12 Ocak


Çocukla Gelen Ödül


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Janice Clark eski bir öğrencisinin bebeğini evlat edinmeyi asla planlamamıştı, yine de soğuk bir mart günü telefon çaldı.


“Bakamayacağım bir çocuğu doğuruyorum, acaba siz alır mısınız?” dedi Annette. “Ne demek ‘alır mıyım’?” diye sordu Janice. Kendisi 47 yaşında ve Kanada’nın Alberta bölgesinde First Nations çocuklarına hizmet veren bir Yedinci Gün Adventist misyon okulu olan Mamawi Atosketan Yerel Okulu’nda beden eğitimi öğretmeniydi.


“Onu evlat edinmeni istiyorum” dedi Annette, 18 yaşında ve halihazırda 2 çocuk annesiydi.


Janice kızın ciddi olmadığını düşündü ama Annette ve ailesiyle görüşme ayarlamaya çalıştı. Fakat her çoba boşa çıkmıştı.


İki ay sonra, Janice’in telefonu çaldı. Arayan Annette’ti.


“Yarın hastaneye gelip bana doğum sırasında destek olur musunuz?” diye sordu. Bebeği sezeryan bölümünde doğuracaktı.


5 öz çocuk ve 4 evlatlık çocuğu olan Janice ve kocası, sabah erkenden hastaneye vardılar. Hemşire onları şu sözlerle karşıladı: “ Siz evlat edinecek aile olmalısınız.”


Janice çok şaşırmıştı. Annette’in bebekle ilgili başka planları olduğunu düşünüyordu çünkü bu durum telefonda sadece bir kere konuşulmuştu. Hastane odasında Janice, doğumu bekleyen anneye, sonrası için planlarını sordu.


“Bebeğin adı ne?” diye sordu. Annette: “O senin bebeğin, ismini sen koymalısın” dedi.


Ancak o zaman Janice cidden bebeğin kendi evlatlığı olacağını kavradı.


Mayıs 12. 2016’da, o konuşmadan bir kaç saat sonra, sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Janice o gece hastanede kaldı ve bir sonraki gün bebeği eve getirdi. Adını Huxley koydu.


Janice Annette’in bebeği ona okuldaki sevgisinden ötürü verdiğine inanıyor. Janice “ Bu aslında kişisel bir şey değil. Yıllarca okulda Annette’in ailesiyle çalıştım. O ve bütün kardeşleri öğretmenlerinin onları sevdiğini biliyorlar. Bundan dolayı aramızdan birinin Huxley’nin ailesi olmamızı istedi.” dedi.


Janice konuşmasına devam ettikçe gözleri yaşarmaya başlamıştı.


“ Böyle bir sahnenin parçası olmak beni oldukça duygulandırdı, benden beklenen Huxley’e Yaratıcısını öğretmek.”


2018 Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Mamawi Atosketan Yerel Okulu’nun eğitim programının güçlendirilmesine harcanmıştır. Eski öğrencinin adı bu yazıda değiştirilmiştir.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


19 Ocak


Sabah Mutluluğu


Gorata Obonetse tarafından yazılmıştır.


Bir gün, Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nin kitap işinden sorumlu bir evangelisti Botswana’daki evimizin kapısında belirdi. Annem konuyla ilgilenip Ellen G. White’ın 3 kitabını aldı. Kitapların adları : “Gençlere Mesajlar“, “Çağların Beklentisi“ ve bir King James Kutsal Kitabı yanında “Büyük Mücadele” idi. Kısa süre sonra Adventist kilisesine gitmeye başladı ve vaftiz oldu.


Bu, ben 8. sınıftayken ve lise için planlar yaparken oldu.


Annem, benim Mahalapye’deki evimizden arabayla 2,5 saat uzaklıkda, Francistown’da bir Adventist yatılı okulu olan Eastern Gate Academy’e gitmemi istediği için dua edip oruç tutuyordu. Fakat babam itiraz etti. Okul ücretini karşılayacak parası olmadığını söyledi.


Buna rağmen annem ümidini yitirmedi ve dua etmeye devam etti. Ben de onunla birlikte dua ediyordum. Beni sabah erkenden uyandırıyor ve beraber dua ediyorduk. Akşamları da dua ettik.


Ancak babamın fikri değişmedi ve 9. sınıfa başka bir şehirdeki devlet yatılı okulunda başladım. O okulda ders çalışmak güçtü. Bazı öğrenciler uyuşturucu kullanıyor ve alkol alıyorlardı. Ailelerimiz okul ücretini ödediği sürece- bizim ders çalışıp çalışmamamız öğretmenlerin pek de umurlarında değildi,


Okuldaki 2 senemden sonra burada geçirdiğim zaman bana yetmişti. Babama Adventist okuluna geçiş yapmak istediğimi söyledim. Hiç düşünmeden “ Hayır” diye yanıtladı.


O gece çok ağladım ve dua ettim. Tanrı’dan bana yardım etmesini istedim çünkü Eastern Gate Academy’e gitmeyi ciddi anlamda çok istiyordum. Annemle konuştum, o da bana Mezmurlar 30:5 ayetini okudu: “Gözyaşlarınız belki bir gece akar, ama sabahla sevinç doğar”. Bu ayet bana umut verdi.


2 ay sonra, yaz tatili biterken, babama tekrar Adventist okuluna geçiş yapmak istediğimi söyledim. “Peki” dedi.


Tanrı’ya şükürler olsun! Bu tecrübeden, Tanrı’nın bizi hep dinlediğini öğrendim. O’na itaat edip iman ettiğimizde, her şey O’nun planları doğrultusunda oluyor.


Şimdi 16 yaşındayım ve bu benim okuldaki son yılım. Mezun olduktan sonra doktor olmayı istiyorum. Babam hariç tüm ailem, 2 abim ve ablam da dahil, Adventsit kilisesine katıldı. Lütfen onun için, bizim için ve okulum için dua edin.


Eastern Gate Academy bir kampüsünü, 2015’te toplanan Onüçüncü Şabat Sunuları’nın yardımıyla 2017 yılında kurulan Eastern Gate İlkokul’u ile paylaşmaktadır. Size tüm dünyada Adventist eğitimini destekleyen sunularınız için teşekkür ederiz.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


26 Ocak


2 tane İmkansız İstek


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


İnsanların en çok kafasını karıştıran sorulardan birisi doğru bir eşi nasıl seçeceğidir. Yedinci Gün Adventist Kilisesi Avrupa Bölümü başkanı olan Mario Brito’ya göre bunun cevabı oldukça basitti. Tanrı’dan imkansız görünen 2 şey istedi.


Mario, Fransa Collonges’teki Fransa Adventist Üniversite’sinde teoloji 3. sınıf öğrencisi olarak Tanrı’ya görev-odaklı bir eş için dua ederken Maria aklına geldi. İkisi önceki yıl, İspanya Sagunto’daki İspanyol Adventist Yüksek Okulu’nda (şimdi İspanyol Adventist Koleji) tanışmışlardı.


Mario’da Maria’nın doğru kişi olabileceğine dair oldukça güçlü bir his oluşmuştu, ancak bundan tam olarak emin olamadığından dua etti; “Tanrım, eğer Maria’nın karım olması gerektiğini uygun görüyorsan, onun kalbine bana mektup yazma isteği koy.”


Bir ilişki için kadınların asla ilk adımı atmadığı bir dönemde, bu imkansız bir istekti


Mario’nun şaşkınlığı, yaklaşık bir hafta sonra eline arkadaşça yazılmış bir mektup geçti. Maria’ya samimice bir mektup yazdı ve ikinci imkansız dua dileğini gerçekleştirdi.


“Rabbim, Maria’nın yanıtlaması normal bir bir şey olacak” dedi. “Ama Maria eşim olacaksa, yanıtlamayacağı şekilde bir durum yarat.”


Haftalar geçti ve hiç mektup gelmedi. İkisi, sonraki yıl, Maria Fransa Adventist Üniversitesi’ne 3. sınıfta geçiş yapana kadar görüşmediler. Kısa bir zaman sonrasında Maria ve Mario romantik bir ilişki içerisindeydiler. Bir gün, Mario merakına yenilip Maria’nın niye mektubuna yanıt vermediğini sordu.


“Mektubun oldukça soğuk ve resmi olduğunu hissettim, bundan ötürü cevap vermeme kararı aldım” dedi. Mario onun bu betimlemesine inanamadı ve mektubun hala kendisinde olup olmadığını sordu. Maria mektubu odasından aldı ve çift mektubu beraber okudular. Mektup Mario’nun hatırladığı kadar samimiydi.


Mario tekrar “Mektupta ne gibi bir sorun sorun gördün de cevaplamadın?” diye sordu. Maria ne cevap vereceğini bilemiyordu. Mario bu durumun ardından ona iki duasını anlattı. Maria gülümseyerek “İşte şimdi açıklamasını duydun!” dedi.


Çift sonraki yıl evlendi.


39 yıl sonra, Mario hala doğru eşi seçtiğine adı gibi emin. İkili, on yıldan daha fazla süre boyunca Portekiz’in ulaşılmamış bölgelerine yeni kiliseler kurarak ön cephe misyonerliği yaptılar. Mario, Portekiz’de Adventist Kilisesi’nin başkanı oldu ve 2015’te Avrupa Bölümü’nün başkanı olarak seçildi.


Mario ve Maria’nın evleri de bir görev bölgesi. Bir kızları oldu. Kızları bir Adventist pastörü ile evlenip, aynı zamanda 12 tane ergeni evlatlık aldı.


Mario “Maria’nın Tanrı işine yönelik bir kalbi var. Evet, doğru bir eşleşme olduğuna inanıyorum” dedi.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


2 Şubat


Cenazede Alınan Evlatlık


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


İnsanlar Mozambik ve Malawi sınırından 3 kilometre ötedeki Milange kasabasındaki Yedinci Gün Adventist kilisesinde genç bir annenin cenazesi için toplanmışlardı. Anne, 5 gün öncesinde erkek bir bebek dünyaya getirmiş, sonrasında HIV virüsü sebebiyle ölmüştü. Çocuğun babası olan, HIV+ kocası da daha önceden ölmüştü.


Minik bebek cenaze sırasında avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.


“Bebek ağlıyor çünkü onunla ilgilenecek kimsesi yok” diye konuştu cenazeye katılan 61 yaşındaki çiftçi Clemente Mateus Malala.


Clemente cenazeden sonra bebeğin akrabalarıyla konuştu, süt ve bebek bezi için az miktarda paraları olduğunu öğrendi. Bu malzemeleri kendisi almayı düşündüyse de, bebeğin akrabalarının malzemeleri para kazanmak için satacaklarından şüphelendiğinden bebeği evlatlık almayı teklif etti.


Laston ismini alan bebek şimdi 5 yaşında ve Clemente ve karısı tarafından evlat edilen 4 çocuktan en küçüğü. Ailenin aynı zamanda 4 tane de öz evlatları var.


Mozambik’in kırsal batı tarafındaki tarlasında yeşil fasülye ve mısır yetiştiren Clemente, aynı zamanda kilisenin aktif bir müjdeci üyesi ve geçen 13 yılda 430 kişinin vaftiz olmasını sağlamış birisi. Yalnız hiçbir şey onun yüreğine ebeveynlerini HIV/AIDS virüsüne kaybeden 4 evlatlık çocuk kadar derinden dokunmamıştır:


“Tanrı beni insanları O’na götürme armağanıyla kutsadı, fakat gerçek mutluluğumu bu çocuklarla ilgilenirken buldum. İsa’ya götürdüğüm insanlar kendi fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar fakat bu yetimler bensiz iki kere felakete sürüklenirdi; fiziksel ihtiyaçları karşılanmamış olacak ve kurtuluşlarını kaybedecebilecekler.


HIV virüsü Mozambik’te ciddi bir sorun, Clemente de burda bir farklılık yaratmaya çalışan Yedinci Gün Adventistleri’nden biri. İlk evlatlığı olan Rojerio’yu 2 yaşında yol kenarında yemek için artıkları karıştırırken yanına aldı. Akrabaları, Rojerio’nun ailesinin öldüğünü söyledi. Clemente çocuğu yanına almak isteyince akrabaları büyük bir memnuniyetle onu Clemente’e verdiler.


Clemente kız olan diğer iki evlatlık çocuğunu da benzer şekilde yanına aldı.


Rojerio şimdi 15 yaşında, diğer iki kız ise 11 ve 8.


“ En azından bir kaç çocuğu yanıma alıp onlara bir ev ve yemek sunabilirim” diyen Clemente, Milange’de evlatlık çocuklarının öğrenim görebileceği bir Adventist okulu isteğinde ve “ Biz bir kilise olarak kilisemizin geleceği için yatrımda bulunmak zorundayız.” dedi.


Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı onun kasabasında bir Adventist okulu açılmasında kullanılacaktır. Sunularınız için teşekkür ederiz.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


9 Şubat


Bir Eş İçin Liste


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Lena Engel erkek arkadaşıyla ayrıldıktan sonra gelecekteki eşi için bir özellik listesi yaptı.


Listenin en başında: ruhsal bir kişilik. Disiplinli, sorumluluk sahibi ve liderlik kabiliyeti olan biri olmalıydı. Aynı zamanda benzer ilgi alanlarının da olması oldukça önemliydi, egzersiz ve doğaya olan ilgisi gibi.


Lena’nın annesi bu listeyi görüncü kafasını sallayarak şöyle dedi: “Böyle bir adamı zor bulursun.”


Bir yerel Alman olan Lena, ilk erkek arkadaşıyla lisede tanıştı. Mezun olduktan sonra ise bir Güney Amerika ülkesi olan Guyana’da misyon öğretmeni olmak için erkek arkadaşını Avrupa’da bırakmaktı. Yağmur ormanlarında erkek arkadaşını düşünürken, ilişkisinde sadece duygularına göre hareket ettiğini farketti. Almanya’ya dönünce, ilişkisini bitirip annesine oluşturduğu listeyi gösterdi.


Aylar geçti, Lena kendisini tamamen üniversitesine adadı. Evlilik artık aklının ucundan geçmiyordu. Lena bir sabah dua ederken içinden Ellen G. White’ın “Genç Aşıklara Mektuplar” adlı eserini okumak geldi ve ona göre listesini tekrar yapılandırdı.


Liste yüzde 75 oranında yenilendi. Liste artık kültürel ve algısal bariyerlere takılmış değildi, aksine tüm bu bariyerlerin üstünde, artık ilişkinin özüne dayalıydı. (Liste şu linktedir: bit.ly/lenas-list). Listeye bakarak Lena yaşamını daha iyi hale getirebilmesi için yöntemler gördü. Bu kriterlere uygun bir adamı nerede bulabileceğini düşünürken bir anda aklına Gerson geldi.


Lena kendisi gibi bir Alman misyoner olan Gerson ile Guyana’da tanışmıştı. Aynı lisede aylarca beraber öğretmenlik yaptılar. Ayrıca Almanya’da da arkadaş olarak kalmışlardı.


Lena’ya erkeğin bu konuda önden adım atması öğretilmiş olsa da Lena, Gerson’a sonraki kilise buluşmasında ilgisini belli etti. Gerson onun ilgisine mutlulukla karşılık vermek istese de bunu belli etmeden önce Tanrı’nın onayını almayı öncelik edindi. Tanrı’nın evliliğe yaklaşımını daha iyi anlayabilmek için üç ay boyunca Kutsal Kitap’ı okudu aynı zamanda “ Adventist Evi” ve “Genç Aşıklara Mektuplar” adlı eserleri de okudu. En sonunda Lena’nın da kendisiyle benzer prensiplere sahip olduğu kanısına varan Gerson, ailesinin de kutsamasıyla Lena’ya dönüş yaptı.


Bugün, Lena ve Gerson Engel’in mutlu bir evliliği var ve çift Avusturya, Bogenhofen’da bir Adventist yatılı okulunda öğretmenlik yapıyor.


Lena’nın evlilik ile tavsiyesi ise şudur: “Ellen White doğru eşi bulmak için muhteşem tavsiyeler veriyor. Eğer dediklerini uygularsanız, cömertçe kutsanırsınız.”



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


16 Şubat


Lütufla Mezuniyet


Eugene Fransch tarafından yazılmıştır.


Bağımsızlık öncesi Zimbabwe’deki Solusi Koleji’ndeki teoloji derslerinde ortalama bir öğrenciydim. En çok zorlandığım ders Grekçe’ydi ve en yüksek alabildiğim not sadece bir “C” idi.


Grekçe finalini bitirdiğimde, dersten kaldığımı biliyordum. Kağıdı öğretmenimiz Dr. Leo Raunio’ya verirken “Hocam yine kaldım dersten” dedim. O ise gülümseyip “Dert değil.” dedi. Sonraki hafta boyunca mezun olamayacağım gerçeğiyle boğuştum. Bir ay sonra evlenmeyi planlıyordum ve sonraki altı ay boyunca tekrar Grekçe dersini almak benim için düşünülemezdi bile.


Ardından, Finlandiya’da doğmuş olan emeklilik yaşındaki misyoner Dr. Raunio beni odasına çağırdı. O gün hayatımda ilk defa Tanrı’nın lütfunun ne anlama geldiğini yüreğimde anladım.


Dr. Raunio ben odasındayken şunları dedi: “Seni 4 sene önce bu kampüse adımını attığından beri izliyordum. Asi bir gençten, gönülden çalışan ve Tanrı’yı seven bir genç adama dönüştüğünü gözlemledim. Dinlediğin müziklerin bile değiştiğinin, yani rock’n roll’dan Hristiyan ilahilerine geçtiğinin farkındayım.”


Kimsenin farketmediği şeyleri gözlemlemiş olması beni oldukça şaşırtmıştı. Dr. Raunio sözlerine devam etti: “Diğer derslerinde iyi bir iş çıkardın ve geçtin. Ama Grekçe senin önünde bir bariyer oldu. Bu üç hafta içerisinde mezuniyetinin senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Grekçe için elinden gelen herşeyi yaptığını ama yine de dersten kaldığını da biliyorum. Yine de sana lütufta bulunmak istiyorum. Tanrı’nın yapacağın işler için planları olduğunu biliyorum. Bu durumda lütuftan kastım, bu dersten geçer not vermektir ve bu sayede mezun olabileceksin.” Bu sözlerin üstüne Dr. Raunio Tanrı’ya benim gelecekteki işlerime rehberlik etmesi için dua etti.


