diğer bir deyişle, eğer Allah olmasaydı iyi ve kötü kavramı nereden gelirdi? Eğer Allah var olmasaydı, gelebilecekleri tek yer neresi olabilirdi?

¤ Çoğunlukla “yasa” kavramını farklı şekillerde kullanırız. Yerçekimi ya- sasından, hareket yasasından bahsederiz. Uluslararası yasadan bahsederiz. Anayasadan bahsederiz. Vergi yasasından bahsederiz. Bu yasaların hepsinde ortak olan taraf nedir? Farklılıkları nelerdir? Bu yasalardan herhangi birini çiğnemenin olası sonuçları nedir? Bu yasalarla işbirliği yapmanın yararları nelerdir? Yasa ilkeleri, imanlıların yaşamıyla ilgili olması bakımından On Emir’in amacını anlamana nasıl yardım etmektedir?

¤ Grubunla Çarşamba günkü çalışmaya dönün ve inanlı topluluğu olarak, bazı liderlerin gerekmediği halde yasaya eklemeler yapmasıyla aynı hataya düşmememiz konusunda nasıl dikkatli olmamız gerektiğini tartışın. Ne kadar iyi niyetli olursak olalım, böyle bir hataya düşmek neden düşündü- ğümüzden bile daha kolaydır?

Güneşin Batışı: 18:36 (İstanbul)


*Nisan 5–11


Mesih ve Musa’nın Yasası

Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Luka 2:21–24; Çık 13:2, 12; Luka 2:41–52;

Mat 17:24–27; Yu 8:1–11; Yas 22:23, 24.


B

Hatırlama Metni: “Musa’ya iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz. Çünkü o benim hakkımda yazmıştır” (Yu 5:46).

irçok Hıristiyan, sadece yüzyıllar boyu Antisemitizmi körüklemekten başka bir işe yaramayan yanlış bir kanıyla, sözümona İsa’yı Yahudi dinine karşıymış gibi göste- ren birtakım öykülerlebüyüdüler. İsa, dinin suistimalinden bahsetmişti, bu doğ-

rudur, fakat bizzat dine karşı değil. Her şeyden evvel onun kurucusu bizzat kendisiydi.

Aslında O’nun yaşamını ve hizmetini anlatan Müjde’deki öyküler İsa’nın insan bedeninde doğduğu andan yaşamının son haftasına dek tamamen Yahudi kültürüne bağlı sadık bir Yahudi olduğunugösterir.

Birinci yüzyıldaki her sadık Yahudi gibi, İsa da Musa’nın yasasına tabiydi. Sadık bir Yahudi ailesinin evinde büyümüş olduğundan, ilahi bir takdirden kaynaklanan zengin dünyevi mirasını tamamenbenimsemişti. Allah’ın bizzat kendi istemini yan- sıtan ve uluslara bir fener gibi hizmet eden bir toplum yaratmak amacıyla, Musa’ya bu yasaları yazdırmak için ilham verdiğini biliyordu. O, yazılıolan bu yasaya son derece sadık kaldı. İsa, sünnetinden tapınağı ziyaretine, bayramlara ve vergiler konu- sundaki tutumuna kadar, zamanla ölümüyle ve göklerdeki hizmetiyle gerçekleşecek olan busisteme kararlı bir şekilde sadık kaldı.

Bu hafta, İsa’nın bizzat tutmuş olduğu bu yasaya daha fazla göz gezdireceğiz.

*12 Nisan Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Pazar

Nisan 6

Sünnet ve Adanma (Luka 2:21–24)

Allah, İbrahim ile antlaşma yaparak ona birçok ulusun babası olacağını söylemiş- ti (Yar 17:4). Allah bu antlaşmayı yaptığında, doksan dokuz yaşındaki İbrahim daha yeni İsmail’in babası olmuştu vehenüz vaat edilen oğlu İshak’ın doğumunu görme- mişti. Buna karşın ona kendisiyle birlikte tüm ev halkı içindeki erkeklerin sünnet olması buyruğu verilmiş ve o günden itibaren ev halkı içinde doğanher oğulun seki- zinci günde sünnet edilmesi talimatı verilmişti (Yar 17:9–12). Bu işaret o kadar önemliydi ki, sekizinci gün Sebt Günü’ne denk gelmiş olsa bile uygulanıyordu (Lev 12:3, Yu 7:22).

Bu gerçek bizlere İsa’nın yaşamındaki ilk günler konusunda daha iyi bir anlayış vermektedir. Müjde’ler, dindarlıklarından dolayı Yusuf ve Meryem’in en azından kıs- men de olsa İsa’nın dünyevi ebeveynleri olması için seçildiğini göstermektedir. Yusuf “doğru bir adam” (Mat 1:19), Meryem ise “Tanrı’nın lütfuna erişen” biri olarak tarif edilmektedir (Luka 1:30). İsa sekiz günlük iken, ailesi tıpkıgeçmişte sayısız İbrani erkeğinin tecrübe edindiği gibi aynı şekilde ad koyma ve sünnet merasimi uygulamıştı.

Tanrı’nın lekesiz Oğlu’nun şimdi bir insan şeklinde, yüzyıllar önce kendisinin te- sis etmiş olduğu bir âdeti yerine getirdiğini bir düşünün!

Çıkış 13:2, 12 ve Levililer 12:1–8 ışığında Luka 2:21–24’ü okuyun. Bu ayet- ler bizlere Yusuf ve Meryem hakkında daha başka neler söylüyor? Onların örneğinden kendi zamanımız veçevremizde kendimiz için ne öğrenebiliriz?



İsa’nın annesi olması için seçildiğinde, Meryem’in bakire olduğu konusunda Kut- sal Kitap çok açıktır (Luka 1:27); öyleyse İsa “onun rahmine düşen” ilk çocuktu. Çıkış 13’e göre, İsraillilerarasında her ilk doğan (ister hayvan isterse insan olsun) Rab’be adanmalıydı. Yasa, Levililer 12:2–5’de de şart koştuğu gibi, erkek çocuğun doğumundan sonra kadını törensel olarak toplam kırk gün (kız çocuk için seksen gün) kirli saymaktadır. Bu periyodun sonunda kadından kendisini kâhine gösterme- si ve bir kurban adaması şartı vardı. Dindar Yahudiler olarak Meryem ve Yusuf, Mu- sa’nınyasasını titizlikle uygulamış ve Tanrı’nın Oğlu’nun antlaşmanın işaretlerini taşıdığından emin olmuşlardı.



Yahudi Bayramları (Yu 5:1)


Nisan 7


“İsa bundan sonra Yahudiler’in bir bayramı nedeniyle Yeruşalim’e gitti”

(Yu 5:1).

Yahudi takvimindeki ilk büyük festival periyodu, Fısıh ile başlayıp yedi gün süren Mayasız Ekmek Bayramı’dır. Festival, ölüm meleğinin kapı sövelerine kan süren evleri pas geçerek İsraillilerinMısırdaki kölelikten kurtulmalarının anısına yapılır. Müjdeler İsa’nın Fısıh’ı kutladığı üç durumdan bahsetmektedir (Luka 2:41–43, Yu 2:13–23, Mat 26:17–20).

Fısıh’tan elli gün sonra, Grekçe ismiyle Pentikost olarak geçen Şavuot bayramı gelir. Kutsal Yazılar Pentikost için bir gerekçe sunmasa da, rabbiler onun Musa’ya yasanın verilmesi anısına yapıldığına inanır. Müjdeler’de İsa’nın Pentikost’u kutladı- ğına dair bir kayıt yoktur. Ancak göğe çıkışından önce, öğrencilerine Kutsal Ruh’un vaftizi için Yeruşalim’de beklemelerini tavsiye etmişti(Elç 1:4, 5). Bu olay tam ola- rak Pentikost Günü’nde meydana gelmişti (Elç 2:1–4).

Yahudi takvimindeki son festival sezonu, Çardak (Çadır) Bayramı ve Kefaret Gü- nü’nden (Yom Kippur) oluşuyordu. Kefaret Günü, günahın kamptan silindiği ve insanların Allah ile biroldukları güne işaret ediyordu. Çardaklar ise, İsrail’in çölde çardaklar altında yaşadıkları zamanı anımsatıyordu.

Musa’nın yasalarında geçen bayramlara ilave olarak, Yahudiler’in Allah’ın tarihi müdahalesini anımsatan iki festivali daha vardı. Birincisi, Ester’in Pers kralına yal- varmasıyla Yahudiler’in soykırımdan kurtulduklarını belirten Purim’di. İkincisi ise, Makabilerin İ.Ö 164’de Greklere karşı galibiyetlerinin kutlanıldığı, Adanma Bayramı olarak da bilinen Hanuka’dır (Yu 10:22).

Tabii ki Hıristiyanlarla ilgisi olan dini bayramlar uzun zaman önce terk edildi. Bunların hepsi de Mesih’te gerçekleşti. Ancak bunları ve içerdikleri mesajları öğren- mek suretiyle büyük birkazanım elde edebiliriz, zira bunların hepsi de Allah’ın kur- tarıcı lütfu ve verdiği güç hakkında dersler öğretirler.




Tapınaktaki İsa


Nisan 8


Yeni Ahit bizlere İsa’nın çocukluğu hakkında pek bir şey söylemiyor. Ancak Luka 2:41–52’de yer alan, Fısıh bayramı esnasında İsa’nın ailesiyle birlikte Yeruşalim’i ziyaret etmesinin anlatıldığıöykü bizlere bir kavrayış vermektedir. Bu öyküyü okuyun ve sonra aşağıdaki soruları yanıtlayın:

Bu öykü, Müjdeler’in Yahudi karakterini nasıl kararlı bir şekilde betim- lemekte ve bu olayların geçtiği yerlerde dinin ne kadar merkezi olduğunu göstermektedir?



Bu öykünün Fısıh süresince gerçekleşmiş olması neden önemlidir?



İsa’nın ailesi O’nu kaç gündür bulamamıştı? Bu sana neyi hatırlatıyor?



İsa itaatkâr bir çocuk olmasına rağmen, ailesine verdiği yanıtı sanki bir azarlama gibiydi. O’nun yanıtı, hangi önemli hususu içermektedir? Bu, ya- şamımızda vermemiz gereken en büyük öncelik hakkında ne söylüyor?





Vergiler (Mat 17:24–27)


Nisan 9


Geçen haftaki çalışmamızda gördüğümüz gibi Musa’nın yasası, hem yurttaşlık hem de törensel öğelere sahipti. Törensel yönü, tapınağın Yahudi dini yaşamının merkezinde olması demektir. Aslında birinciyüzyılda tapınak, belki de Yahudiler’e ulusal kimlik hissini veren geride kalan tek yapıydı.

Yeruşalim’deki tapınak, İsa’nın hizmeti boyunca onarımdan geçirilmişti. Büyük Hi- rodes bu muazzam projeyi yaklaşık İ.Ö 20’de başlatmış ve İ.S 66 yılına kadar tam olarak bitirilememişti. Yahudiler’in imanları konusunda ne kadar ciddi olduğunu fark eden Romalılar, tapınağın onarımında gerekli masrafın karşılanması için Yahudiler’in kendi vergilerini toplamasına izin vermişti. Yirmi yaşın üzerindeki herYahudi erkeği, maddi durumuna bakılmaksızın yarım şekel vergi ödemek zorundaydı (Çık 30:13, 38:26).

Matta 17:24–27’yi okuyun. İsa şu ifadeyle ne kastetmişti: “Onları gücendir- meden”? Aynı şekilde kendi yaşamımızda da tatbik etmemiz için burada hangi ilkeyi görüyoruz?


Görünen o ki, tapınak vergisi toplayıcıları kentin her yerini gezerek, her erkeğin meş- ru yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinden emin olmak istiyorlardı. Petrus’un vergi toplayıcılarına ilk yanıtı,İsa’nın vergilerini düzenli olarak ödediğini ima etmektedir (Mat 17:24, 25). Ancak İsa, Tanrı’nın Oğlu olarak Babası’nın evinin bakımı için vergi ödemenin uygunluğunu sanki sorguluyormuş gibigözükmektedir.

“Eğer İsa vergiyi hiçbir itirazda bulunmadan hemen ödemiş olsaydı, onların iddiala- rını haklı çıkarmış ve böylece kendisinin ilahiliğini inkâr etmiş olurdu; fakat vergi öde- meye karşı çıkarken, bu talebintemelinde yatan iddiayı reddetti. Verginin ödenmesini bu şekilde sağlayarak ilahi bir karaktere sahip olduğunu kanıtladı. O’nun Tanrı ile bir oldu- ğu kanıtlanmış oldu. O, normal bir vatandaş gibi vergiödememeliydi”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 424, 425.

Buna karşın İsa yetkililere boyun eğmeyi seçti ve Petrus’a yakaladığı ilk balığın ağzın- dan çıkan parayla vergiyi ödemesini buyurdu. Balığın ağzındaki şekel, hem İsa’nın hem de Petrus’un vergisiniödemeye yeterliydi.



Nisan 10

Yasanın Uygulanması (Mat 5:17–20)

Gördüğümüz gibi İsa, yaşamı tehlikede iken bile Yahudi bir erkek olarak sorum- luluklarını yerine getiren sadık bir vatandaştı (örneğin bkz. Yu 7:1, 25, 26; 10:31). Aslında İsa, “Kutsal Yasa’yı veya peygamberlerin sözlerini” ortadan kaldırma gayesi olmadığı açıkça ifade etmişti (Mat 5:17–20).

O halde, Yasa 22:23, 24 ve 24:1–4 ışığında, Yu 8:1–11 ve Matta 19:1–9’u nasıl anlamalıyız? Burada ne oluyor?



Ferisilerden bazıları, İsa’yı hep yasayı ihlal eden biri olarak sergilemişlerdi (örne- ğin bkz. Yu 8:6). Zina yaparken yakalanan kadını ona getirdiklerinde şu soruyu sormuşlardı: Musa onun taşlanması gerektiğini söylemişti, Sen ne dersin? İlginç olan şey, İsa’nın onların bu sorgusunu doğrudan yanıtlamadığıdır. Aslında, Musa’nın yasasını verdiği şu yanıtla onaylamıştı, “İçinizde kimgünahsızsa, ilk taşı o atsın!” (Yu 8:7). Kadının taşlanması gerekmediğini söylemiyor; bu adamların yasayı nasıl ihlal ettiklerini görmeleri için basitçe onları tahrik ediyor. Kadının serbest bırakılmasıbile Musa’nın yasası ile uyum içindedir, zira ortada parmak göstererek suçlanacak bir durum söz konusu değildir, adaleti uygulamak için en az iki şahit gerekir (Yas 17:6). Boşanma ve tekrardan evlilikolayında, İsa aslında boşanmak için herhangi bir nedenin olmadığını ifade ederken, sanki Musa’nın yasasına aykırı hareket ediyormuş gibi görünüyor (Mat 19:4–6). Ferisiler, Yasa 24:1–4’deMusa’nın buyruğunu hatır- lattıklarında, İsa her şeye doğru açıdan bakılmasını sağlıyor. Musa hiçbir yerde bo- şanma olması gerektiği konusunda bir buyruk vermiyor. Ancak insanların inatçılı-ğından dolayı Musa boşanmaya tolerans gösteriyor (Mat 19:8). Bu nedenle İsa,

Musa’nın yasasını eleştirdiğinde bile onu bir yana bırakmadığını görüyoruz. İsa her bakımdan sadık bir Yahudiydi ve Musa’nın yasalarına bağlıydı.



Nisan 11

Ek Çalışma: Bu haftanın konusu hakkında daha fazla bilgi edinmek için Ellen G. White, “Çardak Bayramında,” S. 435–442; “Tuzakların Arasında,” S. 443– 452, Sevgi Öğretmeni kitabını okuyun.

“Yahudiler yılda üç kez dini bayramları kutlamak üzere Kudüs’te bir araya geli- yordu. Bulut direğinde gizlenen İsrail’in görünmez önderi bu büyük buluşmalarla ilgili buyrukları vermişti.Yahudiler tutsak oldukları yıllar boyunca bu bayramları kutlayamadılar; fakat halk kendi ülkesine kavuştuğunda bu kutlamalara tekrar baş- landı. Tanrı bu kutlamalar sayesinde halkının kendisini hatırlamasını sağlamayı amaçlıyordu.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 435.

“Yusuf ve Meryem’in, O’nu kendi çocukları olarak görmeleri gayet doğaldı. Çünkü O, her gün onlarla birlikteydi. O’nun hayatı her bakımdan diğer çocuklarınki gibiydi. İsa’nın, Tanrı’nın Oğluolduğunun farkına varmaları, onlar için zordu. Kurtarıcı’nın varlığında kendilerine verilen kutsamanın farkına varamamanın tehlikesi içindeydi- ler. Ondan ayrı kaldıkları zaman duydukları üzüntü ve O’nun sözlerindeki nazik sitem, sorumluluklarının kutsallığıyla onları etkilemek içindi.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 70.

Tartışma Soruları:

Güneşin Batışı: 18:43 (İstanbul)


*Nisan 12–18

Mesih ve Dini Gelenek


Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Mat 23:1–7, Mat 15:1–6, Yşa 29:13, Mat 5:17–

20, Rom 10:3.


M

Hatırlama Metni: “Bu halk dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak. Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan buy- ruklarıdır” (Matta 15:8, 9).

etodist Kilisesi’nin kurucusu olan John Wesley, birinin teolojisinin dört faktör tarafından etkilendiğini öne sürmüştü: iman, mantık, Kutsal Yazı ve gelenek. Ancak tüm yanların eşit ölçüde baskın olduğunu kastetmemişti.

Kutsal Kitap’ın temel olduğunu onaylamıştı ama aynı zamanda bir kişinin Kutsal Kitap’ı yorumlama tarzında, onun kişisel imanından, mantık yürütmesinden ve dini geleneklerinden de etkilendiğinionaylamıştı. Eğer Wesley bugün hayata döndürül- seydi, Wesley geleneğine (aynı zamanda diğer geleneklere) bağlı birçok modern ilahi- yatçının artık mantığın, geleneğin veya kişisel kanaatin,Kutsal Yazı’nın çok açık öğre- tilerine baskın olduğunu keşfetmekten dolayı şok geçirirdi.

Bu haftaki çalışmamızda, öğretilerinden birçoğunu dini geleneklerin üzerine inşa eden din bilginleri ve Ferisiler’i araştıracağız. Aslında bu gelenekleri kaleme alan rabbiler, Kutsal Yazılar’a büyük ölçüde saygı duymuşlar ve bu geleneklerin Allah’ın Söz’ünün seviyesine çıkmasını hiç niyetlenmemişlerdi. Ancak onların ateşli öğrenci- lerinden bazıları, mesajı metot ile karıştırmışlar ve böyle yaparak Allah’ın yazılı vah- yinden insani geleneğe doğru kaymışlardı.

*19 Nisan Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




Pazar

Musa’nın Mevkisi


Nisan 13


“Din bilginleri ve Ferisiler” bir araya gelmiş iki ayrı grup gibi görülseler de, din bilginleri daha çok Ferisiler’in alt kümesidir (bkz. Elç 23:9). Ferisiler, Helen İmpara- torluğu zamanında görünür bir grup haline gelmiştir. Makabi isyanında Greklere karşı savaşarak yardım eden, Hasidim diye bilinen sofu Yahudi tarikatından artaka- lan bir grup olduklarına inanılmaktadır.

Ferisiler adı, “ayırmak” anlamına gelen İbranice paras sözcüğünden türemiştir. Birçok Yahudi’nin putperest kültürlerden büyük ölçüde etkilendiği bir çağda, Ferisi- ler her Yahudi erkeğineyasanın öğretilmesini bir görev olarak gördüler. Bu görevi gerçekleştirmek için, “büyüğüm” veya “öğretmenim” anlamına gelen rabbilik mev- kisini tesis ettiler.

“Din bilginleri ve Ferisiler Musa’nın kürsüsünde otururlar” ifadesiyle, İsa onların pozisyonunu halkın öğretmenleri olarak onaylamıştı (Mat 23:2, 3). Her şeyden evvel onlar insanlara yasaya göretalimatlar verilmesi konusunda sorumluluk almışlardı.

Matta 23:1–7’yi okuyun. Bu ayetlere göre, din bilginleri ve Ferisilerle il- gili olarak İsa’nın en büyük sorunlarından birisi neydi?



Müjdeler’de din bilginleri ve Ferisilere ilişkin imaların çoğu olumsuz yöndedir ve İsa’nın ölümünde ve takipçilerinin zulme uğramasında, çoğunun (fakat hepsi değil) suç ortaklığı yaptığını göz önüne aldığımızda, bu olumsuzluğu hak etmişlerdir. Bu grubun üyeleri, köşelere ve ağaç arkalarına gizlenen, insanlar hata yaptıklarında ise yasayı onlara karşı kullanabilmek için onların açıklarını bekleyenkişiler olarak görül- müşlerdir. Kutsal Yazılar’da Ferisiler’e ilişkin bu imaj o kadar sık görülür ki, bu sözcük sık sık kuralcı ifadesinin eş anlamlısı olarak kullanılmıştır. Bu ayete yakından bakar- sak, İsa’nınFerisilerle ilgili en büyük sorununun, onların Musa’nın yasasının tutulma- sını istemeleri değil, bilakis onların bu yasaları bizzat tutmuyor oluşudur. Onlar ikiyüz- lüydüler—söyledikleri şeyi yapmıyorlardı—ve doğru olanı yapsalar da, yanlış gerekçe- lerden ötürü yapıyorlardı.




İnsani Buyruklar


Nisan 14


Din bilginleri ve Ferisiler “Musa’nın kürsüsünde otursalar da” onların dini tali- matlar için yetki kaynağı, Eski Ahit’in ötesine uzanmaktaydı. Ferisilerin yararlandığı yasa, lider rabbilerin dini yorumlarından oluşuyordu. Bu yorumlar, Kutsal Yazılar’ın yerine geçmesi niyetiyle değil, onu tamamlamak gayesiyle yapılıyordu. Önceleri ağız- dan ağıza dolaştı; sonraları ise kâtipler bunları kitaphaline getirdiler.

Rabbinik yasanın ilk resmi neşriyatı, Rabbi Yehuda Ha–Nasi’nin (Prens Yehuda) Mişna’yı yayınladığı M.S ikinci yüzyılın sonuna kadar ortaya çıkmamıştı. Mişna’da kaydedilen yasalar,yaklaşık dört yüzyıllık rabbinik yorumu yansıtır. İçeriğine katkı yapan rabbilerden çoğu İsa zamanında yaşamış olup, aralarında en tanınmışları Hillel ve Şamai’dir. Ayrıca Hillel’in torunu ve aynızamanda Pavlus’un öğretmeni olan Gamaliel de vardır.

Matta 15:1–6’yı okuyun. Burada ihtilaflı olan mesele nedir? İsa hangi yanlışı düzeltmeye çalışıyor?


Birinci bölümde, “yürümek” anlamına gelen rabbinik yasaların, halaka olarak anıldığını öğrenmiştik. Rabbiler, bir kişinin küçük yasaların yolunda yürürse, daha büyük olanları da kendiliğindentutacağını düşünüyorlardı. Ancak yol üzerinde bir yerde küçük yasalar büyük bir hal almaya başlıyordu ve bir süre sonra geleneksel olanı dini olandan ayırmak güçleşiyordu.

Ferisiler’in kendi kurallarına sahip olmaları konusunda, İsa’nın bir sorunu var- mış gibi gözükmüyor. Ancak bu kuralların “doktrin” statüsüne yükseltilmesiyle bir sorunu vardı. Hiçbir insanın dinikısıtlamalar yaratma ve onları ilahi emirler seviye- sine çıkarma yetkisi yoktur. Fakat bu, inanlı gruplarının toplum davranışlarını yö- netmeye yardımcı olacak düzenlemeleri yaratmaktan kaçınması demek değildir. Pratik talimatlar, insanlara yasayı tutma konusunda büyük ölçüde yardımcı olabilir. Ancak talimatın, hiçbir zaman yasanın yerine geçmesine izin verilmemelidir.




Ataların Gelenekleri


Nisan 15


Gördüğümüz gibi rabbilerden bazıları Musa’nın yasasını tutmaya destek olacak kurallara ve geleneklere o kadar çok dikkat göstermişti ki, bunları birbirinden ayır- makta başarısız olmuşlardı. Birsüre sonra rabbilerin sözleri kanonik statüsü kazan- dı; insanlar bunların Kutsal Yazılar gibi bağlayıcı olduğunu düşündüler. Büyük bir ihtimalle, rabbiler yorumlarını yazarken, Kutsal Yazılar’ınsayfalarına ekleme yapmak niyetinde değildiler. Ancak onların adanmış öğrencileri, bu eşsiz yorumları halkla paylaşmanın bir görev olduğunu sanmışlardı.

Yeniden Matta 15:1, 2’yi okuyun. Bu gelenek, Musa’nın ilk beş kitabın- daki hangi ayete dayanmaktadır? Yanıtının önemi nedir? Ayrıca bkz. Markos 7:3, 4 ve Mat 15:11.


“Yemeden önce ellerini yıkamalısın” diye buyuran bir dini ayet bulmak mümkün değildir. Ancak İsa ile yüzleştiklerinde, bu ifade din bilginlerini ve Ferisiler’i pek şaşırtmadı, zira onlar öğrencilerinMusa’nın yasasını değil, “atalarının geleneğini” ihlal ettiklerini açıklamışlardı. Bu soruyu sorarkenki gerilim, Ferisiler için sanki bunun çok ciddi bir dini ihlal olduğu kanısını veriyordu.

Sağlık uzmanları ve aileler, Ferisiler’in sözüm ona el yıkamayla ilgili saplantılı baskısını belki hijyenik veya psikolojik bakımdan mantıklı bulabilirler. Ancak araş- tırmacılar, bu meselenin gerçektetörensel kirlilikle ilgili olduğuna inanırlar. Görü- nen o ki Ferisiler, insanların günlük işlerinde murdar olan maddelere dokunup dokunmadıklarıyla ilgileniyorlardı. Bunun neticesinde eğer ellerini yıkamadan yer- lerse, yiyeceğe dokunduklarında kendilerini törensel bakımdan kirletebilirlerdi.

Suçlamalarını İsa’nın öğrencilerine yöneltmeleri gerçeğinden yola çıkarak, İsa’nın çok iyi bilinen geleneği ihlal etmediği sonucuna varabiliriz (Markos 7:3). Bununla beraber O, Ferisiler’inküçük şeyleri büyüttüğünün de çok iyi farkındaydı.




İnsanların Kuralları


Nisan 16


“Tanrı’nın buyruklarının yerini insanların kendi icatları olan emirlerinin alması halâ devam etmektedir. Hıristiyanların arasında bile atalarının geleneklerinden daha iyi temellere dayanmayankurumlar ve yöntemler bulunur. Sadece insani otoriteye dayalı olan bu kurumlar ilahi kurumların yerini almışlardır. İnsanlar kendi gelenek- lerine bağlı kalırlar, kendi yöntemlerine değer verirler vekendilerine hatalarını gös- termek isteyenlerden nefret ederler… Kilisede sözde önderlik yapanların yetkisinin yerine, Tanrı bize yeryüzünün ve gökyüzünün hâkiminin, Sonsuz Baba’nın sözünü kabuletmemizi buyurur.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 382, 383.

