PDF İndir - Sebt Günü Çalışma Kitapçığı – 1.çeyrek 2019 – Vahiy Kitabı

 

İstek Adresi Web: www.middle-east-publishers.com | E–mail: info@middle-east-publishers.com


1 Patmos’tan Gelen Müjde — 29 Aralık–4 Ocak 4


2 Kandillikler Arasında — 5–11 Ocak 12


3 İsa’nın Yedi Kiliseye Mesajı — 12–18 Ocak 20


4 Kuzu Layıktır — 19–25 Ocak 28


5 Yedi Mühür — 26 Ocak–1 Şubat 36


6 Allah’ın Mühürlü Halkı — 2–8 Şubat 44


7 Yedi Borazan — 9–15 Şubat 52


8 Şeytan, Yenilgiye Uğratılmış Bir Düşman — 16–22 Şubat 60


9 Şeytan ve Yandaşları — 23 Şubat–1 Mart 68


10 Allah’ın Sonsuza Dek Kalıcı Müjdesi — 2–8 Mart 76


11 Son Yedi Bela — 9–15 Mart 84


12 Babil İçin Verilen Hüküm — 16–22 Mart 92


13 “İşte Her Şeyi Yeniliyorum” — 23-29 Mart 100


Editör Ofisi 12501 Old Columbia Pike, Silver Spring, MD 20904


Web sayfamızı ziyaret edin: http://www.middle-east-publishers.com


Yazar


Ranko Stefanovic


Editör (English)


Clifford R. Goldstein


Kapak ve Sayfa Tasarımı


Lars Justinen


Sayfa Tasarım


Marisa Ferreira


Çeviri


Suha Önder


Redaksiyon


Bilek Güler


© 2019 Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®. Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı (Standart Versiyon)’un hiçbir bölümü, Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın yazılı izni olmadan hiçbir kişi ya da kurum tarafından düzenlenemez, değiştirilemez, uyarlanamaz, tercüme edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın bölüm ofisleri, belirli ilkelere göre, Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı’nın tercüme ettirilmesine yetkilidirler. Bu tercümelerin telif ve yayın hakları Genel Konferans’ta kalacaktır. “Yedinci Gün Adventist,” “Adventist” ifadeleri ve alevli logo Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın tescilli markalarıdır ve Genel Konferans’ın izni olmadan kullanılamazlar.


Bu kitapçık Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı® Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı Ofisi tarafından hazırlanmıştır. Bu kitapçığın hazırlanması, Genel Konferans Yönetim Komisyonu (ADCOM)’un bir alt komisyonu olan Sebt Okulu Yayın Kurulu’nun yönetimi altında olmuştur. Yayınlanan bu kitapçık dünya çapında bir değerlendirme kurulunun katkılarını ve Sebt Okulu Yayın Kurulu’nun onayını yansıtmakta olup, sadece veya mutlaka yazarın (veya yazarların) görüşleriyle sınırlı değildir.


İçindekiler


Patmos’tan Gelen İyi Haber


Yaklaşık iki bin yıl önce elçi Yuhanna müjdeye sadakatle tanıklık ettiği için Ege Denizi’ndeki küçük kayalık bir adada sürgündeydi. Yaşlı elçi Roma hapsinin tüm zorluklarına katlanıyordu. Belirli bir Sebt gününde İsa Mesih’in özel ziyaretine mazhar oldu, acı çeken kulunu cesaretlendirmek için gelmişti. İsa ona bir dizi görümle kilisenin panoramik tarihini ve Allah’ın halkının Rab’lerinin dönüşünü beklerlerken başlarından neler geçeceğini gösterdi.


Yuhanna, görümde gördüklerini “İsa Mesih’in Vahyi” (Va. 1:1) olarak adlandırdığı bir tomara eksiksiz olarak kaydetti. Yazdığı kitapçık İsa’nın göğe yükselişinden beri gökteki ve yeryüzündeki işini ve geri döndüğünde yapacaklarını açıklıyor. Amacı çağlar boyunca Hristiyanlara Mesih’in varlığına ilişkin güven vermek ve büyük mücadeleye gömülmüş bu düşkün dünyada günlük hayatta karşılaşacakları denemelerde onlara güç vermekti.


Bu çeyrekte bu kitapçığı araştıracağız. Ayrıntılara girmeden kitapçığın önemli bölümlerine ve temalarına odaklanacağız. Amaç kitapçığın anahtar temalarına aşina olmak, onun gerçekten de İsa Mesih’i, O’nun hayatını, ölümünü, dirilişini ve halkı yararına başrahiplik hizmetini açıkladığını görmek.


Bunu yaparken aşağıdaki yollara başvuracağız:


  1. Bizim Vahiy çalışmamız, bir Kutsal Kitap kavramı olan Kutsal Kitap’ın ilham kaynaklı oluşuna dayanmaktadır. Kitapçıktaki mesajlar Allah’tan gelmiş olsa da, insan dili aracılığıyla ile nakledilmişlerdir. Allah’ın halkının Eski Ahit’teki tarihinden alınan dil ve imgeler kullanarak, Yuhanna’nın bu mesajları nasıl aktardığını keşfedeceğiz.

  1. Vahiy’deki peygamberlik sözleri (Daniel’in peygamberlik sözleri gibi) dikkatli okunduğunda, peygamberlik sözü yorumlamada tarihsel yöntemin peygamberlik sözlerinin kast edilen yerine gelişinin ne olduğunu anlamak için doğru yol olduğu anlaşılıyor, zira bunlar peygamberin zamanından dünyanın sonuna kadar tarihin akışını izliyorlar. Bu yöntem, önceden belirlenmiş bir yorumu zorla ayete yüklemek yerine ayetin kendisinden anlam çıkarmak için nasıl elimizden geleni yapmamız gerektiğini örnekliyor.

  1. Vahiy’in organizasyon yapısı birçok yönden kitapçıktaki peygamberlik sözlerinin sağduyuyla uygulaması için zaruridir. Bizim Vahiy incelememiz kitapçığın dört bölümden oluşan yapısını temel alacak:

  1. Vahiy 1:1–3:22, kilisenin tarihin değişik dönemlerindeki durumuna peygamberlik sözüyle değinmek için, Yuhanna zamanında kiliselerin durumunu ele alıyor.

  1. Vahiy 4:1–11:19, konuyu artan biçimde detaylandıran apokaliptik simgeler kullanarak, kilisenin tarihini tekrarlıyor ve üzerine eklemeler yaparak geliştiriyor.

  1. Vahiy 12:1–14:20 bölümü kitabın konusal merkezi ve İsa’dan önceki zamandan İkinci Geliş’e kadar büyük mücadelenin tarihini kapsıyor.

  1. Vahiy 15:1–22:21 sadece son zamana odaklanıyor.

  1. Vahiy’in peygamberlik sözlerinin her anlamlı yorumu, Mesih merkezli olmak zorundadır. Tüm kitapçık Mesih’in bakış açısından yazılmıştır. Vahiy’deki tasvirler ve simgeler ancak Mesih aracılığıyla nihai anlam ve önemlerine kavuşabilirler.

Vahiy, sözlerini okuyan ya da dinleyenlere, içindeki nasihatlere kulak verip bunları tutanlara bereketler vaat ediyor. “Vahiy kitapçığı, içeriğindeki talimatı anlamamız için bize verilen bir uyarıyla başlıyor. Allah şöyle bildiriyor: ‘Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.’ Biz insanlar bu kitapçığın bizim için ne anlama geldiğini anladığımızda, aramızda büyük bir uyanış görülecek. Onu araştırıp çalışmamız gerektiğine dair bize verilen öğüde rağmen, onun öğrettiği dersleri tam olarak anlamıyoruz.”—Ellen G. White, Testimonies to Ministers and Gospel Workers [Din Görevlilerine ve Müjde İşçilerine Tanıklıklar], s. 113. Bu kitapçığı incelerken, Rabbimiz İsa Mesih’in gelişini beklerken duymaya ihtiyacınız olan şeyleri kendiniz keşfetmeye ve bunlara kulak vermeye çağrılıyorsunuz.


Felsefe doktoru Ranko Stefanovic, Andrews Üniversitesi Yedinci Gün Adventist İlahiyat Fakültesi’nde Yeni Ahit profesörüdür. Uzmanlık alanı Vahiy kitapçığıdır.


*29 Aralık–4 Ocak


Patmos’tan Gelen Müjde




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 1:1–8; Yu. 14:1–3; Yas. 29:29; Yu. 14:29; Rom. 1:7; Flp. 3:20; Dan. 7:13, 14.


HATIRLAMA METNİ: “Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.” (Vahiy 1:3).


Vahiy’in peygamberlik sözleri, on dokuz yüzyıldan uzun bir süre önce, elçi Yuhanna’ya Ege Denizi’nde Patmos diye bilinen küçük kayalık bir adada sürgündeyken gördüğü bir görümde açıklandı (Va. 1:9). Vahiy 1:3 ayeti, kitapçığı okuyanlara ve öğretilerini duyup bunlara itaat edenlere bereket sözü veriyor (Luka 6:47, 48 ayetleriyle karşılaştır). Bu ayette bahsedilen, mesajları duymak için kilisede bir araya gelen topluluktur. Fakat onlar sadece okudukları ya da dinledikleri için değil, ayrıca kitapçığın sözlerine itaat ettikleri için bereketlenmişlerdir (bkz. Va. 22:7).


Vahiy’deki peygamberlik sözleri Allah’ın halkını gözettiğinin bir ifadesidir. Bize bu hayatın kısalığını ve kırılganlığını, İsa’daki kurtuluşu, O’nun göksel Başrahibimiz ve Kralımız olarak görevini ve müjdeyi yayma çağrımızı gösterirler.


Kutsal Kitap’taki peygamberlik sözleri karanlık bir yerde ışık saçan kandil gibidir (2Pe. 1:19). Bunlar, bugünkü yaşamımıza kılavuzluk etmek, geleceğimize de umut olmak için varlar. Mesih’in gelişine ve Allah’ın sonsuza dek kalıcı krallığı kurulana dek, bu peygamberlik kılavuzuna ihtiyacımız olacak.


*5 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

30 Aralık


Kitapçığın Adı


Vahiy 1:1, 2 ayetlerini oku. Kitapçığın tam adının önemi nedir? Kitapçığın adı aslında kim hakkında olduğuyla ilgili bize ne öğretiyor?


Vahiy 1:1 ayeti kitapçığın adının “İsa Mesih’in Vahyi” olduğunu belirtiyor. Vahiy sözcüğünün Grekçe orijinali “ifşa etmek” ya da “açığa çıkarmak” anlamına gelen apokalüpsis (apokalips) sözcüğüdür. Apokalips, İsa Mesih’in açığa çıkarılmasıdır; hem İsa’dandır, hem de O’nun hakkındadır. Kitapçık, İsa Mesih aracılığıyla Allah’tan gelmiş olmasıyla birlikte (bkz. Va. 22:16), aynı zamanda içeriğinin odağında da İsa olduğuna tanıklık ediyor. Vahiy O’nun Kendisini halkına açıklaması ve onları gözettiğinin bir ifadesidir.


Vahiy’in merkezi karakteri İsa’dır. Kitapçık O’nunla başlar (Va. 1:5–8) ve O’nunla sonuçlanır (Va. 22:12–16). “Daniel konuşsun, Vahiy konuşsun ve gerçeğin ne olduğunu anlatsın. Fakat konunun hangi safhası sunuluyor olursa olsun, İsa’yı tüm umudun merkezi, ‘Davut’un kökü ve soyu, parlak sabah yıldızı’ olarak yüceltin.”—Ellen G. White, Testimonies to Ministers and Gospel Workers [Din Görevlilerine ve Müjde İşçilerine Tanıklıklar], s. 118.


Ayrıca Vahiy’in İsa’sı dört Müjde’nin İsa’sıdır. Vahiy, ilk olarak Müjdeler’de tasvir edilmiş olan, İsa’nın ve O’nun halkı yararına olan kurtuluş işinin tanımına devam ediyor. Vahiy kitapçığı O'nun varlığının ve hizmetinin farklı yönlerine odaklanıyor. Esasen, Müjdeler’in bittiği yerden, İsa’nın dirilişinden ve göğe yükselişinden başlıyor.


Vahiy, İbranilere Mektup’la birlikte, İsa’nın göksel hizmetini vurguluyor. O’nun göğe yükseldikten sonra göksel tapınaktaki krallık ve rahiplik işine resmen başladığını gösteriyor. Vahiy (ya da İbraniler) olmasaydı, İsa’nın halkı yararına gökteki başrahiplik hizmeti hakkındaki bilgimiz fazlasıyla sınırlı olacaktı. Ancak İbraniler’in yanı sıra Vahiy kitapçığı bize İsa Mesih’in bizim yararımıza olan hizmetine benzersiz bir bakış sağlıyor.


Yuhanna 14:1–3 ayetlerini oku. Buradaki geniş kapsamlı vaat İsa’nın şu an bizim için gökte yapmakta olduğu şeyi daha iyi anlamamıza nasıl yardım edebilir? Bu harika vaatten nasıl bir umut çıkarabiliriz?


PAZAR


31 Aralık


Kitapçığın Amacı


Vahiy 1:1 ayeti bize ayrıca kitapçığın amacının yazıldığı andan başlayarak gelecekte olacak olayları göstermek olduğunu söylüyor. Vahiy’e aşina olan herkes kitapçığın içeriğinin büyük çoğunluğunu –gerek halihazırda (en azından bugünkü bakış açımızdan) gerçekleşmiş olsun, gerek hâlâ gelecekte olan (yine bugünkü bakış açımızdan)– olaylara ilişkin öngörülerin oluşturduğunu fark edecektir.


Kutsal Kitap’taki peygamberlik sözlerinin öncelikli amacı, gelecek ne getirecek olursa olsun, her şeyin Allah’ın denetiminde olduğuna ilişkin bize güvence vermektir. Vahiy tam olarak bunu yapar: bu dünyanın tüm tarihi boyunca ve ürkütücü son zaman olaylarında, İsa Mesih’in her zaman halkının yanında olduğuna dair bize güvence verir.


Sonuç olarak Vahiy’deki peygamberlik sözlerinin iki pratik amacı vardır: bize bugün nasıl yaşayacağımızı öğretmek ve bizi geleceğe hazırlamak.



Yasanın Tekrarı 29:29 ayetini oku. Bu ayet bazı şeylerin bize neden açıklanmadığını anlamamıza nasıl yardımcı olabilir? Bu ayete göre, bize açıklanan şeylerin amacı nedir? Yani, bunlar bize neden anlatılıyor? Ayrıca bkz. Va. 22:7.


Vahiy’deki son zamana dair peygamberlik sözleri, bizim gelecekle ilgili saplantılı merakımızı tatmin etmek amacıyla açıklanmamıştır. Kitapçık geleceğin yalnızca özellikle bilmemiz gereken yönlerini açıklar. Bunlar, Allah’a olan bağımlılığımızın farkına varmamız ve bu bağımlılıkla O’na itaat etmemiz amacıyla, gerçekleşecek olayların ne kadar ciddi olduğunu zihnimize işlemek için açıklanmıştır.


Yüzyıllar boyunca son zaman olaylarına ilişkin öğretilerin çoğuna spekülasyonlar –hatta sansasyon hevesi– eşlik etmiştir. Sonun hemen gelmekte olduğuna dair öngörüde bulunup, insanları (son çok yakın olduğu için) kendi hizmetlerine para vermeleri için korkutan kişilerce ne servetler elde edildi. Fakat her seferinde son gelmedi, dolayısıyla insanlar hayal kırıklığına uğradı ve bezdi. Allah’ın bize verdiği her güzel şey gibi, peygamberlik sözleri de istismar edilebilir ve yanlış yorumlanabilir.


Yuhanna 14:29 ayetini oku. Bu ayette peygamberlik sözünün amacına dair hangi çok önemli ilkeyi bulabiliriz?


1 Ocak


Vahiy Kitapçığının Sembolik Dili


Vahiy 13:1, Daniel 7:1–3 ve Hezekiel 1:1–14 ayetlerini oku. Tüm bu ayetlerin hepsinin ortak noktası nedir?


Vahiy 1:1 ayetinde şu ifade geçer: “Ve O, meleği vasıtası ile gönderip kulu Yuhanna’ya onu işaret etti” (KM). Burada kitapçıktaki çok önemli bir kelimeyle karşılaşıyoruz. İşaret etti kelimesinin kökeni Grekçe bir kelime olan semainō kelimesine dayanır ve “simgeler ile göstermek” anlamına gelir. Aynı kelime Eski Ahit’in Grekçe çevirisinde (Septuaginta), Daniel’in Kral Nebukadnessar’a altın, demir, tunç ve gümüşten yapılmış heykel ile Allah’ın bundan sonra neler olacağını krala açıkladığı bölümde kullanılmıştır (bkz. Dan. 2:45). Yine bu aynı kelimeyi kullanarak, Yuhanna bize Vahiy kitapçığındaki sahneler ve olayların kendisine görümde, simgeler aracılığıyla sunulmuş olduğunu söylüyor. Yuhanna, Kutsal Ruh’un rehberliğinde, bu simgesel sunumları, eksiksiz olarak, aynen görümlerde gördüğü gibi kayıt altına almıştır (Va. 1:2).


İşte bu yüzden Vahiy’deki peygamberlik sözlerinin aktarıldığı dil, büyük ölçüde kelime kelime yorumlanmamalıdır. Kutsal Kitap okuması (eğer ayet maksatlı bir biçimde sembolizme işaret etmiyorsa) kural olarak ayetin kelimesi kelimesine anlaşılması gerektiğini şart koşuyor. Fakat Vahiy kitapçığını okurken (ayet kelimesi kelimesine bir yoruma işaret etmiyorsa) onu sembolik olarak yorumlamak zorundayız. Öngörülen sahneler ve olaylar gerçek olmakla birlikte, genellikle sembolik bir dil kullanılarak ifade edilmişlerdir.


Vahiy’in büyük ölçüde sembolik bir yapıya sahip olduğunu hiçbir zaman unutmamak, bizi peygamberlik sözündeki mesajı bozmaktan koruyacaktır. Kitapçıkta kullanılan sembollerin anlamlarını belirlemeye çalışırken, ayete insan hayal gücünden ya da bu sembollerin bizim kültürümüzdeki mevcut karşılıklarından kaynaklanan bir anlam yüklememek için çok dikkatli olmalıyız. Onun yerine Vahiy kitapçığındaki sembolleri anlamak için Kutsal Kitap’a ve onun sayfalarındaki sembollere bakmalıyız.


Aslında Vahiy’deki bu sembollerin anlamlarını çözmeye çalışırken, bir çoğunun Eski Ahit’ten kaynaklandığını göz önünde bulundurmalıyız. Allah, geleceği geçmişin dili ile tasvir ederek, O’nun gelecekteki kurtuluşa dair işlerinin, aynı geçmişteki kurtuluşa dair işleri gibi olacağı düşüncesini bizim aklımıza sokmak istemiştir. O, halkı için geçmişte yaptıklarını, onlar için gelecekte de yeniden yapacaktır. Vahiy’in sembol ve simgelerini çözme çabasına, Eski Ahit’e kulak vererek başlamalıyız.


2 Ocak


Tanrılık


Vahiy, Pavlus’un mektuplarında bulunanlara benzer bir selamlama ile başlıyor. Kitapçık görünürde Yuhanna zamanında Küçük Asya’da bulunan yedi kiliseye birer mektup olarak gönderilmişti (bkz. Va. 1:11). Fakat Vahiy sadece onlar için değil, tarih boyunca var olacak her Hristiyan nesli için yazılmıştı.


Vahiy 1:4, 5 ve Romalılar 1:7 ayetlerini oku. İkisindeki ortak selamlama nedir ve bu selam kim tarafından veriliyor?


İki ayette de mektuplaşma dilinde bir selamlama mevcut: “Lütuf ve esenlik olsun.” Bu ifade, Grek selamı charis (lütuf) ve İbrani selamı shalom’dan (barış, esenlik) oluşuyor. Bu ayetlerde gördüğümüz gibi lütuf ve esenliği verenler, Tanrılığın üç Şahsı.


Baba Allah “Var olan, var olmuş ve gelecek olan” (bkz Va. 1:8, Va. 4:8) diye tanımlanmış. Bu, ilahi ad Yahve’yi işaret ediyor, “BEN BEN’İM” (Çık. 3:14) ayeti Allah’ın sonsuz varlığına atıfta bulunuyor.


Kutsal Ruh’tan ise “Yedi Ruh” diye bahsediliyor (Va. 4:5 ve Va.5:6 ayetleriyle karşılaştır). Yedi, doluluğun sayısıdır. “Yedi Ruh”, Kutsal Ruh’un yedi kilisenin hepsinde faal olduğu anlamına gelir. Bu simge Kutsal Ruh’un Allah’ın halkı arasındaki tarih boyunca süren ve onların görevlerini yerine getirmelerini sağlayan işine atıfta bulunuyor.


İsa Mesih üç isimde tanımlanıyor: “ölüler arasından ilk doğan, dünya krallarına egemen olan güvenilir tanık” (Va. 1:5). Bunlar O’nun çarmıhtaki ölümüne, dirilişine ve gökteki hükümdarlığına işaret ediyor. Daha sonra Yuhanna İsa’nın ne yaptığını söylüyor: O “bizi sev[miş], kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış ve bizi bir krallık haline getirip Babası Tanrı’nın hizmetinde kâhinler yapmış”tır (Va. 1:5, 6).


Orijinal Grekçedeki “bizi seven”, Mesih’in geçmişi, bugünü ve geleceği kapsayan sürekli sevgisine işaret ediyor. Bizi seven Kişi, kanıyla bizi günahlarımızdan kurtardı. Grekçede “kurtardı” fiili, geçmişteki, tamamlanmış bir işe işaret ediyor: İsa çarmıhta öldüğünde, bizim günahlarımız için tam ve mükemmel bir kefaret ödemiş oldu.


Efesliler 2:6 ve Filipililer 3:20 ayetleri kurtarılanları yükseltilen ve göksel yerlerde İsa ile birlikte oturanlar olarak tanımlıyor. Bu ne anlama geliyor olabilir ve hâlâ bu günahla lanetlenmiş dünyadayken, biz Mesih’teki bu görkemli “krallar ve kahinler” (Va. 1:6, Candemir) mevkiinin tadını şimdi nasıl çıkartabiliriz? Bu gerçek, yaşam biçimimizi ne şekilde etkilemeli?



3 Ocak


Vahiy’in Ana İlkesi


Vahiy’in önsözünün kapanışı, tüm kitapçığın gerçek odağına işaret ediyor: İsa’nın güç ve görkem içinde geri dönüşü. Mesih’in yeniden geleceği vaadi kitapçığın sonunda üç kere tekrarlanıyor (Va. 22:7, 12, 20).


Vahiy 1:7, 8 ayetlerini oku. Bu ayetlerdeki üslup peygamberlik sözü içeren çeşitli ayetlerden türemiştir: Daniel 7:13, 14; Zekeriya 12:20; Matta 24:30. Bu ayetler İkinci Geliş’in kesinliği ile ilgili bize ne anlatıyor?


Vahiy’de Mesih’in ikinci gelişi tarihin ona doğru ilerlediği bir son noktadır. İkinci Geliş, bu dünyanın tarihinin sonunu, tüm kötülüklerden, ıstıraptan, acıdan ve ölümden kurtuluşu ve aynı zamanda Allah’ın sonsuza dek sürecek krallığının başlangıcını belli edecek.


Yeni Ahit’in geri kalanı gibi, Vahiy 1:7 ayeti de, Mesih’in yücelik ve görkemle, gerçek anlamda, görülebilir ve kişisel gelişine işaret ediyor. O zamanda yaşamakta olan her insan, “O’nun bedenini deşmiş olanlar” dâhil olmak üzere, O’nun gelişine tanıklık edecek. Bu sözler O’nu çarmıha germiş olanlar da dahil olmak üzere, bazı belirli kişilerin Mesih dönmeden hemen önce dirileceğine işaret ediyor. İsa, gelişiyle Kendisini bekleyenlere kurtuluş sağlayacak olmakla birlikte, Yeryüzünde yaşayan, O’nun merhametini ve sevgisini reddetmiş olanları da yargılayacak.


Mesih’in gelişinin kesinliği, “Evet, böyle olacak! Amin.” (Va. 1:7) sözleriyle de tasdik edilmiştir. “Böyle olacak”, Grekçe nai kelimesinin karşılığıdır ve amin de İbranice bir doğrulama sözüdür. Bu ikisi bir arada kesinliği ifade eder. Ayrıca iki benzer doğrulama kitapçığın sonunda da mevcuttur (bkz. Va. 22:20).


“Kurtarıcı’nın gelişini vaat etmesinin üzerinden on sekiz yüzyıldan fazla zaman geçti. Sözleri yüzyıllar boyunca O’na sadık olanların yüreklerini cesaret ile doldurdu. Vaat henüz tamamlanmadı: Yaşam Kaynağının sesi henüz uyuyan kutsalları mezarlarından çağırmadı; fakat yine de söz kesinlikle söylenmiştir. Kendi zamanında, Allah sözünü tutacaktır. Aranızda usananlar var mı? İmana olan bağlılığımızı, ebedi dünyaya bu kadar yakınken mi kaybedeceğiz? Şehrin çok uzakta olduğunu söyleyenler olacak mı? –Hayır, hayır. Biraz daha ve sonrasında Kralı tüm güzelliğiyle göreceğiz. Biraz daha ve sonrasında gözlerimizdeki tüm gözyaşlarını sileceğiz. Biraz daha ve sonrasında O bizi ‘büyük sevinç içinde, lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak’”—Ellen G. White, The Advent Review and Sabbath Herald, 13 Kasım 1913.


Verilen bir söz ancak onu verenin sağlamlığı ve sözünü yerine getirmekteki becerisi kadar kuvvetlidir. Geçmişte verdiği tüm sözleri tutmuş olan Allah’ın verdiği İkinci Geliş vaadi, Mesih’in söz verdiği gibi döneceğine dair size nasıl bir güvence veriyor?


4 Ocak


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White’ın Testimonies to Ministers and Gospel Workers [Din Görevlilerine ve Müjde İşçilerine Tanıklıklar] kitabından “Daniel ve Vahiy Kitapçıkları Çalışması” s. 112-119 bölümünü okuyun.


“Bu vahiy, Hristiyanlık dönemi boyunca kiliseye kılavuzluk ve teselli sağlamak için verilmişti. . . . Açıklama, bir şeyin ifşa edilmesi demektir. Rabb’in kendisi bu kitapta yer alan sırları kuluna açıklamıştır, ve bunların herkesin incelemesine açık olmalarını amaçlamaktadır. Onuın gerçekleri, Yuhanna’nın zamanında yaşayanlar gibi, dünya tarihinin son zamanlarında yaşayanlara da bildirilmektedir. Bu peygamberlik sözünde resmedilen bazı sahneler geçmişte yaşanmıştır, bazıları şu anda meydana gelmektedir; bazıları karanlığın güçleri ile göğün Önderi arasındaki büyük çatışmayı gözler önüne sermekte, bazıları ise kurtarılanların yenilenen yeryüzünde yaşadıkları zaferleri ve sevinçleri ortaya koymaktadır.


“Hiç kimse, Vahiy’deki her simgenin anlamını açıklayamadığından ötürü, içerdiği gerçeğin anlamını öğrenmeye çalışmak için bu kitabı araştırmasının gereksiz olduğunu düşünmesin. Bu sırları Yuhanna’ya açan Kişi, gerçeği gayretle araştırana göksel şeylerin önceden alınan bir tadını verecektir. Kalpleri gerçeği almak için açık olanların onun öğretilerini anlamaları sağlanacaktır, ve onlara ‘bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene’ vaat edilen bereket bahşedilecektir.”–Ellen G. White, Elçilerin İşleri s.541,542.


TARTIŞMA SORULARI:


Eğer Vahiy İsa Mesih’in açığa çıkarılması ise, neden kıyamet sözcüğü bugün olumsuz bir anlam taşıyor? Bu bize Vahiy’in Hristiyanlar arasındaki yaygın algılanışı hakkında ne söylüyor? Korku kelimesi neden çoğunlukla Vahiy’deki peygamberlik sözleri ile ilişkilendiriliyor?


Son yirmi yıl içinde bazı kişilerin son zaman olayları ve İsa’nın ikinci gelişi ile ilgili yaptıkları başarısız öngörüleri düşün. Bu öngörüleri yapanların kalpleri ya da güdülerini (ki biz hiçbir şekilde bilemeyiz) bir kenara bırakın, bu başarısızlığa uğramış öngörülerin olumsuz sonuçları nelerdir? Bu öngörüler, onlara inanmış olan kişilerin kendilerini nasıl hissetmelerine yol açıyor? Diğerlerinin, öngörülerin başarısızlığa uğradığını görmesi, Hristiyanları onların gözünde genel anlamda ne duruma düşürüyor? Peygamberlik sözüne inanan ve son zaman olaylarını yol işaretleri olarak arayan biz, peygamberlik sözlerini nasıl anladığımız ve diğerlerine nasıl anlattığımız arasında doğru dengeyi nasıl yakalayabiliriz?


*5-11 Ocak


Kandillikler Arasında



Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 1:9–18; Elç. 7:54–60; Mat. 12:8; Çık. 20:11; Dan. 10:5, 6; Va. 1:20; Va. 2:1–7.


HATIRLAMA METNİ: “Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin” (Va. 3:22).


Mezmurlar 73’te, Mezmurcu’nun tanrısızın böbürlenen gururu karşısında yaşadığı şaşkınlık tasvir edilir. Salihler acı içindeyken, onlar bolluk ve kolaylık içinde yaşıyordu. Bu adaletsizlik mezmurcuya dert oldu (Mez. 73:2–16) ve o da kafası karışmış bir biçimde tapınağa gitti (Mez. 73:16, 17). Orada, Allah’ın varlığında, meseleyi daha derinden kavraması sağlandı.


Yüzyıllar sonra, yaşlı bir elçi sadakatle tanıklık ettiği için kendisini kayalık bir hapishane adasında buldu. Sıkıntı içinde, himayesi altındaki kiliselerin kötüye gittiğine dair haberler aldı. Fakat çok can alıcı bir anda, ona, dirilmiş Mesih’i göksel tapınakta gördüğü bir görüm gösterildi. Burada, mezmurcuda olduğu gibi Rab Yuhanna’ya bu hayatın bazı gizemlerini ve getirdiği zorlukları açıkladı. Bu tapınak sahnesi ona Mesih’in varlığının ve gözetiminin güvencesini vermiş oldu—himayesindeki kiliselere ve yüzyıllar boyunca, dünya tarihinin sonuna dek gelecek tüm Hristiyan nesillerine ileteceği güvence.


Bu hafta, Mesih’in göksel tapınaktaki hizmetine giriş yapacağız ve buna ek olarak da, müşterek olarak Asya’daki yedi kiliseye hitap eden fakat aynı zamanda bugün bizim için anlam taşıyan, Kilisesine verdiği yedi özel mesajdan ilkine bakmaya başlayacağız. Önümüzdeki hafta, diğer altı kiliseye verdiği mesajlara bakacağız.


*12 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


6 Ocak


Patmos’ta


Vahiy 1:9 ayetini oku. Yuhanna Vahiy görümlerini alırken, içinde bulunduğu durum hakkında bize ne söylüyor?


Patmos, Ege denizinde, çorak, kayalık bir adaydı; on altı kilometre uzunluğunda ve en geniş bölgesi on kilometre genişliğindeydi. Romalılar adayı, civar adalarla birlikte sürgüne gönderilen siyasi suçlular için cezai bir sömürge olarak kullanıyorlardı. Vahiy kitapçığının yazıldığı döneme görece daha yakın tarihlerde yaşamış olan ilk Hristiyan yazarların hepsi, Romalı yetkililerin Yuhanna’yı Patmos’a müjdeye olan sadakati yüzünden sürgün etmiş oldukları fikrinde birleşirler. Yaşlı elçi mutlaka ki Patmos’ta Roma hapsinin tüm zorluklarına katlanıyordu. Muhtemelen ona bir suçlu gibi davranılıyordu, prangaya bağlanmıştı, yetersiz besleniyordu ve acımasız Romalı gardiyanların kırbacı altında zorla zahmetli işlerde çalıştırılıyordu.


Ege Denizi’ndeki ıssız, kayalık bir ada olan Patmos Roma hükümeti tarafından suçlular için bir sürgün yeri olarak seçilmişti; fakat Allah’ın hizmetkârı için bu kasvetli ikametgâh göğün kapısı haline geldi. Burada, hayatın kalabalık sahnelerinden ve geçmiş yıllardaki etkin çalışmalardan uzaklaşarak, Allah’la, Mesih’le ve göksel meleklerle birliktelik fırsatı buldu, ve onlardan kilise için tüm gelecek zamanlara ilişkin talimatlar aldı.–Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 529.


Başka hangi Kutsal Kitap şahsiyetleri Allah’a olan sadakatlerine rağmen (ya da belki sadakatleri yüzünden) zorluklarla karşılaştılar? Bkz. Dan. 3:16–23, Elç. 7:54-60.


Mesih’in takipçileri kendilerini Yuhanna’nınki gibi bir durumda bulduklarında, şunu unutmasınlar ki asla yalnız değiller. Patmos’taki zorluklar içinde Yuhanna’ya umut ve cesaret dolu sözlerle gelen aynı İsa, onlara güç vermek ve desteklemek için hala halkı ile birliktedir.


Mesih uğruna sıkıntı çekmek ile kendi yanlış tercihlerimiz de dahil, diğer sebepler için sıkıntı çekmek arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? Peki tam olarak kavrayamadığımız sebepler için acı çekmeye ne dersin? Her durumda Rabb’e güvenmeyi nasıl öğrenebiliriz?


7 Ocak


Rabb’in Gününde


Vahiy 1:10, Mısır’dan Çıkış 31:13, Yeşaya 58:13 ve Matta 12:8 ayetlerini okuyun. Bu ayetlere göre Kutsal Kitap hangi günü açıkça Rabb’in Günü olarak belirlemiştir. Tüm o zorluklar içindeyken o gün Yuhanna için ne kadar anlamlı olmuştur?


Yücelik Rabbi sürgündeki elçiye bir Sebt gününde göründü. Yuhanna Sebt gününü Yahudiye’nin kasabalarında ve kentlerinde halka vaaz ettiği zamanki gibi kutsal olarak tutuyordu. O günle ilgili olarak verilmiş olan değerli vaatleri kendisinin sayıyordu.–Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 539.


Vahiy 1:10 ayeti, elçi Yuhanna’nın görümü Yedinci Gün Sebt’inde gördüğünü açıkça belirtiyor. İleri doğru, gelecekteki olaylara, hatta ayrıca Rabb’in günü (Yşa. 13:6–13; 2Pe. 3:10) denilen Mesih’in ikinci gelişine bakarak (Va. 1:7 ile karşılaştır), Yuhanna bizzat kendisinin bu gelecek olayların görümünü gördüğü zamandan bahsediyordu ve bu Sebt gününde, Rabb’in Gününde gerçekleşmişti.


Ona şüphe yok ki yaşadığı tüm o zorlukların içinde bu görümle dolu Sebt günü kendisi için, İkinci Geliş’ten sonra her nesilden tüm imanlılarla birlikte tecrübe edeceği acılardan arınmış bir yaşamın ön tadımı olmuş olmalıydı. Aslında, Yahudi düşüncesinde, Sebt gününün olam haba’nın yani gelecek dünya’nın bir ön tadımı olduğu kabul edilir.


Allah’ın Aden bahçesinde tesis ettiği Sebt günü… çorak adadaki Yuhanna için çok kıymetliydi. . . .


Yalnız sürgün için ne Sebt günüydü ama, Mesih’in gözünde her zaman kıymetliydi fakat şimdi hiç olmadığı kadar yüceltilmişti. İsa hakkında bu kadar fazlasını hiç öğrenmemişti. Böylesine yüce hakikati hiç duymamıştı.—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 7, s.955.


Mısır’dan Çıkış 20:11 ve Yasanın Tekrarı 5:15 ayetlerinde, On Emir’deki dördüncü emrin iki farklı versiyonunu karşılaştır. Bu ayetler Yedinci Gün Sebt’inden hem yaratımın hem de kurtuluşun bir hatırlatıcısı olarak bahsediyor ve bizi yaratanın da, kurtaranın da Allah olduğunu bize hatırlatıyor. Biz de her Sebt gününde Allah’ın bizim Yaratıcımız ve Kurtarıcımız olduğu hakikatini nasıl zihnimize kazıyabiliriz? Şunu da bir düşün: Şunu da bir düşün: aynı zamanda Kurtarıcımız da olmasaydı, bizim Yaratıcımız olmak O’nun için ne kadar iyi olurdu ki?


8 Ocak


Yuhanna’nın Patmos’taki Mesih Görümü


Vahiy 1:12-18 ayetlerini oku. Yuhanna’nın ilahi varlığıyla Mesih tanımlamasını, Daniel 10:5, 6 ayetleriyle karşılaştır. İsa Yuhanna’nın görümünde nasıl ortaya çıkıyor? Ne Yapıyor?


Yuhanna İsa’yı Başrahip kıyafeti içinde, kandillikler arasında yürürken görüyor.


İsa’nın kandillikler arasında yürümesi betimlemesi, Allah’ın eski İsrail’e verdiği, onların Tanrı’sı olarak aralarında yürüyeceği vaadine işaret ediyor (Lev. 26:12). Vahiy’de kandillikler Asya’daki Vahiy’in ilk defa gönderildiği yedi kiliseyi temsil ediyordu (Va. 1:20). . İsa’nın gözetimi, Kutsal Ruh vasıtasıyla yeryüzündeki kilisesinin üzerinde olmaya devam ediyor. Onları ebedi yuvalarına götürünceye değin, O daima halkıyla birlikte olmaya devam edecek.


Dahası, İsa’nın kandillikler arasında Başrahip olarak betimlenmesi, Yeruşalim tapınağındaki tören uygulamasına dayanıyor. Atanmış rahibin günlük görevi Kutsal Yer’deki kandillerin sürekli yanmasını sağlamaktı. Zayıflayan kandilleri doldurur, biten fitillerin yerine yenilerini yerleştirir, eksildiğinde yağlarını doldurur ve onları yeniden yakardı. Bu şekilde rahip beher kandilin durumundan bizzat haberdar olurdu. İşte aynı bu şekilde, İsa da halkının ihtiyaçları ve durumundan haberdardır ve onlar için bizzat arabuluculuk eder.


Vahiy 2:2, 9, 13; 19; 3:1, 8, 15 ayetlerini oku. Biliyorum ifadesi İsa’nın, Allah’ın halkının durumu ve ihtiyaçları hakkındaki haberdarlığı ile ilgili ne söylüyor?


İsa Kendisini İlk ve … son (bkz. Yşa. 44:6, 18:12) gibi Allah’ın sıfatları ile tanımlıyor. Son kelimesinin Grekçesi olan eschatos, eskatoloji (son zaman olayları çalışması) kelimesinin kökenidir. Bu da eskatolojinin odağının son olaylarda nihai sözü söyleyen İsa Mesih’in üzerinde olduğunu göstermektedir. O Diri Olan ve ölüler diyarının anahtarlarını (Va. 1:18) elinde tutandır. Ölümüyle ve dirilişiyle, İsa’ya ölümün kapılarını açma yetkisi verilmiştir (Eyüp 17:16, Mez. 9:13). O’na güvenen herkes, mezardan ebedi yaşama yükselecektir (1Ko. 15:21–23). İsa’nın sadık takipçilerinin korkmasına gerek yok çünkü ölüler bile O’nun gözetimi altında. Ve eğer ölüler için bile durum buysa, yaşayanlar için kim bilir nasıldır? (Bkz. 1Se. 4:16, 17).


9 Ocak


Mesih’in Geçmiş ve Şimdi için Mesajları


Vahiy 1:11, 19, 20 ayetlerini oku. İsa aynı zamanda Asya’daki beher kilise için yedi özel mesaj verdi. Eyalette aslında yediden fazla kilise olması, bu mesajların Hristiyanlar için sembolik önemi hakkında bize ne söylüyor?