Ardından Tanrı beni o kadar ilerilere götürdü ki, önceden asla tahmin edemezdim. Tanrı bana 18 yıl Zimbabwe’deki Adventist Kilisesi’nde gençlik direktörü olarak çalışmamda yardımcı oldu. Sonraki 7 yıl boyunca ise kilise kolunun gençlik direktörü olarak çalıştım. Ayrıca liderlik üstüne doktora yaptım. Artık her gün Tanrı’ya bana verdiği lütfu başkalarına da vermesi için dua ediyorum.


Biz hayatımızdaki en günahkar olduğumuz dönemi yaşarken bile Tanrı bizim içimizdeki potansiyeli bilir. Bizim Kutsal Ruh’la dolduğumuzda neler yapabileceğimizi bilir. Ayrıca kendi ölümlü gözlerimizi bir kenara bırakıp, Tanrı’nın gözlerinden bakmalıyız ki başkalarının içindeki potansiyeli görebilelim.


61 yaşındaki Eugene Fransch şu an Bulawayo, Zimbabwe’deki Zimbabwe Union Conference’de yardımcı sekreter. Leo Raunio Eugene mezun olduktan 3 yıl sonra, 1984’te 72 yaşında vefaat etti.


2015’in Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Solusi Üniversitesi’nin kafeteryasını 500 kişilikten 1000 kişiliğe büyütmekte kullanılmıştır.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


23 Şubat


Zaman Sunusu


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Tracey Lee, Texas, Fort Worth yakınlarında yaşıyordu ve 4 çocuk annesiydi. Tanrı’ya ne sunabileceğini düşünmekteydi.


Çok parası yoktu, aynı zamanda yıllarca dikkat bozukluğu sorunuyla mücadele ediyordu. Fakat ev eğitimi ve 5 evcil hayvanın yanı sıra Tanrı’ya verebileceği bir şeyin varlığını farketti; zaman.


Böylece, Grandview, Texas’ta Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nin başlattığı bir hapishane yardım ve eğitim programına gönüllü olarak başvurdu. Tracey bu konuda “Yardım ettikçe daha fazla mutlu oldum, bir farklılık yarattığımı hissediyordum. Bu sebeple çalışmalarıma devam ettim.” dedi.


6 yıl sonra yaklaşık 35 kişilik kendi kilisesinden daha büyük bir hapishane yardım programının başındaydı. Düzinelerce mahkuma her hafta Kutsal Kitap derslerinde rehberlik etti ve yaklaşık 300 kişiyle bağlantıdaydı.


Tam olarak kaç kişinin onun işleri sayesinde vaftiz olduğu belirli olmasa da mahkumların bir kısmı, onun sayesinde hayatlarında büyük değişimler olduğunu söyledi. Mahkumlardan biri Tracey’e mektubunda bir aile ziyareti sırasında gelen ziyaretçinin şunu haykırdığını bildirdi: “Sen ne yaptın da böylesin? Sanki çevrenden bir ışık hüzmesi yayılıyor.”


“Bu olaya tanıklığım bende bir farklılık görmelerinden kaynaklanıyor, bana bunları öğretirken ayırdığın zaman için teşekkür ederim.”


46 yaşındaki Tracey, Pazar günü ibadet eden bir kilisede büyüdü, evlendi ve çocuklarını iyi bir şekilde büyütmek için başka kiliseleri ziyaret etmeye başladı. Bir gün, en büyük oğlu Kyle ile yarı fiyatına satış yapan bir kitapevinde kitaplara bakınırken, bir başka müşteri onlarla ilginç bir sohbet başlattı. Tracey: “ Bize Grandview’dan bir kilise olarak bahsetti ve gelip görmemizi istedi” dedi.


Aile, kilisedeki birkaç kilise konserine katıldıktan sonra ibadetlerini Cumartesi günü yapmaya başladılar. Kiliseye katıldıktan yaklaşık 7 ay sonra, Tracey kilisenin hapishane kolunda çalışmak için gönüllü oldu. Hapishanede hizmet etmek ona sadece mutluluk vermedi, aynı zamanda dikkat bozukluğu sorununu kontrol altına almasına da yardımcı oldu. Oyalanmaktan kurtulup hayatını öyle bir düzene sokmuştu ki Tracey, hem ailesiyle her konuda ilgilenebiliyor hem de mahkumlara da öğretip onlara yardımcı olabiliyordu ve bu durumdan ne kadar mutlu olduğunu dile getirdi.


Tracey’nin hala çok parası yok, ama zamanını vermeye oldukça gönüllü.


Sözlerini şöyle bitirdi: “Vermem gereken şeyin bu olduğunu hissediyorum.”



*23 Şubat – 1Mart


Şeytan ve Yandaşları




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 13, Va. 17:8, Dan. 7:24, 2Se. 2:2–12, Va. 12:14–16, 1Kr. 18:38.


HATIRLAMA METNİ: “Bunun üzerine ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirip İsa’ya tanıklıklarını sürdürenlerle savaşmaya gitti.” (Vahiy v12:17).


Vahiy 12. bölüm Şeytan’ın Allah’ın sadık halkına saldırılarını anlatıyor–1260 gün/yıl boyunca süren, putperest Roma, sonra da papalık Roma’sı tarafından yapılan zulüm de buna dahildir (M.S. 538-1798; bkz. Va. 12:6, 13, 14 ve 7. Ders Salı günü). 13. Bölüm Şeytan’ın Hristiyanlık tarihi boyunca süren, ikisi de canavarlar olarak resmedilen iki yandaşıyla birlikte gerçekleştirdiği saldırılarını daha da detaylı bir şekilde anlatıyor. Şeytan’ın kontrolü altında olan ejderha ve bu iki canavar, son zamanda Allah’ın kurtarıcı faaliyetlerine karşı koymak için birleşecek ve dünyayı kendilerine biat ettirmeye çalışacaklar.


Burada uyarıda bulunulması gereklidir. Geçmişte tamamlanmış peygamberlik sözlerini yorumlamak daha kolaydır. Fakat Salı gününün dersindeki gibi, henüz gerçekleşmemiş peygamberlik sözlerine geldiğimizde, çok daha dikkatli olmalıyız. Allah şaşırmayalım diye zamanın sonunda ne olacağını bize gösteriyor fakat bilmek isteyeceğimiz tüm ayrıntıları anlatmıyor.


Şunu her zaman hatırlamalıyız: bu peygamberlik sözleri bize sonunda ne olacağını anlatıyor, son olayların ne zaman olacağını, tam olarak nasıl gelişeceğini değil. O yüzden peygamberlik sözünün bize anlattıklarının ötesinde tahmin yürütmemeye dikkat etmeliyiz. Vahiy’deki peygamberlik sözlerinin tatbiki amaçları olduğunu asla unutmayalım: Bize bugün nasıl yaşayacağımızı ve gelecek için nasıl hazırlanacağımızı öğretmek.


*2 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

24 Şubat


Deniz Canavarı


Vahiy 13:1-4, 8 ve Vahiy 17:8 ayetlerini oku. Bu canavarın özellikleri neler ve varlığı hangi safhalardan oluşuyor?


Yuhanna korkunç bir canavarın denizden çıktığını görüyor. Canavar siyasi gücün simgesi olsa da, deniz canavarının tarifi baskın özelliği din olan siyasi bir güce işaret ediyor. Deniz, içinden Roma İmparatorluğunun çöküşü sonrasında güçlenen deniz canavarının yükseldiği, Avrupa’nın yoğun nüfuslu bölgesini simgeliyor (bkz. Va. 17:15).


Yuhanna canavarın sudan yükseldiğini söylüyor. Aynı Vahiy 12:3, 4 ayetlerindeki ejderha gibi yedi kafası ve on boynuzu olması, putperest Roma ile yakın ilişkisini gösteriyor. Canavarın başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılı, boynuzlarının üzerinde de taçlar var. Canavarın başları, Şeytan’ın tarih boyunca Allah’ın halkına zulmetmek için kullanmış olduğu krallıklar (bkz. Va. 17:9–11). Küfür niteliğinde ad canavarın iddia ettiği ilahi unvana işaret ediyor. On boynuz, Roma İmparatorluğu dağıldıktan sonra içinden çıkan ulusları simgeliyor, Daniel 7:24 ayetine işaret ediyor. Deniz canavarının bu özelliklerinin hepsi, Roma İmparatorluğundan doğan papalığa işaret ediyor.


Denizden çıkan canavar, ayının ayağına ve aslanın ağzına sahip bir parsa benziyor. Aslında, canavar Daniel 7:2–7 ayetlerinde bahsedilen dört canavarın (dünya imparatorluklarının simgeleri) niteliklerinin bir birleşiminden oluşuyor: Babil, Med-Pers, Grek ve Roma. Fakat Yuhanna’nın onları tersten sıralaması, kendisinin birinci yüzyıl bakış açısından değerlendirildiğinde, canavarın Daniel 7’deki dördüncü canavarla, Roma İmparatorluğuyla ilişkili olduğunu gösteriyor.


Ejderha (Şeytan tarafından yetki verilen Roma İmparatorluğu) canavara kendi gücünü ve kendi tahtını ve büyük yetki verdi. Aynı Baba’nın Tahtını ve yetkisini Mesih’e vermesi gibi (Va. 2:27), ejderha da canavarı yeryüzündeki ortağı ve temsilcisi olarak yetkilendiriyor.


Vahiy 13:5–7 ayetlerinde, canavarın Hristiyanlık tarihi boyunca süren zulüm işlerinin süresinin 42 ay olduğu ifade ediliyor. El değmemiş kadına zulmün bir vakit, vakitler ve yarım vakit yani üç buçuk vakit ya da peygamberlik yılı sürdüğünü görmüştük (Va. 12:13, 14 ayetlerini Dan. 7:25 ile karşılaştır). Kırk iki peygamberlik ayı 30 günün 42 ile çarpılmasına, yani 1260 güne/yıla eşittir (Va. 12:6). Bu nedenle, Üç buçuk yılın, 42 ayın ve 1260 günün, hepsi aynı zaman dilimini, 1260 yılı ifade eder. Bu safha, canavarın başlarından birinin ölümcül bir yara alması ve bunun sonucu olarak geçici olarak ölmesiyle sona eriyor. Yaranın iyileşmesiyle birlikte, canavar hayata geri dönüyor. Ölümcül yaranın iyileşmesi dünyanın ona hayranlık duymasına ve ejderha ile canavara tapınmalarına yol açıyor.


PAZAR


25 Şubat


Deniz Canavarının Faaliyetleri


Dünkü derste bahsettiğimiz gibi, Vahiy 13:5 ayeti bir zulüm dönemini belirliyor. Canavarın 42 aylık faaliyeti ile, Vahiy 12:6, 14 ayetlerindeki 1260 gün/yıl süren kadına/kiliseye zulüm, aynı zaman dilimi. Bir peygamberlik günü, bir yılı simgeler (Say. 14:34, Hez. 4:6). 7. Dersteki Salı gününün çalışmasına bakın. Bu peygamberlik döneminin başlangıcı, Roma kilisesinin, başında Papa, orta çağ boyunca Batı dünyasına egemen olan dini kuvvet olarak kendisini kabul ettirdiği, aşağı yukarı M.S. 538 yılına denk gelen tarih olarak belirlenmiştir. Fransız devrimi olayları M.S. 1798 tarihinde canavara açılan ölümcül yaradır, bu sayede kilisenin baskıcı yönetimiyle devlete dayanan din anlayışına geçici olarak son vermiştir.


Vahiy 13:5–8 ayetlerini Daniel 7:24, 25 ve 2. Selanikliler 2:2–12 ayetleriyle karşılaştır. Deniz canavarının faaliyetleri ne yönden küçük boynuz ve yasa tanımaz adamın tarifleriyle örtüşüyor?


Deniz canavarının 1260 peygamberlik günü/yılı boyunca devam eden faaliyetleri, küfürler olarak tabir edilmiş. Ahit’te küfür, Allah’a eş koşmayı (Yuhanna 10:33, Mat. 26:63–65) ve O’nun yetkisini gasp etme çabasını (Markos 2:7) simgeleyebilir. Deniz canavarının küfürleri Allah’a yöneliktir; O, Tanrı’ya küfretmek, O’nun adına ve konutuna yani gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı (Vahiy 13:6). Allah’ın konutu, Mesih’in bizim kurtuluşumuz için hizmet ettiği, gökteki tapınaktır. Deniz canavarı, Mesih’in uzlaştırıcı işini, onun yerine kurtuluşu ve bağışlanmayı sağlayacağını iddia eden beşer rahipliği koymaya teşebbüs ederek inkâr eder. Sadece Allah’a ait olan bu güçleri üstlenmek, küfrün ta kendisidir.


Vahiy 13. bölüm, Roma Katolikliği başındaki papayla birlikte Allah’ın statü ve yönetim imtiyazlarını talep ettiğinde gerçekleşmiş olan, Hristiyanlıkta büyük bir sapkınlığın olduğu bir zamana işaret ediyor. Roma’ya boyun eğmeyenler zulme uğruyor ya da şehit ediliyordu. Bu tür sözler bugün sert hatta bağnazca görülse de, çok fazla insan öyle olmasını istiyor diye bugün geçmişi silmiyor.


Bir yandan bu hakikatleri diğerlerine sunarken nazik ve dikkatli olmaya çalışırken, kilise tarihiyle ilgili peygamberlik sözüne nasıl sadık kalabiliriz?


PAZARTESİ


26 Şubat


Karadan Çıkan Canavar


Vahiy 13. bölümün ilk yarısı 1260 gün/yıl süren peygamberlik dönemi boyunca faal olan Roma Katolik gücünü tarif eder. Fransız devrimi olaylarıyla bu dini-politik sistem ölümcül bir yara aldı. Fakat bu ölümcül yara önünde sonunda iyileşecek ve bu sistem yeniden hayata konulacak. Bu bölümün ikinci yarısı canavarın bu ölümcül yarasının iyileşmesinin nasıl gerçekleşeceğini tarif ediyor.


Vahiy 13:11 ayetini oku. İkinci canavarın nitelikleri neler? Vahiy 12:14–16 ayetlerinin ışığında, bu canavarın karadan çıkması ne önem taşıyor?


Yuhanna başka bir canavar daha görüyor fakat ilk canavarın aksine bu ikinci canavar karadan yükseliyor. İkinci canavar da, ilk canavar kadar etkiye sahip bir dünya gücü. Bununla birlikte korkutucu bir görüntüye sahip olan deniz canavarının aksine, kara canavarı ilk başta zararsız gibi görünüyor. Vahiy’de gördüğümüz gibi Mesih’in bir simgesi olan Kuzu gibi iki boynuzu (Va. 13:11) var. Yani, bu son zaman kuvveti Mesih’miş gibi görünüyor.


Bu kuvvet, 1260 peygamberlik günü/yılı sona ererken, ejderha’nın rahat vermeyen tufanından kaçan, Allah’ın gerçek kilisesinin bir simgesi olan kadını koruyan bölgeden yükseliyor (Va. 12:14–16). Sahneye yeni çıkan bir oyuncu olduğu çok belli olan kara canavarının, deniz canavarı Fransız devrimi olayları sırasında ölümcül yarayı aldıktan sonra ortaya çıkması, onun sadece bir son zaman oyuncusu olduğu anlamına geliyor.


1798 yılında Yeni Dünya’da hangi ulus güç kazanıyor, kudret ve büyüklük vaat ediyor ve dünyanın ilgisini çekiyordu? Simgenin uygulanışı hiçbir şüpheye mahal vermez. Bu peygamberlik sözünün şartlarını karşılayan yalnızca bir ulus vardır; şaşmaz bir şeklide Amerika Birleşik Devletleri’ne işaret etmektedir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 443.


Fakat Vahiy 13:11 ayeti gösteriyor ki, büyük ölçüde Protestan olan Amerika da, Roma İmparatorluğuna benzer dünya çapında etkisiyle, sonunda ejderha gibi, iblisin kendisi gibi konuşmaya başlayacak. Bu son dönem gücü, tüm dünyanın ölümcül yarayı almış olan ilk canavara tapınması sağlanmaya çalışılırken, bir aracı olacak. Başka bir deyişle, bir zamanlar kilise için korunma sağlayan, bir güvenli barınak olan Amerika Birleşik Devletleri, bir noktada son zaman olaylarında zalim rolünü üstlenecek.


Amerika Birleşik Devletleri’nin Vahiy 13. bölümdeki ikinci canavar olduğu anlaşıldığında, ne bugünkü gücüne ne de etkisine henüz sahip değildi. Bu gerçek, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu peygamberlik sözünde tarif edilen güç olduğunun anlaşılmasının tasdik edilmesine nasıl yardımcı olabilir?


SALI


27 Şubat


Canavarın Heykeli


Vahiy 13:12, 13 ayetlerini oku. 1. Krallar 18:38 ve Elçilerin İşleri 2:3 ayetleri, en büyüğü gökten ateş indirmek olan kuzuya benzer canavarın aldatıcı işlerinin doğasını anlamamıza nasıl yardımcı olabilir?


Kuzuya benzer canavar, mucizeler göstererek birçoklarını aslında kutsal yazılarla uyuşmayan sözlerinin doğru olduğuna ikna edecek. Ruhçuluk aracılığıyla mucizeler gösterilecek, hastalar iyileştirilecek ve inkâr edilemeyecek harikalar gerçekleştirilecektir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 593. Kuzuya benzer canavar, gösterdiği mucizelerin yardımıyla, yeryüzünün sakinlerini ölümcül yara almış olan deniz canavarının bir heykelini yapmaya ikna edecek.


Deniz canavarının ölümcül yarasının iyileşmesi, Roma papalığının bir dini-siyasi güç olarak yeniden eski haline döndürülmesini ifade ediyor. Kuzuya benzer canavarın aynı zamanda ejderha gibi konuşmaya ve deniz canavarının gücünü göstermeye başlayacak olması, onun bu simgelerle temsil edilen uluslar kadar hoşgörüsüz olacağını gösteriyor.


Böyle bir eylem bu yönetimin ilkelerine, bağımsız kurumlarının dehasına, Bağımsızlık Bildirgesi’nin doğrudan ve ciddi beyanlarına ve Anayasa’ya taban tabana zıt olacaktır. . . . Fakat böyle bir eylemin tutarsızlığı, simgede temsil edilenden daha büyük değildir. Ejderha gibi konuşan –görünürde pak, nazik ve zararsız olan– kuzu gibi boynuzlara sahip canavardır. . . .