Çıkış 20:12, Yasa 5:16, Matta 19:19 ve Efesliler 6:2 bağlamında, Matta 15:3–6’yı okuyun. İsa, Ferisiler’e karşı hangi iki ciddi suçlamada bulun- maktadır?



Ferisiler el yıkama olayıyla İsa’ya karşı geldiklerinde, ondan suçlamalarına doğ- rudan yanıt vermesini beklemişlerdi. Ancak İsa eşsiz tarzıyla onlara meselenin ger- çek içyüzünü gösteren bir soruyla karşılık vermişti. İsa sorunun el yıkamak veya ondalık ödemek değil, aksine insani standartları, ilahi standartların üzerine çıkar- mak olduğunu bilmelerini istemişti. Ferisiler el yıkamakonusundaki tutumları için mantıklı bir açıklama sağlayabilirlerdi. Kuşkusuz, onlar ebeveynlerinden ziyade, Allah’ın davası için kaynakların yönlendirilmesine bir gerekçe bulmaları, Allah’a yönelik eşsiz bir sevgi gösterdiklerini ifade etmektedir.

Ferisiler, eylemlerine yönelik mantıklı gerekçelere sahip olsa da, Allah insanların kendi koşullarıyla O’nu sevmesini beklemez. Disiplin ve kutsal yaşamla ilgilenmeleri iyi bir şeydi, fakat bu ilgi hiçbirzaman Allah’ın istemini gölgede bırakmamalıydı. Ferisiler, Musa’nın yasasında kayıtlı olan 613 yasayı çelişkili olarak değil, uyumlu bir şekilde hatırlamalıydı. Bu yasalardan hiçbiri diğerinin yerini almaya çalışmıyordu. Ancak onla- rın “ataların geleneğini” takip etme ısrarları, Allah’ın Söz’ünü hükümsüz kılmıştı (Mat 15:6), en azından kendileriyle ilgisi olduğu sürece. Hiç kuşkusuz, kendileriniyasanın koruyucusu olarak görmekle, aslında onu ihlal ettikleri ve hatta insanların yasayı daha iyi tutmalarına yardımcı olduklarını sandıkları geleneklerle onu “hükümsüz kıldıkları” iddiasından dolayı şokgeçirmiş, hatta mahcup olmuş olmalıydılar!



Aşırı Adalet (Mat 5:20)


Nisan 17


Matta 5:17–20’yi okuyun. Bu haftaki çalışmamızın bağlamında, İsa’nın Matta 5:20’deki uyarısı nasıl anlaşılmalıdır? Ayrıca bkz. Rom 10:3.


Tek taraflı olarak okunduğunda Matta 5:20, Ferisiliği aşmaya bir davet olarak gö- rülebilir; yani onların yaptıklarını yap, ama daha fazlasını yap.

Fakat İsa’nın dediği şey bu mu? Çok şükür ki bu soruya verilecek yanıta ulaşabili- riz. Dünkü çalışmamız, din bilginleri ve Ferisiler için geleneksel yasaları Allah’ın yasasının üzerine çıkarmanınalışılmadık bir şey olmadığına işaret etmişti. İsa’nın onlara eylemlerinin Allah’ın yalın olan Söz’ünü hükümsüz kılmaya çalıştığını söyle- mesi gerekiyordu. Pazartesi günkü çalışmamız da, belki dinbilginleri ve Ferisiler’in öğretilerindeki niyetleri iyi olsa da, içlerinden çoğunun ikiyüzlü bir yaşam sürdür- düklerini göstermişti.

Bu zeminde, İsa’nın beyanının arkasındaki gerçek duyguyu anlamak zor olmasa gerek. Başka bir yerde uyardığı bir şeyi burada da çok kolayca kullanabilirdi: “Bu buy- rukların en küçüğünden birini kimçiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Göklerin Ege- menliği’nde en küçük sayılacak” (Mat 5:19). Ferisiler insan kaynaklı yasalara o kadar çok odaklanmışlardı ki, Allah’ın yasasını çok bariz bir şekildeçiğnemişlerdi. Onların doğruluğu kendi çabalarına dayanıyordu ve bundan dolayı da kusurluydu. Yeşaya uzun zaman önce insan doğruluğunun kirli adet bezinden başka bir şey olmadığını ifade etmişti (Yşa 64:6).

İsa’nın destekliği türde bir doğruluk, kalpte başlayandır. El yıkama olayında, İsa Ferisilerin hatasına Yeşaya 29:13’den bir alıntı yaparak işaret etmişti: “Bu halk bana yaklaşıp ağızlarıyla, dudaklarıylabeni sayar, ama yürekleri benden uzak”. Allah’ın aradığı doğruluk, görülür eylemlerden bile daha derinlerdedir.

İsa’nın doğruluk çağrısı, Ferisiler’in kendilerinin sahip olduklarını sandıkları şeyi aşmaktadır. Geçerli olan doğruluk, görev listesindeki her maddeyi yerine getirmekle sağlanmaz; sadece İsa Mesih’eolan imanla ve kendimiz için O’nun doğruluğuna tu- tunmakla elde edilir. Bu, benliğin tamamen teslim edilmesinden ve Destekçimiz ve Örneğimiz olarak İsa’ya ihtiyacımız olduğunu tutkulu bir şekildeanlamaktan gelir.



Nisan 18

Ek Çalışma: Bu haftaki konumuza ilişkin daha fazla bilgi için, Ellen G. Whi- te’ın, “Gelenekler,” S. 379–384, “Ferisilerin Vay Haline!” S. 601–612, Sevgi Öğret- meni kitabını inceleyin. Ayrıca Matta 23’üokuyun.

“İnsani yetkiyi, kilisenin ya da dini liderlerin geleneklerini ve usullerini kabul edenlerin hepsi İsa’nın şu sözlerine dikkat etmelidirler: “Bana boşuna taparlar; çünkü öğrettikleri sadece insankurallarıdır.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 383.

Tartışma Soruları:

¤

Yedinci–Gün Adventistleri olarak izlediğimiz geleneklerden bazıları nelerdir? Bunları bu şekilde kabul etmek neden önemlidir? Geleneklerin önemi nedir ve toplum yaşamında ne gibi bir rol oynarlar? Hangisinin ev- rensel önemi vardır, hangisi yerel ve kültürel faktörlere bağlıdır?

¤ “İmanlılar nadiren olmasa da, tamamen Allah’a adanmaları ve O’nun işinin geliştirilmesi gereken bir anda düşmanın onlar aracılığıyla iş görme- sine izin vermişlerdir. Bilinçsizce doğruluk yolundan uzaklaşmışlardır. Ferisi sofuluğu ve kibriyle, eleştiri ve hata bulma ruhunu besleyerek Al- lah’ın Ruh’unu kederlendirmişler ve Allah’ın elçilerinin işini büyük ölçüde geciktirmişlerdir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 9, S. 125. Bir kişi nasıl “bilinçsizce” doğruluk yolundan uzaklaşabilir? Kendi doğru- luğuna kapılma tuzağından kaçınmak için, kişi ne gibi adımlar atabilir.

¤ Kendi inanlı topluluğundaki ilahi ibadet hizmet düzenini hatırla. İnanlı topluluğun neden bu kendine özgü düzeni uyguluyor? Ayin sırasında geçen her bir unsurun (örneğin dua, şükranlar, ayet okuma, vs.) anlamı nedir? Geleneklerin imanımızla ne kadar çok iç içe dokunmuş olduğunu gösteren, inanlı topluluğumuzun hizmetinden ne gibi dersler öğrenebilirsin? Aynı zamanda şunu da sormamız gerekir: sadece gelenekten başka bir şey ol- madığı için mi kötü?

Güneşin Batışı: 18:51 (İstanbul)


*Nisan 19–25

Mesih ve Dağdaki Vaaz’da Yasa

Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Mat 5:17–20, Luka 16:16, Mat 5:21–32, Rom 7:24, Mat 5:33–37, 5:38–48.


Ç

Hatırlama Metni: “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, ta- mamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalk- madan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak” (Matta 5:17, 18).

oğu insan Dağdaki Vaaz’ı düşündüğünde aklına otomatik olarak “Mutluluk Vaatleri” gelir (Mat 5:1–12). Ancak Dağdaki Vaaz, aslında dört kısma ayrılmış üç bölümü kapsar. Mutluluk Vaatleri,sadece ilk kısımda yer alır. İkinci kısım-

da İsa imanlıları ışık ve tuzla kıyaslar (Mat 5:13–16). Üçüncüsü olan Matta 5:17–48 ise, İsa’nın yasa hakkında bizlere yeni ve daha derin bir perspektif verdiği kısımdır. Ve sonra da Matta 6:1–7:23’de İsa’nın imanlının davranışları konusunda açık bir öğreti sağladığı en son ve en uzun kısım vardır. Tüm konuşma, Allah’ın bizlerden yapmamızı istediği şeylere itaatin önemini vurgulayan, bilge veaptal inşaatçılarla ilgili benzetmeyle sona erer (Mat 7:24–27).

Bu hafta, üçüncü kısım olan Matta 5:17–48’i araştıracak (ilahiyatçıların antitez diye adlandırdıkları keskin zıtlıkların sergilendiği durumlar) ve bizlere yasa hakkında ne öğrettiğini göreceğiz.

*26 Nisan Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Pazar

Nisan 20

“Ne bir Harf, ne de Nokta”

Yeniden Matta 5:1720’yi okuyun. İsa burada yasayı vurgularken, aynı şekilde yasayı çokça vurgulayan din bilginleri ve Ferisiler’den bahsetmesi ne kadar ilginç. Yasaya gerçek itaat hakkında bu pasaj bizlere ne gibi önem- li bir ders vermektedir?





İsa bu bölüme “Yasa’yı ya da peygamberleri” yıkmak için gelmediği güvencesini vererek başlıyor (Mat 5:17). Buna yönelik bir ima olmasa da, birçokları bunu tüm Kutsal Kitap’ı kapsayan kalıpbir ifade olarak görür (ayrıca bkz. Mat 7:12, 11:13, 22:40, Luka 16:16, Elç 13:15, 24:14, Rom 3:21). Hasımlarının iddialarına karşın, İsa Baba’sının istemini açıklayan kitabın bütünlüğünesaldırmamıştı. Aksine O’nun amacı, bunları yok etmek değil, yasa ve peygamberlerin sözlerini “tamamlamaktı”.

“Tamamlamak” için kullanılan sözcük (plero), sözcük anlamıyla “doldurmak” veya “yerine getirmek” demektir. “Bardağı ağzına kadar doldurmak” anlamını taşı- maktadır. Tamamlamak ifadesinianlamak için iki yol vardır. Birincisi, İsa’yı Kutsal Yazı’nın gerçekleşmesi olarak görmektir. (örneğin Luka 24:25–27, Yu 5:39). Ancak bu ayeti anlamanın anahtarı, İsa’nın Kutsal Yazılar’ı yıkmayadeğil, bilakis onun içsel özünü açıklamaya geldiğini gösteren dolaysız bağlamında yatmaktadır.

İsa niyetini etraflıca tesis ederek, genel olarak Eski Ahit’e olan vurgudan, özel olan yasaya geçmiştir. Sanki insanların günün birinde O’nu yasayı ihlal etmekle suçlayacağını biliyormuş gibi, gökve yer kalmaya devam ettikçe, her şey “tamamla- nana” dek (Mat 5:18) yasanın da mevcut olacağı konusunda uyarmıştı. İsa, bu ifa- deyle yasanın sürekliliğini teyit etmişti.

Aslında yasa o kadar önemlidir ki, onun kurallarını ihlal eden herkes “göklerin egemenliğinde en küçük” sayılacaktır. Bu ifade, onların yaptıkları şeyin yanlış oldu- ğunu söylemenin bir tarzıdır. İsa,din bilginleri ve Ferisiler’in içi boş doğruluğunu desteklemediğine, bilakis doğruluğun Allah’ı seven ve O’nun istemini yapmaya çaba gösteren bir kalpten kaynaklandığına işaret etmek konusundaçok hassastır.



Cinayet (Mat 5:21–26)


Nisan 21


İsa, Yasa’yı desteklediği konusundaki niyetini açıkladıktan sonra, din bilginleri ve Ferisiler’inkini aşan bir doğruluğun ne olduğunu açıklamaya başladı. Altıncı emirden alıntı yaparak başladı(Çık 20:13) ve Musa’nın yasasından, yasağı çiğnemenin getir- diği cezayı özetledi (Çık 21:12, Lev 24:17).

Altıncı emir, bir kişinin diğerini öldürdüğü her durumu içermiyor. Kazara adam öldüren bir kişi mülteci olarak bir kente kaçar ve geçici ilticadan yararlanırdı (Çık 21:13, Say 35:12). Ancak kasıtlıolarak başka birinin canına kıyan kişi derhal yargı- lanırdı. İsa, açıklamasında eylemin kendisine değil, bilakis güdüye ve bu eylemi işleyen kişinin maksadına odaklanmaktadır. Kimisi kazaylabirinin canını alabilir, fakat birinin canını kasten almayı amaçlayan kişi, bunu kafasında tasarlamak için zaman harcamıştır. Günah, kişinin bu korkunç eylemi yapmasından bile önce mey- dana gelmiştir. Çoğu potansiyel katil, fırsat yoksunluğundan dolayı kararlarından vazgeçmiştir.

Matta 5:22’yi okuyun. İsa, cinayeti ne ile kıyaslıyor? 1Yu 3:15, bu hususu nasıl vurguluyor? İsa’nın burada işaret ettiği gerçek mesele nedir ve bu bizlere Allah’ın yasasının gerçek erimi konusunda ne söylüyor?



Kutsal Kitap sık sık sözlerin gücünden bahsetse de, İsa burada daha derin bir ko- nuya giriyor. Çoğunlukla kaba sözlerin veya birine küfretmenin yegâne amacı, mağ- dur olan kişide olumsuz duygularyaratmaktır. İsa’nın işaret ettiği nokta çok berrak- tır. Sadece cinayeti işleyen kişi, cinayet suçundan sorumlu değildir, aynı zamanda başkalarına kaba sözler söyleyenler ve hatta içlerinde canicedüşünceler besleyenler de aynı şekilde sorumludurlar. İsa bu düşünceleri besleyenlere nasihat vererek, onların sunağın huzuruna gelmeden önce mağdur olan kişiyle uzlaşmaya varmaları- nı tavsiye etmektedir (Mat 5:23–26).




Zina (Mat 5:27–32)


Nisan 22


İsa’nın bir sonraki örneği, zinayla ilgili emirleri içermektedir. İlkin yedinci emir- den alıntı yapmıştı, Zina etmeyeceksin. Musa’nın yasası bağlamında zinadan, evli bir kişinin eşinden başka biriylegirdiği cinsel ilişki anlaşılmaktadır. Her iki tarafın, zina suçundan ötürü ölüm cezasıyla yargılanması gerektiği konusunda yasa çok açıktı. Altıncı emirde olduğu gibi İsa bu özel buyruğa ilişkin derinimalar vermişti.

Zina, çoğunlukla eylemin meydana gelişinden çok önce başlar. Cinayet, bireye ka- lıcı bir zarar vermek niyetiyle başladığı gibi, zina da bireyin, karşıdaki kişi ister evli isterse bekâr olsun, evliolmadığı halde onu şehvetle arzu ettiği anda başlar.

Matta 5:29, 30’u okuyun. Günahın tehlikesini tarif ederken İsa daha ne kadar etkileyici olabilirdi? Bu ayetlere bakarken, Romalılar 7:24’ü okuyun. Burada ne gibi önemli gerçekler bulunmaktadır?



Burada da İsa, ortaya çıkan günahlar için acil çözümü sunmaktadır. Çözüm, günah ile takip etmek değil, bilakis kalbin dönüşümüdür. İsa, krallığa girmek için gerekli olan şeyi yapmak konusunda sorunuolan kişiye güçlü mecazlarla tavsiyede bulunmaktadır. Bu da işlerimizde farklı bir rota çizmek veya değer verilen bir dostluğu sonlandırmak anlamına gelebilir, ancak bir anlık tutkular, ebedi kazançtan dahaağır basar.

Daha önce de gördüğümüz gibi, Allah’ın orijinal planının bir parçası olmadığını bil- se de, Musa boşanmaya izin vermişti. Gözü dışarıda olan evli bir erkeği ima ettikten ve şehvetini kontrol etmesi içinonları uyardıktan sonra, İsa yaşam boyu sürecek evlilik sadakatini teşvik etmişti.



Nisan 23

Vaatler, Vaatler… (Mat 5:33–37)

İlk iki antitez (cinayet ve zina), On Emir’e (Dekalog) dayanmaktadır. Boşanmay- la ve bunu izleyen diğeriyle ilgili antitezler, yalan yere yemin etme ve ant içme de dahil olmak üzere Musa’nın yasasınındiğer bölümlerinden alınmıştır.

Levililer 19:11–13’ü okuyun. Burada ne gibi özel hususlar görüyoruz?

Ayrıca bkz. Çık 20:7.


İsa’nın alıntı yaptığı Musa’nın yasası, birçok yanlış uygulamanın kınandığı Levili- ler’in bir bölümünde sıralanmıştır. Burada da İsa’nın ilgilendiği şeyin niyet olduğu çok açıktır. Bunugerçekleştirme niyeti olmayan birisinin verdiği vaat, kasıtlı olarak işlenen bir günahtır.

Yalan yere yemin etmeye karşı verilen emir, başkalarına verilen vaatle ilişkili olsa da, ikinci buyruk Allah’a verilen vaatlerle ilgilidir.

Yasa 23:21–23’ü okuyun. Bu ayetler, hangi bakımdan İsa’nın Matta 5:33– 37’deki sözleriyle ilişkilidir? Ayrıca bkz. Elç 5:1–11.


Yalan yere yemin etmekten suçlu kişinin aksine, Allah’a maddi taahhütler yapan- ların adağı, aldatma amaçlı olmayabilir. Ancak İsa insan doğasını biliyor ve belki de onların daha sonra tutamayacağıvaatlere karşı uyarıyor. Bireyin tutabilme gücünün dışında vaatler vermesi yerine, imanlı kişi “eveti, evet” “hayırı, hayır” demek olan dürüst bir kişi olmalıdır.




Lex Talionis (Mat 5:38–48)


Nisan 24


Buradaki yaygın konunun öç alma olduğu görülüyor (Mat 5:38–48). Bu ilk ko- nu, Musa’nın yasasındaki birçok emrin, işlenen bir suça aynı karşılıkta ceza verilerek telafi edilmesi prensibi üzerinekurulu olduğu, Latince’de “kısasa kısas yasası” an- lamındaki lex talionis olarak adlandırılan bir fikirle ilgilidir.

Çeşitli pasajlarda da göreceğimiz gibi, (Çık 21:22–25, Lev 24:17–21, Yas 19:21), yasa, kabahatlinin de mağdur olan gibi aynı tecrübeyi yaşayarak acı çekmesini ön- görmektedir. Eğer kurban gözünü, kolunu, ayağını veya yaşamını kaybetmişse, suçlu da aynısını çekmek zorundadır. Bu “kısasa kısas yasası” birçok kadim uygarlık ara- sında yaygındı. Adaletin yalın bir prensibini ortayakoyduğuna inanıldıktan sonra neden olmasın ki?

Bu prensibin, misillemeyi kısıtlamak için olduğunu anlamak çok önemlidir, yani insanların yaptıklarından dolayı haklı olduklarına inanmaktan ziyade daha fazla hata yapmaktan kurtarmak. Buyüzden, birçok bakımdan bu yasa, adaletin çarpıtılmama- sını temin etmekteydi.

Bu nedenle, İsa’nın 5:38–42’de kişinin işlediği bir suçtan ötürü cezalandırılma- sını talep eden yasanın meşruluğunu eleştirmesi gerekmiyordu. Aksine, İsa onlardan bir çıkar sağlamaya çalışan kişilere karşı imanlıların vereceği yanıta odaklanmıştı. Öç almak için fırsat kollamak yerine, imanlılar sadece Allah’ın lütfunun içimizde çalış- masıyla gerçekleştirebileceğimiz bir iyilikle “misilleme” yapmalıydı. İsa bu ricasında bizleri Rab’bin takipçisi olmanın ne demek olduğunu anlamamız konusunda daha derin bir seviyeye götürmektedir.

Son antitez ise dostlara sevgi ve düşmanlara nefret davranışını destekleyici nite- liktedir. Komşunu sevmek için verilen buyruk, Levililer 19:18’de bulunmaktadır. Yasa 23:3–6’ya bile rağmen, düşmanlardan nefret etme hususunda bariz bir ayet bulunmamaktadır.

İsa’nın dünyasındaki bağlamda, Yahudiler Roma’nın baskıcı gücü sayesinde ya- bancı işgali altındaydılar ve kendi yurtlarında ikinci sınıf vatandaş sayılmaktaydılar. Bu baskı nedeniyle, onlarbelki de o zamanlar şiddetle zulüm uygulayan düşmanla- rına karşı nefret etmeyi haklı görmüş olabilirlerdi. İsa onlara yaşamak için daha iyi bir yol gösteriyordu, hatta ideal şartların olmadığı birdurumda bile.



Nisan 25

Ek Çalışma: Ellen G. White, “Dağdaki Vaaz,” S. 279–294, Sevgi Öğretmeni. “İsa, emirleri ayrı ayrı ele alır ve onların gereklerinin anlamını ve önemini açık-

lar. Onların gücünden bir zerresini ortadan kaldırmak yerine, onların prensiplerinin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu gösterir. Yahudilerin gösteriş için yaptıkları iba- detteki büyük hatayı açığa çıkarır.Kötü düşüncelerle ya da aşırı hırslarla Tanrı’nın Yasası’nın ihlal edildiğini bildirir. Yaşamı boyunca en az haksızlık yapan biri bile yasayı ihlal eder ve kendi ahlâki yapısının bozulmasına neden olur.Katliam ilk önce düşüncelerde oluşur. Kalbinde nefrete yer veren, kötülük yoluna ilk adımı atmış olur. Tanrı böyle bir kişinin sunduğu hizmeti onaylamaz.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 289, 290.

Sevgi, Allah’ın yasasındaki bağlayıcı bir ilkedir. Her bir antitezde İsa sevgi ilkesini yükseltmektedir: sevgi, insanı kardeşine nefret etmekten alıkoyar; sevgi, karı ve ko- cayı birbirine bağlar; sevgi, bir imanlının başkalarına ve Allah’a karşı tavırlarında her zaman dürüst olmasını sağlar; sevgi, kendisine yanlış yapılsa da, kişinin iyilikle kar- şılık vermesine izin verir; ve sevgi, kişinin kendisine nasıldavranılmasını istiyorsa, düşmanına da aynı şekilde davranılmasını teşvik eder.

Tartışma Soruları:

¤

Bu haftaki çalışmamızda İsa, “atalarımız tarafından … denildiğini duy- dunuz” demiş ve hemen ardından “ama ben size diyorum ki” antitezini vermişti. “Atalarımız” ifadelerinden bazılarının Kutsal Kitap’tan veya Eski Ahit’teki öğretilerden doğrudan doğruya alınmış olduğuna dikkat edin. Bu nedenle sorun alıntılarla değil, fakat onların nasıl yorumlandığıyla ilgilidir. Doktrinlerimiz değil, onları ne tarzda yorumladığımıza ilişkin buradan nasıl bir ders çıkarabiliriz? Bazı şeylere çok yüzeysel bakarak, daha derin anlamını kaçırmak konusunda nasıl bir tehlike içinde olabiliriz?

¤ Birçokları, ayetleri diğerlerinden izole ederek yorumlama tuzağına dü- şer. Buna bir örnek olarak, Matta 5:48’de bizlere göklerdeki Babamız gibi yetkin olmamız gerektiği söylenen ayeti gösterebiliriz. Bu ayetin, doğrudan bağlamıyla (Mat 5:43–48) yorumlanması, dikkatli bir Kutsal Kitap çalışması- nın önemi hakkında neyi göstermektedir? Bu ayetin, günahsızlığı öğrettiğini iddia eden birine ne yanıt verirdin? Ayet gerçekte neyi öğretiyor ve bu öğreti neden İsa’nın takipçisi olmanın gerçek anlamını gösteriyor?

¤ Çalıştığımız ayetler, özellikle de cinayet ve zina hakkındakiler, yasanın Çarmıh’tan sonra ortadan kalktığını iddia edenlerin ne kadar hatalı oldu- ğunu göstermeye nasıl yardımcıoluyor?

Güneşin Batışı: 18:58 (İstanbul)


*Nisan 26–Mayıs 2

Mesih ve Sebt Günü


Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Yar 2:1–3, İbr 1:1–3, Elç 13:14, Markos 2:23–

28, Yu 5:1–9, Yşa 65:17.


H

Hatırlama Metni: “Sonra onlara, ‘İnsan Şabat Günü için değil, Şabat Günü insan için yaratıldı’ dedi. Bu nedenle İnsanoğlu Şabat Günü’nün de Rabbi’dir” (Markos 2:27, 28).

ıristiyan cemaatlerinin büyük çoğunluğu, “dinlenme” ve ibadet günü olarak Pazar gününe riayet etmektedir (Pazar gününü tutanların büyük çoğunluğu gerçekten Pazar günü dinlenmese bile).Modern Hıristiyanlar arasında Pazar gününü “tutmak” o kadar yaygındır ki, birçokları bu günün “Hıristiyan Şabat’ı” ol-

duğuna bile inanmaktadır.

Ancak bu durum hep böyle değildi. Tam tersine İsraillilerin inancının devamı olarak Hıristiyanlık, yedinci–gün Şabat’ı da dahil, temel dinin tüm sembollerini terk etmedi. İlk Hıristiyanlara o zamanlar rehberlik eden tek Kutsal Kitap, Eski Ahit’ti. Bu nedenle, ibadet gününe alternatif bir gün yaratılması meselesinin, Mesih’in göğe alınmasından yüz yıldan fazla bir süreye dek Hıristiyanlığa sokulmadığınaşaşırmamak gerekir. Bundan başka, Konstantin’in fermanıyla Pazar ibadetinin, egemen kilisenin politikası haline gelmesi, dördüncü yüzyıla dek gerçekleşmemişti. Maalesef, Protestan Reformasyonundansonra bile, Kutsal Kitap’ın yedinci günün gerçek Sebt Günü olduğu yönündeki öğretisine rağ- men, neredeyse tüm Hıristiyanlık Pazar gününü tutmaya başladı.

Bu haftaki çalışmamız Mesih ve Sebt Günü’nü kapsayacak.

*3 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Pazar

Nisan 27

Yahudilerin Şabat’ı mı? (Çık 20:8–11)

Birçokları yedinci günü “Yahudi Şabat’ı” olarak algılasa da, Kutsal Kitap Sebt Gü- nü’nün Yahudilikten yüzyıllar öncesine dayandığını açıklamaktadır. Onun kökeni bizzat Yaratılış’a kadaruzanmaktadır.