İsa’nın Yuhanna’yı yedi kiliseye göndermesi için görevlendirdiği mesajlar Vahiy 2. ve 3. bölümlerde kaydedilmiş. Anlamları üç seviyede karşılık buluyor:


Tarihsel karşılık. Bu mesajlar ilk olarak birinci yüzyıl Asya’sının elverişli şehirlerinde kurulmuş yedi kiliseye gönderildi. Oralardaki Hristiyanlar ciddi zorluklarla karşı karşıyaydılar. Bazı şehirlerin tapınaklarında sırf Roma’ya olan bağlılıklarını göstermek için İmparator’a tapınmalar organize ediliyordu. İmparatora tapınma zorunlu hale gelmişti. Yurttaşlardan ayrıca halka açık etkinliklere ve putperest dini törenlerine katılmaları bekleniyordu. Bir çok Hristiyan bu uygulamalara katılmayı reddettiği için yargılandı hatta zaman zaman şehit edildi. Mesih tarafından görevlendirilen Yuhanna, bu zorluklarla baş etmelerine yardım etmek için onlara yedi mesajı yazdı.


Peygamberlik sözündeki karşılık. Vahiy’in peygamberlik sözüne dayanan bir kitap olması fakat bu mesajları almaları için sadece yedi kilisenin seçilmiş olması, mesajların peygamberlik sözüne dayanan yapısını da ortaya koyuyor. Yedi Kilisenin ruhsal durumu, Allah’ın kilisesinin farklı tarihsel dönemlerdeki ruhsal durumuyla örtüşüyor. Yedi mesajın amacı, ilk yüzyıldan dünyanın sonuna kadar, Hristiyanlığın ruhsal durumuna göğün gözünden tümden bir bakış ortaya koymaktır.


Evrensel karşılık. Aynı Vahiy kitapçığının tamamının, her kilisede okunması için tek bir mektup olarak gönderilmiş olması gibi (Va. 1:11, Va 22:16), yedi mesajda da her çağdan Hristiyanlar için dersler vardır. Bu şekilde farklı yerlerde ve zamanlardaki farklı tip Hristiyanları temsil ediyorlar. Örneğin, bugünkü Hristiyanlığın genel niteliği Laodikyalı olsa da, bazı Hristiyanlar diğer kiliselerin nitelikleriyle tanımlanabilirler. İyi haber şu ki, ruhsal durumumuz ne olursa olsun, Allah düşkün insanlarla oldukları yerde buluşur—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 1. kitap, s.22.


Rabb’in, yedi kiliseye yazdığı gibi, yerel kilisenize karşılaştığı zorluklar ve aynı zamanda da ruhsal durumu ile ilgili bir mektup yazmış olduğunu hayal et. Böyle bir mektupta neler yazıyor olurdu?


10 Ocak


Efes’teki Kiliseye Mesaj


Efes, önemli ticaret güzergahlarının üzerinde kurulmuştu. Roma’nın Asya eyaletindeki başkenti ve en büyük şehriydi. Asya’daki en baş liman şehri olduğu için, çok önemli bir ticari ve dini merkezdi. Şehir, tapınaklar, tiyatrolar, spor tesisleri, hamamlar ve genelevleri gibi bir çok kamusal yapı barındırıyordu. Ayrıca sihir uygulamaları ve sanatları konusunda da meşhurdu. Ahlâksızlık ve batıl inançlar konusunda da kötü bir şöhreti vardı. Bunlara rağmen eyaletteki en etkili Hristiyan kilisesi Efes’teydi.


Vahiy 2:1-4 ayetlerini oku. İsa Kendisini kiliseye nasıl takdim ediyor? Hangi önemli nitelikleri için kiliseyi takdir ediyor? Ayrıca hangi kaygısını ifade ediyor?


İlk zamanlarında Efesliler sadakatleri ve sevgileriyle bilinirlerdi (Ef. 1:15). Hem dışarıdan hem de kilisenin içinden baskıyla karşılaşmalarına rağmen, Efesliler sağlam ve sadakatli kalmayı başardılar. Çok çalışkan ve gerçeğe itaatkârdılar; öyle ki, aralarındaki sahte elçilere müsamaha gösteremediler. Fakat Mesih’e ve kilise üyesi kardeşlerine karşı sevgileri gittikçe azalmaya başladı. İnsanlar sağlam ve sadık kalmış olsalar da, Mesih’in sevgisi olmadan, kendi lambaları sönme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.


Vahiy 2:5-7 ayetlerini oku. Mesih’e ve kilise üyesi kardeşlerine karşı ilk zamanlardaki sevgilerini canlandırmaları için İsa onlara hangi üç şeyi yapmalarını salık veriyor? Bu üç şeyin sıralaması ne ile ilgilidir?


Peygamberlik sözüne göre, Efes kilisesindeki durum, kilisenin M.S. 31–100 tarihleri arasındaki genel hali ve ruhsal durumu ile uyuşuyordu. Elçisel kilisenin belirleyici niteliği, sevgi ve müjdeye bağlılığıydı. Fakat birinci yüzyılın sonuna doğru kilise ilk aşkının ateşini kaybetmeye başladı ve bu yüzden müjdenin basitliği ve saflığından uzaklaşmaya başladı.


Kendini sevgisi azalan bir topluluğun üyesi olarak düşün. Üyeler bilinen veya açık bir günaha katılıyor olmayabilirler. Bir seviyede aslında doğru olanı yapıyorlar fakat buna rağmen kayıtsızlık ve şekilciliğe batmış durumdalar. İsa’nın buradaki tavsiyesi kiliseyi bu durumundan nasıl kurtarabilir?


11 Ocak


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Elçilerin İşleri kitabında Patmos (s. 527–535) bölümünü oku.


Yuhanna’nın gördüğü zulüm, bir lütfun vasıtası oldu. Patmos, dirilmiş olan Kurtarıcı’nın görkemiyle göz kamaştırıcı bir yer haline getirildi. Yuhanna Mesih’i insan bedeninde, her zaman O’nun zaferi olarak kalacak olan çivilerin ellerinde ve ayaklarında bıraktıkları izleriyle görmüştü. Şimdiyse yükselmiş Rabb’ini bir insanoğlunun yaşayabileceği ve kuşanabileceği en fazla görkemi kuşanmış olarak görmesine izin verilmişti.


Mesih’in Yuhanna’ya görünmüş olması tüm imanlılar ve iman etmemişler için bizim yükselmiş bir Mesih’imiz olduğunun delili olmalıdır. Kiliseye yaşam gücü vermelidir. Kara bulutların Allah’ın halkının etrafını sardığı zamanlar olur. Sanki baskılar ve zulüm onları ortadan kaldıracakmış gibi görünür. Fakat en öğretici dersler böyle zamanlarda verilir. Mesih sıklıkla zindanlara girip Kendisini seçilmiş olanlara gösterir. O, kazıklarda yanarlarken onlarla birliktedir. Aynı, yıldızların en çok en karanlık gecelerde parlaması gibi, Allah’ın görkeminin en parlak ışını da en derin kasvetin içinde parlar. Gökyüzü ne kadar karanlıksa, Doğruluğun Güneşi’nin, yükselmiş Kurtarıcı’nın ışınları da o kadar açık ve etkileyicidir–Ellen G. White, The Youth’s Instructor [Gençliğin Eğitmeni], 5 Nisan 1900.



TARTIŞMA SORULARI:


Yuhanna okuyucularla Patmos’ta gördüklerini ve duyduklarını paylaşıyor. Vahiy 1:12-20 ayetlerini okuduğunda, sen neler görüyor ve duyuyorsun? Burada açıklananlar içinden hangi teselli sözlerini alabilirsin?


Vahiy 14:7 ayetindeki ilk melek, son zamanlarda yaşayan yeryüzünün sakinlerine Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının! diye salık veriyor. Bu, Mısır’dan Çıkış 20:11 ayetinden alınmış bir dildir. İlk meleğin mesajı, Vahiy’de açıklandığı şekliyle, Sebt gününün son zamandaki önemiyle ilgili bize ne anlatıyor?


Bir çok Hristiyanın karşılaştığı şaşırtıcı bir ironi mevcut. Ne kadar uzun süredir kilisedeler ise, imanlarının solması ya da yok olması o kadar kolay oluyor. Halbuki bunun tam tersi olması gerekliydi. Sonuçta İsa ile ne kadar uzun süre yürürsek, O ve O’nun bize duyduğu sevgi hakkında o kadar çok şey öğreniyor olmamız gerekir. O halde, iman ateşini nasıl olması gerektiği gibi yanar halde, hatta gittikçe daha çok parlayarak yanar bir halde tutabiliriz?


*12-18 Ocak


İsa’nın Yedi Kiliseye Mesajı




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 2:8–11, Va. 2:12–17, Va. 2:18–29, Va. 3:1–6, Va. 3:7–13 Va. 3:14–22, Yşa. 61:10.


HATIRLAMA METNİ: Ben nasıl galip gelerek Babam’la birlikte Babam’ın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim (Vahiy 3:21).


İsa halkına, yedi mesaj barındıran mektubu, Yuhanna aracılığıyla Patmos’tan gönderdi. Bu mesajlar Yuhanna zamanındaki Asya kiliselerini ilgilendiriyordu fakat aynı zamanda kilisenin tarih boyuncaki durumunu simgeler kullanarak peygamberce betimliyordu.


Bu mesajlar karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, hepsinin aynı altılı yapıyı taşıdığı görülüyor. Her biri İsa’nın söz konusu kiliseye ismen hitap etmesiyle başlıyor. İkinci bölüm ise şu ifade ile başlıyor: … şöyle diyor: Bu şekilde İsa birinci bölümdeki belirtici özelliklerden bahsederek Kendisini beher kiliseye takdim ediyor. İsa’nın bu betimlemeleri beher kilisenin ihtiyaçlarına hitap ediyor. Bu şekilde İsa onların farklı sorunlarını ve durumlarını karşılayabilecek olduğuna işaret ediyor. Daha sonra İsa kilisenin mevcut durumuna dair değerlendirmede bulunuyor ve bulunduğu zor durumdan kurtulması için kiliseye tavsiyelerini bildiriyor. Son olarak da, her mesaj Ruh’un mesajını duyma çağrısı ve galiplere verilen vaatlerle bitiriliyor.


Geçen haftanın dersinde, Efes’teki ilk kiliseye gönderilen mesajı incelerken gördüğümüz gibi ve bu hafta kalan diğer altı mesajı çalışırken göreceğimiz gibi, İsa, her durumdaki beher kilisenin ihtiyacına cevaplar ve umut ile karşılık veriyor. Dolayısıyla, O, bugün bizim ihtiyaçlarımızı da karşılayabilecek kudrettedir.


*19 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


13 Ocak


Mesih’in Smirna ve Bergama’ya Mesajları


Smirna çok güzel ve zengin bir şehirdi fakat zorla imparatora tapınma uygulamasının da merkeziydi. Bu zorlamaya karşı gelmek, kilisenin yasal statüsünü kaybetmesi, zulüm ve hatta şehitlik gibi sonuçlara yol açabilirdi.


Vahiy 2:8-11 ayetlerini oku. İsa’nın Kendisini bu kiliseye tanıtışı, kilisenin mevcut durumu ile ne şekilde ilişkili? Kilisenin durumu neydi? İsa, gelecek olana dair kiliseye hangi uyarıda bulunuyor?


Smirna’daki kiliseye verilen mesaj, peygamberlik sözünde Hristiyanların Roma İmparatorluğu tarafından acımasızca zulüm gördüğü elçiler sonrası dönem kilisesi için de geçerlidir. Vahiy 2:10 ayetinde bahsedilen on gün M.S. 303 ile 313 tarihleri arasındaki Diocletian tarafından başlatılan ve büyük Konstantinus’un Hristiyanlara din özgürlüğü tanıyan Milan Bildirisini yayınlamasıyla sona eren on yıllık zulüm dönemine işaret ediyor.


Bergama bir yılanla temsil edilen ve Kurtarıcı denilen Greklerin şifa tanrısı Asklepius da dahil olmak üzere çeşitli putperest kültünün merkeziydi. İnsanlar şifa bulmak için çok uzaklardan Asklepius’un mabedine geliyorlardı. Bergama, Smirna’da olduğu gibi zorunlu olan imparatora tapınma kültünü yaymak konusunda öncü bir role sahipti. Ayetlerde, Bergama’da yaşayanlara Şeytan’ın tahtının bulunduğu şehirde yaşayanlar deniyor olmasına şaşmamak lazım.


Vahiy 2:12-15 ayetlerini oku. İsa Kendisini kiliseye nasıl takdim ediyor? Kilisenin ruhsal durumuna ilişkin Değerlendirmesi ne?


Bergama şehrinde yaşayan Hristiyanlar, hem dışarıdan hem de kilisenin içinden kışkırtmalara karşı koymak zorundaydı. Bir çoğu sadık kaldı fakat bazıları, Nikolas yanlıları, zulümden kaçmak için putperestliğe tavizler vermeyi savunuyorlardı. İsraillileri Vaat Edilmiş Ülke yolundayken Allah’a karşı günah işlemeleri için saptıran ve kandıran Balam gibi (Say. 31:16), onlar da imanlarından taviz vermeyi daha pratik, hatta faydalı buldular. Yeruşalim kurulu putlara sunulmuş şeyleri ve cinsel ahlâksızlığı yasaklamış olmasına rağmen (Elç. 15:29), Balam’ın öğretisi kilise üyelerine bu kararı reddetmelerini söylemişti. İsa’nın Bergama’ya sunabileceği tek çözüm, Tövbe (Va. 2:16) etmeleriydi.


Bergama’daki kilise, aşağı yukarı M.S. 313-538 tarihleri arasındaki kilisenin peygamberlik sözüyle bir tarifidir. Kilisede bazı sadık kalanlar vardı fakat ruhsal gerileme ve döneklik hızla artmıştı.


Bana olan imanını yadsımadın (Va. 2:13 ayrıca bkz. Va. 14:12) ne demek? İmanımızı inkâr etmeyi reddetmemiz, taviz vermeye direnmemize ve ölüm pahasına da olsa sadık (Va. 2:10) kalmamıza nasıl yardımcı olur?


14 Ocak


Mesih’in Tiyatira’ya Mesajı


Bildiğimiz kadarıyla, diğer şehirlerle karşılaştırıldığında, Tiyatira’nın tarihsel anlamda siyasi ya da kültürel bir önemi bulunmamakta. Şehirdeki kilise de gösterişsizdi. Roma İmparatorluğundaki insanların, bir işi yürütmek ya da işte çalışmak için esnaf birliğine kayıtlı olmaları gerekiyordu. Tiyatira bu gerekliliği zorla mecbur kılmasıyla biliniyordu. Birlik üyeleri, birliğin bayramlarına ve çoğunlukla ahlâkdışı faaliyetlerin yapıldığı tapınak törenlerine katılmak zorundaydı. Uyum sağlamayanlar birlikten atılıyor ya da ekonomik yaptırımlara maruz kalıyordu. O dönemde yaşayan Hristiyanlar için bu, bütünüyle taviz vermek ile müjde uğruna tamamen ihraç edilmek arasında bir seçim yapmak anlamına geliyordu.


Vahiy 2:18-29 ayetlerini oku. İsa Kendisini bu insanlara nasıl takdim ediyor (ayrıca bkz. Dan. 10:6)? İsa’nın kiliyse salık verdiği nitelikler nelerdi ve hangi mesele kiliseye sorun çıkartıyordu?


Aynı Bergama’daki kilisede olduğu gibi Tiyatira’daki kilise de, putperest çevreye taviz vermeye zorlanıyordu. İzebel ismi, İsrail’i dönekliğe sürükleyen (1. Krallar 16:31–33) Kral Ahav’ın karısına atıfta bulunuyor. İsa onu ruhsal olarak ahlâk dışı biri olarak resmediyor (Va. 2:20). Gerçekten taviz verenler ve temiz olmayan putperest fikirlerle uygulamaları benimseyenler, onunla ruhsal fuhuş işliyorlardı.


Tiyatira’daki kilise, M.S. 538–1565 tarihleri arasındaki Hristiyanlığın durumunu simgeliyor. Tehlike dışarıdan değil, tersine içeriden geliyordu. Kutsal Kitap’ın yerini gelenek, Mesih’in rahipliğini, beşer rahiplik ve kutsal kalıntılar almıştı ve işler kurtuluşa götüren yollar olarak görülmeye başlanmıştı. Yozlaşmış hükümleri kabul etmeyenler, zulme maruz kalmış hatta katledilmişti. Yüzyıllar boyunca gerçek kilise çöllere sığınmıştı (bkz. Va. 12:6, 13, 14). Fakat İsa’nın Tiyatira’daki kiliseyi imanları, sevgileri, işleri ve hizmetleri için takdir etmesi, Reform’a ve Kutsal Kitap’a dönüşün başlamasına işaret ediyor.


Vahiy 2:25 ayetindeki sözleri düşün: Ben gelinceye dek sizde olana sımsıkı sarılın. Bu sözler bugün bizim için hem bireysel hem de toplu olarak ne anlama geliyor? Bizde İsa’dan olup da sıkı tutunmamız gereken ne var?


15 Ocak


Mesih’in Sart’a Mesajı


Sart’ın görkemli bir geçmişi vardı. Fakat Roma döneminde şehir eski saygınlığını kaybetmişti. Hala zengin bir şehirdi fakat görkemi mevcut gerçekliğe değil, geçmiş tarihine dayanıyordu. Şehir dik bir tepeye inşa edilmişti ve bu yüzden neredeyse zapt edilemezdi. Vatandaşları kendilerini çok güvende hissettikleri için, şehir surları ihmalkâr bir şekilde muhafaza ediliyordu.


Vahiy 3:6, Matta 24:42–44 ve 1. Selanikliler 5:1–8 ayetlerini oku. İsa, Sart’taki Hristiyanları ruhsal durumlarına çare olsun diye neye teşvik ediyor? İsa’nın uyanık kalın uyarısı şehrin tarihiyle ne şekilde ilişkili?


İsa, Sart’taki birkaç Hristiyanın sadık olduğunu fakat çoğunun ruhsal olarak ölü olduğunu belirtiyor. Kilise (Bergama ve Tiyatira’da olduğu gibi) herhangi bir aleni günahla ya da döneklikle değil, ruhsal ataletle suçlanıyor.


Sart kilisesine yazılan mesaj, aşağı yukarı 1565-1740 tarihleri arasına denk gelen, reform sonrası dönemdeki Protestanların ruhsal durumunun peygamberlik sözündeki karşılığıdır çünkü o dönemde kilise cansız bir yasacılığa ve ruhsal rehavet durumuna girerek yozlaşmıştı. Yükselen akılcılık ve dünyasallık dalgasıyla birlikte müjdenin kurtarıcı rahmeti üzerindeki odaklanma ve Mesih’e bağlılık giderek azaldı ve mezhepçilik ile kuru felsefi tartışmaların yolu açıldı. Bu dönemin kilisesi canlı gibi görünse de, ruhsal olarak ölüydü.


Mektup aynı zamanda her nesilden Hristiyanla da ilgilidir. Görkemli ifadelerle sürekli Mesih’e olan geçmişteki sadakatlerinden bahseden Hristiyanlar vardır. Maalesef o kişilerin Mesih ile bugünkü deneyimleri hakkında söyleyecek pek sözleri yoktur. Onların dini göstermeliktir, kalplerindeki gerçek din eksiktir ve müjdeye sahiden bağlı değildirler.


Sadece Mesih’e iman ederek kurtuluş gerçeğini sürekli aklımızda tutarak, işlerimizin hangi yönlerden Allah’ın huzurunda mükemmel kabul edilmediğini söyleyebiliriz? Bu ne anlama geliyor ve O’nun huzurunda işlerimizi nasıl mükemmelleştirebiliriz? Bkz. Mat. 4:44–48.


16 Ocak


Mesih’in Filadelfiya’ya Mesajı


İsa tarafından hitap edilen altıncı kilise, Filadelfiyaydı (kardeşçe sevgi). Şehir, imparatorluğun ticaret rotasındaydı ve büyük, verimli bir platoya geçiş, bir açık kapı olarak hizmet veriyordu. Kazılarda bulunanlar, orasının insanların sağlık ve şifa bulmak için geldikleri bir merkez olduğunu gösteriyor. Sürekli depremlerle sarsıldığı için, şehrin sakinleri kırsala göç etmişler, mütevazı kulübelerde yaşıyorlardı.


Vahiy 3:7-9 ayetlerini oku. İsa’nın bu mesajda Kendisini tanıtışı, bu kilisenin mevcut durumu ile ne şekilde ilişkili? İsa’nın Gücünün az olduğunu biliyorum (Va. 3:8) ifadesi kilisenin durumu hakkında bize ne söylüyor?


Bu kiliseye verilen mesaj peygamberlik sözünde, 1740 - 1844 yılları arasında, Büyük Britanya ve Amerika’da gerçekleşen büyük Protestan dirilişinin, Birinci ve İkinci Uyanışına karşılık geliyor. Allah’ın halkına gerçekten sözüme (Va. 3:8) uymaya çalıştıkları için sahip oldukları ışık verildi. Allah’ın buyruklarına itaate ve kötülükten uzak yaşamaya gittikçe artan bir şekilde önem veriliyordu. Açık kapı belli ki göksel tapınağa açılan kapı çünkü ayrıca Tanrım’ın Tapınağı da belirtilmiş (Va. 3:12 ayetini, Va. 4:1, 2 ile karşılaştır). Bir kapının kapanıp, diğer kapının açılması, 1844 yılında gerçekleşecek olan, Mesih’in Başrahiplik hizmetindeki değişikliğe işaret ediyor.


Vahiy 3:10-13 ayetlerini oku. Zamanın kısa ve İsa’nın gelişinin yakın olduğuna dair hangi belirtiler veriliyor? Allah’ın adının O’nun halkının üstüne yazılmış olması ne önem taşıyor (bkz. 2Ti. 2:19)? Eğer adı bir kişinin kişiliğini yansıtıyorsa, Mısırdan Çıkış 34:6 ayeti, Allah’ın adını taşıyanlarla ilgili bize ne söylüyor?


Atlantik okyanusunun her iki yakasındaki kiliselerde büyük uyanışlar yaşandı. 1844 yılına yaklaştıkça, Mesih’in yakında geleceği mesajı dünyanın bir çok bölgesinde duyuruluyordu. Galiplerin üzerine Allah’ın adının yazılması vaadi, Allah’ın kişiliğinin O’nun halkında görüleceğini belirtiyor. Mesih’in çok yakında gelecek olduğu kadar önemli olan diğer mesaj da, Mesih’in günahlarını affederek ve Yasasını onların yüreklerine yazarak, Halkını o büyük olaya hazırlama vaadiydi (bkz. Fil. 1:6; İbr. 10:16, 17).


Mesih’in yakında gelecek olduğu umudu senin için ne ifade ediyor? Mesih’in başladığı işi bitireceğini vaat etmiş olması bize ne şekilde güvence veriyor?


17 Ocak


Laodikya’daki Hristiyanlar


İsa tarafından seslenilen son kilise de önemli ticaret yolları üzerindeki zengin bir şehir olan Laodikya’daydı. Yün sanayisi, (hatırı sayılır miktarda altın barındıran) bankaları ve bir göz merhemi üreten tıp okuluyla biliniyordu. Refah düzeyinin yüksek olması, Laodikya yurttaşlarını kendini beğenmişlikle doldurmuştu. M.S. 60 yılında bir deprem şehri yerle bir ettiğinde, yeniden yapılanma için gerekli her türlü öz kaynağa sahip olduklarını öne sürerek Roma’nın yardım teklifini reddetmişlerdi. Şehirde su bulunmadığı için, Hierapolis’teki (Pamukkale) sıcak pınarlardan, kemerler üzerinde şehre su taşınıyordu. Kaynak Laodikya’dan uzakta olduğu için, su şehre varana kadar soğuyordu.


Vahiy 3:14–17 ve Hoşea 12:8 ayetlerini oku. Şehrin kendini beğenmiş ruhu Laodikyalı Hristiyanları ne şekilde etkisi altına almıştı?


İsa, Laodikya’daki Hristiyanları ciddi bir günah, sapkınlık ya da döneklik sebebiyle azarlamadı. Onların sorunu, sonunda ruhsal atalete yol açan rahatlıktı. Aynı şehre gelen su gibi onlar da soğuk ya da sıcak değillerdi, ılıklardı. Zengin olduklarını, hiçbir şeye ihtiyaçları olmadığını öne sürüyorlardı fakat fakir, çıplak ve ruhsal durumlarına karşı da körlerdi.


Laodikya’daki kilise, Vahiy’in son zamana dair bölümlerindeki bazı bağlantılardan anlaşılacağı gibi, bu dünyanın sonuna yakın dönemdeki Allah’ın kilisesinin ruhsal durumunu simgeliyor. Bu bağlantılardan birinde, Vahiy 16:15 ayetindeki Mesih’in ara cümle uyarısında, ruhsal olarak çıplak Laodikya’nın Mesih’in doğruluğunun beyaz giysilerine ihtiyaç duyması kast ediliyor. Bu, giysilerini üstünde bulundurma ve çıplak dolaşmama uyarısı, tam da ruhsal Armagedon savaşından söz edilirken yapılıyor. İsa’nın zamanlaması ilk bakışta oldukça garip görünebilir çünkü bu giysileri almak artık mümkün değildir. Sonuçta deneme süresi herkes için çoktan sona ermiş olacak. Fakat giysilerini üstünde tutma uyarısı altıncı bela ve Armagedon ile bağlantılı gibi görünüyor çünkü İsa Laodikya’ya sonsuza kadar geç olmadan önce, o korkunç çatışmaya şimdiden hazır olmalarını hatırlatmak istiyor. O yüzden, Vahiy 16:15 ayeti, Laodikyalıları eğer İsa’nın öğüdüne kulak vermek yerine çıplak kalmayı seçerlerse (Va. 3:17, 18), O’nun gelişinde kayıp olacakları ve utanacaklarına dair uyarıyor (bkz. 1Yu. 2:28–3:3).


İsa, Laodikyalılara onları sevdiğine dair güvence veriyor ve onları tövbe etmeye çağırıyor (Va. 3:19). Çağrısını, Kendisini, önünde dikilmiş, içeri alınmayı isteyerek kapıyı Çalan (Va. 3:20) ezgiler Ezgisindeki Sevgili, 5:2–6, olarak resmederek bitiriyor. Kapıyı açıp O’nu içeri alan herkese, O’nunla birlikte samimi bir akşam yemeği ve tahtında O’nunla birlikte egemenlik sürme vaat edilmiştir (bkz. Va. 20:4).


Vahiy 3:18-22 ayetlerini oku. İsa Laodikyalılara ne tavsiyede bulunuyor? Altın, beyaz giysiler ve göz merhemi neyi simgeliyor (bkz. 1Pe. 1:7; Yşa. 61:10; Eff. 1:17, 18) ? Bu tavsiye, kendimizi Laodikya kilisesi olarak gören biz Yedinci Gün Adventistlerine ne söylüyor?


18 Ocak


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White’ın, Elçilerin İşleri kitabından Vahiy s. 536-549 bölümünü oku.


Kiliselere yazılan yedi mesaj, yedi kilisenin de ruhsal olarak gerilediğini gösteriyor. Efes’teki kilise ilk zamanlardaki sevgisini kaybetmiş olsa da hala sadıktı. Smirna, ve Filadelfiya’daki kiliseler de büyük ölçüde sadıktı. Bergama ve Tiyatira, ta ki büyük çoğunluğu elçilerin saf imanından tamamen dönene kadar daha çok tavizler vermeye devam etti. Sart’taki kilisenin durumu çok ciddiydi. Kilisenin büyük çoğunluğu müjdeyle uyumsuzken, imanlı azınlığı Filadelfiya temsil ediyordu. Laodikya kilisesi ise öyle bir ruhsal atalet ve rahatlık durumdaydı ki, bu kilise hakkında söylenebilecek tek bir güzel söz bile yoktu.


Mesajların hepsini sonlandırırken İsa Kendisinin tavsiyesine uyanlara vaatlerde bulunuyor. Ancak kiliselerdeki ruhsal gerilemenin artmasıyla orantılı olarak verilen vaatlerin de gittikçe arttığı görülebilir. İlk mesajın verildiği Efes kilisesine sadece bir vaatte bulunuluyorken, ruhsal olarak daha gerilemiş olan her bir sonraki kiliseye, bir öncekine görece daha çok vaatte bulunuluyor. Sonunda da Laodikya’daki kiliseye sadece bir vaatte bulunuluyor fakat bu en büyük vaat: İsa ile tahtını paylaşma (Va. 3:21).


TARTIŞMA SORULARI:


Kiliselerdeki ruhsal gerilemeyle paralel olarak vaatlerin de artmış olması, günah çoğaldığında, lütuf daha da çoğalır sözünü ne şekilde yansıtıyor (Rom. 5:20)? Bu konuyu şu sözlerin ışığında derinlemesine düşün; Kilise ne kadar güçsüz düşmüş ve kusurlu olsa da, Mesih’in üstün ilgisini bahşettiği yeryüzündeki tek odaktır. O, ara vermeden ve özenle kiliseyi gözetiyor, Kutsal Ruh’la da onu güçlendiriyor.–Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 2. cilt, s.396.


Hristiyanlar çoğunlukla endüstriyel, ticari ve büyük şehirlerde Hristiyan olmanın zor olduğunu söylerler. Asya’nın büyük şehirlerinde, putperest çevrelerinin onca baskısıyla uğraşmak zorunda olmalarına rağmen, Hristiyanlar müjdeye sadık ve Allah’a bağlılıklarında şaşmadan kalmayı başarmışlardı. Bu gerçekten ne öğrenebiliriz? İsa’nın Yuhanna 17:15–19 ayetlerindeki duasının ışığında Asya’daki bu Hristiyanları düşünün. Dünyada olmak fakat dünyaya ait olmamak kavramı bugünkü Hristiyanları, özellikle de büyük şehirlerde yaşayanları ne açıdan ilgilendiriyor?


Biz, Yedinci Gün Adventistleri olarak Laodikyalılara yazılan mesaj aracılığıyla bize söylenen sözlere ne şekilde kulak verebiliriz?


*19-25 Ocak


Kuzu Layıktır



Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 4, Hez. 1:5–14, Va. 5, Ef. 1:20–23, İbr. 10:12, Elç. 2:32–36.


HATIRLAMA METNİ: Ağlama! İşte, Yahuda oymağından gelen Aslan, Davut’un Kökü galip geldi. Tomarı ve yedi mührünü O açacak. (Vahiy 5:5).


Geçen hafta Mesih’in yeryüzündeki Halkına verdiği mesajlara göz atmıştık. Şimdiyse Yuhanna’nın görümü yeryüzünden göğe dönüyor ve Bundan sonra olması gereken (Va. 4:1) olaylara odaklanıyor.


  1. ve 5. bölümlerin görümü, gökteki taht odasında geçiyor. 4. ve 5. bölümlerdeki sahne, sembolik olarak, Allah’ın tarihi denetlemesini ve kurtuluş planını resmediyor. Fakat gelecek açıklanmadan önce, bize, Mesih’in gökteki başrahiplik hizmetinin, yeryüzü ve insanoğlunun kurtarılması işlerindeki egemenliği için ne kadar merkezi olduğu gösteriliyor. Bu şekilde, 4. ve 5. bölümler, kitapçığın devamında kaydedilmiş olan gelecek olaylar konusunu göğün bakış açısından bize sunuyor.

Ayrıca fark ediliyor ki yedi kiliseye yazılan mesaj kısmen açık bir dille yazılmış olmasına rağmen, kitapçığın buradan sonrası yorumlaması çoğu zaman pek kolay olmayan daha da simgesel bir dil kullanılarak naklediliyor. Bu dil, Eski Ahit’te kayıt altına alındığı şekliyle, Allah’ın halkının tarihinden alınmıştır. Vahiy’i doğru yorumlamak için, Eski Ahit’in ışığında onun simgesel dilini doğru bir şekilde kavramış olmak şarttır.


*26 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


20 Ocak


Göksel Taht Odasında


Vahiy 4:1 ayetinden başlayarak İsa Yuhanna’yı kendi zamanından Mesih’in dönüşüne kadar olan dönemin tarihine tümden bir bakış atsın diye yukarı, göğe davet ediyor.


Gökteki taht odasını betimleyen Vahiy 4:1–8, Hezekiel 1:26–28 ve Vahiy 5:11–14 ayetlerini oku. Bu ayetler, göksel taht odasının doğası hakkında bize ne öğretiyor?


Elçi, aralık kapıdan göksel tapınağa ve Allah’ın tahtına doğru baktı. Taht, Allah’ın yönetimini ve yaratım üzerindeki hükmeden yetkisini simgelerken, tahtın etrafındaki gökkuşağı Allah’ın vaatlerine olan bağlılığını belirtiyor (Yar. 9:13–16; Yşa 54:9, 10). Allah’ın düşmanı olan ve bu dünyanın egemenliğini gasp etmiş bulunan Şeytan, ilahi yetkiye itiraz etmişti. Allah ile Şeytan arasındaki büyük mücadelenin temel meselesi, kimin yönetme hakkına sahip olduğudur. Yuhanna’nın gördüğü, göksel taht odasında toplanmış olan göksel meclisinin amacı, Allah’ın evren üzerindeki haklı yönetme yetkisini doğrulamaktı (Va. 4:1–8, Va. 5:11–14).


Vahiy 4:8–11 ve Vahiy 5:9–14 ayetlerini oku. Bu ayetlerden gerçek ibadet ile ilgili ne öğrenebilirsin? 4. bölümde ibadet edilmeye layık olan Rab Tanrı iken, Vahiy 5:9–14 ayetlerinde neden Kuzu?


Vahiy 4. bölüm göksel tapınaktaki taht odasının ve orada tekrarlanan ibadetin genel bir tarifini yapıyor. 4. Bölümdeki ibadet, Allah’ın yaratıcı gücünü överken, 5.bölüm boğazlanmış Kuzu tarafından ödenen kefareti kutluyor. Bu bölümler, gerçek ibadetin Allah’ın muazzam yaratım ve kefaret işlerini konu alarak kutladığını gösteriyor. Dünyayı altı günde yaratmış olan Allah, aynı zamanda yapacağına söz verdiği gibi, dünyayı ilk durumuna yenileme ve halkı için sonsuz bir yuva haline getirme kudretine de sahiptir.


Müjdenin ne söylediğini düşün: Sadece dünyayı değil tüm evreni yaratmış Olan, aynı zamanda bizim için Boğazlanmış (Va. 5:12) olan Kuzudur. Acı ve kargaşa dolu bir dünyanın içindeyken, bu öğreti bize hangi muazzam umudu veriyor?


21 Ocak


Taht Odasındaki Göksel Meclis


Vahiy 4:4 ayetinde yapılan ihtiyarlar tarifi onların melek olmadıklarını gösteriyor. Kutsal Kitap’ta ihtiyarlar tanımı her zaman insanlar için kullanılmıştır. Allah’ın huzurundayken hep ayakta duran meleklerin tersine, ihtiyarlar tahtlarda oturuyorlar. Üzerlerindeki beyaz giysiler Allah’ın sadık halkının kıyafetidir (Va. 3:4, 5). Başlarındaki zafer taçları (Grekçesi stephanos Va. 4:4), sadece galip gelen kutsallar için ayrılmıştı (Yak. 1:12). Tüm bu detaylar, 24 ihtiyarın galip gelen kutsallar olduğunu gösteriyor.


24 sayısı da simgeseldir: 2 takım 12 sayısından oluşur ve 12 sayısı da Kutsal Kitap’ta Allah’ın halkını simgeler. 24 ihtiyar hem Eski, hem de Yeni Ahit zamanlarından olmak üzere toplamda Allah’ın halkını temsil ediyor olabilir. 24 sayısı ayrıca dünyasal tapınak hizmetlerini nöbetleşe yerine getiren 24 bölük rahibin reisleriyle de örtüşüyor (1Ta. 24:1–19).


24 ihtiyardan Kutsal Kitap’ta daha önce hiç bahsedilmemiş olması, göksel taht odasında yeni bir topluluk olduklarını düşündürüyor. Belki de İsa’nın ölümü sırasında ölüden dirilenler de onlardı (Mat. 27:51–53). Eğer öyleyse, İsa ile birlikte göğe yükseltilmiş olan 24 ihtiyar, kurtuluş planının anlaşılmasında Allah’ın işlerindeki haklılığa tanıklık etmeleri için insanlığın temsilcileri oldular. Vahiy 4 5:9 ayetlerinde, 24 ihtiyar, dört yaratık ile birlikte (8. ayet), boğazlanmış olan fakat yaşayan Kuzu’nun önünde çöküp ibadet ediyor. Birlikte layık olan boğazlanmış Kuzu’yu metheden yeni bir ezgi söylüyorlar: Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı’ya satın aldın. Onları Tanrımız’ın hizmetinde bir krallık haline getirdin, kâhinler yaptın. Dünya üzerinde egemenlik sürecekler. (Vahiy5:8–10).


Vahiy 4:6–8 ayetleri ayrıca dört yaratıktan ya da varlıktan bahsediyor. Onların tarifini Hezekiel 1:5–14 ve Hezekiel 10:20–22 ayetlerinde anlatılan dört yaratıkla ve Yeşaya 6:2, 3 ayetlerindeki serafimle karşılaştır.


Dört yaratık, Allah’a O’nun aracıları ve Tahtının gardiyanları olarak hizmet eden yüce varlıkları simgeliyor (Mez. 99:1). Kanatları, Allah’ın emirlerini yerine getirmekteki çabukluklarını simgeliyor, gözleri de zekâlarına işaret ediyor. 24 ihtiyar ve tahtın etrafındaki çok sayıda melekle birlikte onların varlığı (Va. 5:11), hem göğün, hem de yeryüzünün taht odasında temsil edildiğini gösteriyor.


22 Ocak


Mühürlü Tomar


Vahiy 5:1-4 ayetlerini oku. Yeşaya 29:11, 12 ayetlerinin ışığında, mühürlenmiş tomar ne anlama geliyor ve Yuhanna neden ağladı?


Grekçe metinde tomarın Baba’nın sağ tarafındaki tahtın üzerinde durduğu belirtiliyor. Tomar, kendisini almaya, mühürlerini çözmeye (Va. 5:2) layık kişinin gelmesini bekliyordu.


Ellen G. White’ın sözleriyle, tomarın içeriği Allah’ın takdirinin tarihçesi ile ulusların ve kilisenin peygamberlik sözündeki tarihçesiydi. Yani içinde ilahi sözleri, O’nun hükmünü, Emirlerini, Yasalarını, Tanrı’nın tüm simgesel öğüdünü ve uluslardaki tüm hükümran güçlerin tarihçesini barındırıyordu. Her ulusun, her dilin, dünya tarihinin başından sonuna her halkın etkisi simgesel dilde bu tomarda mevcuttu.–Ellen G. White, Manuscript Releases [Yayınlanan El Yazmaları], cilt 9, s.7.


Kısacası mühürlü tomarda Allah’ın günah sorununu çözüp düşkün insanoğullarını kurtarma planı gizemi var. Bu gizemin tamamen fark edilmesi Mesih’in ikinci gelişiyle olacak (bkz. Va. 10:7).


Vahiy 5:5-7 ayetlerini oku. Tüm evrende mühürlü tomarı alıp onun mührünü açmaya layık tek Varlık neden Mesih?