‘Yeryüzünde yaşayanlara, canavarın onuruna bir heykel yapmalarını buyurdu.’ Burada, yasama erkinin halkta olduğu bir yönetim biçimi açıkça resmedilerek, peygamberlik sözünde belirtilen ulusun Amerika Birleşik Devletleri olduğuna dair çarpıcı bir kanıt sunulmaktadır.


Peki ‘canavarın onuruna heykel’ nedir ve nasıl meydana getirilecektir? Heykel iki boynuzlu canavar tarafından yapılmaktadır ve canavarın onuruna bir surettir. Ayrıca canavarın heykeli (sureti) de denilmektedir. Öyleyse, heykelin (suretin) niteliğini ve nasıl meydana getirildiğini anlamak için, canavarın kendisinin--yani papalığın--niteliklerini incelemeliyiz.


İlk kilise müjdenin sadeliğinden uzaklaşarak ve putperestlerin tören ve geleneklerini kabul ederek yozlaştığında, Allah’ın Ruhu’nu ve kudretini kaybetmişti; bu nedenle insanların vicdanlarını denetim altına alabilmek için dünyasal gücün desteğine ihtiyaç duydu. Sonuç olarak, devletin gücünü denetim altında tutan ve onu kendi amaçlarına ulaşmak, özellikle de sapkınlığı cezalandırmak için kullanan bir kilise, yani papalık ortaya çıktı. . . .


Birleşik Devletler’in önde gelen kiliseleri, ortak olarak tuttukları öğretiler üzerinde birleşerek, devleti kendi iman açıklamalarını zorunlu hale getirmesi ve kendi kurumlarını desteklemesi için etki altına aldıktan sonra, Protestan Amerika Roma hiyerarşisinin bir benzerini meydana getirmiş olacak, bu da kaçınılmaz olarak muhaliflerin cezalandırılmasına yol açacaktır. . . .


‘Canavarın onuruna [yapılan] heykel,’ Protestan kiliselerinin dogmalarını kabul ettirmek için dünyasal gücün desteğini aradıkları zaman gelişecek olan sapkın Protestanlık biçimini temsil etmektedir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 445, 448.


ÇARŞAMBA


28 Şubat


Canavarın İşareti


Vahiy 13. bölüm kuzuya benzer canavarın son krizde öncü bir role sahip olacağını belirtiyor. Bu dünya gücü, insanların inançlarını kontrol altına almaya teşebbüs ederek, küresel bir sistem kuracak. This system will mirror medieval Christianity under papal control.


Vahiy 13:16, 17 ve Yasanın Tekrarı 6:4–8 ayetlerini oku. Alına ve sağ ele işaret koymanın Allah’ın emirleriyle ne ilgisi olabilir?


Her sosyal sınıftan insana, alınlarına ya da sağ ellerine canavarın işaretini vurmaları için baskı yapılacak. Nasıl alındaki mühür Allah’ın Kendisinin saydıklarını belirliyorsa (Va. 7:3, 4), canavarın işareti de canavara tapanları belirliyor.


Canavarın işareti herhangi şekilde görülebilir bir işaret değil. Sağ ele ya da alına vurulması, Musa’nın İsraillilere Allah’ın yasasını, bir işaret olarak ellerine ya da alınlarına bağlamalarına dair verdiği talimatı taklit ediyor (Yas. 6:8). Sağ elin davranışlarla, alnın da zihin veya ruhsal uzlaşmayla ilgisi var. Bazıları ölüm tehlikesinden kurtulmak için canavarın işaretini almayı seçecek fakat bazıları da bu sapkın tapınma sistemine ruhsal ve zihinsel olarak kendilerini adayacak.


Son krizdeki temel mesele, emirlerini tutarak Allah’a ibadet ve itaat etme meselesi olacak (Va. 14:12). Özellikle de Sebt Günü emri, Allah’a sadakat ve itaat için bir sınav olacak. Sebt gününün Allah’ın sadık halkının itaatinin belirleyici işareti olması gibi (Hez. 20:12, 20), canavarın işareti de canavarla yandaşlığın bir işareti olacak.


Canavarın işareti, Allah’ın emirlerinin insan kaynaklı emirle yer değiştirilmesini de içerir. Bu gerçeğin en büyük kanıtı, Kutsal yazılarda Yaratıcımız tarafından emredilen ibadet günü olan Yedinci Gün Sebt’i yerine, insan kaynaklı bir gelenek olan Pazar tutulmasıdır (bkz. Dan. 7:25).


Allah’ın yetkisinin işaretini başka bir günle değiştirme girişimi, Allah’ın görevini ve gücünü gasp etme girişimidir. Canavarın işareti papalığın sebtidir. . . . Sahte sebt gününü zorla dayatan karar çıktıktan ve üçüncü meleğin yüksek sesli haykırışı insanoğlunu canavara ve onun heykeline tapmak konusunda uyardıktan sonra,. . . O zaman işte hala kuralı çiğnemeye devam edenler, canavarın işaretini alacaklar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 234.


Vahiy 13:18 ayeti şöyle diyor: Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı insanı simgeler. Sayısı 666’dır. Bu adam kim? Pavlus onu yasa tanımaz adam (2Se. 2:3) olarak tanımlıyor. Bu isimlendirme, başlarındaki küfürlü adı hak iddia ettiği ilahi unvana, sözüm ona yeryüzünde Allah’ın Oğlu’nun yerinde durmaya işaret eden deniz canavarıyla temsil edilen papalık gücüne işaret ediyor.


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Vahiy gösteriyor ki Sebt Günü tarihin sonunda itaatin bir işareti olacak. Fakat bir kişinin Pazar gününü tutmasının bugünden canavarın işaretini alması anlamına gelmediğini de unutmamalıyız. Pazar gününü tutmak, tüm aldatmacalara rağmen insanlar ibadet edilecek günü seçmek ile ilgili meseleyi açıkça anladıktan ve seçimlerini Allah ya da canavardan yana kullandıktan sonra canavarın işaretini almak anlamına gelecek. Fakat bu, önümüzdeki gelecek.


Şu anda henüz hiç kimsede canavarın işareti yoktur. Sınav zamanı daha gelmedi. Roma Katolik topluluğu da dahil, her kilisede gerçek Hristiyanlar bulunmaktadır. Onların hiçbiri aydınlanana ve dördüncü emre itaat etmekle ilgili gerçeği görene değin hükümlü değildir. Fakat sahte Sebt gününü zorla dayatan karar çıktığında ve üçüncü meleğin yüksek sesli haykırışı insanoğlunu canavara ve onun heykeline tapmak konusunda uyardığında, gerçek ile yalan arasındaki çizgi açıkça çizilmiş olacak. O zaman işte hala kuralı çiğnemeye devam edenler, canavarın işaretini alacaklar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 234.


Bugün, nasıl Sebt Günü’nü tutmak bir kişiyi kurtarılmış yapmıyorsa, Pazar gününü tutmanın da bir kişiyi kayıp yapmayacağını unutmayalım. Fakat canavarın işaretinin temel mesele ve ibadet için gün belirlemenin de sadakatin sınavı olacağı o vakitler yaklaşıyor. Vahiy, Allah’ın halkını Kutsal Kitap’ı ellerine alıp kalpleri araştıran bir ruhla peygamberlik sözünü kendi başlarına araştırmaya ve bugün Mesih için ulaşılmamış olanlara müjdeyle ulaşmak için ellerinden geleni yapmaya çağırıyor.


TARTIŞMA SORULARI:


Dünyanın bugünkü durumuna baktığınızda, politik ve dini çevrelerde Vahiy 13. bölümdeki peygamberlik sözünün tamamlanmasına yol açacak gibi görünen hangi eğilimleri görüyorsunuz?


Sonu beklerken, diğer mezheplerden Hristiyanlara karşı tavrımız nasıl olmalı? Aşağıdaki nasihati düşün: Bizim din görevlilerimiz diğer mezheplerin din görevlileriyle yakınlaşmaya çalışmalı. Mesih’in arabuluculuk ettiği bu kişilerle ve onlar için dua etmeliler. Onlar, omuzlarında önemli bir sorumluluk taşıyor. Mesih’in müjdecileri olarak bu sürülerin çobanlarına derinden ve içten bir şekilde ilgi göstermeliyiz.—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 6. cilt, s. 78.


Diğer mezheplerden Hristiyanlara karşı tavırlarımızda, tepeden bakan bir tavır ya da Hristiyanlık karşıtı gibi görünen bir ruh sergilemekten nasıl kaçınabiliriz? Kendi inançlarımızdan taviz vermeden onlara ve kişisel inançlarına ne şekilde saygı göstereceğiz?


CUMA


1 Mart


2 Mart


Ezgiler Ezgisi ve Bir İnek


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Günün birinde Ezgiler Ezgisi’nden bir vaaza denk gelen Mordecai Msimanga, Tanrı’nın yoluna dönüp kendi Zimbabweli hemşerilerine bir yol gösterici olmuştur.


Mordecai henüz gençken, 1963’te Rhodesia’daki Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nde vaftiz oldu. Fakat iş bulmak için gittiği ülkenin ikinci büyük şehri olan Bulawayo’da, dua etmeyi ve Kutsal Kitap okumayı bırakmıştı. O dönemle ilgili Mordecai şunu söylüyor: “Kiliseden 22 sene boyunca kaçan inatçı bir insana dönüşmüştüm.”


Bu yıllarda Mordecai, asker olmuş ve Zimbabwe özgürlük mücadelesinde savaşmıştır. Zimbabwe 1980 yılında özgürlüğünü kazandıktan sonra, Mordecai kendisi için yaşamış ve Tanrı’yı düşüncelerinden uzak tutmuştur.


Bir gün, bir inek almaya karar verdi. Fakat ineği alacağı kişi bir Adventist kamp buluşmasındaydı ve Mordecai onun peşinden gitti. Kamp alanına gelince, ineğin sahibinin kısa bi süre orada olamayacağını, yakın zamanda döneceğini öğrenir ve oturup beklemeye karar verir. O sırada bir vaiz, Ezgiler Ezgisi’nden bir bölüm okumaktadır ve Mordecai’nin duyduğu sözler onu kalbinin ortasından vurur. O sırada vaiz Ezgiler Ezgisi’nden 2:15’i okumaktadır: “Yakalayın tilkileri bizim için, bağları bozan küçük tilkileri; çünkü bağlarımız yeşerdi.”


Daha sonra tilkilerin İsrailliler’in ürünlerini yediğini ve Tanrı’nın buna izin verdiğini söyledi. Çünkü doğru olanı yapmıyorlar, Tanrı’ya itaat etmeyip, onun yolunu gözetmeyip tövbe etmiyorlardı. Mordecai dinledikçe, kendisinin durumunun da İsrailliler’den çok da farklı olmadığını anladı. Eğer tövbe edip Tanrı’ya itaat etmezse, felakete sürüklenecekti. “Tanrı’dan kaçmaya çalışan İsrailliler’den hiç bir farkım yok” dedi.


Hemen ardından Tanrı’nın onu hayatı boyunca ne kadar çok koruduğunu hatırladı. Savaşa gitmiş ve tek bir yara bile almamıştı. Günahlarının boyunu aştığını hissetti. Kısık bi sesle ağlamaya başladı. Artık acısını içinde tutamıyor, gözyaşları yanaklarından yavaş yavaş süzülüyordu. Daha fazla dayanamayıp, acısını haykırarak ağlamaya başladı.


Sonradan bu anla ilgili “O an Rabbim’in önünde bir günahkar olduğumu anlamıştım” dedi.


Mordecai ayağa kalktı ve bir yandan hala haykırarak ağlarken bir yandan vaaz verilen yere doğru yürümeye başladı. Vaiz hemen vaazını durdurup insanları ortada topladı. Düzinelerce insan toplanıp önlerindeki savaş gazisinin gözyaşları eşliğinde kalplerini İsa’ya açtılar.


Şu an 68 yaşında olan Mordecai, 2006’dan bu yana Global Misyon öncüsü (Müjdeyi ulaşılmamış yerlere götüren bir misyoner) olarak hizmet verdi. Kötü ruhları kovup, komple16 kişilik bir kiliseyi pastörleriyle birlikte doğru yola getirmiştir.


Mordecai inek almaya gittiği gün ineği alamadığı için hala Tanrı’ya şükreder. “Orda beni oturtup bana vaazı dinleten Tanrı’nın Ruhu’dur, ve Tanrı’ya ne kadar şükretsem azdır.”


Şu linkte daha fazlasını bulabilirsiniz : bit.ly/mordecai-zimbabwe


2-8 Mart


Allah’ın Sonsuza Dek Kalıcı Müjdesi




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 14:6–12; Mat. 24:14; Vaiz. 12:13, 14; Çık. 20:2–11; Yşa. 21:9; Yşa. 34:8–10.


HATIRLAMA METNİ: Kutsalların tahammülü buradadır; Allah’ın emirlerini ve İsa’nın imanını koruyanların tahammülü buradadır. (Vahiy 14:12, Candemir).


Vahiy’de Şeytan’ın son zaman aldatmacasının, dünyanın canavara tapınmayı ve onun işaretini almayı tercih etmesini sağlayacak kadar başarılı olacağı anlatılıyor. Fakat, Vahiy 14:1–5 ayetlerinde Allah’ın Kendi bakiyesine, tüm dünya karşı dururken Rabb’i destekleyecek olanlara sahip olacağı söyleniyor.


Son zamanda insanlar kime tapınacaklarını seçmek zorunda kalacak, tapınıp tapınmayacaklarını değil (herkes her zaman bir şeye tapınır). Canavara tapınanlar, yaptıkları sapkın sisteme işle ya da zihnen hizmet etme seçiminin bir simgesi olarak, sağ ellerine ya da alınlarına onun işaretini alacaklar.


Aynı zamanda dünya müjdenin, Pentekost gününden beri şahit olunmamış derecede kapsamlı bir şekilde duyurulmasına tanık olacak. Allah’ın hükümleri isyankâr insanlığın üzerine dökülmeden önce, Allah her ulusa, her oymağa, her dile, her halka (Va. 14:6) uyarı mesajlarını gönderecek. Allah kimsenin mahvolmasını istemez, tersine kurtarılmasını ister. Mesih’in ölümünün tüm insanlık için olması bundandır. Mesele kimin bu imkânı değerlendirip kimin değerlendirmeyeceği.


*9 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

3 Mart


Üç Meleğin Mesajı


Sondan hemen önce Allah’ın uyarı mesajlarını göndermesi, gökyüzünde uçan üç, sesli melekle simgelenmiş. Melek kelimesinin Grekçesi (angelos), elçi anlamına gelir. Vahiy’deki kanıtlar, üç meleğin, son zaman mesajını dünya ile paylaşmak ile yetkilendirilmiş Allah’ın halkını temsil ettiğini düşündürüyor.


Vahiy 14:6 ve Matta 24:14 ayetlerini oku. İlk meleğin mesajından sonsuza dek kalıcı müjde (Va. 14:6) diye bahsedilir. Bu duyuruyu sonsuza dek kalıcı müjde diye tanımlamak bize ilk meleğin mesajının içeriği ve maksadı ile ilgili ne söylüyor? Bu mesaj neden tüm inandıklarımızın odağında?


İlk son zaman mesajı, Allah’ın dünyayı yargılama saatinin gelmiş olduğu bağlamındaki müjde duyurusudur. Müjde, İsa Mesih’e iman ve Mesih’in onlar için yaptığına dayanarak insanları kurtaran Allah hakkında iyi haberdir. Müjde, sonsuza kadar sürecek olandır çünkü Allah asla değişmez. O’nun planı bizim var olmamızdan bile önce devreye sokulmuştu (2Ti. 1:9, Tit. 1:2). İlk meleğin mesajının içeriğinde hem kurtuluş hem de yargılama bulunur. O, Allah’ı yücelten ve O’na Yaratıcıları olarak ibadet edenler için iyi haberdir fakat Yaratıcıyı ve O’nun vermiş olduğu gerçek ibadetin işareti Yedinci Gün Sebt’ini geri çevirenler için bir yargılama uyarısıdır.


Üç meleğin de mesajları yüksek sesle duyurduğu anlatılıyor (Va. 14:7, 9). Mesajlar acil ve önemli; herkes tarafından duyulmalılar çünkü mesajlar onların ebedi kaderlerini ilgilendiriyor. Yani mesaj her ulusa, her oymağa, her dile ve her halka duyurulmalı. Bu duyuru özellikle çok önemli çünkü son zamanda canavar yetkisini her oymak, her halk, her dil, her ulus (Va. 13:7) üzerinde uygulayacak. Şeytan’ın dünya çapındaki aldatıcı işlerine karşılık, müjde son zamanda dünya çapında duyurulacak.


Üç meleğin mesajı, Allah’ın halkı tarafından Şeytan ve son zaman yandaşlarına karşılık olarak duyuruluyor–putperestliğin/ruhçuluğun bir simgesi olan ejderha; Roma Katolikliğini simgeleyen deniz canavarı; ve sapkın Protestanlığı simgeleyen kuzuya benzeyen canavar ya da sahte peygamber (Vahiy 13). Şeytan bu son zaman güçlerini altıncı bela dönemi süresince kullanıyor (Va. 16:13, 14). Yani, son zamanda dünyaya, her ikisi de yeryüzündeki insanları biat ettirmeyi amaçlayan iki rakip mesaj sunulmuş oluyor.


Yedinci Gün Adventistleri olarak bizden üç meleğin mesajında bulunan son zaman gerçekleriyle dünyaya ulaşmamız isteniyor. Sen, bunun gerçekleşmesine yardımcı olmak için ne yapıyorsun? Daha fazla ne yapabilirsin?


PAZAR


4 Mart


İlk Meleğin Mesajı: 1. Bölüm


Vahiy 14:7 ve Vaiz 12:13 ayetlerini oku. Allah’tan korkmak ne anlama geliyor? Allah’tan korkma kavramı müjde ile ne şekilde ilişkilidir ve müjdenin Allah’ın emirlerini tutmakla ne ilişkisi vardır (Ayrıca bkz. Rom. 7:7-13)? Allah’tan korkmakla O’nu yüceltmek arasında ne bağlantı vardır?


Tanrı’dan korkun! O’nu yüceltin! (Va. 14:7) çağrısı, sonsuza dek kalıcı müjde bağlamında duyuruluyor. Mesih’in bizim kurtuluşumuz için yaptığını fark etmek, O’na olumlu cevap verme sonucunu doğuruyor.