Yaratılış 2:1–3, Allah yaratış işlevini altı günde bitirdikten sonra, yedinci günde dinlendiğini ve sonra da “yedinci günü kutsayıp, onu kutsal bir gün olarak belirledi- ğini” açıklamaktadır. Bu da,Allah’ın yaratışında Sebt Günü’nün yüksek mevkisini açıkça göstermektedir. Bereketlere ek olarak, Sebt Günü aynı zamanda “kutsal kı- lınmıştı.” Diğer bir deyişle, Allah kendi vasıflarındanbazılarını, zamanın bu anıtına tatbik etmişti.

Çıkış 20:8–11 ve Yasa 5:12–15’deki Sebt Günü ile ilgili iki buyruğu karşı- laştırın. Bunlar, hangi bakımdan Sebt Günü’nün sadece Yahudiler için ol- madığı teorisiyle ilişkilidir?



İki emir arasındaki en belirleyici fark, Sebt Günü’ne uymanın gerekçesidir. Çıkış, Allah’ın her iki “kutsadı” ve “kutsal kıldı” gerçeğini yükselterek, Yaratılış 2:3’e doğ- rudan başvurmaktadır. Diğer yandan Yasa 5:15, İsrail’in Mısır’daki tutsaklıklarından, Sebt Günü’nü tutmalarını gerekçe göstererek ilahi bir şekilde kurtulduklarına işaret etmektedir. Yasa’daki ayeti temel alan birçokları,Sebt Günü’nün sadece Yahudiler için olduğuna inanır. Ancak bu iddia, Çıkış’taki ayetin Allah Sebt Günü’nü tüm in- sanlık için tesis ettiğinde, Yaratılış’ı ima ettiği gerçeğini tamamen görmezliktengelir.

Bunun da ötesinde, Yasa 5:15’de geçen Mısır’dan kurtuluş iması, Mesih’te sahip olduğumuz kurtuluşun bir sembolüdür. Bu nedenle, Sebt Günü’nün sadece Yaratılış için değil, aynı zamanda Kurtuluşiçin bir sembol olması, Kutsal Kitap’ta birbiriyle bağlantılı olan iki konudur (İbr 1:1–3, Kol 1:13–20, Yu 1:1–14). Sadece İsa’nın Yaratıcımız olduğu gerçeğinden dolayı, O bizim Kurtarıcımız olabilirdive yedinci gün Sebt’i de O’nun bu işinin bir sembolüdür.



Nisan 28

Dinlenme ve İbadet için bir Zaman (Luka 4:16)

Koloseliler 1:16 ve İbraniler 1:2’ye göre, daha önce beden almış olan Mesih, yaratı- lış sürecine doğrudan dahil olmuştu. Bu ayetler, yaratılan her şeyin O’nun aracılığıyla var olduğunu deklare etmektedir.Pavlus daha sonra Mesih’in, tabii ki Sebt Günü’nü de içeren “görünmeyen” şeyleri (Kol 1:16, 17) yaratmada da rol aldığını vurgulamaktadır. Yaratılış sürecinde merkezi bir rolü olsa da, Mesih insan bedenine büründüğünde, kendisini Babası’nın buyruklarına tabi olarak tanıttı (Yu 15:10). Daha önceki çalış- mamızda da gördüğümüz gibi, İsa belirli adetlere karşıydı ve Allah’ın istemine uygunolmayan dini tavırları düzeltmek için her fırsatı kullanmıştı. Eğer İsa Sebt Günü emrini ortadan kaldırmak isteseydi, bunu yapmak için birçok fırsata sahipti.

Eski Ahit’te Sebt Günü’ne ilişkin ayetlerin çoğu, Sebt Günü’nden bir dinlenme günü olarak bahseder. Modern dillerde “dinlenme” sözcüğüne olan anlayış, birinin Sebt Günü’nü uyumayla ve genelde rahatlamayla geçirilmesi gereken bir zaman olarak algılamasına neden olabilir. Sebt Günü bu aktivitelerden kesinlikle hoşlanıyor olsak da, dinlenmenin gerçek anlamı “ara vermek,”“durmak” veya “mola vermek” demektir. Sebt Günü, altı günlük rutin çalışma hayatına ara verebileceğimiz ve Yara- tıcı ile özel bir zaman geçirebileceğimiz bir zamandır.

Mesih’in zamanında Yahudiler Sebt Günü’nde haftalık ilahi ibadet hizmetini ger- çekleştiriyorlardı (bkz. Luka 4:16). Yeruşalim’de yaşayanlar, paylaşımı haftanın diğer günlerinden farklı olarak,tapınaktaki özel dua hizmetlerine katılabiliyordu. Dünyanın diğer yerlerinde yaşayan Yahudiler, sosyal birliktelik ve ibadet yeri olarak havralar inşa etmişlerdi. Sebt Günleri dini bir törenin icraedilebilmesi için en az on erkeğin (min- yan) mevcut olması gerekiyordu.

Şu ayetler, bizlere ilk Mesih inanlılarının Sebt Günü’nü tutması hakkın- da hangi bilgiyi veriyor? Dirilişi yüceltmek için Sebt Günü’nün Pazar günü- ne değiştirildiğini iddia edenler hakkında ne söylüyor? Elç 13:14, 42, 44; 16:13; 17:2; 18:4; İbr 4:9.


Yahudi kökenlerine baktığımızda, ilk Hıristiyanların Eski Ahit’te buyrulan günde iba- det etmeleri çok doğaldı. İsa’nın göğe alınışından neredeyse yirmi yıl sonra bile, Sebt Günü havraya gitmek halâ Pavlus’un “adetiydi” (Elç 17:2). Bu nedenle, ilk Hıristiyanların Sebt Günü yerine Pazar’ı tuttuklarını gösteren hiçbir dini kanıt yoktur.


Nisan 29

Neşelenme için bir Zaman (Markos 2:27, 28)

Sebt Günü’nü tuttuğunu iddia eden çoğu kişi, Sebt Günü’nü tutmanın neyi gerek- tirdiğini her zaman anlamamaktadır. İsa’nın zamanındaki bazı Ferisilerin yaptığı gibi, bugün bile insanlar SebtGünü’nü katı duvarlar ve kurallar arkasına hapsetmek- tedirler (kimileri de o günü diğer günlerden farksız hale getirmişlerdir). Sebt Gü- nü’nün bir yük değil, bir zevk olması öngörülmüştür ancak ohalâ kutsal bir gün olarak tutulmaktadır.

İsa bu dünyada iken, dini liderlerden bazıları Sebt Günü’nü diğer otuz dokuz emirle kuşatmıştı. Eğer insanlar bu otuz dokuz yasayı yerine getirirlerse, o zaman Sebt Günü’nün de mükemmel bir şekilde tutulmuş olacağını sanıyorlardı. Bu iyi niyetli yasaların sonucu olarak, bir sevinç kaynağı olması için tasarlanan Sebt Günü, tam aksine çoğu kişi için bir boyunduruk haline gelmişti.

Dikkatle Markos 2:23–28’i okuyun. Öğrenciler neden başakları koparı- yorlardı? Ayet, İsa’nın öğrencilerine eşlik ettiğini ima ediyor mu? Eğer var- sa, hangi dini yasalar ihlal edilmişti?


İsa ve aç olan öğrencileri bir Sebt Günü tarlaların arasında yürürlerken, öğrenci- ler başakları kopararak açlıklarını yatıştırmaya karar vermişlerdi. Bu tarla onların tarlası olmasa da, yaptıkları Musa’nın yasası uyarınca hoş görülebilirdi (bkz. Yas 23:25), Ferisiler bunu Sebt Günü tarlayı sürmenin ve hasat yapmanın yasaklandığı diğer bir Musa’nın yasasını çiğnemek olarak yorumlasa bile(bkz. Çık 34:21). Görü- nen o ki İsa bu olayda yer almamıştı; ancak yine de öğrencilerinin eylemini savun- mak için gayret etmişti. İsa, Davut ve adamlarının bile acıktıklarında “yasak” olan tapınakekmeğini yediklerini Ferisiler’e hatırlattı.

Markos 2:27, 28’de İsa, Sebt Günü’nün insanların yararı için yaratıldığını söyle- mişti, bunun tersi için değil. Diğer bir deyişle, Sebt Günü ibadet edilmek için değil, aksine ibadet etmeye fırsatlarsağlamak için yaratılmıştı. Allah’ın tüm insanlara ar- mağanı olarak, Sebt Günü baskı kurmak için değil, tam tersine kurtuluşu ve özgür- lüğü sağlamak için tasarlanmıştı. O, gerçekten Mesih’tekihuzurumuzu ve özgürlü- ğümüzü yaşamanın bir yoludur.



Nisan 30

Şifa için bir Zaman (Luka 13:16)

Allah dünyayı yarattığında, her şeyin “çok iyi” olduğunu ilan etmişti (Yar 1:31), kuş- kusuz her bakımdan mükemmeldi. Ancak günahın gelmesiyle, etkisi her alanda görüle- bilecek şekilde, yaratılış kötülükle bozuldu. Allah’ın benzerliğinde yaratılmış olmalarına rağmen insanlar hastalıklara, bozulmaya ve ölüme tabi oldular. Sık sık ölümün yaşamın bir parçası olduğunu söyleriz; ancak ölüm yaşamın inkârıdır,onun bir parçası değil. Ölüm, hiçbir zaman tecrübe edeceğimiz bir şey olarak tasarlanmamıştı.

Allah’ın insanlık için orijinal planına uygun olarak, İsa’nın en dramatik iyileştirme mucizelerinden bazılarının Sebt Günü gerçekleştirilmiş olmasına şaşırmamak gerekir.

Markos 3:1–6, Luka 13:10–17, Yu 5:1–9, 9:1–14’deki Sebt Günü gerçek- leştirilen iyileştirme mucizelerini içeren öyküleri inceleyin. Bu mucizeler, Sebt Günü’nün gerçek gayesi hakkında ne öğretmektedir?


Sebt Günü verilen şifa mucizelerinden her biri olağanüstü olup, Sebt Günü’nün gerçek anlamını sergilemeye hizmet etmektedir. İsa, eli kötürüm adamı iyileştirme- den önce (Markos 3:1–6) şuretorik (yanıt gerektirmeyen) soruyu sormuştu: “Şabat Günü iyilik yapmak mı doğru, kötülük yapmak mı? Can kurtarmak mı doğru, can almak mı?” (Markos 3:4). Eğer bir insan, kurtuluş gününde acıyı dindirme fırsatı bulabiliyorsa, neden yapmasın ki? Aslında beli iki büklüm olmuş kadına gösterdiği mucize, Sebt Günü’nün kurtarıcı gayesini güçlü bir şekilde sergilemektedir (Luka 13:10–17). Şifa verdiği için eleştirilere uğrayan İsa şöyle sormuştu, “Buna göre, Şeytan’ın on sekiz yıldır bağlı tuttuğu, İbrahim’in bir kızı olan bu kadının da Şabat Günü bu bağdan çözülmesi gerekmez miydi?”(Luka 13:16).

Kurtuluş teması, Beytesta havuzu yanındaki otuz sekiz yıldır hasta olan bir adamın (Yu 5:1–9) ve doğuştan kör bir adamın (Yu 9:1–14) iyileştirildiği öykülerde de geç- mektedir. Şifa mucizelerigösterdiği için İsa’yı Sebt Günü’nü ihlal etmekle suçlayan Ferisilere karşılık olarak, onlara şunu hatırlatmıştı, “Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” (Yu 5:17). Eğer Allah izin vermeseydi, bugerçekleşemezdi. İnsanın ızdı- rabını dindirmek söz konusu olduğunda Allah dinlenmez.




Yeni bir Yaratık


Mayıs 1


Sebt Günü bizlere sadece Allah’ın yaratıcı kudretini hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda O’nun restore edici vaatlerine de işaret eder. Doğrusu, Sebt Günü iyileştirilen her insanla, ebedi yenilenme, güçlü bir şekilde pekiştirilmişti. Eşsiz tarzıyla Sebt Günü, dünyanın ilk tarihine kadar geriye doğru erişir ve insanlığın nihai kaderinin ilerisine kadar genişler. Yine- lersek, Sebt Günü hem Yaratılış’a hem de Kurtuluş’a işaret eder.

Allah bu dünyayı bir zamanlar yarattı. Oysa günahtan ötürü O’nun yaratışı bozuldu, fakat bu bozulma ebediyen sürmeyecektir. Kurtuluş planının anahtar unsuru restorasyondur, ama sadece dünyanın değil, daha da önemlisi O’nun benzerliğinde yaratılmış olup yine O’nun benzerliğine dönüştürülecek ve yeni bir dünyada yaşayacak olan insanların de restore edilmesidir. İlk kez dünyayı yaratan ve bizlerin O’nun bu işini her yedincigünde kutladığı- mız aynı Tanrı, dünyayı yeniden yaratacaktır. (Bizlere haftada bir özel bir tarzla yapmamız buyrulan yaratılışı hatırlamamızın ne kadar önemli olduğunu düşün.)

Aşağıdaki ayetleri okuyun. Her biri, Sebt Günü’nün anlamı ile nasıl ilişki- lendirilebileceği konusunda nasıl bir mesaj veriyor?


Yşa 65:17

Yşa 66:22


2Pe 3:9–13

Vah 21:1


2Ko 5:17

Gal 6:15


Vah 21:5

Sebt Günü, “gökyüzündeki ve yeryüzündeki her şeyin yaratıcısı olan ve yaratılanların hep birlikte varlığını sürdürmesini sağlayan Kişi’nin, inanlı topluluğunun başı olduğunu ve O’nun gücü vasıtasıyla Tanrı ile barıştığımızıbelirtir… Bu yüzden Sebt, İsa’nın bizi kutsayan gücünün bir işaretidir. O’nun kutsayan gücünün bir işareti olarak Sebt, İsa vasıtasıyla Tanrı’nın halkın- dan olan herkese buyurulur.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 268,269.



Mayıs 2

Ek Çalışma: “Gökteki büyük mücadelenin en başından beri, Şeytanın amacı Allah’ın yasasını ortadan kaldırmak olmuştur. Bu amacı gerçekleştirmek için Yaratıcı- sına karşı isyan etmiş ve göktenkovulmasına rağmen aynı savaşı dünyada da devam ettirmiştir. İnsanları aldatmak ve onları Allah’ın yasasını çiğnemeye yönlendirmek, onun kararlılıkla izlediği hedefi olmuştur. Bu hedefi ister yasanıntamamını bir kenara atarak, isterse emirlerinden yalnızca birini reddederek gerçekleştirsin, sonuç aynı ola- caktır. Zira “tek bir noktada” yasadan sapan kişi, yasanın tamamına saygısızlık göster- miş olur;etkisi ve örnekliği itaatsizliğin tarafında olduğundan, “bütün Yasa’ya karşı suçlu olur.” Yakup 2:10.”—Ellen G. White, The Great Controversy, S. 582.

Tartışma Soruları:

¤

Bu çeyrek yılın giriş bölümünde kullanılan paragrafın tam bir yorumu olan yukarıdaki Ellen G. White’ın ifadesine bakın. Sebt Günü ve Hıristiyan- lık aleminde Sebt Günü’ne karşı çıkış, Allah’ın yasasına Şeytan’ın nasıl sal- dırdığını anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır?

¤ Şu ayetlerde (Markos 3:2, Luka 13:14, Yu 5:18, 9:16) İsa’nın Sebt Günü’nü ihlal ettiği yolunda suçlamalar vardır. Çıkış 20:811’i inceleyin ve bu suç- lamaların kaynağını değerlendirin. Bu pasajların, İsa’nın Sebt Günü’nü ihlal ettiği yolunda kanıt sağladığını iddia edenlere ne söylerdin?

¤ Grubunuzla Salı günkü çalışmamızın sonundaki soruya verilen yanıtları değerlendirin. Yani, Sebt Günü, dünyevi sorumluluklardan dolayı diğer günlerde yapamayacağınız ne gibi şeylerden sizi özgür kılmaktadır?

¤ Sebt Günü tecrübenizi yeniden gözden geçirin. Sebt Günü sizin için bir özgürlük, dinlenme, kurtuluş günü mü, yoksa kısıtlayıcı, bağlayıcı ve stres dolu bir gün mü? Bizlere şu ayette de söylendiği gibi, “Kutsal günümde dilediğinizi yapmaz, Şabat Günü’nü çiğnemezseniz, Şabat Günü’ne zevkli, RAB’bin kutsal gününe onurlu derseniz, kendi yolunuzdan gitmez, keyfinize bakmayıp boş konulara dalmaz, o günü yüceltirseniz” (Yşa 58:13) nasıl se- vinç duyabilirsiniz?

Güneşin Batışı: 19:06 (İstanbul)


*Mayıs 3–9

Mesih’in Ölümü ve Yasa


Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Rom 7:1–6; 8:5–8; Rom 7:7–13; Rom 4:15; Elç

13:38, 39; Gal 3:10.


K

Hatırlama Metni: “Aynı şekilde kardeşlerim, siz de bir başkasına ölümden dirilmiş olan Mesih’e varmak üzere Mesih’in bedeni aracılığıyla Kutsal Yasa karşısında öldünüz. Bu da Tanrı’nın hizmetinde verimli olma- mız içindir.” (Romalılar 7:4).

adının biri hız limitinin çok üzerinde araba sürüyordu. Birdenbire dikiz ayna- sında bir polis arabasının yanıp dönen kırmızı mavi ışıklarını gördü ve alışıldık bir siren sesi işitti. Derhal kenara çekti,cüzdanını buldu ve oradan ehliyetini

çıkardı. Polis ona doğru yaklaştı, kadının ehliyetini aldı ve tekrar arabasına döndü.

Kadın cezanın ne kadar olacağını merak ediyordu (limitin çok üzerine çıkmıştı); ayrıca bunu ödeyip ödeyemeyeceği konusunda da kuşkuları vardı. Birkaç dakika sonra polis memuru geri gelir ve şöyle der, “OK, Bayan, bir daha yasanın verdiği cezayla karşılaşmamanız için yapacağımız şey, yasayı ortadan kaldırmak. Artık hız sınırını aşmak gibi bir derdiniz kalmayacak.”

Bu öykü ne kadar komik olsa da, İsa öldükten sonra, yasanın, On Emrin ortadan kaldırıldığını öğreten teoloji söz konusu olduğunda hiç de komik değildir.

Bu hafta İsa’nın ölümüne ve yasa ile olan ilişkisinde ne anlam ifade ettiğine ba- kacağız.

*10 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




Pazar

Yasaya Ölmek (Rom 7:1–6)


Mayıs 4


Dikkatle Romalılar 7:1–6’ı inceleyin ve yapabildiğiniz ölçüde Pavlus’un söylediklerini özetleyin. Yasa hakkında Kutsal Kitap’ın diğer pasajlarını da göz önüne alarak, dikkatle okuyun.





Kutsal Kitap’ın bazı sürümleri, birinci ayeti, yasanın ölüme kadar bağlı olduğu şeklinde hatalı olarak çevirse de, aslına uygun yorumlama şöyledir: “yaşayan her kişi yasanın yönetimi altındadır.”Buradaki vurgu, ölüm üzerine değil, aksine yaşayanlar üzerinedir.

Evlilikten verilen örneğe göre, eşi hariç başka biriyle cinsel bir ilişki içinde olan her evli kişinin, yasayı çiğnediği ve zina suçu işlediğini göstermektedir. Kişi, sadece eşinin ölmesi halinde yasayıçiğnemeden başka biriyle ilişki içerisine girebilir.

Ayrıca bazıları bu pasajın yasanın öldüğünü gösterdiğini iddia etmektedir; ancak aslında Mesih’in bedeni aracılığıyla kişinin yasaya ölümünü göstermektedir (Rom 7:4). Romalılar 6:6’ya göre, ölen kişinin varlığı “eski benliktir.” Kişi, eski benliğiyle birleştiğinde, yasa tarafından kınanır ve böylece berbat bir ilişkiye kapılır. (Rom 7:9– 11, 24). Eski benliği öldükten sonra, kişi başka biriyle—dirilmiş olan Mesih ile— (Rom 7:4) ilişkiye girmekte serbesttir.

Pavlus’un söylediği şey, yasa yaşayan her kişiyi bağladığından, Allah’ın yasasının da yeni birliği yöneteceğidir. Ancak imanlının şimdi Mesih ile evli olduğu gerçeğinden dolayı yasa artık birsuçlama aracı olmaktan çıkmıştır; İsa’da olan imanlı yasanın suçlamasından özgürdür, zira o artık İsa’nın doğruluğuyla kaplanmıştır.

Pavlus, günahı tarif eden On Emir’in artık ortadan kalktığını vurgulamıyor; bu durum, kendi yazdıkları da dahil, Kutsal Kitap’a çok aykırı olurdu. Aksine, İsa’ya iman aracılığıyla, birinin yasa ileyeni bir ilişkiye girmesinden bahsediyor. Yasa halâ bağlayıcıdır; ancak kendi benliğine ve günaha ölen, İsa’daki imanlıları yasa artık suçlamanın bağlarıyla tutamaz, çünkü onlar şimdi “başka birine,”İsa’ya aittirler.


Mayıs 5

Günah ve Ölüm Yasası (Rom 8:1–8)

Pavlus, Mesih inanlısına şöyle güvence vermektedir, “Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. Çünkü yaşam veren Ruh’un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın veölümün yasasından özgür kıldı.” (Rom 8:1, 2). Eğer bu ayetleri yakın bağlamlarından ayrı olarak okursak, sanki Pavlus birbirine muhalif iki yasadan bahsediyormuş gibi anlaşılabilir: yaşam yasası vegünah ile ölüm yasa- sından. Ancak fark yasadan değil, aksine Mesih’i kabul etmesinden önceki ve sonra- sındaki bireyden kaynaklanıyor.

Pavlus’un Romalılar 7:7–13’deki tartışması, yasanın rolünü ne şekilde tanımlamaktadır?


Yasanın işlevi, bağlı olduğu kişiye göre değişir. Örneğin aynı neşter, bir cerrahın elinde şifa verirken, bir katilin elinde cinayet aleti olabilir. Aynı şekilde birinin cüz- danını çalmakla yasaya karşı gelenbir hırsız ile yasanın koruması gereken kişi (cüz- danın sahibi) yasayla farklı bir ilişki içerisindedir. Yasa, bazen “kutsal, doğru ve iyi” (Rom 7:12) olarak, ya da “günahın ve ölümün yasası” (Rom 8:2)olarak tarif edilebi- lir. Ancak Allah’ın öç alıcı özelliği, O’nun sevgi Tanrısı olmasını engellemediği gibi, günahın ve ölümün aracısı olarak yasanın işlev görmesi de, onu günahkâr yapmaz.

Romalılar 8:5–8’e göre, yasa “düşüncelerini benlikle ilgili şeylere ayarlayanlar” (Rom 8:5) için “günah ve ölümün” aletidir. Bu da halâ “eski benliğiyle” evli olan ve onunla olan ilişkisini bitirip, dirilmiş olan Mesih’e katılmak arzusunda olmayan kişiyi tarif etmektedir. Günahkâr birleşimin sonucu olarak, karşı kutuplarda yer aldıklarından dolayı kişi kendisini Allah ve O’nun yasasıyla“düşmanlık” içerisinde bulur (Rom 8:7).

Pavlus, “benliğe dayanan düşüncenin” Allah’ın yasasına itaat etmesinin, hatta O’nu hoşnut etmesinin olanaksız olduğunu vurgulamaktadır (Rom 8:7, 8). Bu, kişi artık Allah’ın yasasına “aklıyla” kullukettiğinden, açıkça Romalılar 7:13–25’deki mücadele içinde olan bireyi ima etmiyor. Pavlus belki de haksızlıklarıyla “gerçeğe engel olan” kişile- ri ima ediyor (Rom 1:18). Allah’ın hükümdarlığına karşı bu isyanlardan dolayı, yasa günahın ve ölümün bir aleti olmaktadır (Rom 2:12).

    Onu ihlal ettiğinde yasaya nasıl bağlı kalırsın?                                         



Yasanın Gücü


Mayıs 6


Romalılar 4:15, 5:13 ve 7:7’ye göre, yasanın işlevi nedir? Ayrıca Romalılar 7:8–11, onu ihlal eden kişi üzerinde yasanın etkisi konusunda ne söylüyor?



Her aletin bir amacı vardır. Tıpkı bir anahtarın kilidi açmak veya bir bıçağın kes- mek için kullanılması gibi, yasa da günahı tarif etmek için kullanılmaktadır. Eğer Allah’ın yasası için var olmasaydı, O’nun tarafından hangi eylemlerin kabul edilebilir ya da kabul edilemez olduğunu bilebilmenin kesin bir metodu da olmazdı. Günah, yasa olmaksızın var olamasa da, Pavlus yasanıngünahla ortak olmak istemediğini açıklığa kavuşturmaktadır: “Öyleyse, iyi olan bana ölüm mü getirdi? Kesinlikle hayır! Ama günah, günah olarak tanınsın diye, iyi olanın aracılığıyla bana ölüm getiriyordu. Öyle ki, buyruk aracılığıyla günahın ne denli günahlı olduğu anlaşılsın” (Rom 7:13).

Yukarıdaki ayetler, hangi bakımdan 1.Korintliler 15:54–58’i aydınlatma- ya yardımcı olmaktadır?


Tek başına okunduğunda, 1.Korintliler 15:54–58, Allah’ın yasasına karşı olumsuz bir bakış açısı sağlıyormuş gibi görünebilir. Ancak, Pavlus’un üzerinde durduğu husus, sadece günahın neolduğunu tarif ettiğinden dolayı yasanın günahı “güçlendirdiğidir.” Ve tabii ki “günahın ücreti ölümdür” (Rom 6:23). Eğer yasa için var olmasaydı, ölüm olmazdı, zira günahı tarif etmek olanaksız olurdu.1.Korintliler 15’de Pavlus’un amacı yasayı öcü gibi göstermek değil, aksine ölüm ve İsa’nın dirilişi aracılığıyla, her imanlı- nın yasayı ihlal etmekle oluşan ölüme galip gelebileceğini göstermektir.




Etkisiz Yasa


Mayıs 7


Gördüğümüz gibi, yasa bir anlamda günahı “güçlendiriyor”, diğer yandan da ger- çekten son derece aciz. Aynı nesne, nasıl hem güçlü, hem de aciz olabilir?

Yine burada da fark, yasanın kendisinden değil, kişiden kaynaklanmaktadır. Ken- disinin günahkâr olduğunu keşfeden biri için yasa, o kişiyi Allah’ın istemine karşı geldiğini ve bununsonucunun ölüme götüren bir yol olduğunu fark etmeye zorlar. Kendi günahkârlığını keşfedince, günahkâr yazılı yasayı takip etmeye karar verebilir. Ancak zaten günah işlemiş olduğu gerçeği, onuölüm için bir aday yapmıştır.

Elç 13:38, 39, Romalılar 8:3 ve Galatyalılar 3:21’i okuyun. Bizlere yasa ve kurtuluş hakkında ne söylüyorlar?