Taht odasındaki kriz, Şeytan’ın isyanı ile bağlantılı. Bu gezegen, Allah tarafından yaratılmış olmasına rağmen, gaspçı Şeytan’ın egemenliği altındaydı. Yuhanna’nın ağlaması, Adem zamanından beri günahın boyunduruğundan kurtuluşu isteyen Allah’ın halkının göz yaşlarının ifadesi. Mühürlü tomar, Allah’ın günah sorununu çözmek için sahip olduğu kararlılıktan oluşuyordu. Tabii ki ölçülemeyecek kudretiyle Allah bizzat bu planı uygulayabilirdi. Fakat düşkün insan ırkının kurtuluşu için özel bir şey olması lazımdı, ve o da galip gelmiş olan ve bu sayede de dünya üzerindeki Egemenliğini üstlenerek bizim göksel tapınaktaki başrahibimiz olmak için kitabı açmaya layık olan İsa’ydı.


Hristiyan deneyimimizde Mesih’in ilk ve öncelikli tutmayı nasıl öğrenebiliriz?


23 Ocak


Kuzu Layıktır


Vahiy 5:8-14, Efesliler 1:20–23 ve İbraniler 10:12 ayetlerini oku. Bu ayetlerin hepsi, bize çok azını sunabilen bu dünyada neyden büyük umut ve teselli bulmamız gerektiğini söylüyor?


Kuzu Mesih tahta yaklaşınca, tomarı eline aldı. Bu hareket, tüm yetki ve egemenliğin O’na ait olduğunu gösteriyor (bkz. Mat. 28:18, Ef. 1:20–22). O anda tüm evren Mesih’in yeryüzü üzerindeki haklı yönetimini tanımış oldu. Adem ile kaybedilmiş olan, Mesih ile yeniden kazanılmış oldu.


Mesih’in tomarı alması, O’nun tüm insanlığın kaderini ellerinde tuttuğunun göstergesi. Dört yaratık ve 24 ihtiyar O’nun önünde çöktü ve Vahiy 5:9 ayetinde yazıldığı gibi ibadet etti: Tomarı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın. Bu tapınma eylemi ile yüceltilmiş melekler ve kurtarılmış insanlığın temsilcileri Mesih’in insanoğlu adına kurban olduğunu tasdik etmiş oldu. O, kanıyla düşkün insanoğlu için kefaret ödedi ve onların tüm kurtuluş umudu olarak hayal bile edemeyeceğimiz bir gelecek vaat etti.


Dört yaratık ve ihtiyarlara şimdi de sayısız misafir melek eşlik ediyor, tahtın etrafında toplaşıp boğazlanmış fakat şimdi düşkün insanoğluna arabuluculuk etmek için yaşayan Kuzu’ya methiyeler düzüyorlardı (İbr. 7:25). Taht odasını dolduranlar hep birlikte ve yüksek sesle bağırdılar: Boğazlanmış Kuzu gücü, zenginliği, bilgeliği, kudreti, saygıyı, yüceliği, övgüyü almaya layıktır (Va. 5:12).


Bu noktada gökteki ve yeryüzündeki tüm yaratım bir araya gelip hem Baba’ya hem de Mesih’e muhteşem kulluklarını sunuyorlar: Övgü, saygı, yücelik ve güç sonsuza dek Tahtta oturanın ve Kuzu’nun olsun! (Va. 5:13). Övgülerine dört yaratığın Amin sözüyle ve 24 ihtiyarın yere kapanmasıyla karşılık veriliyor ve böylece göksel taht odasındaki coşkulu hürmet sona eriyor.


Fizikçiler bir gün evrenin yanacağını, kendi içine çökeceğini ya da parçalanacağını tahmin ediyorlar. Allah’ın sözünde sunulan geleceğe ne büyük bir tezat! Bizi bekleyen gelecek için sevinmeye şimdiden nasıl başlayabiliriz?


24 Ocak


Pentekost’un Önemi


Pentekost gününde Kutsal Ruh’un dökülmesinde, Elçilerin İşleri 2:1–4 ayetleri kurtuluş planının en belirleyici olaylarından birini doğruluyor: Mesih’in Golgota sonrası hizmetine göksel tapınağın Kralı ve Başrahibi olarak başlaması (ayrıca bkz.: Elç. 1:4–8, Elç. 2:33). Baba’nın sağındaki başrahiplik hizmeti vasıtasıyla (Va. 5:6, 7), Mesih, kurtuluş planını mutlak olarak gerçekleştirebilecek güçtedir. Bizim göksel tapınaktaki aracımız olarak, İsa bizi kurtarmak için çalışıyor ve O’nun aracılığıyla imanlılar Allah’a bedelsiz ulaşabilir, günahlarından bağışlanabilir.


Elçilerin İşleri 2:32–36 ve Yuhanna 7:39 ayetlerini oku. İsa’nın bizim Kralımız ve Rahibimiz olarak gökte olmasında hangi umut ve teşviki buluyorsun?


Mesih göksel tapınakta yüceltildikten sonra, Kutsal Ruh öğrencilerin üzerine indi. Vahiy 5:6 ayetinde bütün dünyaya gönderilmiş yedi Ruh’tan bahsedilir. Önceki derste gördüğümüz gibi, yedi Ruh, Kutsal Ruh’un dünyadaki işinin tamlığını simgeler. Mesih tahta oturtulurken, Ruh yeryüzünde gönderildi. Bu Kutsal Ruh’un gönderilmesi, Mesih’in bizim Başrahibimiz olarak göksel tapınaktaki ilk işlerinden biri. Kutsal Ruh’un dökülmesi, İsa’nın Baba’nın huzurunda göründüğü ve Allah’ın O’nun insanoğlu adına kurbanlığını kabul ettiği anlamına geliyordu.


Mesih’in göğe yükselişi, izleyicilerin vaat edilen bereketi alacaklarına dair işaret olmuştu. . . . Mesih göğün kapılarından geçtiğinde, meleklerin tapınmaları arasında tahta oturdu. Bu tören biter bitmez, Kutsal Ruh zengin ölçüde öğrencilerin üzerine indi ve Mesih gerçekten yüceltildi, hatta ezelden beri Baba’yla birlikteyken sahip olduğu görkemle kuşandı. Pentikost günündeki dökülüş, Kurtarıcı’nın taç giyme töreninin tamamlandığına dair Göğün bildirisiydi. O, verdiği vaade göre, Kendisinin rahip ve kral olarak gökte ve yerde tüm yetkiyi aldığına, ve Kendi halkının üzerinde Meshedilmiş Olan olduğuna dair bir işaret olarak, izleyicilerine gökten Kutsal Ruh’u göndermişti.–Ellen G. White, Elçilerin İşleri s. 34.


İbraniler 4:16 ve İbraniler 8:1 ayetlerini oku. İsa’nın bizim Kral ve Rahip olarak gökte ve yeryüzünde tüm yetkiyi almış olmasının güvencesinden hangi umut ve teşviki buluyorsun? Bu gerçeğe inanmak günlük yaşamında karşılaştığın olaylarla ve aynı zamanda geleceğin bilinmezliğiyle başa çıkarken seni ne şekilde etkiliyor?


25 Ocak


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Çağların Arzusu kitabında 829-835. sayfalardaki Babama ve Babana bölümünü ve Elçilerin İşleri kitabında 42–50 sayfalardaki Ruh Armağanı bölümlerini oku.


Vahiy 4–5 bölümlerinin mesajı, özellikle dünya’nın tarihinin sonuna yakın zamanda yaşayan Allah’ın halkı için çok önemli. Ruh’un Pentekost’taki gelişi müjdenin tüm dünyaya vaaz edilmesinin başlangıcını oluşturdu; Odağındaki mesaj da Rahip ve Kral olarak Baba’nın sağında yüceltilmiş olan İsa ile ilgiliydi. İsa hakkındaki bu gerçek, ilk Hristiyan inancının yüreği (İbr. 8:1) ve vaazlarının köşe taşıydı (Elç. 2:32-33; Elç. 5:30, 31). Ayrıca onların şevki, imanlarının kaynağı ve zor yaşam şartlarında, zulüm altındayken cesaretleriydi (Elç. 7:55, 56; Rom. 8:34). Sonuç olarak onların vaazına bir çok kişi cevap verdi. O zamandan beri, Kutsal Ruh’un hizmeti aracılığıyla, Allah’ın krallığı kendisini açıkça ortaya koydu ve koymaya da devam ediyor.


Asla unutmamalıyız ki ancak iyi olan Mesih’te kurtuluş haberi insanların kalplerine ulaşıp onları dönüştürebilir ve sonsuz müjdenin Allah’tan korkma, O’nu yüceltme ve O’na ibadet etme çağrısına cevap vermeye yönlendirebilir. Bizim tek umudumuz göksel tapınaktaki Rahibimiz ve Kralımız olan Kurtarıcımız’dadır. O, Halkıyla birlikte ve en sonuna kadar da onlarla olacak (Mat. 28:20). O, geleceği Ellerinde tutuyor.


O yüzden biz de müjdenin ruhunu aklımızda tutmanın, son mesajı kayıp ve ıstırap içindeki insanoğluna vaaz etmekte tam başarı sağlayacağını asla unutmayalım. Vaaz ettiğimiz hiçbir şey çarmıh ve onun Allah hakkında öğrettiğinden daha önemli değil.


TARTIŞMA SORULARI:


Biz bir gün, iyiliği, kudreti ve özellikle de lütfu için Rabbi övüp O’na ibadet edeceğimiz gökte olacağız. O büyük günün geldiği vakit için şimdiden ne şekilde hazırlanabiliriz? Yani şimdi minnettar yüreklerle Yaptıkları ve Yapacakları için nasıl Allah’ı övüp O’na ibadet edebiliriz?


Vahiy 4:11 ve 5:9 ayetlerini oku. Bu ayetlere Baba’nın ve Oğul’un hangi görevleri gerçekleştirdiğini görüyoruz ve bu iki görev de ne şekilde sadece kurtuluş planı için değil aynı zamanda Allah’ın bizim ibadetimize bu denli layık olmasının sebebi için merkezidir? Sebt günü ve öğrettikleri ne şekilde Allah hakkındaki bu iki harika gerçeğin ifadesidir?


*26 Ocak – 1 Şubat


Yedi Mühür


Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 6:1–17, Lev. 26:21–26, Hez. 4:16, Yas. 32:43, 2Se.. 1:7–10.


HATIRLAMA METNİ: Tomarı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı’ya satın aldın. Onları Tanrımız’ın hizmetinde bir krallık haline getirdin, kâhinler yaptın. Dünya üzerinde egemenlik sürecekler. (Vahiy 5:9, 10).


Vahiy 6. bölüm, 4. ve 5. bölümlerdeki sahneyi yani, zafer dolu yaşamı ve ölümü sayesinde Adem ile kaybedileni yeniden kazanmış olduğu için mühürlü tomarı açmaya layık olan Mesih’i resmetmeye devam ediyor. O şimdi tomardaki mühürleri açarak kurtuluş planını mutlak olarak gerçekleştirmek için ilerletmeye hazır.


Pentekost, Mesih’in aracılığıyla krallığını genişlettiği müjdenin yayılışının başlangıcı oldu. Yani mühürlerin kırılması Pentekost günü başlayan müjdenin vaaz edilmesine ve onu reddetmenin yaptırımlarına işaret ediyor. Yedinci ve son mührün açılması bizi bu dünyanın tarihinin sonuna götürür.


Vahiy 3:21 ayeti yedi mührün anlamı ile ilgili bize ipucu veriyor: Ben nasıl galip gelerek Babam’la birlikte Babam’ın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim. 4. ve 5. bölümler Mesih’in galip gelişini ve Golgota’daki kurbanlığının sonucunda göksel Başrahibimiz olmaya ve tomarı açmaya lâyık oluşunu bize bildiriyor. 7. bölümün son ayetleri de Mesih’in tahtının önündeki galip gelenleri betimliyor. Yani 6. bölüm Allah’ın halkının İsa’nın tahtını paylaşabilmesi için galip gelmesi süreci hakkında.


*2 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


27 Ocak


İlk Mührün açılması


Vahiy 6:1–8, Levililer 26:21–26 ve Matta 24:1–14 ayetlerini oku. Bu ayetlerdeki ortak ipucu kelimeleri fark et. Bu benzerlikler ışığında, ilk dört mührün ne anlama geldiğine dair ne öğrendin?


Yedi mühür olayları, Eski Ahit’teki kılıç, açlık, salgın hastalık ve yabanıl hayvanlar olarak ifade edilen antlaşma lanetleri bağlamında anlaşılmalıdır (Lev. 26:21–26). Hezekiel onları Allah’ın dört ağır yargısı (Hez. 14:21) diye tanımlıyor. Onlar, Allah’ın, halkının ruhsal durumlarını uyandırmak amacıyla, antlaşmaya olan bağlılıklarını yitirdiklerinde onları cezalandırmak için kullandığı ıslah edici hükümleriydi. Aynı şekilde Allah, halkı İsa’nın dönüşünü beklerken uyanık kalsın diye dört atlıyı vasıta olarak kullanmıştır.


Ayrıca ilk dört mühür ile İsa’nın dünyada neler olacağını açıkladığı Matta 24:4–14 ayetleri arasında yakın benzerlikler vardır. Dört atlı, Allah’ın dünyanın bugün olduğu şekliyle onların yuvası olmadığını halkına hatırlatarak onları doğru yolda tuttuğu vasıtalardır.


Simgesel olmakla birlikte Vahiy 6:1, 2 ayetleri de zafer ile ilgilidir. Mesih’i, İkinci Gelişinde halkını kurtarmak için beyaz bir atın üzerinde meleklerden oluşan göksel ordularına önderlik ederken resmeden Vahiy 19:11–16 ayetlerini anımsatıyor. Beyaz renk, saflığın bir simgesi olarak Mesih ve izleyicileriyle ilişkilendirilmiştir. Atın üzerindeki binicinin elinde bir yay, başında da taç olması (Va. 6:2), Eski Ahit’teki Halkının düşmanlarını fethederken elinde yayla at süren Tanrı betimlemesini çağrıştırıyor (Hab. 8:–13; Mez. 45:4, 5). Binici tarafından giyilen tacın Grekçesi (Va. 6:2), zaferin tacı olan stefanostur (Va. 2:10, 3:11). Bu binici, fethetmek için fethederek ilerleyen fatihtir.


İlk mühür sahnesi, Pentekost günü güçlü bir şekilde başlayan ve sayesinde Mesih’in Krallığını büyütmeye başladığı müjdenin yayılmasını anlatıyor. Mesih’in görkem içinde geleceği ve mutlak zaferin kazanılacağı zamana kadar, kazanılacak çok toprak ve İsa’nın izleyicisi olacak çok insan vardı, hala da var.


Peygamberlik sözüne göre, ilk mühür sahnesi Efes kilisesine gönderilen mesajla bağlantılı; müjdenin dünyanın dört bucağına çok hızlı bir şekilde yayıldığı ilk yüzyılın elçiler dönemini anlatıyor (Kol. 1:23).


O an içinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun, Mesih’te her zaman kazanan tarafta olduğumuzu neden asla unutmamalıyız?


28 Ocak


İkinci ve Üçüncü Mühürler


Vahiy 6:3, 4 ayetlerini oku. Bu ayetlerdeki kızıl at ve atlı tarifine dayanarak, burada müjdeye dair neden bahsediliyor?


Kızıl kanın rengidir. Binicinin büyük bir kılıcı var ve insanların birbirini öldürmesinin yolunu açan, dünyadan barışı kaldırma yetkisine sahip (Mat. 24:6).


İkinci mühür, ikinci yüzyılda başlayan, müjdeyi reddetmenin sonuçlarını tarif ediyor. Mesih, müjdenin vaazı ile ruhsal bir savaşı sürdürürken, kötülüğün güçleri de karşılık olarak güçlü bir şekilde direniyorlar. Kaçınılmaz olarak da ardından zulüm geliyor. Öldüren binicinin kendisi değil. O, yeryüzünden barışı aldığında, bunun kaçınılmaz sonucu olarak zulüm geliyor (bkz. Mat. 10:34).


Vahiy 6:5, 6, Levililer 26:26 ve Hezekiel 4:16 ayetlerini oku. Siyah atın ve binicisinin bu ayetlerdeki tarifine dayanarak, müjdenin vaaz edilmesiyle ilişkili hangi gerçeklikten bahsediliyor?


Siyah atın binicisi elinde yiyecek tartmakta kullanılan bir terazi tutuyor. Bir duyuru yapılıyor: Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara (Va. 6:6). Dünyanın bu bölgesinde tahıl, zeytinyağı ve şarap yaşamın temel gereklilikleriydi (Yas. 11:14). Tahılı dikkatlice tartarak ekmek yemek büyük kıtlığı ya da yokluğu simgeliyordu (Lev. 26:26, Hez. 4:16). Yuhanna zamanında, bir dinar bir günlük ücretti (Mat. 20:2). Normal şartlar altında bir günlük ücret ailenin o günkü tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeterdi. Fakat bir kıtlık, ihtiyaçların normal ücretlerini aşırı derecede yükseltirdi. Üçüncü mühür sahnesinde tüm gün çalışmanın karşılığı olan ücret ancak bir kişinin ihtiyacı olan yiyeceği satın almaya yetecek kadar. Küçük bir aileyi beslemek için, bir günlük ücret ile fakirler için daha ucuz ve kalitesiz bir yiyecek olan arpadan üç ölçek alınırdı.


Üçüncü mühür sahnesi, müjdeyi reddetmenin, kilise siyasi güce kavuştukça başlayan, diğer sonuçlarına da işaret ediyor. Eğer beyaz at müjdenin vaaz edilmesin simgeliyorsa, siyah at müjdenin eksikliğini ve insani geleneklere bağlılığı belirtiyor. Kutsal Kitap’ta tohum Allah’ın sözünü simgeler (Luk. 8:11). Müjdenin reddedilmesi, aynı Amos tarafından söylenmiş peygamberlik sözündeki gibi (Amo 8:11–13), kaçınılmaz olarak Allah’ın Sözünde bir kıtlığa yol açar.


29 Ocak


Dördüncü Mühür Sahnesi


Vahiy 6:7, 8 ayetlerini oku. Burada hangi sahne tarif ediliyor? Bu sahne, bir öncekiyle ne şekilde ilişkili?


Dördüncü mühürdeki atın rengi Grekçe chloros kelimesiyle tanımlanıyor. Bu, çürüyen bir cesedin aldığı gri kül rengidir. Binicinin adı Ölüm; bu arada, ölüler diyarı Hades ona eşlik ediyor. Bu ikisine kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalık ve yaban hayvanlarla yeryüzünün dörtte birinde ölüm saçma yetkisi verilmiş (Mat. 24:7).


İyi haber şu ki, Ölüm’ün ve Hades’in gücü çok sınırlı; onlara dünyanın sadece bir bölümü üzerinde (dörtte biri) yetki verilmiş. İsa Hades’in ve Ölüm’ün anahtarlarının Kendi elinde olduğuna dair bize güvence veriyor (bkz. Va. 1:18).


Vahiy 2. bölümdeki, Efes, İzmir, Sart, Bergama ve Tiyatira kiliselerine yazılan mesajların içeriğini bir kez daha gözden geçir. Bu kiliselerin durumunu ilk dört mührün açılması sahnesiyle karşılaştır. Hangi benzerlikleri görüyorsun?


Yedi mührün sahneleri kilisenin geleceğini resmediyor. Yedi kilise konusunda olduğu gibi, mühürler de Hristiyan tarihinin farklı dönemlerine tekabül ediyor. Elçiler döneminde Müjde dünyaya hızla yayıldı. Hemen arkasından birinci yüzyılın sonundan dördüncü yüzyılın başına kadar süren, ikinci mühür sahnesinde resmedilen, Roma İmparatorluğu hükmü altındaki zulüm dönemi geldi. Üçüncü mühür ise dördüncü ve beşinci yüzyıllardaki, Müjdenin ruhsal olarak kıtlığıyla nitelenen ve Karanlık Çağa sebebiyet veren taviz dönemine işaret ediyor. Dördüncü mühür, neredeyse bin yıl Hristiyanlığın karakteri olan ruhsal ölümü uygun şekilde tarif ediyor.


Vahiy 6:6 ayeti zeytinyağı ve şarabın üçüncü mührün felaketinden etkilenmeyeceğini ifade ediyor. Yağ, Kutsal Ruh’u (1Sa. 16:13, Elç. 10:13), yeni şarap da İsa Mesih’te kurtuluşu simgeler (Mar. 2:22). Bu simgelerin anlamları, Allah Sözü kıt olduğu zamanda bile Kutsal Ruh’un sürekli iş başında olması ve gerçeğin peşinde olanlara kurtuluş yolunun hala açık olması gerçeği ile ilgili bize ne söylüyor?


30 Ocak


Beşinci Mührün açılması


Vahiy 6:9, 10 ayetlerini oku. Burada ne oluyor?


Kutsal Kitap’taki can kelimesi bütünsel kişiyi simgeler (Yar. 2:7). Allah’ın sadık ve zulme uğramış halkının şehitliği, burada Dünyasal tapınaktaki kurban sunağının dibine dökülen kurban kanı ile ilgili olarak resmedilmiş (Çık. 29:12, Lev. 4:7). Müjdeye sadık kaldıkları için Allah’ın halkına haksızlık yapıldı ve öldürüldüler. Onlar Allah’a gelmesi ve kendilerini aklaması için yalvarıyorlar. Bu ayetler, burada dünyada yapılmış haksızlıklarla ilgili; ölülerin durumuna dair bir şey söylemiyorlar. Sonuçta bu insanlar göğün mutluluğunu sürüyora benzemiyorlar.


Vahiy 6:11, Yasanın Tekrarı 32:43 ve Mezmurlar 79:10 ayetlerini oku. Allah’ın şehit edilmiş halkının dualarına göğün cevabı neydi?


Şehit edilen azizlere Mesih’in doğruluğunu simgeleyen beyaz kaftanlar verildi. Bu, O’nun lütuf sunusunu kabul edenlere hediyesi olan aklanmalarının gerçekleştiğini gösteriyor. Sonra da onlara benzer bir deneyim yaşayacak olan kardeşleri tamamlanana kadar dinlenmeleri gerektiği söyleniyor. Vahiy 6:11 ayetinin Grekçesinde sayı kelimesinin geçmediğine de dikkat etmek gerekir. Vahiy, Mesih’in dönüşü öncesi şehit edilecek azizlerin sayısına dair bir şey söylemez fakat tamamlanmasından bahseder. Allah’ın halkı kendi erdemleri sayesinde değil Mesih’in doğruluğunun kaftanı ile tamamlanır (Va. 7:9, 10). Şehit edilen azizler, Mesih’in ikinci gelişine ve milenyumun başlangıcına kadar diriltilmeyecek ve aklanmayacaklar (Va. 20:4).


Beşinci mühür sahnesi, tarihsel olarak, sadık oldukları için milyonların şehit edildiği Reform öncesi ve sonrasını kapsayan döneme karşılık geliyor (Mat. 24:21). Ayrıca, Allah’ın acı çeken halkının Habil zamanından başlayıp, Allah’ın sonunda yargılayarak Kendi kullarının kanının (Va. 19:2) öcünü alacağı, tarih boyunca süren deneyimini akıllara getiriyor.


Daha ne kadar Rabbim? tarih boyunca Allah’ın acı çeken halkının feryadı olmuştur. Hayatında hiç haksızlıkla karşılaşmamış kimse var mı? Beşinci mühür sahnesinden bir gün adaletin gerçekten yerini bulacağına dair hangi teselliyi buluyorsun?


31 Ocak


Altıncı Mührün açılması


Beşinci mühürde, Allah’ın halkının düşmanca bir dünyada haksızlığa uğradıklarını ve Allah’ın kendileri adına müdahale etmesi için yalvardıklarını görüyoruz. Allah’ın Halkının dualarına cevap olarak müdahale etmesinin zamanı geldi.


Vahiy 6:12–14, Matta 24:29, 30 ve 2. Selanikliler 1:7-10 ayetlerini oku. Burada ne açıklanıyor?


Daha önce İsa tarafından Matta 24:29, 30 ayetlerinde anlatılmış olan altıncı mührün son üç işareti, İkinci Gelişin habercileri olarak büyük sıkıntının (Va. 7:14) sonuna doğru, 1798 yılında gerçekleşecekti. Mesih’in Matta 24. bölümdeki peygamberlik sözünde olduğu gibi, burada da güneş, ay, yıldızlar (göktaşları) ve gökyüzü ifadeleri sembolik değildir. Gibi edatının kullanımı gerçek bir şeyin ya da olayın betimlemesinin yapıldığını ifade eder: güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı, ay kan gibi oldu, göğün yıldızları, incir ağacı büyük yel tarafından sarsıldığında ham incirleri attığı gibi yer üzerine düştüler. Batı dünyasındaki Hristiyanlar 1755 yılındaki Lizbon depreminde, 19 Mayıs 1780 tarihinde Doğu New York ve Güney New England bölgelerinde yaşanan karanlık günde ve 13 Kasım 1833’te Atlantik Okyanusu’ndaki muhteşem göktaşı yağmurunda, Mesih’in sözlerinin yerine geldiğini fark ettiler. Vahiy 6:12–14 ayetlerindeki bu peygamberlik sözünün yerine gelişi bir dizi uyanışa yol açtı ve Mesih’in gelişinin yaklaştığının fark edilmesini sağladı.


Vahiy 6:15–17, ayrıca Yeşaya 2:19, Hoşea 10:8 ve Luka 23:30 ayetlerini oku. Sahneler her sosyal statüden insanı panik içinde Mesih’in gelişindeki çalkantının dehşetinden kaçarken resmediyor. Dağlardan ve kayalardan, Tahtta oturanın ve Kuzu’nun gazabından (Va. 6:16) korunmak için kendilerinin üzerlerine düşmelerini istiyorlar. Adaletin yayılmasının vakti geldi çünkü Mesih kendi kutsalları arasında yüceltilmek (2Se. 1:10) için geliyor. Kötülerin sonu Vahiy 19:17–21 ayetlerinde açıklanıyor.


Sahne dehşete tutulmuş kötünün cevabı beklenmeyen sorusuyla sona varıyor: O’nun gazabının büyük günü geldi; buna kim dayanabilir? (6:17; ayrıca bkz. Nahum 1:6, Mal. 3:2). Bu sorunun cevabı Vahiy 7:4 ayetinde veriliyor–o gün ayakta kalacak olanlar Allah’ın mühürlenmiş halkıdır.


Onun geleceği güne kim dayanabilir? (Mal. 3:2). Bu soruyu nasıl cevaplardın ve bu cevap için hangi Kutsal Kitap’a dayanan sebepler gösterebilirsin? Cevaplarını Sebt günü derste söyle.


1 Şubat


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White’ın Testimonies to Ministers and Gospel Workers [Din Görevlilerine ve Müjde İşçilerine Tanıklıklar] kitabından Dünya’nın İhtiyacı s. 457-460 bölümünü okuyun.


Yedi mührün açılması görümü sembolik olarak Allah’ın yeryüzündeki halkını gözettiğine ve halkının disiplinine işaret eder. Kenneth A Strand’in belirttiği gibi:


Kutsal Yazılarda Allah’ın her zaman halkını gözettiğinin güvencesi bulunmaktadır: Tarih içinde O halkına güç vermek için hep vardı ve büyük eskatolojik sonda da onları tamamen savunacak ve muazzam derecede cömert bir ödül olan ebedi hayatı onlara verecek. Vahiy kitabı bu aynı konuyu ele alıp güzel bir şekilde açıklar, bu yüzden Vahiy herhangi bir suretle Kutsal Kitap yazınıyla uyumsuz, tuhaf bir çeşit açıklama değildir; o kutsal kitap mesajının özünü ve esasını aktarır. Aslında, Vahiy kitapçığında vurgulanarak açıklandığı üzere, ‘Diri Olan’ –ölümü ve mezarı fethetmiş Olan (1:18)– sadık izleyicilerini asla terk etmeyecek çünkü onlar şehit edilmiş olduklarında bile kendilerini bekleyen ‘yaşam tacıyla’ (bkz. 2:10; 21:1–4 ve 22:4) zafer kazanmışlardır (12:11).–Kenneth A. Strand, The Seven Heads: Do They Represent Roman Emperors? [Yedi Baş: Roma İmparatorlarını mı Simgeliyor?] 7. Cilt, s. 206.


TARTIŞMA SORULARI:


Yedi mührün açılması sahnesinden hangi değerli dersler öğrendin? Bu, dünyadaki durum ne kadar kötü olursa olsun Allah’ın hala hükümdar olduğunu ve Mesih’te sahip olduğumuz tüm vaatlerin sonunda mutlaka yerine getirileceğini sana ne şekilde gösteriyor?


Şu ifade üzerinde düşün: Kilise, Allah’ın insanlığın kurtuluşu için atadığı aracıdır. Hizmet etmek için organize edilmiştir ve görevi, müjdeyi tüm dünyaya taşımaktır.–Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 9. Kendi kiliseni düşün. İnsanlara müjde mesajıyla ulaşabilmek için nasıl daha sadık olabilir?


Perşembe gününün son sorusuna cevabını derste tartış. O’nun geldiği güne kim ve nasıl dayanabilir? Verdiğin cevabın gerekliliklerini, O’nun gelişine hazırlıklı olmak için nasıl yaşamamız gerektiğiyle ilgili olarak tartış.


*2–8 Şubat


Allah’ın Mühürlü Halkı




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 7; 2Pe. 3:9–14; Yas. 8:11–17; Va. 14:4, 5, 12; 17:5; Rom. 3:19–24.


HATIRLAMA METNİ: Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir. Kaftanlarını Kuzu’nun kanıyla yıkamış, bembeyaz etmişlerdir (Vahiy 7:14).


Yedi mührün açılmasının mesajı gösteriyor ki, Mesih’e inandığını iddia eden her kişi sadakati karşılığında bereket ya da sadakatsizliğine karşılık lanet görecek. İlk dört mühür Allah’ın halkını ruhsal ataletten uyandırarak muzaffer kılmak için kullandığı ıslah edici araçlardır. Fakat Allah’ın halkı aynı zamanda müjdeye düşmanlık eden bir dünyada haksızlığa uğrayıp acı çekiyor. Altıncı mührün açılmasıyla birlikte, Allah, halkına zarar verenlerle karşılaşmaya hazır.


Yedinci bölüm, parantez içine alınarak altıncı ve yedinci mühürler arasına yerleştirilmiş bir ara fasıldır. Altıncı mühür bizi Mesih’in ikinci gelişine götürüyor. Kötüler yargılanırken, Vahiy 7. bölüm, Mesih’in geldiği gün kimlerin ayakta kalacağına dair sorularını yanıtlıyor: mühürlenmiş olanlar, yani 144.000 kişi. 144.000 kişinin diğer özellikleri ise Vahiy 14:1–5 ayetlerinde açıklanıyor. Ayrıca altıncı ve yedinci borazanlar arasına yerleştirilmiş başka bir ara dönem daha var (Va. 10:1–11:14). İkinci Büyük Uyanış ve Adventist hareketinin doğuşuyla başlayan bu ara fasıl, 7. bölümün başındaki sahnelerle tarihin aynı dönemiyle ilişkili ve Allah’ın son zaman halkının deneyimi ile görevini açıklıyor.


*9 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


3 Şubat


Rüzgarları Tutmak


Vahiy 7:1-3 ve 2. Petrus 3:9–14 ayetlerini oku. Yuhanna ne görüyor? Meleklerin rüzgarı ne zamana değin tutması gerekiyor? Mühürleme bittiğinde ne olacak?


Eski Ahit’te rüzgarlar Allah’ın kötüleri cezalandırmak için kullandığı yıkıcı güçleri temsil eder (Yer. 23:19, 20; Dan. 7:2). Allah’ın melekleri insan tutkularının şiddetli rüzgarlarını kontrol altında tutmaya son vereceğinden, tüm çekişme unsurları serbest kalacaktır.–Ellen G. White, Büyük Mücadele s. 619. Bu yıkıcı güçler Allah’ın halkının mühürlenmesi sürerken ilahi müdahale ile dizginleniyor.


Eski zamanlarda mühürlemenin birincil anlamı sahiplenmekti. Yeni Ahit’teki sembolik mührün anlamı şudur: Rab kendine ait olanları bilir (2Ti. 2:19). Kendi Halkını tanır ve onları Kutsal Ruh ile mühürler (Ef. 1:13, 14; 4:30). Son zamanda, alındaki mühür O’nun emirlerini tutan Allah’ın sadık halkına verilmiştir (Va. 14:1, 12). Allah’ın mührü alına vurulmuş görünür bir işaret değildir fakat Ellen White’ın ifade ettiği gibi, hem zihinsel hem de ruhsal olarak gerçeğe yerleşmektir ki onlar (Allah’ın halkı) çıkarılamasınlar.– Last Day Events [Son Gün Olayları], s. 220. Öte yandan, sonunda canavarın yanında olanlar, canavarın işaretini alacaklar. (Va. 13:16, 17).


Allah’ın mühürlü halkının sadakati her nesilde test edilmiştir. Son krizdeki sadakat sınavı ise, Allah’ın buyruklarını tutmak olacak (bkz. Va. 12:17, 14:12). Özellikle de dördüncü emir Allah’a itaat etmenin testi olacak (Va. 14:7). Kutsal Kitap zamanlarında, Sebt günü nasıl Allah’ın halkının işareti olduysa (Hez. 20:12, 20 İbr. 4:9, 10), son krizde de Allah’a bağlılığın işareti olacak.


Son zamanda mühür aynı zamanda son yedi belanın yıkıcı gücünden korunmanın bir işareti olarak işlev görecek (Hez. 9:1–11 ayetlerini, Vahiy 7:1–3 ayetlerinin perde arkasındaki betimleme olarak oku). Böylece Vahiy 6:17 ayetindeki soru mutlak cevabına kavuşuyor: Allah’ın gazap gününde korunarak ayakta kalabilenler, Allah’ın mühürlü halkıdır.


Pavlus bizi, aracılığıyla mühürleneceğimiz Kutsal Ruh’u kederlendirmememiz yönünde uyarıyor (Ef. 4:30). Bu ne anlama geliyor? Kutsal Ruh’u nasıl kederlendiririz? Cevabı öğrendiğinde, O’nu kederlendirmekten kaçınmanda sana yardım etsin diye hangi seçimleri yapabilirsin?


4 Şubat


Allah’ın Mühürlü Halkı


Vahiy 7:4-8 ayetlerini oku. Allah’ın mühürlü halkının sayısı nedir? Bu belirli sayı ne anlama geliyor?


Mühürlü olanların sayısının açıklanması, mühürlemenin tamamlanmasını belirtiyor. Yuhanna onların sayısının İsrail’in 12 oymağından 144.000 kişi olduğunu işitiyor. Buradaki atıf tam olarak sayıya değil, sayının işaret ettiğine. 144.000 sayısı 12 kere 12 çarpı 1.000 ediyor. On iki Allah’ın halkının bir simgesi: İsrail’in oymakları ve 12 elçi temel üzerine inşa edilmiş kilise (Ef. 2:20). Yani 144.000 sayısı Allah’ın son zaman halkının toplamına karşılık geliyor, Mesih’in dönüşüne hazır olan Tüm İsrail (Yahudiler ve Uluslar), ölümü görmeden dönüştürülecekler (Rom. 11:26, 1Ko. 15:51–53).


Vahiy 7. bölümde bahsedilen 12 oymak tabi ki sembolik çünkü İsrail’in hem Kuzey hem de Güney Krallıklarını kapsayan 12 oymağı bugün varlıklarını sürdürmüyor. Kuzey Krallığının 10 oymağı Asur istilası sırasında tutsak edildi (2Kr. 17:6–23) ve diğer ulusların içine karıştı. Yani, bugünün Yahudiliği 12 oymaktan oluşmuyor.


Ayrıca Vahiy 7. bölümdeki 12 oymak listesi, Kutsal Yazılardaki diğerlerine benzemiyor (Say. 1:5–15; Hez. 48:1–29 ayetleriyle karşılaştır.) Ruben yerine Yahuda (Va. 7:5) ilk oymak olarak belirtilmiş (Say. 1:5 ile karşılaştır.) Ayrıca, Çölde Sayım 1. ve Hezekiel 48. bölümlerdeki listelere dahil edilen Dan ve Efraim oymakları Vahiy 7. bölümdeki listeye alınmazken, onların yerine Yusuf ve Levi oymakları eklenmiş (Va. 7:7, 8). Vahiy 7. bölümdeki listeye, Dan oymağının dahil edilmemesinin bariz, Efraim oymağının dahil edilmemesinin de muhtemel sebebi, Eski Ahit’te bu iki oymaktan sapkın ve putperest olarak bahsedilmiş olmasıdır (1Kr. 12:29, 30; Hoş. 4:17).


Vahiy 7. bölümdeki oymakların listesi tarihsel değil ruhsaldır. Dan ve Efraim oymağının listeye dahil edilmemiş olması, bu iki oymağın sadakatsizliğinin, Allah’ın mühürlü halkı içinde yeri olmayacağını düşündürüyor. Ayrıca Yeni Ahit’te kiliseden de İsrail’in 12 oymağı diye bahsedilir (Yakup 1:1). Vahiy 7. bölümdeki 12 oymak Yahudiler ve diğer uluslardan olanlar dahil olmak üzere sonuna kadar dayanan Allah’ın halkının tümünü temsil eder.


Sıkıntı zamanında yaşayacak olanlara Allah hangi Kutsal Kitap güvencelerini veriyor?


5 Şubat


Büyük Kalabalık


Vahiy 7:9, 10 ayetlerini oku. Yuhanna bu noktada hangi kutsallar topluluğunu görüyor? Nasıl tarif ediliyorlar ve nereden geliyorlar? Allah’ın tahtının önünde yüksek sesle ne söylüyorlar?


Yuhanna, o büyük sıkıntıdan geçip gelen, kaftanlarını Kuzu’nun kanıyla yıkamış, bembeyaz (Vahiy 7:14) etmiş, kimsenin sayamayacağı o büyük kalabalığı görüyor. Yani, onlar her ne sıkıntı ile karşılaşmış olurlarsa olsunlar, İsa’ya sadık kalmış ve bu sadakatleri O’nun mükemmel doğruluğunun beyaz kaftanına sarılmalarıyla simgelenmiş olan özel bir topluluktur. Sıkıntı kelimesi, Kutsal Kitap’ta imanlıların imanları uğruna katlanmak zorunda kaldıkları şeylerden bahsedilirken sıklıkla kullanılır (örneğin, Çık. 4:31, Mez. 9:9, Mat. 24:9, Yu. 16:33, Rom. 5:3). Dolayısıyla, bazı Adventist yorumcular bu topluluğu 144.000 kişinin diğer bir ifadesi olarak görüyor olsa da, biz büyük kalabalık ile çağlar boyunca imanları uğruna acı çekmiş olan tüm kurtarılanlardan bahsedildiğini anlıyoruz.


İşte burada, Yuhanna’nın kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tanımlamasında da, tüm Kutsal Kitap’ta gördüğümüz, büyük lütufla kurtuluş temasını bir daha görüyoruz. Kurtarılanların yegâne savı, kurtuluşa, ebedi yaşama, yeni göğe ve yeni yeryüzüne ancak kendilerine lütufla verilmiş olan Mesih’in doğruluğuyla ulaşılabileceğidir.


Tahtın en yakınında, bir zamanlar Şeytan’ın davasının en ateşli neferleri olan, fakat daha sonra ateşten çıkarılan yarı yanmış odun parçaları gibi, Kurtarıcıları’nı derinden ve ateşli bir bağlılıkla izlemiş olanlar vardır. Onların yanında, sahtekârlık ve sadakatsizlik ortamında Hristiyan karakterlerini tekmil edenler, tüm Hristiyanlık alemi geçersiz ilan ettiği halde Allah’ın yasasını yüceltenler ve tüm çağlardan, imanları uğruna şehit olan milyonlar durmaktadır. Bunlardan sonra ise ‘her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde . . . hepsi de birer beyaz kaftan giymiş, ellerinde hurma dalları’ ile durmaktadır (Vahiy 7:9). Savaşları sona ermiş, zafer kazanmışlardır. Yarışta koşmuşlar, ödülü kazanmışlardır. Ellerindeki hurma dalları kazandıkları zaferin göstergesi, beyaz kaftanlar ise artık onların olan Mesih’in doğruluğunun simgesidir.–Ellen G. White, Büyük Mücadele s. 670.