Kutsal Kitap’ta Allah’tan korkmak ve O’nu yüceltmek yakından ilgilidir (Mez. 22:23, Va. 15:4). İkisi birlikte Allah’la doğru bir ilişki içinde olmayı (Eyüp 1:8) ve O’na itaat etmeyi simgeler.


Allah’tan korkmak, O’ndan ürkmek anlamına gelmez, O’nu ciddiye almak ve yaşamlarımızdaki varlığına izin vermek anlamına gelir. Allah’ın son dönem halkı, Allah’tan korkanlardır (bkz. Va. 11:18, 19:5). Allah, halkının Kendisini sevmelerini (Yas. 11:13, Mat. 22:37) Kendisine itaat etmelerini, (Yas. 5:29, Vaiz 12:13) ve O’nun kişiliğini yansıtmalarını (Yar. 22:12) ister.


Allah’ın halkının O’nu yüceltmesi önemlidir çünkü O’nun yargılama saati geldi (Va. 14:7). Burada bahsedilen yargı, ikinci gelişten önce gerçekleşen araştırıcı yargıdır. Bu yargılamanın amacı, yaptıklarımızla açığa çıkacak bir seçim olan, gerçekten Allah’a kulluk edip etmediğimizi ortaya koymaktır (bkz. 2Ko. 5:10). Bu yargılamanın sonucunda beher kişinin kaderine karar verilmiş olacak (Va. 22:11) ve İsa her kişiye yaptıklarına göre ödülünü vermek için gelecek (Va. 22:12).


Vahiy 14. bölümdeki yargılama müjdenin bir parçasıdır. Allah ile doğru bir ilişki içinde olanlar için yargılama iyi haberdir; suçsuzluğunun kanıtlanması, kurtuluş, özgürlük ve sonsuz yaşam anlamına gelir. Fakat itaat etmeyenler için, tövbe edip bu son zaman mesajını kabul ederek Allah’a dönmedikleri sürece, kötü haberdir. Allah kimsenin mahvolmasını istemez tersine herkesin tövbeye gelmesini ister (2Pe. 3:9).


Yargılamada tek başına nasıl ayakta dururdun? Yaşamın senin için hangi hükmü ortaya çıkarırdı? Cevabın müjdeye olan ihtiyaçla ilgili sana ne söylüyor ve ilk meleğin mesajıyla neden bu kadar yakın derecede ilişkili?


PAZARTESİ


5 Mart


İlk Meleğin Mesajı: 2. Bölüm


Vahiy gösteriyor ki, dünya tarihinin son krizindeki temel mesele, O’nun emirlerini tutmak ile açığa vurulan bir Allah’a ibadet ve itaat etme meselesi olacak (Va. 14:12). Dünyadaki insanlar ikiye bölünecek: Allah’tan korkup O’na ibadet edenler ve canavardan korkup ona tapınanlar.


On emir’in ilk dört buyruğunu gözden geçir (Çık. 20:2–11). Sonra da Vahiy 13. bölümü oku. Canavarın kendisine tapınılmasını istemesi (Va. 13:15), tapınılsın diye canavarın bir heykelinin yapılması (Va. 13:14, 15), Allah’a ve O’nun adına küfredilmesi (Va. 13:5, 6 ) ve canavarın işaretinin alınması (Va. 13:16, 17) ne şekilde Şeytan’ın son krizde On Emir’in ilk dört emrine yapacağı saldırılara işaret ediyor?


On Emir’in ilk dört emrinde merkezi kavram ibadettir. Vahiy, bu emirlerin son krizde Allah’a bağlılığın bir sembolü olacağını belirtiyor. Mesih ve Şeytan arasındaki son çatışma, açıkça ibadet ve ilk dört emir hakkında olacak.


Son krizin anahtar konusu, ilk meleğin mesajındaki ikinci öğütte vurgulanıyor. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana (Va. 14:7) tapınma çağrısı, neredeyse tamamen On emir’in dördüncü emrinden alıntıdır (Çık. 20:11). Bu gerçek de Yaratan Allah’a tapınma çağrısının, Sebt gününün tutulmasına çağrı olduğunu gösteriyor.


Yedinci Gün olan Cumartesi günü dinlenip ibadet etmek, bizim Allah’la olan ilişkimizin özel bir işaretidir (Çık. 31:13, Hez. 20:12). İkinci meleğin mesajı bir Yaratan’a ibadet etme çağrısıdır.


Devletin yasasına itaat ederek dördüncü emre aykırı biçimde sahte şabatı tutmak, Allah’a karşı duran güce bağlılık bildirisi anlamına gelecektir; Allah’ın yasasına itaat ederek gerçek Şabat gününü tutmak ise, Yaratıcı’ya sadakatin bir ifadesidir. Bir sınıf dünyasal güçlere itaatin ifadesini kabul ederek canavarın işaretini alırken, diğer sınıf ilahî otoriteye bağlılığın işaretini seçerek, Allah’ın mührünü almaktadır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele s. 610.


Bizim Yaratılış ve Kurtuluşa bakışımız ne şekilde ilişkili? Allah’ın yaptığı gibi Sebt günü dinlenmek neden çok önemli?


SALI


6 Mart


İkinci Meleğin Mesajı


İkinci meleğin mesajı Babil’in düşüşünü ya da sapkınlığını duyuruyor ve onun sahte bir dini sistem olduğunu belirliyor. Vahiy 17:5 ayetinde Babil, ‘dünya fahişelerinin anası’ olarak tanımlanmıştır. Kızları ile, onun öğretilerine ve geleneklerine bağlı kalan ve dünyayla gayrimeşru bir işbirliği yapmak için gerçeği ve Allah’ın onayını feda etme örnekliğini izleyen kiliseler simgeleniyor olmalıdır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 386.


Vahiy 14:8, Vahiy 18:2 ve Yeşaya 21:9 ayetlerini oku. Yıkıldı kelimesinin iki kere tekrarlanması, Babil’in ilerleyen sapkınlığına işaret ediyor ve onun ahlâki olarak tamamen çökmüş olduğunu belirtiyor. Peki Babil’in düşüşünün ileride gerçekleşecek olması daha önce belirtilmiş olmasına rağmen, ondan neden çoktan düşmüş diye bahsediliyor?


Vahiy’deki son zaman Babil’i, Roma Katolikliği ve sapkın Protestanlığın da dahil olduğu sahte dini sistemlerin bir birleşimi. Bunlar, kendilerini Allah’ın halkına karşı Şeytan’ın kulluğuna adayacaklar (bkz. Va. 13:11–18, Va. 16:13, Va. 17:6). Bu sapkın dini birlik, kendisini Allah’ın üzerine yücelterek dünya’da O’nun yerini almaya çalışmakta eski Babil’in kibrini gösterecek. İkinci meleğin mesajı Allah’ın halkını, bu aşağılık sistemin son zaman müjde mesajının ışığını reddettiği için gerçekten gittikçe uzaklaşacağına dair uyarıyor. Tüm Hristiyan aleminde kilisenin dünyayla birleşmesi tamamen gerçekleşinceye dek, Babil’in çöküşü tamamlanmayacaktır—Ellen G. White, Büyük Mücadele, p. 393.


Vahiy 14:8, Vahiy 17:2 ve Vahiy 18:3 ayetlerini oku. Babil dünyanın kendisinin fuhşunun şarabını içmesini nasıl sağlıyor? Şarap neyi simgeliyor?


Vahiy 17. bölüm, Babil’i yeryüzündeki insanların kendisiyle birlikte ölümsüzlük şarabını içmelerini sağlayan bir fahişe olarak resmediyor (bkz. Va. 17:2).


Babil’in şarabı, bu sapkın dini sistem tarafından sunulan sahte öğretilerin ve sahte müjdenin bir ifadesi. Bugün bir çok Protestan kilise, Kutsal Kitap’ın peygamberlik sözünü yerine getirircesine bir zamanlar onları Roma Katolik kilisesinden ayıran farklılıkları hızla ortadan kaldırıp gerçeğe sırt çeviriyorken, biz Babil’in şarabının sözde Mesih’in bedenindeki yozlaştırıcı etkisine tanık oluyoruz: ilk meleğin mesajındaki Yaratılış’a yapılan göndermeyle tamamen tezat oluşturan teistik (tanrıcı) evrim; Sola Scriptura (Yalnızca Kutsal Yazılar) ilkesinin yerini teolojik geleneklerin alması; Kutsal Kitap’taki cinsiyet, evlilik ve benzeri kavramların tanımlarını terk eden, yeniden düzenlenmiş bir ahlâk anlayışı. Zehirlenmiş insanlar sağlıklı bir şekilde düşünemezler. İnsanlar Babil’in şarabıyla ruhsal olarak sarhoş oldukça, Babil onları deniz canavarına tapınmaları ve canavarın işaretini almaları için ayartacak.


ÇARŞAMBA


7 Mart


Üçüncü Meleğin Mesajı


Vahiy 14:12 ayeti Allah’ın sadık halkını ne şekilde tarif ediyor?


Allah’ın sadık halkının tersine, Vahiy 14:9, 10 ayetleri Allah’ın gazabıyla karşılaşacak olanların kaderiyle ilgili uyarıda bulunuyor. Eski Ahit’te Allah’ın gazabının dökülmesi, sembolik olarak bir kâseden şarap içmek olarak tarif edilir (Yer. 25:15, 16). Canavara tapınanları bekleyen yargılamanın şiddeti, Allah’ın saf olarak hazırlanmış (Va. 14:10) [Tanrı’nın kızgınlık bardağına katışıksız olarak boşaltılan - Cosmades]dökülen gazabının şarabını kâseden içmek olarak ifade edilmiş. Eski zamanlarda insanlar şarabın sarhoş edici etkisini yumuşatmak için genellikle onu suyla karıştırırlardı. Ancak Allah’ın gazabı katışıksız (akratu) olarak tasvir ediliyor. Saf, katkısız şarap, Allah’ın gazabının merhametle birlikte değil, tüm kuvvetiyle dökülmesini temsil ediyor.


Vahiy 14:10, 11 ve 20:10-15 ayetlerini oku. Yeşeya 34:8–10 ve Yahuda 7 ayetleri, Çektikleri işkencenin dumanı sonsuza dek tütecek. ifadesine ne şekilde ışık tutuyor?


Ateş ve kükürtle işkence ifadesi, toptan bir yıkımı işaret ediyor. Ateş ve kükürt, yargılamanın bir aracıdır (Yar. 19:24, Yşa. 34:8–10). Yıkımın tüten dumanı Kutsal Kitap’ın iyi bilinen imgelerinden biridir. Yeşaya Edom’un gelecekteki yıkımının ateş ve kükürtle olacağını öngörmüştü: ülkenin her yanı yanan zift olacak. Zift gece gündüz sönmeyecek, dumanı hep tütecek (Yşa. 34:10). Yahuda Sodom ve Gomora’nın kaderinin de sonsuza dek ateşte yanma (Yah. 7) cezası olduğunu söylüyor. Bu ayetler dinmeyen bir yangından bahsetmiyor, bu şehirlerin hiç biri bugün yanmıyor. Sonsuza dek süren akıbetleri, yanmaları değil. Vahiy’de sonsuza dek ateşte yanma, imha edilmenin bir ifadesi; Ateş artık yanacak bir şey kalmayıp her şey tükeninceye kadar sürecek.


Cehennem ateşinin kayıplara sonsuza kadar işkence etmeyeceği gerçeği için müteşekkir olabiliriz fakat cezanın kendisi hala yeterince kötü. Bu, bize verilmiş olan, gelmekte olana dair diğerlerini uyarma kutsal göreviyle ilgili bize ne söylemeli?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Büyük Mücadele kitabında 608–617. sayfalardaki Son Uyarı bölümünü oku.


Vahiy gösteriyor ki, son zamanda Allah’ın halkı, son zaman müjdesini dünyaya yaymakla görevli. Önümüzdeki iş göz korkutucu fakat imkansız değil. Bununla birlikte biz Allah’ın gücü vaadine de sahibiz.


Muazzam müjde işinin tamamlanışında Allah’ın gücünün tezahürü, başlangıcına damga vurandan daha az olmayacaktır. . . .


Bildiri, kanıtlardan çok Allah’ın Ruhu’nun kesin ikna gücüyle yayılacaktır. Kanıtlar sunulmuştur. Tohum ekilmiştir, şimdi de filizlenerek meyve verecektir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 616, 617.


Allah’ın son mesajının yayılmasının tamamlanması, dünyadaki insanların kesin bir şekilde iki gruba bölünmelerini sağlayacak: Allah’ı seven ve O’na itaat edenler ve canavarın peşinden gidip ona itaat edenler. Bu bölünme iki hasat üzerinden tarif ediliyor: Biçilerek ambara alınan ekinler (Va. 14:14–16) ve toplanarak masaraya atılan üzümler (Va. 14:17–20). Vahiy 17. ve 18. bölümlerinin konusu bu son ayrışmadır.


TARTIŞMA SORULARI:


Yedinci Gün Adventistleri dışında üç meleğin mesajını kimin vaaz ettiği fikri üzerinde düşün. Bu gerçek, işimizin ne kadar önemli olduğuna ve onu ne kadar ciddiye almamız gerektiğine dair bize ne anlatmalı?


Yargılama sence Hristiyanlar arasında niye rağbet görmeyen bir kavram? İkinci geliş öncesi yargılama kavramı günümüz Hristiyanları için ne anlam ifade ediyor? İmanlı kardeşlerinin, ikinci geliş öncesi yargılamanın gerçek anlamını daha iyi kavramalarına yardımcı olmak için ne yapabilirsin?


Think about the question of the Sabbath in the context of final events. The issue is: Whom will we worship—the Creator of the heaven and the earth (Rev. 14:7, NASB), or the beast power? The Bible teaches that the seventh-day Sabbath is the oldest (Gen. 2:2, 3), most foundational sign of God’s creatorship of the heaven and the earth. What does that truth teach us about why the Sabbath, as one of God’s commandments (Rev. 14:12), plays such a prominent role in the final crisis?


CUMA


8 Mart


9 Mart


Güç Araçları ve bir Gemi


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır


Yedinci Gün Adventistleri Rusya’da sağlıklı yaşam tüyoları paylaşmak için bir gemi yolculuğuna çıkmışlardı ve geminin kaptanı sigarayı bıraktı.


Çocuklar Rus sokaklarında dağıtılmak üzere On Emir ile ilgili mektuplar yazmışlardı.


Doğu Ukrayna’da savaşla evleri harap olmuş insanlara evangelist buluşmalar güç imkanı sağlıyordu.


Bunlar Adventist Kilisesi’nin Avrasya Bölümü’nün çoğunlukla eski Sovyet toprağı olan ve neredeyse hiç Adventist olmayan bölgelerde üye kazanmak ve müjdeyi yaymak için kilise üyelerinin yaptıkları yenilikçi hareketlerden bazılarıdır.


“Burası zor bir bölge, fakat Tanrı kilise üyelerindeki özveriyle çalışıyor” yorumunu yaptı bölüm başkanı Michael Kaminskiy.


On bir tane Adventist sağlık uzmanı 2 haftalık bir gemi yolculuğuyla Volga Nehri’ndeki antik Rus şehirlerine gittiler. Yolculuk, özel bir Rus sağlık organizasyonu tarafından düzenlenmiş olup, sıkça turizm amaçlı kullanılan bir rota izlemiş, Adventistler ise buraya hem su, gün ışığı, egzersiz ve dinlenme üzerine sağlık prensiplerini anlatmaya, hem de sigarayı bırakma derslerini yürütmeleri için çağırılmışlardı.


Oldukça fazla sigara içen geminin kaptanı da bu sınıflara katıldı. Batı Rus Birlik Konferansı’nın başkanı olan Ivan Velgosha, kaptan hakkında, “O kadar çok sigara içiyordu ki her zaman çevresinde bir duman tabakası vardı” dedi.


Yolculuğun sonunda kaptan sigarayı bırakmıştı ve gemiyi sigarasız alan yaptı. Adventistler ona sağlıklı yaşamla ilgili bir kitap bırakıp İsa’nın ona bir daha asla sigara içmemesi için ona yardım edeceğini söylediler. Velgosha kaptanın yolculuktan bir ay sonra bile hiç sigara içmediğini söyledi.


Nizhny Novgorod şehrinde çocuklar, Tanrı’ya olan sevgilerini, O’nun emirleri ile ilgili mektuplar yazarak gösteriyordu. Bir çocuk şöyle yazmıştı, “Hep üçüncü emri hatırlayalım ki Tanrı hakkında kötü şeyler söylemeyelim”. Bir başka çocuk da şöyle yazmıştı, “Eğer insanlar hırsızlık yapmasaydı, dünyanın en zengin ülkesi olurduk.” Bu çocuklar sokakta 5 gün boyunca bu mektupları insanlara dağıttılar.


Doğu Ukrayna’da kilise üyeleri bedava elektrikli matkap çekilişleri yapılmasıyla erkeklerin müjdeci buluşmalara daha çok ilgi gösterdiğini farkettiler. Kadınlar halihazırda katılım sağlıyorlardı, fakat erkeklerin katılımı kilise elektrikli matkap çekilişi yapmaya başlayınca keskin bir şekilde yükseliş gösterdi, dedi Ukrayna Birlik Konferansı başkanı Stanislav Nosov.


“Erkeklerin çatışmalarda harap olan evlerini tamir edebilmeleri için ekipmana ihtiyaçları var,” dedi. Doğu Ukrayna’daki birçok kasabada 2 haftalık evangelist buluşmalarda günlük çekilişler yapıldı. Kazananlar bir kap seti veya matkap arasında seçim yaptılar, ayrıca yedi buluşmaya ardı ardına katılım sağlayanlara makarna, şeker, süt ve bunun gibi temel gıda yardımı yapıldı. Düzinelerce insan vaftiz edildi.


“Tanrı tüm kilise üyelerinin katılımıyla mucizeler yaratıyor,“ dedi Kaminskiy.



*9–15 Mart


Son Yedi Bela




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 15:1; 7:1–3; 14:9, 10; 16:1–12; 17:1; Daniel 5; Va. 16:16; 2Se. 2:9–12.


HATIRLAMA METNİ: Ya Rab, senden kim korkmaz, adını kim yüceltmez? Çünkü kutsal olan yalnız Sensin. Bütün uluslar gelip Sana tapınacaklar. Çünkü adil işlerin açıkça görüldü (Vahiy 15:4).