Bazı insanlar yasaya katı bir şekilde bağlılığın, kurtuluşu garanti ettiğine inanır, ancak dini öğreti böyle değildir. Yasa günahı tarif eder (Rom 7:7); onu bağışlamaz (Gal 2:21). Bundan ötürü Pavlus, günahı güçlendiren aynı yasanın, onu “güçsüzleştirdiğini” de savunmaktadır (Rom 8:3). Günahkârı suçlu olduğuna ikna etmek mümkündür, fakat bu günahkârı doğru kılmaz. Ayna bize kusurlarımızı gösterebilir;fakat onları onaramaz. Ellen G. White’ın da yazdığı gibi: “Yasa, suçladıklarını kurtaramaz; öleni hayata getire- mez.”—The Signs of the Times, Kasım 10, 1890.

Yasanın amacını tam olarak anladığımızda, İsa’nın insan ırkı için neden kefaret edici bir kurban olduğunu da kolayca anlayabiliriz. İsa’nın ölümü, önceki günahkâr insan varlığını Allah ile doğru birilişkiye getirerek, O’nun “kutsal, doğru ve iyi” yasası (Rom 7:12) içerisine yerleştirir. Aynı zamanda da O’nun ölümü, bizlere yasayı tut- makla kurtuluşa ermenin beyhudeliğini gösterir. Her şeydenevvel, eğer yasaya itaat bizleri kurtarabilseydi, İsa’nın bizim yerimize ölmesi gerekmezdi. O’nun yaptığı bu gerçek, yasaya itaatin bizleri kurtaramayacağını açıklamaktadır. Bizlere daha kudretli bir şey gerekmektedir.




Yasanın Laneti (Gal 3:10–14)


Mayıs 8


Şu ayetler bizlere insanın doğası hakkında ne söylüyor? Bu gerçeği gün- delik yaşamımızda nasıl görüyoruz? Mez 51:5, Yşa 64:6, ve Rom 3:23.


Mesih hariç, tüm insan varlığının ortak tecrübesi, herkese Adem’in günahının bulaşmış olmasıdır. Bunun sonucu olarak, doğal olan hiçbir kişi, tam olarak doğru olduğunu iddia edemez. İlyas veHanok gibi Allah’a son derece yakın kişiler vardı, fakat hiçbiri tamamen lekesiz olarak yaşayamamıştır. Doğrusu Pavlus bu gerçeği aklında tutarak şöyle deklare etmektedir: “Yasa’nın gereklerini yapmış olmaya güve- nenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Yasa Kitabı’nda yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir’ ” (Gal 3:10). Gerçek şu ki, yasa tam vemükemmel bir uyum talep eder, ve İsa hariç bunu her zaman gerçekleştiren kim var ki?

Romalılar 6:23, “yasanın lanetinin” ne anlama geldiğini tarif etmeye na- sıl yardımcı olur? Ayrıca bkz. Yar 2:17 ve Hez 18:4.


Herkes doğal olarak yasanın laneti altındadır. Yasa, hataya tolerans tanımadığından dolayı, kişi için geçmişteki günahlarını düzeltmek olanaksızdır. Bunun sonucu olarak ölüm, bireyin kaderidir. Yakupdaha da kasvetli bir tablo çizerek, bizlere yasanın bir bölümünün ihlalinin, tüm bölümlerini ihlal etmek kadar kötü olduğunu hatırlatmıştır (Yakup 2:10). Günahın ücreti ölümdür ve ölümün orantısı yoktur.

Lanet altındakilerin çaresiz durumunu fark ettiğimizde, Allah’ın sevgisinin kap- samını takdir etmek de o kadar kolay olur: “Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlı- yor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü” (Rom 5:8). Ölümü sayesinde “Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı” (Gal 3:13).



Mayıs 9

Ek Çalışma: Ellen G. White, “Tamamlandı,” S. 749–756, Sevgi Öğretmeni. “Yasa, adaleti, doğru bir yaşamı ve mükemmel bir karakteri gerektirir. Fakat insanın bu özelliklere kendi çabalarıyla ve iyi işleriylesahip olması imkânsızdır. İnsan Tan- rı’nın yasasının gereğini tam olarak yerine getiremez. Fakat Mesih insan özdeşliğinde dünyaya gelerek kutsal bir yaşam sürmüş ve mükemmel bir karaktergeliştirmiştir. O bu fırsatı kendisini kabul eden herkese tanır. O’nun yaşamı insanın yaşamının bir kefaletidir. Böylece insan geçmişteki günahlarından Mesih aracılığıyla af bulur. Üste- lik Mesih insanı Tanrı’nın karakterindeki özelliklerle donatır. İnsanın karakterini ruhsal güzelliklerle donatarak geliştirir ve onu ilahi bir karaktere dönüştürür. Böyle- ce Mesih’e inanan kişide yasanın doğruluğugerçekleşmiş olur. “Bunu adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için yaptı.” Rom 3:25, 26.”—Ellen G. White, Sevgi Öğ- retmeni, S. 753.

Özetlersek, İsa’nın ölümü, Allah’ın yasasının sürekliliğini güçlü bir şekilde gös-

termiştir. İlk ebeveynlerimiz günah işlediğinde, Allah yasalarını geri çekebilir ve ihla- lin gerektirdiği cezaları kaldırabilirdi. Ancak bu durum, dünya sakinleri için yasasız bir toplumda sefil bir şekilde varlıklarını sürdürmek demek olurdu. Bunun yerine Allah, bizlere vekalet etmesi için Oğlu’nu göndermeyi seçti, böylece tüm insanların adına yasanın gerektirdiği günahın cezasını O üzerine almış oldu. İsa’nın ölümü sayesinde tüm ırk Allah ile yeni bir ilişkiye girebildi. Bu demektir ki, İsa’ya iman sayesinde her birimizin günahları bağışlanabilir ve bizler Allah’ın huzuruna mü- kemmel bir şekilde çıkabiliriz.

Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:13 (İstanbul)





*Mayıs 10–16

Yasanın Sonu olan Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 5:12–21, 6:15–23, 7:13–25, 9:30–10:4,


Gal 3:19–24.



Ç


Hatırlama Metni: “Oysa her iman edenin  aklanması için Mesih, Kutsal Yasa’nın sonudur” (Romalılar 10:4).



ok meşhur bir dergi büyük puntolarla tam sayfa verdiği ilanda şöyle bir başlık atmıştı: “Ölümsüzlüğe Erişin! (şaka yapmıyoruz).”


Bir anlamda şaka yapıyorlardı, çünkü ilan şöyle devam ediyordu, “Adınızı ebediyete ulaştıracak hayırsever bir miras olarak bırakmak istiyorsanız, ücretsiz kitapçığımız için bizimle irtibat kurun.”


Yazarlar, araştırmacılar, filozoflar ve ilahiyatçılar teologlar, binlerce yıldır ölüm sorusunu ve yaşamımızda ölümün ne anlama geldiğini bulmaya çabaladılar. Bu nedenle, insanların ölümsüzlüğü çözmelerine yardımcı olması bakımından pek başarılı olmasa da, ilan çok zekiceydi.


Buna karşın Yeni Ahit boyunca bizlere ölümsüzlüğe ulaşmanın tek yolu gösteril- miştir ve o da yasayı tutmaya zıt olarak İsa’ya iman sayesinde—tutmak zorunda olsak bile. Aslında yasaya itaat, lütufla çatışma içinde değildir; tam tersine lütfu al- manın bir sonucu olarak bunu yapmamız gerekmektedir.


Bu hafta yasa ve lütfu keşfetmeye devam edeceğiz.



*17 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




ELLEN G. WHITE SERİSİ HAKİKAT YOLU VE HAYATIMIZ


Orijinal Adı: Steps to Christ


Çağımızın bilim ve teknik alanında kaydettiği olağanüstü gelişme- ler, maddi gereksinimlerimizin karşılanmasını bir dereceye kadar kolaylaştırmıştır diyebiliriz. Fakat maddi gereksinmelerimizin yanı sıra bir de ruhumuzun gereksinimleri vardır. Dileğimiz, çağımızın kaydettiği ilerlemeler yanında bunların da gelişmesi ve insan ru- hundaki boşluğun daha asil duygularla dolabilmesidir.


Bu yapıt, ruhsal yaşantımızın bu gereksinimini karşılamaya yar- dımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Yüz yirmiden fazla dile çev- rilmiş olan kitap, yazarın Türkçe olarak yayınlanmış ilk kitabıdır.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


SEVGİ ÖĞRETMENİ (1. ve 2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Desire of Ages


Tanrısal konularda son derece derin bir bilgiye sahip olan yazar Ellen G. White, bu kitapta İsa’nın yaşamındaki harikulade öğretileri ve önemli olayları tarih sırasına göre anlatırken, O’nun yaşamının farklı güzelliklerini ve ilahî hazinenin değerli gerçeklerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir.


Bu kitap, okuyucuyu gökyüzünün kutsal hazinesiyle ilgili olarak onun hayal bile edemeyeceği kadar iyi bilgilendirmektedir.





ELLEN G. WHITE SERİSİ SEVGİNİN ZAFERİ ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Great Hope


Kitap, Büyük Mücadele’nin son 10 bölümünü ele almaktadır. Uğrunda savaştıkları şey için çok önemli olan iki tarafın, iyinin ve kötünün arasında geçen evrensel savaşın nasıl başla- dığından ve nasıl sonlandırılacağından bahsetmektedir. Güzel olduğu kadar şok edici bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın. Okuduktan sonra artık aynı kişi olmayacaksınız.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


BÜYÜK MÜCADELE


Orijinal Adı: The Great Controversy


Eğer evrende anlam ve adalet varsa, masumlar neden suçlularla birlikte acı çekiyor? Ölümden sonra yaşam var mı? Gerçek nedir?


Bu kitap yanıtları vermektedir; ve yanıtları güvence içermektedir. Yaşamın anlamı vardır! Evrende yalnız başımıza değiliz. Bizimle ilgilenen birisi var! Birisi gerçekten de insanlık tarihiyle ilgilenmiş, hatta insanlığa bizzat katılmış, O’na ulaşabilmemizi, O’nun da bize ulaşabilmesini olanaklı kılmıştır. Güçlü eli bu gezegeni tutan ve yakında esenliğe kavuşturacak olan birisi vardır.


Bu kitabın sayfalarını çeviren hiç kimse, kitabın sadece şans eseri mi eline geçtiğini sormadan bırakmayacaktır.



ELLEN G. WHITE SERİSİ GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA 1. CİLT


Orijinal adı: Patriarchs & Prophets


Nereden geldik? Uluslar arası gerilimler uygarlığı neden yıkımla tehdit ediyor? Suç oranı neden yükseliyor? Ahlâksal standartlar neden geriliyor? Tanrı bütün bunlara kayıtsız mı kalıyor? Sorun- ları çözmemize yardımcı olacak herhangi bir şey yapıyor mu?


Beş kitaplık bir serinin ilki olan bu kitap, sıraladığımız bu soruları yanıtlamaktadır. Dünyamızın nasıl oluştuğuna, insan- lığın nasıl başladığına ışık tutmaktadır. Binlerce yıl önce gök- lerde başlayan trajik isyan anlatılmakta, Tanrı ve Şeytan ara- sında gelişerek yeryüzünün bütün sakinlerini etkisi altına alan mücadele ortaya konulmaktadır.


Yazar dünyamızda var olan doğruyla yanlış, gerçekle yanılgı arasındaki savaşı tanımlamaktadır.


ELLEN G. WHITE SERİSİ


GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA (2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: Prophets & Kings


Peygamberlerin öyküsü, 1. ciltte kaldığı yerden devam ediyor. Davut’un oğlu Süleyman, İsrail Krallığına tarihinin en zengin ve en görkemli dönemini yaşattı. Bu ciltte, Tanrı’nın seçtiği halkın O’nun isteğini yapmaktan nasıl adım adım uzaklaştığını görüyo- ruz. Yaptıkları seçimin sonuçlarına acı ve ıstırap içinde nasıl katlandıklarını, sonunda Tanrı tarafından nasıl dışlandıklarını okuyoruz. Yaşamımızda lanet ve belalar yerine bereketlere ka- vuşmak için sakınmamız gereken hataları bize öğreten bir kitap...




BATIL İNANÇLAR – Kapılma ve Kurtulma


Yazar: Kurt Hasel


Orijinal Adı: Der Zauber des Aberglaubens


İster Avrupa’dan alınmış olsun –bu kitapta bolca örneği olduğu gibi– ister Çin’de karşımıza kemik biçiminde, isterse Türkiye’deki gibi nazar biçiminde çıkmış olsun, batıl inançlar her devir ve kültürde olagelmiştir.


Çünkü insanlar nerede olurlarsa olsunlar, üç temel soruya yanıt arayıp durdular.


  •      Geleceği nasıl bilebilirim?

  •      Nasıl mutlu olabilirim, olumsuz etkilerden nasıl korunabilirim?

  •      Ölümden sonra ne olacak, ölülerle nasıl iletişim kurabilirim?




BİNLERCESİ KIRILACAK


Yazar: Susi Hasel Mundy


Orijinal Adı: A Thousand Shall Fall



Hitler Almanya’sında inançlarını sürdürmeye cüret eden bir asker ve ailesinin nefes kesen öyküsü.













YETENEKLİ ELLER


Yazar: Carson / Murphey Orijinal Adı: Gifted Hands


Aynı zamanda filmi de yapılmış olup, en çok satan kitaplar listesinde yıllardır milyonlarca adet satan bu kitapta ölmekte olan çocuklara ikinci bir şans veren olağanüstü bir cerrahın öyküsü anlatılmaktadır. Dr. Ben Carson, beyin cerrahisinde- ki umut olmayan yere umut getiren yeniliklerle tüm dünya- da tanınmaktadır.





KADERİ DEĞİŞTİREN – KUTSAL KİTAP ÇALIŞMA KİTAPÇIKLARI SERİSİ


5 adet kitapçıktan ve 1 adet promosyon kitabından oluşan bu seride Kutsal Kitap’ın Yaratılış öyküsünden, son bölüm olan Vahiy kitabına kadar tüm bölümler, kendi kültürümüze has öykü- lerle süslenerek, anlaşılır ve kolay bir dille anlatılmış olup, hem inanlı topluluğunuz, hem ken- diniz, hem de çevrenizdeki insanlar için muhteşem bir başvuru kaynağı olacaktır.






EN ZENGİN MAĞARA ADAMI


Yazar: Batchelor / Toker


Orijinal Adı: The Richest Caveman


Gerçekten yaşanmış bir öykü… Milyoner bir baba ile gösteri dünyasında çalışan bir annenin oğlu olan genç Doug Batchelor, paranın satın alabileceği her şeye sahipti. Mutluluk hariç her şeye. Uyuşturucu kullandı, okulda kavgalar çıkardı ve intihar düşüncesiyle hayaller kurdu. Kendinden tiksinen ve hayatın hiçbir amacı olmadığına inanan Doug, yaşayabileceği tüm eğ- lence ve heyecanları yaşamayı kafasına koydu. Onun aradığı mutluluk sürekli kendisinden kaçıyordu, ta ki bir dostun mağa- rasında bıraktığı tozlu bir kitabı bulana dek. Bundan sonra olanlar ancak mucize olarak açıklanabilir.




RUHLAR DÜNYASINA YOLCULUK


Yazar: Roger J. Morneau


Orijinal Adı: A Trip into the Supernatural


Gerçekten yaşanmış öyküler ve deneyimler içeren bir kitap. Küçüklüğünde ve savaş zamanında yaşadığı deneyimler Roger’i Allah’tan uzaklaştırmış, sonunda O’ndan nefret etmesine ve satanistlerin bir kulübüne katılmasına neden olmuştu. Fakat daha sonra sevgi dolu bir Tanrı’yı keşfederek iblislere ibadetten ayrılmak istedi. İşte Roger’in satanizmin dehşet verici dünya- sından ilahî müdahaleyle kurtuluşunun öyküsü.






BEREKET DAĞINDAN DÜŞÜNCELER


Yazar: Ellen G. White


Orijinal Adı: Thoughts From the Mount of Blessing


Mesih’in Mutluluk Vaatleri Dağı’ndan söylemiş olduğu sözler, zamanın sonuna dek gücünü koruyacaktır. Her bir cümle, gerçe- ğin hazine dairesinden gelen bir mücevherdir. Bu konuşmada ifade edilen ilkeler, tüm çağlar ve tüm sınıflardan insanlar için geçerlidir. Mesih, ilahî enerji ile, birbiri ardınca pek çok sınıfı, doğru karakterler edindikleri için bereketlenmiş olarak ilan ederken, onlara olan inancını ve umudunu açıkladı. Herkes, Yaşam Kaynağı’nın verdiği yaşamı sürerek, O’na iman aracılığıy- la, O’nun sözlerinde ortaya konulan standarda ulaşabilir.




DVD SERİSİ: BİZİM MİRASIMIZ




Orijinal Adı: Our Heritage – SDA Church History Yedinci–Gün Adventistleri tarihinin anlatıldığı bir DVD.



YEDİNCİ GÜN


Orijinal Adı: The Seventh Day


5 DVD’den oluşan Türkçe altyazılı bu sette Yedinci–Gün Sebt’inin tarihçesi detaylı olarak anlatılmaktadır. Hiç merak ettiniz mi, dünya üzerindeki yaşam bir tesadüfle mi başladı? Neden haftanın 7 günü var? Allah haftanın bir gününü neden diğerlerinden ayrı tuttu? Yaratı- lıştan bugüne dek Sebt Günü’ne inanan insanların izlerini süreceğiz.





BROŞÜRLERİMİZ:


YEDİNCİ–GÜN ADVENTİST TOPLULUĞU


Yedinci–Gün Adventistleri kimlerdir? Neye inanırlar? Ana dokt- rinleri nelerdir? Tarihçemiz, yaşayışımız nasıldır?






CEP BROŞÜRLERİ SERİSİ – SONUN BELİRTİLERİ:


İSA YENİDEN GELDİĞİNDE


İsa nasıl gelecek? Yeniden geldiğinde ne olacaktır? Belirtiler neler- dir? Nasıl hazır olabilirsin?


BEN KİM’İM?


İsa’nın kim olduğunun açıklandığı bu broşürde O’nun özellikleri çeşitli açılardan ele alınmaktadır.


SONSUZA DEK YAŞAYABİLİRSİN


Sonsuz yaşam nasıl elde edilebilir? Lütuf ne demektir? Nasıl kur- tulunur? Sonsuz yaşam formülü nedir?


HATIRLANMASI GEREKEN BİR GÜN


Sebt (Şabat) Günü’nün anlamı ve öneminin kısaca anlatıldığı bu broşür, onun nasıl tutulabileceğine yönelik kısa talimatlar içer- mektedir.






Ç


İsa’nın Öğretileri


oğumuz, hayran kaldığımız ve takdir ettiğimiz, yaşamımızda etkili olmuş büyük öğretmenleri hatırlarız. Bazı öğretmenler, kendi çağını aşmış ve bir sonraki nesilleri etkilemeye devam etmiştir. Seçkin öğretmenler, yaşamı kesin surette etkilemiş, öğretmiş ve çoğunlukla evrensel olarak kabul görmüştür. Tabii ki İsa,


bunların içerisindeki en büyük Öğretmen’dir.


Yaşıtları O’nu bir Öğretmen olarak kabul etmişti, zira O, ilk yüzyıldaki rabbilerin genel özelliklerini taşıyordu. Alışıldığı üzere oturur ve öğretirdi. O, sık sık Kutsal Ya- zı’dan alıntılar yapar ve bunları yorumlardı. İsa, nihayetinde sözlerini dikkatle dinle- yen, O’nu izleyen ve hizmet eden bir grup öğrenciye sahip oldu. Bunlar, O’nun za- manında yaşayan ve bulunan öğretmenlerin temel özellikleriydi.


Ancak İsa ve diğer öğretmenler arasında temel farklar mevcuttu. Diğerleri çoğun- lukla konunun entelektüel yönlerine konsantre olurken, İsa dinleyicilerinin tüm varlıklarına hitap ediyor ve onları Allah’ın lehinde karar vermeye davet ediyordu. Bunun yanında O’nu dinleyenler, İsa’nın “öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu” (Markos 1:22). Mesih’in otoritesi, uyguladığı ve öğrettiği şeylerden dolayı güvenilirlik kazandı. Fakat her şeyin ötesinde, otoritesinin kaynağı, kendi Şahsiyeti idi. O gerçeği öğretti, zira O “Gerçek” idi. Al- lah’ın cisimlendirdiği gibi şunu söyledi, “RAB şöyle diyor,” ancak daha sonra şunu ekleyecekti “fakat ben size diyorum ki.”


Bu çeyrek yılda, Müjdeler’de kaydedildiği gibi, İsa’nın ana öğretilerinden bazıları- nı araştıracağız. Kurtarıcımız, ruhsal ve pratik yaşantımıza yakışan birçok şey öğretti. O öğretilerini farklı dinleyicilere sergiledi, metodunu her bireye uyarlarken dikkat etti. Bazen bir vaaz verdi; bazen bireylerle veya gruplarla sohbet etti. Bazen açıkça konuştu; bazen Sözleri’nin anlamını gizledi. Ancak her durumda Allah ve kurtuluş hakkında gerçekleri öğretti.



Carlos A. Steger, pastör, öğretmen, editör ve yönetici olarak çalışmıştır. Ha- len, River Plate Adventist Üniversitesinde, İlahiyat Bölümü dekanıdır. O ve karısı Ethel’in üç çocuğu ve üç torunu vardır.







Pazar


Mayıs 11


Günahın Arttığı Yer (Rom 5:12–21)


Günahlara işaret etse de, yasa bizi onlardan kurtarmaktan acizdir. Ancak bu aciz- liği, tek kurtuluşumuz olan İsa’ya ihtiyacımızı gösterir.



Romalılar 5:12–21’i okuyun. Bu ayetlerde, Allah’ın lütfunun mesajı ne şekilde açıklanmıştır?







Bu pasajda günah ve ölüm arasındaki sürekli birlikteliğe dikkat edin. Defalarca birbirleriyle olan ilişkisi karşımıza çıkmaktadır. Günahtan dolayı, Allah’ın yasasını ihlal etmek, ölüme götürmektedir.


Şimdi Romalılar 5:20’yi okuyun. Yasa “girdiğinde,” yasanın günahı açıkça tanım- laması için günah çoğaldı. Ancak ölüm demek olan, günahın doğal sonucunu getir- mek yerine Pavlus şöyle diyor: “ama günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın lütfu daha da çoğaldı”. Diğer bir deyişle, günah ne kadar kötü olursa olsun, Allah’ın lütfu, imanla O’nun vaatlerini kabul edenleri kaplamaya yeterlidir.


1Yu 3:4’deki çeviriden (“günah, yasaya karşı gelmek demektir”) etkilenen bir- çokları, günahın yalnızca On Emri sınırladığını düşünür. Ancak aslına sadık çeviri şöyle olmalıdır: “günah yasasızlıktır” (anomia). Allah’ın ilkelerine karşı olan her şey günahtır. Bu nedenle Adem yasak meyveyi yediğinde, On Emir resmen açıklanmamış olsa da, o Allah’ın buyruğunu çiğnemiş (Yar 2:17) ve bunun sonucunda günah iş- lemekle suçlanmıştı. Aslında Adem’in günahından ötürü, ölümün laneti insanlığın tüm nesillerini de etkilemiştir (Rom 5:12, 17, 21).


Adem’in sadakatsizliğine karşın, Allah’ın yasasına İsa’nın sadakati, sonsuz yaşa- ma umutla sonuçlanmıştır. İsa denenmiş olsa da, hiçbir zaman günah işlemedi (İbr 4:15). Pavlus, Romalılar’da, bunu kabul edenler için sonsuz yaşamla sonuçlanan (Rom 5:18–21) İsa’nın doğru itaatini övmektedir. İsa ikinci Adem olarak yasayı tam olarak yerine getirmiş ve ölümün lanetini kırmıştır. Şimdi O’nun doğruluğu, imanlı- nın da doğruluğu olabilir. İlk Adem’in günahını miras almakla ölüme mahkûm olan kişi, artık İkincisi olan İsa’nın doğruluğunu kabul etmekle armağana sahip olabilir.







Yasa ve Lütuf (Rom 6:15–23)



Mayıs 12



İmanlılar için anlaşılması en zor kavramlardan biri, lütufla kurtulan biri için ya- sanın devam eden rolüdür. Eğer imanlı bir kişi, İsa’nın yaşamı ve ölümünün yeterli- liğini kabul ederek doğruluğu elde etmişse, o halde neden halâ yasayı tutmak gerek- lidir? Bu soru, anahtar bir hususu tekrarlamak için başka bir fırsatı sağlamaktadır: yasa hiçbir zaman kurtuluşu sağlamak için tasarlanmadı; onun işlevi (Düşüş’ten sonra), günahı tanımlamaktı. Oysa, Çarmıh hız sınırını ihlal eden birinin affedilmesi gibi, kişinin Allah’ın yasasını izleme ihtiyacını iptal etmediğinden, kişi artık ihlaline devam edemez.



Romalılar 6:12, 15–23’e göre, lütuf altında yaşamanın kapsamı nelerdir?

Özellikle bkz. Rom 6:12, 15, 17.








Lütuf ve yasa birbirine zıt şeyler değildir; birbirlerini reddetmezler. Aksine güçlü bir şekilde bağlıdırlar. Bizleri kurtaramadığından dolayı, yasa neden lütfa gereksin- memiz olduğunu gösterir. Lütuf yasaya değil fakat ölüme karşıdır. Sorunumuz yasa- nın kendisi değil, onu ihlal etmekle sonuçlanan ebedi ölümdür.


Pavlus, imanlılara vaat edilen lütuf armağanının, günaha bir bahane olarak kul- lanılmasına dikkat edilmesi konusunda uyarmaktadır (Rom 6:12, 15). Günah, yasa aracılığıyla tanımlandığından, Pavlus imanlılara günah işlememelerini söylediğinde, aslında şunu diyordu: yasayı tutun, emirlere itaat edin!


“Pavlus ilahî yasayı her zaman yüceltmişti. Yasada insanları itaatsizliğin cezasın- dan kurtaracak bir güç olmadığını göstermişti. Günahkârlar günahlarından tövbe ederek, yasasını çiğneyerek haklı gazabına maruz kaldıkları Allah’ın önünde kendile- rini alçaltmalı, ayrıca tek bağışlanma araçları olarak Mesih’in kanına iman etmelidir- ler.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 393.






Mayıs 13


Ne Zavallı İnsanım! (Rom 7:21–25)


Romalılar 7:13–25’i okuyun. Bu ayetleri nasıl anlamalıyız? Pavlus, imana gelmemiş bir insandan mı söz ediyor, yoksa bu imana gelmiş bir insanın yaşadıkları mı? Yanıtına ne gibi gerekçeler gösterebilirsin?