Evet, biz bir iman armağanı olan Mesih’in doğruluğunu giyinmişiz. Fakat bu kadar deneme ve sıkıntılar içindeyken bu imanı nasıl koruyabilir, nasıl sadık kalabiliriz? Ya da, daha da önemlisi, bu imanı ve sadakati kolaylık ve refah zamanlarında ne şekilde koruyabiliriz? (bkz. Yas. 8:11–17).


6 Şubat


Kuzu’yu Takip Edenler


Vahiy 14:1-5 ayetlerini oku. 144.000 kutsalın başlıca üç niteliği nelerdir? Bu nitelikler, Vahiy 14:12 ayetindeki son zaman kutsallarının tarifiyle ne şekilde ilişkilidir?


Vahiy 14:4, 5 ayetleri, Allah’ın Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren, İsa’ya imanlarını sürdüren (Va. 14:12) son zaman halkıyla uyuşan 144.000’in bir tarifidir. Son krizde Şeytan’ın gazabıyla tamamen karşılaşmış olmalarına rağmen, onlar İsa ile olan yakın ilişkileri sayesinde sağlam durdular.


Vahiy 17:5 ayetinin ışığında, 144.000 kişi hangi anlamda kadınlarla lekelenmemiştir? Onların karakterlerinin paklığı, yeryüzünden Allah’a ve Kuzu’ya turfanda olarak (Va. 14:4, Candemir) satın alınmış olmalarıyla ne şekilde bağlantılıdır?


Fuhuş yapmak Allah’a olan sadakatsizliğin bir simgesidir. Vahiy 17:5 ayeti, dünyadaki tüm insanların onunla fuhuş işleyeceği son zaman fahişesi Babil ve onun kızlarından bahseder (bkz. Va. 18:3). Fakat 144.000 Mesih’e bağlı kalarak Babil ve sapkın kiliseler ile kirli ilişkiler içine girmekte direnecek. O yüzden 144.000 Kuzu nereye giderse ardı sıra giderler (Va. 14:4).


144.00 ayrıca Allah’a ve Kuzu’ya turfanda olarak insanlar arasından satın alınanlar olarak tarif ediliyor (Va. 14:4). Eski İsrail’de turfanda meyveler, Allah’a sunulan hasadın en iyi meyveleriydi (Say. 18:12). Turfanda meyve sözü, dünyadakilerden farklı olarak kurtarılan insanları ifade edebilir (Yakup 1:18) fakat açık bir şekilde Vahiy’deki 144.000 özel bir topluluktur çünkü onlar ölümü görmeden nakledilecekler (1Ko. 15:50–52). Bu yüzden onlar tüm nesillerden kurtarılanların oluşturduğu büyük hasadın turfanda meyveleridir (bkz. Va. 14:14-16).


Biz hangi yollarla, belki farkında bile olmadan ruhsal fuhuş işleme tehlikesi altında olabiliriz? Böyle bir tehlike altında olmadığımızı düşündüğümüzde neden kendimizi kandırmış oluruz?


7 Şubat


Kurtarış Allah’ımıza ve Kuzu’ya özgüdür


Vahiy 14:5, 2. Petrus 3:14 ve Yahuda 24, 25 ayetlerini oku. Vahiy, Allah’ın son zaman halkını kusursuzdurlar diye tarif ediyor. Bu mevki nasıl elde edilebilir?


144.000 kişinin son niteliği de şudur: Ağızlarında hile bulunmadı; çünkü Allah’ın tahtı önünde kusursuzdurlar (Va. 14:5, Candemir). Dünyadaki insanlar onun yalanlarına inanmayı tercih ederken, Allah’ın son zaman halkı hakikat sevgisini alacak ve bu sayede kurtarılacak (2Se. 2:10, 11).


Kusursuz (Grekçe amomos, suçsuz) ifadesi 144.000 kişinin Mesih’e olan sadakatine işaret ediyor. Kutsal Kitap’ta Allah’ın halkına kutsal denir (Lev. 19:2; 1Pe. 2:9). İbrahim (Yar. 17:1) ve Eyüp (Eyü. 1:1) kusursuzlardı. Hristiyanlar Allah’ın karşısında kutsal ve lekesiz olmaya çağrılıyorlar (Ef. 5:27, Flp. 2:15).


Romalılar 3:19–24 ayetlerini oku. Bu çok önemli gerçeği neden sürekli aklımızda tutmalıyız?


Bu dünyanın tarihinin kapanışındaki günlerde, 144.000 Mesih’in kişiliğini yansıtacak. Kurtuluşları kendi kutsallıklarını ya da işlerini değil Mesih’in onlar için yaptığını yansıtacak (bkz. Ef. 2:8, -10). 144.000, kaftanlarını yıkamış ve onları Kuzu’nun kanında bembeyaz etmişlerdir (Va. 7:14), ve aynı şekilde onlar Tanrı’nın önünde lekesiz ve kusursuz (2Pe. 3:14) bulunmuşlardır.


Kurtarıcımız’ın suretini yansıtana kadar, tüm dünyasallıktan arınmış, temizlenmiş olmalıyız ki, ‘ilahî tabiata hissedar’ olabilelim...


Yaşam mücadelesi sona erene, silahlar İsa’nın ayağının dibine bırakılana, Allah’ın kutsalları yüceltilene kadar, kurtarıldığımızı ve günahsız olduğumuzu iddia etmek mümkün değildir.–Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 3. kitap, s. 355, 356.


Mükemmeliyetçiliğin ve fanatik kutsallığın tuzağına düşmeden nasıl sonsuzluğa etkin bir şekilde hazırlandığımız kutsanmış bir hayat yaşayabiliriz?


8 Şubat


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar] kitabı 3. Cilt, 353-357. sayfalardaki Sinlessness and Salvation [Günahsızlık ve Kurtuluş] bölümünü oku.


144.000’in kimliği sıkça üzerinde tartışılan bir konu. Vahiy’de belli olan şu ki 144.000, bu dünyanın tarihinin kapanış günlerinde yaşayan, Allah’ın halkının son nesli. Onların, sıkıntı zamanlarından geçeceğini ve son yedi beladan korunacaklarını (bkz. Mez. 91:7–16) ve bağlılıklarının geçmişteki hiçbir nesilde olmadığı kadar sınava tabi tutulacağını biliyoruz.


Bu toplulukta tam olarak kimlerin olacağı bize açıklanmamıştır. Onların kimliği, Allah’ın kendisine sakladığı sırlardan biridir (Yas. 29:29). Kimlerin bu kurtarılan kutsallar topluluğunun bir parçası olacağını sadece zaman gösterecek. Bize bu gizemle ilgili bir uyarıda bulunulmuştur:


Mesih, Allah sonsuza kadar zihnin hazine dairesinde tutulması gereken görkemli, yücelten, yükselten gerçekler vermişken, kilisede masallar anlatıp tahminlerde bulunacak kişilerin olacağını söylüyor. İnsanlar bir o teori bir bu teori peşinde koşmaya başladığında, aslında bilmeleri gerekli olmayan bir bilgiyi öğrenmek için merak içinde olduklarında, onlara önderlik eden Allah değildir. O’nun planı, Halkının ancak tahmin yürüterek ulaştığını, bu dünyada öğretilmeyeni teşhir etmesi değildir. O, Halkının, yüz kırk dört binin kimlerden oluştuğu gibi ruhsal olarak onlara iyi gelmeyecek, ihtilafa yol açan sorunlarla uğraşmalarını istemez. Ona şüphe yok ki Allah’ın seçtikleri bu sorunun cevabını kısa süre sonra öğrenecekler.—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 1. kitap, s.174.


TARTIŞMA SORULARI:


Aşağıdaki nasihati düşün: Allah’ın bize verdiği tüm güçle, yüz kırk dört bin kişinin içinde olmaya gayret edelim.–Ellen G. White, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], 7. cilt, s. 970. Bu sözleri nasıl hayata geçirebilirsin? Bu gayret gündelik seçimlerini ne şekilde etkiler?


144.000 son zaman kutsalının önemli bir niteliği de yepyeni bir anlayışa sahip olmaları. O, 144.000 dışında kimsenin söyleyemeyeceği bir ezgi çünkü o tecrübenin ezgisi–tarihteki başka hiçbir topluluğun edinmediği bir tecrübe (Va. 14:3, 4; Va. 15:2, 3). Kendi yaşamını düşündüğünde, şu anki ruhsal ilerleyişin ne şekilde Allah’la taze bir deneyimin ezgisini yansıtıyor? Yoksa yaşamın, şu anki bağlılığına delil olarak gösterilemeyecek, Allah’ın yaşamındaki geçmişte kalmış bayat işlerinin öykülerini mi yansıtıyor? Şimdi, yaşamını yeniden O’na teslim etmene yardımcı olsunlar diye, hangi değişiklikleri yapabilirsin?


Mesih hakkında bir şeyler bilmek ile O’nu gerçekten tanımak arasında ne fark var? Biri sana İsa’ya iman etmek nasıl bir şey? diye sorsaydı, cevabın ne olurdu?


*9-15 Şubat


Yedi Borazan




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 8:1–13; Say. 10:8–10; Hez. 10:2; Va. 10:1–11; Dan. 12:6, 7; Va. 11:1–13; Lev. 16.


HATIRLAMA METNİ: Yedinci melek borazanını çaldığı zaman, Tanrı’nın sır olan tasarısı tamamlanacak. Nitekim Tanrı bunu, kulları peygamberlere müjdelemişti (Va. 10:7).


Beşinci mühür sahnesinde, Allah’ın ezilen halkının haykırışının, tüm çağlardan sadık olanların haykırışını yansıttığını görmüştük. Bu sadık olanlar, sunağın altında adalet ve intikam için Allah’a şu sözlerle feryat eden canlar olarak resmedilmiş: Daha ne kadar bekleyeceksin? (Va. 6:10). Gökten gelen ses onlara beklemelerini söyledi çünkü Allah’ın onlara zarar verenleri yargılayacağı gün geliyordu. Vahiy 6: 15–17 ayetleri İsa’nın yeryüzüne dönerek sadık izleyicilerine kötülük yapmış olanları yargılamasını resmediyor.


Beşinci mühür, Allah’ın acı çeken halkının Habil zamanından başlayıp, Allah’ın sonunda yargılayarak Kendi kullarının kanının (Va. 19:2) öcünü alacağı, tarih boyunca süren deneyimini temsil eder. Allah’ın acı çeken halkı sağlam durmalı ve O’nun Halkı’nın dualarını duyduğuna inanmalıdır.


Yedi borazan görümü, Allah’ın tarih boyunca baskı altındaki halkının yanında müdahil olarak, onlara zarar verenleri yargıladığını göstermektedir. Yedi borazanın amacı, Allah’ın halkına göğün onların acılarına karşı kayıtsız olmadığını göstermektir.


*16 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


10 Şubat


Kutsalların Duaları


Vahiy 8. bölüm, Allah’ın huzurunda durarak, borazanlarını öttürmeye hazır bekleyen yedi meleğin görüntüsüyle başlıyor. Borazanlar üflenmeden önce, başka bir sahne araya giriyor. Bu sahnenin amacı borazanların teolojik anlamını açıklamaktır.


Vahiy 8:3, 4 ayetlerini ve Yeruşalim’deki tapınağın günlük hizmetinin aşağıdaki tarifini okuyun: Kutsal Kitap’ın Yahudi şerhlerinden birinde şöyle yazar; Akşam kurbanında, kuzu yakmalık kuzu sunağına koyulur, kanı da sunağın dibine dökülürdü. Atanmış bir rahip, tapınağın içinde altın buhurdanlığı alır ve kutsal yerdeki altın sunakta buhur sunardı. Rahip dışarı çıktığında elindeki buhurdanlığı yere fırlatır ve böylece yüksek bir ses çıkartırdı. Tam bu anda yedi rahip borazanlarını üfler ve o günkü tapınak servisinin sona erdiğini ilen ederdi.


Vahiy 8:3–5 ayetlerinde akşam hizmetinin dilinin ne şekilde kullanıldığı açıkça belli. Meleğin buhuru tahtın önündeki altın sunakta (Va. 8:3) alıyor olması önemli. Buhur, Allah’ın halkının dualarını simgeliyor (Va. 5:8). Allah, onların dualarına şimdi cevap veriyor.


Vahiy 8:3–5 ayetleri Vahiydeki borazanlarla ilgili önemli bilgiler veriyor.


Yedi borazan, Allah’ın baskı görmüş halkının dualarına cevap olarak isyankâr insanlığı yargılamasıdır.


Borazanlar İsa’nın Kuzu olarak ölümünü takip ediyor ve tarih boyunca, ta ki ikinci gelişe kadar art arda sürüyor (bkz. Va. 11:15–18).


Vahiy 8:5 ve Hezekiel 10:2 ayetlerini oku. Hezekiel’in, sapkın Yeruşalim üzerine ateş saçma görümü, Vahiy’deki borazanların doğasını nasıl aydınlığa kavuşturuyor?


Melek buhurdanlığı sunaktaki ateşle dolduruyor ve onu yeryüzüne saçıyor. Ateşin kaynağı olan bu sunağın kutsalların dualarının sunulduğu aynı sunak olması çok önemli. Ateşin aynı sunaktan geliyor olması, yedi borazan hükmünün yeryüzü sakinlerinin üzerine Allah’ın halkının dualarına cevaben düştüğünü gösteriyor. Ayrıca, buhurdanlığın yere fırlatılması, İsa’nın arabuluculuğunun sonsuza kadar sürmeyeceğine dair bir uyarı olabilir. Deneme süresinin bir sonu olacak (bkz. Va. 22:11, 12).


11 Şubat


Borazanların Anlamı


Vahiy’de, Allah’ın halkı yararına müdahaleleri resmedilirken, Eski Ahit’teki borazanlar betimlemesi kullanılıyor. Borazanlar eski İsrail’de günlük yaşamın önemli bir parçasıydı (bkz. Say. 10:8–10 ve 2Ko. 13:14, 15). Borazan sesi insanlara tapınaktaki ibadeti hatırlatırdı; ayrıca savaşta, hasat zamanında ve bayramlarda de borazan üflenirdi.


Borazan duayla üflenerek elden ele geçerdi. Tapınaktaki ibadet sırasında ya da bayramlarda, borazanlar Allah’a Halkı ile olan Antlaşmasını hatırlatırdı. Ayrıca insanlara RAB’bin günü (Yoe. 2:1) için hazırlıklı olmayı hatırlatırdı. Muharebede borazan sesi ile önemli talimatlar ile uyarılar verilir ve Allah’a Halkı’nı koruması için çağrı yapılırdı. Vahiydeki borazanların arka planını işte bu fikir oluşturuyor.


Vahiy 8:13; 9:4, 20, 21 ayetlerini oku. Yedi borazanın hükmü kimleri hedef alıyor?


Vahiy’de borazanların üflenmesiyle tetiklenen olaylar, Allah’ın Halkı’nın dualarına cevaben tarihe müdahale etmesini simgeler. Mühürler büyük ölçüde Allah’ın halkı olduğunu iddia edenleri ilgilendirir fakat borazanlar yeryüzü sakinlerini hedef alan hükümleri ilan eder. Aynı zamanda da yeryüzünde yaşayanlara, çok geç olmadan tövbe etmeleri için bir uyarı görevi görürler.


Yedi borazan, Yuhanna’nın zamanından dünyanın tarihinin tamamlanmasına kadar olan olayları kapsar (Va. 11:15–18). Onlar, gökteki arabuluculuk devam ederken (Va. 8:3–6) ve müjde yeryüzünde vaaz edilirken (Va. 10:8–11:14) üflenir. Borazanların hükümleri kısmidir; yaratımın sadece üçte birini etkilerler. Yedinci borazan Allah’ın haklı yönetimini üstlenmesinin vaktinin geldiğini ilan eder. Yedi borazan aşağı yukarı yedi kilisenin ve yedi mührün kapsadığı aynı dönemlere karşılık gelir.


İlk iki borazanın hükmünün hedefinde Mesih’i çarmıha geren ve ilk kiliseye zulmeden uluslar vardır, isyankâr Yeruşalim ve Roma imparatorluğu.


Üçüncü ve dördüncü borazanlar, göğün, Orta Çağ’daki Hristiyan kilisesinin sapkınlığını yargılamasını resmeder.


Beşinci ve altıncı borazanlar, Orta Çağ’ın sonuna doğru, Reform öncesi dönemdeki dinsel dünyandaki muhalif nifakları tarif eder. Bu dönemlerin belirleyici niteliği, gittikçe artan ve sonunda dünyayı Armagedon savaşına sürükleyen, kötücül faaliyetlerdir.


Tarihin kanlı ve acı ile hüzün dolu olduğuna şüphe yok. Bu üzücü gerçek, bize İsa ile vaat edilenin ne kadar da harika olduğunu fark etmemize nasıl yardımcı olabilir?


12 Şubat


Elinde Açık bir Tomar Tutan Melek


Altıncı borazan bizi zamanın sonuna götürüyor. Bu zamanda Allah’ın halkından ne yapması isteniyor? Yedinci borazan duyulmadan önce, Allah’ın son zamandaki halkının görev ve deneyiminin açıklandığı bir ara bölüm eklenmiş.


Vahiy 10:1-4 ayetlerini oku. Burada ne oluyor?


Yuhanna’ya bilgi veren yüce melek, İsa Mesih’ten başkası değildi.—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 7, s.971. Bir ayağını suya, bir ayağını karaya koyması, O’nun evrensel egemenliğini ve ilan etmek üzere olduğu şeyin dünya çapında önemli olduğunu simgeliyor. Bir aslanın kükremesiyle bağırıyor. Aslan kükremesi Allah’ın sesinin simgesidir (bkz. Hoş. 11:10, Va. 5:5).


Yuhanna’nın gök gürlemelerinin söylediğini yazmasına izin verilmiyor. Allah’ın Yuhanna aracılığıyla bize açıklamadığı, geleceği ilgilendiren şeyler var.


Vahiy 10:5-7 ayetlerini oku. Bu ayeti Daniel 12:6, 7 ayetleriyle karşılaştır. Ortak hangi sözler bulunuyor?


Melek, Artık gecikme olmayacak (Va. 10:6) dediğinde, Grekçe chronos kelimesi onun bir zaman diliminden bahsettiğini gösteriyor. Bu, bir meleğin, kutsallara zulmün bir zaman, zamanlar, yarı zaman ya da kilisenin Papalığın zulmü altında bulunduğu 1.260 yıl ( M.S. 538–1798) süreceğini söylediği Daniel 12:6, 7 ayetlerine işaret ediyor (Dan. 7:25 ile karşılaştır). Daniel ve Vahiy’de bir peygamberlik günü bir yılı simgelediği için (Say. 14:34, Hez. 4:6), 360 gün, 360 yıla eşittir ve üç buçuk vakit (ya da yıl) da 1260 güne ya da yıla eşittir. Bu peygamberlik döneminden sonraki herhangi bir zaman, son gelebilir.


Şu zaman ifadesi artık Daniel’deki zamana dair peygamberlik sözlerine, özellikle de Daniel 8:14 ayetindeki 2300 peygamberlik gününe (M.Ö. 457 – M.S. 1844) işaret ediyor olmayacak. Bu dönemden sonra artık peygamberlik sözünde geçen zaman dilimleri olmayacak. Ellen White şöyle diyor: Meleğin ant içerek ilan ettiği bu dönem . . Rabb’imizin gelişinden önce olması gereken peygamberlik sözündeki zamandır. Yani insanlar belirli bir süre boyunca başka bir mesaj daha almayacaklar. 1842’den 1844’e kadar olan bu zaman dilimi sonrasında peygamberlik sözündeki zaman artık kesin olarak belirlenemez. En uzun hesap ancak 1844 sonbaharına ulaşmaktadır.—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 7, s.971.


Ellen White’ın bu sözleri, geleceğe dair tarih belirlemekten tamamen kaçınmamız gerektiğine dair bize ne söylüyor?


13 Şubat


Tomarı Yiyor


Vahiy 10:8-11 ayetlerini oku. Kutsal Kitap’ta yemek, insanlara iletmek için Allah’tan gelen bir mesajı kabul etmeyi tanımlamak için kullanılır (bkz. Hez. 2:8–3:11, Yer. 15:16). Alındığında, mesaj iyi haberdir fakat yayıldığında bazen acılığa yol açar çünkü birçokları ona direnir ya da reddeder.


Yuhanna’nın acı-tatlı (Daniel kitapçığını temsil eden) tomarı yeme deneyimi, Daniel’in son döneme dair peygamberlik sözlerinin mührünün açılmayla ilişkilidir. Yuhanna burada Daniel’in 1.260 gün/yıl süren peygamberlik sözünün kapanışında (Dan. 7:25) sonsuza dek kalıcı müjdeyi (bkz. Va. 14:6, 7) yaymakla görevlendirilen bakiye kilisesini temsil ediyor.


Durum, Yuhanna’nın görümünün, peygamberlik sözündeki 2300 yıllık dönemin kapanışındaki farklı bir acı-tatlı deneyime de işaret ettiğini gösteriyor. Millerciler, Daniel’in peygamberlerine dayanarak Mesih’in 1844 yılında döneceğini düşünürken, bu mesaj onlar için tatlıydı. Fakat Mesih beklendiği gibi ortaya çıkmadığında, acı bir hayal kırıklığı yaşadılar ve daha iyi kavramak için Kutsal yazıları araştırdılar.


Yuhanna’nın dünyaya yeniden peygamberlikte bulunma görevi, İkinci Geliş mesajını Daniel’in ve Vahiy’in peygamberlik sözleriyle ilişkilendirerek yayma işini yükseltmiş, Sebt gününü tutan Adventistleri işaret ediyor.


Vahiy 11:1, 2 ayetlerini oku. Yuhanna’ya ne yapması emrediliyor?


Bu bölüm Vahiy 10’daki sahnenin devamı. Yuhanna’ya tapınağı, sunağı ve ibadet edenleri ölçüp sayması emri verildi. Kutsal Kitap’ta ölçme kavramı mecazi olarak yargıya işaret eder (bkz. Mat. 7:2). Ölçülecek tapınak, İsa’nın bizim için hizmet ettiği göktedir. Tapınak, sunak ve ibadet edenlerden bahsedilmesi, Kefaret Günü’ne işaret ediyor (bkz. Lev. 16:16–19). O Gün, Allah’ın Halkı’nın günahlarını yargıladığı bir ölçme günü. O yüzden Vahiy 11:11 ayeti, İkinci Gelişten önce gerçekleşecek yargıya atıfta bulunur. Bu yargılama sadece Allah’ın halkını—tapınakta ibadet edenleri ilgilendirir.


Vahiy 11:1 gösteriyor ki göksel tapınak mesajı, Allah’ın kişiliğinin savunulmasını barındıran müjdenin son ilanının kalbinde yatıyor. Aslında o, Mesih’in kefaret işi ve O’nun doğruluğunun insanoğlu için yegâne kurtuluş yolu olmasına dair tüm boyutlarıyla müjde mesajını verir.


Kanın Kefaret günü töreni için ne kadar merkezi olduğunu aklımızdan çıkarmadan (bkz. Lev. 16), yargılamanın aslında iyi bir haber olduğu gerçeğini nasıl her zaman zihnimizde tutabiliriz? Bu gerçek neden çok önemli?


14 Şubat


İki Tanık


Vahiy 11:3-6 ayetlerini oku. İki tanık hangi yönlerden kraliyet ve rahiplik görevlerindeki Zerubbabel ve Yeşu’yu yansıtıyor? Bkz. Zek. 4:2, 3, 11–14.


İki tanık fikri, bir şeyin gerçek kabul edilebilmesi için iki kişinin tanıklık etmesini gerektiren Yahudi adalet siteminden geliyor (Yu. 8:17). İki tanık, Kutsal Kitap’ı, hem Eski, hem de Yeni Ahit’i temsil ediyor. İkisi birbirinden ayrılamaz. Allah’ın halkı tüm Kutsal Kitap mesajını, Allah’ın tüm gayesini (Elç. 20:27, Candemir) dünyaya duyurmakla görevlidir.


Tanıklar, 1260 günlük/yıllık peygamberlik döneminde (M.S. 538–1798) çuldan giysiler içinde peygamberlik ederken resmediliyor. Çul, yas tutmanın kumaşıdır (Yar. 37:34); Kutsal Kitap’ın gerçeklerinin gömüldüğü ve üzerlerinin insan gelenekleriyle örtüldüğü zor zamanlara işaret eder.


Vahiy 11:7-13 ayetlerini oku. İki tanığa 1260 peygamberlik günü/yılı sonrasında ne olduğunu kendi cümlelerinle anlat.


İki tanığı öldüren canavar Şeytan’ın ikametgahından yükseliyor. Tanıkların öldürülmesi tarihsel olarak, Fransız devrimiyle birlikte ortaya çıkan olaylarla bağlantılı olarak Kutsal Kitap’a yapılan tanrıtanımaz saldırı ve dinin feshedilmesine tekabül eder. Fransa’da kurulan din karşıtı sistem, Sodom’un ahlaki yozluğunu, Mısır’ın tanrıtanımaz cehaletini ve Yeruşalim’in isyankârlığını tek bünyede birleştirmişti. Yeruşalim’de İsa’ya olanlar şimdi bu din karşıtı sistemde Kutsal Kitap’ın başına geliyordu.


Tanıkların dirilişi, Fransız devrimi sonrasında ikinci Adventist hareketinin Kutsal Kitap gerçeğini onararak yükselmesinin, Kutsal Kitap derneklerinin kurulmasının ve Kutsal Kitap’ın dünya çapında tanıtılmasının yolunu açan Kutsal Kitap’a karşı büyük ilgi canlanmasına işaret ediyor.


Sona gelmeden hemen önce, dünya Kutsal Kitap’ın son bir defa dünya çapında duyurulmasına tanıklık edecek (Va. 18:1–4). Bu son mesaj, dünyayı ve canavara tapanları kandırarak Allah’ın sadık tanıklarına karşı son bir savaşa sürüklemek için olağanüstü belirtiler gösteren Şeytani varlıklarca yürütülen güçlü bir düşmanlığı kışkırtacak (bkz. Va. 16:13-16).


15 Şubat


EK ÇALIŞMA: Yedinci borazan (Va. 11:15–18) bu dünyanın tarihinin kapanışını işaret eder. Allah’ın Gücünü ve Hükümranlığını ortaya koymasının vakti gelmiştir. Binyıllardır İblis’in egemenliği altındaki bu isyankâr gezegen, Allah’ın egemenliği ve hükümranlığı altına geri dönmek üzere. Mesih’in çarmıhtaki ölümü ve göğe yükselişinden sonra, O’nun yeryüzünün yasal hükümranı olduğu duyurulmuştu (Va. 12:10, 11). Şeytan zamanının kısa olduğunu bildiği için yeryüzüne zarar vermek için ortalığı kasıp kavurmaya devam ediyor (Va. 12:12). Yedinci borazan, gaspçı kuvvetlerle başa çıkıldığını ve dünyanın sonunda Mesih’in haklı yönetimi altına girdiğini müjdelemektedir.


Yedinci borazan kitapçığın geriye kalanının içeriğini ana hatlarıyla ortaya koyuyor: (1) Uluslar öfke içindeydiler: Vahiy 12–14 bölümleri, iki yandaşıyla birlikte–deniz canavarı ve kara canavarı—dünya uluslarını Allah’ın halkına karşı savaşa hazırlayan İblis’i öfke içinde tarif ediyor (Va. 12:17). (2) Senin gazabın geldi: Allah ulusların öfkesine, Allah’ın gazabı olarak bahsedilen son yedi bela ile karşılık veriyor (bkz. Va. 15:1). (3) Ölülerin yargılanmasının zamanı Vahiy 20:11–15 ayetlerinde tarif ediliyor. (4) Allah’ın kullarını ödüllendirmesi de Vahiy 21–22 bölümlerinde resmedilmiş. (5) Yeryüzünü mahvedenleri mahvetmek: Vahiy 19:2 ayeti son zaman Babil’inin yeryüzünü mahvettiği için yargılandığını söylüyor. İblis’in, yandaşlarının ve müttefiklerinin mahvedilmesi ise büyük mücadele oyunundaki son perdedir (Va. 19:11–20:15).


TARTIŞMA SORULARI:


Bazen müjdeyi vaaz etmenin acı bir deneyim olabileceğini fark ederiz (Va. 10:10); sözlerimiz kabul görmez, alaya tutulur ve biz de reddedilip alaya tutulabiliriz. Bazen vaaz etmek düşmanlığa bile sebep olabilir. Kutsal Kitap’tan böyle denemelerle karşılaşmış kimleri sayabilirsin ve biz onların tecrübelerinden kendimiz için neler öğrenebiliriz?


Şu ifade üzerinde düşün: Tarih belirleme konusunda defalarca uyarıldım. Allah’ın halkı için bir daha hiç tarihle ilgili bir mesaj olmayacak. Ne Ruh’un dökülmesi ne de Mesih’in gelişiyle ilgili kesin tarihi bilemeyiz.—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 1. kitap, s.188. 1844’ten sonra son olaylara dair fazlasıyla detaylı peygamberlik tabloları hazırlamakla ilgili hangi sorunları görüyorsun? Bu tabloların yol açtığı tuzaklardan korunmak için ne yapılmalı?


*16-22 Şubat


Şeytan, Yenilgiye Uğratılmış Bir Düşman




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 12; Yar. 3:15; Yşa. 14:12–15; Dan. 7:23–25; 2Se. 2:8–12; Va. 13:13, 14; 19:20.


HATIRLAMA METNİ: Kardeşlerimiz Kuzu’nun kanıyla ve ettikleri tanıklık bildirisiyle onu yendiler. Ölümü göze alacak kadar vazgeçmişlerdi can sevgisinden (Vahiy 12:11).


Vahiy 12–14 bölümleri bizi kitapçığın son günlerdeki olaylar kısmına hazırlıyor (Va. 15:1–22:21). Kitapçığın ilk yarısı (Va. 1:1–11:19) kilisenin Hristiyanlık Dönemi boyunca düşmanca bir dünyada yaşadığı ruhsal sorunları konu alırken, geri kalanı İkinci Geliş’ten ve Allah’ın krallığından hemen önce gerçekleşen temel olaylara odaklanıyor.


  1. bölümün amacı dünya tarihinin son krizinin arka planındaki büyük resmi göstermektir. Bize, Mesih ile Şeytan arasındaki büyük mücadelenin tarih boyunca devam eden gelişimini gösterir.

Vahiy kitapçığında Şeytan, Allah ve O’nun halkının baş düşmanıdır. Onun varlığı gerçektir ve evrendeki tüm kötülük ve isyankârlığın arkasında o vardır. İkinci gelişten önce, Allah’ı yenmek için son şansının Armagedon savaşını kazanmak olduğunu biliyor. O yüzden tüm gücünü bu olaya hazırlanmak için harcıyor.


Vahiy 12, Allah’ın halkına Şeytan’ın başarılı olamayacağına dair güvence verme amacını taşımaktadır. Ayrıca Şeytan’ın kararlı olduğuna ve galip gelmeleri için tek umutları Mesih’te bulunan Allah’ın son gün bakiye kilisesine tüm gücüyle savaş açacağına dair bir uyarıdır.


*23 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


17 Şubat


Kadın ve Ejderha


Vahiy 12:1–5 ayetlerini oku. Yuhanna görümde iki büyük işaret görüyor, ilki bir Çocuğa hamile olan bir kadın, ikincisi bir ejderha. Bu işaretler (ya da simgeler) kimi temsil ediyor ve bu ayetler ne anlatıyor?


Kutsal Kitap’ta kadın Allah’ın halkının bir simgesi olarak kullanılmıştır (2Ko. 11:2): El değmemiş bir kadın sadık imanlıları temsil eder, fahişe ise sapkın Hristiyanların simgesidir. Vahiy 12. bölümdeki kadın, ilk önce Mesih’in geldiği İsrail’i simgeliyor (Va. 12:1–5); 13–17 ayetlerindeyse, bakiyeyi doğuran gerçek kiliseyi.


Bu kadın güneşe sarınmış ve ayın üzerinde ayakta durur şekilde resmedilmiş. Kutsal Kitap’ta güneş Mesih’in karakterinin görkemini, O’nun doğruluğunu ifade eder (Mal. 4:2). O, dünyanın ışığıdır (Yu. 8:12) ve O’nun halkının da Allah’ın sevgi dolu kişiliğini dünyaya yansıtması gerekir (Mat. 5:14–16). Ay, iki büyük ışığın küçüğü olarak (bkz. Yar. 1:16), Mesih’in müjde zamanındaki işinin habercisi olan Eski Ahit vaatlerine işaret eder.


Yuhanna’nın görümde fark ettiği ikinci sembolik işaret ise korkunç kırmızı ejderhaydı. Ejderha’nın iblis ve Şeytan, eski yılan olduğu daha sonra anlaşıldı (Va. 12:9). Ayette, onun kuyruğuyla gökteki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne attığı söyleniyor. Kuyruk aldatmanın simgesel bir unsurudur (Yşa. 9:14, 15; Va. 9:10). Gökteki yüce konumundan uzaklaştırıldıktan sonra (Yşa. 14:12–15), Şeytan göksel meleklerin üçte birini ayartmayı başardı. Bu düşmüş melekler, Allah’a ve O’nun kurtuluş işine karşı gelmekte iblise yardımcılık eden cinlerdir (bkz. 1. Timoteos 4:1). Ayrıca Vahiy, yedi başlı, on boynuzlu diye tarif edilen ejderhayı, Şeytan-putperest Roma (Va. 12:4) ve ruhçuluk (Va. 16:13) tarafından kullanılan dünyadaki ajanların bir simgesi olarak kullanıyor. Ejderhanın Şeytan olduğu belirtiliyor (Vahiy 12:9); Kurtarıcı’yı öldürmesi için Hirodes’i harekete geçiren oydu. Fakat Şeytan’ın Hristiyanlık Döneminin ilk yüzyıllarında Mesih’e ve halkına karşı savaşmak için kullandığı başlıca araç, egemen dinin putperestlik olduğu Roma İmparatorluğuydu. Bu nedenle ejderha öncelikle Şeytan’ı simgelerken, ikincil bir anlamda putperest Roma’nın bir simgesidir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 441.


Vahiy 12:9 ayetini oku. Şeytan’a o eski yılan deniyor. Yaratılış 3:15 ayetiyle, Ejderhanın, doğurur doğurmaz (Va. 12:4) kadının tohumunu yok etme girişimi arasında ne bağlantı var?


En başından beri Şeytan, O’nu yok etmek için Mesih’in-çocuğun doğmasını bekliyordu. Mesih sonunda dünyaya geldiğinde, Şeytan O’nu yok etme çabasında (Vahiy 12:4 ayetinde ayrıca ejderha olarak simgelenen) putperest Roma’yı kullandı fakat Çocuk Allah’a ve O’nun tahtına kapılıp yukarı götürüldü (Va. 12:5).


18 Şubat


Şeytan Yeryüzüne Atıldı


Gökteki bir savaştan bahseden Vahiy 12:7–9 ayetlerini oku. Sonunda Şeytan’ın gökten kovulmasına yol açan savaş neyle ilgiliydi?


Şeytan, büyük mücadelenin en başında, Allah’ın yönetimine karşı isyan ettiğinde gökten atıldı. Gökteki tahta zorla el koyup, kendisini yüceler yücesiyle eşit (Yşa. 14:12–15) kılmak istedi. Allah’a açıkça başkaldırdı fakat yenilgiye uğratıldı ve dünyaya sürüldü. Fakat, Adem ile Havva’yı aldatarak Şeytan, Adem’in bu dünya üzerinde hüküm sürme yetkisini gasp etti (Luk. 4:6). Kendisini bu dünyanın egemeni ilan ettiği için (Yu. 12:31), göksel meclise yeryüzünün temsilcisi olarak katılma yetkisine sahip olduğunu iddia etti (Eyü. 1:6–12). Fakat çarmıhta uğradığı bozgundan beri Şeytan ve onun düşmüş melekleri, cezalandırılacakları zamana kadar, yeryüzüne bir zindanmış gibi hapsedildiler (2Pe. 2:4, Yahuda 6).


İsa, ölümüyle fidye vererek kaybedilmiş olanı kurtardı ve böylece Şeytan’ın gerçek kişiliği tüm evrenin önünde teşhir edilmiş oldu. Şeytan gizli kimliğinin açığa çıktığını gördü. Yönetimi, düşmemiş melekler ve göksel evrenin karşısında açığa vuruldu. Kendisinin bir katil olduğunu ortaya koymuş oldu. Allah’ın Oğlu’nun kanını dökerek, kendisini göksel varlıkların anlayışından kopardı. Bu yüzden işi sınırlandırıldı.—Ellen G. White, The Desire of Ages [Çağların Arzusu], s. 761. Tüm evrenin önünde yeryüzündeki egemenlik Şeytan’dan İsa’ya geçti ve O’nun yeryüzünün yasal hükümranı olduğu duyuruldu (Ef. 1:20–22, Fil. 2:9–11).


İsa bu olayı şu sözlerle önceden anlatmıştı: Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi dışarı atılacak (Yu. 12:31).


Şeytan’ın bu yargılanmasıyla, Tanrımız’ın kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesih’in yetkisi şimdi gerçekleşti (Va. 12:10). Şeytan kısıtlı da olsa hâlâ Allah’ın yeryüzündeki halkına zarar verme gücüne sahip fakat az zamanı kaldığının bilincinde olarak (Va. 12:12). Fakat gerçekten az zamanı kalmış olsa da, yeryüzüne acı ve ıstırap verip karışıklık yaratmak için yapabileceği her şeyi yapıyor.


Vahiy 12:11 ayeti, iblise karşı kendimizi nasıl savunabileceğimize dair ne öğretiyor? (ayrıca bkz. Ef. 6:10–18).


19 Şubat


Yeryüzündeki Savaş


Vahiy 12:13, 14 ayetlerini oku. Gökten men edilmiş olan Şeytan, 1260 peygamberlik günü/yılı boyunca kiliseye saldırmaya devam ediyor. Bu dönemde Allah kilisenin ilişkisi nasıldı?


Şeytan’ın kardeşliğin suçlayıcısı olarak Gökten indirilmesi, Mesih’in büyük yaşamını verme işi sayesinde gerçekleşmiştir. Şeytan’ın ısrarlı itirazına rağmen, kefaret planı işlemeye başlamıştı. . . . Gasp ettiği imparatorluğun sonunda elinden çekilip alınacağını bilen Şeytan, Allah’ın Kendi suretinde yarattığı varlıklardan olabildiğince çoğuna zarar verebilmek için hiçbir eziyetten kaçınmamakta kararlıydı. İnsanoğlundan nefret ediyordu çünkü Mesih insanlığa karşı büyük sevgi ve merhamet besliyordu. O da şimdi insanlar üzerinde aldatmacanın her türlüsünü uygulamak için hazırlandı; kendi umutsuz durumu yüzünden de bu davasını gayretle sürdürdü.—Ellen G. White The Spirit of Prophecy[Peygamberlik Ruhu]3. Cilt, s.194, 195.


Ona şüphe yok ki Şeytan, yeryüzündeki işlerine Mesih’in sevgisinin odağına, kiliseye tüm öfkesini dökerek devam etmektedir. Fakat kilise, 1260 peygamberlik günü/yılı boyunca dünyanın ıssız, bakir bölgelerinde ilahi koruma altındaydı.


Şeytan’ın zulmü döneminden Vahiy kitapçığında iki yerde bahsedilir; 1260 gün/yıl (Va. 12:6) ve bir vakit ve vakitler ve yarım vakit (Va. 12:14, Candemir). İki zaman dilimi de, Daniel 7:23–25 ayetlerinde bahsedilen, küçük boynuzun zulüm faaliyetlerinin zamanına işaret eder. Kutsal Kitap’ta peygamberlik günleri yılları simgeler. Tarihte bu peygamberlik dönemine en çok uyan zaman, MS 538–1798 yılları arasında, Napolyon’un generali Berthier’in Roma’nın baskıcı kuvvetini en azından geçici olarak bitirmesiyle sona eren, Roma kilisesinin kilise-devlet gücü olarak Batı dünyasına egemen olduğu dönemdir.