Vahiy 11:18 ayeti son Armagedon savaşından hemen önce dünyadaki olayları şu şekilde özetliyor: Uluslar gazaba gelmişlerdi. Dünyadaki işlerin bu durumu İsa’nın son günler tarifiyle uyuşuyor (Luka 21:25), ardından da Allah’ın tövbe etmeyenlerin üzerine dökülen yedi bela biçiminde gerçekleşen yargısı, yani gazabı geliyor (Va. 15:1).


Vahiy 15. bölüm, bu ilahî gazapla dolu yedi tas taşıyan yedi meleğin resmedilmesiyle başlıyor. Fakat dökülme gerçekleşmeden önce, Allah’ın sadık halkının geleceğinden bir kesit görüyoruz (Va. 15:1–4). Onlar, camdan bir denizi andıran bir şeyin üzerinde duran, Musa’nın ve Kuzu’nun ezgisini söyleyen, canavara, heykeline ve adını simgeleyen sayıya karşı zafer kazananlar (Va. 15:2) olarak tanımlanıyorlar; tüm tasvirler Kızıldeniz kıyısında Allah’ın Mısırlılara karşı kazandığı zaferi kutlayan İbranileri anımsatıyor (Mısırdan Çıkış 15).


Bu muzaffer kutsallar, Vahiy 14:1–5 ayetlerinde bahsedilen aynı 144.000 kişidir. Canavarın işaretini reddetmiş olduklarından, son yedi beladan korunuyorlar. Daha sonra, İkinci Geliş’te, ölümlü bedenleri dönüştürülüp ölümsüzlük giydiriliyor (1Ko. 15:51–54), İsa güç ve yücelik içinde geldiğinde diriltilen kutsallara katılacaklar (1Se. 4:17).


*16 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

10 Mart


Son Yedi Belanın Anlamı


Artık insanlar bilinçli olarak tercihlerini Allah ya da Babil yönünde yapmışlardır. Fakat Mesih gelmeden önce, tutulmuş olan Şeytan’ın öfkesinin yıkıcı rüzgârları (Va. 7:1–3) serbest bırakılıyor ve hemen ardından da son yedi bela geliyor.


Vahiy 15:1 ayetini ve Mısırdan Çıkış 7–11 bölümlerini oku. Son yedi belanın zemini olarak kabul edilen Mısırlılara gönderilen felâketler, amaçları ve anlamları bakımından ne şekilde öğreticidir?


Son yedi belaya son belalar denmesinin sebebi, dünya tarihinin en sonunda gerçekleşmeleridir. Buna karşıt olarak, yedi borazan belaları Hristiyan çağının tamamını içine alan bir zaman dilimini kapsar, fakat faaliyet alanları kısıtlıdır. Bunlar, müjdenin vaaz edilmesi sürerken (Va. 10:8–11:14) ve arabuluculuk gerçekleşirken (Va. 8:2–5) icra edilirler. Merhametle karışıktırlar ve Allah’ın halkının düşmanlarını tövbe ettirme amacı taşırlar.


Öte yandan, son yedi bela İkinci Geliş’ten hemen önce dökülür. Bunlar, Firavun gibi kalpleri Allah’ın kurtaran sevgisine karşı katılaşmış olan ve tövbe etmek istemeyenlerin üzerine dökülür (Va. 16:11). İlahî gazap insanların yaptıkları seçimlere Allah’ın adil yargısıdır (bkz. Rom. 1:26–28) ve kaybolanlar şimdi kendi tercihlerinin sonuçlarını biçmektedirler.


Vahiy 15:5–8, Mısır’dan Çıkış 40:34, 35 ve 1. Krallar 8:10, 11 ayetlerini oku. Kimse tapınağa giremedi (Va. 15:8) ifadesi, son yedi belanın zamanlamasıyla ilgili ne düşündürüyor?


Kimse tapınağa giremedi (Va. 15:8) ifadesi, deneme süresinin sona erişine işaret ediyor. (Va. 22:11). Mesih’in gökteki arabuluculuk hizmeti sona ererken, tövbe etme fırsatının kapısı sonsuza dek kapanıyor. Dolayısıyla son yedi bela kimsenin tövbe etmesini sağlamayacak, tersine Babil’in tarafında olmayı seçenlerin kalplerinin katılığını açığa vurarak, Allah’tan daha da çok nefret etmelerine neden olacak (Va. 16:9, 11).


Her geçen gün daha da kötüye gidecek olan etrafındaki dünyaya bir bak. Belaların bu kadar gecikmiş olması Allah’ın merhameti ve sabrına dair bize ne öğretiyor?


PAZAR


11 Mart


Son Belaların Dökülmesi


Mesih’in göksel tapınaktaki arabuluculuğunun sona erişiyle, her bireyin kaderi sonsuza dek belirlenir. Müjdeye burun bükenlerin Allah’ın gazabını tamamıyla tecrübe etme zamanı artık gelmiştir.


Son yedi bela Mısır üzerine dökülen belaların bir yansımasıdır (Mısır’dan Çıkış 7–11). Tıpkı Mısır belaları Mısırlıları etkilerken İsraillilerin korunduğu gibi, bu sıkıntı zamanında da Allah’ın halkı korunacaktır (Mez. 91:3–10; bkz. Büyük Mücadele, s. 634, 635). Mısır’daki belalar Firavun’un kalbinin katılığını açığa vurarak, Mısırlılara tanrılarının onları korumaktaki acizliğini göstermişti. Benzer şekilde, son yedi bela da deniz canavarına tapınanların kalplerini katılaştıracak ve Babil’in onları ilahî yargıdan korumaktaki acizliğini gözler önüne serecek.


Vahiy 16:1–11 ayetlerini oku. Burada ne oluyor ve nasıl resmedilmiş?


İlk dört bela evrensel değildir, yoksa yeryüzünün sakinleri toptan helâk olurlardı.—Büyük Mücadele, s. 634. İlki, sadece canavara tapanlar üzerinde acı verici ve iğrenç yaralar açıyor. İkinci ve üçüncü belalar denizleri, ırmakları ve su pınarlarını etkileyerek bunları kana dönüştürüyor. İçecek su olmayınca isyankâr insanlık hayatta kalamaz. Dördüncü bela güneşi etkiliyor, böylece insanları kavurarak dayanılmaz acılara yol açıyor.


Belaların yol açtığı dayanılmaz acılar günahkâr insanlığın kalbini yumuşatarak isyankâr davranışlarından vazgeçmeye yönlendirmiyor. Aksine, bu belaları gerçekleştiren Allah’a küfredip lanet okuyorlar. Hiçbiri tövbe de etmiyor.


Vahiy 16:10, 11 (ayrıca bkz. Çık. 10:21–23) ayetlerinde, beşinci belanın canavarın tahtını vurduğunu görüyoruz. Tahtı canavara devretmiş olan Şeytan’dı (Va. 13:2). Artık Şeytan’ın yetkisinin merkezi bile bu belaların gücüne karşı duramaz. İnsanlar acı içinde kıvranırken, Babil’in kendilerini korumaktan acizliğini fark ediyorlar. Ne var ki, Allah’a karşı şartlanmış oldukları için, belaların dehşeti bile onların kalplerini değiştirmiyor.


Başımıza bir felâket gelmesi halinde Allah’ın sevgisini O’na ıstırap içindeyken bile güvenecek kadar bileceğimiz ölçüde, Rab ile ne şekilde yakın bir yürüyüş sağlayabiliriz?


PAZARTESİ


12 Mart


Fırat Nehri Kurutuluyor


Vahiy 16:12 ile Vahiy 17:1 ve 15 ayetlerini oku. Fırat Irmağı simgesi neyi temsil ediyor? Son yedi bela bağlamında, Fırat Irmağı’nın kurutulmasının önemi nedir?


Eski Ahit’te, Fırat Irmağı İsrail’in düşmanları Asur ve Babil için çok önemli bir destek vasıtasıydı. Irmak Babil boyunca akıyordu ve şehir için önemliydi, çünkü ekinleri büyütüyor ve insanlara su sağlıyordu. Fırat olmasa Babil ayakta kalamazdı.


Vahiy 17:1 ayeti son zaman Babil’ini engin suların kenarında oturan şeklinde tanımlıyor, bu muhtemelen Fırat Irmağı’na bir göndermedir (bkz. Yer. 51:13). Vahiy 17:15 ayeti son zaman Babil’inin üzerinde oturduğu suların onu destekleyen insanlar olduğunu açıklıyor; sistemin arkasındaki dünya çapında sivil, dünyasal ve politik güçler. Ancak bu güçler sonunda desteklerini geri çekecekler.


Altıncı bela sahnesi, eski Babil’in Pers Kralı Koreş tarafından ele geçirilmesini yansıtıyor (bkz. Daniel 5). Antik tarihçi Herodot’a göre, Kral Belşassar ve adamlarının ziyafette olduğu gece Persler Fırat’ın yönünü değiştirmiş ve Babil’e nehir yatağı üzerinden girerek şehirdekileri gafil avlamışlardı.


Vahiy 16:12 ayetindeki sembolik Fırat’ın kurutulması, son zamanda Babil’in ele geçirilmesiyle sonuçlanıyor. Vahiy’deki Fırat Irmağı dünyanın sivil, dünyasal ve politik güçlerinin Babil’e destek verişini temsil ettiği için, Fırat’ın kuruması da onların desteklerini çekmeleri ve ardından saldırmalarıyla Babil’in düşüşünü simgeliyor.


Dünyadaki insanlar doğadaki çalkantıları gördükçe (bkz. Va. 16:3–9), korunmak için Babil’e yöneliyorlar. Fakat beşinci bela Babil’in yetkisinin merkezini vurduğundan (Va. 16:10, 11), oradan yardım beklemenin boşuna olduğunu görüyorlar. Aldatılmışlık hissiyle Babil’in aleyhine dönüyorlar ve onun düşmesine yol açıyorlar (bkz. Va. 17:16). Fakat buna rağmen, kalplerinin Allah’a ve O’nun halkına karşı hâlâ katı olduğunu görüyoruz. Böylelikle onlar, Şeytan’ın Allah’ın halkını yeryüzünden silmek için dünyayı onlara karşı birleşmeye sürükleyeceği son aldatmaca için verimli toprak haline geliyorlar.


İnsanlara ve insani kurumlara güvenmenin ne kadar riskli olduğunu hangi şekillerde öğrendin?


SALI


13 Mart


Şeytan’ın Son Büyük Aldatmacası


Vahiy 16:12 ayeti bize Fırat Irmağı’nın kurutulmasının sebebinin gündoğusundan gelen krallara yol açmak olduğunu söylüyor. Eski Ahit’te gündoğusundan gelen krallar kuzeyden gelen ve sonrasından Babil’e doğudan yaklaşan Koreş ve ordusuydu (Yşa. 41:25). Onların Babil’i ele geçirmeleri Allah’ın halkının anayurtlarına dönmelerini mümkün kıldı (Yşa. 44:27, 28). Aynı şekilde, sembolik Fırat’ın kurutulması da Allah’ın son zaman halkına kurtuluş sağlamaları için doğudan gelen kralların yolunu açıyor.


Vahiy 16:12 ayetindeki doğudan gelen krallar ise Mesih ve O’nun göksel melekler ordusu. İsa ikinci gelişinde, günahsız meleklerin giysisi olan (Va. 15:6) beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan (Va. 19:14) melekler ordusuyla birlikte görünecek. Göğün ordusunun eşlik ettiği Mesih, Vahiy 17:4 ayetinin gösterdiği gibi, halkına zulmeden şeytani güçleri yenecek (Mat. 24:30, 31 ile karşılaştır). İkinci Geliş’ten önce Allah’ın halkına karşı gerçekleştirilen bu son çatışma, Armagedon savaşı olarak bilinir.


Vahiy 16:13, 14 ayetlerini oku. Üç kötü ruhun Armagedon savaşına hazırlıktaki rolü nedir? Bunlar ne şekilde Vahiy 14. bölümdeki üç melek mesajının şeytani sahteleridir (bkz. 1Ti. 4:1)?


Deneme süresinin bitmesinden hemen önce gerçekleşen son olaylar sırasında, her insanoğlu Armagedon savaşında iki taraftan hangisinde yer alacağını seçmeye sevk edilecek. Yuhanna, bu ruhsal savaşın açılışı olarak, kurbağaya benzer üç kötü ruh görüyor. Şeytan’ın son aldatma girişimi, yalancı kötü ruhlarla gerçekleşiyor.


Ejderha (putperestlik ve ruhçuluk), deniz canavarı (Roma Katolikliği) ve sahte peygamber (sapkın Protestanlık), Şeytan’ın emri altında birleşiyor (bkz. Va. 13:11, 12). Şeytan kuzuya benzer canavarın mucizevî belirtiler göstermesini sağlıyor (bkz. Va. 13:13–17), bunların arasında ruhsal tezahürler de var. Bu belirtiler, Şeytan’ın dünyayı gerçek Tanrı yerine kendisini izlemeye ikna etmek için uyguladığı son zaman aldatmaca stratejisinin bir parçası.


Allah’a ve O’nun gerçeğine duydukları nefretle gözleri kör olan dünya liderleri, Şeytan’ın hoşa giden dini bir kisveyle örtülmüş yalanlarına kolaylıkla inanırlar (2Se. 2:9–12). Sonunda, bu dünyanın sonunu getirecek olan savaşta birleşecekler.


ÇARŞAMBA


14 Mart


Armagedon Savaşı için Toplanma


Vahiy 16:16 ayetini oku. Şeytan’ın son zaman aldatmacası, dünya halkını Armagedon savaşı için bir araya toplamakta ne kadar başarılı olacak?


Aldatıcı şeytani mucizeler dünya çapında başarıya ulaşacak. İnsanlar Kutsal Kitap öğretilerine burun kıvırdıklarından, aldatıcı mucizelerin eşlik ettiği bir yalana inanacak (bkz. 2Se. 2:9–12). Aynı amaçta birleşecekler, bu da İbranice Megiddo dağı anlamına gelen Armagedon denilen bir yerde toplanmalarıyla simgeleniyor. Megiddo bir dağ değil, Karmel Dağı’nın eteklerindeki Yizreel Vadisi’nde (ya da Ezdrelon Ovası’nda) bulunan hisarlı bir şehirdi ve stratejik olarak önemli bir bölgeydi.


Ezdrelon Ovası İsrail tarihindeki pek çok önemli savaşın gerçekleştiği yerdi (bkz. Hak. 5:19; Hak. 6:33; 2Kr. 9:27; 2Kr. 23:29, 30). Vahiy, Mesih ile kötülüğün güçleri arasındaki Armagedon adı verilen son büyük çatışmayı betimlemek için bu tarihsel arka planı kullanıyor. Dünya halkı, şeytani birliğin önderliği altında birleşmiş bir ordu olarak resmediliyor.


Anlaşıldığı kadarıyla Megiddo dağı ile antik Megiddo kentinin üzerine kurulduğu vadiden yükselen Karmel Dağı kastediliyor. Karmel Dağı, Allah’ın gerçek peygamberi (İlyas) ile Baal’ın sahte peygamberleri arasında, İsrail tarihindeki en önemli çarpışmalardan birinin gerçekleştiği yerdir (1. Krallar 18). Bu hesaplaşma, Gerçek Tanrı kimdir? sorusuna cevap vermişti. Gökten gelen ateş, Rabb’in yegâne gerçek ve ibadet edilecek Tanrı olduğunu göstermişti. Armagedon savaşının ruhsal meselesi (Allah’a mı yoksa insana mı itaat edeceğimiz konusu) belalar başlamadan önce kararlaştırılmış olsa da, ejderhanın, canavarın ve sahte peygamberin tarafını tutanlar (Va. 16:13) o andan itibaren tamamen iblis tarafından kontrol edilecekler (İsa’nın çarmıha gerilmesine yol açan Yahuda gibi [Luka 22:3]). Kaybeden tarafı seçmiş olarak, dağlara kendilerini saklamaları için yalvaranlar arasında olacaklar (Va. 6:16; ayrıca 2Se. 1:7, 8 ayetlerini oku).


Fakat belalar yağmaya başlamadan önce, Vahiy 13:13, 14 ayetleri kara canavarını başka bir ruh öncülüğündeki sahte uyanışları da içeren Şeytan’ın taklidinin Allah’ın işi olduğuna dünyayı inandırmak için gökten yere ateş yağdırırken resmediyor.


Armagedon Ortadoğu’da bir yerde uluslar arasında gerçekleşecek askeri bir savaş değil, Mesih’in karanlığın güçlerine kararlı bir şekilde karşı koyduğu dünya çapında ruhsal bir mücadeledir (bkz. 2Ko. 10:4). Son savaşın sonucu da Karmel’de olduğu gibi, ancak küresel ölçekte olacak: karanlığın güçlerine karşı Allah’ın mutlak zaferi.


İnsanlar yıllardır Ortadoğu’daki politik ve askeri çalkantıları sonun ve Armagedon’un belirtileri olarak görüyorlar. Pek çok öngörüye, belirlenen tarihlere rağmen, tasavvur ettikleri Armagedon gerçekleşmedi. Peki biz, bu yerel olayları Kutsal Kitap’taki peygamberlik sözünün yerine gelmesi olarak görüp, benzer hatalara düşmekten kendimizi nasıl koruyabiliriz?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ancak zihnini Kutsal Kitap’ın hakikatleriyle güçlendirmiş olanlar son büyük çatışmada ayakta kalabileceklerdir. Her cana bu araştırma sorusu gelecektir: İnsanlardan çok Allah’a mı itaat etmeliyim?.. Elçi Pavlus, son günlere doğru bakarak şöyle bildirdi: ‘Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar’ (2. Timoteos 4:3). O zaman kesinlikle gelmiştir. Büyük kalabalıklar Kutsal Kitap gerçeklerini istemiyor, çünkü bu gerçekler günahlı ve dünyayı seven yüreğin arzularına karşı çıkıyor; Şeytan ise onlara sevdikleri hileleri veriyor.