Eğer bu ayetlerin kimden bahsettiğinden emin değilsen, yalnız değilsin. İlahiyatçı- lar da yüzyıllar boyu bu soruyla boğuştular. Burada tarif edilen kişi, Allah’ın yasasın- dan zevk alan (inançsız olduğunu söylemek çok zor) fakat günaha köle olduğunu gören biridir (ki anlamsızdır, zira imanlılara günaha karşı yetkin oldukları vaat edil- miştir). The SDA Bible Commentary, (YGA Kutsal Kitap Tefsiri) her iki taraftaki ka- nıtlara baktıktan sonra şöyle söylemiştir: “Pavlus’un bu pasajdaki asıl gayesi yasa, müjde ve kurtuluşa hazırlanırken günaha karşı ciddi mücadelelerin içinde olduğu- nun farkına varan kişi arasında mevcut olan ilişkiyi göstermek olabilir. Pavlus’un mesajına göre yasa, mücadeleyi düşürmeye ve şiddetlendirmeye hizmet etse de, sadece İsa Mesih’in müjdesi, zaferi ve rahatlamayı getirebilir.”—The SDA Bible Commentary, Cilt 6, S. 554.


Bu ayetlere nasıl bakarsak bakalım, her zaman günahla mücadele eden kişinin halâ doğru seçimler yapma kabiliyetine sahip olduğunu hatırlamalıyız. Eğer böyle olmasaydı, günahı alt etme konusunda Pavlus’un (ve diğerlerinin) tüm vaatleri an- lamsız olurdu. Ayrıca Matta 5’in de gösterdiği gibi, günah çoğunlukla eylem yapılma- dan önce başlar. Bunun sonucu olarak kişi, yalnızca günahkâr bir şeyi düşünmekle yasayı ihlal etmiş olur. Genelde bu gerçek, hüsran kaynağı olabilirdi. Ancak Romalı- lar 7 bağlamında birey çaresiz olabilir, ama umutsuz değildir. Ruh’ta yaşayan kişi için hep mevcut olan yasa, suçtan kurtuluşun İsa aracılığıyla geldiğini sürekli hatır- latmaya yarar (Rom 7:24–8:2).








Yasanın Gayesi (Rom 9:30–10:4)



Mayıs 14



Bu haftaki çalışmamızın başlığı Romalılar 10:4’den gelmektedir—“Mesih, Kutsal Yasa’nın sonudur”. Yasa hakkında kendilerini olumsuz olarak şartlayanlar otoma- tikman ayeti şöyle yorumlarlar, “Mesih yasayı eskitti.” Ancak bu şekilde bir yorum, yasanın devamlı ilişkisini tartışan Romalılar kitabındaki ve Yeni Ahit’in diğer bölüm- lerindeki birçok referansa karşıdır.



Romalılar 9:30–10:4’ü okuyun. Pavlus burada kurtuluşun yasayla değil, imanla olduğunu nasıl açıklıyor?



Romalılar’a yazdığı mektubun geri kalanında olduğu gibi Pavlus’un bu ayetlerde- ki amacı, doğruluğun gerçek kaynağını ortaya koymaktır. Yasa, doğruluğun gösterge- sidir, fakat insanları doğru yapmak konusunda acizdir. Bu nedenle, Pavlus bir çeliş- kiyi tasvir ediyor: doğruluk için mücadele etmeyen milletler (diğer uluslardan olan- lar) onu elde ederken, doğru yasayı tutmak için çabalayan İsrailliler onu elde ede- medi. Pavlus Yahudileri doğruluğa sahip olmaktan dışlamıyor; ne de her Yahudi olmayanın doğru olduğunu söylüyor. Söylediği şey, ister Yahudi olsun isterse diğer uluslardan olanlar, yasanın günahkâra doğruluğu getirmediğidir.


Birçok Yahudi doğruluk arzusunda samimiydi, fakat araştırmaları nafileydi (Rom 10:2). Allah’a hizmet etmek konusunda gayretliydiler, ancak bunu kendi koşullarıyla yapmak istiyorlardı. Onlar Allah’ın vahyinden bir şey (yasa) aldılar ve kurtuluşlarının Kaynağı ile karıştırdılar. Yasa ne kadar iyi olursa olsun, hiç kimseyi kurtaracak kadar iyi değildir. Aslında yasa, insanı doğru yapmak yerine, bireyin günahkârlığını ortaya çıkarır; doğruluğa olan ihtiyacı artırır. Pavlus işte bu yüzden Mesih’i yasanın “sonu” olarak tarif ediyor. O, yasayı sonlandırmak anlamında “son” değildir, fakat yasanın işaret ettiği Kişi olarak yasanın “amacıdır.” Yasa, kurtuluş için O’na bakan tövbekâr bir günahkâr olarak kişiyi Mesih’e yönlendirir. Yasa tüm inanlılara Mesih’in doğrulu- ğumuz olduğunu hatırlatır (Rom 10:4).








Disipline Edici (Gal 3:19–24)



Mayıs 15



Pavlus, Romalılar kitabıyla uyumlu olarak, Galatyalılar’da yasanın gayesinin in- sanları doğru yapmak değil, günahı tanımlamadığını taahhüt etmeye dikkat göster- mektedir (Gal 3:19, 21).



Galatyalılar 3:23, 24’ü okuyun. Pavlus, yasanın gayesini tarif etmek için hangi imgeleri kullanıyor? Bu imgeler hangi anlama geliyor?



Çeviriye bağlı olarak, 24. ayetteki yasa, diğer adlandırmaların yanında, “eğitmen,” “okutman,” “asistan” ve “veli” olarak belirlenmiştir. Grekçe olan bu terim, oğlunu disipline etmek için zengin birinin işe aldığı köleyi ima etmektedir. Çocuğun disipli- ne girmesini temin etmek, eğitmenin sorumluluğuydu. Bir köle olsa da, çocuğu disiplin altında tutmak için, gerekli olan her şeyi yapma yetkisi eğitmene verilmişti, hatta fiziksel cezalandırma da dahil. Çocuk yetişkinliğe eriştiğinde, eğitmenin onun üzerinde bir otoritesi kalmıyordu.



Eğitmenin rolünün açıklanması ışığında, Mesih’in kurtuluşunu almış olan biri için, yasanın amacının ne olduğunu düşünüyorsun?





Yetişkinliğe erişen oğulun üzerinde eğitmenin artık yetkisi olmasa da, oğulun öğren- diği derslerin, artık onun olgun kararlar almasına olanak vermesi beklenir. Buna benzer olarak imanlı kişiden de, yasanın suçlayıcı gücü altında olmadığından, olgunluğa erişmiş bir kişi olarak, yasanın ilkeleri doğrultusunda eylemlerini yönetmesi beklenir.


Eğitmen rolüne ek olarak, yasanın aynı zamanda “iman” gelene dek imanlıyı ko- ruyan bir bakıcı olarak işlevi vardır (Gal 3:23). Yine burada da Mesih’in bir “son,” yasanın amacı olduğunu görüyoruz. Pavlus, “imanla aklanalım diye” (24. ayet), yasanın bizleri Mesih’e getirdiğini açıkça belirtmiştir.






Mayıs 16


Ek Çalışma: “Yasa bizlere günahı açıklar, Mesih’e ihtiyaç duymamıza, af ve esenlik için Allah’a ve Rabbimiz İsa Mesih’e tövbe ederek, sığınmamıza neden olur…


“On Emir’deki yasaya yasaklayıcı yönden değil, rahmet yönünden bakılmalıdır. Onun kısıtlamaları, itaat içinde mutlu olmamızın kesin garantisidir. Mesih’te alınmış olarak, ebedi çağlar boyunca neşeyi getirecek olan karakterin saflığı için içimizde çalışır. İtaatkâr olan kişi için bir korunma duvarıdır. Onda, insana doğruluğun de- ğişmez ilkelerini açıklayan, onları günahla sonuçlanan kötülüklerden bir kalkan gibi korumaya çalışan Allah’ın iyiliğini görebiliriz.”—Ellen G. White, Select Messages, Kitap 1, S. 234, 235.



Tartışma Soruları:


¤ Grubunuzla, Galatyalılar 3:21’de geçen harika umut hakkında konuşun. Buradaki lütuf müjdesi, nasıl çok net bir şekilde sergilenmiştir? Bu ayet, neden legalizmin mutlak panzehiri olmalıdır?


¤ Kendilerini Tanrı’nın çocukları olarak adlandıranlar için dini bir yaşam sürmek bir seçenek değildir. Eğer krallığa girmeyi arzu ediyorsak, birçok iyi niyetli birey “mükemmelliğe” ulaşmaya ihtiyacımız olduğunu vurgulamakta- dır. Maalesef, bu doktrini benimseyenler, kurtuluşun anahtarı olarak sadece kendi yeterliliğini yüceltmekle kalmayıp, aynı zamanda günahkâr insan doğa- sı gerçeğini de görmezlikten gelmektedirler. İnsanlar, günaha yönelik miras aldıkları eğilimlerle yaşamak zorundadır ve sürekli ayartılmalarla bombar- dıman edilmektedir. Bundan da kötüsü, kurtuluşlarının bir barometresi olarak sürekli kendilerine bakıp, ne kadar iyi yaptıklarını zannedenlerin başına gelebilecek düş kırıklığıdır. Allah’ın kutsallığı ve O’nun yasası ile kı- yaslandığında, içimizden kim yeterli olabilir ki? O halde dindar bir şekilde, imanlı bir yaşam sürmeye gayret ederken, kurtuluşumuzun umudunu Me- sih’in bizleri doğruluğuyla kaplamasından başka bir şeyin üzerine kuran herhangi bir teolojiye kapılmamak için nasıl dikkatli olabiliriz?




Güneşin Batışı: 19:20 (İstanbul)





*Mayıs 17–23

Allah’ın Yasası ve


Mesih’in Yasası





Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Mat 19:16–22; Yu 13:34, 35; Gal 6:1–5; Elç


17:31; Yu 5:30.



B


Hatırlama Metni: “Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgi- sinde kaldığım gibi” (Yu 15:10).


irçok ulusta hiyerarşik yasalar mevcuttur. En zirvede ulusal yönetimden olan yasalar gelir ve bunlar ülkede oturanların tümünü bağlar. Sonra belirli bölge- lerin sakinlerine ait olan taşra seviyesindeki yasalar gelir. Son olarak da en


küçük bölgeleri yöneten yerel yasalar gelir. Ülke sınırları içindeki her bölgeye, kendi seçim bölgesi için geçerli olan yasalar yapmasına izin verilse de, hiç kimse ulusal yasayla çelişen bir yasa çıkaramaz. Koşullara göre belirli yasalar farklı tarzlarda tatbik edilse de, uygulama yasanın ruhundan sapamaz.


Evrenin En Yüce Başı olan Yaratıcı Tanrı, tüm yaratıkları için yasalar tesis etmiş- tir. İsa Mesih, kendisini gönüllü olarak insan bedenine dönüştürdüğünde, Babası’na boyun eğmiş (Flp 2:5–11) ve kendisini O’nun emirlerine teslim etmişti. Böylece İsa’nın öğrettiği her şey, yasaya koyduğu perspektif, hatta verdiği “yeni” emir bile, hep Allah’ın yasası ile tam bir uyum içinde olmuştu.



*24 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Yasa ve Peygamberler


Mayıs 18



Bazıları, Sina’da Musa ile iletilen On Emir’in sadece Çarmıh’tan önceki İsrailliler ile ilgili olduğunu ve Yeni Antlaşma’nın lütuf çağında bağlayıcı olmadığına inanır. Diğerleri ise, Mesih inanlılarının eski yasadan bağımsız olduklarını, Hıristiyanların değil, sadece Yahudi mirasına sahip olanların ona bağlı kalmalarının beklendiğini öğretirler. Gördüğümüz gibi, Kutsal Kitap yasanın işlerinin hiç kimseyi kurtarmadığı- nı öğretirken, hiçbir pasaj da kişiye Allah’ın yasasını ihlal etmesi için ruhsat verme- mektedir. Eğer yapıyorsa, günaha ruhsat veriyor ve Kutsal Kitap çok önemli bir ko- nuda kendisiyle bariz bir şekilde çelişiyor demektir.


Bu bağlamda, yasayı içeren taştan tabletlerde, Allah’ın kendi antlaşma şartlarını İsrail’e açıkladığını hatırlıyoruz. Bununla birlikte Kutsal Kitap, detaylı olarak On Emir’de yer almayan daha birçok emirler içermektedir. Allah’ın istemini kapsamlı bir şekilde anlamaya çalışan rabbiler, On Emir ile bağlantılı olan 613 adet yazılı yasa saymışlardır. İsa, “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için” (Mat 5:17; vurgu eklenmiştir) gelmediğini ilan ettiğinde, rabbilerin bilgelikle- rinin de ötesine geçiyordu. On Emir’de özetlenmiş olsa da, Allah’ın yasası ya doğru- dan peygamberlere iletilmiş ya da peygamberleri aracılığıyla söylenmiştir.



Matta 19:16–22 ile 22:34–40’ı karşılaştırın. Bu ayetler, bizlere İsa ve On Emir hakkında ne söylüyorlar?





Allah’ın Söz’ü ile açıklanan yüzlerce emir olsa da, On Emir, tüm diğer yasalara tat- bik edilecek sağlam ilkeler sağlar. Bundan dolayı İsa, genç zengin yöneticiye On Emir’den beş tanesini söylemişti. Allah’ı ve komşunu sevmeyi gerektiren Yasa 6:5 ve Levililer 19:18’de bulunan emirlerde, Allah’ın yasasının çok daha güçlü bir özeti bu- lunmaktadır. İsa şöyle deklare etmişti, “Kutsal Yasa’nın tümü ve peygamberlerin sözle- ri bu iki buyruğa dayanır” (Mat 22:40). Nihayetinde, insanlar sevildiği gibi, Allah’ın yarattığı diğer insanları da sevmeye teşvik edilirken ve bu sevginin vurgulanmasında yasaya itaat temel olduğundan, İsa ve Babası aynı amaçta birleşmişti.



    Yaşamındaki hangi şey, Allah’ı ve komşunu sevdiğini göstermektedir?      




Mayıs 19


Sevginin “Kuralları” (Yu 15:10)


Kutsal Yazı, İsa’nın Allah’ın yasasına sadakatine yönelik birçok örnek sağlamakta- dır. Örneğin, O’nun Luka 2:49’daki sözleri, ailesinden ayrıldığı için dünyevi annesinin hissettiği acı vurgulandığında, genç yaşta kendi kimliğini anlamış olsa da, ailesine eve yolculukta eşlik ederek, onlara karşı “itaatkâr” olduğunu ima etmektedir (Luka 2:51). Diğer bir olayda ise, İsa çölde ayartıldığında, sadece Allah’a tapınılacağını ifade ederek Şeytan’a boyun eğmeyi reddetmişti (Luka 4:8). Ayrıca O’nun Sebt Günü’nü tuttuğuna yönelik birçok örnek mevcuttur (örneğin, Luka 4:16). Pavlus, İsa’nın tüm yaşamının Allah’ın istemine itaati temel aldığını yazmıştı (Flp 2:5–11) ve İbraniler’de söylendiği gibi, kışkırtılmasına rağmen O hiçbir zaman günah işlememişti (İbr 4:15). Bu neden- le, O son saatlere yaklaşırken şunu diyebiliyordu, “Ben de Babam’ın buyruklarını yeri- ne getirdim ve sevgisinde kaldım” (Yu 15:10).



Yu 13:34, 35’i okuyun. İsa “yeni” bir buyruk verdiğini söylerken, ne de- mek istiyordu?



İsa, buyrukları tutmakla sevgi arasında bir ilişki olduğunu biliyordu. Sevgi “kural- larından” bahsetmeye alışkın olmasak da, gerçek anlamda On Emir’in bu kurallar olduğu söylenebilir. Onlar, bizim O’na ve başkalarına sevgimizi ifade etmemizi Al- lah’ın ne kadar istediğini gösterir.


Allah sevgidir (1Yu 4:16) ve İsa öğrencilerine O’nun buyruklarını sergilemek su- retiyle (Yu 13:34, 35), Baba’sından kaynaklanan sevgi yasasını yüceltmiştir (Yu 3:16). Şimdi, birbirimizi kendimizden daha fazla sevmenin de üzerinde, İsa’nın bizleri sevdiği gibi sevmeliyiz.


“Bu sözler söylendiğinde öğrenciler bunları anlayamamışlardı; fakat Mesih’in acıla- rına tanıklık ettikten sonra, O’nun çarmıha gerilişinden, dirilişinden ve göğe yükseli- şinden sonra ve Pentikost gününde Kutsal Ruh onların üzerine indikten sonra, Allah’ın sevgisine ve birbirlerine karşı sahip olmaları gereken o sevginin niteliğine dair daha net bir anlayışa kavuşmuşlardı.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 547.








Herkesle Herşey Olmak


Mayıs 20



  1. Korintliler 9:19–23’deki yasaya olan referansa yakından bakalım. Pavlus burada ne söylüyor? Yasayı neden bu kadar güçlü bir şekilde vurguluyor?






Allah’ın arzusu, tüm insanların sonsuz yaşam armağanını kabul ederek, ebedi kral- lığının vatandaşı olmalarıdır. 1.Korintliler 9’da Pavlus, insanları Allah’ın krallığına cezbetmenin metodunu açıklamaktadır. İnsanların müjde için karar vermelerini en- gelleyen kültürel bariyerler olduğunu biliyor. Pavlus, onları yalnızca kurtulmuş olarak görmek adına, tanıklık ettiği insanların kültürüne bile uyum sağlamaya razıdır.


Nihayetinde Allah’ın krallığının bir parçası olan herkes, O’nun yasasına tabi ola- caktır. Bunun sonucu olarak, Allah için hizmet edenler de, Allah’ın istemiyle aynı çizgide olmalıdırlar. Pavlus, insanlara ulaşmak için yenilikçi metotlar kullansa da, her zaman Allah’ın yasasının prensipleri altında kalmaya dikkat ettiğini açıkça ifade etmektedir. Onun insanları kurtulmuş olarak görme arzusu, hizmet etmeleri gerek- tiğini söylediği Allah’ın yasalarından taviz vermesine izin vermemektedir. Kültürel yasalara belki uyum sağlayabilir, fakat yalnızca nihai yasa ile çelişmiyorsa. Metoduna hükmeden ilke, “Mesih’in yasasıdır” (1Ko 9:21).


Mesih’in kullandığı ilke olarak, Pavlus’un ima ettiği “Mesih’in yasasını” da anla- yabiliriz. Sadece seçilmişleri değil, tüm insanları sevmeyi temel alan bir metottu bu. Pavlus, Mesih’in yasasını, Allah’ın yasasına bir alternatif olarak görmemektedir. Bu ikisi birbiriyle uyumlu olarak çalışmak suretiyle, Mesih’in sevgi yasasının seven bir Tanrı’nın yasası uyarınca, lütufla kurtulanlara tanıtılabilmesi için kullanılmalıdır. Aslında Pavlus’un, kaybolanlara ulaşmak adına O’nun istemini açıkladığı tüm bö- lüm, “Mesih’in yasasında” belirtilen, bir tür kendini feda edici bir sevginin mükem- mel örneğidir.






Mayıs 21


Mesih’in Yasasını Gerçekleştirmek (Gal 6:2)


İster yazılı dökümanlarla, isterse doğada açıklanmış olsun, Allah’ın yasası, O’nun istemini anlamaya muktedir olan herkese açıktır (Rom 1:20, 2:12–16). Bunun so- nucunda, hiç kimse Allah’ın temel taleplerinden habersiz olduğunu iddia edemez. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23) ve böylece yıkıma uğrayacaktır (Rom 6:23, Hez 18:4). Ancak her şey kaybedilmedi: İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişi sayesinde kazanılan sonsuz yaşam armağanıyla, lanet tersine çevrildi (Ef 2:8).


Pavlus’a göre lütuf, imanlıyı itaatkâr bir yaşam sürmeye teşvik etmelidir (Rom 6:15, Ef 2:10, Titus 2:11–14), ancak hepimizin de çok iyi bildiği gibi, her zaman olması gereken şekilde itaatkâr ve imanlı yaşayamayız.



Galatyalılar 6:1–5’e göre, “Mesih’in yasasını” belli etmenin yollarından biri nedir?



Herkesin ayartılmalara tabi olduğunu ve zayıflık anlarında günaha boyun eğdiğini hatırlamak çok önemlidir. Bu kabullenmeyle, bir kişinin düşmüş olan kardeşini derhal kınaması duygusuzcadır. Hiç günah işlememiş İsa bile, günaha kapılanlara destek olmuştu. Ellen G. White’ın da İsa hakkında yazdığı gibi, “Zayıflıklarından dolayı insanları eleştirmedi.”—Sevgi Öğretmeni, S. 335. Pavlus, imanlıları yola getirmek amacıyla onlara destek olunması konusunda uyarmıştı (Gal 6:1). Diğer bir deyişle, günah işleyen biri, Allah’ın yasasının kurallarına uyması yolunda bir kez daha cesaretlendirilmelidir.


Mesih’in yasası, merhametle yürütülür. Eğer O’nun kurbanlık ölümü için olma- saydı, Allah’ın yasasını tutmanın da hiçbir gerekçesi olmazdı. Ancak, Mesih sonsuz yaşamı mümkün kıldığından, zayıflık anlarından sonra imanlının Allah’ın yasasını yeniden tutmaya başlamasını teşvik eden bir dürtü vardır. İmanlı kardeşler, tövbekâr günahkârı yeniden Allah’ın sevgi yasasına geri döndürmek için, Mesih’in yasasını bir araç olarak kullanmalıdırlar.








Yasa ve Yargı (Yu 5:30)



Mayıs 22



Allah’ın yasası, merhamet yasası olsa da, Allah sonuçta bunu yargı standardı ola- rak kullanacaktır. Allah günahkârın tövbe etmesi ve O’na sadık kalması için fırsatlar sağlamaya devam etmektedir, ancak şöyle bir haykırışın yükseleceği saat gelmekte- dir, “Kötülük yapan, yine kötülük yapsın. Kirli olan, kirli işlerini sürdürsün. Doğru olan, yine doğruyu yapsın. Kutsal olan kutsal kalsın” (Vah 22:11). Bu ilan, son yar- gının başlamasına hizmet eder.



Vahiy 14:7’de ilk melek, Allah’ın yargısını ilan ederken, birkaç ayet Me- sih’in yargısından bahseder (örneğin, Elç 17:31, 2Ti 4:1, 2Ko 5:10). Yu 5:30, yargıda İsa’nın rolünü anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır?




Mesih, insan özdeşliğini aldığında İlahi doğasını bir tarafa bırakmış olsa da (Flp 2:5–11), O halâ Babasıyla özel bir ilişki içindeydi. Dini liderler O’nu dine küfretmek- le suçladıklarında, yargının da dahil olduğu belirli ilahi görevleri gerçekleştirmek için Allah’ın kendisine yetki verdiğini söylemişti (Yu 5:19–30). Mesih’in yargının sorum- luluğunu taşımaya atanması gerçeği, Allah’ın merhametini göstermektedir. Mesih insan ırkıyla bir olduğundan dolayı, tarafsız olarak yargılama durumundadır. İnsani tecrübeye aşina olduğundan, Mesih insanları adaletsizce suçlamayacaktır. Aslında Mesih, suçlamanın Kendisinden gelmediğini, aksine Allah’ın buyruğuna kulak ver- meyi reddettiğinden dolayı tövbekâr olmayan günahkârın kendisini suçlu duruma düşürdüğünü öne sürmektedir (Yu 12:48).


Birçokları Allah’ın yasasının içeriğine aşinadır, fakat nasıl tutacaklarını bilmezler. Yasa, krallığa ne kadar yakınlaştığımızı görebilmek için kullanılacak bir kontrol liste- si değildir; aksine sevginin çeşitli ilkelerini vurgulayan bir araçtır. Yasayı gerçekleş- tirmek, Allah’tan kişisel bir kazanç elde etmek için ona itaat etmek değildir, aksine ona ihtiyaç duyanlarla Allah’ın sevgisini paylaşan her imanlıya işaret etmektedir. Yargının standardı olarak yasa, bireyin Allah ve insanlıkla paylaştığı sevgi derecesini ölçmeye hizmet eder. Mesih son yargıya liderlik ettiğinde, yargının standardı olan sevginin değişmez yasasını kullanacaktır (Yakup 2:12).





Mayıs 23

Ek Çalışma: Ellen G. White’ın, “Church Discipline” S. 260–264; “ ‘Consider One Another,’ ” S. 260–266, Testimonies for the Church, Cilt 7 kitabını okuyun.



“ ‘Birbirinizin yükünü taşıyın ve böylece Mesih’in yasasını yerine getirin.’ Yine burada görevimiz açıkça önümüze serilmiştir. Mesih’in takipçisi olduğunu iddia eden biri, bu ilham verici uyarıları nasıl kaygısızca dikkate almaz? …


“Kendi kalbimiz hakkında çok az şey biliyoruz ve Allah’ın merhametine olan ihti- yacımız hakkında da çok az şey hissediyoruz. İşte bu yüzden İsa’nın bizlere gösterdiği ve bizim de başkalarına göstermemiz gereken tatlı şefkate o kadar az değer veriyoruz. Kardeşlerimizin de tıpkı kendimiz gibi zayıf, hata yapan faniler olduğunu hatırlamalı- yız. Diyelim ki bir kardeş dikkatsizliğinden dolayı ayartılmalar altında eziliyor ve genel davranışlarına aykırı olarak bazı hatalar yapıyor; ona yönelik ne gibi bir yol izlenmelidir? Kutsal Kitap tarihinden, Allah’ın büyük ve iyi işler yapması için kullan- dığı insanların, çok ciddi günahlar işlediğini öğreniyoruz. Rab bunları azarlamadan geçmedi, ne de hizmetkârlarını bir kenara attı. Tövbe ettiklerinde, onları merhametle bağışladı, mevcudiyetini açıkladı ve onlar aracılığıyla çalıştı. Zavallı, zayıf fanilerin, Allah’tan ve kardeşlerinden merhamet ve hoşgörü ihtiyaçlarının ne kadar büyük olduğunu düşünmelerini sağlayalım. Başkalarını yargılamaktan ve suçlamaktan sakınmalarını sağlayalım.”—Ellen G. White, The Signs of the Times, Ocak 25, 1883.


Tartışma Sorusu:





Güneşin Batışı: 19:26 (İstanbul)





*Mayıs 24–30


Yasa ve Müjde Olan Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 7:7–12; Yas 30:15–20; Mat 7:24–27; Elç 10:34, 35; Yu 15:10; Ef 2:1.


M


Hatırlama Metni: “Kutsal Yasa Musa aracılığıyla verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi.” (Yu 1:17).



esih’ten yüzyıl önce yaşamış Romalı şair Lukretius, tarih içerisinde kaybol- muş, Ortaçağ’ın “Eşyanın Tabiatı” olarak adlandırdığı meşhur bir şiir yaz- mıştı. Sık sık ateist olmakla suçlansa da, Lukretius şiirinde tanrıların varlı-


ğını inkâr etmemişti; sadece tanrı olmanın verdiği üstünlükle, onların insanlığa karşı kesinlikle hiç ilgi duymadığını iddia etmişti.