Bu uzun zulüm dönemi boyunca ejderha, kadını yok etmek için ağzından tufan suları püskürttü. Sular, halkları ve ulusları temsil ediyor (Va. 17:15). Bu dönem süresince Roma, Allah’ın sadık halkının üzerine ordular ve uluslar saldı. Bu peygamberlik döneminin sonuna doğru, dost yeryüzü, suları yutarak kadını kurtardı ve ona güvenli bir sığınak sağladı. Bu öngörü, sağladığı dini özgürlüklerle bir sığınak olan Amerika’ya işaret ediyor (Va. 12:16).


Buradaki zulmün ne kadar zaman sürdüğünü düşün, tam 1260 yıl. Bu, örneğin Mesih’in dönüşü gibi şeylerin gerçekleşmesinin, en azından bizim bakış açımızdan ne kadar çok zaman istiyor olduğunu anlamakta ne kadar da sınırlı olduğumuz konusunda bize ne anlatmalı?


20 Şubat


Bakiyeye Karşı Savaş


Vahiy 12:17 ayetini oku. Son zamanda Şeytan kime karşı tüm gücüyle savaşıyor?


Kalan ya da bakiye kelimesi, çoğunluk dinden dönerken Allah’a sadık kalanları tanımlamak için kullanılır (1Kr. 19:18, Va. 2:24). Son zamanda, dünyadaki insanların çoğunluğu Şeytan’ın yanında taraf tutarken, Allah’ın 1798 yılından sonra yükselttiği bir grup insan, Şeytan’ın tüm öfkesiyle yüz yüze gelerek Mesih’e sadık kalacak.


Bakiyenin Vahiy 12:17 ayetinde tanımlanan iki niteliği nelerdir? Kişi kendisinin Allah’ın son zaman bakiyesine dahil olduğuna nasıl emin olabilir?


Son dönem bakiyesi, Allah’ın emirlerini tutar. Vahiy 13. bölüm gösteriyor ki, On Emir’in ilk tableti son zaman çatışmasında merkezi öneme sahip olacak. İlk dört emrin anahtar bileşeni ibadettir. Son krizdeki temel mesele, kime ibadet edilmesi gerektiği olacak. Dünyadaki insanlar canavarın heykeline tapınmayı seçerken, bakiye Yaratan Allah’a ibadet edecek (Va. 14:7). Dördüncü emir Sebt gününün, özellikle Allah’ın bizim Yaratıcımız olduğuna işaret ediyor olması, onun son krizde önemli bir rol oynayacak olmasının sebeplerinden biri.


Son zaman bakiyesinin ikinci niteliği de, onların kendilerinde İsa’nın tanıklığı olmasıdır çünkü Vahiy 19:10 ayetinde açıklandığı gibi o peygamberlik ruhunun özüdür. Bu ayeti Vahiy 22:9 ile karşılaştırdığımızda, Yuhanna’nın İsa’nın tanıklığına sahip olan kardeşlerinin peygamberler olduğunu görüyoruz, o yüzden İsa’ya tanıklık, İsa’nın peygamberleri aracılığıyla gerçeğe tanıklık etmesini ifade ediyor, aynı Yuhanna aracılığıyla yaptığı gibi (Va. 1:2). Vahiy gösteriyor ki, Allah’ın halkı zamanın sonunda, Şeytan’ın onları aldatıp yok etmek için her şeyi yapacağı bu zor zamanlarda onlara rehberlik etsin diye peygamberlik ruhuna sahip olacak. Biz Yedinci Gün Adventistlerine bu peygamberlik kavrayışı armağanı, Ellen G. White’ın hizmetinde ve yazılarında verilmiştir.


Bize peygamberlik ruhu aracılığıyla verilmiş en inanılmaz sezgilerden bazıları sence nelerdir? Bu armağan bireysel ve kilise olarak bizi hangi yükümlülükler altına sokuyor?


21 Şubat


Şeytan’ın Son Zaman Stratejisi


Vahiy 12:17 ayeti dünyadaki insanları kazanmaya çalışırken ve hatta Mesih’in sadık izleyicilerini aldatmak için, Şeytan’ın strateji değiştirdiğini belirtiyor. O, Hristiyanlık tarihi boyunca öncelikle kilisenin içinde ustaca verilmiş tavizler yoluyla ve dışarıdan da baskı ve zulümle Allah’ın kurtuluş işine karşı geldi. Tarih göstermiştir ki, yüzyıllar boyunca başarılı olmuş olmasına rağmen, bu strateji Reform ve Kutsal kitap gerçeğinin Allah’ın halkı tarafından yavaş yavaş yeniden keşfedilmesi sayesinde etkisiz hale getirilmiştir. Fakat Şeytan vaktinin sonuna yaklaştığını fark ettikçe, çabasını artırıyor ve Allah’ın son zaman bakiyesine karşı savaş açıyor (Va. 12:17). Bakiyeye karşı yapacağı saldırılar içinde bolca hile de bulunacak. Mucizeler gösteren iblisler ve ruhçu gösteriler ortaya konulacak (Va. 16:14). Şeytan’ın stratejisindeki bu değişiklik, tarihsel bir odaktan son zaman odağına geçiş ile denk düşüyor (bkz. Mat. 24:24).


Vahiy 12–20 bölümlerinde sıkça kullanılan aldatma kelimesinin, Şeytan’ın son zaman faaliyetlerini tanımlarken kullanılmış olması çok önemli. Vahiy’deki Şeytan’ın son zaman işleri tarifi aldatma kelimesiyle başlar (Va. 12:9) ve biter (Va. 20:7–10).


Selanikliler 2:8–12 ve Vahiy 13:13, 14 ve 19:20 ayetlerini oku. Şeytan’ın son zaman aldatmacasının niteliği nedir?


Vahiy 12–20 bölümlerinde Şeytan dünyayı kendisine biat ettirmeye çalışırken resmediliyor. İşini yapmak için sırasıyla, dini-siyasi bir gücü ve siyasi güçleri kullanıyor: Ejderha ile simgelenen putperest Roma (Va. 12:4, 5); daha sonra deniz canavarıyla simgelenen bir güç (Va. 12:6, 15; Va. 13:1–8); ve son olarak da kara canavarıyla simgelenen bir güç (Va. 13:11). Kitapçığın kalanı boyunca, bu şeytani üçlünün üyeleri– ejderha ile simgelenen putperestlik/ruhçuluk; deniz canavarıyla simgelenen Roma Katolikliği; ve kuzuya benzer canavar ya da kara canavarıyla simgelenen sapkın Protestanlık–ayrılmaz biçimde Allah’ın dünyadaki işlerine düşmanlık etmek için birleşmişlerdir. İnsanları Allah’tan uzaklaştırmak ve her şeye gücü yeten Tanrı’nın büyük gününde olacak (Va. 16:14) savaşta Şeytan’ın tarafında saf tutmaya kandırmak için birlikte çalışırlar. Bu düzmece sistemlerin hepsi birlikte İkinci Geliş’te yok edilecekler (Va. 19:20), fakat bu dünyasal güçler aracılığıyla işlerini görmüş olan iblisi simgeleyen ejderha (Va. 12:9) bin yılın sonunda yok edilecek (Va. 20:10). Vahiy, son zaman aldatmacasının insanların çoğunun yıkımın yolunu seçmelerine sebep olacak kadar büyük olacağını söylüyor (Mat. 7:13).


Vahiyde, Şeytan’ın son zaman işlerinin aldatıcı niteliğini fark edip onlara direnmek için iki yerde bilgelik ve ruhsal farkındalığa çağrı yapılıyor (Va. 13:18, 17:9). Burada bahsedilen ne tip bir bilgelik? Yakup 1:5 ayetine göre, biz bu bilgeliğe nasıl sahip olabiliriz?


22 Şubat


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Büyük Mücadele kitabında 523-535. sayfalardaki Şeytan’ın Tuzakları bölümünü oku.


Vahiy 12. bölümün amacı, her şeyden önce Allah’ın halkına son dönem olaylarının Mesih ile Şeytan arasındaki büyük çatışmanın bir parçası olduğunu anlatmaktır. Kitap Allah’ın halkını, bugün karşılarında olan ve gelecekte daha da ciddi bir biçimde karşılarında olacak olan deneyimli ve öfkeli düşmanları ile ilgili uyarıyor. Pavlus Şeytan’ın son dönem faaliyetleriyle ilgili bizi şöyle uyarıyor: Yasa tanımaz adam, her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan’ın etkinliğiyle gelecek. Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar (2Se. 2:9, 10).


Vahiy, geleceği ciddiye almamız ve Allah’a bağımlı olmayı önceliğimiz yapmamız için bizi teşvik ediyor. Diğer bir yandan da Şeytan ne kadar güçlü ve deneyimli bir düşman olsa da Mesih’i yenecek kadar güçlü olmadığına dair bize güvence veriyor (bkz. Va. 12:8). Allah’ın halkı için umut sadece daha önce zaferle Şeytan’ı ve onun kötü ruhlu güçlerini yenmiş Olandadır. Ve O dünyanın sonuna dek her an(Mat. 28:20) sadık izleyicileriyle birlikte olacağına dair söz verdi.


TARTIŞMA SORULARI:


edinci Gün Adventistleri olarak biz kendimizi son dönem bakiyesinin niteliklerini yerine getirir görüyoruz. Ne ayrıcalık ama! Ama aynı zamanda da ne sorumluluk. (bkz. Luka 12:48). Bu durumun bizim kişisel kurtuluşumuzu güvence altına aldığını düşünme hatasına düşmemek için neden dikkatli olmalıyız?


Şeytan’ın gücü hakkında hep beraber çok fazla konuşuyoruz. Doğru, Şeytan güçlü bir varlık fakat Allah’a şükürler olsun ki bir numaralı kötülüğü gökten atmış olan Kurtarıcımız da kuvvetli. Düşmanımız hakkında konuşuyor, onunla ilgili dualar ediyor, onu düşünüyoruz; o da bu sayede zihnimize gittikçe daha çok sızıyor. Şimdi niye İsa’yı konuşmuyoruz ki? Niye O’nun gücü ve O’nun sevgisi hakkında düşünmüyoruz? Şeytan kendisinin gücünü methediyor olmamızdan memnun. İsa’yı tutun, O’nun üzerine derinlemesine düşünün ve O’na bakarak siz de O’nun suretine dönüşün—Ellen G. White, The Advent Review and Sabbath Herald, 19 Mart 1889. Hristiyanlar Şeytan’ın kuvvetini ne şekilde methediyorlar? Diğer taraftan, sadece Şeytan’ın gücü gerçeğini değil aynı zamanda varlığı gerçeğini inkâr etmek hangi tehlikeleri barındırıyor?


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


5 Ocak


Bir Tanıklığın Gücü


Miguel Manuel Mafugula tarafından yazılmıştır.


Pazar günleri ibadet eden bir ailede doğdum. Doğduğum yer, Malawi ve Mozambik’in sınırından 3 kilometre ileride bulunan Milange adında bir kasabadır. Yedinci Gün Adventist Kilisesi ise tanışmam Adelina adlı bir kızın sayesinde oldu. 7. sınıfta ve 16 yaşındaydı, benden ödevi için yardım istemişti. Ben ise 10. Sınıfta ve 21 yaşındaydım.


Ödevine yardım ettikten sonra bana Adventist Kilisesi’nden bahsetmeye başladı ve Şabat gününü anlattı. Tanrı’nın Pazar gününü değil, Cumartesi gününü ibadet günü olarak belirlediğini söyledi.


Sonrasında, Adelina bana bir Kutsal Kitap getirdi. Çıkış 20:8, yani 4. Emrin altını çizmiş ve de Hezekiel 20:20’yi, yani şu ayetin altını çizmişti: “Şabatımı kutsal kılın, böylece Şabat günü sizinle benim aramızda bir işaret olacaktır”. Kutsal Kitap’ın sayfalarından birine; “Markos 2:27, 28’i oku” yazmıştı.


Markos’u açtım ve İsa’nın sözlerini okudum; “ Şabat günü insan için var, insan Şabat günü için değil. Bu sebeple İnsanoğlu Şabat gününün de efendisidir.” Bunu okuyunca, haftanın yanlış gününe riayet etmiş olageldiğimi farkettim.


Böylece daha fazla bilgi edinmek için Adelina ile kiliseye gitmeye karar verdim ve kısa bir süre sonrası artık cumartesi ibadet ediyordum.


Bu durum, gençlik direktörü olarak hizmet verdiğim Pazar günü kilisesiyle problem yarattı. Kilisenin pastörü babamla konuştu ve babam geri dönmemi emretti. Ben reddedince, babam: “Eğer ebeveynlerine itaat etmiyorsan, onlarla yaşayamazsın” dedi ve beni evden attı. Bu durumu Adelina’nın ailesine anlatınca, onlar bana liseyi bitirene kadar kalabileceğim bir yer verdiler. 2 yıl sonra da vaftiz oldum.


Tanrı bana hem liseden hem de üniversiteden mezun olmama, ardından da Milange’de bir devlet lisesinde kimya öğretmeni olarak iş bulmama yardım etti. Daha sonra beni Şabat günüyle tanıştıran Adelina ile evlendim.


Tanrı benim kişisel tanıklığımı mucizevi şekillerde kullandı. Tanıklığımı, eski Pazar günü kilisemdeki gençlerle paylaştım ve ikisi iman edip Adventist oldular. Ayrıca, aileme de anlattım ve onlar da vaftiz oldular. Herkese şunu söylerim: Her an Rab’be güvenin, onun için imkansız diye bir şey yoktur.


Bu bölgenin Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Miguel’in kasabası olan Milange’de ilk Adventist ortaokulunun açılmasına yardımcı olacaktır. Sunularınız için teşekkür ederiz.



12 Ocak


Çocukla Gelen Ödül


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Janice Clark eski bir öğrencisinin bebeğini evlat edinmeyi asla planlamamıştı, yine de soğuk bir mart günü telefon çaldı.


“Bakamayacağım bir çocuğu doğuruyorum, acaba siz alır mısınız?” dedi Annette. “Ne demek ‘alır mıyım’?” diye sordu Janice. Kendisi 47 yaşında ve Kanada’nın Alberta bölgesinde First Nations çocuklarına hizmet veren bir Yedinci Gün Adventist misyon okulu olan Mamawi Atosketan Yerel Okulu’nda beden eğitimi öğretmeniydi.


“Onu evlat edinmeni istiyorum” dedi Annette, 18 yaşında ve halihazırda 2 çocuk annesiydi.


Janice kızın ciddi olmadığını düşündü ama Annette ve ailesiyle görüşme ayarlamaya çalıştı. Fakat her çoba boşa çıkmıştı.


İki ay sonra, Janice’in telefonu çaldı. Arayan Annette’ti.


“Yarın hastaneye gelip bana doğum sırasında destek olur musunuz?” diye sordu. Bebeği sezeryan bölümünde doğuracaktı.


5 öz çocuk ve 4 evlatlık çocuğu olan Janice ve kocası, sabah erkenden hastaneye vardılar. Hemşire onları şu sözlerle karşıladı: “ Siz evlat edinecek aile olmalısınız.”


Janice çok şaşırmıştı. Annette’in bebekle ilgili başka planları olduğunu düşünüyordu çünkü bu durum telefonda sadece bir kere konuşulmuştu. Hastane odasında Janice, doğumu bekleyen anneye, sonrası için planlarını sordu.


“Bebeğin adı ne?” diye sordu. Annette: “O senin bebeğin, ismini sen koymalısın” dedi.


Ancak o zaman Janice cidden bebeğin kendi evlatlığı olacağını kavradı.


Mayıs 12. 2016’da, o konuşmadan bir kaç saat sonra, sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Janice o gece hastanede kaldı ve bir sonraki gün bebeği eve getirdi. Adını Huxley koydu.


Janice Annette’in bebeği ona okuldaki sevgisinden ötürü verdiğine inanıyor. Janice “ Bu aslında kişisel bir şey değil. Yıllarca okulda Annette’in ailesiyle çalıştım. O ve bütün kardeşleri öğretmenlerinin onları sevdiğini biliyorlar. Bundan dolayı aramızdan birinin Huxley’nin ailesi olmamızı istedi.” dedi.


Janice konuşmasına devam ettikçe gözleri yaşarmaya başlamıştı.


“ Böyle bir sahnenin parçası olmak beni oldukça duygulandırdı, benden beklenen Huxley’e Yaratıcısını öğretmek.”


2018 Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Mamawi Atosketan Yerel Okulu’nun eğitim programının güçlendirilmesine harcanmıştır. Eski öğrencinin adı bu yazıda değiştirilmiştir.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


19 Ocak


Sabah Mutluluğu


Gorata Obonetse tarafından yazılmıştır.


Bir gün, Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nin kitap işinden sorumlu bir evangelisti Botswana’daki evimizin kapısında belirdi. Annem konuyla ilgilenip Ellen G. White’ın 3 kitabını aldı. Kitapların adları : “Gençlere Mesajlar“, “Çağların Beklentisi“ ve bir King James Kutsal Kitabı yanında “Büyük Mücadele” idi. Kısa süre sonra Adventist kilisesine gitmeye başladı ve vaftiz oldu.


Bu, ben 8. sınıftayken ve lise için planlar yaparken oldu.


Annem, benim Mahalapye’deki evimizden arabayla 2,5 saat uzaklıkda, Francistown’da bir Adventist yatılı okulu olan Eastern Gate Academy’e gitmemi istediği için dua edip oruç tutuyordu. Fakat babam itiraz etti. Okul ücretini karşılayacak parası olmadığını söyledi.


Buna rağmen annem ümidini yitirmedi ve dua etmeye devam etti. Ben de onunla birlikte dua ediyordum. Beni sabah erkenden uyandırıyor ve beraber dua ediyorduk. Akşamları da dua ettik.


Ancak babamın fikri değişmedi ve 9. sınıfa başka bir şehirdeki devlet yatılı okulunda başladım. O okulda ders çalışmak güçtü. Bazı öğrenciler uyuşturucu kullanıyor ve alkol alıyorlardı. Ailelerimiz okul ücretini ödediği sürece- bizim ders çalışıp çalışmamamız öğretmenlerin pek de umurlarında değildi,


Okuldaki 2 senemden sonra burada geçirdiğim zaman bana yetmişti. Babama Adventist okuluna geçiş yapmak istediğimi söyledim. Hiç düşünmeden “ Hayır” diye yanıtladı.


O gece çok ağladım ve dua ettim. Tanrı’dan bana yardım etmesini istedim çünkü Eastern Gate Academy’e gitmeyi ciddi anlamda çok istiyordum. Annemle konuştum, o da bana Mezmurlar 30:5 ayetini okudu: “Gözyaşlarınız belki bir gece akar, ama sabahla sevinç doğar”. Bu ayet bana umut verdi.


2 ay sonra, yaz tatili biterken, babama tekrar Adventist okuluna geçiş yapmak istediğimi söyledim. “Peki” dedi.


Tanrı’ya şükürler olsun! Bu tecrübeden, Tanrı’nın bizi hep dinlediğini öğrendim. O’na itaat edip iman ettiğimizde, her şey O’nun planları doğrultusunda oluyor.


Şimdi 16 yaşındayım ve bu benim okuldaki son yılım. Mezun olduktan sonra doktor olmayı istiyorum. Babam hariç tüm ailem, 2 abim ve ablam da dahil, Adventsit kilisesine katıldı. Lütfen onun için, bizim için ve okulum için dua edin.


Eastern Gate Academy bir kampüsünü, 2015’te toplanan Onüçüncü Şabat Sunuları’nın yardımıyla 2017 yılında kurulan Eastern Gate İlkokul’u ile paylaşmaktadır. Size tüm dünyada Adventist eğitimini destekleyen sunularınız için teşekkür ederiz.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


26 Ocak


2 tane İmkansız İstek


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


İnsanların en çok kafasını karıştıran sorulardan birisi doğru bir eşi nasıl seçeceğidir. Yedinci Gün Adventist Kilisesi Avrupa Bölümü başkanı olan Mario Brito’ya göre bunun cevabı oldukça basitti. Tanrı’dan imkansız görünen 2 şey istedi.


Mario, Fransa Collonges’teki Fransa Adventist Üniversite’sinde teoloji 3. sınıf öğrencisi olarak Tanrı’ya görev-odaklı bir eş için dua ederken Maria aklına geldi. İkisi önceki yıl, İspanya Sagunto’daki İspanyol Adventist Yüksek Okulu’nda (şimdi İspanyol Adventist Koleji) tanışmışlardı.


Mario’da Maria’nın doğru kişi olabileceğine dair oldukça güçlü bir his oluşmuştu, ancak bundan tam olarak emin olamadığından dua etti; “Tanrım, eğer Maria’nın karım olması gerektiğini uygun görüyorsan, onun kalbine bana mektup yazma isteği koy.”


Bir ilişki için kadınların asla ilk adımı atmadığı bir dönemde, bu imkansız bir istekti


Mario’nun şaşkınlığı, yaklaşık bir hafta sonra eline arkadaşça yazılmış bir mektup geçti. Maria’ya samimice bir mektup yazdı ve ikinci imkansız dua dileğini gerçekleştirdi.


“Rabbim, Maria’nın yanıtlaması normal bir bir şey olacak” dedi. “Ama Maria eşim olacaksa, yanıtlamayacağı şekilde bir durum yarat.”


Haftalar geçti ve hiç mektup gelmedi. İkisi, sonraki yıl, Maria Fransa Adventist Üniversitesi’ne 3. sınıfta geçiş yapana kadar görüşmediler. Kısa bir zaman sonrasında Maria ve Mario romantik bir ilişki içerisindeydiler. Bir gün, Mario merakına yenilip Maria’nın niye mektubuna yanıt vermediğini sordu.


“Mektubun oldukça soğuk ve resmi olduğunu hissettim, bundan ötürü cevap vermeme kararı aldım” dedi. Mario onun bu betimlemesine inanamadı ve mektubun hala kendisinde olup olmadığını sordu. Maria mektubu odasından aldı ve çift mektubu beraber okudular. Mektup Mario’nun hatırladığı kadar samimiydi.


Mario tekrar “Mektupta ne gibi bir sorun sorun gördün de cevaplamadın?” diye sordu. Maria ne cevap vereceğini bilemiyordu. Mario bu durumun ardından ona iki duasını anlattı. Maria gülümseyerek “İşte şimdi açıklamasını duydun!” dedi.


Çift sonraki yıl evlendi.


39 yıl sonra, Mario hala doğru eşi seçtiğine adı gibi emin. İkili, on yıldan daha fazla süre boyunca Portekiz’in ulaşılmamış bölgelerine yeni kiliseler kurarak ön cephe misyonerliği yaptılar. Mario, Portekiz’de Adventist Kilisesi’nin başkanı oldu ve 2015’te Avrupa Bölümü’nün başkanı olarak seçildi.


Mario ve Maria’nın evleri de bir görev bölgesi. Bir kızları oldu. Kızları bir Adventist pastörü ile evlenip, aynı zamanda 12 tane ergeni evlatlık aldı.


Mario “Maria’nın Tanrı işine yönelik bir kalbi var. Evet, doğru bir eşleşme olduğuna inanıyorum” dedi.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


2 Şubat


Cenazede Alınan Evlatlık


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


İnsanlar Mozambik ve Malawi sınırından 3 kilometre ötedeki Milange kasabasındaki Yedinci Gün Adventist kilisesinde genç bir annenin cenazesi için toplanmışlardı. Anne, 5 gün öncesinde erkek bir bebek dünyaya getirmiş, sonrasında HIV virüsü sebebiyle ölmüştü. Çocuğun babası olan, HIV+ kocası da daha önceden ölmüştü.


Minik bebek cenaze sırasında avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.


“Bebek ağlıyor çünkü onunla ilgilenecek kimsesi yok” diye konuştu cenazeye katılan 61 yaşındaki çiftçi Clemente Mateus Malala.


Clemente cenazeden sonra bebeğin akrabalarıyla konuştu, süt ve bebek bezi için az miktarda paraları olduğunu öğrendi. Bu malzemeleri kendisi almayı düşündüyse de, bebeğin akrabalarının malzemeleri para kazanmak için satacaklarından şüphelendiğinden bebeği evlatlık almayı teklif etti.


Laston ismini alan bebek şimdi 5 yaşında ve Clemente ve karısı tarafından evlat edilen 4 çocuktan en küçüğü. Ailenin aynı zamanda 4 tane de öz evlatları var.


Mozambik’in kırsal batı tarafındaki tarlasında yeşil fasülye ve mısır yetiştiren Clemente, aynı zamanda kilisenin aktif bir müjdeci üyesi ve geçen 13 yılda 430 kişinin vaftiz olmasını sağlamış birisi. Yalnız hiçbir şey onun yüreğine ebeveynlerini HIV/AIDS virüsüne kaybeden 4 evlatlık çocuk kadar derinden dokunmamıştır:


“Tanrı beni insanları O’na götürme armağanıyla kutsadı, fakat gerçek mutluluğumu bu çocuklarla ilgilenirken buldum. İsa’ya götürdüğüm insanlar kendi fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar fakat bu yetimler bensiz iki kere felakete sürüklenirdi; fiziksel ihtiyaçları karşılanmamış olacak ve kurtuluşlarını kaybedecebilecekler.


HIV virüsü Mozambik’te ciddi bir sorun, Clemente de burda bir farklılık yaratmaya çalışan Yedinci Gün Adventistleri’nden biri. İlk evlatlığı olan Rojerio’yu 2 yaşında yol kenarında yemek için artıkları karıştırırken yanına aldı. Akrabaları, Rojerio’nun ailesinin öldüğünü söyledi. Clemente çocuğu yanına almak isteyince akrabaları büyük bir memnuniyetle onu Clemente’e verdiler.


Clemente kız olan diğer iki evlatlık çocuğunu da benzer şekilde yanına aldı.


Rojerio şimdi 15 yaşında, diğer iki kız ise 11 ve 8.


“ En azından bir kaç çocuğu yanıma alıp onlara bir ev ve yemek sunabilirim” diyen Clemente, Milange’de evlatlık çocuklarının öğrenim görebileceği bir Adventist okulu isteğinde ve “ Biz bir kilise olarak kilisemizin geleceği için yatrımda bulunmak zorundayız.” dedi.


Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı onun kasabasında bir Adventist okulu açılmasında kullanılacaktır. Sunularınız için teşekkür ederiz.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


9 Şubat


Bir Eş İçin Liste


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Lena Engel erkek arkadaşıyla ayrıldıktan sonra gelecekteki eşi için bir özellik listesi yaptı.


Listenin en başında: ruhsal bir kişilik. Disiplinli, sorumluluk sahibi ve liderlik kabiliyeti olan biri olmalıydı. Aynı zamanda benzer ilgi alanlarının da olması oldukça önemliydi, egzersiz ve doğaya olan ilgisi gibi.


Lena’nın annesi bu listeyi görüncü kafasını sallayarak şöyle dedi: “Böyle bir adamı zor bulursun.”


Bir yerel Alman olan Lena, ilk erkek arkadaşıyla lisede tanıştı. Mezun olduktan sonra ise bir Güney Amerika ülkesi olan Guyana’da misyon öğretmeni olmak için erkek arkadaşını Avrupa’da bırakmaktı. Yağmur ormanlarında erkek arkadaşını düşünürken, ilişkisinde sadece duygularına göre hareket ettiğini farketti. Almanya’ya dönünce, ilişkisini bitirip annesine oluşturduğu listeyi gösterdi.


Aylar geçti, Lena kendisini tamamen üniversitesine adadı. Evlilik artık aklının ucundan geçmiyordu. Lena bir sabah dua ederken içinden Ellen G. White’ın “Genç Aşıklara Mektuplar” adlı eserini okumak geldi ve ona göre listesini tekrar yapılandırdı.


Liste yüzde 75 oranında yenilendi. Liste artık kültürel ve algısal bariyerlere takılmış değildi, aksine tüm bu bariyerlerin üstünde, artık ilişkinin özüne dayalıydı. (Liste şu linktedir: bit.ly/lenas-list). Listeye bakarak Lena yaşamını daha iyi hale getirebilmesi için yöntemler gördü. Bu kriterlere uygun bir adamı nerede bulabileceğini düşünürken bir anda aklına Gerson geldi.


Lena kendisi gibi bir Alman misyoner olan Gerson ile Guyana’da tanışmıştı. Aynı lisede aylarca beraber öğretmenlik yaptılar. Ayrıca Almanya’da da arkadaş olarak kalmışlardı.


Lena’ya erkeğin bu konuda önden adım atması öğretilmiş olsa da Lena, Gerson’a sonraki kilise buluşmasında ilgisini belli etti. Gerson onun ilgisine mutlulukla karşılık vermek istese de bunu belli etmeden önce Tanrı’nın onayını almayı öncelik edindi. Tanrı’nın evliliğe yaklaşımını daha iyi anlayabilmek için üç ay boyunca Kutsal Kitap’ı okudu aynı zamanda “ Adventist Evi” ve “Genç Aşıklara Mektuplar” adlı eserleri de okudu. En sonunda Lena’nın da kendisiyle benzer prensiplere sahip olduğu kanısına varan Gerson, ailesinin de kutsamasıyla Lena’ya dönüş yaptı.


Bugün, Lena ve Gerson Engel’in mutlu bir evliliği var ve çift Avusturya, Bogenhofen’da bir Adventist yatılı okulunda öğretmenlik yapıyor.


Lena’nın evlilik ile tavsiyesi ise şudur: “Ellen White doğru eşi bulmak için muhteşem tavsiyeler veriyor. Eğer dediklerini uygularsanız, cömertçe kutsanırsınız.”



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


16 Şubat


Lütufla Mezuniyet


Eugene Fransch tarafından yazılmıştır.


Bağımsızlık öncesi Zimbabwe’deki Solusi Koleji’ndeki teoloji derslerinde ortalama bir öğrenciydim. En çok zorlandığım ders Grekçe’ydi ve en yüksek alabildiğim not sadece bir “C” idi.


Grekçe finalini bitirdiğimde, dersten kaldığımı biliyordum. Kağıdı öğretmenimiz Dr. Leo Raunio’ya verirken “Hocam yine kaldım dersten” dedim. O ise gülümseyip “Dert değil.” dedi. Sonraki hafta boyunca mezun olamayacağım gerçeğiyle boğuştum. Bir ay sonra evlenmeyi planlıyordum ve sonraki altı ay boyunca tekrar Grekçe dersini almak benim için düşünülemezdi bile.


Ardından, Finlandiya’da doğmuş olan emeklilik yaşındaki misyoner Dr. Raunio beni odasına çağırdı. O gün hayatımda ilk defa Tanrı’nın lütfunun ne anlama geldiğini yüreğimde anladım.


Dr. Raunio ben odasındayken şunları dedi: “Seni 4 sene önce bu kampüse adımını attığından beri izliyordum. Asi bir gençten, gönülden çalışan ve Tanrı’yı seven bir genç adama dönüştüğünü gözlemledim. Dinlediğin müziklerin bile değiştiğinin, yani rock’n roll’dan Hristiyan ilahilerine geçtiğinin farkındayım.”


Kimsenin farketmediği şeyleri gözlemlemiş olması beni oldukça şaşırtmıştı. Dr. Raunio sözlerine devam etti: “Diğer derslerinde iyi bir iş çıkardın ve geçtin. Ama Grekçe senin önünde bir bariyer oldu. Bu üç hafta içerisinde mezuniyetinin senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Grekçe için elinden gelen herşeyi yaptığını ama yine de dersten kaldığını da biliyorum. Yine de sana lütufta bulunmak istiyorum. Tanrı’nın yapacağın işler için planları olduğunu biliyorum. Bu durumda lütuftan kastım, bu dersten geçer not vermektir ve bu sayede mezun olabileceksin.” Bu sözlerin üstüne Dr. Raunio Tanrı’ya benim gelecekteki işlerime rehberlik etmesi için dua etti.


Ardından Tanrı beni o kadar ilerilere götürdü ki, önceden asla tahmin edemezdim. Tanrı bana 18 yıl Zimbabwe’deki Adventist Kilisesi’nde gençlik direktörü olarak çalışmamda yardımcı oldu. Sonraki 7 yıl boyunca ise kilise kolunun gençlik direktörü olarak çalıştım. Ayrıca liderlik üstüne doktora yaptım. Artık her gün Tanrı’ya bana verdiği lütfu başkalarına da vermesi için dua ediyorum.


Biz hayatımızdaki en günahkar olduğumuz dönemi yaşarken bile Tanrı bizim içimizdeki potansiyeli bilir. Bizim Kutsal Ruh’la dolduğumuzda neler yapabileceğimizi bilir. Ayrıca kendi ölümlü gözlerimizi bir kenara bırakıp, Tanrı’nın gözlerinden bakmalıyız ki başkalarının içindeki potansiyeli görebilelim.


61 yaşındaki Eugene Fransch şu an Bulawayo, Zimbabwe’deki Zimbabwe Union Conference’de yardımcı sekreter. Leo Raunio Eugene mezun olduktan 3 yıl sonra, 1984’te 72 yaşında vefaat etti.


2015’in Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Solusi Üniversitesi’nin kafeteryasını 500 kişilikten 1000 kişiliğe büyütmekte kullanılmıştır.



  1. DERS

PAZAR


PAZARTESİ


SALI


ÇARŞAMBA


PERŞEMBE


CUMA


23 Şubat


Zaman Sunusu


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Tracey Lee, Texas, Fort Worth yakınlarında yaşıyordu ve 4 çocuk annesiydi. Tanrı’ya ne sunabileceğini düşünmekteydi.


Çok parası yoktu, aynı zamanda yıllarca dikkat bozukluğu sorunuyla mücadele ediyordu. Fakat ev eğitimi ve 5 evcil hayvanın yanı sıra Tanrı’ya verebileceği bir şeyin varlığını farketti; zaman.


Böylece, Grandview, Texas’ta Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nin başlattığı bir hapishane yardım ve eğitim programına gönüllü olarak başvurdu. Tracey bu konuda “Yardım ettikçe daha fazla mutlu oldum, bir farklılık yarattığımı hissediyordum. Bu sebeple çalışmalarıma devam ettim.” dedi.


6 yıl sonra yaklaşık 35 kişilik kendi kilisesinden daha büyük bir hapishane yardım programının başındaydı. Düzinelerce mahkuma her hafta Kutsal Kitap derslerinde rehberlik etti ve yaklaşık 300 kişiyle bağlantıdaydı.


Tam olarak kaç kişinin onun işleri sayesinde vaftiz olduğu belirli olmasa da mahkumların bir kısmı, onun sayesinde hayatlarında büyük değişimler olduğunu söyledi. Mahkumlardan biri Tracey’e mektubunda bir aile ziyareti sırasında gelen ziyaretçinin şunu haykırdığını bildirdi: “Sen ne yaptın da böylesin? Sanki çevrenden bir ışık hüzmesi yayılıyor.”


“Bu olaya tanıklığım bende bir farklılık görmelerinden kaynaklanıyor, bana bunları öğretirken ayırdığın zaman için teşekkür ederim.”


46 yaşındaki Tracey, Pazar günü ibadet eden bir kilisede büyüdü, evlendi ve çocuklarını iyi bir şekilde büyütmek için başka kiliseleri ziyaret etmeye başladı. Bir gün, en büyük oğlu Kyle ile yarı fiyatına satış yapan bir kitapevinde kitaplara bakınırken, bir başka müşteri onlarla ilginç bir sohbet başlattı. Tracey: “ Bize Grandview’dan bir kilise olarak bahsetti ve gelip görmemizi istedi” dedi.


Aile, kilisedeki birkaç kilise konserine katıldıktan sonra ibadetlerini Cumartesi günü yapmaya başladılar. Kiliseye katıldıktan yaklaşık 7 ay sonra, Tracey kilisenin hapishane kolunda çalışmak için gönüllü oldu. Hapishanede hizmet etmek ona sadece mutluluk vermedi, aynı zamanda dikkat bozukluğu sorununu kontrol altına almasına da yardımcı oldu. Oyalanmaktan kurtulup hayatını öyle bir düzene sokmuştu ki Tracey, hem ailesiyle her konuda ilgilenebiliyor hem de mahkumlara da öğretip onlara yardımcı olabiliyordu ve bu durumdan ne kadar mutlu olduğunu dile getirdi.


Tracey’nin hala çok parası yok, ama zamanını vermeye oldukça gönüllü.


Sözlerini şöyle bitirdi: “Vermem gereken şeyin bu olduğunu hissediyorum.”



*23 Şubat – 1Mart


Şeytan ve Yandaşları




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 13, Va. 17:8, Dan. 7:24, 2Se. 2:2–12, Va. 12:14–16, 1Kr. 18:38.


HATIRLAMA METNİ: “Bunun üzerine ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirip İsa’ya tanıklıklarını sürdürenlerle savaşmaya gitti.” (Vahiy v12:17).


Vahiy 12. bölüm Şeytan’ın Allah’ın sadık halkına saldırılarını anlatıyor–1260 gün/yıl boyunca süren, putperest Roma, sonra da papalık Roma’sı tarafından yapılan zulüm de buna dahildir (M.S. 538-1798; bkz. Va. 12:6, 13, 14 ve 7. Ders Salı günü). 13. Bölüm Şeytan’ın Hristiyanlık tarihi boyunca süren, ikisi de canavarlar olarak resmedilen iki yandaşıyla birlikte gerçekleştirdiği saldırılarını daha da detaylı bir şekilde anlatıyor. Şeytan’ın kontrolü altında olan ejderha ve bu iki canavar, son zamanda Allah’ın kurtarıcı faaliyetlerine karşı koymak için birleşecek ve dünyayı kendilerine biat ettirmeye çalışacaklar.


Burada uyarıda bulunulması gereklidir. Geçmişte tamamlanmış peygamberlik sözlerini yorumlamak daha kolaydır. Fakat Salı gününün dersindeki gibi, henüz gerçekleşmemiş peygamberlik sözlerine geldiğimizde, çok daha dikkatli olmalıyız. Allah şaşırmayalım diye zamanın sonunda ne olacağını bize gösteriyor fakat bilmek isteyeceğimiz tüm ayrıntıları anlatmıyor.


Şunu her zaman hatırlamalıyız: bu peygamberlik sözleri bize sonunda ne olacağını anlatıyor, son olayların ne zaman olacağını, tam olarak nasıl gelişeceğini değil. O yüzden peygamberlik sözünün bize anlattıklarının ötesinde tahmin yürütmemeye dikkat etmeliyiz. Vahiy’deki peygamberlik sözlerinin tatbiki amaçları olduğunu asla unutmayalım: Bize bugün nasıl yaşayacağımızı ve gelecek için nasıl hazırlanacağımızı öğretmek.


*2 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

24 Şubat


Deniz Canavarı


Vahiy 13:1-4, 8 ve Vahiy 17:8 ayetlerini oku. Bu canavarın özellikleri neler ve varlığı hangi safhalardan oluşuyor?


Yuhanna korkunç bir canavarın denizden çıktığını görüyor. Canavar siyasi gücün simgesi olsa da, deniz canavarının tarifi baskın özelliği din olan siyasi bir güce işaret ediyor. Deniz, içinden Roma İmparatorluğunun çöküşü sonrasında güçlenen deniz canavarının yükseldiği, Avrupa’nın yoğun nüfuslu bölgesini simgeliyor (bkz. Va. 17:15).


Yuhanna canavarın sudan yükseldiğini söylüyor. Aynı Vahiy 12:3, 4 ayetlerindeki ejderha gibi yedi kafası ve on boynuzu olması, putperest Roma ile yakın ilişkisini gösteriyor. Canavarın başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılı, boynuzlarının üzerinde de taçlar var. Canavarın başları, Şeytan’ın tarih boyunca Allah’ın halkına zulmetmek için kullanmış olduğu krallıklar (bkz. Va. 17:9–11). Küfür niteliğinde ad canavarın iddia ettiği ilahi unvana işaret ediyor. On boynuz, Roma İmparatorluğu dağıldıktan sonra içinden çıkan ulusları simgeliyor, Daniel 7:24 ayetine işaret ediyor. Deniz canavarının bu özelliklerinin hepsi, Roma İmparatorluğundan doğan papalığa işaret ediyor.