Fakat Allah’ın yeryüzünde, tüm öğretilerin standardı ve tüm reformların esası olarak yalnızca ve yalnızca Kutsal Kitap’a bağlı kalacak bir halkı olacaktır. Eğitimli kişilerin fikirleri, bilimin çıkarımları, kilise konseylerinin, sayısı temsil ettikleri kiliseler kadar çok ve uyumsuz olan iman açıklamaları veya kararları, çoğunluğun sesi – bunların herhangi biri ya da tümü birlikte, dinsel inancın herhangi bir hususunun lehine veya aleyhine kanıt olarak kabul edilemez. Herhangi bir öğretiyi veya ilkeyi kabul etmeden önce, bunu destekleyen açık bir Rab diyor ki ifadesi talep etmeliyiz...


Büyük aldatmaca oyununun son perdesinde, Şeytan’ın kendisi Mesih’i taklit edecektir. Kilise, umutlarının gerçekleşmesi için uzun zamandan beri Kurtarıcı’nın gelişini beklemektedir. Şimdi ise büyük aldatıcı, Mesih gelmiş gibi gösterecektir. Şeytan, dünyanın çeşitli bölgelerinde kendisini göz kamaştırıcı parlaklıkta görkemli bir varlık olarak gösterecek, Yuhanna tarafından Vahiy kitabında verilen Allah’ın Oğlu tanımına benzetecektir. Vahiy 1:13–15. Onu kuşatan görkem, ölümlü gözlerin o zamana dek karşılaştığı en eşsiz görünüm olacaktır. Havada zafer çığlığı yankılanır: ‘Mesih geldi! Mesih geldi!’ İnsanlar onun önünde hayranlıkla secde eder… Nazik ve müşfik tonlarla, Kurtarıcı’nın ağzından çıkan yüce göksel gerçeklerin bazılarını aynen söyler; hastaları iyileştirir ve bundan sonra Mesih’in karakterini taklit ederek Şabat’ı Pazar günüyle değiştirdiğini söyler ve kutsamış olduğu günü herkesin yüceltmesini buyurur. Yedinci günü kutsal tutmakta direnenlerin, ışık ve gerçekle kendilerine göndermiş olduğu meleklerini dinlemeyi reddederek, adını lekelediklerini ilan eder. Bu, çok güçlü, neredeyse ezici bir aldatmacadır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 598—600, 629.


TARTIŞMA SORULARI:


İsa’nın Vahiy 16: 15 ayetindeki Armagedon savaşına hazırlık tasvirinin içine yerleştirilmiş öğüdünü oku. Mesih’in daha önce Laodikya kilisesine yaptığı çağrıdaki benzer ifadelere dikkat et (Va. 3:18). Mesih’in sözleri Laodikya’ya verilen mesajın son çatışmaya hazırlık zamanında yaşayan Allah’ın halkı için önemini ne şekilde gösteriyor? Bu mesaj kişisel olarak senin için ne bakımdan geçerli?


Vahiy’de beyaz kumaşlar Mesih’in doğruluğunu simgeler (Va. 3:4, 5; Va. 19:7–9). Sadece Mesih’in doğruluğunun kaftanını giymiş olanlar son krizde sağlam durmayı başarabileceklerdir. Bir kişi giysisini nasıl Kuzu’nun kanıyla yıkayıp bembeyaz edebilir (Va. 7:14)?


CUMA


15 Mart


16 Mart


Musa ve Zimbabwe Polisi


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


26 yaşındaki misyoner 50 kişilik Zimbabwe’li polis grubuna göz gezdirdi. Üniformalı erkekler ve kadınlar Bulawayo’nun merkezinde renkli bir törene daha yeni katılmışlardı ve onun konuşmasını bekliyorlardı.


Zimbabwe’nin ikinci büyük şehrine atanmış olan Global Misyon öncüsü Emmanuel Msimanga, Musa hakkında konuşmaya başladı:


“Musa Mısır’da olsa bile, bir İbrani olduğunu hatırladı,” dedi ve “Musa şunu farketti, ‘Mısır’da olsam bile, bir Mısırlı değilim. Bu toprağın kültürünü takip etmek zorunda değilim.’”


Emmanuel istekli yüzlere baktı:


“Bazı insanlar haksız kazanç biriktiriyorlar. Siz bunlardan olmayın,“ dedi ve “Günahkar bir dünyada yaşasak bile siz doğru olmaya devam edin” dedi.


2017’de Solusi Üniversite’si teoloji bölümü mezunu olan Emmanuel’in, İsa’nın öğretisini paylaşmak için özel bir fırsatı vardı. Bir Global Misyon öncüsü olarak, bulunduğu ilçede yaşayan ve çalışan polis memurlarına, devlet memurlarına ve öğrencilere ulaşmaya çalışıyordu. Sadece sorarak, yerel ve bölgesel memurların eğitim kurslarında 30 dakikalık bir konuşma hakkı kazanmıştı.


Emmanuel’in Musa ile ilgili eğitim kursunda söyleyecek daha çok şeyi vardı:


“Musa geçici olan sefa ve günah dolu yaşamı seçmektense, İsraillilerle beraber acı çekmeyi yeğlemiştir” dedi. Ardından Kutsal Kitap’tan İbranilere Mektup 11:24-25’i açtı ve okumaya başladı, “Musa büyüyünce, Firavun’un kızının oğlu olarak tanınmayı imanı sayesinde reddetti, bir süre için günahın sefasını yaşamaktansa, Tanrı’nın halkıyla eziyet çekmeyi yeğledi.”


Konuşmanın ardından polis memurları Emmanuel’e teşekkür ettiler


İçlerinden biri, “İşte bizim ihtiyacımız olan iman budur, bunlar bizim duymak istemediğimiz fakat duymamız gereken sözlerdi” dedi. Bir diğeri, “Bu bize bir uyarı ve doğru yolun gösterilişiydi, Tanrı bugün beni kutsadı” dedi. Emmanuel polis memurlarını bedava olan Kehanetin Sesi Kutsal Kitap derslerine katılmayı davet etti ve her birine birer kitap verdi.


Hiç bir polis memuru vaftiz olmayı istemedi, fakat Emmanuel Kutsal Ruh’un iş başında olduğundan emin.


Bir Global Misyon öncüsü olarak sadece iki aylık bir çalışmanın ardından, beş tane üniversite öğrencisi vaftiz olmaya hazırdı.


Emmanuel işlerine devam ederken, doğruluğu vaaz etmeye gönülden devam ediyor.


“Zaman bize aksini söylese de bizler tıpkı Musa gibi doğruluk için sağlam durmalıyız” diyor.


2015’in Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Solusi Üniversitesi’nin kafeteryasını 500 kişilikten 1000 kişiliğe büyütmekte kullanılmıştır.



16–22 Mart


Babil İçin Verilen Hüküm




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 17; Yer. 51:13; Çık. 28:36–38; Va. 13:1–8; Va. 13:18; Va. 16:2–12.


HATIRLAMA METNİ: Gökten başka bir ses işittim: ‘Ey halkım!’ diyordu. ‘Onun günahlarına ortak olmamak, uğradığı belalara uğramamak için çık oradan! Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti, ve Tanrı onun suçlarını anımsadı’ (Vahiy 18:4, 5).


Altıncı bela, hayal kırıklığına uğramış olan dünya halkı son zaman Babil’inden desteğini çekerken, sembolik olarak Fırat’ın kurutulmasını sağlıyor. Geçen haftanın dersinde gördüğümüz gibi, Babil’in gücü parçalanmadan önce Allah’ın işini taklit eden kötü ruhların geniş kapsamlı faaliyetleri gerçekleşecek (Va. 16:13, 14). Kötü ruhların faaliyetleri Armagedon savaşına hazırlık için tüm dünyayı birleştirmekte başarılı oluyor.


Son savaşın başlangıcında, yedinci belanın bir parçası olarak büyük bir deprem gerçekleşiyor. Deprem Babil’in birliğini paramparça ediyor ve onu üçe bölüyor (Va. 16:18, 19). Son zaman Babil’i, dünyanın politik ve dini güçlerinin Allah’ın halkına düşmanlıkta kısa süreli birliğini temsil eden bir şehir olarak resmediliyor. Bu birlik paramparça olarak son zaman Babil’inin yıkılmasına yol açıyor.


Vahiy 16:19 ayetinin sadece son zaman Babil’inin politik çöküşünü duyurduğunu akılda tutmalıyız. 17. ve 18. bölümler bize bu çöküşün gerçekte nasıl olacağını anlatıyor. Vahiy 17. bölüm, son zaman Babil’inin çöküşünü ve bu çöküşün sebeplerini açıklamadan önce (Va. 17:12–18:24), bu son zaman sapkın dini sistemini bu kez kırmızı bir canavarın üzerine oturmuş fahişe benzetmesiyle tanımlıyor. Kırmızı canavara binen fahişe Babil, kızlarıyla birlikte dünyayı Allah’a karşı kışkırtmaktadır (Va. 17:1–11).


*23 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

17 Mart


Fahişe Babil


Vahiy 17:1 ayetini oku. Yeremya 51:13 ayeti Babil’in üzerinde oturduğu çok suların Fırat Irmağı olduğunu gösteriyor. Vahiy 17:15 ayetine göre, çok sular neyi simgeliyor?


Kutsal Kitap’ta kadın Allah’ın halkının bir simgesidir. Vahiy’de, Allah’ın gerçek kilisesi pak bir kadın olarak resmediliyor (Va. 12:1, 22:17). Dolayısıyla fahişe de sapkın ve sahte kiliseyi temsil ediyor. Vahiy 17:5 ayetinde bu fahişe Büyük Babil olarak tanımlanıyor. Aynı eski Babil’in var olmak için Fırat Irmağı’na ihtiyaç duyduğu gibi, son zaman Babil’i de planlarını uygulamak için kalabalıkların desteğine ihtiyaç duyuyor.


Vahiy 17:2, Vahiy 14:8 ve Vahiy 18:2, 3 ayetlerini oku. Hangi iki insan topluluğunun son zaman Babil’iyle gayrimeşru ilişki içine girdiği ve onun tarafından ayartıldığı belirtiliyor?


İlk topluluk dünyanın kralları, yönetici politik güçler. Onların fahişe Babil ile zina ilişkisine girdikleri resmedilmiş. Eski Ahit’te fuhuş betimlemesi sıklıkla sapkın İsrail’in nasıl Allah’a sırt çevirip sahte dinlere döndüğünü tanımlamak için kullanılıyor (Yşa. 1:21, Yer. 3:1–10). Dünyanın kralları ile fahişe arasındaki zina ilişkisi, son zaman Babil’iyle yönetici politik güçlerin gayrimeşru birliğini simgeliyor; bu kilise ile devletin birliğidir.


Fahişe Babil ile gayrimeşru ilişki içinde olan ikinci topluluk, yeryüzünün sakinleri, yani yönetilen kalabalıklar. Bunlar Babil’in fuhuş şarabıyla ruhsal olarak sarhoş edilmişler. Yönetici politik güçlerin aksine, halkın geneli Babil’in sahte öğretileri ve uygulamaları ile sarhoş edilerek, onun kendilerini koruyabileceğine inandırılmışlardır. İnsanlar sarhoş olduklarında sağlıklı düşünemezler ve kontrol edilmeleri kolaylaşır (bkz. Yşa. 28:7). Sadık bir bakiye dışında, tüm dünya Babil tarafından yoldan çıkartılacak.


Son geldiğinde de, bugün ve her zaman olduğu gibi, halkın büyük kısmı meseleyi yanlış anlamış olacak. Bu durum bize, ne kadar popüler olurlarsa olsunlar, yaygın düşünceleri takip etmenin ne kadar tehlikeli olduğu hakkında ne söylemeli?


PAZAR


18 Mart


Kırmızı Canavarın Üzerine Oturan Fahişe


Vahiy 17:3 ayetini oku. Yedi belayla dolu yedi kâseyi tutan yedi melekten biri, Yuhanna’ya çok sular üzerinde oturan fahişenin cezasını göstermeyi teklif ediyor. Yuhanna onu kırmızı canavarın üzerinde otururken görüyor. Su ve canavar simgeleri Babil’i destekleyenleri hangi bakımdan uygun bir şekilde tarif ediyor?


Yuhanna görümde çöle götürüldüğünde, kırmızı bir canavarın üzerinde bir kadın görüyor. Fahişe dini bir oluşumu temsil ederken, canavar politik bir gücü simgeliyor. Dinin dünyasal ve politik güçlerin üzerinde otururken resmedilmesi iki ayrı varlığa işaret ediyor; geçmişte din ve siyasetin iç içe olduğu zamanlarda böyle değildi. Fakat peygamberlik sözü son zamanda bu iki oluşumun tekrar bir olacağını gösteriyor. Bir canavarın üzerine oturma fikri baskınlığı simgeliyor; bu son zaman dini sistemi, canavarın binicisi olarak dünyasal ve politik güçlere hükmedecek.


Fahişenin hangi nitelikleri Vahiy 12. ile 13. bölümlerdeki ejderhaya, deniz canavarına ve yerden çıkan canavara işaret ediyor?


Fahişe abartılı bir şekilde mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar ve incilerle süslenmiş olarak resmedilmiş; bu süslenme şekli eski çağdaki fahişelerin ayartma yeteneklerini artırmak için uyguladıkları bir yöntemdi (Yer. 4:30). Kan rengi olan kırmızı da, bu dini sistemin baskıcı karakterine karşılık geliyor.


Fahişenin giysisi Eski Ahit’teki başrahibin mor ve kırmızı renkli altın sırmalı giysisini taklit ediyor (Çık. 28:5, 6). Fahişenin alnındaki küfürlü ibare de, başrahibin başlığındaki Rabb’e Adanmıştır şeklindeki rahiplere özel yazının yerini alıyor (Çık. 28:36–38). Elindeki kâse bize Babil kralı Belşassar’ın ve sofrasındaki konukların şarap içtiği tapınağın kaplarını anımsatıyor (Dan. 5:2–4). Fahişenin elindeki kâse, dünyayı ayartarak Allah’tan uzaklaştırmak amacıyla şarabı (Şeytan’ın son zaman dini sisteminin yalanlarını) saklamak için gerçeğin görüntüsüne bürünmüş.


Fahişe Babil ayrıca kutsalların ve Mesih’e tanıklık ettikleri için ölen İsa’nın şehitlerinin kanıyla sarhoş olarak tanımlanıyor. Bu kan dökme suçu, son zaman Babil’ini papalık tarafından yönetilen ve müjdeye sadık kalmış milyonlarca Hristiyanın ölümünden sorumlu olan sapkın ortaçağ Hristiyanlığına bağlıyor.


Fahişe Babil’in tanımı, Tiyatira kilisesindeki İzebel örneğini yansıtıyor (bkz. Va. 2:20–23). Bu iki kadın arasındaki benzerlikler son zaman Babil’inin niteliğini ne şekilde aydınlatıyor?


PAZARTESİ


19 Mart


Kırmızı Canavarın Tanımlanması


Vahiy 17:3 ayeti, kırmızı canavarı Vahiy 13. bölümdeki Allah’ın halkıyla savaşıp onları yenmiş olan deniz canavarına benzer ifadelerle tasvir ediyor (Va. 13:5–7). MS 538–1798 yılları arasındaki 1260 günlük/yıllık dönemde pak kadının çöle kaçmasına yol açan (Va. 12:13, 14) bu ilk dönem zulmüydü. Ekümenizm (evrenselcilik) çağında yaşıyor olsak da, Protestanlar geçmişin korkunç zulümlerini hatırlasalar iyi ederler, zira peygamberlik sözüne göre bunların benzeri, hatta daha da kötüsü tekrar gerçekleşecek.


Vahiy 17:8 ayetini oku. Bu ayetin ifade tarzını Vahiy 13:8 ile karşılaştır. Vahiy 13:3 ayeti canavarın varlığının ve faaliyetlerinin üç safhasını ne şekilde açıklıyor?


Kırmızı canavar, bir zamanlar vardı, ama şimdi yok, dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek olan olarak tanımlanıyor. Bu üç kısımlı ifade, öncelikle ilahî adın, var olan, var olmuş ve gelecek olan Yahve’nin bir taklididir (Va. 1:4, ayrıca bkz. Va. 4:8). Ayrıca canavarın geçtiği, varlığın üç safhasına işaret ediyor:


(1) Canavar vardı. O geçmişte mevcuttu. Önceki faaliyetleri 1260 gün/yıl olarak da bilinen 42 aylık peygamberlik dönemi boyunca sürdü (bkz. Va. 13:5 ve 9. Ders, Pazar).


(2) Şimdi yok. 1798 yılında canavar ölümcül yarası yüzünden (bkz. Va. 13:3) yokluk safhasına geçti (en azından zalim olarak). Dünya sahnesinden bir süreliğine silindi; fakat hayatta kaldı.


(3) Son olarak, ölümcül yarasının iyileşmesiyle, canavar hayata dönecek ve gücünü geri kazanarak bunu tüm şeytani öfkesiyle kullanacak.


Vahiy 17. bölüm, Vahiy 13:1–8 ayetlerindeki canavarı ölümcül yarasının iyileştiği dönemde betimliyor. Dirilen canavarın üzerinde fahişe Babil oturuyor. Bir kez daha, Ortaçağ’da olduğu gibi kısa süreli bir dini ve siyasi birlik oluşacak ve zulüm yeniden başlayacak.


Baskı tekrar başladığında, bağnazlık ve hoşgörüsüzlük etkisini tekrar gösterdiğinde, zulüm ateşi tekrar yandığında, gayretsizler ve ikiyüzlüler bocalayarak imandan düşecek; fakat gerçek Hristiyan kaya gibi sağlam duracak, esenlik zamanına göre imanı daha güçlü ve umudu daha da parlak olacaktır—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 607. Bu sözlerden, daha son olaylar ortaya çıkmadan önce, Hristiyanlık deneyimimizin bugün nasıl olması gerektiğine dair hangi uyarıları almalıyız?


SALI


20 Mart


Canavarın Yedi Başı


Vahiy 17:9–11 ve Vahiy 13:18 ayetlerini oku. Yedi başı anlamak için bilgelik şuuru gereklidir. Burada bahsedilen ne tip bir bilgelik? Bu ilahî kaynaklı bilgeliğe nasıl sahip olunabilir (bkz. Yakup 1:5)?


Melek, yedi başın yedi dağ olduğunu açıklıyor. Bazı çevirmenler dağlar ifadesiyle Roma’nın üzerine kurulduğu yedi tepenin kastedildiğini düşünmüş, bu nedenle Grekçe oroi (dağlar) sözcüğünü tepeler olarak çevirmişlerdir. Yedi dağ ile simgelenen yedi kral da var. Ayrıca, bu dağlar birbirini takip ediyor, aynı anda var değiller.