Buna karşın Kutsal Kitap, sadece bir Tanrı olduğunu ve O’nun burada olanlarla hararetli bir şekilde ilgilendiğini iddia etmektedir. O’nun insanlıkla şefkatle ilgilen- mesinin iki belirtisi vardır; yasası (ki nasıl yaşamamız gerektiğine rehberlik eder) ve lütfu (bizler yasayı çiğnesek bile bizleri kurtaran aracılığı). Çoğunlukla bunlar birbi- rine zıt gibiymiş görülse de, yasa ve lütuf zaruri olarak birbiriyle bağlantılıdır. Onların işleyiş metodu farklı olabilir, fakat birlikte doğruluğun günahı yenmesi gerektiğini gösterir. Allah’ın yasasının ve lütfunun belirtisi O’nun insanlığa olan sevgisine ve bizleri ebedi krallığına kabul ederek kurtarma arzusuna dair güçlü bir kanıt sağlar.



*31 Mayıs Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Günah ve Yasa


Mayıs 25



Romalılar 7:7–12’yi okuyun. Günah ve yasa arasındaki ilişki hakkında Pavlus burada ne söylüyor? Neden, “Kutsal Yasa günah mı oldu?” şeklinde bir soru soruyor?





Pavlus, yasa ve günahı o kadar yakından ilişkilendiriyor ki, şu retorik soruyu so- ruyor, “Kutsal Yasa günah mı oldu?” Yanıt tabii ki hayır’dır; tam tersine bölümün sonunda şöyle söyleniyor, “İşte böyle, yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir.” Burada geçen “işte böyle” ifadesi onun iddiasının sonucunu gös- termektedir: böylece günahtan uzak olan yasa, aslında kutsal ve iyidir.


Pavlus’un burada söylediği şey, suçlayıcı yasa ile suç arasındaki ilişkiye benze- mektedir. Sadece yasada suç olduğu belirtilen bir şey suçtur. Bir ülkede yaptığınız bir şeyden dolayı hapse girersiniz ama başka bir ülkede bu yasal olabilir. Sebep: bir ülke bu eylemi yasaklayıcı bir yasa çıkarmıştır, diğeri değil. Aynı eylem olmasına rağmen, iki farklı hüküm mevcuttur. Farkı yaratan nedir? Yasa.


Ayrıca hatırlanması gereken çok önemli bir nokta da, bir şeyin yasal olması, onun iyi olduğu anlamına gelmediğidir. Eskiden Amerika’da, kaçak kölelerin efendilerine geri teslim edilmesi talep ediliyordu. Yasa buydu; ancak pek adil değil. Ancak Allah’ın yasasının, O’nun seven karakterini yansıttığını biliyoruz. Bu nedenle Pavlus, yasanın kutsal ve iyi olduğunu söylüyor; bunu tasarlayanın kim olduğunu göz önüne aldığı- mızda, başka nasıl olabilirdi ki?



Yasaya ilişkin hususu kanıtlamak için Pavlus’un Romalılar 7:7’de kul- landığı emrin önemi nedir? Neden “Çalmayacaksın” buyruğunu değil de bir diğerini kullanmıştı?


Belki de Pavlus yanlış olduğu o kadar çok açık ve net olmadığı için, başkaları ye- rine bu buyruğu kullandı. Birçok insan göz dikmenin aslında yanlış olduğuna inan- mayabilir. Cinayet, hırsızlık, evet; genelde birisinin bunları bilmek için On Emir’e bile ihtiyacı yoktur. Ya göz dikmek? O halde bu, bizlere günahın ne olduğunu göste- ren şeyin yasa olduğunu belirtmek için mükemmel bir örnek. Aksi takdirde, göz dikmenin yanlış olduğunu bilemezdik.







Yasa ve İsrail (Yas 30:15–18)



Mayıs 26



İsraillilere yasanın verilmesi çok özel bir eylemdi. Yasayı Musa’ya vermeden hemen önce Allah kendi halkına “kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus” (Çık 19:6) olduğunu hatırlatmıştı. Dünya üzerindeki tüm uluslar içerisinde, Allah sadece İsrail’e özel bir şekilde yasasını açıklamıştı (Rom 9:4). Yasa bir yük olsun diye değil, seçilmiş ulusun kitlelere Allah’ın iktidarının temeli olan ahlâki kuralları açıklaması için, bir araç olsun diye verilmişti. Evrensel müjdecilik görevinde İsrail, Allah’ın ortağı olacaktı ve Allah’ın yasası, O’nun konuşmacılığını yapanlar için tanımlayıcı bir işaret olacaktı.



Yasa 30:15–20’ye göre, yasa ile İbrahim, İshak ve Yakup’a verilen vaatler arasındaki ilişki nedir? Ayrıca, daha da önemlisi, bu ilkeler aynı şekilde Yeni Antlaşma altında günümüzde bizlere nasıl tatbik edilebilir? Bkz. Mat 7:24–27.



Allah, temsilcisi olarak İsrail’i seçmişti. İsrail, İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a vaat edilen bereketleri dünyadaki ulusların alması için aracılık edecekti. Ancak bu bere- ketler otomatik olarak gelmiyordu. Seçilmiş bir ulus olarak İsrail’den, Rab’bin iste- miyle uyum içinde hareket etmesi bekleniyordu. Musa, yaşam ve refahın, sadece insanların Allah’ın “buyruklarına, kurallarına ve ilkelerine” (Yas 30:15, 16) uymala- rı halinde geleceğini açıkça belirtmişti.


İsrail tarihine iz vuran sayısız isyan öykülerini gördüğümüzde, İsrail’in antlaşma şartlarına erişme konusunda başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, “herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23). Dünya üzerindeki hiçbir ulus, Allah’ın istemini gerçekleştiremedi. Yeni tarihimizde bile, Hıristiyan olduklarını iddia eden bazı uluslar, Allah’ın davasını savaş kışkırtıcılığıyla, ön yargıyla ve baskıyla yanlış bir şekilde temsil etmişlerdir.








Yasa ve Uluslar (Elç 10:34, 35)



Mayıs 27



Elç 10:34, 35; 17:26, 27; Romalılar 1:20 ve 2:14’ü okuyun. Bu ayetlerin merkezi öğretisi nedir?





İsrail’in hatalarına rağmen, Allah insanları diğer uluslara tanıklık yapmaksızın bı- rakmadı. Allah’ın yazılı vahyini almak ayrıcalığına erişemeyenler, doğal vahyin sayfa- ları aracılığıyla ilahî mesajları aldılar (Rom 1:20). Allah’ın doğa kitabı, bir kişiyi O’na yönlendirecek kadar yeterli bilgi içerir.


Allah, her insan varlığına belirli ölçüde ruhsal arzu aşılamıştır. Pavlus’a göre, Al- lah’ın nüfuz edici Ruh’unu hissedenler, O’nu bulmak için bir sorgulama sürecine gireceklerdir (Elç 17:27). Birçok insan, ün, güç, para, seks gibi bu dünyadaki hiçbir şeyin veremeyeceği oranda, yaşamlarında bir boşluk hissediyor. Vaiz kitabının kal- binde bu mesaj vardır. Bu boşluk, bu doyumsuzluk, insanları çoğunlukla gündelik varoluşu da aşan, daha ötelerde bir şeyler araştırmaya iter. Onlar ruhlarının hasretini ve boşluğunu teskin etmek için, vahyedilen gerçeğe doğru arzuyla yöneltilirler. Al- lah’ın istemi, ister yazılı belgeler aracılığıyla açıklansın, isterse doğayla, bunu alan kişinin onu harekete geçirme sorumluluğu vardır. Onu veren araç ne olursa olsun, gerçek gerçektir ve gerçeği örtbas edenler, Allah’ın gazabına uğrarlar (Rom 1:18). Bunun sonucu, birçok insan Kutsal Kitap’ı veya On Emir’i alamamış olsa da, Allah yine de onları edindikleri gerçek oranında sorumlu tutacaktır. Nihayetinde herkes yargılanacaktır ve yargının standardı yasa olacaktır: Allah’ın yasası ya peygamberi Musa aracılığıyla kesin bir şekilde açıklanmıştır, ya da yazılı yasadan habersiz olanla- rın, Allah’ın doğadaki sesini dinleyerek geliştirilen vicdan yasası şeklindedir.






Mayıs 28


Lütuf ve Gerçek (Yu 1:17)


Yuhanna, kurtuluş tarihini bir ayette yoğunlaştırmıştı: “Kutsal Yasa Musa aracılığıy- la verildi, ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi” (Yu 1:17). Adem’in günahı- nın sonucu, tüm insanlık ölümün lanetinden etkilenmişti. Lanet, İsa haricinde, insani ebeveynlerden doğan hiç kimsenin, günahkâr eğilimlerden özgür olmadığı gerçeğinde yoğunlaşmaktadır. Bu yüzden Allah, diğer uluslara O’nun ışığı olsun diye yasasını açık- layacak insanlar seçmişti. Allah İsrail’e yasasını bir kurtuluş aracı olarak değil, bilakis onların doğruluğa ihtiyaçlarını sürekli hatırlatan bir araç olarak vermişti.



Filipililer 2:8, Yu 15:10 ve Matta 26:39, bizlere İsa’nın yaşadığı tarzda bir yaşam hakkında ne söylerler?



İlk Adem, Allah’ın kesin buyruğuna itaatsizlik ettiğinde, tüm dünyayı karmaşaya ve köleliğe düşürdü. Diğer yandan, itaatkâr yaşamıyla İkinci Adem olan İsa, dünyayı ilk Adem’in getirmiş olduğu kölelikten kurtarmaya geldi. İsa bu dünyada yaşadığında, kendi istemini gönüllü olarak Babasının istemine bağladı ve günah işlememeyi seçti. İlk Dün- yaya kınanmayı ve yalanı getiren Adem’den farklı olarak, İsa “lütuf ve gerçeği” getirdi. Lütuf ve gerçek, yasayı geçersiz kılmadı. Aksine İsa, yalnızca yasanın neden kurtuluşu sağlamaya yetmeyeceğini gösterdi. O’nun getirdiği gerçek, lütuf konusunda daha mü- kemmel bir anlayıştı.



Romalılar 6:23 ve Efesliler 2:8’e göre, İsa’dan kaynaklanan lütfun doğası nedir? İsa, insanlar için lütfu nasıl sağlamıştı?



“Lütuf” (karis) olarak çevrilen Grekçe sözcük, aynı zamanda “armağan” anlamına gelir ve sevinç (kara) terimiyle ilişkilidir. İsa’nın insanlığa verdiği armağan sonsuz yaşamdır. Bunun da ötesinde lütuf, kendisini yasanın sağladığı doğrulukla bireyin katılımını müm- kün kılan, Mesih’in nüfuz ettiği varlığı olarak gösterir. Pavlus benlikteki günahı kınarken İsa’nın, “yasanın gereğinin bizlerde yerine gelmesini” (Rom 8:4) mümkün kıldığını söyle- mektedir. Lütuf bizleri sadece yasanın suçlamasından özgür kılmakla kalmaz, aynı zaman- da yapmaya çağrıldığımız yasayı tutmamıza izin verir.







Yasa ve Müjde (Rom 1:16, 17)



Mayıs 29



Yaşamlarımız ne kadar “iyi” olursa olsun, günahın sürekli hatırlatıcılarından hiç kimse kaçamaz. Mutluluk, kaçınılmaz olarak hastalık, ölüm ve felaketlerle kesintiye uğramaktadır. Kişisel bazda ruhsal güvenlik hisleri, çoğunlukla geçmişteki günahla- rın hatırlanması ve bundan da kötüsü yeniden günah işleme baskısıyla ezilir.



Romalılar 6:23, 7:24 ve Efesliler 2:1, günahın etkisini nasıl tarif eder?





Günah ve haksızlık içerisinde yaşayan bir kişi, yalnızca son nefesinin de bedenini terk edeceği günü bekleyen, yürüyen bir cesettir. Pavlus, insanın durumunu değer- lendirdiğinde, çaresizce şöyle haykırıyordu, “Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?” (Rom 7:24). Bu bir adaletsizlikten kurtuluş çığlığıdır. Pavlus kurtulu- şun İsa sayesinde geleceğini çabucak fark etmiştir (Rom 7:25).


Müjde budur. Adaletsizliğin pençesine düşmüş olan bizler için iyi haber, Mesih’in doğruluğuyla kaplanabileceğimizdir. Müjde, yasanın suçlamasından kaçabileceğimi- zin garantisidir, zira artık yasanın sağladığı doğruluğa sahibiz (Rom 8:1).


Pavlus, Roma’daki imanlılara yazdığında, İsa’nın ölüm öyküsü tüm imparatorlukta dolaşmaktaydı. Bunu duyanlar, O’nun ölüm tarzının korkunçluğundan haberdardı. Sevdikleri, çarmıhta infaz edilmiş olan insanlar, çoğunlukla utanç dolu bir yaşam sü- rerler. Ancak Pavlus ve sayısız imanlı, Mesih’in “utanç dolu” ölümünün, insanlık tari- hindeki en kudretli olay olduğunu biliyorlardı. İşte bu yüzden Pavlus şöyle diyor, “Çün- kü Müjde’den utanmıyorum. Müjde iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı gücü- dür” (Rom 1:16, yazarın çevirisi). Müjdenin merkezi, sonunda ölümün son söze sahip olmadığı ve İsa tarafından kurtulanların, yeni bir dünyada sonsuza dek yaşayaca- ğına ilişkin büyük vaattir.






Mayıs 30


Ek Çalışma: Ellen G. White’ın, “Preaching the Distinctive Truths,” S. 231, 232, Evangelism; “The Faith That Works” ve “How Faith Is Made Perfect,” S. 88, 89 The Faith I Live By kitaplarını okuyun.


“Allah’ın önündeki duruşumuza veya bizlere kulluk erdemi sayesinde Allah’ın ver- diği armağana hiçbir şeyin etki etmemesi için konuyu açıklığa kavuşturalım ve yalınlaş- tıralım. İman ve işler, herhangi bir kişi için kurtuluş armağanını elde etmiş olsaydı, o zaman Yaratıcı, yaratılanlara karşı yükümlülük altında olurdu. İşte burada yalanın gerçekmiş gibi kabul edilme olasılığı vardır. Eğer bir kimse, yaptığı herhangi bir şeyden dolayı kurtuluşu hak edebilirse, o zaman bu kişi, tıpkı bir Katolik’in günahlarına karşı- lık kefaret edilmesinde olduğu gibi, aynı duruma düşer. Böylece kurtuluş, bir bedelle kazanılacak kısmi bir borç olur. Eğer insan, iyi işleriyle kurtuluşu elde edemiyorsa, o zaman İsa’yı kabul ettiği ve inandığı için elde eden günahkârın, bunu tamamen lütufla almış olması gerekir. Bu tamamen ücretsiz bir armağandır. İmanla aklanma tartışma götürmez. Düşmüş olan insanın iyi işlerle sahip olduğu erdemlerinin hiçbir zaman ona sonsuz yaşamı temin etmeyeceği anlaşıldığında, bu mesele ile ilgili tüm bu ihtilaf- lar da sona erecektir.”—Ellen G. White, Faith and Works, S. 19, 20.


Tartışma Soruları:


¤ Yukarıdaki Ellen G. White’ın alıntısı üzerinde düşünün. En kötü gü- nahkârlar için bile bu sözlerin sağladığı harika ve umut dolu gerçekleri tasavvur edin. Kendimiz için bu vaatlere tutunmayı nasıl öğrenebiliriz ve bunlara gerçekten inanarak yaşayabiliriz?

¤ Allah yasasını Musa aracılığıyla İsrail’e vermiş olsa da, Kutsal Kitap O’nun istemini, yazılı vahye erişimi olamayan insanlara açıklamak için başka metotlar da kullandığını açıklamaktadır (örneğin, Rom 1:20; 2:14; Elç 17:26, 27). Eğer Allah herkese konuşabiliyorsa, o zaman müjdecilere düşen görev nedir?


¤ Yu 1:17, “lütuf ve gerçeğin” İsa Mesih ile kaynaklandığını ifade eder. Bu ayeti kullanarak, birçok insan yasayı “lütuf ve gerçeğin” karşıtı olarak dü- şünür. Bu, neden bölünmeye sebep olan yanlış bir görüştür? Kurtuluş pla- nında görüldüğü gibi, Allah’ın karakterini açıklamak için “lütuf ve gerçek” nasıl birbiriyle çalışır?


¤ Rus yazar Fyodor Dostoyevsky, neden çoğu insanın kendisini öldürmek istemediğini araştıran bir karakter yaratmıştı. Bir ateist olarak, insanların neden çoğunlukla acıyla dolu, anlamsız bir yaşam sürmek istediğini anla- yamamıştı. Bu düşüncenin mantığını tartışın.


Güneşin Batışı: 19:32 (İstanbul)





*Mayıs 31–Haziran 6

Yasa ve Antlaşmalardaki Mesih





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yar 9:12–17, 17:2–12, Gal 3:15–28, Yas 9:9,


İbr 10:11–18, İbr 9:15–28.



Hatırlama Metni: “Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öl- dü” (İbraniler 9:15).

İ


nsanlığı kurtarmak için Allah’ın ebedi kararı, çağlar boyunca süren antlaşmayla bizlere açıklandı. Kutsal Kitap antlaşmalardan çoğul olarak söz etse de (Rom 9:4, Gal 4:24, Ef 2:12), insanların erdemlerinden değil, imanla kabul ettikleri takdirde onlara sunulan İsa’nın erdemleri temelinde, kurtuluşun günahkârlara verildiği sade- ce tek lütuf antlaşması mevcuttur. Çoğul haldeki antlaşmalar, farklı zamanlarda ve durumlarda halkının ihtiyaçlarını karşılamak adına, Allah’ın antlaşmayı çeşitli yollar- la şekillendirerek, kurtarıcı gayesini geliştirdiği anlamına gelmektedir. Ancak o her


zaman tek bir antlaşmadır—Allah’ın kurtarıcı lütfunun ebedi antlaşması.


Bu antlaşmanın kalbi, Rabbimizin sabit, sadık sevgisidir, Kutsal Kitap’ın bazen antlaşmalarla bile eşit tuttuğu bir sevgi (bkz. Yas 7:9, 1Kr 8:23, Dan 9:4). Bu ant- laşmanın parçası olarak, Allah halkına yasasına itaat etmesi çağrısı yapmaktadır, bir kurtuluş aracı olarak değil, onun bir meyvesi olarak. Yasa ve lütuf, birlikte Allah’ın ebedi anlaşmasının her zaman merkezi olmuştur.


* Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.





Pazar


Haziran 1



Antlaşmanın İşaretleri (Yar 9:12–17)


Bir antlaşma, ya bir tarafın ya da her iki tarafın yaptığı vaatlere dayanan bir söz- leşmedir. Bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için iki temel metot vardır. Birincisi, antlaşmada yer alan her iki taraf da ilişki şartlarına uyarak, müşterek vaatler yapar- lar. Bu evlilik durumunda, firmaların birleşmesinde, hatta emlak satın alınmasında bile uygulanır. İkinci kategoride ise, taraflardan biri her iki tarafa vaatleri ve paraya çevrilemez koşulları taahhüt etmekle antlaşmayı başlatır, diğer taraf da buna katıl- maya davet edilir. Vergilerin ödenmesine veya eğitim kurumlarına kayıtlarda buna benzer örnekler vardır. Her iki durumda da, taraflar antlaşmadan çekilmekte özgür- dür, ancak genelde bunun bir neticesi vardır. (Örneğin ipoteğini ödeyemeyen bir kişi evini kaybedebilir, veya vergilerini ödemeyen kişi mahkemeye verilebilir.)


Antlaşmalarda genellikle en az bir imza veya mühür olur. Örneğin, krediyle ev sa- tın alan bir kişi, meblağın tümü ödenene kadar tapu dairesinde tapu senedinin üze- rine ipotek konulduğunu belirten banka sözleşmesine birçok imza atmak zorunda- dır. Veya evlenen kişiler, devletin vermiş olduğu evlenme kütüğüne imza atmak zo- rundadır. İmza, antlaşmanın kendisi değildir, fakat kişinin antlaşmaya itaat etmekle yükümlü olduğunun bir göstergesidir.



Yaratılış 9:12–17 ve 17:2–12’yi okuyun. Buradaki olaylarda, sembol ile antlaşma arasındaki fark nedir? Ayrıca bu iki antlaşma arasındaki farklar nelerdir?





Yaratılış 9:9’da Allah’ın yaratıklarıyla olan antlaşması, artık bir daha dünyayı suy- la yok etmeyeceğiydi. Göklerde ne zaman gökkuşağı görünse, herkesten Allah’ın vaadini hatırlaması beklenmekteydi. Aynı şey, her Yahudi erkeğinin uluslara bereket olmasında bir rolü olduğunu belirten, sünnet işareti için geçerlidir. Antlaşmanın biri tüm insanlıkla yapılırken, diğeri özellikle İsrail ulusuyla yapılmıştı. Ayrıca Tufan’dan sonra insanlıkla yapılan antlaşmada, insanların bir şey yapması gerekmiyordu; in- sanların ne yapmış olduklarına bakılmaksızın vaat verilmişti. Ancak ikincisinde, İsrail ile yapılan antlaşmada durum böyle değildi; insanlar antlaşmada kendi üzerle- rine düşeni yerine getirmek zorundaydı.







Antlaşmanın Vaatleri


Haziran 2



Antlaşmalar, vaatler üzerine kuruludur. Aslında her iki terimi de birbiriyle yer de- ğiştirerek kullanmak mümkündür. Tabii ki bir antlaşma yapıldığında, vaadi (antlaş- mayı) yapan kişiden, vaat edilen (antlaşması yapılan) şeyi vermesi beklenir.


Eski Ahit’te bazı antlaşmalar bölgesel ve sınırlı bir işleve sahipti (örneğin bkz.


Yar 31:43–54).


Yakup ile Lavan arasında geçen olay, toplum içinde ve toplumlar arasında yapılan işlemleri kapsayan antlaşmalar olabileceğini göstermektedir. Mispa’daki anıt, sadece iki klana tatbik edilecek bir antlaşmanın işareti olacaktı. Antlaşmanın uygulandığı taraflardan birisi öldüğünde, antlaşmanın hükümleri de geçersiz kalacaktı. İnsanlar arasında yapılan antlaşmadan farklı olarak, Yehova’nın Nuh ve İbrahim ile yapmış olduğu antlaşmanın ebedi geçerliliği vardı.



Galatyalılar 3:15–28, İbrahim’in antlaşmasının geniş imasını açıklamaya nasıl yardımcı olmaktadır?





Kutsal Kitap boyunca Allah, vaatleri tüm insanlık için geçerli olan birkaç evrensel antlaşma yapmıştır. Tüm dünyanın Tufan’dan etkilenmiş olduğunu bilen Yehova, yaratılışın yeniden suyla yok edilmesine izin vermeyeceğini vaat etti. İbrahim ile olan olayda, Allah insanlığın doğruluk ihtiyacını gördü ve böylece İbrahim’in soyuyla tüm uluslara bereket sağlayacağını vaat etti (Yar 22:18).


Allah’ın Sina’da belirli bir ulusla yaptığı antlaşmanın evrensel bir önemi de vardı. Herhangi bir yabancının seçilmiş insanlara katılabileceği konusunda (örneğin, Çık 12:48, 49) ve İsrail’in hizmetinin tüm dünyaya müjdeci bir ışık (Çık 19:5, 6) olacağı yönünde Allah çok açıktı.








Antlaşma Yazıtı


Haziran 3



Antlaşma vaatlere dayansa da, genellikle vaatlerin gerçekleşmesinden önce karşılan- ması gereken koşullar vardır. İbrahim ile yapılan antlaşma, İbrahim’den doğan veya onun soyundan gelen tüm erkeklerin sünnet edilmesini içeriyordu. Yehova İsrail ile antlaşma yaptığında, ilişki taleplerini şahsen taştan tabletlere kazımıştı (Yas 9:8–11). On Emir’de korunmuş olan bu talepler, Allah’ın tüm insanlarla olan ebedi antlaşmasının temelini şekillendiriyordu.


Antlaşmanın belirli koşullarını detaylandırdığından dolayı, On Emir sık sık “ant- laşma levhaları” olarak da anılır (Yas 9:9). On Emir, Allah ile antlaşma ilişkisi içine girenlerin hayatını zorlaştırmak için tasarlanmış zorlayıcı bir süreç değildir; aksine Allah’ın sevgisinin göstergesi olarak, bu emirler Rableri ile antlaşma ilişkisine giren- lerin fayda sağlaması için verilmiştir.



Yeremya 31:31–34 ve İbraniler 10:11–18, Yeni Antlaşma’da Allah’ın ya- sasının ebedi doğasını ne şekilde desteklemektedir?





Sina Dağındaki Eski Antlaşma altında, İsraillilerin ve topluluğa katılanların, On Emri tutmak suretiyle antlaşmaya sadakatlerini göstermeleri gerekiyordu. Emri çiğ- nediklerinde, eğer günahlarının bağışlanmasını istiyorlarsa, bir hayvan kurban et- mek zorundaydılar.


Kafatası Dağındaki Yeni Antlaşma altında, Allah’ın halkı halâ On Emir’i tutmak zorundaydı. Ancak günah işlediklerinde artık sürekli kurban sunmak zorunda değil- lerdi, çünkü İsa onların tam ve eksiksiz kurbanlarıydı (İbr 9:11–14). Yeni Antlaşma, eskisinden çok daha iyidir, çünkü şimdi imanla, bizlere İsa’nın kurbanıyla sunulan bağışlanma vaatlerine sahip olabiliriz. “Yalnızca İsa Mesih’e imanla sağlanan lütuf antlaşması olan, İbrahim’in antlaşması altına girdiğimizde bizler için umut var- dır”—Ellen G. White Comments, The SDA Bible Commentary, Cilt 6, S. 1077.






Haziran 4


Antlaşma ve Müjde (İbr 9:15–22)


Belirli dini antlaşmaları çiğnemenin, ağır sonuçları vardı. Sünnet olmayan her erkeğin seçilmişler arasından atılması konusunda, Yehova İbrahim’i uyarmıştı (Yar 17:14) ve Sina antlaşmasındaki koşullara itaat etmeyi reddedenlere lanet duaları okunacaktı (Yas 27:11–26). Nihayetinde, antlaşma koşullarına uymayanlar ölümle cezalandırılacaktı (Hez 18:4). Aynı şey Yeni Antlaşma için de geçerlidir: Allah’ın ya- sasını reddedenler, sonsuz yaşama erişmeyi de inkâr etmektedirler (Rom 6:23).



İbraniler 9:15–28’i okuyun. Bu ayetlerde, müjde ne şekilde açıklanmıştır?





İbraniler 9:15–28, imanlılar için vaatleri güvence altına almada Mesih’in rolünü ilan eden müjde öyküsünü tekrarlamaktadır. 15. ayet, Yeni Antlaşma’nın “aracısı” olarak ölümü sayesinde, aksi takdirde ebedi yıkıma uğrayacak olanlara ebedi yaşam sunan İsa’nın işlevine işaret etmektedir.