Denizden çıkan canavar, ayının ayağına ve aslanın ağzına sahip bir parsa benziyor. Aslında, canavar Daniel 7:2–7 ayetlerinde bahsedilen dört canavarın (dünya imparatorluklarının simgeleri) niteliklerinin bir birleşiminden oluşuyor: Babil, Med-Pers, Grek ve Roma. Fakat Yuhanna’nın onları tersten sıralaması, kendisinin birinci yüzyıl bakış açısından değerlendirildiğinde, canavarın Daniel 7’deki dördüncü canavarla, Roma İmparatorluğuyla ilişkili olduğunu gösteriyor.


Ejderha (Şeytan tarafından yetki verilen Roma İmparatorluğu) canavara kendi gücünü ve kendi tahtını ve büyük yetki verdi. Aynı Baba’nın Tahtını ve yetkisini Mesih’e vermesi gibi (Va. 2:27), ejderha da canavarı yeryüzündeki ortağı ve temsilcisi olarak yetkilendiriyor.


Vahiy 13:5–7 ayetlerinde, canavarın Hristiyanlık tarihi boyunca süren zulüm işlerinin süresinin 42 ay olduğu ifade ediliyor. El değmemiş kadına zulmün bir vakit, vakitler ve yarım vakit yani üç buçuk vakit ya da peygamberlik yılı sürdüğünü görmüştük (Va. 12:13, 14 ayetlerini Dan. 7:25 ile karşılaştır). Kırk iki peygamberlik ayı 30 günün 42 ile çarpılmasına, yani 1260 güne/yıla eşittir (Va. 12:6). Bu nedenle, Üç buçuk yılın, 42 ayın ve 1260 günün, hepsi aynı zaman dilimini, 1260 yılı ifade eder. Bu safha, canavarın başlarından birinin ölümcül bir yara alması ve bunun sonucu olarak geçici olarak ölmesiyle sona eriyor. Yaranın iyileşmesiyle birlikte, canavar hayata geri dönüyor. Ölümcül yaranın iyileşmesi dünyanın ona hayranlık duymasına ve ejderha ile canavara tapınmalarına yol açıyor.


PAZAR


25 Şubat


Deniz Canavarının Faaliyetleri


Dünkü derste bahsettiğimiz gibi, Vahiy 13:5 ayeti bir zulüm dönemini belirliyor. Canavarın 42 aylık faaliyeti ile, Vahiy 12:6, 14 ayetlerindeki 1260 gün/yıl süren kadına/kiliseye zulüm, aynı zaman dilimi. Bir peygamberlik günü, bir yılı simgeler (Say. 14:34, Hez. 4:6). 7. Dersteki Salı gününün çalışmasına bakın. Bu peygamberlik döneminin başlangıcı, Roma kilisesinin, başında Papa, orta çağ boyunca Batı dünyasına egemen olan dini kuvvet olarak kendisini kabul ettirdiği, aşağı yukarı M.S. 538 yılına denk gelen tarih olarak belirlenmiştir. Fransız devrimi olayları M.S. 1798 tarihinde canavara açılan ölümcül yaradır, bu sayede kilisenin baskıcı yönetimiyle devlete dayanan din anlayışına geçici olarak son vermiştir.


Vahiy 13:5–8 ayetlerini Daniel 7:24, 25 ve 2. Selanikliler 2:2–12 ayetleriyle karşılaştır. Deniz canavarının faaliyetleri ne yönden küçük boynuz ve yasa tanımaz adamın tarifleriyle örtüşüyor?


Deniz canavarının 1260 peygamberlik günü/yılı boyunca devam eden faaliyetleri, küfürler olarak tabir edilmiş. Ahit’te küfür, Allah’a eş koşmayı (Yuhanna 10:33, Mat. 26:63–65) ve O’nun yetkisini gasp etme çabasını (Markos 2:7) simgeleyebilir. Deniz canavarının küfürleri Allah’a yöneliktir; O, Tanrı’ya küfretmek, O’nun adına ve konutuna yani gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı (Vahiy 13:6). Allah’ın konutu, Mesih’in bizim kurtuluşumuz için hizmet ettiği, gökteki tapınaktır. Deniz canavarı, Mesih’in uzlaştırıcı işini, onun yerine kurtuluşu ve bağışlanmayı sağlayacağını iddia eden beşer rahipliği koymaya teşebbüs ederek inkâr eder. Sadece Allah’a ait olan bu güçleri üstlenmek, küfrün ta kendisidir.


Vahiy 13. bölüm, Roma Katolikliği başındaki papayla birlikte Allah’ın statü ve yönetim imtiyazlarını talep ettiğinde gerçekleşmiş olan, Hristiyanlıkta büyük bir sapkınlığın olduğu bir zamana işaret ediyor. Roma’ya boyun eğmeyenler zulme uğruyor ya da şehit ediliyordu. Bu tür sözler bugün sert hatta bağnazca görülse de, çok fazla insan öyle olmasını istiyor diye bugün geçmişi silmiyor.


Bir yandan bu hakikatleri diğerlerine sunarken nazik ve dikkatli olmaya çalışırken, kilise tarihiyle ilgili peygamberlik sözüne nasıl sadık kalabiliriz?


PAZARTESİ


26 Şubat


Karadan Çıkan Canavar


Vahiy 13. bölümün ilk yarısı 1260 gün/yıl süren peygamberlik dönemi boyunca faal olan Roma Katolik gücünü tarif eder. Fransız devrimi olaylarıyla bu dini-politik sistem ölümcül bir yara aldı. Fakat bu ölümcül yara önünde sonunda iyileşecek ve bu sistem yeniden hayata konulacak. Bu bölümün ikinci yarısı canavarın bu ölümcül yarasının iyileşmesinin nasıl gerçekleşeceğini tarif ediyor.


Vahiy 13:11 ayetini oku. İkinci canavarın nitelikleri neler? Vahiy 12:14–16 ayetlerinin ışığında, bu canavarın karadan çıkması ne önem taşıyor?


Yuhanna başka bir canavar daha görüyor fakat ilk canavarın aksine bu ikinci canavar karadan yükseliyor. İkinci canavar da, ilk canavar kadar etkiye sahip bir dünya gücü. Bununla birlikte korkutucu bir görüntüye sahip olan deniz canavarının aksine, kara canavarı ilk başta zararsız gibi görünüyor. Vahiy’de gördüğümüz gibi Mesih’in bir simgesi olan Kuzu gibi iki boynuzu (Va. 13:11) var. Yani, bu son zaman kuvveti Mesih’miş gibi görünüyor.


Bu kuvvet, 1260 peygamberlik günü/yılı sona ererken, ejderha’nın rahat vermeyen tufanından kaçan, Allah’ın gerçek kilisesinin bir simgesi olan kadını koruyan bölgeden yükseliyor (Va. 12:14–16). Sahneye yeni çıkan bir oyuncu olduğu çok belli olan kara canavarının, deniz canavarı Fransız devrimi olayları sırasında ölümcül yarayı aldıktan sonra ortaya çıkması, onun sadece bir son zaman oyuncusu olduğu anlamına geliyor.


1798 yılında Yeni Dünya’da hangi ulus güç kazanıyor, kudret ve büyüklük vaat ediyor ve dünyanın ilgisini çekiyordu? Simgenin uygulanışı hiçbir şüpheye mahal vermez. Bu peygamberlik sözünün şartlarını karşılayan yalnızca bir ulus vardır; şaşmaz bir şeklide Amerika Birleşik Devletleri’ne işaret etmektedir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 443.


Fakat Vahiy 13:11 ayeti gösteriyor ki, büyük ölçüde Protestan olan Amerika da, Roma İmparatorluğuna benzer dünya çapında etkisiyle, sonunda ejderha gibi, iblisin kendisi gibi konuşmaya başlayacak. Bu son dönem gücü, tüm dünyanın ölümcül yarayı almış olan ilk canavara tapınması sağlanmaya çalışılırken, bir aracı olacak. Başka bir deyişle, bir zamanlar kilise için korunma sağlayan, bir güvenli barınak olan Amerika Birleşik Devletleri, bir noktada son zaman olaylarında zalim rolünü üstlenecek.


Amerika Birleşik Devletleri’nin Vahiy 13. bölümdeki ikinci canavar olduğu anlaşıldığında, ne bugünkü gücüne ne de etkisine henüz sahip değildi. Bu gerçek, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu peygamberlik sözünde tarif edilen güç olduğunun anlaşılmasının tasdik edilmesine nasıl yardımcı olabilir?


SALI


27 Şubat


Canavarın Heykeli


Vahiy 13:12, 13 ayetlerini oku. 1. Krallar 18:38 ve Elçilerin İşleri 2:3 ayetleri, en büyüğü gökten ateş indirmek olan kuzuya benzer canavarın aldatıcı işlerinin doğasını anlamamıza nasıl yardımcı olabilir?


Kuzuya benzer canavar, mucizeler göstererek birçoklarını aslında kutsal yazılarla uyuşmayan sözlerinin doğru olduğuna ikna edecek. Ruhçuluk aracılığıyla mucizeler gösterilecek, hastalar iyileştirilecek ve inkâr edilemeyecek harikalar gerçekleştirilecektir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 593. Kuzuya benzer canavar, gösterdiği mucizelerin yardımıyla, yeryüzünün sakinlerini ölümcül yara almış olan deniz canavarının bir heykelini yapmaya ikna edecek.


Deniz canavarının ölümcül yarasının iyileşmesi, Roma papalığının bir dini-siyasi güç olarak yeniden eski haline döndürülmesini ifade ediyor. Kuzuya benzer canavarın aynı zamanda ejderha gibi konuşmaya ve deniz canavarının gücünü göstermeye başlayacak olması, onun bu simgelerle temsil edilen uluslar kadar hoşgörüsüz olacağını gösteriyor.


Böyle bir eylem bu yönetimin ilkelerine, bağımsız kurumlarının dehasına, Bağımsızlık Bildirgesi’nin doğrudan ve ciddi beyanlarına ve Anayasa’ya taban tabana zıt olacaktır. . . . Fakat böyle bir eylemin tutarsızlığı, simgede temsil edilenden daha büyük değildir. Ejderha gibi konuşan –görünürde pak, nazik ve zararsız olan– kuzu gibi boynuzlara sahip canavardır. . . .


‘Yeryüzünde yaşayanlara, canavarın onuruna bir heykel yapmalarını buyurdu.’ Burada, yasama erkinin halkta olduğu bir yönetim biçimi açıkça resmedilerek, peygamberlik sözünde belirtilen ulusun Amerika Birleşik Devletleri olduğuna dair çarpıcı bir kanıt sunulmaktadır.


Peki ‘canavarın onuruna heykel’ nedir ve nasıl meydana getirilecektir? Heykel iki boynuzlu canavar tarafından yapılmaktadır ve canavarın onuruna bir surettir. Ayrıca canavarın heykeli (sureti) de denilmektedir. Öyleyse, heykelin (suretin) niteliğini ve nasıl meydana getirildiğini anlamak için, canavarın kendisinin--yani papalığın--niteliklerini incelemeliyiz.


İlk kilise müjdenin sadeliğinden uzaklaşarak ve putperestlerin tören ve geleneklerini kabul ederek yozlaştığında, Allah’ın Ruhu’nu ve kudretini kaybetmişti; bu nedenle insanların vicdanlarını denetim altına alabilmek için dünyasal gücün desteğine ihtiyaç duydu. Sonuç olarak, devletin gücünü denetim altında tutan ve onu kendi amaçlarına ulaşmak, özellikle de sapkınlığı cezalandırmak için kullanan bir kilise, yani papalık ortaya çıktı. . . .


Birleşik Devletler’in önde gelen kiliseleri, ortak olarak tuttukları öğretiler üzerinde birleşerek, devleti kendi iman açıklamalarını zorunlu hale getirmesi ve kendi kurumlarını desteklemesi için etki altına aldıktan sonra, Protestan Amerika Roma hiyerarşisinin bir benzerini meydana getirmiş olacak, bu da kaçınılmaz olarak muhaliflerin cezalandırılmasına yol açacaktır. . . .


‘Canavarın onuruna [yapılan] heykel,’ Protestan kiliselerinin dogmalarını kabul ettirmek için dünyasal gücün desteğini aradıkları zaman gelişecek olan sapkın Protestanlık biçimini temsil etmektedir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 445, 448.


ÇARŞAMBA


28 Şubat


Canavarın İşareti


Vahiy 13. bölüm kuzuya benzer canavarın son krizde öncü bir role sahip olacağını belirtiyor. Bu dünya gücü, insanların inançlarını kontrol altına almaya teşebbüs ederek, küresel bir sistem kuracak. This system will mirror medieval Christianity under papal control.


Vahiy 13:16, 17 ve Yasanın Tekrarı 6:4–8 ayetlerini oku. Alına ve sağ ele işaret koymanın Allah’ın emirleriyle ne ilgisi olabilir?


Her sosyal sınıftan insana, alınlarına ya da sağ ellerine canavarın işaretini vurmaları için baskı yapılacak. Nasıl alındaki mühür Allah’ın Kendisinin saydıklarını belirliyorsa (Va. 7:3, 4), canavarın işareti de canavara tapanları belirliyor.


Canavarın işareti herhangi şekilde görülebilir bir işaret değil. Sağ ele ya da alına vurulması, Musa’nın İsraillilere Allah’ın yasasını, bir işaret olarak ellerine ya da alınlarına bağlamalarına dair verdiği talimatı taklit ediyor (Yas. 6:8). Sağ elin davranışlarla, alnın da zihin veya ruhsal uzlaşmayla ilgisi var. Bazıları ölüm tehlikesinden kurtulmak için canavarın işaretini almayı seçecek fakat bazıları da bu sapkın tapınma sistemine ruhsal ve zihinsel olarak kendilerini adayacak.


Son krizdeki temel mesele, emirlerini tutarak Allah’a ibadet ve itaat etme meselesi olacak (Va. 14:12). Özellikle de Sebt Günü emri, Allah’a sadakat ve itaat için bir sınav olacak. Sebt gününün Allah’ın sadık halkının itaatinin belirleyici işareti olması gibi (Hez. 20:12, 20), canavarın işareti de canavarla yandaşlığın bir işareti olacak.


Canavarın işareti, Allah’ın emirlerinin insan kaynaklı emirle yer değiştirilmesini de içerir. Bu gerçeğin en büyük kanıtı, Kutsal yazılarda Yaratıcımız tarafından emredilen ibadet günü olan Yedinci Gün Sebt’i yerine, insan kaynaklı bir gelenek olan Pazar tutulmasıdır (bkz. Dan. 7:25).


Allah’ın yetkisinin işaretini başka bir günle değiştirme girişimi, Allah’ın görevini ve gücünü gasp etme girişimidir. Canavarın işareti papalığın sebtidir. . . . Sahte sebt gününü zorla dayatan karar çıktıktan ve üçüncü meleğin yüksek sesli haykırışı insanoğlunu canavara ve onun heykeline tapmak konusunda uyardıktan sonra,. . . O zaman işte hala kuralı çiğnemeye devam edenler, canavarın işaretini alacaklar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 234.


Vahiy 13:18 ayeti şöyle diyor: Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı insanı simgeler. Sayısı 666’dır. Bu adam kim? Pavlus onu yasa tanımaz adam (2Se. 2:3) olarak tanımlıyor. Bu isimlendirme, başlarındaki küfürlü adı hak iddia ettiği ilahi unvana, sözüm ona yeryüzünde Allah’ın Oğlu’nun yerinde durmaya işaret eden deniz canavarıyla temsil edilen papalık gücüne işaret ediyor.


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Vahiy gösteriyor ki Sebt Günü tarihin sonunda itaatin bir işareti olacak. Fakat bir kişinin Pazar gününü tutmasının bugünden canavarın işaretini alması anlamına gelmediğini de unutmamalıyız. Pazar gününü tutmak, tüm aldatmacalara rağmen insanlar ibadet edilecek günü seçmek ile ilgili meseleyi açıkça anladıktan ve seçimlerini Allah ya da canavardan yana kullandıktan sonra canavarın işaretini almak anlamına gelecek. Fakat bu, önümüzdeki gelecek.


Şu anda henüz hiç kimsede canavarın işareti yoktur. Sınav zamanı daha gelmedi. Roma Katolik topluluğu da dahil, her kilisede gerçek Hristiyanlar bulunmaktadır. Onların hiçbiri aydınlanana ve dördüncü emre itaat etmekle ilgili gerçeği görene değin hükümlü değildir. Fakat sahte Sebt gününü zorla dayatan karar çıktığında ve üçüncü meleğin yüksek sesli haykırışı insanoğlunu canavara ve onun heykeline tapmak konusunda uyardığında, gerçek ile yalan arasındaki çizgi açıkça çizilmiş olacak. O zaman işte hala kuralı çiğnemeye devam edenler, canavarın işaretini alacaklar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 234.


Bugün, nasıl Sebt Günü’nü tutmak bir kişiyi kurtarılmış yapmıyorsa, Pazar gününü tutmanın da bir kişiyi kayıp yapmayacağını unutmayalım. Fakat canavarın işaretinin temel mesele ve ibadet için gün belirlemenin de sadakatin sınavı olacağı o vakitler yaklaşıyor. Vahiy, Allah’ın halkını Kutsal Kitap’ı ellerine alıp kalpleri araştıran bir ruhla peygamberlik sözünü kendi başlarına araştırmaya ve bugün Mesih için ulaşılmamış olanlara müjdeyle ulaşmak için ellerinden geleni yapmaya çağırıyor.


TARTIŞMA SORULARI:


Dünyanın bugünkü durumuna baktığınızda, politik ve dini çevrelerde Vahiy 13. bölümdeki peygamberlik sözünün tamamlanmasına yol açacak gibi görünen hangi eğilimleri görüyorsunuz?


Sonu beklerken, diğer mezheplerden Hristiyanlara karşı tavrımız nasıl olmalı? Aşağıdaki nasihati düşün: Bizim din görevlilerimiz diğer mezheplerin din görevlileriyle yakınlaşmaya çalışmalı. Mesih’in arabuluculuk ettiği bu kişilerle ve onlar için dua etmeliler. Onlar, omuzlarında önemli bir sorumluluk taşıyor. Mesih’in müjdecileri olarak bu sürülerin çobanlarına derinden ve içten bir şekilde ilgi göstermeliyiz.—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 6. cilt, s. 78.


Diğer mezheplerden Hristiyanlara karşı tavırlarımızda, tepeden bakan bir tavır ya da Hristiyanlık karşıtı gibi görünen bir ruh sergilemekten nasıl kaçınabiliriz? Kendi inançlarımızdan taviz vermeden onlara ve kişisel inançlarına ne şekilde saygı göstereceğiz?


CUMA


1 Mart


2 Mart


Ezgiler Ezgisi ve Bir İnek


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Günün birinde Ezgiler Ezgisi’nden bir vaaza denk gelen Mordecai Msimanga, Tanrı’nın yoluna dönüp kendi Zimbabweli hemşerilerine bir yol gösterici olmuştur.


Mordecai henüz gençken, 1963’te Rhodesia’daki Yedinci Gün Adventist Kilisesi’nde vaftiz oldu. Fakat iş bulmak için gittiği ülkenin ikinci büyük şehri olan Bulawayo’da, dua etmeyi ve Kutsal Kitap okumayı bırakmıştı. O dönemle ilgili Mordecai şunu söylüyor: “Kiliseden 22 sene boyunca kaçan inatçı bir insana dönüşmüştüm.”


Bu yıllarda Mordecai, asker olmuş ve Zimbabwe özgürlük mücadelesinde savaşmıştır. Zimbabwe 1980 yılında özgürlüğünü kazandıktan sonra, Mordecai kendisi için yaşamış ve Tanrı’yı düşüncelerinden uzak tutmuştur.


Bir gün, bir inek almaya karar verdi. Fakat ineği alacağı kişi bir Adventist kamp buluşmasındaydı ve Mordecai onun peşinden gitti. Kamp alanına gelince, ineğin sahibinin kısa bi süre orada olamayacağını, yakın zamanda döneceğini öğrenir ve oturup beklemeye karar verir. O sırada bir vaiz, Ezgiler Ezgisi’nden bir bölüm okumaktadır ve Mordecai’nin duyduğu sözler onu kalbinin ortasından vurur. O sırada vaiz Ezgiler Ezgisi’nden 2:15’i okumaktadır: “Yakalayın tilkileri bizim için, bağları bozan küçük tilkileri; çünkü bağlarımız yeşerdi.”


Daha sonra tilkilerin İsrailliler’in ürünlerini yediğini ve Tanrı’nın buna izin verdiğini söyledi. Çünkü doğru olanı yapmıyorlar, Tanrı’ya itaat etmeyip, onun yolunu gözetmeyip tövbe etmiyorlardı. Mordecai dinledikçe, kendisinin durumunun da İsrailliler’den çok da farklı olmadığını anladı. Eğer tövbe edip Tanrı’ya itaat etmezse, felakete sürüklenecekti. “Tanrı’dan kaçmaya çalışan İsrailliler’den hiç bir farkım yok” dedi.


Hemen ardından Tanrı’nın onu hayatı boyunca ne kadar çok koruduğunu hatırladı. Savaşa gitmiş ve tek bir yara bile almamıştı. Günahlarının boyunu aştığını hissetti. Kısık bi sesle ağlamaya başladı. Artık acısını içinde tutamıyor, gözyaşları yanaklarından yavaş yavaş süzülüyordu. Daha fazla dayanamayıp, acısını haykırarak ağlamaya başladı.


Sonradan bu anla ilgili “O an Rabbim’in önünde bir günahkar olduğumu anlamıştım” dedi.


Mordecai ayağa kalktı ve bir yandan hala haykırarak ağlarken bir yandan vaaz verilen yere doğru yürümeye başladı. Vaiz hemen vaazını durdurup insanları ortada topladı. Düzinelerce insan toplanıp önlerindeki savaş gazisinin gözyaşları eşliğinde kalplerini İsa’ya açtılar.


Şu an 68 yaşında olan Mordecai, 2006’dan bu yana Global Misyon öncüsü (Müjdeyi ulaşılmamış yerlere götüren bir misyoner) olarak hizmet verdi. Kötü ruhları kovup, komple16 kişilik bir kiliseyi pastörleriyle birlikte doğru yola getirmiştir.


Mordecai inek almaya gittiği gün ineği alamadığı için hala Tanrı’ya şükreder. “Orda beni oturtup bana vaazı dinleten Tanrı’nın Ruhu’dur, ve Tanrı’ya ne kadar şükretsem azdır.”


Şu linkte daha fazlasını bulabilirsiniz : bit.ly/mordecai-zimbabwe


2-8 Mart


Allah’ın Sonsuza Dek Kalıcı Müjdesi




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 14:6–12; Mat. 24:14; Vaiz. 12:13, 14; Çık. 20:2–11; Yşa. 21:9; Yşa. 34:8–10.


HATIRLAMA METNİ: Kutsalların tahammülü buradadır; Allah’ın emirlerini ve İsa’nın imanını koruyanların tahammülü buradadır. (Vahiy 14:12, Candemir).


Vahiy’de Şeytan’ın son zaman aldatmacasının, dünyanın canavara tapınmayı ve onun işaretini almayı tercih etmesini sağlayacak kadar başarılı olacağı anlatılıyor. Fakat, Vahiy 14:1–5 ayetlerinde Allah’ın Kendi bakiyesine, tüm dünya karşı dururken Rabb’i destekleyecek olanlara sahip olacağı söyleniyor.


Son zamanda insanlar kime tapınacaklarını seçmek zorunda kalacak, tapınıp tapınmayacaklarını değil (herkes her zaman bir şeye tapınır). Canavara tapınanlar, yaptıkları sapkın sisteme işle ya da zihnen hizmet etme seçiminin bir simgesi olarak, sağ ellerine ya da alınlarına onun işaretini alacaklar.


Aynı zamanda dünya müjdenin, Pentekost gününden beri şahit olunmamış derecede kapsamlı bir şekilde duyurulmasına tanık olacak. Allah’ın hükümleri isyankâr insanlığın üzerine dökülmeden önce, Allah her ulusa, her oymağa, her dile, her halka (Va. 14:6) uyarı mesajlarını gönderecek. Allah kimsenin mahvolmasını istemez, tersine kurtarılmasını ister. Mesih’in ölümünün tüm insanlık için olması bundandır. Mesele kimin bu imkânı değerlendirip kimin değerlendirmeyeceği.


*9 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

3 Mart


Üç Meleğin Mesajı


Sondan hemen önce Allah’ın uyarı mesajlarını göndermesi, gökyüzünde uçan üç, sesli melekle simgelenmiş. Melek kelimesinin Grekçesi (angelos), elçi anlamına gelir. Vahiy’deki kanıtlar, üç meleğin, son zaman mesajını dünya ile paylaşmak ile yetkilendirilmiş Allah’ın halkını temsil ettiğini düşündürüyor.


Vahiy 14:6 ve Matta 24:14 ayetlerini oku. İlk meleğin mesajından sonsuza dek kalıcı müjde (Va. 14:6) diye bahsedilir. Bu duyuruyu sonsuza dek kalıcı müjde diye tanımlamak bize ilk meleğin mesajının içeriği ve maksadı ile ilgili ne söylüyor? Bu mesaj neden tüm inandıklarımızın odağında?


İlk son zaman mesajı, Allah’ın dünyayı yargılama saatinin gelmiş olduğu bağlamındaki müjde duyurusudur. Müjde, İsa Mesih’e iman ve Mesih’in onlar için yaptığına dayanarak insanları kurtaran Allah hakkında iyi haberdir. Müjde, sonsuza kadar sürecek olandır çünkü Allah asla değişmez. O’nun planı bizim var olmamızdan bile önce devreye sokulmuştu (2Ti. 1:9, Tit. 1:2). İlk meleğin mesajının içeriğinde hem kurtuluş hem de yargılama bulunur. O, Allah’ı yücelten ve O’na Yaratıcıları olarak ibadet edenler için iyi haberdir fakat Yaratıcıyı ve O’nun vermiş olduğu gerçek ibadetin işareti Yedinci Gün Sebt’ini geri çevirenler için bir yargılama uyarısıdır.


Üç meleğin de mesajları yüksek sesle duyurduğu anlatılıyor (Va. 14:7, 9). Mesajlar acil ve önemli; herkes tarafından duyulmalılar çünkü mesajlar onların ebedi kaderlerini ilgilendiriyor. Yani mesaj her ulusa, her oymağa, her dile ve her halka duyurulmalı. Bu duyuru özellikle çok önemli çünkü son zamanda canavar yetkisini her oymak, her halk, her dil, her ulus (Va. 13:7) üzerinde uygulayacak. Şeytan’ın dünya çapındaki aldatıcı işlerine karşılık, müjde son zamanda dünya çapında duyurulacak.


Üç meleğin mesajı, Allah’ın halkı tarafından Şeytan ve son zaman yandaşlarına karşılık olarak duyuruluyor–putperestliğin/ruhçuluğun bir simgesi olan ejderha; Roma Katolikliğini simgeleyen deniz canavarı; ve sapkın Protestanlığı simgeleyen kuzuya benzeyen canavar ya da sahte peygamber (Vahiy 13). Şeytan bu son zaman güçlerini altıncı bela dönemi süresince kullanıyor (Va. 16:13, 14). Yani, son zamanda dünyaya, her ikisi de yeryüzündeki insanları biat ettirmeyi amaçlayan iki rakip mesaj sunulmuş oluyor.


Yedinci Gün Adventistleri olarak bizden üç meleğin mesajında bulunan son zaman gerçekleriyle dünyaya ulaşmamız isteniyor. Sen, bunun gerçekleşmesine yardımcı olmak için ne yapıyorsun? Daha fazla ne yapabilirsin?


PAZAR


4 Mart


İlk Meleğin Mesajı: 1. Bölüm


Vahiy 14:7 ve Vaiz 12:13 ayetlerini oku. Allah’tan korkmak ne anlama geliyor? Allah’tan korkma kavramı müjde ile ne şekilde ilişkilidir ve müjdenin Allah’ın emirlerini tutmakla ne ilişkisi vardır (Ayrıca bkz. Rom. 7:7-13)? Allah’tan korkmakla O’nu yüceltmek arasında ne bağlantı vardır?


Tanrı’dan korkun! O’nu yüceltin! (Va. 14:7) çağrısı, sonsuza dek kalıcı müjde bağlamında duyuruluyor. Mesih’in bizim kurtuluşumuz için yaptığını fark etmek, O’na olumlu cevap verme sonucunu doğuruyor.


Kutsal Kitap’ta Allah’tan korkmak ve O’nu yüceltmek yakından ilgilidir (Mez. 22:23, Va. 15:4). İkisi birlikte Allah’la doğru bir ilişki içinde olmayı (Eyüp 1:8) ve O’na itaat etmeyi simgeler.


Allah’tan korkmak, O’ndan ürkmek anlamına gelmez, O’nu ciddiye almak ve yaşamlarımızdaki varlığına izin vermek anlamına gelir. Allah’ın son dönem halkı, Allah’tan korkanlardır (bkz. Va. 11:18, 19:5). Allah, halkının Kendisini sevmelerini (Yas. 11:13, Mat. 22:37) Kendisine itaat etmelerini, (Yas. 5:29, Vaiz 12:13) ve O’nun kişiliğini yansıtmalarını (Yar. 22:12) ister.


Allah’ın halkının O’nu yüceltmesi önemlidir çünkü O’nun yargılama saati geldi (Va. 14:7). Burada bahsedilen yargı, ikinci gelişten önce gerçekleşen araştırıcı yargıdır. Bu yargılamanın amacı, yaptıklarımızla açığa çıkacak bir seçim olan, gerçekten Allah’a kulluk edip etmediğimizi ortaya koymaktır (bkz. 2Ko. 5:10). Bu yargılamanın sonucunda beher kişinin kaderine karar verilmiş olacak (Va. 22:11) ve İsa her kişiye yaptıklarına göre ödülünü vermek için gelecek (Va. 22:12).


Vahiy 14. bölümdeki yargılama müjdenin bir parçasıdır. Allah ile doğru bir ilişki içinde olanlar için yargılama iyi haberdir; suçsuzluğunun kanıtlanması, kurtuluş, özgürlük ve sonsuz yaşam anlamına gelir. Fakat itaat etmeyenler için, tövbe edip bu son zaman mesajını kabul ederek Allah’a dönmedikleri sürece, kötü haberdir. Allah kimsenin mahvolmasını istemez tersine herkesin tövbeye gelmesini ister (2Pe. 3:9).


Yargılamada tek başına nasıl ayakta dururdun? Yaşamın senin için hangi hükmü ortaya çıkarırdı? Cevabın müjdeye olan ihtiyaçla ilgili sana ne söylüyor ve ilk meleğin mesajıyla neden bu kadar yakın derecede ilişkili?


PAZARTESİ


5 Mart


İlk Meleğin Mesajı: 2. Bölüm


Vahiy gösteriyor ki, dünya tarihinin son krizindeki temel mesele, O’nun emirlerini tutmak ile açığa vurulan bir Allah’a ibadet ve itaat etme meselesi olacak (Va. 14:12). Dünyadaki insanlar ikiye bölünecek: Allah’tan korkup O’na ibadet edenler ve canavardan korkup ona tapınanlar.


On emir’in ilk dört buyruğunu gözden geçir (Çık. 20:2–11). Sonra da Vahiy 13. bölümü oku. Canavarın kendisine tapınılmasını istemesi (Va. 13:15), tapınılsın diye canavarın bir heykelinin yapılması (Va. 13:14, 15), Allah’a ve O’nun adına küfredilmesi (Va. 13:5, 6 ) ve canavarın işaretinin alınması (Va. 13:16, 17) ne şekilde Şeytan’ın son krizde On Emir’in ilk dört emrine yapacağı saldırılara işaret ediyor?


On Emir’in ilk dört emrinde merkezi kavram ibadettir. Vahiy, bu emirlerin son krizde Allah’a bağlılığın bir sembolü olacağını belirtiyor. Mesih ve Şeytan arasındaki son çatışma, açıkça ibadet ve ilk dört emir hakkında olacak.


Son krizin anahtar konusu, ilk meleğin mesajındaki ikinci öğütte vurgulanıyor. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana (Va. 14:7) tapınma çağrısı, neredeyse tamamen On emir’in dördüncü emrinden alıntıdır (Çık. 20:11). Bu gerçek de Yaratan Allah’a tapınma çağrısının, Sebt gününün tutulmasına çağrı olduğunu gösteriyor.


Yedinci Gün olan Cumartesi günü dinlenip ibadet etmek, bizim Allah’la olan ilişkimizin özel bir işaretidir (Çık. 31:13, Hez. 20:12). İkinci meleğin mesajı bir Yaratan’a ibadet etme çağrısıdır.


Devletin yasasına itaat ederek dördüncü emre aykırı biçimde sahte şabatı tutmak, Allah’a karşı duran güce bağlılık bildirisi anlamına gelecektir; Allah’ın yasasına itaat ederek gerçek Şabat gününü tutmak ise, Yaratıcı’ya sadakatin bir ifadesidir. Bir sınıf dünyasal güçlere itaatin ifadesini kabul ederek canavarın işaretini alırken, diğer sınıf ilahî otoriteye bağlılığın işaretini seçerek, Allah’ın mührünü almaktadır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele s. 610.


Bizim Yaratılış ve Kurtuluşa bakışımız ne şekilde ilişkili? Allah’ın yaptığı gibi Sebt günü dinlenmek neden çok önemli?


SALI


6 Mart


İkinci Meleğin Mesajı


İkinci meleğin mesajı Babil’in düşüşünü ya da sapkınlığını duyuruyor ve onun sahte bir dini sistem olduğunu belirliyor. Vahiy 17:5 ayetinde Babil, ‘dünya fahişelerinin anası’ olarak tanımlanmıştır. Kızları ile, onun öğretilerine ve geleneklerine bağlı kalan ve dünyayla gayrimeşru bir işbirliği yapmak için gerçeği ve Allah’ın onayını feda etme örnekliğini izleyen kiliseler simgeleniyor olmalıdır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 386.


Vahiy 14:8, Vahiy 18:2 ve Yeşaya 21:9 ayetlerini oku. Yıkıldı kelimesinin iki kere tekrarlanması, Babil’in ilerleyen sapkınlığına işaret ediyor ve onun ahlâki olarak tamamen çökmüş olduğunu belirtiyor. Peki Babil’in düşüşünün ileride gerçekleşecek olması daha önce belirtilmiş olmasına rağmen, ondan neden çoktan düşmüş diye bahsediliyor?


Vahiy’deki son zaman Babil’i, Roma Katolikliği ve sapkın Protestanlığın da dahil olduğu sahte dini sistemlerin bir birleşimi. Bunlar, kendilerini Allah’ın halkına karşı Şeytan’ın kulluğuna adayacaklar (bkz. Va. 13:11–18, Va. 16:13, Va. 17:6). Bu sapkın dini birlik, kendisini Allah’ın üzerine yücelterek dünya’da O’nun yerini almaya çalışmakta eski Babil’in kibrini gösterecek. İkinci meleğin mesajı Allah’ın halkını, bu aşağılık sistemin son zaman müjde mesajının ışığını reddettiği için gerçekten gittikçe uzaklaşacağına dair uyarıyor. Tüm Hristiyan aleminde kilisenin dünyayla birleşmesi tamamen gerçekleşinceye dek, Babil’in çöküşü tamamlanmayacaktır—Ellen G. White, Büyük Mücadele, p. 393.


Vahiy 14:8, Vahiy 17:2 ve Vahiy 18:3 ayetlerini oku. Babil dünyanın kendisinin fuhşunun şarabını içmesini nasıl sağlıyor? Şarap neyi simgeliyor?


Vahiy 17. bölüm, Babil’i yeryüzündeki insanların kendisiyle birlikte ölümsüzlük şarabını içmelerini sağlayan bir fahişe olarak resmediyor (bkz. Va. 17:2).


Babil’in şarabı, bu sapkın dini sistem tarafından sunulan sahte öğretilerin ve sahte müjdenin bir ifadesi. Bugün bir çok Protestan kilise, Kutsal Kitap’ın peygamberlik sözünü yerine getirircesine bir zamanlar onları Roma Katolik kilisesinden ayıran farklılıkları hızla ortadan kaldırıp gerçeğe sırt çeviriyorken, biz Babil’in şarabının sözde Mesih’in bedenindeki yozlaştırıcı etkisine tanık oluyoruz: ilk meleğin mesajındaki Yaratılış’a yapılan göndermeyle tamamen tezat oluşturan teistik (tanrıcı) evrim; Sola Scriptura (Yalnızca Kutsal Yazılar) ilkesinin yerini teolojik geleneklerin alması; Kutsal Kitap’taki cinsiyet, evlilik ve benzeri kavramların tanımlarını terk eden, yeniden düzenlenmiş bir ahlâk anlayışı. Zehirlenmiş insanlar sağlıklı bir şekilde düşünemezler. İnsanlar Babil’in şarabıyla ruhsal olarak sarhoş oldukça, Babil onları deniz canavarına tapınmaları ve canavarın işaretini almaları için ayartacak.


ÇARŞAMBA


7 Mart


Üçüncü Meleğin Mesajı


Vahiy 14:12 ayeti Allah’ın sadık halkını ne şekilde tarif ediyor?


Allah’ın sadık halkının tersine, Vahiy 14:9, 10 ayetleri Allah’ın gazabıyla karşılaşacak olanların kaderiyle ilgili uyarıda bulunuyor. Eski Ahit’te Allah’ın gazabının dökülmesi, sembolik olarak bir kâseden şarap içmek olarak tarif edilir (Yer. 25:15, 16). Canavara tapınanları bekleyen yargılamanın şiddeti, Allah’ın saf olarak hazırlanmış (Va. 14:10) [Tanrı’nın kızgınlık bardağına katışıksız olarak boşaltılan - Cosmades]dökülen gazabının şarabını kâseden içmek olarak ifade edilmiş. Eski zamanlarda insanlar şarabın sarhoş edici etkisini yumuşatmak için genellikle onu suyla karıştırırlardı. Ancak Allah’ın gazabı katışıksız (akratu) olarak tasvir ediliyor. Saf, katkısız şarap, Allah’ın gazabının merhametle birlikte değil, tüm kuvvetiyle dökülmesini temsil ediyor.


Vahiy 14:10, 11 ve 20:10-15 ayetlerini oku. Yeşeya 34:8–10 ve Yahuda 7 ayetleri, Çektikleri işkencenin dumanı sonsuza dek tütecek. ifadesine ne şekilde ışık tutuyor?


Ateş ve kükürtle işkence ifadesi, toptan bir yıkımı işaret ediyor. Ateş ve kükürt, yargılamanın bir aracıdır (Yar. 19:24, Yşa. 34:8–10). Yıkımın tüten dumanı Kutsal Kitap’ın iyi bilinen imgelerinden biridir. Yeşaya Edom’un gelecekteki yıkımının ateş ve kükürtle olacağını öngörmüştü: ülkenin her yanı yanan zift olacak. Zift gece gündüz sönmeyecek, dumanı hep tütecek (Yşa. 34:10). Yahuda Sodom ve Gomora’nın kaderinin de sonsuza dek ateşte yanma (Yah. 7) cezası olduğunu söylüyor. Bu ayetler dinmeyen bir yangından bahsetmiyor, bu şehirlerin hiç biri bugün yanmıyor. Sonsuza dek süren akıbetleri, yanmaları değil. Vahiy’de sonsuza dek ateşte yanma, imha edilmenin bir ifadesi; Ateş artık yanacak bir şey kalmayıp her şey tükeninceye kadar sürecek.