Bu dağlar birey olarak kralları simgelemiyor, zira Vahiy kişileri değil sistemleri ele almaktadır. Kutsal Kitap’ta dağlar genellikle dünyasal güçleri ya da imparatorlukları simgeler (Yer. 51:25; Hez. 35:2, 3). Kutsal Kitap’ın peygamberlik sözlerinde krallar krallıkları temsil eder (bkz. Dan. 2:37–39, 7:17). Dolayısıyla yedi dağ, tarih boyunca dünyaya hükmetmiş, Şeytan’ın Allah’a düşmanlık edip O’nun halkına zarar vermek için araç olarak kullandığı, birbirini izleyen yedi büyük imparatorluğu simgeliyor.


Yuhanna’nın kendi zamanındaki bakış açısından, bunlardan beşi düşmüş, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmemiştir. Her ne kadar tüm Adventist yorumcular tarafından üzerinde uzlaşılan tek bir bakış açısı bulunmasa da, birçok yorumcu düşmüş olan beş krallığın Eski Ahit zamanında hükmedip (zaman zaman) Allah’ın halkına zarar veren büyük krallıklar olduğu fikrini benimsemektedir: Mısır, Asur, Babil, Med–Pers ve Grek krallıkları. Biri duruyor denen krallık Yuhanna’nın zamanındaki Roma İmparatorluğu’ydu.


Henüz gelmeyen yedinci krallık ise Vahiy 13. bölümdeki canavardır (Allah’ın halkına hükmeden ve zarar veren papalık), yani Yuhanna’nın zamanından ve pagan Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra gelecek olan krallık. Olaylar gerçekleşmeden yüzyıllar önce yazılmış olan bu peygamberlik sözünün doğruluğuna tarih etkili bir şekilde tanıklık etmiştir.


Yuhanna’ya ayrıca kırmızı canavarın, yedi baştan (dünyasal güçler) biri olmasına rağmen, sekizinci bir dünyasal güç olduğu söyleniyor. Yedi başın hangisi? Başlar tarihte birbirini izlediğine göre, sekizinci, ölümcül yarayı almış olan yedinci baş olmalı. Kırmızı canavar işte bu sekizinci dünyasal gücün zamanında ortaya çıkarak, fahişe Babil’in amaçlarını yerine getiriyor ve ilerletiyor. Biz bugün ölümcül yaranın iyileşme sürecinde olduğu zamanda yaşıyoruz. Sekizinci dünyasal güç sondan hemen önce sahneye çıkacak ve yıkıma gidecek.


ÇARŞAMBA


21 Mart


Babil’in Yargılanması


Vahiy 17:12–15 ve Vahiy 16:14–16 ayetlerini oku. Bu ayetlerden on kral hakkında ne öğreniyorsun?


On kralın kimliğine ilişkin çeşitli yorumlar yapıldı. Ancak Vahiy bunların kim olduklarını bize söylemiyor. Metinden yalnızca sondan hemen önce ortaya çıkan ve fahişeyi destekleyen kısa ömürlü politik bir ittifak olduklarını çıkarabiliyoruz. Sayıları, dünyasal güçlerin canavara tümüyle ve koşulsuz bir şekilde bağlılık göstereceklerine işaret ediyor.


Vahiy 17:13, 14 ayetleri, ilk olarak Vahiy 16:12–16 ayetlerinde bahsedilen Armagedon savaşını kısaca tekrarlıyor. Ejderha, deniz canavarı ve sahte peygamberle birlikte mucizeler yapan şeytanî güçler tarafından kışkırtılan dünya çapındaki politik ittifak, Kuzu’yla savaşacak. Başka bir deyişle, Armagedon savaşı Ortadoğu’da gerçekleşen askeri bir savaş değil, Şeytan’ın ve ittifakının Mesih’le ve O’nun melekler ordusuyla çarpışacağı, İkinci Geliş’teki son çatışmadır.


Vahiy 17:16–18 ayetlerini oku. Vahiy 16:2–12 ayetlerinde gördüklerimizden yola çıkarak, on kralın Babil’e karşı olan tavrının değişmesinin arkasında ne yatıyor? Babil’in başına gelenlerin arkasında kim var?


Avrupa’nın bölünmüş uluslarının mirasçı güçleri olan, nefretle dolu on boynuz, birden (papalığın son zamandaki tezahürü olan) fahişe Babil’e karşı duracaklar, onu perişan edip çıplak bırakacaklar; sembolik olarak etini yiyecek, kendisini ateşte yakacaklar. Yuhanna fahişe Babil’e ne olacağını yazarken, Allah’ın zina işleyen Yeruşalim’e ne olacağını söylerken kullandığı dile benzer bir dil kullanıyor (Yer. 4:30). Ateşle yakmak, cinsel ahlâksızlıkta bulunan rahip kızlarına verilen cezaydı (Lev. 21:9). Kandırılmış siyasi güçler, Babil’in kendilerini belalardan korumaktaki acizliği karşısında hayal kırıklığına uğruyor. Kandırılmış hissediyorlar ve ona karşı gelip saldırıyorlar. Bu son zaman sapkın dini sistemi, kendilerini onunla özdeşleştiren tüm diğerleriyle birlikte ilahî yargılamayı tamamen tecrübe ediyor.


Son zaman olaylarına dair birçok soru hala cevaplanmamış olarak duruyor, bu yüzden de bugün bize kafa karıştırıcı gelebilirler. Vahiy 17:14 ayetinde hangi özel vaat veriliyor ve bu vaat bizim için ne ifade etmeli?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Babil’in topyekûn ahlâki çöküşünden önce, gökten bir ses hâlâ Babil’de olan Allah’ın halkına Ey halkım! Çık oradan! diyor (Va. 18:4). Allah’a ibadet eden birçok kişi, çeşitli sebeplerle hâlâ Babil’de bulunuyor. Allah, son zaman kilisesi aracılığıyla bu insanlara bu sapkın dini sistemden çıkıp, onun günahlarına ortak olmamaları yönünde çağrı yapıyor. Onun kaderinden kurtulmaları için ondan çıkmaları gerekiyor. Allah kimsenin mahvolmasını istemez (2Pe. 3:9). Vahiy 19:1–10 ayetleri, Babil’deki Allah’tan korkan birçok kişinin bu çağrıya cevap vereceğini gösteriyor. O halde, Allah’ın bakiye kilisesi olarak bizim üzerimize düşen sorumluluğun ne kadar muazzam olduğunu düşün. Bu, yüreklerimizde Allah’ın gerçeğine ve yaşamlarımızda Kutsal Ruh’un dökülmesine olan ihtiyacımız hakkında bize ne anlatmalı?


TARTIŞMA SORULARI:


Vahiy 18:4 ayetinin gösterdiği gibi, Babil’de, Allah’ın halkım dediği, Allah’tan korkan birçok kişi bulunuyor. Şu ifade üzerinde düşün: Bu mesajın verilmesi gerekiyor, fakat mesaj verilirken bizdeki ışığa sahip olmayanlara baskı yapmamak, onları sıkıştırmamak ve kınamamak için çok dikkatli olmalıyız. Zahmete girip Katoliklere sert bir şekilde baskı yapmaya çalışmamalıyız. Katolikler arasında en vicdanlı Hristiyanlar olan, üzerlerinden yansıya ışıkla yürüyen birçokları var ve Allah onların yararına çalışacaktır. Büyük ayrıcalıklara ve fırsatlara sahip olup fiziksel, zihinsel ve ahlâki becerilerini geliştirmeyi başaramamış olanlar… öğretiyle ilgili konularda yanılgıda olan, fakat başkalarına iyilik yapmaya çalışarak yaşayanlara kıyasla, Allah’ın huzurunda daha büyük bir tehlike ve daha büyük bir mahkûmiyetle karşı karşıyadırlar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 575. Bu düşünce başkalarına nasıl davranmamız gerektiğine dair bize ne anlatmalı?


Vahiy 17. bölüm kırmızı canavarın üzerine oturmuş fahişeyi tasvir ediyor. 12. bölümdeki kadın Allah’ın sadık kilisesini simgeliyorken, 17. bölümdeki kadın dünyayı ayartarak Allah’tan uzaklaştıran sapkın kiliseyi ifade ediyor. Senin gözünden, bu ikisi arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir? Daha da önemlisi, bu karşılaştırmadan ne öğrenebiliriz?


Bu haftanın ayetleri, Mesih’in zaferle dolu dönüşü öncesindeki son zamanların dini ve siyasi dünyasının çok sıkıntılı durumunu gözler önüne seriyor. Bu, Allah’ın bize verdiği mesaja hemen şimdi sadık, doğru ve pak kalmamızın neden bu kadar önemli olduğuna dair bize ne anlatmalı? Dünya çapındaki sapkınlığın tasviri içinde sadakate bir çağrı olan Vahiy 16:15 ayetini oku. Bu uyarıyı hemen şu anda kendimize ne şekilde uygulayabiliriz?


CUMA


22 Mart


23 Mart


Evrimi Tekrar Sorgulamak


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Stan Hudson 19 yaşındayken, Kaliforniya Üniversitesi’ndeki coğrafya öğretmeni Tanrı’ya inandığını açıkladığında hayatı altüst olmuştu. Açıklama, öğrenciler arasında büyük bir şok yaratmıştı ve öğretmenlerini soru yağmuruna tuttular. Öğretmenleri bir teistik evrimciydi; bu hem Tanrı’ya inanan, hem de dünyanın milyonlarca yıllık bir evrim sürecinden geçtiğine inanan bir insan demektir.


Bu fikir henüz yeni yetişen bir bilim adamı olan Stan’e mantıksız gelmişti. Eğer Tanrı varsa nasıl olur da O’nu birincil bir pozisyon yerine ikincil bir pozisyona koyabilirdi? Stan’in kafasını aynı zamanda herşeye gücü yeten bir Tanrı’nın nasıl ölümün kaynağı olabileceği kurcalıyordu. Teistik evrim ideolojisi, ölümün Tanrı’nın temelde olan planlarından biri olduğunu savunur. Jenerasyonlar boyunca milyonlarca canlı ölmeliydi ki canlılar bugün dünyadaki formlarına ulaşabilsin.


Fakat Stan, bilim adamlarının çoğunlukla açık fikirli olmayıp, aksine evrim karşıtı tek bir söz söylendiğinde çılgına döndüklerini farkedince büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Onlarla çatışmak istemedi ve bu sebeple üniversiteyi bıraktı.


Altı ay geçmişti. Bir gün, Stan’in oda arkadaşı David L. Friend, ondan bir Kutsal Kitap istedi. Stan odasında bir tane buldu, üstündeki tozu üfledi ve David’e okuması için verdi. David’in Kutsal Kitap okuması onu etkiledi ve kendisi de okumaya başladı.


Bir süre sonra, Stan dua etmeye karar verdi. Yatağının kenarına diz çöküp dedi ki, “Sevgili Tanrım, görünen o ki David ve ben Sen’i arıyoruz. Bize yardım eder misin?”


Stan’in sonradan dediğine göre bu dua muhtemelen cennette ondan duyulan en yoğun duaydı.


Stan’in anlattığına göre sonraki birkaç hafta boyunca, Tanrı onların küçük isteklerini yanıtladıkça gözlerinde daha çok büyüdü. Mesela, bir ara Stan David’e, “Hadi kanepemizi satalım,” dedi ve der demez kapıları çaldı. Kapıdaki komşularıydı ve dedi ki, “Rahatsız ettiğim için üzgünüm, acaba satılık bir kanepeniz var mı? “


“Bunun gibi bir sürü olay bizi oldukça mutlu etti. Farkına vardık ki, Tanrı bizi görüyor ve hayatlarımıza dahil oluyordu“ dedi Stan.


Stan Adventist bir pastör oldu ve 38 yıl boyunca Kaliforniya, Idaho ve Washington eyaletlerinde hizmet verdi. Bilime olan sevdasını hiç kaybetmemiş olan Stan, Hope kanalında ve 3ABN’de 6 günde Yaratılış haftasının ateşli savunucularından biri olmuştur. Şimdi, Kuzey Pasifik Birliği Konferansı’nın Ridgefield, Washington’daki Yaratılış Araştırma Merkezi’nin direktörü Stan.


“Adventistler neredeyse son kalan Yaratılış temelli mezhep ve ben bunun bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyorum,“ dedi Stan, ve “Bizim görevimiz spesifik olarak ‘cenneti ve dünyayı, denizi ve kaynak sularını yaratan‘ Tanrı’yı anlatmak. İlk Meleğin mesajında sesi açmayı seviyorum“ diyerek sözlerini bitirdi.


23–29 Mart


İşte Her Şeyi Yeniliyorum




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 19:6–9, Yu. 14:1–3, Va. 19:11–16, Va. 20:1–3, Yer. 4:23–26, Va. 20:4–6, Va. 21:2–8.


HATIRLAMA METNİ: Tahtta oturan, ‘İşte her şeyi yeniliyorum’ dedi. Sonra, ‘Yaz!’ diye ekledi, ‘Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir’ (Vahiy 21:5).


Son zaman Babil’inin yok edilmesi, bu sapkın dini sistemle iş birliği yapmış olanlar için kötü haberdir. Fakat Allah’ın halkı için iyi haberdir (Va. 19:1–7). Babil, dünyasal politik güçleri onlara işkence edip zarar vermeye sevk etmekten sorumluydu (Va. 18:24). Bu büyük düşmanın yok edilmesi Allah’ın sadık halkı için kurtuluş ve selamete ulaşma anlamına geliyor.


Babil’in yok edilmesiyle, beşinci mühür sahnesindeki Allah’ın halkının duaları nihayet karşılığını bulmuş oluyor. Daha ne kadar bekleyeceksin? (Va. 6:10) diye feryat etmeleri, Habil zamanından Allah’ın sonunda onları haklı çıkaracağı zamana kadar, Allah’ın baskı altındaki ve acı çeken halkının haykırışını temsil ediyor (Mez. 79:5; Hab. 1:2; Dan. 12:6, 7). Vahiy kitapçığı, kötülüğün, baskının ve acının sona ereceğine dair Allah’ın halkına güvence veriyor.


Artık Mesih’in sonsuza dek kalıcı krallığını müjdelemesinin vakti gelmiştir. Vahiy’in kalan bölümleri sadece son zaman Babil’inin yıkılmasını değil aynı zamanda Şeytan’ın ve tüm kötülüğün de yok olmasını anlatıyor. Aynı zamanda Allah’ın sonsuza dek sürecek krallığının kurulmasının işaretlerini de görüyoruz.


*30 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

24 Mart


Kuzu’nun Düğün Şöleni


Vahiy 19:6–9 ve Yuhanna 14:1–3 ayetlerini oku. Bir düğün şöleni, Mesih ile O’nun halkı arasındaki uzun zamandır beklenen birlikteliği nasıl uygun bir şekilde resmediyor?


İki bin yıl önce Mesih, geliniyle evliliği sonrasında gerçekleşecek olan düğün şölenine (Mat. 22:1–14) izleyicilerini davet etmek için göksel evini terk etti. Düğün, Mesih’in Krallığını alışını simgelemektedir. ...Kutsal Kent, Yeni Yeruşalim, ‘Kuzu’ya eş olacak gelin’ olarak adlandırılır... Vahiy’de, Allah’ın halkının düğün şöleninin konukları oldukları söyleniyor (Vahiy 19:9). Konuklar iseler, aynı zamanda gelin olarak temsil edilemezler…


Matta 22. bölümde de aynı düğün benzetmesi kullanılıyor ve araştırıcı yargılamanın düğünden önce gerçekleştiği açıkça belirtiliyor. Düğünden önce kral davetlilerin düğün giysileri giyip giymediklerini görmeye geliyor, bu giysi, Kuzu’nun kanında yıkanarak beyazlatılmış lekesiz karakter kaftanıdır (Matta 22:11; Vahiy 7:14).—Büyük Mücadele, s. 430–432. Damat ölümünden ve dirilişinden sonra, halkına, yani düğün davetlilerine yer hazırlamak için Babası’nın evine döndü (bkz. Yuhanna 14:2, 3). Onlar yeryüzünde kalıp Mesih’in dönüşüne hazırlanırlar. Dünyanın sonunda, geri gelecek ve onları Babası’nın evine götürecek.


Vahiy 19:8 ayeti geline Mesih tarafından temiz ve parlak ince keten giysiler verildiğini söylüyor. Bu, şehre gelen düğün davetlilerinin işlerine karşılık erdem iddia etmediklerini gösteriyor. Dolayısıyla, temiz ve parlak ince keten giysiler kutsalların adil işlerini, içlerinde yaşayan Mesih’le birlikteliklerinin sonucu olan işleri simgeler. Böylece bu giysiler O’nun doğruluğunu ve halkının Allah’ın emirlerini ve İsa’nın imanını (Vahiy 14:12, Candemir) koruduklarını simgeler. İsa yeryüzündeyken düğünle ilgili bir benzetme anlatmıştı. Misafirlerden biri, kral tarafından verilen düğün giysisi yerine kendi kıyafetini giymeyi tercih etmiş, bu yüzden düğünden kovulmuştu (Mat. 22:1–14).


Vahiy 3:18 ayeti, Mesih’in doğruluğunun giysisinin, iman ve sevgi altınının ve Kutsal Ruh’un göz merheminin son zamanda yaşayan Allah’ın halkının en önemli ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Mesih’in Laodikyalılara bu hediyeleri Kendisinden satın almalarını salık vermesi, onlara sunduklarına karşılık olarak Mesih’in bir şeyler talep ettiğini bize gösteriyor. Biz Mesih’e sadık ve itaatkâr bir yaşam ve O’na tek kurtuluş umudumuz olarak güvenme karşılığında özyeterlilikten ve kendimize güvenmekten vazgeçiyoruz.


İşlerimiz ile kurtarılmıyor olsak da, yaşadığın hayatı tanımlayan hangi adil işleri yapıyorsun?


PAZAR


25 Mart


Armagedon Sona Eriyor


Vahiy 19:11–16 ayetlerini oku. Beyaz atın sürücüsünün adı ne ve ağzından keskin kılıç uzanıyor olması ne anlama geliyor? Bu, sonunda kazanan tarafta nasıl olunacağına dair bize ne anlatıyor?