  1. ve 17. ayetlerde bazı Kutsal Kitap çevirilerinde aynı Grekçe terim kullanılmış olsa da, “antlaşma” yerine “vasiyet” ifadesi kullanılmıştır. Bu bizlere ölüm fikrini, İsa’nın bizler için ölümünü çağrıştırır. Bu bağlamda bakıldığında, pasaj imanlıya Mesih olmaksızın antlaşmanın her günahkârın ölümünü talep ettiğini hatırlatmak- tadır. Ancak, günahkâr Mesih’in döktüğü kanla kaplanmış ve arındırılmış olabilecek ve O’nun dönüşünü “hevesle bekleyenler” arasında yer alabilecektir (İbr 9:28).

“O’nun doğruluğunu gördüğümüzde kendi doğruluğumuzun kirli bir giysi gibi bizi sardığını anlarız. Sadece Mesih’in fedakârlığı günahlarımızı siler ve bizleri temiz kılar. Sadece Mesih, yaşamlarımızı Kendi benzerliğine dönüşene dek değiştirir.”— Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 22, 23.






Haziran 5


Antlaşmanın Yararları (Ef 2:6)


Birçok durumda, insanlar tüm koşullar karşılanmadan önce antlaşma vaatlerini tecrübe ederler. Örneğin krediyle bir ev satın alan kişi, daha ödemesi bitmeden o evde yaşama fırsatına sahip olur. Veya bir vatandaş, daha devlete vergilerini ödemeye başlamadan önce kamu hizmetlerinden yararlanabilir. Allah ile bir antlaşmaya giren- ler de, antlaşma gelecekte gerçekleşmeden önce, antlaşmanın yararlarından fayda- lanmaya başlayabilirler.


Örneğin, eğer insanlar yalnızca On Emir’i takip etselerdi, bunca acı ve ızdıraptan nasıl sakınmış olabileceklerini düşün. Bu emirlerin çiğnenmesinden ötürü kim vicdan azabı çekmemiştir? Bundan da kötüsü, gelen acılar her zaman yasayı çiğne- yenlerle sınırlı kalmamaktadır; sık sık günahkâra yakın olan kişiler bile aynı şekilde acı çekmektedirler.



Aşağıdaki ayetlere göre, İsa ile antlaşma ilişkisi içinde olmakla, daha şimdiden başka ne gibi faydalar elde edebiliriz?



2Ko 4:16–18




1Yu 5:11–13




Flp 1:6




Yu 5:24



İsa, kendisini kabul edenlerin zaten “ölümden yaşama geçtiğini” (Yu 5:24) ifade ederken, Yuhanna’nın müjdesinde çok kararlı bir dil kullanmıştır. Bu dünya ile sınırlı olmasına rağmen, imanlı kişi kurtuluşundan o kadar emin olabilir ki, İsa Mesih ile birlikte göksel yerlerde oturmayı talep edebilir (Ef 2:6).






Haziran 6

Ek Çalışma: Bu haftanın konusu için daha fazla bilgi edinmek istiyorsan, Ellen


  1. White’ın, “The Covenant of Grace,” S. 131–137, God’s Amazing Grace kitabını oku.


“Aynı antlaşma İbrahim’e şu vaatle yenilenmişti, ‘Soyunun aracılığıyla yeryüzün- deki bütün uluslar kutsanacak’ Yar 22:18. Bu vaat, Mesih’e işaret etmekteydi. Böyle- ce İbrahim onu anladı ve günahların bağışlanması için Mesih’e güvendi. Onun doğru sayılmasına neden olan işte bu imandı. İbrahim ile olan antlaşma aynı zamanda Allah’ın yasasının otoritesini de sağlamıştı…


“İbrahim ile yapılan antlaşma, Mesih’in kanıyla onaylandı ve ‘ikinci,’ veya ‘yeni’ antlaşma olarak anıldı, çünkü onun mühürlendiği kan, ilk antlaşmanın ardından dökülmüştü…


“Lütuf antlaşması yeni bir gerçek değildir, zira tüm sonsuzluk boyunca Allah’ın aklında mevcuttu. İşte bu yüzden ebedi antlaşma olarak anılmaktadır…


“Yalnızca İsa Mesih’e imanla sağlanan lütuf antlaşması olan, İbrahim’in antlaşması altına girdiğimizde bizler için umut vardır.”—Ellen G. White, The Faith I Live By, S. 75.



Tartışma Soruları:


¤ Çıkış 31:16 ve Yeşaya 56:4–6, antlaşmada geçen Sebt Günü’nün önemi hakkında ne önerir? Ayrıca bkz. Hezekiel 20.



¤ İbrahim ile tesis edilen Eski Antlaşma’nın, lütfun antlaşması olan Yeni Antlaşma’ya kıyasla, çoğunlukla işlerin antlaşması olduğu düşünülür. Bu fikir neden yanlıştır? Kutsal Kitap’tan, bunun her zaman bir lütuf antlaş- ması olduğunu kanıtlayan ne gibi ayetler bulabilirsin? Neden her zaman işlerle değil, lütufla gelen bir antlaşma olmak zorundadır?


¤ Efesliler 1, “ebedi antlaşma” ifadesini kullanmasa da, bu bağlamda bu ifadeden ne anlıyoruz?



¤ Allah’ın dünyayı bir daha tufanla yok etmeyeceği, gökkuşağıyla sembolize edilerek vaat edilmişti. Eğer bazılarının iddia ettiği gibi, Nuh tufanı sadece bölgesel olsaydı, bu Allah’ın vaadi açısından ne ifade ederdi? Tufan’ın glo- bal olmadığı yönündeki düşünce, neden Kutsal Kitap gerçeğine çok büyük bir saldırıdır? (Her şeyden evvel, o zamandan beri gerçekleşen tüm sel baskınlarına bakın. Nuh Tufanı bölgesel olsaydı, diğer tüm seller Allah’ın antlaşma vaadi açısından ne ifade ederdi?)


Güneşin Batışı: 19:37 (İstanbul)





*Haziran 7–13

Elçiler ve Yasa





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 3:31, 6:15, Elç 10:9–14, Yu 15:1–11,


Yakup 2:1–26, İbr 3:7–19, Yahuda 5–7.



A


Hatırlama Metni: “İşte böyle, Yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir” (Romalılar 7:12).



llah’ın yasasının sürekli geçerliliğine dair bunca kanıta rağmen, neden birçok Hıristiyan ona itiraz etmektedir?


İlk olarak, bazıları (daha önce de gördüğümüz gibi) yasanın işlevine olan yanlış anlayışı kınayan belirli Yeni Ahit ayetlerine bakıp, sorunun yasanın kendisiyle ilgili olduğu sonucuna varır. Bunun sonucu olarak On Emir’in, Yeni Antlaşma altın- da olanlar için zorunlu olmadığını iddia ederler.


İkincisi, kimileri Sebt Günü’nün Hıristiyanlar açısından bağlayıcı olmadığından o derece ikna olmuştur ki, bu görüşlerini savunmak için, buyrukların İsa ile birlikte çarmıha gerildiğini iddia ederler.


Üçüncüsü, kimileri diğer buyrukların geçerli olduğunu, fakat dördüncü emrin, yani yedinci–gün Sebt’inin İsa’nın dirilişini onurlandırmak amacıyla tutulan Pazar günü ile yer değiştirildiğini iddia ederler.


Bu görüşler hakkında sayısız sorunlar mevcuttur. Bu hafta, yasaya ilişkin Me- sih’in öğrencilerinin davranışlarına bakacağız, zira Mesih’in ölümünden sonra iptal veya modifiye edildiyse, elçiler mutlaka bu konuda bir şeyler biliyor olmalıydılar.



*14 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Pavlus ve Yasa


Haziran 8



Denilir ki, Pavlus Hıristiyanlığın gerçek kurucusudur. Bu tabii ki yanlıştır. Yeni Ahit’te yer alan 27 kitaptan 13’ünü yazarak, Hıristiyan doktrinine olan teolojik anlayışımıza birçok katkıda bulunmuş olsa da, yazılarındaki tüm öğretiler, Kutsal Yazı’nın diğer yerle- rinde de bulunur. Pavlus’un “yeni” bir din başlattığını iddia edenlerin asıl gerekçesi, yasa ve lütuf konusundaki öğretilerinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.



Şu ayetlere bakın: Rom 3:28; 6:14; 7:4; ve Gal 3:24, 25. İlk bakışta, ba- zılarının bu ayetlerin yasayı iptal ettiğini düşündüğünü anlamak neden pek zor değildir?




Tek başına okunduklarında, bu ayetler kesin bir şekilde yasanın artık Hıristiyan- lar için geçerli olmadığı izlenimini bırakmaktadır. Ancak, Pavlus’un gerçekte ne dediğini anlamak için, bu ayetlere geniş bir açıdan bakmalıyız.



Romalılar 3:31, 6:15, 7:7–12 ve Galatyalılar 3:21’e özel bir dikkat göste- rerek, yukarıdaki ayetleri inceleyin. Bu ayetler ve bir bütün olarak bağlam- ları, Pavlus’un yasa hakkında ima ettiği şeyi daha iyi anlamamıza nasıl yar- dımcı olmaktadır?



İmanla aklanma kavramını anlamayanlar için, Pavlus sanki kendisiyle çelişiyor- muş gibi görünebilir. Bir taraftan imanlı kişinin yasa altında olmadığını iddia eder- ken, diğer yandan aynı Hıristiyan’ın yasayı tutmak zorunda olduğunu söylemektedir. Allah’ın, O’nunla ilişki içinde olduklarını iddia edenlerden doğruluk talep ettiğini hatırladığımızda sorun çözülür. Doğruluk standardı, O’nun yasasıdır. Ancak insanlar O’nun yasasına ulaşamadığında, başarısız olurlar ve bu yüzden yasa tarafından suç- lanırlar. Eğer yasa kurtuluşun aracısı olsaydı, o zaman hiç kimsenin sonsuz yaşam umudu olmazdı. İmanlının umudu, yasada değil, sadece yasayı mükemmel bir şe- kilde tutmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah’ın mucizevi gücüyle imanlıların da O’nun doğruluğunu paylaşmasına izin veren İsa Mesih’te bulunur (Rom 8:3, 4). İmanlı artık Allah’ın yasasına özgür bir vicdanla hizmet edebilir, çünkü Mesih yasa- nın suçlamasını kaldırmıştır (Rom 7:25–8:2). Mesih ile gelen lütuf, bizleri yasadan azat etmez, aksine bizleri ona itaat etmeye zorlar.







Petrus ve Yasa (1Pe 2:9)



Haziran 9



Petrus, İsa’ya en yakın elçilerdendi. İlk seçilenler arasında olduğundan, Petrus İsa’nın hizmeti esnasında geçen birçok büyük olaya şahit olmuştu. Filipus Sezariye- sinde İsa’nın Mesih olduğunu söyleyen kişiydi; tutuklandığı ve hapse atıldığı gece Kurtarıcısını Kayafa’nın evine kadar takip eden kişi Petrus’du. Dirilmiş olan İsa, sabahleyin gölün kenarında öğrencilerine göründüğünde, Mesih’in hizmetine ilişkin belirli talimatları alan kişi de Petrus’du. İlk imanlı grubu Pentikost gününde toplan- dığında, lider olan konuşmacı Petrus’du. Yasa değişmiş olsaydı, hiç kuşkusuz Pet- rus’un bundan haberi olurdu.



Elç 10:9–14, İsa’nın göğe çekilişinden sonra Petrus’un Yahudi yasasına olan bağlılığı hakkında ne söylüyor? Eğer Petrus, yiyecek konusunda bu tarzda düşünüyorsa, onun On Emir’in sürekliliğine yönelik bakış açısı hak- kında ne söyleyebiliriz?



Petrus bu görümü, İsa’nın göğe yükselişinden yıllar sonra almıştı. Öğrencilerin vaaz- ları neticesinde, binlerce Yahudi, Mesih olarak İsa’yı kabul etmişti. Hıristiyan mesajının içeriğinde, yasayı reddetmekle ilgili hiçbir dini kayıt yoktur. Elç 10’daki olay, ilk imanlıla- rın Yahudi kökleriyle tamamen özdeşleştiklerini güçlü bir şekilde göstermektedir.



  1. Petrus 2:9’u Çıkış 19:6 ile karşılaştırın. Çıkış 19:6’nın bağlamı nedir?


Petrus dinleyicilerine “kralın kâhinleri, kutsal ulus” olarak hitap ettiğinde, onlar derhal Sina’da yasanın verilmesi öyküsünü hatırlamış olmalıydılar. İsrail’in varisleri olarak, onlardan Allah’ın yasasında belirgin olan antlaşmanın kurallarına itaat etme- leri beklenmekteydi. Böylece insanlara durumlarını hatırlatmanın hemen ardından, Petrus onları doğruluk içinde bir yaşam sürmeye teşvik etmişti (1Pe 2:11, 12). O ayrıca dinleyicilerini yasadan yoksun bir müjdeyi teşvik eden sahte öğretmenlere karşı dikkatli olmaları konusunda da uyarmıştı (2Pe 2:21, 3:2).








Yuhanna ve Yasa


Haziran 10



Yuhanna, Pavlus gibi Yeni Ahit’e birçok kitap ile katkı yapan ikinci kişidir. Müjde- yi, üç mektubu ve Vahiy kitabını yazan kişi aynı Yuhanna’dır. Petrus gibi o da İsa’nın seçtiği ilk öğrencilerdendi ve onun da İsa ile özel bir ilişkisi vardı. İsa’ya yakınlığın- dan dolayı, sık sık “Sevilen Yuhanna” olarak da anılır. Müjdesinin sonundaki hük- münden (Yu 21:25), Yuhanna’nın İsa hakkında birçok şahsi bilgiye sahip olduğunu anlıyoruz. Eğer İsa yasayı bir kenara atmış olsaydı, O’na en yakın olan Yuhanna bunu mutlaka bilirdi.



Yu 15:1–11 ve 1Yu 2:3–6’yı okuyun. Bu ayetler hep birlikte Allah’ın “buy- ruklarına” nasıl uymamız gerektiği konusunda ne söylüyorlar?



Dünyevi yaşamının sonlarına doğru, İsa öğrencilerine Baba’sının buyruklarına sadık kaldığını kanıtlamış ve bunun sonucu olarak Baba’sının sevgisinde “kalmıştı” (Yu 15:10). İsa buyrukları, reddetmek veya terk etmek için olumsuz engeller olarak görmemişti; aksine onları O’nunla ve diğer insanlarla olan sevgi dolu bir ilişki açı- sından, gerekli ilkeler olarak görmüştü. Sevilen öğrenci Yuhanna, imanlılara Allah’a olan yükümlülüklerini hatırlattığında, İsa’nın Müjde’deki sevgi ve birlik lisanının aynısını kullanmıştı. Aslında, Yuhanna sevginin her zaman yasanın özü olduğunu anlamıştı (örneğin, 2Yu 6). Bir kişi, Allah ve diğer insanlarla sevgi dolu bir ilişki içerisine girmezse, yasayı tuttuğunu da iddia edemez.


“Allah’ın yasası, kendimizi sevdiğimiz gibi yoldaşlarımızı da sevmemizi talep eder. O zaman, büyük oranda iyi şeyler yapmak için aklın tüm gücü ve eylemi bu yönde gelişir… Büyük bir güçle başkalarına da söyleyebilsinler diye insana ruhun kraliyet armağanlarını Veren için ne büyük bir zevk! Onlar, Allah ile insan arasındaki bağlan- tıdır ve Mesih’in Ruh’u ile göklerin özelliklerini açıklarlar. Böbürlenmeden görülen kutsallığın gücü, birçok güçlü vaazdan bile daha dokunaklı bir şekilde seslenir. O, Allah’tan söz eder ve yalnızca sözlerin yapabileceğinden çok daha güçlü bir şekilde insanlara görevlerini açıklar.”—Ellen G. White, Manuscript Releases, Cilt 20, S. 138.








Yakup ve Yasa


Haziran 11



“Ait olduğunuz Kişi’nin yüce adına küfreden onlar değil mi? ‘Komşunu kendin gibi seveceksin’ diyen Kutsal Yazı’ya uyarak Kralımız Tanrı’nın Ya- sası’nı gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz. Ama insanlar ara- sında ayrım yaparsanız, günah işlemiş olursunuz; Yasa tarafından, Yasa’yı çiğnemekten suçlu bulunursunuz” (Yakup 2:7–9).


Yeni Ahit’te, Yakup’a atfedilen sadece bir kitap vardır. Yazar, onun hangi Yakup olduğunu belirtmese de, mektubun İsa’nın kardeşi olan Yakup’tan geldiği genel olarak kabul görmektedir. Yakup, belki de başlangıçta İsa’nın Mesihliği konusunda şüpheci olsa da (Yu 7:5), Yeni Ahit inanlı topluluğunda etkili bir liderlik pozisyonuna sahipti (Elç 15:13, Gal 1:19). Yine, eğer İsa ilahi yasayı yürürlükten kaldırmaya ni- yetlenmiş olsaydı, hiç şüphesiz kendi öz kardeşi bunu biliyor olurdu.



Yakup 2:1–26’yı okuyun. Bu bölümün temel mesajı nedir? Yakup 7–9. ayetlerde yasayı özetledikten sonra, neden tüm buyrukları tutmak konu- sundan bahsetmişti? Bu ayetler, sevgi ile Allah’ın yasasına itaat arasındaki ilişkiyi nasıl göstermektedir?









Pavlus’un yasa konusundaki öğretisini yanlış anlayanlar, yasanın rolü konusunda Yakup ve Pavlus’un birbirine karşı olduğunu iddia ederler. İçeriğin çoğu, kurtuluşta işlerin yeri üzerinedir. Pavlus, işlerden bağımsız olarak iman yoluyla, lütufla kurtuldu- ğumuzu söylerken (Ef 2:8, 9), Yakup “eylemsiz iman ölüdür” (Yakup 2:26) diye ifade eder. Bu ifadeler birbiriyle çelişmez; Yakup, Pavlus’un sayısız kez lütfun yasayı geçersiz kılmadığı yolundaki sözlerini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Pavlus’un Romalılar 13:9’daki sözlerini, Yakup Allah’ın yasasının özünün sevgi olacak şekilde tam olarak anlamıştır (Yakup 2:8). Sevginin pratik eylemini göstermeyen hiç kimse, Allah’ın buy- ruklarını gerçekten tuttuğunu iddia edemez.







Yahuda ve Yasa


Haziran 12



Yeni Ahit’in en kısa kitabı olan Yahuda’nın, İsa’nın başka bir kardeşi tarafından yazılmış olduğuna inanılır. Yazar kendisini İsa Mesih’in “kölesi” olarak tanıtırken, Yakup’un kardeşi olduğunu itiraf eder. Matta, İsa’nın dört kardeşinden ikisini Yakup ve Yahuda olarak adlandırdığından dolayı (Mat 13:55), genelde bu kısa mektubun yazarının Kurtarıcı’nın kardeşi olan Yahuda olduğu kabul edilir. İncelediğimiz tüm diğer dini yazarlarda olduğu gibi, eğer İsa yasayı bir tarafa bırakmış olsaydı, Yahuda biliyor olurdu.


Yahuda, ne yasaya ne de buyruklara ilişkin bir imada bulunmasa da, tüm mek- tubu Allah’a sadakat ve O’nun yasasını ihlal etmenin sonuçları üzerindedir.



Yahuda 4’ü okuyun. Tüm tartışmamıza uygun olarak ne denmektedir?



Eğer günah olmasaydı lütuf da gerekli olmayacağından, lütfun mutlaka anılmış olması, yasanın da mevcudiyetini gerektirir (Rom 5:18–6:15). Bu sahte öğretmenle- rin söyledikleri şey o kadar kötüydü ki, Yahuda bunu Rab’bi inkâr etmekle eşdeğer olarak görmüştü.



İbraniler 3:7–19, nasıl Yahuda 5–7’yi aydınlatmaya yardımcı olur? Bu ayetler, hep birlikte bizlere itaat ve iman arasındaki ilişkiyi nasıl gösterir?





Yahuda, kendine özgü diplomatik tarzıyla, dinleyicilerine Mısır tutsaklığından öz- gür kılınan İsraillilerin yaşadıklarını hatırlatıyor. Allah onlara kudretini gösterdi ve hatta onlara yasasını verdi, fakat onlar sadakatten ayrıldıklarında, O’ndan ayrılmanın korkunç sonuçlarına maruz kaldılar. Yahuda, insanların düşebileceğini ve yargıyla karşılaşabileceğini çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Kutsal Yazı’nın diğer yerle- rinde olduğu gibi şu hususta çok açıktır: imana sahip olduğunu iddia eden herkes, bu imanı itaatkâr bir yaşamla belli etmeye razı olmalıdır.






Haziran 13


Ek Çalışma: Ellen G. White, “The Law in the Christian Age,” Signs of the Times, Ağustos 5, 1886, kitabını okuyun.



“Elçilerin neden Allah’a tövbeyi öğretmeleri gerekiyordu?—Çünkü günahkârın Baba ile sorunu vardır. O, yasayı çiğnemiştir; günahını görmesi ve tövbe etmesi ge- reklidir. Sonraki işi nedir?—Sadece kanı tüm günahlardan arındıracak olan İsa’ya bakmak. Mesih’e iman etmek gereklidir; zira yasada kurtarıcı bir vasıf yoktur. Yasa suçlar, fakat onu ihlal eden kişiyi bağışlayamaz. Günahkâr, Mesih’in kanının erdem- lerine bağlı olmak zorundadır. ‘Koruyuculuğuma sarılsınlar’ demişti merhametli Kurtarıcı, ‘barışsınlar benimle, evet benimle barışsınlar.’ Rabbimiz en çok bağışlana- nı, en fazla seveceğini söylemişti; ve günahla kirlenmiş, Allah’ın kutsal yasasını çiğ- nemiş, kendisini olduğu gibi görüp affa ihtiyaç duyduğunu hissedenleri. Yasanın kutsal talebinden en fazla ikna olan kişi, onun suçlamalarının büyüklüğünü en açık şekilde görecek ve aslında daha fazla bağışlandığını hissedecek olan kişidir.”—Ellen


  1. White, Signs of the Times, Ağustos 5, 1886.


Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:41 (İstanbul)





*Haziran 14–20

Mesih’in İnanlı Topluluğu ve Yasa









Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yar 2:16–3:7, Yaratılış 6, Yaratılış 12, Yas 7:6–12, Gal 3:6–16, Vah 12:17, 14:6–12.



B


Hatırlama Metni: “Bu da, Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren, İsa’ya imanlarını sürdüren kutsalların sabrını gerektirir” (Vahiy 14:12).



ayrak yarışında bir takım, genelde dört koşucudan oluşur. Takım üyeleri, başka bir zamanda birbirleriyle rekabet edebilir, ama şimdi aynı takımın parçaları olarak bir bütünmüş gibi düşünmeyi öğrenmek zorundadırlar. Ya-


rıştaki pistin uzunluğu, katılımcılar arasında eşit olarak bölünmüştür. Bir takım üyesi, yalnızca kendisine bayrak verildiğinde koşabilir. Bayrak, yarış bitinceye dek takımın bir üyesinden diğerine ustaca aktarılır. Bir anlamda bayrak (çubuk), bayrak koşusu takımının üyeleri arasında sürekliliğin tek sembolüdür.


Allah’ın inanlı topluluğu da bir bayrak koşusu takımına benzer. Bahçedeki Adem ile başlayarak, bayrak, kurtuluş tarihinin çeşitli safhalarıyla aktarılmıştır: Nuh’tan İbrahim’e, Sina’ya, Yeni Ahit kilisesine, Reformasyon kilisesine ve şimdi de üç melek mesajını ilan edenlere.


Allah’ın inanlı topluluğunun sürekliliğinin sembolü, Düşüş’den sonra hep Al- lah’ın kurtarıcı lütfuyla eşleşen, O’nun yasasıdır. Her ikisi de birlikte müjdenin özü- nü oluşturur.


Bu haftaki çalışmamız, çağlar boyu Allah’ın inanlı topluluğunda, yasanın (ve lüt- fun) sürekliliğinin izini sürecektir.



*21 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Adem’den Nuh’a


Haziran 15



Bir bakıma, sadece Yeni Antlaşma çağından beri, imanlıların İsa’nın yaşamına, ölümüne ve dirilişine ilk elden tanıklık ettiklerinde, “Mesih’in kilisesinin” varlığın- dan söz edebiliriz. Ancak “Mesih’in kilisesini” geniş bağlamda görebiliyoruz. “Kilise” teriminin Grekçesi, eklesia’dır. Seküler dünyadan ödünç alınmış olup, “göreve çağı- rılmak” anlamındadır. Allah her nesilde sadakat, güven, sevgi ve itaatle dolu bir ya- şamla O’nun istemini yansıtan insanları “göreve çağırmıştır.”



Yaratılış 2:16–3:7’yi okuyun. Adem ve Havva nasıl bir sınavdan geçirilmişti?

Böyle bir sınav, neden mükemmel varlıklar olmak için gerekliydi?






Adem ve Havva, sevebilmeleri için ahlâki bakımdan özgür kimseler olarak yara- tılmış olmalıydılar. Yapmaları için hiçbir sebep olmasa da, onlar yanlış yapma kabili- yetine ve özgürlüğüne sahip olmuş olmalıydılar. Ağaçtaki sınav, ahlâki bir sınavdı: Onlar hangi şekilde Allah’ın vermiş olduğu ahlâki özgürlüğü kullanabileceklerdi?


Yanıtı biliyoruz.


Ahlâkiliğin merkezinde, yasa, bizler için iyi ve kötüyü tanımlayan Allah’ın yasası vardır (ağacın, “iyiyle kötüyü bilme ağacı olarak adlandırıldığına dikkat edin). Eğer insanlar yalan söyleme, çalma ve öldürme kapasitesine sahip olmadıkça, bunları yasaklayan yasanın gayesi ne olabilir ki? Robotlardan oluşan—sadece iyi olanı yapa- bilen—bir evrende yasalar anlamsız olurdu. Ancak Allah bizleri bu şekilde yaratma- maya karar verdi. Yapamazdı—eğer gerçekten seven varlıklar istediyse. Düşüş’ten sonra Adem ve Havva sonraki nesile “bayrağı aktarmayı” başarmış olsa da, insan ahlâkının düşüşü hızlı ve rezilce oldu. İlk iki oğlundan, Kayin açgözlülük, yalan, cinayet ve ebeveynlerine saygısızlık ruhuna kapılırken, sadece Habil Allah’ın inanlı topluluğuna katılmayı seçti. Kötülük, iyiliği gölgelediğinden işler daha da kötüye gitti ve Tufan zamanında sadece Nuh ve ailesi gerçekten Mesih’in inanlı topluluğunun üyeleri olarak kalabildiler.