Cehennem ateşinin kayıplara sonsuza kadar işkence etmeyeceği gerçeği için müteşekkir olabiliriz fakat cezanın kendisi hala yeterince kötü. Bu, bize verilmiş olan, gelmekte olana dair diğerlerini uyarma kutsal göreviyle ilgili bize ne söylemeli?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Büyük Mücadele kitabında 608–617. sayfalardaki Son Uyarı bölümünü oku.


Vahiy gösteriyor ki, son zamanda Allah’ın halkı, son zaman müjdesini dünyaya yaymakla görevli. Önümüzdeki iş göz korkutucu fakat imkansız değil. Bununla birlikte biz Allah’ın gücü vaadine de sahibiz.


Muazzam müjde işinin tamamlanışında Allah’ın gücünün tezahürü, başlangıcına damga vurandan daha az olmayacaktır. . . .


Bildiri, kanıtlardan çok Allah’ın Ruhu’nun kesin ikna gücüyle yayılacaktır. Kanıtlar sunulmuştur. Tohum ekilmiştir, şimdi de filizlenerek meyve verecektir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 616, 617.


Allah’ın son mesajının yayılmasının tamamlanması, dünyadaki insanların kesin bir şekilde iki gruba bölünmelerini sağlayacak: Allah’ı seven ve O’na itaat edenler ve canavarın peşinden gidip ona itaat edenler. Bu bölünme iki hasat üzerinden tarif ediliyor: Biçilerek ambara alınan ekinler (Va. 14:14–16) ve toplanarak masaraya atılan üzümler (Va. 14:17–20). Vahiy 17. ve 18. bölümlerinin konusu bu son ayrışmadır.


TARTIŞMA SORULARI:


Yedinci Gün Adventistleri dışında üç meleğin mesajını kimin vaaz ettiği fikri üzerinde düşün. Bu gerçek, işimizin ne kadar önemli olduğuna ve onu ne kadar ciddiye almamız gerektiğine dair bize ne anlatmalı?


Yargılama sence Hristiyanlar arasında niye rağbet görmeyen bir kavram? İkinci geliş öncesi yargılama kavramı günümüz Hristiyanları için ne anlam ifade ediyor? İmanlı kardeşlerinin, ikinci geliş öncesi yargılamanın gerçek anlamını daha iyi kavramalarına yardımcı olmak için ne yapabilirsin?


Think about the question of the Sabbath in the context of final events. The issue is: Whom will we worship—the Creator of the heaven and the earth (Rev. 14:7, NASB), or the beast power? The Bible teaches that the seventh-day Sabbath is the oldest (Gen. 2:2, 3), most foundational sign of God’s creatorship of the heaven and the earth. What does that truth teach us about why the Sabbath, as one of God’s commandments (Rev. 14:12), plays such a prominent role in the final crisis?


CUMA


8 Mart


9 Mart


Güç Araçları ve bir Gemi


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır


Yedinci Gün Adventistleri Rusya’da sağlıklı yaşam tüyoları paylaşmak için bir gemi yolculuğuna çıkmışlardı ve geminin kaptanı sigarayı bıraktı.


Çocuklar Rus sokaklarında dağıtılmak üzere On Emir ile ilgili mektuplar yazmışlardı.


Doğu Ukrayna’da savaşla evleri harap olmuş insanlara evangelist buluşmalar güç imkanı sağlıyordu.


Bunlar Adventist Kilisesi’nin Avrasya Bölümü’nün çoğunlukla eski Sovyet toprağı olan ve neredeyse hiç Adventist olmayan bölgelerde üye kazanmak ve müjdeyi yaymak için kilise üyelerinin yaptıkları yenilikçi hareketlerden bazılarıdır.


“Burası zor bir bölge, fakat Tanrı kilise üyelerindeki özveriyle çalışıyor” yorumunu yaptı bölüm başkanı Michael Kaminskiy.


On bir tane Adventist sağlık uzmanı 2 haftalık bir gemi yolculuğuyla Volga Nehri’ndeki antik Rus şehirlerine gittiler. Yolculuk, özel bir Rus sağlık organizasyonu tarafından düzenlenmiş olup, sıkça turizm amaçlı kullanılan bir rota izlemiş, Adventistler ise buraya hem su, gün ışığı, egzersiz ve dinlenme üzerine sağlık prensiplerini anlatmaya, hem de sigarayı bırakma derslerini yürütmeleri için çağırılmışlardı.


Oldukça fazla sigara içen geminin kaptanı da bu sınıflara katıldı. Batı Rus Birlik Konferansı’nın başkanı olan Ivan Velgosha, kaptan hakkında, “O kadar çok sigara içiyordu ki her zaman çevresinde bir duman tabakası vardı” dedi.


Yolculuğun sonunda kaptan sigarayı bırakmıştı ve gemiyi sigarasız alan yaptı. Adventistler ona sağlıklı yaşamla ilgili bir kitap bırakıp İsa’nın ona bir daha asla sigara içmemesi için ona yardım edeceğini söylediler. Velgosha kaptanın yolculuktan bir ay sonra bile hiç sigara içmediğini söyledi.


Nizhny Novgorod şehrinde çocuklar, Tanrı’ya olan sevgilerini, O’nun emirleri ile ilgili mektuplar yazarak gösteriyordu. Bir çocuk şöyle yazmıştı, “Hep üçüncü emri hatırlayalım ki Tanrı hakkında kötü şeyler söylemeyelim”. Bir başka çocuk da şöyle yazmıştı, “Eğer insanlar hırsızlık yapmasaydı, dünyanın en zengin ülkesi olurduk.” Bu çocuklar sokakta 5 gün boyunca bu mektupları insanlara dağıttılar.


Doğu Ukrayna’da kilise üyeleri bedava elektrikli matkap çekilişleri yapılmasıyla erkeklerin müjdeci buluşmalara daha çok ilgi gösterdiğini farkettiler. Kadınlar halihazırda katılım sağlıyorlardı, fakat erkeklerin katılımı kilise elektrikli matkap çekilişi yapmaya başlayınca keskin bir şekilde yükseliş gösterdi, dedi Ukrayna Birlik Konferansı başkanı Stanislav Nosov.


“Erkeklerin çatışmalarda harap olan evlerini tamir edebilmeleri için ekipmana ihtiyaçları var,” dedi. Doğu Ukrayna’daki birçok kasabada 2 haftalık evangelist buluşmalarda günlük çekilişler yapıldı. Kazananlar bir kap seti veya matkap arasında seçim yaptılar, ayrıca yedi buluşmaya ardı ardına katılım sağlayanlara makarna, şeker, süt ve bunun gibi temel gıda yardımı yapıldı. Düzinelerce insan vaftiz edildi.


“Tanrı tüm kilise üyelerinin katılımıyla mucizeler yaratıyor,“ dedi Kaminskiy.



*9–15 Mart


Son Yedi Bela




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 15:1; 7:1–3; 14:9, 10; 16:1–12; 17:1; Daniel 5; Va. 16:16; 2Se. 2:9–12.


HATIRLAMA METNİ: Ya Rab, senden kim korkmaz, adını kim yüceltmez? Çünkü kutsal olan yalnız Sensin. Bütün uluslar gelip Sana tapınacaklar. Çünkü adil işlerin açıkça görüldü (Vahiy 15:4).


Vahiy 11:18 ayeti son Armagedon savaşından hemen önce dünyadaki olayları şu şekilde özetliyor: Uluslar gazaba gelmişlerdi. Dünyadaki işlerin bu durumu İsa’nın son günler tarifiyle uyuşuyor (Luka 21:25), ardından da Allah’ın tövbe etmeyenlerin üzerine dökülen yedi bela biçiminde gerçekleşen yargısı, yani gazabı geliyor (Va. 15:1).


Vahiy 15. bölüm, bu ilahî gazapla dolu yedi tas taşıyan yedi meleğin resmedilmesiyle başlıyor. Fakat dökülme gerçekleşmeden önce, Allah’ın sadık halkının geleceğinden bir kesit görüyoruz (Va. 15:1–4). Onlar, camdan bir denizi andıran bir şeyin üzerinde duran, Musa’nın ve Kuzu’nun ezgisini söyleyen, canavara, heykeline ve adını simgeleyen sayıya karşı zafer kazananlar (Va. 15:2) olarak tanımlanıyorlar; tüm tasvirler Kızıldeniz kıyısında Allah’ın Mısırlılara karşı kazandığı zaferi kutlayan İbranileri anımsatıyor (Mısırdan Çıkış 15).


Bu muzaffer kutsallar, Vahiy 14:1–5 ayetlerinde bahsedilen aynı 144.000 kişidir. Canavarın işaretini reddetmiş olduklarından, son yedi beladan korunuyorlar. Daha sonra, İkinci Geliş’te, ölümlü bedenleri dönüştürülüp ölümsüzlük giydiriliyor (1Ko. 15:51–54), İsa güç ve yücelik içinde geldiğinde diriltilen kutsallara katılacaklar (1Se. 4:17).


*16 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

10 Mart


Son Yedi Belanın Anlamı


Artık insanlar bilinçli olarak tercihlerini Allah ya da Babil yönünde yapmışlardır. Fakat Mesih gelmeden önce, tutulmuş olan Şeytan’ın öfkesinin yıkıcı rüzgârları (Va. 7:1–3) serbest bırakılıyor ve hemen ardından da son yedi bela geliyor.


Vahiy 15:1 ayetini ve Mısırdan Çıkış 7–11 bölümlerini oku. Son yedi belanın zemini olarak kabul edilen Mısırlılara gönderilen felâketler, amaçları ve anlamları bakımından ne şekilde öğreticidir?


Son yedi belaya son belalar denmesinin sebebi, dünya tarihinin en sonunda gerçekleşmeleridir. Buna karşıt olarak, yedi borazan belaları Hristiyan çağının tamamını içine alan bir zaman dilimini kapsar, fakat faaliyet alanları kısıtlıdır. Bunlar, müjdenin vaaz edilmesi sürerken (Va. 10:8–11:14) ve arabuluculuk gerçekleşirken (Va. 8:2–5) icra edilirler. Merhametle karışıktırlar ve Allah’ın halkının düşmanlarını tövbe ettirme amacı taşırlar.


Öte yandan, son yedi bela İkinci Geliş’ten hemen önce dökülür. Bunlar, Firavun gibi kalpleri Allah’ın kurtaran sevgisine karşı katılaşmış olan ve tövbe etmek istemeyenlerin üzerine dökülür (Va. 16:11). İlahî gazap insanların yaptıkları seçimlere Allah’ın adil yargısıdır (bkz. Rom. 1:26–28) ve kaybolanlar şimdi kendi tercihlerinin sonuçlarını biçmektedirler.


Vahiy 15:5–8, Mısır’dan Çıkış 40:34, 35 ve 1. Krallar 8:10, 11 ayetlerini oku. Kimse tapınağa giremedi (Va. 15:8) ifadesi, son yedi belanın zamanlamasıyla ilgili ne düşündürüyor?


Kimse tapınağa giremedi (Va. 15:8) ifadesi, deneme süresinin sona erişine işaret ediyor. (Va. 22:11). Mesih’in gökteki arabuluculuk hizmeti sona ererken, tövbe etme fırsatının kapısı sonsuza dek kapanıyor. Dolayısıyla son yedi bela kimsenin tövbe etmesini sağlamayacak, tersine Babil’in tarafında olmayı seçenlerin kalplerinin katılığını açığa vurarak, Allah’tan daha da çok nefret etmelerine neden olacak (Va. 16:9, 11).


Her geçen gün daha da kötüye gidecek olan etrafındaki dünyaya bir bak. Belaların bu kadar gecikmiş olması Allah’ın merhameti ve sabrına dair bize ne öğretiyor?


PAZAR


11 Mart


Son Belaların Dökülmesi


Mesih’in göksel tapınaktaki arabuluculuğunun sona erişiyle, her bireyin kaderi sonsuza dek belirlenir. Müjdeye burun bükenlerin Allah’ın gazabını tamamıyla tecrübe etme zamanı artık gelmiştir.


Son yedi bela Mısır üzerine dökülen belaların bir yansımasıdır (Mısır’dan Çıkış 7–11). Tıpkı Mısır belaları Mısırlıları etkilerken İsraillilerin korunduğu gibi, bu sıkıntı zamanında da Allah’ın halkı korunacaktır (Mez. 91:3–10; bkz. Büyük Mücadele, s. 634, 635). Mısır’daki belalar Firavun’un kalbinin katılığını açığa vurarak, Mısırlılara tanrılarının onları korumaktaki acizliğini göstermişti. Benzer şekilde, son yedi bela da deniz canavarına tapınanların kalplerini katılaştıracak ve Babil’in onları ilahî yargıdan korumaktaki acizliğini gözler önüne serecek.


Vahiy 16:1–11 ayetlerini oku. Burada ne oluyor ve nasıl resmedilmiş?


İlk dört bela evrensel değildir, yoksa yeryüzünün sakinleri toptan helâk olurlardı.—Büyük Mücadele, s. 634. İlki, sadece canavara tapanlar üzerinde acı verici ve iğrenç yaralar açıyor. İkinci ve üçüncü belalar denizleri, ırmakları ve su pınarlarını etkileyerek bunları kana dönüştürüyor. İçecek su olmayınca isyankâr insanlık hayatta kalamaz. Dördüncü bela güneşi etkiliyor, böylece insanları kavurarak dayanılmaz acılara yol açıyor.


Belaların yol açtığı dayanılmaz acılar günahkâr insanlığın kalbini yumuşatarak isyankâr davranışlarından vazgeçmeye yönlendirmiyor. Aksine, bu belaları gerçekleştiren Allah’a küfredip lanet okuyorlar. Hiçbiri tövbe de etmiyor.


Vahiy 16:10, 11 (ayrıca bkz. Çık. 10:21–23) ayetlerinde, beşinci belanın canavarın tahtını vurduğunu görüyoruz. Tahtı canavara devretmiş olan Şeytan’dı (Va. 13:2). Artık Şeytan’ın yetkisinin merkezi bile bu belaların gücüne karşı duramaz. İnsanlar acı içinde kıvranırken, Babil’in kendilerini korumaktan acizliğini fark ediyorlar. Ne var ki, Allah’a karşı şartlanmış oldukları için, belaların dehşeti bile onların kalplerini değiştirmiyor.


Başımıza bir felâket gelmesi halinde Allah’ın sevgisini O’na ıstırap içindeyken bile güvenecek kadar bileceğimiz ölçüde, Rab ile ne şekilde yakın bir yürüyüş sağlayabiliriz?


PAZARTESİ


12 Mart


Fırat Nehri Kurutuluyor


Vahiy 16:12 ile Vahiy 17:1 ve 15 ayetlerini oku. Fırat Irmağı simgesi neyi temsil ediyor? Son yedi bela bağlamında, Fırat Irmağı’nın kurutulmasının önemi nedir?


Eski Ahit’te, Fırat Irmağı İsrail’in düşmanları Asur ve Babil için çok önemli bir destek vasıtasıydı. Irmak Babil boyunca akıyordu ve şehir için önemliydi, çünkü ekinleri büyütüyor ve insanlara su sağlıyordu. Fırat olmasa Babil ayakta kalamazdı.


Vahiy 17:1 ayeti son zaman Babil’ini engin suların kenarında oturan şeklinde tanımlıyor, bu muhtemelen Fırat Irmağı’na bir göndermedir (bkz. Yer. 51:13). Vahiy 17:15 ayeti son zaman Babil’inin üzerinde oturduğu suların onu destekleyen insanlar olduğunu açıklıyor; sistemin arkasındaki dünya çapında sivil, dünyasal ve politik güçler. Ancak bu güçler sonunda desteklerini geri çekecekler.


Altıncı bela sahnesi, eski Babil’in Pers Kralı Koreş tarafından ele geçirilmesini yansıtıyor (bkz. Daniel 5). Antik tarihçi Herodot’a göre, Kral Belşassar ve adamlarının ziyafette olduğu gece Persler Fırat’ın yönünü değiştirmiş ve Babil’e nehir yatağı üzerinden girerek şehirdekileri gafil avlamışlardı.


Vahiy 16:12 ayetindeki sembolik Fırat’ın kurutulması, son zamanda Babil’in ele geçirilmesiyle sonuçlanıyor. Vahiy’deki Fırat Irmağı dünyanın sivil, dünyasal ve politik güçlerinin Babil’e destek verişini temsil ettiği için, Fırat’ın kuruması da onların desteklerini çekmeleri ve ardından saldırmalarıyla Babil’in düşüşünü simgeliyor.


Dünyadaki insanlar doğadaki çalkantıları gördükçe (bkz. Va. 16:3–9), korunmak için Babil’e yöneliyorlar. Fakat beşinci bela Babil’in yetkisinin merkezini vurduğundan (Va. 16:10, 11), oradan yardım beklemenin boşuna olduğunu görüyorlar. Aldatılmışlık hissiyle Babil’in aleyhine dönüyorlar ve onun düşmesine yol açıyorlar (bkz. Va. 17:16). Fakat buna rağmen, kalplerinin Allah’a ve O’nun halkına karşı hâlâ katı olduğunu görüyoruz. Böylelikle onlar, Şeytan’ın Allah’ın halkını yeryüzünden silmek için dünyayı onlara karşı birleşmeye sürükleyeceği son aldatmaca için verimli toprak haline geliyorlar.


İnsanlara ve insani kurumlara güvenmenin ne kadar riskli olduğunu hangi şekillerde öğrendin?


SALI


13 Mart


Şeytan’ın Son Büyük Aldatmacası


Vahiy 16:12 ayeti bize Fırat Irmağı’nın kurutulmasının sebebinin gündoğusundan gelen krallara yol açmak olduğunu söylüyor. Eski Ahit’te gündoğusundan gelen krallar kuzeyden gelen ve sonrasından Babil’e doğudan yaklaşan Koreş ve ordusuydu (Yşa. 41:25). Onların Babil’i ele geçirmeleri Allah’ın halkının anayurtlarına dönmelerini mümkün kıldı (Yşa. 44:27, 28). Aynı şekilde, sembolik Fırat’ın kurutulması da Allah’ın son zaman halkına kurtuluş sağlamaları için doğudan gelen kralların yolunu açıyor.


Vahiy 16:12 ayetindeki doğudan gelen krallar ise Mesih ve O’nun göksel melekler ordusu. İsa ikinci gelişinde, günahsız meleklerin giysisi olan (Va. 15:6) beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan (Va. 19:14) melekler ordusuyla birlikte görünecek. Göğün ordusunun eşlik ettiği Mesih, Vahiy 17:4 ayetinin gösterdiği gibi, halkına zulmeden şeytani güçleri yenecek (Mat. 24:30, 31 ile karşılaştır). İkinci Geliş’ten önce Allah’ın halkına karşı gerçekleştirilen bu son çatışma, Armagedon savaşı olarak bilinir.


Vahiy 16:13, 14 ayetlerini oku. Üç kötü ruhun Armagedon savaşına hazırlıktaki rolü nedir? Bunlar ne şekilde Vahiy 14. bölümdeki üç melek mesajının şeytani sahteleridir (bkz. 1Ti. 4:1)?


Deneme süresinin bitmesinden hemen önce gerçekleşen son olaylar sırasında, her insanoğlu Armagedon savaşında iki taraftan hangisinde yer alacağını seçmeye sevk edilecek. Yuhanna, bu ruhsal savaşın açılışı olarak, kurbağaya benzer üç kötü ruh görüyor. Şeytan’ın son aldatma girişimi, yalancı kötü ruhlarla gerçekleşiyor.


Ejderha (putperestlik ve ruhçuluk), deniz canavarı (Roma Katolikliği) ve sahte peygamber (sapkın Protestanlık), Şeytan’ın emri altında birleşiyor (bkz. Va. 13:11, 12). Şeytan kuzuya benzer canavarın mucizevî belirtiler göstermesini sağlıyor (bkz. Va. 13:13–17), bunların arasında ruhsal tezahürler de var. Bu belirtiler, Şeytan’ın dünyayı gerçek Tanrı yerine kendisini izlemeye ikna etmek için uyguladığı son zaman aldatmaca stratejisinin bir parçası.


Allah’a ve O’nun gerçeğine duydukları nefretle gözleri kör olan dünya liderleri, Şeytan’ın hoşa giden dini bir kisveyle örtülmüş yalanlarına kolaylıkla inanırlar (2Se. 2:9–12). Sonunda, bu dünyanın sonunu getirecek olan savaşta birleşecekler.


ÇARŞAMBA


14 Mart


Armagedon Savaşı için Toplanma


Vahiy 16:16 ayetini oku. Şeytan’ın son zaman aldatmacası, dünya halkını Armagedon savaşı için bir araya toplamakta ne kadar başarılı olacak?


Aldatıcı şeytani mucizeler dünya çapında başarıya ulaşacak. İnsanlar Kutsal Kitap öğretilerine burun kıvırdıklarından, aldatıcı mucizelerin eşlik ettiği bir yalana inanacak (bkz. 2Se. 2:9–12). Aynı amaçta birleşecekler, bu da İbranice Megiddo dağı anlamına gelen Armagedon denilen bir yerde toplanmalarıyla simgeleniyor. Megiddo bir dağ değil, Karmel Dağı’nın eteklerindeki Yizreel Vadisi’nde (ya da Ezdrelon Ovası’nda) bulunan hisarlı bir şehirdi ve stratejik olarak önemli bir bölgeydi.


Ezdrelon Ovası İsrail tarihindeki pek çok önemli savaşın gerçekleştiği yerdi (bkz. Hak. 5:19; Hak. 6:33; 2Kr. 9:27; 2Kr. 23:29, 30). Vahiy, Mesih ile kötülüğün güçleri arasındaki Armagedon adı verilen son büyük çatışmayı betimlemek için bu tarihsel arka planı kullanıyor. Dünya halkı, şeytani birliğin önderliği altında birleşmiş bir ordu olarak resmediliyor.


Anlaşıldığı kadarıyla Megiddo dağı ile antik Megiddo kentinin üzerine kurulduğu vadiden yükselen Karmel Dağı kastediliyor. Karmel Dağı, Allah’ın gerçek peygamberi (İlyas) ile Baal’ın sahte peygamberleri arasında, İsrail tarihindeki en önemli çarpışmalardan birinin gerçekleştiği yerdir (1. Krallar 18). Bu hesaplaşma, Gerçek Tanrı kimdir? sorusuna cevap vermişti. Gökten gelen ateş, Rabb’in yegâne gerçek ve ibadet edilecek Tanrı olduğunu göstermişti. Armagedon savaşının ruhsal meselesi (Allah’a mı yoksa insana mı itaat edeceğimiz konusu) belalar başlamadan önce kararlaştırılmış olsa da, ejderhanın, canavarın ve sahte peygamberin tarafını tutanlar (Va. 16:13) o andan itibaren tamamen iblis tarafından kontrol edilecekler (İsa’nın çarmıha gerilmesine yol açan Yahuda gibi [Luka 22:3]). Kaybeden tarafı seçmiş olarak, dağlara kendilerini saklamaları için yalvaranlar arasında olacaklar (Va. 6:16; ayrıca 2Se. 1:7, 8 ayetlerini oku).


Fakat belalar yağmaya başlamadan önce, Vahiy 13:13, 14 ayetleri kara canavarını başka bir ruh öncülüğündeki sahte uyanışları da içeren Şeytan’ın taklidinin Allah’ın işi olduğuna dünyayı inandırmak için gökten yere ateş yağdırırken resmediyor.


Armagedon Ortadoğu’da bir yerde uluslar arasında gerçekleşecek askeri bir savaş değil, Mesih’in karanlığın güçlerine kararlı bir şekilde karşı koyduğu dünya çapında ruhsal bir mücadeledir (bkz. 2Ko. 10:4). Son savaşın sonucu da Karmel’de olduğu gibi, ancak küresel ölçekte olacak: karanlığın güçlerine karşı Allah’ın mutlak zaferi.


İnsanlar yıllardır Ortadoğu’daki politik ve askeri çalkantıları sonun ve Armagedon’un belirtileri olarak görüyorlar. Pek çok öngörüye, belirlenen tarihlere rağmen, tasavvur ettikleri Armagedon gerçekleşmedi. Peki biz, bu yerel olayları Kutsal Kitap’taki peygamberlik sözünün yerine gelmesi olarak görüp, benzer hatalara düşmekten kendimizi nasıl koruyabiliriz?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ancak zihnini Kutsal Kitap’ın hakikatleriyle güçlendirmiş olanlar son büyük çatışmada ayakta kalabileceklerdir. Her cana bu araştırma sorusu gelecektir: İnsanlardan çok Allah’a mı itaat etmeliyim?.. Elçi Pavlus, son günlere doğru bakarak şöyle bildirdi: ‘Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar’ (2. Timoteos 4:3). O zaman kesinlikle gelmiştir. Büyük kalabalıklar Kutsal Kitap gerçeklerini istemiyor, çünkü bu gerçekler günahlı ve dünyayı seven yüreğin arzularına karşı çıkıyor; Şeytan ise onlara sevdikleri hileleri veriyor.


Fakat Allah’ın yeryüzünde, tüm öğretilerin standardı ve tüm reformların esası olarak yalnızca ve yalnızca Kutsal Kitap’a bağlı kalacak bir halkı olacaktır. Eğitimli kişilerin fikirleri, bilimin çıkarımları, kilise konseylerinin, sayısı temsil ettikleri kiliseler kadar çok ve uyumsuz olan iman açıklamaları veya kararları, çoğunluğun sesi – bunların herhangi biri ya da tümü birlikte, dinsel inancın herhangi bir hususunun lehine veya aleyhine kanıt olarak kabul edilemez. Herhangi bir öğretiyi veya ilkeyi kabul etmeden önce, bunu destekleyen açık bir Rab diyor ki ifadesi talep etmeliyiz...


Büyük aldatmaca oyununun son perdesinde, Şeytan’ın kendisi Mesih’i taklit edecektir. Kilise, umutlarının gerçekleşmesi için uzun zamandan beri Kurtarıcı’nın gelişini beklemektedir. Şimdi ise büyük aldatıcı, Mesih gelmiş gibi gösterecektir. Şeytan, dünyanın çeşitli bölgelerinde kendisini göz kamaştırıcı parlaklıkta görkemli bir varlık olarak gösterecek, Yuhanna tarafından Vahiy kitabında verilen Allah’ın Oğlu tanımına benzetecektir. Vahiy 1:13–15. Onu kuşatan görkem, ölümlü gözlerin o zamana dek karşılaştığı en eşsiz görünüm olacaktır. Havada zafer çığlığı yankılanır: ‘Mesih geldi! Mesih geldi!’ İnsanlar onun önünde hayranlıkla secde eder… Nazik ve müşfik tonlarla, Kurtarıcı’nın ağzından çıkan yüce göksel gerçeklerin bazılarını aynen söyler; hastaları iyileştirir ve bundan sonra Mesih’in karakterini taklit ederek Şabat’ı Pazar günüyle değiştirdiğini söyler ve kutsamış olduğu günü herkesin yüceltmesini buyurur. Yedinci günü kutsal tutmakta direnenlerin, ışık ve gerçekle kendilerine göndermiş olduğu meleklerini dinlemeyi reddederek, adını lekelediklerini ilan eder. Bu, çok güçlü, neredeyse ezici bir aldatmacadır.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 598—600, 629.


TARTIŞMA SORULARI:


İsa’nın Vahiy 16: 15 ayetindeki Armagedon savaşına hazırlık tasvirinin içine yerleştirilmiş öğüdünü oku. Mesih’in daha önce Laodikya kilisesine yaptığı çağrıdaki benzer ifadelere dikkat et (Va. 3:18). Mesih’in sözleri Laodikya’ya verilen mesajın son çatışmaya hazırlık zamanında yaşayan Allah’ın halkı için önemini ne şekilde gösteriyor? Bu mesaj kişisel olarak senin için ne bakımdan geçerli?


Vahiy’de beyaz kumaşlar Mesih’in doğruluğunu simgeler (Va. 3:4, 5; Va. 19:7–9). Sadece Mesih’in doğruluğunun kaftanını giymiş olanlar son krizde sağlam durmayı başarabileceklerdir. Bir kişi giysisini nasıl Kuzu’nun kanıyla yıkayıp bembeyaz edebilir (Va. 7:14)?


CUMA


15 Mart


16 Mart


Musa ve Zimbabwe Polisi


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


26 yaşındaki misyoner 50 kişilik Zimbabwe’li polis grubuna göz gezdirdi. Üniformalı erkekler ve kadınlar Bulawayo’nun merkezinde renkli bir törene daha yeni katılmışlardı ve onun konuşmasını bekliyorlardı.


Zimbabwe’nin ikinci büyük şehrine atanmış olan Global Misyon öncüsü Emmanuel Msimanga, Musa hakkında konuşmaya başladı:


“Musa Mısır’da olsa bile, bir İbrani olduğunu hatırladı,” dedi ve “Musa şunu farketti, ‘Mısır’da olsam bile, bir Mısırlı değilim. Bu toprağın kültürünü takip etmek zorunda değilim.’”


Emmanuel istekli yüzlere baktı:


“Bazı insanlar haksız kazanç biriktiriyorlar. Siz bunlardan olmayın,“ dedi ve “Günahkar bir dünyada yaşasak bile siz doğru olmaya devam edin” dedi.


2017’de Solusi Üniversite’si teoloji bölümü mezunu olan Emmanuel’in, İsa’nın öğretisini paylaşmak için özel bir fırsatı vardı. Bir Global Misyon öncüsü olarak, bulunduğu ilçede yaşayan ve çalışan polis memurlarına, devlet memurlarına ve öğrencilere ulaşmaya çalışıyordu. Sadece sorarak, yerel ve bölgesel memurların eğitim kurslarında 30 dakikalık bir konuşma hakkı kazanmıştı.


Emmanuel’in Musa ile ilgili eğitim kursunda söyleyecek daha çok şeyi vardı:


“Musa geçici olan sefa ve günah dolu yaşamı seçmektense, İsraillilerle beraber acı çekmeyi yeğlemiştir” dedi. Ardından Kutsal Kitap’tan İbranilere Mektup 11:24-25’i açtı ve okumaya başladı, “Musa büyüyünce, Firavun’un kızının oğlu olarak tanınmayı imanı sayesinde reddetti, bir süre için günahın sefasını yaşamaktansa, Tanrı’nın halkıyla eziyet çekmeyi yeğledi.”


Konuşmanın ardından polis memurları Emmanuel’e teşekkür ettiler


İçlerinden biri, “İşte bizim ihtiyacımız olan iman budur, bunlar bizim duymak istemediğimiz fakat duymamız gereken sözlerdi” dedi. Bir diğeri, “Bu bize bir uyarı ve doğru yolun gösterilişiydi, Tanrı bugün beni kutsadı” dedi. Emmanuel polis memurlarını bedava olan Kehanetin Sesi Kutsal Kitap derslerine katılmayı davet etti ve her birine birer kitap verdi.


Hiç bir polis memuru vaftiz olmayı istemedi, fakat Emmanuel Kutsal Ruh’un iş başında olduğundan emin.


Bir Global Misyon öncüsü olarak sadece iki aylık bir çalışmanın ardından, beş tane üniversite öğrencisi vaftiz olmaya hazırdı.


Emmanuel işlerine devam ederken, doğruluğu vaaz etmeye gönülden devam ediyor.


“Zaman bize aksini söylese de bizler tıpkı Musa gibi doğruluk için sağlam durmalıyız” diyor.


2015’in Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Solusi Üniversitesi’nin kafeteryasını 500 kişilikten 1000 kişiliğe büyütmekte kullanılmıştır.



16–22 Mart


Babil İçin Verilen Hüküm




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Vahiy 17; Yer. 51:13; Çık. 28:36–38; Va. 13:1–8; Va. 13:18; Va. 16:2–12.


HATIRLAMA METNİ: Gökten başka bir ses işittim: ‘Ey halkım!’ diyordu. ‘Onun günahlarına ortak olmamak, uğradığı belalara uğramamak için çık oradan! Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti, ve Tanrı onun suçlarını anımsadı’ (Vahiy 18:4, 5).


Altıncı bela, hayal kırıklığına uğramış olan dünya halkı son zaman Babil’inden desteğini çekerken, sembolik olarak Fırat’ın kurutulmasını sağlıyor. Geçen haftanın dersinde gördüğümüz gibi, Babil’in gücü parçalanmadan önce Allah’ın işini taklit eden kötü ruhların geniş kapsamlı faaliyetleri gerçekleşecek (Va. 16:13, 14). Kötü ruhların faaliyetleri Armagedon savaşına hazırlık için tüm dünyayı birleştirmekte başarılı oluyor.


Son savaşın başlangıcında, yedinci belanın bir parçası olarak büyük bir deprem gerçekleşiyor. Deprem Babil’in birliğini paramparça ediyor ve onu üçe bölüyor (Va. 16:18, 19). Son zaman Babil’i, dünyanın politik ve dini güçlerinin Allah’ın halkına düşmanlıkta kısa süreli birliğini temsil eden bir şehir olarak resmediliyor. Bu birlik paramparça olarak son zaman Babil’inin yıkılmasına yol açıyor.


Vahiy 16:19 ayetinin sadece son zaman Babil’inin politik çöküşünü duyurduğunu akılda tutmalıyız. 17. ve 18. bölümler bize bu çöküşün gerçekte nasıl olacağını anlatıyor. Vahiy 17. bölüm, son zaman Babil’inin çöküşünü ve bu çöküşün sebeplerini açıklamadan önce (Va. 17:12–18:24), bu son zaman sapkın dini sistemini bu kez kırmızı bir canavarın üzerine oturmuş fahişe benzetmesiyle tanımlıyor. Kırmızı canavara binen fahişe Babil, kızlarıyla birlikte dünyayı Allah’a karşı kışkırtmaktadır (Va. 17:1–11).


*23 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

17 Mart


Fahişe Babil


Vahiy 17:1 ayetini oku. Yeremya 51:13 ayeti Babil’in üzerinde oturduğu çok suların Fırat Irmağı olduğunu gösteriyor. Vahiy 17:15 ayetine göre, çok sular neyi simgeliyor?


Kutsal Kitap’ta kadın Allah’ın halkının bir simgesidir. Vahiy’de, Allah’ın gerçek kilisesi pak bir kadın olarak resmediliyor (Va. 12:1, 22:17). Dolayısıyla fahişe de sapkın ve sahte kiliseyi temsil ediyor. Vahiy 17:5 ayetinde bu fahişe Büyük Babil olarak tanımlanıyor. Aynı eski Babil’in var olmak için Fırat Irmağı’na ihtiyaç duyduğu gibi, son zaman Babil’i de planlarını uygulamak için kalabalıkların desteğine ihtiyaç duyuyor.


Vahiy 17:2, Vahiy 14:8 ve Vahiy 18:2, 3 ayetlerini oku. Hangi iki insan topluluğunun son zaman Babil’iyle gayrimeşru ilişki içine girdiği ve onun tarafından ayartıldığı belirtiliyor?


İlk topluluk dünyanın kralları, yönetici politik güçler. Onların fahişe Babil ile zina ilişkisine girdikleri resmedilmiş. Eski Ahit’te fuhuş betimlemesi sıklıkla sapkın İsrail’in nasıl Allah’a sırt çevirip sahte dinlere döndüğünü tanımlamak için kullanılıyor (Yşa. 1:21, Yer. 3:1–10). Dünyanın kralları ile fahişe arasındaki zina ilişkisi, son zaman Babil’iyle yönetici politik güçlerin gayrimeşru birliğini simgeliyor; bu kilise ile devletin birliğidir.


Fahişe Babil ile gayrimeşru ilişki içinde olan ikinci topluluk, yeryüzünün sakinleri, yani yönetilen kalabalıklar. Bunlar Babil’in fuhuş şarabıyla ruhsal olarak sarhoş edilmişler. Yönetici politik güçlerin aksine, halkın geneli Babil’in sahte öğretileri ve uygulamaları ile sarhoş edilerek, onun kendilerini koruyabileceğine inandırılmışlardır. İnsanlar sarhoş olduklarında sağlıklı düşünemezler ve kontrol edilmeleri kolaylaşır (bkz. Yşa. 28:7). Sadık bir bakiye dışında, tüm dünya Babil tarafından yoldan çıkartılacak.


Son geldiğinde de, bugün ve her zaman olduğu gibi, halkın büyük kısmı meseleyi yanlış anlamış olacak. Bu durum bize, ne kadar popüler olurlarsa olsunlar, yaygın düşünceleri takip etmenin ne kadar tehlikeli olduğu hakkında ne söylemeli?


PAZAR


18 Mart


Kırmızı Canavarın Üzerine Oturan Fahişe


Vahiy 17:3 ayetini oku. Yedi belayla dolu yedi kâseyi tutan yedi melekten biri, Yuhanna’ya çok sular üzerinde oturan fahişenin cezasını göstermeyi teklif ediyor. Yuhanna onu kırmızı canavarın üzerinde otururken görüyor. Su ve canavar simgeleri Babil’i destekleyenleri hangi bakımdan uygun bir şekilde tarif ediyor?


Yuhanna görümde çöle götürüldüğünde, kırmızı bir canavarın üzerinde bir kadın görüyor. Fahişe dini bir oluşumu temsil ederken, canavar politik bir gücü simgeliyor. Dinin dünyasal ve politik güçlerin üzerinde otururken resmedilmesi iki ayrı varlığa işaret ediyor; geçmişte din ve siyasetin iç içe olduğu zamanlarda böyle değildi. Fakat peygamberlik sözü son zamanda bu iki oluşumun tekrar bir olacağını gösteriyor. Bir canavarın üzerine oturma fikri baskınlığı simgeliyor; bu son zaman dini sistemi, canavarın binicisi olarak dünyasal ve politik güçlere hükmedecek.


Fahişenin hangi nitelikleri Vahiy 12. ile 13. bölümlerdeki ejderhaya, deniz canavarına ve yerden çıkan canavara işaret ediyor?


Fahişe abartılı bir şekilde mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar ve incilerle süslenmiş olarak resmedilmiş; bu süslenme şekli eski çağdaki fahişelerin ayartma yeteneklerini artırmak için uyguladıkları bir yöntemdi (Yer. 4:30). Kan rengi olan kırmızı da, bu dini sistemin baskıcı karakterine karşılık geliyor.


Fahişenin giysisi Eski Ahit’teki başrahibin mor ve kırmızı renkli altın sırmalı giysisini taklit ediyor (Çık. 28:5, 6). Fahişenin alnındaki küfürlü ibare de, başrahibin başlığındaki Rabb’e Adanmıştır şeklindeki rahiplere özel yazının yerini alıyor (Çık. 28:36–38). Elindeki kâse bize Babil kralı Belşassar’ın ve sofrasındaki konukların şarap içtiği tapınağın kaplarını anımsatıyor (Dan. 5:2–4). Fahişenin elindeki kâse, dünyayı ayartarak Allah’tan uzaklaştırmak amacıyla şarabı (Şeytan’ın son zaman dini sisteminin yalanlarını) saklamak için gerçeğin görüntüsüne bürünmüş.


Fahişe Babil ayrıca kutsalların ve Mesih’e tanıklık ettikleri için ölen İsa’nın şehitlerinin kanıyla sarhoş olarak tanımlanıyor. Bu kan dökme suçu, son zaman Babil’ini papalık tarafından yönetilen ve müjdeye sadık kalmış milyonlarca Hristiyanın ölümünden sorumlu olan sapkın ortaçağ Hristiyanlığına bağlıyor.


Fahişe Babil’in tanımı, Tiyatira kilisesindeki İzebel örneğini yansıtıyor (bkz. Va. 2:20–23). Bu iki kadın arasındaki benzerlikler son zaman Babil’inin niteliğini ne şekilde aydınlatıyor?


PAZARTESİ


19 Mart


Kırmızı Canavarın Tanımlanması


Vahiy 17:3 ayeti, kırmızı canavarı Vahiy 13. bölümdeki Allah’ın halkıyla savaşıp onları yenmiş olan deniz canavarına benzer ifadelerle tasvir ediyor (Va. 13:5–7). MS 538–1798 yılları arasındaki 1260 günlük/yıllık dönemde pak kadının çöle kaçmasına yol açan (Va. 12:13, 14) bu ilk dönem zulmüydü. Ekümenizm (evrenselcilik) çağında yaşıyor olsak da, Protestanlar geçmişin korkunç zulümlerini hatırlasalar iyi ederler, zira peygamberlik sözüne göre bunların benzeri, hatta daha da kötüsü tekrar gerçekleşecek.