Burada gördüğümüz, Mesih’in ikinci gelişinin, yani her çağdaki imanlıların özlemle bekledikleri vaadin yerine gelmesinin bir tasviridir. İsa gibi, O’nun halkı da imanlarını Allah’ın sözüne dayandırır. Vahiy 19:11–16 ayetleri, İsa’nın bir çok zaferinin zirvesidir. İsa Şeytanı gökte mağlup etti; çölde mağlup etti; çarmıhta mağlup etti ve şimdi de dönüşünde mağlup edecek.


Çok geçmeden doğuda, insan elinin yarısı büyüklüğünde siyah bir bulut belirir. Bu, Kurtarıcı’nın çevresindeki buluttur ve uzaktan sanki karanlıkla kuşatılmış gibi görünür. Allah’ın halkı bunun İnsanoğlu’nun belirtisi olduğunu bilir. Ciddi bir sessizlikle, gitgide rengi açılarak ve daha heybetli bir hale bürünerek yeryüzüne yaklaşmasını izlerler, sonunda tabanında yakıp tüketen ateş gibi görkem, üzerinde ise antlaşmanın gökkuşağı olan büyük beyaz bir buluta dönüşür. İsa, kudretli fatih olarak gelmektedir. Artık utanç ve üzüntünün acı kâsesinden içen ‘Acılar Adamı’ değil, gökte ve yerde muzaffer, yaşayanları ve ölüleri yargılayacak olan Kişi olarak gelir. ‘Sadık ve Gerçek’, ‘adaletle yargılar, savaşır.’ Ve ‘gökteki ordular’ (Vahiy 19:11, 14) O’nu izler. Kutsal meleklerin göksel ezgilerinden oluşan marşlarla, sayılamayacak kadar büyük bir kalabalık, yolculuğunda O’na eşlik eder. Gökkubbe ışıltılı varlıklarla dolmuş gibidir, sayıları ‘binlerce binler, on binlerce on binlerdir.’ Hiçbir insan kalemi bu sahneyi tarif edemez; hiçbir ölümlü zihin onun görkemini kavramaya yeterli değildir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 645–646.


Pavlus, 2. Selanikliler 1:8–10 ayetlerinde, O’na karşı birleşmiş olan tüm dünyasal ve dinsel kuvvetlerin yok edildiği ve O’nun halkının sonsuza değin kurtarıldığı Mesih’in ikinci gelişteki mutlak zaferinin başka bir tasvirini yapıyor.


Vahiy 19. bölüm iki şölenden bahsediyor, biri 9. ayette, diğeri de 17. ve 18. ayetlerde. İlk şölende yiyorsun, diğerinde ise yeniliyorsun. Her insan için tüm büyük mücadelede kazanılacak veya kaybedilecek olandan daha çarpıcı bir tezat düşünmek zor. Bu tasvir, imanımızı ve imanımızın bizi katılmaya çağırdığı görevimizi ne kadar ciddiye almamız gerektiği konusunda bize ne öğretmeli?


PAZARTESİ


26 Mart


Milenyum


Vahiy 20:1–3 ve Yeremya 4:23–26 ayetlerini oku. Milenyumda yeryüzü ne durumda? Şeytan ne şekilde zincire vuruluyor?


1000 yıl (ya da milenyum) Mesih’in ikinci gelişiyle başlıyor. Bu zamanda, Şeytan ve onun düşmüş melekleri zincirle bağlanıyor. Şeytan’ın zincirle bağlanması sembolik, zira ruhsal varlıklar fiziksel olarak bağlanamazlar. Şeytan şartlar ile bağlanıyor. Belalar yeryüzünün kötü yürekli sakinlerini perişan edip ortadan kaldırdığında, yeryüzünü Yaratılış’tan önceki halini anımsatan karmaşık bir duruma getirmiş oldu (Yar. 1:2). Böyle bir durumda olan yeryüzü milenyum boyunca Şeytan’ın zindanı olarak işlev görüyor. Ayartacak ya da zarar verecek tek bir insanoğlu bulunmadığı için, Şeytan’ın ve onun kötü ortaklarının Allah’a karşı isyan etmiş olmanın sonuçlarını düşünmekten başka yapabilecekleri bir şey yok.


Vahiy 20:4–15 ayetlerini oku. Kurtarılanlar, milenyum süresince neredeler?


Vahiy, Allah’ın halkının milenyumu Mesih’in kendileri için hazırladığı göksel yerlerde geçireceğini gösteriyor (bkz. Yuhanna 14:1–3). Yuhanna onları krallar ve rahipler olarak tahtlarda oturup dünyayı yargılarken görüyor. İsa öğrencilerine on iki tahta oturup İsrail’in on iki oymağını yargılayacaksınız (Mat. 19:28) vaadini vermişti. Pavlus, kutsalların dünyayı yargılayacağını söylemişti (1Ko. 6:2, 3).


Bu yargılama, Allah’ın işlerinin haklılığına ilişkindir. Şeytan, tarih boyunca Allah’ın karakteri ve yarattığı varlıklarla ilişkileriyle ilgili şüphe uyandırdı. Milenyum boyunca Allah, kurtarılanların O’nun kayıp olanlarla ilgili kararlarının adilliğine, ayrıca kendi yaşamlarındaki yol göstericiliğine dair tüm sorularının cevaplarını bulmaları için, tarihin kayıtlarına ulaşmalarına izin veriyor. Milenyumun sonunda, Allah’ın adaletiyle ilgili tüm sorular sonsuza çözüme kavuşuyor. Allah’ın halkı Şeytan’ın suçlamalarının temelsiz olduğunu şüphesiz bir şekilde görebiliyor. Şimdi, kaybolanların son yargılanışında Allah’ın adaletinin icrasına tanıklık etmeye hazırlar.


Aramızda şimdilik cevabı yokmuş gibi görünen soruları, zor soruları olmayan var mı? Allah’ın bir gün bize cevapları verecek olması O’nun karakteri hakkında bize ne söylüyor?


SALI


27 Mart


Yeni Bir Gök ve Yeni Bir Yeryüzü


Günah ortadan kalktıktan sonra, yeryüzü kurtarılanların evi haline dönüştürülecek. Neye benzeyecek?


Vahiy 21:1 ayetinde, Yuhanna yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördü. Kutsal Kitap’ta üç gökten bahsedilir: gökkubbe, yıldızlı evren ve Allah’ın oturduğu yer (bkz. 2Ko. 12:2). Vahiy 21:1 ayetinde görünürde olan yeryüzünün atmosferi. Kirlenmiş yer ve gök Allah’ın mevcudiyetine dayanamaz (Va. 20:11). Grekçedeki yeni sözcüğü (kainos) kökeni ya da zamanı bakımından değil, nitelik olarak yeni anlamındadır. Bu gezegen ateşle temizlenecek ve orijinal haline geri getirilecek (2Pe. 3:10–13).


Bilhassa ilginç olan, Yuhanna’nın yeni yeryüzünde gözlemlediği ilk şeyin, denizin olmayışı olması. Yuhanna’nın (belirli bir) denizden bahsetmesi, muhtemelen aklında Patmos adasında kendisini çevreleyen, insanlardan uzak kalmanın ve acının bir simgesi haline gelmiş olan denizin olduğunu gösteriyor. Ona göre, yeni yeryüzünde denizin olmaması sevdiklerinden ayrılmanın verdiği acının olmaması anlamına geliyordu.


Vahiy 21:2–8 ve 7:15–17 ayetlerini oku. Yaratılış 2. bölümdeki Aden Bahçesi’yle, yeni yeryüzü tasviri arasında hangi benzerlikler var?


Yenilenmiş dünyada ölümün ve acının olmadığı bir yaşam, Allah’ın Kendi halkı arasındaki varlığıyla güvenceye alınmıştır. Bu varlık, Yeni Yeruşalim’de ve Allah’ın Kendi halkının arasında oturacağı Tanrı’nın konutu nda (Va. 21:3) tezahür etmektedir. Allah’ın varlığı, yenilenmiş dünyada yaşamı gerçek bir cennete dönüştürüyor.


Allah’ın varlığı acının yokluğunu güvence altına alıyor: tümü günahın sonuçları olan gözyaşı, ölüm, keder, ağlayış ve ıstırap artık yok. Günahın ortadan kaldırılmasıyla, önceki şeyler geçip gittiler (Vahiy 21:4, Candemir).


Bu düşünce, erkek kardeşleri Lazar’ın ölümünde Meryem ve Marta tarafından açık bir şekilde ifade edilmişti: Ya Rab, burada olsaydın, kardeşim ölmezdi (Yu. 11:21, 23). Kız kardeşler, Mesih’in varlığında ölümün var olamayacağını biliyorlardı. Aynı şekilde, yeni yeryüzünde Allah’ın kalıcı varlığı, bu yaşamda tecrübe ettiğimiz acı ve kederden uzak olmayı güvence altına alacak. Bize Mesih’te vaat edilen büyük umut, O’nun kanında mühürlü olan bu umuttur.


Bu yeni bir dünyadaki yeni var oluş vaadi neden tüm inandıklarımızın odağında? Bu olmasa imanımız ne işe yarardı?


ÇARŞAMBA


28 Mart


Yeni Yeruşalim


Yuhanna şimdi de yeni yeryüzünün başkentini, Yeni Yeruşalim’i tanımlıyor. Gerçek insanların ikamet ettiği gerçek bir yer olmasına rağmen, Yeni Yeruşalim ve oradaki yaşam dünyevi bir tarifin çok ötesinde (bkz. 1Ko. 2:9).


Vahiy 21:9–21 ayetlerini oku. Yeni Yeruşalim’in dış özellikleri neler?


Yeni Yeruşalim’den gelin, Kuzu’nun eşi diye bahsediliyor. Mesih’in halkı için hazırladığı yer Yeni Yeruşalim’dir (Yu. 14:1–3).


Şehir yüksek surlarla çevrilmiş ve dört kenarın her birinde üçer kapı bulunuyor, böylece içeri her yönden girilebiliyor. Bu özelliği şehrin evrensel çapta olduğunu gösteriyor. Yeni Yeruşalim’de herkes Allah’ın varlığına sınırsız erişim hakkına sahip.


Şehir ayrıca mükemmel bir küp olarak tarif ediliyor; 12.000 ok atımı (stadion) uzunluğunda, genişliğinde ve yüksekliğinde. Küp 12 kenardan oluşur. Böylece şehir toplamda, İsa’nın ikinci gelişinde ölümü görmeden dönüştürülen 144.000 kişiyi yansıtan, 144.000 ok atımı boyutundaydı. Eski Ahit tapınağında, En Kutsal Yer mükemmel bir küptü (1Kr. 6:20). Böylelikle Yeni Yeruşalim Allah’a ibadetin merkezi olarak işlev görüyor.


Vahiy 21:21–22:5 ayetlerini oku. Şehrin hangi iç özellikleri sana Aden Bahçesi’ni anımsatıyor? Şehirde artık hiçbir lanet kalmayacağı vaadi (Va. 22:3) ne önem taşıyor?


Yeni Yeruşalim’in en belirgin özelliği, Allah’ın tahtından akıp gelen berrak yaşam suyu ırmağı (bkz. Yar. 2:10). Yeruşalim özlemi içindeki Allah’ın halkının esir tutulduğu Babil’deki ırmağın tersine (Mez. 137), Yeni Yeruşalim’deki ırmağın her iki yakasında, her çağdan Allah’ın göçebe halkı yuvalarını buldular.


Irmağın her iki yakasında, yaprakları uluslara şifa vermek için (Va. 22:2) olan yaşam ağacı bulunuyor. Buradaki şifanın hastalıkla bir ilgisi yoktur, zira yeni yeryüzünde hiç hastalık olmayacak. Bu şifa, tarih boyunca insanları paramparça etmiş engeller yüzünden oluşan yaraların iyileştirilmesi içindir. Tüm çağlardan ve tüm uluslardan olan kurtarılanlar artık Allah’ın tek ailesine aitler.


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri] kitabında 307–319. sayfalardaki Without a Wedding Garment [Düğün Giysisi Olmadan] bölümünü ve Büyük Mücadele kitabında 667–683. sayfalarındaki Mücadelenin Sonu bölümlerini oku.


Vahiy kitapçığı, başlangıçta sunulan konuyla sona eriyor: Mesih’in güç ve yücelikle ikinci gelişi ve Allah’ın sonsuza dek sürecek krallığının kuruluşu. Mesih’in dönüşü, sonunda geliniyle bir olması, kitapçığın zirve noktasıdır.


Fakat kitapçık bu olayları gerçek dışı bir bağlama yerleştirmek istememiştir. Mesih’in yakında gelecek olması ilk gerçekliktir. Bizim hâlâ burada O’nun dönüşünü bekliyor olmamız ikinci gerçekliktir. Beklerken Vahiy’in mesajlarını açık bir şekilde kavrıyor olmamız gerekir ve bu kavrayışa ancak tüm şeyler sona erinceye kadar kitapçığı tekrar ve tekrar okumaya devam ederek ulaşabiliriz. Vahiy kitapçığının mesajları bize beklerken dünyanın şeylerine bakmamayı, fakat gözlerimizi göğe ve tek umudumuz olan O’na odaklamamızı sürekli olarak hatırlatıyor. Vahiy’in Mesih’i, yaşamın gizemleri ve belirsizlikleri içinde, tüm insani umutların ve arzuların cevabıdır. O bu dünyanın geleceğini ve bizim geleceğimizi ellerinde tutuyor.


Kitapçık ayrıca bize, son gelmeden önce O’nun yakın gelecekteki dönüşünü tüm dünyaya duyurmak işiyle görevlendirilmiş olduğumuzu hatırlatıyor. Onu bekleyişimiz hareketsiz değil, etkin bir şekilde olmalı. Ruh ve Gelin, ikisi de Gel! (Va. 22:17) diyorlar. Bu çağrıya katılmalıyız. Bu iyi haber, bu yüzden dünyanın halklarına duyurulması gerekiyor.


TARTIŞMA SORULARI:


Milenyumu ve günahkâr ölülerin yargılanmasının ancak milenyumdan sonra gerçekleşmesini düşün. Kurtarılanların tüm sorularının cevaplarını almak için bin yılı olacak. Allah ancak bundan sonra kaybedilenleri nihai olarak cezalandıracak. Bu gerçek, Allah hakkında bize ne açıklıyor?


Vahiy 1:3 ayeti, Vahiy’deki peygamberlik sözlerini dinleyenlere, okuyanlara, dikkate alanlara ve tutanlara bereketler vaat ediyor. Bu kitapçığı konu alan çalışmamızı sonlandırırken, sen dikkate alıp tutman gereken neler keşfettin?


Yeni dünyada varlığımız nasıl olursa olsun, herkes ile birlik içinde yaşayacağımıza dair şüphe yok. Şu anda, bunun gerçekleşeceği zamana kendimizi hazırlamak için ne yapabiliriz?


CUMA


29 Mart


30 Mart


HIV Virüsüne Maruz Kalmak-İki Kere


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Bir Yedinci Gün Adventist hemşiresi olan Maria Lemos Abel, 2 yaşındaki bebeğe, bakteriyel enfeksiyonunu tedavi etmek için penisilin G prokain iğnesi yapıyordu ve annesine bebeği sıkıca tutmasını söyledi. Fakat anne, verilen talimata uymadı ve bebek acıyla yerinde zıplayınca Maria yanlışlıkla iğneyi kendi işaret parmağına batırdı. Bulundukları hastane Mozambik’in yaklaşık yarım milyon nüfuslu üçüncü büyük şehri olan Nampula şehrinde bir devlet hastanesiydi.


Maria hastane talimatlarına uyarak, direkt anneye ve bebeğe kan testi uyguladı. 30 dakika içinde sonuçlar elindeydi; hem anne hem bebek HIV pozitif çıkmıştı. Maria ağlamaya başladı. Çok sayıda HIV-pozitif hastayla çalışmıştı ve virüsün kandan kolaylıkla bulaştığını biliyordu. “Tanrım bana yardım et ki virüs bana bulaşmasın“ diye dua etti.


Bir hastane doktoru ona HIV virüsünü bastıran ARV ilaçlarını sonraki aya kadar günde iki kere almasını söyledi. Ondan sonra Maria’nın HIV virüsü taşıyıp taşımadığını öğrenmesi için bir beş ay daha beklemesi gerekiyordu.


Dört çocuk annesi olan Maria bir röportajda, “Bekledikçe içim acıyordu, neler olacağını hiç bilmiyordum“ dedi.


Aynı zamanda Tanrı’ya gayretle ona yardım etmesi için dua ediyordu.


Kazadan yaklaşık yarım yıl sonra Maria’nın sonuçları negatif çıktı. Ona HIV virüsü bulaşmamıştı. Maria, “Bunun Tanrı’dan bir cevap olduğuna inanıyorum, O’na şükürlerimi sundum“ dedi.


Üç yıl sonra, Mart 2017’de, Maria 30 yaşındaki kadın hastasının şişmiş kolunda küçük bir kesik açarken kadın acıyla zıpladı. Neşter Maria’nın sol baş parmağını kesti ve kesik kanamaya başladı. Maria hastaya kan testi uyguladı ve sonuç yine HIV pozitifti.


Maria buna inanamıyordu. ARV ilaçlarını alırken aynı zamanda ağlıyordu. Yine bir altı ay beklediği yerde dua etti. Sonuçları negatif çıkmıştı.


51 yaşındaki Maria tecrübelerini cinsel saldırı sonrası hastaneye kaldırılan kadınlarla paylaşıyor, onlara ARV ilaçları kullanmalarını ve dua etmelerini tavsiye ediyor.


“Derim ki ‘Tanrı beni benim suçum olmayan bir durumdan kurtardı, O, sizi de sizin suçunuz olmayan bir durumdan kurtarır‘” dedi Maria.


En aşağı üç kadın Maria’nın tavsiyelerine uyduktan sonra testlerinin sonuçları HIV negatif çıkmıştır. Bunların ikisi cinsel saldırı mağduru, üçüncü ise Maria gibi HIV virüsüne yanlışlıkla maruz kalan bir hemşire.


Maria sözlerini, “Bana hiç HIV virüsü bulaşmamış olması bir mucize ve ben diğer mağdurlara da duanın ve Tanrı’nın gücünü söylüyorum“ diyerek bitirdi.


Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Nampula’da ailelerini HIV ve AIDS’e kaybeden çocuklar için bir yetimhane açılmak üzere kullanılacaktır. Sunularınız için teşekkür ederiz.