Haziran 16


Nuh’tan İbrahim’e (Yar 6:5–9)


Nuh’un içinde doğduğu dünya, o ana dek mevcut olan en kötü toplumdu, yani durum oldukça berbattı. Yaklaşık bin yıl yaşayan insanlarla, Allah’ın yarattığı insan- lardan dolayı yüreği sızlayacak derecede kötülüğün toplumun içine nasıl işlediğini görmek pek zor değildi!



Yaratılış 6’yı okuyun ve sonra şu soruları yanıtlayın:


  1.         Allah’ın insanları yarattığından dolayı “üzülmesi” fikrini nasıl anla- malıyız? Bu durum, neden Allah’ın olanlardan haberi olmadığı anla- mına gelmez? (Bkz. Yas 31:15–17.)




  1.         Ellen G. White, “Tanrı oğulları” ve “insan kızları” tanımını yazdığın- da, imanlı erkeklerin, imansız kadınlarla evlenmelerini kastediyor- du. O halde, Yaratılış 6’dan inanlı topluluğunun dünya ile etkileşimi hakkında ne gibi dersler öğrenebiliriz?




  1.         Bu insanlar, Allah’ı gücendirecek ne gibi şeyler yapmış olabilirlerdi ve bu şeylerin O’nun yasası ile ilgisi nedir?




  1.         Yaratılış 6’da Nuh’un tanımlanmasına bakın. Ayet, onun ne tarzda bir adam olduğunu anlamamıza yardımcı olacak ne söylemektedir, özel- likle de böyle bozuk bir dünyada? Aynı zamanda, Nuh neden Allah’ın gözünde “lütfa” ihtiyaç duymuştu? Bu bizlere, o zamanlar bile iman ve Allah’ın yasası arasındaki ilişki hakkında ne söyler?








İbrahim’den Musa’ya



Haziran 17




Tufan’dan sonra, Allah’ın istemini nesilleriyle paylaşmak, Nuh’un ve oğullarının so- rumluluğuydu. Nuh’un ailesi, insanlığın Allah’ın yasasına itaat etmeyi reddetmesinin bir neticesi olarak dünyevi yıkımın geldiğini biliyordu ve Allah’ın lütfunun tecrübesiyle daha imanlı bir nesil geliştirmeye yardımcı olacak bir şeyler yapabilirlerdi. Maalesef Tufan’dan çok fazla zaman geçmeden dünyanın sakinleri yine isyan ettiler (Yar 11:1– 9). “Onlardan çoğu Allah’ın varlığını inkâr etmiş ve Tufan’ı, doğal sorunların bir işleyişi olarak görmüşlerdi. Diğerleri tufan öncesi dünyayı yok eden Üstün Varlık’a inanmıştı; ve onların kalpleri tıpkı Kayin gibi O’na karşı isyanla dolmuştu.”—Ellen G. White, Patriarchs and Prophets, S. 119.



Yaratılış 12 ve 15:1–6, bizlere aynı şekilde yasa ve lütfun birlikte çalış- tıklarını nasıl gösterir?





Allah, Şem’in neslinden olan İbrahim’i çağırarak onunla bir bereket antlaşması yapmıştı (Yar 12:1–3). Kutsal Kitap, Allah’ın İbrahim’i çağırmasına yönelik bir kıstas vermez. Onda Nuh’ta olan doğruluk profili yok gibidir. Aslında çağrıdan hemen sonra korkak, aldatıcı (Yar 12:11–13), Allah’ın yasasını çiğneyen biri olarak kendisini kanıtlamıştı. Ancak İbrahim gerçek imana sahip biriydi ve Allah’ın lütfuyla bu iman kendisine doğruluk olarak sayılmıştı. Mükemmel olmasa da, Allah’ın sesini dinleme- ye gönüllüydü, hem de insani bakış açısıyla olanaksız görünen şeyler için Allah’a güvenmek anlamında olsa bile.


Allah’ın sesini dinlemeye razı olup O’nun buyruklarına uyanlar içinde, İbrahim tek başına değildi. Firavun, iki Avimelek ve Yusuf, Allah’ın zinayı ve yalanı onaylamadığının çok iyi farkındaydılar. Hem de ikinci Avimelek, İshak’ı halkını ayarttığı için azarlamıştı (Yar 26:10). Allah İbrahim’i belirli bir görev için seçmiş olsa da, birçok ulusta O’ndan korkan insanlar vardı. Aslında İbrahim ve askeri ittifakı, Kedorlaomer ve onun koalis- yonunu yendikten sonra İbrahim, “Yüce Tanrı’nın kâhini” (Yar 14:18) olan Kral Mel- kisedek tarafından kutsanmıştı. Bu, Musa’nın işinden ve hizmetinden bile önceki za- manda, dünyanın Allah’ın varlığını bildiğini kanıtlamaktadır.







Musa’dan İsa’ya


Haziran 18



Mısır ve Mezopotamya’da bulunan kadim yasa kuralları, Allah’ın yasasında geçen yaygın bilgi, ilkeler ve kurallar için bir kanıt sağlasa da, bunlardan hiçbiri eksiksiz değildir. Aslında bu kurallardan çoğu, Allah’ın daha sonra kınadığı putperestliği ve diğer uygulamaları destekleyen yasalar içerir. O halde, Allah gerçek yasasına kâhyalık edecek insanlar seçmişti. Bu insanlar İbrani ulusuydu, yüzyıllar önce antlaşma vaa- di—ki nihaî gerçekleşmesi sadece İsa’da olan bir vaatti—yapılan İbrahim’in nesli ve varisleriydi.



Yasa 7:6–12’yi okuyun. Bu pasaj, yasa ve lütuf arasındaki ilişkiyi nasıl açıklıyor?



Allah, kendi yasası için İsrail’i emanetçi olarak seçtiğinde, onların mükemmel in- sanlar olmadıklarını biliyordu. Buna karşın istemini diğer kusurlu insanlarla paylaşma görevini onlara emanet etti. Onları “kâhinler krallığı ve kutsal bir ulus” (Çık 19:6) olarak adlandırması, İsrail’in tüm dünya için Allah’ın aracı kâhinleri olduğunu gös- termektedir. O, Allah’ın isteminin gerçeğini şaşkın uluslara getirmek için seçilmişti. İsrail’in hatalarına, zayıflıklarına ve bazen düpedüz isyanlarına rağmen, Mesih’in yine bu insanlar içinden gelmesi, yaşaması, hizmet etmesi ve ölmesi, yüzyıllar önce İbra- him ile yapılan antlaşma vaadinin gerçekleştiğini göstermektedir.



Galatyalılar 3:6–16’yı okuyun. Pavlus, antlaşma vaadinin gerçek anlamı- nı daha iyi açıklamaya yardım edecek ne yazmıştı?



Kadim İsrail’de birçokları tek bir isim formundaki “tohum” (soyundan olan) ifa- desinden, tek bir topluluk olarak İsrail’i anlamış olsa da, Pavlus burada antlaşma vaadinin asıl ve tam gerçekleşmesinin bizzat İsa’yı temsil ettiğini söylemektedir. O halde, müjde hem yasa hem de lütuf üzerindeki bariz vurgusuyla, antlaşmayı en üst düzeyde göstermekte ve açıklamaktadır.








İsa’dan Baki Kalanlara


Haziran 19



Aden’den beri Allah’ın inanlı topluluğu hep yanılabilir insanlarla doluydu. Allah’ın doğruluğunun tanığı olduğu sanılan kurumun kendisi de aynı doğruluğa ihtiyaç için- deydi. “Bayrak” nesilden nesile aktarılırken, hiçbir koşucu bitiş çizgisini geçmeye layık değildi. Yasayı alanlardan hiçbiri doğruluk seviyesine ulaşmaya kadir değildi. Görünen o ki, Allah’ın onayının soruşturulmasında, insanlık boşuna kürek çekmişti.


Ancak tüm umutların söndüğü zannedilen bir anda, “bayrağı almak için” Allah Oğlu’nu gönderdi. İkinci Adem olarak İsa bu dünyaya günahsız olarak geldi ve Baba- sı’na sürekli bağlılığı sayesinde, Çarmıh’a gidinceye dek itaatini korudu. İsa dirilişiyle bitiş çizgisini geçti, zira ölüm zincirini kırmıştı. Şimdi, dirilmiş olan Mesih, Ruh’un gücüyle doğruluğunu her imanlıyla paylaşmaktadır. Hep antlaşma vaadinin merkezi olan bu mesaj, İsa dünyevi hizmetini tamamladıktan sonra ve Yeni Antlaşma kilise- sinin başlamasıyla daha açık bir şekilde anlaşılmıştı.


Maalesef Hıristiyan kilisesi—tüm aydınlanmalara rağmen—antlaşmaya kadim İs- rail’den bile daha az sadık olduğunu kanıtlamış ve derin bir ikiyüzlülük hemen hemen her yerde baş göstermişti. On altıncı yüzyılda başlayan Reformasyon, bu gidişatı tersine çevirmeye başlamışsa da, sendelemiş ve (gördüğümüz gibi) Yeni Antlaşma Hıristiyanlı- ğı yaşamında yasanın rolü ve gayesi hakkında yanlış görüşler de dahil olmak üzere, Hıristiyan dünyasına birçok yanlış doktrin ve öğreti girmişti. Kaybolan birçok gerçeği eski haline getirmek için, Allah geriye kalanları (baki kalanlar) göreve çağıracaktı.



Vahiy 12:17 ve 14:6–12’yi okuyun. Bu ayetler, Allah’ın dünyaya son uyarı mesajında, hem yasayı hem de lütfu nasıl açıklamaktadır?








Haziran 20



Ek Çalışma: “Vahiy 14’deki üç melek, Allah’ın mesajının ışığını kabul edip, O’nun temsilcileri olarak, enine boyuna dolaşarak tüm dünyayı etkili bir şekilde uyaran insanları temsil etmektedir. Mesih takipçilerine şunu söylemişti: ‘Dünyanın ışığı sizsiniz.’ Matta 5:14. Golgota’daki İsa’nın çarmıhını kabul eden her cana şöyle denmektedir: ‘Ruhun kıymetini bilin: “Dünyanın her yanına gidin, Müjde’yi bütün yaratılışa duyurun.” Markos 16:15. Bu işi engelleyen hiçbir şeye izin verilmemiştir. Bu, çağımızın en önemli işidir; bu ebediyete kadar uzanan bir iş olmalıdır. İsa’nın, onların kurtuluşu için, kurbanlığıyla insan ruhlarına gösterdiği sevgi, O’nun tüm takipçilerini harekete geçirecektir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 5, S. 455, 456.


“En önemli konu, birinci ve ikinci meleğin mesajlarını kucaklayan üçüncü mele- ğin mesajıdır. Bu mesajların içerdiği gerçekleri herkesin anlaması ve bunları günlük yaşamda göstermesi gerekir, zira kurtuluş için bu zorunludur. Bu büyük gerçekleri anlamak için ciddi bir şekilde, duayla araştırmalıyız; anlama ve kavrama gücümüzü sonuna dek kullanmalıyız.”—Ellen G. White, Evangelism, S. 196.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 19:43 (İstanbul)





*Haziran 21–27

Mesih’in Krallığı ve Yasa


Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Mat 4:8, 9; Dan 2:44; 1Pe 2:11; 1Ko 6:9–11;


Vah 22:14, 15; 1Ko 15:26.



A


Hatırlama Metni: “ ‘Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla Yapacağım antlaşma şudur’ diyor RAB, ‘Yasamı içlerine yerleştirecek, Yüreklerine ya- zacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.’ ” (Yeremya 31:33).


pple’ın kurucusu olan Steve Jobs 2011’de öldü. 56 yaşındaydı. Kansere yakalan- madan yıllar önce Jobs, bizleri daha iyiye ulaşmaya teşvik ettiğinden dolayı ölü- mü “yaşamın en iyi tek icadı” olarak nitelendirmişti. Diğer bir deyişle, zamanı-


mız çok kısıtlı olduğundan, şu an başarılı olmak için, olabildiğince gayret etmeliydik.


Ancak Jobs da tarihe karıştı. Bu dünyada daha büyük bir menfaati aramak için onu teşvik eden şey, ölüm (veya en azından onun kaçınılmazlığı) sığ bir zeminde, buraya kalıcı bir şekilde kök salmanın boşunalığını göstermiş olmalıydı. Kuşkusuz ki Jobs çok şey gerçekleştirmişti, fakat milyonlarca yıla veya sonsuzluğa kıyasla bunun ne önemi olabilir ki?


Doğrusu, bizlere bu dünyanın ve içindeki her şeyin yok olacağı, içinde günah ve ölümün (Allah’ın yasasının çiğnenmesinin tüm sonuçlarının) hiçbir zaman mevcut olmayacağı, yeni ve sonsuz bir dünyanın yaratılacağı Allah tarafından vaat edilmiştir.


Bu hafta Allah’ın ebedi krallığı sorusuna ve buna bağlı olarak yasanın rolüne ba- kacağız.


*28 Haziran Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Pazar


Allah’ın Krallığı


Haziran 22



Allah ilk insan varlıklarını yarattığında, onlara her şeyin üzerinde hâkimiyet ver- mişti. Adem dünyayı yönetecekti. Ancak o Allah’ın yasasını çiğnemekle, dünyevi hü- kümdarlık hakkını kaybetti ve sahiplik başdüşman Şeytan’a geçti. Ataların çağında, diğer dünyaların temsilcileri Allah’ın huzurunda toplandıklarında, dünyanın “temsil- cisi” Şeytan’dı (Eyüp 1:6).



Efesliler 2:2; 2.Korintliler 4:4; Matta 4:8, 9’u okuyun. Bu ayetler bizlere bu dünyadaki Şeytan’ın gücü hakkında ne söylüyor?





Çöldeki denenmelerde meydana gelenler çok anlamlıdır. Şeytan, eğer İsa boyun eğip, itaat ederse, O’na dünyadaki tüm krallıklara sahip olacağını teklif etmişti (Mat 4:8, 9; ayrıca bkz. Luka 4:5–7). İsa dünyayı Şeytan’dan geri almak için geldi, fakat bunu sadece yaşamı pahasına yapabilecekti. O halde, Şeytan’ın orada durup, O’na dünyayı teklif ettiği ayartı ne kadar güçlü olmalıydı! Ancak Şeytan’a boyun eğmekle, Adem’in düştüğü aynı tuzağa düşerdi ve bunun sonucunda da Baba’sının yasasını çiğnemekten suçlu olurdu. Eğer böyle yapsaydı, kurtuluş planı iptal olurdu ve bizler de günahlarımız içinde ölürdük.


Tabii ki, İsa’nın galip geldiğini ve bu zaferiyle de, Daniel 2’de ifade edilen insan eli değmeden kesilen taşın bu dünyadaki tüm krallıkları yok edeceğini, Allah’ın son- suz krallığındaki yaşam için güvenceye ve vaade sahip olduğumuzu biliyoruz. Ve bundan sonra, “Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın eline geçmeyecek bir krallık kuracak. Bu krallık önceki krallıkları ezip yok edecek, kendisiyse sonsuza dek sürecek” (Dan 2:44).








Krallığın Vatandaşları


Haziran 23



Birçok ulusta, insanlar eğer yeni taşındıkları ülkelerde vatandaşlığa sahip olmak istiyorlarsa, doğdukları ülkedeki tüm haklarından feragat etmeleri gerekir. Ancak, bazı ülkeler çift vatandaşlığa izin verir; yani her iki ülkeye de bağlı kalabilirler.


Ancak büyük mücadelede buna benzer bir çift vatandaşlık yoktur. Ya bir tarafta, ya da diğer tarafta yer alırız. Kötülüğün krallığı, binlerce yıldır doğruluğun krallığına karşı savaş halindedir ve kişinin aynı anda her iki tarafa da sadık kalması olanaksızdır. Hangi krallığa bağlı olduğumuz konusunda hepimiz bir seçim yapmak zorundayız.



  1. Petrus 2:11, İbraniler 11:13, Efesliler 2:12, Koloseliler 1:13, Yasa 30:19 ve Matta 6:24’ü okuyun. Bu ayetler bizlere Mesih ile Şeytan arasındaki bü- yük mücadelede “çift vatandaşlığın” olanaksızlığı konusunda ne söylüyor? Yasayı tutmak, vatandaşlığımızın gerçekte kime ait olduğunu göstermek açısından ne gibi bir rol oynamaktadır? Bkz. Vah 14:12.




İnsanlar bir kez Mesih’i izlemeye karar verdikleri zaman, sırtını iblisin krallığına dönmeyi tercih eder. Kişi artık başka bir ulusun, İsa Mesih’in parçasıdır ve bunun sonucunda da şimdi O’nun kurallarına, O’nun yasasına, O’nun buyruklarına uyar, iblisinkilere değil. Ancak kişinin itaati evrensel olarak değerlendirilmemiştir—hiç kuşkusuz ne bu insanları geri almaya istekli iblis tarafından, ne de onlar arasında “yabancı ve konuk” gibi güvensizliğe eğilimli başka insanlar tarafından. Bu engellere rağmen Allah, ilk bağlılıklarını “bu dünyanın egemenine” (Yu 12:31) değil, O’na teslim edecek insanlara sahiptir.








İman ve Yasa


Haziran 24



Kutsal Yazı’ya hakim olan konu çok basittir: Allah sevgidir. Allah’ın sevgisi en güç- lü olarak O’nun lütfunda sergilenmiştir. Sınırsız kudretiyle O, yeryüzünden insanlığı kolayca silip süpürebilirdi, ancak bunun yerine sabretmeyi tercih etti ve herkese O’nun krallığındaki yaşamın bütünlüğünü tecrübe etme şansı verdi. Bunun da öte- sinde, O’nun sevgisi, kendisinin bizzat Çarmıh’ta ödediği bedelle kanıtlandı.


Allah’ın sevgisi aynı zamanda O’nun adaletiyle ilişkilidir. Kendi kaderlerini seç- meleri için insanlara sayısız fırsatlar sağlayan sevgi Tanrısı, onların reddettiği bir krallığı kabul etmeleri için onları zorlamayacaktır. Kötüler, yargılanmak için Allah’ın tahtının önüne geldiklerinde, kendi tanıklıklarıyla suçlanacaklardır. Tahtın huzu- runda duran hiç kimse, Allah’ın taleplerinin gerçekten farkında olmadığını söyleye- meyecektir. İster yazılı, isterse doğadaki vahiyle olsun, herkes Allah’ın yasasının te- mel ilkelerine maruz kalacaktır (Rom 1:19, 20; 2:12–16).



  1. Korintliler 6:9–11 ve Vahiy 22:14, 15’i okuyun. Kimler Allah’ın krallığına girecek, kimler dışarıda kalacak ve neden? Allah’ın yasası burada ne gibi bir rol oynayacaktır? Ayrıca iki grup arasındaki kesin zıtlığa dikkat edin!




İlginç olan şey, eğer 1.Korintliler 6:11’i Vahiy 22:14 ile yanyana koyarsan, Rab İsa Mesih adına aklanan sadık imanlıları görürsün; yani onlar “yasanın gereklerini yapa- rak değil, iman ederek aklandı” (Rom 3:28); ancak onlar aynı zamanda o yasayı da tutuyorlardı.








Ebedî Krallık


Haziran 25



Allah mükemmel bir dünya yaratmıştı. Günah girdi ve bu mükemmel dünya ağır bir yara aldı. Kurtuluş öyküsü, bizlere İsa’nın insanlık tarihine girerek, başka şeylerin yanında, orijinal mükemmelliği restore ettiğini söyler. Kurtulanlar, sevginin en üst düzeyde hüküm sürdüğü mükemmel bir dünyada yaşayacaktır.


Gördüğümüz gibi, sevgi sadece ahlâki bir evrende, sadece ahlâki varlıklarla mev- cut olabilir ve ahlâki olması için de onların özgür olması gerekir. Bu da şu soruyu akla getiriyor: kötülük yeniden ortaya çıkabilir mi?



Daniel 7:27, Yu 3:16 ve Vahiy 21:4, kötülüğün yeniden ortaya çıkıp çıkma- yacağı sorusuna nasıl bir yanıt veriyor? Sonsuz ifadesinin önemi nedir?



Allah evreni yarattığında, onun istikrarlı olması için bazı şartlar vardı. Bu durum, Allah’ın vurguladığı buyruğu ihlal etmenin ölümle sonuçlanacağına ilişkin Adem’in uyarıldığı Yaratılış 2:17’de açıkça görülmektedir. Ölümün açıkça anılması, insanî bakış açısından sonsuzluk kavramının şartlara bağlı olduğuna işaret etmektedir. Yalnızca Allah’a sadık kalmış olsaydı, Adem sonsuz yaşamı tecrübe edebilirdi.


Ancak yeniden yaratılacak dünyada ölüm artık bir gerçek olmayacaktır, yani Kutsal Yazı’da geçen birçok vaadin gerçekleşmesi olarak sonsuza kadar yaşayabileceğiz. İsya- nın olup olmayacağı gerçekten tartışmalı bir noktadır. Gerçek şu ki, olmayacak.



Yeremya 31:31–34’ü okuyun. Burada, kötülüğün neden yeniden ortaya çıkmayacağını anlamamıza yardım edecek ne gibi ilkeler görüyoruz?





Mesihî krallık, dini tecrübeleri sayesinde Allah’a sadakatlerini koruyan insanlar- dan oluşacaktır. Zulüm ve şahsi sıkıntılar karşısında, onlar itaat yolunu seçmişler ve ilahi hizmete yaraşır bir yaşam sürmeye razı olmuşlardır. Allah’ın vaatleri, onların yüreklerine kazınmıştır, öyle ki O’nu hoşnut eden şeyleri yapmayı doğal karşılarlar. Mesih’in krallığında günah tamamen mağlup olacak ve doğruluk, azamî hâkimiyete sahip olacaktır.







Krallığın Yasası


Haziran 26



Günahın tüm çetin sonuçları arasında ölüm en inatçı olanıdır. Günahın üstesinden gelinebilir, Şeytan’a direnilebilir, fakat milyarlarca kişi içinde sadece iki bilinen istisna dışında (Enok, İlyas) ölümün kaçınılmazlığından kim kurtulabilmiştir ki? Kadim bir filozof, “iş ölüme gelince, biz insanlar duvarsız bir kentte yaşıyoruz” diye yazmıştı.



Vahiy 20:14 ve 1.Korintliler 15:26’da hangi mesaj yer almaktadır?



Ölüme yüklenen güçle, Mesih’in yeryüzünde Mesihî krallığını kurmadan önce, O’nun öncelikle ölümü tamamen yok etmesine şaşırmamak gerekir.


Ölümün günahla ilişkisi olduğuna, yani aynı şekilde Allah’ın yasasıyla ilişkisi ol- duğuna kuşku yoktur; zira günah, Allah’ın yasasının ihlal edilmesidir. Bunun sonu- cu olarak, yasa olmaksızın günah da olamaz. Günah yasaya bağlı olsa da, yasa gü- nahtan bağımsızdır. Yani yasa, günah olmaksızın var olabilir. Aslında, Lusifer gökle- rin görkeminde isyan edinceye dek çağlar boyunca böyle kalmıştı.


“Şeytan, Yehova’nın yasasına karşı isyan ettiğinde, bir yasanın mevcut olduğu dü- şüncesi, o zamana kadar bunu hiç duymamış melekler için tam bir sürpriz oldu. Melekler, hizmetlerinde uşaklar gibi değil, oğullar gibidirler. Onlar ile Yaratıcıları arasında mükemmel birlik vardır.”—Ellen G. White, Bereket Dağından Düşünce- ler, S. 104.


Bunu aklımızda tutarsak, Allah’ın krallığında ölümün ve günahın yokluğu, yasa- nın da yokluğunu gerektirmez. Tıpkı yer çekimi yasasının, evrenin fiziksel elementle- ri arasında uyumlu bir etkileşim için gerekli olduğu gibi, Allah’ın ahlâki yasası da, kutsallar arasındaki doğru etkileşimi yönetmek için gereklidir. Allah kurtulanların kalbine yasasını kazıdığında, asıl gayesi onların sonsuzluk için doğruluk yolunda yürümelerinde yardımcı olacak kararlarını mühürlemektir. Bunun sonucunda O’nun yasası, krallığının en büyük özü haline gelir. Böylece, Allah’ın ahlâki yasasının ilkelerinin, O’nun ebedi krallığında mevcut olacağına inanmamız için her türlü ne- dene sahibiz. Tabii ki tek fark, bu ilkelerin burada ihlal edildiği gibi artık hiçbir za- man ihlal edilemeyeceğidir.






Haziran 27


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Without a Wedding Garment,” S. 307–319,


Christ’s Object Lessons.



“Şeytan insanın Allah’ın emirlerine uymasının imkânsız olduğunu iddia etmişti; gerçekten de kendi gücümüzle bunlara itaat edemeyeceğimiz doğrudur. Fakat Mesih insan biçiminde geldi ve mükemmel itaatiyle insanlık ile tanrısallığın birleşiminin Allah’ın hükümlerinin her birine itaat edebileceğini kanıtladı…


“Mesih’in yeryüzündeki hayatı Allah’ın yasasının mükemmel bir ifadesiydi ve Al- lah’ın çocukları olma iddiasındakiler karakterde Mesih’e benzer hale geldiklerinde, Allah’ın emirlerine itaatkâr olacaklardır. O zaman Rab onları gök ailesini meydana getirecek olanların arasına katabilir. Mesih’in doğruluğunun görkemli giysisini giy- miş olarak, Kral’ın şöleninde bir yerleri olur. Kanla yıkanmış kalabalığa katılmaya hak kazanırlar.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons, S. 314, 315.



Tartışma Soruları:


¤ Yukarıdaki Ellen G. White’ın alıntısını okuyun. Burada hem yasa, hem de lütuf ne şekilde açıklanmaktadır? Her zaman, ikisini de birlikte anlama- mızdaki önemli husus nedir? Bu kavramlar birbirinden kopuk olarak öğre- tilirse ne olur?


¤ Bu haftaki çalışmamızın giriş bölümünde, rahmetli Steve Jobs’dan bah- setmiş ve onun, ölümün ürkütücülüğünün, kendi ölümümüzün, buradaki her şeyi gerçekleştirmemiz açısından bizleri teşvik etmesi gerektiği yönün- deki sözlerini aktarmıştık. Bu fikirde gerçeklik payı olsa da, aslında bu yeterli değildir. Bu hiçbir zaman ölüm sorununu ve ölümden sonra gelen yaşamın anlamını çözmez. Aslında Jobs öldüğünde, The New Yorker dergi- sinin kapağında, Aziz Petrus’un, elinde iPad bulunan Steve Jobs’u inci ka- pıdan geçerken sorgulaması tasvir edilmişti. Bu mizahî olsa da, orada muh- temelen Steve Jobs’un göklerin görkeminde yarattığı iPad’ler ya da buna benzer şeylerin olmayacağı gerçeğinden nasıl bir ders alabiliriz?



¤ Şu anki dünyada olan ne gibi şeyler sonsuza dek sürecektir? Bu dünya- nın nihaî yıkımında ne ortadan kaldırılacaktır? Bunlar arasındaki farkı bilmemiz neden çok önemlidir?




Güneşin Batışı: 19:44 (İstanbul)