Vahiy 17:8 ayetini oku. Bu ayetin ifade tarzını Vahiy 13:8 ile karşılaştır. Vahiy 13:3 ayeti canavarın varlığının ve faaliyetlerinin üç safhasını ne şekilde açıklıyor?


Kırmızı canavar, bir zamanlar vardı, ama şimdi yok, dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek olan olarak tanımlanıyor. Bu üç kısımlı ifade, öncelikle ilahî adın, var olan, var olmuş ve gelecek olan Yahve’nin bir taklididir (Va. 1:4, ayrıca bkz. Va. 4:8). Ayrıca canavarın geçtiği, varlığın üç safhasına işaret ediyor:


(1) Canavar vardı. O geçmişte mevcuttu. Önceki faaliyetleri 1260 gün/yıl olarak da bilinen 42 aylık peygamberlik dönemi boyunca sürdü (bkz. Va. 13:5 ve 9. Ders, Pazar).


(2) Şimdi yok. 1798 yılında canavar ölümcül yarası yüzünden (bkz. Va. 13:3) yokluk safhasına geçti (en azından zalim olarak). Dünya sahnesinden bir süreliğine silindi; fakat hayatta kaldı.


(3) Son olarak, ölümcül yarasının iyileşmesiyle, canavar hayata dönecek ve gücünü geri kazanarak bunu tüm şeytani öfkesiyle kullanacak.


Vahiy 17. bölüm, Vahiy 13:1–8 ayetlerindeki canavarı ölümcül yarasının iyileştiği dönemde betimliyor. Dirilen canavarın üzerinde fahişe Babil oturuyor. Bir kez daha, Ortaçağ’da olduğu gibi kısa süreli bir dini ve siyasi birlik oluşacak ve zulüm yeniden başlayacak.


Baskı tekrar başladığında, bağnazlık ve hoşgörüsüzlük etkisini tekrar gösterdiğinde, zulüm ateşi tekrar yandığında, gayretsizler ve ikiyüzlüler bocalayarak imandan düşecek; fakat gerçek Hristiyan kaya gibi sağlam duracak, esenlik zamanına göre imanı daha güçlü ve umudu daha da parlak olacaktır—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 607. Bu sözlerden, daha son olaylar ortaya çıkmadan önce, Hristiyanlık deneyimimizin bugün nasıl olması gerektiğine dair hangi uyarıları almalıyız?


SALI


20 Mart


Canavarın Yedi Başı


Vahiy 17:9–11 ve Vahiy 13:18 ayetlerini oku. Yedi başı anlamak için bilgelik şuuru gereklidir. Burada bahsedilen ne tip bir bilgelik? Bu ilahî kaynaklı bilgeliğe nasıl sahip olunabilir (bkz. Yakup 1:5)?


Melek, yedi başın yedi dağ olduğunu açıklıyor. Bazı çevirmenler dağlar ifadesiyle Roma’nın üzerine kurulduğu yedi tepenin kastedildiğini düşünmüş, bu nedenle Grekçe oroi (dağlar) sözcüğünü tepeler olarak çevirmişlerdir. Yedi dağ ile simgelenen yedi kral da var. Ayrıca, bu dağlar birbirini takip ediyor, aynı anda var değiller.


Bu dağlar birey olarak kralları simgelemiyor, zira Vahiy kişileri değil sistemleri ele almaktadır. Kutsal Kitap’ta dağlar genellikle dünyasal güçleri ya da imparatorlukları simgeler (Yer. 51:25; Hez. 35:2, 3). Kutsal Kitap’ın peygamberlik sözlerinde krallar krallıkları temsil eder (bkz. Dan. 2:37–39, 7:17). Dolayısıyla yedi dağ, tarih boyunca dünyaya hükmetmiş, Şeytan’ın Allah’a düşmanlık edip O’nun halkına zarar vermek için araç olarak kullandığı, birbirini izleyen yedi büyük imparatorluğu simgeliyor.


Yuhanna’nın kendi zamanındaki bakış açısından, bunlardan beşi düşmüş, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmemiştir. Her ne kadar tüm Adventist yorumcular tarafından üzerinde uzlaşılan tek bir bakış açısı bulunmasa da, birçok yorumcu düşmüş olan beş krallığın Eski Ahit zamanında hükmedip (zaman zaman) Allah’ın halkına zarar veren büyük krallıklar olduğu fikrini benimsemektedir: Mısır, Asur, Babil, Med–Pers ve Grek krallıkları. Biri duruyor denen krallık Yuhanna’nın zamanındaki Roma İmparatorluğu’ydu.


Henüz gelmeyen yedinci krallık ise Vahiy 13. bölümdeki canavardır (Allah’ın halkına hükmeden ve zarar veren papalık), yani Yuhanna’nın zamanından ve pagan Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra gelecek olan krallık. Olaylar gerçekleşmeden yüzyıllar önce yazılmış olan bu peygamberlik sözünün doğruluğuna tarih etkili bir şekilde tanıklık etmiştir.


Yuhanna’ya ayrıca kırmızı canavarın, yedi baştan (dünyasal güçler) biri olmasına rağmen, sekizinci bir dünyasal güç olduğu söyleniyor. Yedi başın hangisi? Başlar tarihte birbirini izlediğine göre, sekizinci, ölümcül yarayı almış olan yedinci baş olmalı. Kırmızı canavar işte bu sekizinci dünyasal gücün zamanında ortaya çıkarak, fahişe Babil’in amaçlarını yerine getiriyor ve ilerletiyor. Biz bugün ölümcül yaranın iyileşme sürecinde olduğu zamanda yaşıyoruz. Sekizinci dünyasal güç sondan hemen önce sahneye çıkacak ve yıkıma gidecek.


ÇARŞAMBA


21 Mart


Babil’in Yargılanması


Vahiy 17:12–15 ve Vahiy 16:14–16 ayetlerini oku. Bu ayetlerden on kral hakkında ne öğreniyorsun?


On kralın kimliğine ilişkin çeşitli yorumlar yapıldı. Ancak Vahiy bunların kim olduklarını bize söylemiyor. Metinden yalnızca sondan hemen önce ortaya çıkan ve fahişeyi destekleyen kısa ömürlü politik bir ittifak olduklarını çıkarabiliyoruz. Sayıları, dünyasal güçlerin canavara tümüyle ve koşulsuz bir şekilde bağlılık göstereceklerine işaret ediyor.


Vahiy 17:13, 14 ayetleri, ilk olarak Vahiy 16:12–16 ayetlerinde bahsedilen Armagedon savaşını kısaca tekrarlıyor. Ejderha, deniz canavarı ve sahte peygamberle birlikte mucizeler yapan şeytanî güçler tarafından kışkırtılan dünya çapındaki politik ittifak, Kuzu’yla savaşacak. Başka bir deyişle, Armagedon savaşı Ortadoğu’da gerçekleşen askeri bir savaş değil, Şeytan’ın ve ittifakının Mesih’le ve O’nun melekler ordusuyla çarpışacağı, İkinci Geliş’teki son çatışmadır.


Vahiy 17:16–18 ayetlerini oku. Vahiy 16:2–12 ayetlerinde gördüklerimizden yola çıkarak, on kralın Babil’e karşı olan tavrının değişmesinin arkasında ne yatıyor? Babil’in başına gelenlerin arkasında kim var?


Avrupa’nın bölünmüş uluslarının mirasçı güçleri olan, nefretle dolu on boynuz, birden (papalığın son zamandaki tezahürü olan) fahişe Babil’e karşı duracaklar, onu perişan edip çıplak bırakacaklar; sembolik olarak etini yiyecek, kendisini ateşte yakacaklar. Yuhanna fahişe Babil’e ne olacağını yazarken, Allah’ın zina işleyen Yeruşalim’e ne olacağını söylerken kullandığı dile benzer bir dil kullanıyor (Yer. 4:30). Ateşle yakmak, cinsel ahlâksızlıkta bulunan rahip kızlarına verilen cezaydı (Lev. 21:9). Kandırılmış siyasi güçler, Babil’in kendilerini belalardan korumaktaki acizliği karşısında hayal kırıklığına uğruyor. Kandırılmış hissediyorlar ve ona karşı gelip saldırıyorlar. Bu son zaman sapkın dini sistemi, kendilerini onunla özdeşleştiren tüm diğerleriyle birlikte ilahî yargılamayı tamamen tecrübe ediyor.


Son zaman olaylarına dair birçok soru hala cevaplanmamış olarak duruyor, bu yüzden de bugün bize kafa karıştırıcı gelebilirler. Vahiy 17:14 ayetinde hangi özel vaat veriliyor ve bu vaat bizim için ne ifade etmeli?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Babil’in topyekûn ahlâki çöküşünden önce, gökten bir ses hâlâ Babil’de olan Allah’ın halkına Ey halkım! Çık oradan! diyor (Va. 18:4). Allah’a ibadet eden birçok kişi, çeşitli sebeplerle hâlâ Babil’de bulunuyor. Allah, son zaman kilisesi aracılığıyla bu insanlara bu sapkın dini sistemden çıkıp, onun günahlarına ortak olmamaları yönünde çağrı yapıyor. Onun kaderinden kurtulmaları için ondan çıkmaları gerekiyor. Allah kimsenin mahvolmasını istemez (2Pe. 3:9). Vahiy 19:1–10 ayetleri, Babil’deki Allah’tan korkan birçok kişinin bu çağrıya cevap vereceğini gösteriyor. O halde, Allah’ın bakiye kilisesi olarak bizim üzerimize düşen sorumluluğun ne kadar muazzam olduğunu düşün. Bu, yüreklerimizde Allah’ın gerçeğine ve yaşamlarımızda Kutsal Ruh’un dökülmesine olan ihtiyacımız hakkında bize ne anlatmalı?


TARTIŞMA SORULARI:


Vahiy 18:4 ayetinin gösterdiği gibi, Babil’de, Allah’ın halkım dediği, Allah’tan korkan birçok kişi bulunuyor. Şu ifade üzerinde düşün: Bu mesajın verilmesi gerekiyor, fakat mesaj verilirken bizdeki ışığa sahip olmayanlara baskı yapmamak, onları sıkıştırmamak ve kınamamak için çok dikkatli olmalıyız. Zahmete girip Katoliklere sert bir şekilde baskı yapmaya çalışmamalıyız. Katolikler arasında en vicdanlı Hristiyanlar olan, üzerlerinden yansıya ışıkla yürüyen birçokları var ve Allah onların yararına çalışacaktır. Büyük ayrıcalıklara ve fırsatlara sahip olup fiziksel, zihinsel ve ahlâki becerilerini geliştirmeyi başaramamış olanlar… öğretiyle ilgili konularda yanılgıda olan, fakat başkalarına iyilik yapmaya çalışarak yaşayanlara kıyasla, Allah’ın huzurunda daha büyük bir tehlike ve daha büyük bir mahkûmiyetle karşı karşıyadırlar.—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 575. Bu düşünce başkalarına nasıl davranmamız gerektiğine dair bize ne anlatmalı?


Vahiy 17. bölüm kırmızı canavarın üzerine oturmuş fahişeyi tasvir ediyor. 12. bölümdeki kadın Allah’ın sadık kilisesini simgeliyorken, 17. bölümdeki kadın dünyayı ayartarak Allah’tan uzaklaştıran sapkın kiliseyi ifade ediyor. Senin gözünden, bu ikisi arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir? Daha da önemlisi, bu karşılaştırmadan ne öğrenebiliriz?


Bu haftanın ayetleri, Mesih’in zaferle dolu dönüşü öncesindeki son zamanların dini ve siyasi dünyasının çok sıkıntılı durumunu gözler önüne seriyor. Bu, Allah’ın bize verdiği mesaja hemen şimdi sadık, doğru ve pak kalmamızın neden bu kadar önemli olduğuna dair bize ne anlatmalı? Dünya çapındaki sapkınlığın tasviri içinde sadakate bir çağrı olan Vahiy 16:15 ayetini oku. Bu uyarıyı hemen şu anda kendimize ne şekilde uygulayabiliriz?


CUMA


22 Mart


23 Mart


Evrimi Tekrar Sorgulamak


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Stan Hudson 19 yaşındayken, Kaliforniya Üniversitesi’ndeki coğrafya öğretmeni Tanrı’ya inandığını açıkladığında hayatı altüst olmuştu. Açıklama, öğrenciler arasında büyük bir şok yaratmıştı ve öğretmenlerini soru yağmuruna tuttular. Öğretmenleri bir teistik evrimciydi; bu hem Tanrı’ya inanan, hem de dünyanın milyonlarca yıllık bir evrim sürecinden geçtiğine inanan bir insan demektir.


Bu fikir henüz yeni yetişen bir bilim adamı olan Stan’e mantıksız gelmişti. Eğer Tanrı varsa nasıl olur da O’nu birincil bir pozisyon yerine ikincil bir pozisyona koyabilirdi? Stan’in kafasını aynı zamanda herşeye gücü yeten bir Tanrı’nın nasıl ölümün kaynağı olabileceği kurcalıyordu. Teistik evrim ideolojisi, ölümün Tanrı’nın temelde olan planlarından biri olduğunu savunur. Jenerasyonlar boyunca milyonlarca canlı ölmeliydi ki canlılar bugün dünyadaki formlarına ulaşabilsin.


Fakat Stan, bilim adamlarının çoğunlukla açık fikirli olmayıp, aksine evrim karşıtı tek bir söz söylendiğinde çılgına döndüklerini farkedince büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Onlarla çatışmak istemedi ve bu sebeple üniversiteyi bıraktı.


Altı ay geçmişti. Bir gün, Stan’in oda arkadaşı David L. Friend, ondan bir Kutsal Kitap istedi. Stan odasında bir tane buldu, üstündeki tozu üfledi ve David’e okuması için verdi. David’in Kutsal Kitap okuması onu etkiledi ve kendisi de okumaya başladı.


Bir süre sonra, Stan dua etmeye karar verdi. Yatağının kenarına diz çöküp dedi ki, “Sevgili Tanrım, görünen o ki David ve ben Sen’i arıyoruz. Bize yardım eder misin?”


Stan’in sonradan dediğine göre bu dua muhtemelen cennette ondan duyulan en yoğun duaydı.


Stan’in anlattığına göre sonraki birkaç hafta boyunca, Tanrı onların küçük isteklerini yanıtladıkça gözlerinde daha çok büyüdü. Mesela, bir ara Stan David’e, “Hadi kanepemizi satalım,” dedi ve der demez kapıları çaldı. Kapıdaki komşularıydı ve dedi ki, “Rahatsız ettiğim için üzgünüm, acaba satılık bir kanepeniz var mı? “


“Bunun gibi bir sürü olay bizi oldukça mutlu etti. Farkına vardık ki, Tanrı bizi görüyor ve hayatlarımıza dahil oluyordu“ dedi Stan.


Stan Adventist bir pastör oldu ve 38 yıl boyunca Kaliforniya, Idaho ve Washington eyaletlerinde hizmet verdi. Bilime olan sevdasını hiç kaybetmemiş olan Stan, Hope kanalında ve 3ABN’de 6 günde Yaratılış haftasının ateşli savunucularından biri olmuştur. Şimdi, Kuzey Pasifik Birliği Konferansı’nın Ridgefield, Washington’daki Yaratılış Araştırma Merkezi’nin direktörü Stan.


“Adventistler neredeyse son kalan Yaratılış temelli mezhep ve ben bunun bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyorum,“ dedi Stan, ve “Bizim görevimiz spesifik olarak ‘cenneti ve dünyayı, denizi ve kaynak sularını yaratan‘ Tanrı’yı anlatmak. İlk Meleğin mesajında sesi açmayı seviyorum“ diyerek sözlerini bitirdi.


23–29 Mart


İşte Her Şeyi Yeniliyorum




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Va. 19:6–9, Yu. 14:1–3, Va. 19:11–16, Va. 20:1–3, Yer. 4:23–26, Va. 20:4–6, Va. 21:2–8.


HATIRLAMA METNİ: Tahtta oturan, ‘İşte her şeyi yeniliyorum’ dedi. Sonra, ‘Yaz!’ diye ekledi, ‘Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir’ (Vahiy 21:5).


Son zaman Babil’inin yok edilmesi, bu sapkın dini sistemle iş birliği yapmış olanlar için kötü haberdir. Fakat Allah’ın halkı için iyi haberdir (Va. 19:1–7). Babil, dünyasal politik güçleri onlara işkence edip zarar vermeye sevk etmekten sorumluydu (Va. 18:24). Bu büyük düşmanın yok edilmesi Allah’ın sadık halkı için kurtuluş ve selamete ulaşma anlamına geliyor.


Babil’in yok edilmesiyle, beşinci mühür sahnesindeki Allah’ın halkının duaları nihayet karşılığını bulmuş oluyor. Daha ne kadar bekleyeceksin? (Va. 6:10) diye feryat etmeleri, Habil zamanından Allah’ın sonunda onları haklı çıkaracağı zamana kadar, Allah’ın baskı altındaki ve acı çeken halkının haykırışını temsil ediyor (Mez. 79:5; Hab. 1:2; Dan. 12:6, 7). Vahiy kitapçığı, kötülüğün, baskının ve acının sona ereceğine dair Allah’ın halkına güvence veriyor.


Artık Mesih’in sonsuza dek kalıcı krallığını müjdelemesinin vakti gelmiştir. Vahiy’in kalan bölümleri sadece son zaman Babil’inin yıkılmasını değil aynı zamanda Şeytan’ın ve tüm kötülüğün de yok olmasını anlatıyor. Aynı zamanda Allah’ın sonsuza dek sürecek krallığının kurulmasının işaretlerini de görüyoruz.


*30 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

24 Mart


Kuzu’nun Düğün Şöleni


Vahiy 19:6–9 ve Yuhanna 14:1–3 ayetlerini oku. Bir düğün şöleni, Mesih ile O’nun halkı arasındaki uzun zamandır beklenen birlikteliği nasıl uygun bir şekilde resmediyor?


İki bin yıl önce Mesih, geliniyle evliliği sonrasında gerçekleşecek olan düğün şölenine (Mat. 22:1–14) izleyicilerini davet etmek için göksel evini terk etti. Düğün, Mesih’in Krallığını alışını simgelemektedir. ...Kutsal Kent, Yeni Yeruşalim, ‘Kuzu’ya eş olacak gelin’ olarak adlandırılır... Vahiy’de, Allah’ın halkının düğün şöleninin konukları oldukları söyleniyor (Vahiy 19:9). Konuklar iseler, aynı zamanda gelin olarak temsil edilemezler…


Matta 22. bölümde de aynı düğün benzetmesi kullanılıyor ve araştırıcı yargılamanın düğünden önce gerçekleştiği açıkça belirtiliyor. Düğünden önce kral davetlilerin düğün giysileri giyip giymediklerini görmeye geliyor, bu giysi, Kuzu’nun kanında yıkanarak beyazlatılmış lekesiz karakter kaftanıdır (Matta 22:11; Vahiy 7:14).—Büyük Mücadele, s. 430–432. Damat ölümünden ve dirilişinden sonra, halkına, yani düğün davetlilerine yer hazırlamak için Babası’nın evine döndü (bkz. Yuhanna 14:2, 3). Onlar yeryüzünde kalıp Mesih’in dönüşüne hazırlanırlar. Dünyanın sonunda, geri gelecek ve onları Babası’nın evine götürecek.


Vahiy 19:8 ayeti geline Mesih tarafından temiz ve parlak ince keten giysiler verildiğini söylüyor. Bu, şehre gelen düğün davetlilerinin işlerine karşılık erdem iddia etmediklerini gösteriyor. Dolayısıyla, temiz ve parlak ince keten giysiler kutsalların adil işlerini, içlerinde yaşayan Mesih’le birlikteliklerinin sonucu olan işleri simgeler. Böylece bu giysiler O’nun doğruluğunu ve halkının Allah’ın emirlerini ve İsa’nın imanını (Vahiy 14:12, Candemir) koruduklarını simgeler. İsa yeryüzündeyken düğünle ilgili bir benzetme anlatmıştı. Misafirlerden biri, kral tarafından verilen düğün giysisi yerine kendi kıyafetini giymeyi tercih etmiş, bu yüzden düğünden kovulmuştu (Mat. 22:1–14).


Vahiy 3:18 ayeti, Mesih’in doğruluğunun giysisinin, iman ve sevgi altınının ve Kutsal Ruh’un göz merheminin son zamanda yaşayan Allah’ın halkının en önemli ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Mesih’in Laodikyalılara bu hediyeleri Kendisinden satın almalarını salık vermesi, onlara sunduklarına karşılık olarak Mesih’in bir şeyler talep ettiğini bize gösteriyor. Biz Mesih’e sadık ve itaatkâr bir yaşam ve O’na tek kurtuluş umudumuz olarak güvenme karşılığında özyeterlilikten ve kendimize güvenmekten vazgeçiyoruz.


İşlerimiz ile kurtarılmıyor olsak da, yaşadığın hayatı tanımlayan hangi adil işleri yapıyorsun?


PAZAR


25 Mart


Armagedon Sona Eriyor


Vahiy 19:11–16 ayetlerini oku. Beyaz atın sürücüsünün adı ne ve ağzından keskin kılıç uzanıyor olması ne anlama geliyor? Bu, sonunda kazanan tarafta nasıl olunacağına dair bize ne anlatıyor?


Burada gördüğümüz, Mesih’in ikinci gelişinin, yani her çağdaki imanlıların özlemle bekledikleri vaadin yerine gelmesinin bir tasviridir. İsa gibi, O’nun halkı da imanlarını Allah’ın sözüne dayandırır. Vahiy 19:11–16 ayetleri, İsa’nın bir çok zaferinin zirvesidir. İsa Şeytanı gökte mağlup etti; çölde mağlup etti; çarmıhta mağlup etti ve şimdi de dönüşünde mağlup edecek.


Çok geçmeden doğuda, insan elinin yarısı büyüklüğünde siyah bir bulut belirir. Bu, Kurtarıcı’nın çevresindeki buluttur ve uzaktan sanki karanlıkla kuşatılmış gibi görünür. Allah’ın halkı bunun İnsanoğlu’nun belirtisi olduğunu bilir. Ciddi bir sessizlikle, gitgide rengi açılarak ve daha heybetli bir hale bürünerek yeryüzüne yaklaşmasını izlerler, sonunda tabanında yakıp tüketen ateş gibi görkem, üzerinde ise antlaşmanın gökkuşağı olan büyük beyaz bir buluta dönüşür. İsa, kudretli fatih olarak gelmektedir. Artık utanç ve üzüntünün acı kâsesinden içen ‘Acılar Adamı’ değil, gökte ve yerde muzaffer, yaşayanları ve ölüleri yargılayacak olan Kişi olarak gelir. ‘Sadık ve Gerçek’, ‘adaletle yargılar, savaşır.’ Ve ‘gökteki ordular’ (Vahiy 19:11, 14) O’nu izler. Kutsal meleklerin göksel ezgilerinden oluşan marşlarla, sayılamayacak kadar büyük bir kalabalık, yolculuğunda O’na eşlik eder. Gökkubbe ışıltılı varlıklarla dolmuş gibidir, sayıları ‘binlerce binler, on binlerce on binlerdir.’ Hiçbir insan kalemi bu sahneyi tarif edemez; hiçbir ölümlü zihin onun görkemini kavramaya yeterli değildir.—Ellen G. White, Büyük Mücadele, s. 645–646.


Pavlus, 2. Selanikliler 1:8–10 ayetlerinde, O’na karşı birleşmiş olan tüm dünyasal ve dinsel kuvvetlerin yok edildiği ve O’nun halkının sonsuza değin kurtarıldığı Mesih’in ikinci gelişteki mutlak zaferinin başka bir tasvirini yapıyor.


Vahiy 19. bölüm iki şölenden bahsediyor, biri 9. ayette, diğeri de 17. ve 18. ayetlerde. İlk şölende yiyorsun, diğerinde ise yeniliyorsun. Her insan için tüm büyük mücadelede kazanılacak veya kaybedilecek olandan daha çarpıcı bir tezat düşünmek zor. Bu tasvir, imanımızı ve imanımızın bizi katılmaya çağırdığı görevimizi ne kadar ciddiye almamız gerektiği konusunda bize ne öğretmeli?


PAZARTESİ


26 Mart


Milenyum


Vahiy 20:1–3 ve Yeremya 4:23–26 ayetlerini oku. Milenyumda yeryüzü ne durumda? Şeytan ne şekilde zincire vuruluyor?


1000 yıl (ya da milenyum) Mesih’in ikinci gelişiyle başlıyor. Bu zamanda, Şeytan ve onun düşmüş melekleri zincirle bağlanıyor. Şeytan’ın zincirle bağlanması sembolik, zira ruhsal varlıklar fiziksel olarak bağlanamazlar. Şeytan şartlar ile bağlanıyor. Belalar yeryüzünün kötü yürekli sakinlerini perişan edip ortadan kaldırdığında, yeryüzünü Yaratılış’tan önceki halini anımsatan karmaşık bir duruma getirmiş oldu (Yar. 1:2). Böyle bir durumda olan yeryüzü milenyum boyunca Şeytan’ın zindanı olarak işlev görüyor. Ayartacak ya da zarar verecek tek bir insanoğlu bulunmadığı için, Şeytan’ın ve onun kötü ortaklarının Allah’a karşı isyan etmiş olmanın sonuçlarını düşünmekten başka yapabilecekleri bir şey yok.


Vahiy 20:4–15 ayetlerini oku. Kurtarılanlar, milenyum süresince neredeler?


Vahiy, Allah’ın halkının milenyumu Mesih’in kendileri için hazırladığı göksel yerlerde geçireceğini gösteriyor (bkz. Yuhanna 14:1–3). Yuhanna onları krallar ve rahipler olarak tahtlarda oturup dünyayı yargılarken görüyor. İsa öğrencilerine on iki tahta oturup İsrail’in on iki oymağını yargılayacaksınız (Mat. 19:28) vaadini vermişti. Pavlus, kutsalların dünyayı yargılayacağını söylemişti (1Ko. 6:2, 3).


Bu yargılama, Allah’ın işlerinin haklılığına ilişkindir. Şeytan, tarih boyunca Allah’ın karakteri ve yarattığı varlıklarla ilişkileriyle ilgili şüphe uyandırdı. Milenyum boyunca Allah, kurtarılanların O’nun kayıp olanlarla ilgili kararlarının adilliğine, ayrıca kendi yaşamlarındaki yol göstericiliğine dair tüm sorularının cevaplarını bulmaları için, tarihin kayıtlarına ulaşmalarına izin veriyor. Milenyumun sonunda, Allah’ın adaletiyle ilgili tüm sorular sonsuza çözüme kavuşuyor. Allah’ın halkı Şeytan’ın suçlamalarının temelsiz olduğunu şüphesiz bir şekilde görebiliyor. Şimdi, kaybolanların son yargılanışında Allah’ın adaletinin icrasına tanıklık etmeye hazırlar.


Aramızda şimdilik cevabı yokmuş gibi görünen soruları, zor soruları olmayan var mı? Allah’ın bir gün bize cevapları verecek olması O’nun karakteri hakkında bize ne söylüyor?


SALI


27 Mart


Yeni Bir Gök ve Yeni Bir Yeryüzü


Günah ortadan kalktıktan sonra, yeryüzü kurtarılanların evi haline dönüştürülecek. Neye benzeyecek?


Vahiy 21:1 ayetinde, Yuhanna yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördü. Kutsal Kitap’ta üç gökten bahsedilir: gökkubbe, yıldızlı evren ve Allah’ın oturduğu yer (bkz. 2Ko. 12:2). Vahiy 21:1 ayetinde görünürde olan yeryüzünün atmosferi. Kirlenmiş yer ve gök Allah’ın mevcudiyetine dayanamaz (Va. 20:11). Grekçedeki yeni sözcüğü (kainos) kökeni ya da zamanı bakımından değil, nitelik olarak yeni anlamındadır. Bu gezegen ateşle temizlenecek ve orijinal haline geri getirilecek (2Pe. 3:10–13).


Bilhassa ilginç olan, Yuhanna’nın yeni yeryüzünde gözlemlediği ilk şeyin, denizin olmayışı olması. Yuhanna’nın (belirli bir) denizden bahsetmesi, muhtemelen aklında Patmos adasında kendisini çevreleyen, insanlardan uzak kalmanın ve acının bir simgesi haline gelmiş olan denizin olduğunu gösteriyor. Ona göre, yeni yeryüzünde denizin olmaması sevdiklerinden ayrılmanın verdiği acının olmaması anlamına geliyordu.


Vahiy 21:2–8 ve 7:15–17 ayetlerini oku. Yaratılış 2. bölümdeki Aden Bahçesi’yle, yeni yeryüzü tasviri arasında hangi benzerlikler var?


Yenilenmiş dünyada ölümün ve acının olmadığı bir yaşam, Allah’ın Kendi halkı arasındaki varlığıyla güvenceye alınmıştır. Bu varlık, Yeni Yeruşalim’de ve Allah’ın Kendi halkının arasında oturacağı Tanrı’nın konutu nda (Va. 21:3) tezahür etmektedir. Allah’ın varlığı, yenilenmiş dünyada yaşamı gerçek bir cennete dönüştürüyor.


Allah’ın varlığı acının yokluğunu güvence altına alıyor: tümü günahın sonuçları olan gözyaşı, ölüm, keder, ağlayış ve ıstırap artık yok. Günahın ortadan kaldırılmasıyla, önceki şeyler geçip gittiler (Vahiy 21:4, Candemir).


Bu düşünce, erkek kardeşleri Lazar’ın ölümünde Meryem ve Marta tarafından açık bir şekilde ifade edilmişti: Ya Rab, burada olsaydın, kardeşim ölmezdi (Yu. 11:21, 23). Kız kardeşler, Mesih’in varlığında ölümün var olamayacağını biliyorlardı. Aynı şekilde, yeni yeryüzünde Allah’ın kalıcı varlığı, bu yaşamda tecrübe ettiğimiz acı ve kederden uzak olmayı güvence altına alacak. Bize Mesih’te vaat edilen büyük umut, O’nun kanında mühürlü olan bu umuttur.


Bu yeni bir dünyadaki yeni var oluş vaadi neden tüm inandıklarımızın odağında? Bu olmasa imanımız ne işe yarardı?


ÇARŞAMBA


28 Mart


Yeni Yeruşalim


Yuhanna şimdi de yeni yeryüzünün başkentini, Yeni Yeruşalim’i tanımlıyor. Gerçek insanların ikamet ettiği gerçek bir yer olmasına rağmen, Yeni Yeruşalim ve oradaki yaşam dünyevi bir tarifin çok ötesinde (bkz. 1Ko. 2:9).


Vahiy 21:9–21 ayetlerini oku. Yeni Yeruşalim’in dış özellikleri neler?


Yeni Yeruşalim’den gelin, Kuzu’nun eşi diye bahsediliyor. Mesih’in halkı için hazırladığı yer Yeni Yeruşalim’dir (Yu. 14:1–3).


Şehir yüksek surlarla çevrilmiş ve dört kenarın her birinde üçer kapı bulunuyor, böylece içeri her yönden girilebiliyor. Bu özelliği şehrin evrensel çapta olduğunu gösteriyor. Yeni Yeruşalim’de herkes Allah’ın varlığına sınırsız erişim hakkına sahip.


Şehir ayrıca mükemmel bir küp olarak tarif ediliyor; 12.000 ok atımı (stadion) uzunluğunda, genişliğinde ve yüksekliğinde. Küp 12 kenardan oluşur. Böylece şehir toplamda, İsa’nın ikinci gelişinde ölümü görmeden dönüştürülen 144.000 kişiyi yansıtan, 144.000 ok atımı boyutundaydı. Eski Ahit tapınağında, En Kutsal Yer mükemmel bir küptü (1Kr. 6:20). Böylelikle Yeni Yeruşalim Allah’a ibadetin merkezi olarak işlev görüyor.


Vahiy 21:21–22:5 ayetlerini oku. Şehrin hangi iç özellikleri sana Aden Bahçesi’ni anımsatıyor? Şehirde artık hiçbir lanet kalmayacağı vaadi (Va. 22:3) ne önem taşıyor?


Yeni Yeruşalim’in en belirgin özelliği, Allah’ın tahtından akıp gelen berrak yaşam suyu ırmağı (bkz. Yar. 2:10). Yeruşalim özlemi içindeki Allah’ın halkının esir tutulduğu Babil’deki ırmağın tersine (Mez. 137), Yeni Yeruşalim’deki ırmağın her iki yakasında, her çağdan Allah’ın göçebe halkı yuvalarını buldular.


Irmağın her iki yakasında, yaprakları uluslara şifa vermek için (Va. 22:2) olan yaşam ağacı bulunuyor. Buradaki şifanın hastalıkla bir ilgisi yoktur, zira yeni yeryüzünde hiç hastalık olmayacak. Bu şifa, tarih boyunca insanları paramparça etmiş engeller yüzünden oluşan yaraların iyileştirilmesi içindir. Tüm çağlardan ve tüm uluslardan olan kurtarılanlar artık Allah’ın tek ailesine aitler.


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri] kitabında 307–319. sayfalardaki Without a Wedding Garment [Düğün Giysisi Olmadan] bölümünü ve Büyük Mücadele kitabında 667–683. sayfalarındaki Mücadelenin Sonu bölümlerini oku.


Vahiy kitapçığı, başlangıçta sunulan konuyla sona eriyor: Mesih’in güç ve yücelikle ikinci gelişi ve Allah’ın sonsuza dek sürecek krallığının kuruluşu. Mesih’in dönüşü, sonunda geliniyle bir olması, kitapçığın zirve noktasıdır.


Fakat kitapçık bu olayları gerçek dışı bir bağlama yerleştirmek istememiştir. Mesih’in yakında gelecek olması ilk gerçekliktir. Bizim hâlâ burada O’nun dönüşünü bekliyor olmamız ikinci gerçekliktir. Beklerken Vahiy’in mesajlarını açık bir şekilde kavrıyor olmamız gerekir ve bu kavrayışa ancak tüm şeyler sona erinceye kadar kitapçığı tekrar ve tekrar okumaya devam ederek ulaşabiliriz. Vahiy kitapçığının mesajları bize beklerken dünyanın şeylerine bakmamayı, fakat gözlerimizi göğe ve tek umudumuz olan O’na odaklamamızı sürekli olarak hatırlatıyor. Vahiy’in Mesih’i, yaşamın gizemleri ve belirsizlikleri içinde, tüm insani umutların ve arzuların cevabıdır. O bu dünyanın geleceğini ve bizim geleceğimizi ellerinde tutuyor.


Kitapçık ayrıca bize, son gelmeden önce O’nun yakın gelecekteki dönüşünü tüm dünyaya duyurmak işiyle görevlendirilmiş olduğumuzu hatırlatıyor. Onu bekleyişimiz hareketsiz değil, etkin bir şekilde olmalı. Ruh ve Gelin, ikisi de Gel! (Va. 22:17) diyorlar. Bu çağrıya katılmalıyız. Bu iyi haber, bu yüzden dünyanın halklarına duyurulması gerekiyor.


TARTIŞMA SORULARI:


Milenyumu ve günahkâr ölülerin yargılanmasının ancak milenyumdan sonra gerçekleşmesini düşün. Kurtarılanların tüm sorularının cevaplarını almak için bin yılı olacak. Allah ancak bundan sonra kaybedilenleri nihai olarak cezalandıracak. Bu gerçek, Allah hakkında bize ne açıklıyor?


Vahiy 1:3 ayeti, Vahiy’deki peygamberlik sözlerini dinleyenlere, okuyanlara, dikkate alanlara ve tutanlara bereketler vaat ediyor. Bu kitapçığı konu alan çalışmamızı sonlandırırken, sen dikkate alıp tutman gereken neler keşfettin?


Yeni dünyada varlığımız nasıl olursa olsun, herkes ile birlik içinde yaşayacağımıza dair şüphe yok. Şu anda, bunun gerçekleşeceği zamana kendimizi hazırlamak için ne yapabiliriz?


CUMA


29 Mart


30 Mart


HIV Virüsüne Maruz Kalmak-İki Kere


Andrew McChesney tarafından yazılmıştır.


Bir Yedinci Gün Adventist hemşiresi olan Maria Lemos Abel, 2 yaşındaki bebeğe, bakteriyel enfeksiyonunu tedavi etmek için penisilin G prokain iğnesi yapıyordu ve annesine bebeği sıkıca tutmasını söyledi. Fakat anne, verilen talimata uymadı ve bebek acıyla yerinde zıplayınca Maria yanlışlıkla iğneyi kendi işaret parmağına batırdı. Bulundukları hastane Mozambik’in yaklaşık yarım milyon nüfuslu üçüncü büyük şehri olan Nampula şehrinde bir devlet hastanesiydi.


Maria hastane talimatlarına uyarak, direkt anneye ve bebeğe kan testi uyguladı. 30 dakika içinde sonuçlar elindeydi; hem anne hem bebek HIV pozitif çıkmıştı. Maria ağlamaya başladı. Çok sayıda HIV-pozitif hastayla çalışmıştı ve virüsün kandan kolaylıkla bulaştığını biliyordu. “Tanrım bana yardım et ki virüs bana bulaşmasın“ diye dua etti.


Bir hastane doktoru ona HIV virüsünü bastıran ARV ilaçlarını sonraki aya kadar günde iki kere almasını söyledi. Ondan sonra Maria’nın HIV virüsü taşıyıp taşımadığını öğrenmesi için bir beş ay daha beklemesi gerekiyordu.


Dört çocuk annesi olan Maria bir röportajda, “Bekledikçe içim acıyordu, neler olacağını hiç bilmiyordum“ dedi.


Aynı zamanda Tanrı’ya gayretle ona yardım etmesi için dua ediyordu.


Kazadan yaklaşık yarım yıl sonra Maria’nın sonuçları negatif çıktı. Ona HIV virüsü bulaşmamıştı. Maria, “Bunun Tanrı’dan bir cevap olduğuna inanıyorum, O’na şükürlerimi sundum“ dedi.


Üç yıl sonra, Mart 2017’de, Maria 30 yaşındaki kadın hastasının şişmiş kolunda küçük bir kesik açarken kadın acıyla zıpladı. Neşter Maria’nın sol baş parmağını kesti ve kesik kanamaya başladı. Maria hastaya kan testi uyguladı ve sonuç yine HIV pozitifti.


Maria buna inanamıyordu. ARV ilaçlarını alırken aynı zamanda ağlıyordu. Yine bir altı ay beklediği yerde dua etti. Sonuçları negatif çıkmıştı.


51 yaşındaki Maria tecrübelerini cinsel saldırı sonrası hastaneye kaldırılan kadınlarla paylaşıyor, onlara ARV ilaçları kullanmalarını ve dua etmelerini tavsiye ediyor.


“Derim ki ‘Tanrı beni benim suçum olmayan bir durumdan kurtardı, O, sizi de sizin suçunuz olmayan bir durumdan kurtarır‘” dedi Maria.


En aşağı üç kadın Maria’nın tavsiyelerine uyduktan sonra testlerinin sonuçları HIV negatif çıkmıştır. Bunların ikisi cinsel saldırı mağduru, üçüncü ise Maria gibi HIV virüsüne yanlışlıkla maruz kalan bir hemşire.


Maria sözlerini, “Bana hiç HIV virüsü bulaşmamış olması bir mucize ve ben diğer mağdurlara da duanın ve Tanrı’nın gücünü söylüyorum“ diyerek bitirdi.


Onüçüncü Şabat Sunuları’nın bir kısmı Nampula’da ailelerini HIV ve AIDS’e kaybeden çocuklar için bir yetimhane açılmak üzere kullanılacaktır. Sunularınız için teşekkür ederiz.