PDF İndir - Sebt Günü Çalışma Kitapçığı – 1.çeyrek 2018 – Vekilharçlık: Yüreğin Güdüleri

 

1 Materyalizmin Etkisi — 30 Aralık-5 Ocak 4


2 Görüyorum, İstiyorum, Alıyorum — 6-12 Ocak 12


3 Allah mı, Para mı? — 13-19 Ocak 20


4 Dünyanın Yollarından Kaçmak — 20-26 Ocak 28


5 Aden’den Sonraki Vekilharçlar— 27 Ocak-2 Şubat 36


6 Bir Vekilharcın İşaretleri — 3-9 Şubat 44


7 Allah’a Karşı Dürüstlük — 10-16 Şubat 52


8 Ondalık Vermenin Etkisi — 17–23 Şubat 60


9 Şükran Sunuları — 24 Şubat–2 Mart 173


10 Vekilharçlığın Rolü — 3–9 Mart 194


11 Borçlanmak: Günlük Bir Tercih — 10–16 Mart 214


12 Bir Vekilharcın Alışkanlıkları — 17–23 Mart 235


13 Vekilharçlığın Sonuçları — 24–30 Mart 255


Editör Ofisi 12501 Old Columbia Pike, Silver Spring, MD 20904


Web sayfamızı ziyaret edin: http://www.menapa.com


Yazar


John H. H. Mathews


Editör (English)


Clifford R. Goldstein


Kapak ve Sayfa Tasarımı


Lars Justinen


Sayfa Tasarım


Marisa Ferreira


Çeviri


Şahin Kama ve Suha Önder


Redaksiyon


Bilek Güler


Kutsal Kitap Çevirileri Tablosu


Bu çalışma rehberinde, 2018 Yılı İlk Çeyreği için izinle kullanılan Kutsal Kitap alıntıları, aşağıdaki gibidir:


(Aksi belirtilmedikçe tüm alıntılar Yeni Çeviri’den yapılmıştır.)


YÇ. Yeni Çeviri: Kutsal Kitap: Eski ve Yeni Antlaşma (Tevrat, Zebur, İncil). Eski Antlaşma ©2001, 2009 Kitabı Mukaddes Şirketi; Yeni Antlaşma ©1987, 1994, 2001, 2009 Yeni Yaşam Yayınları. Bütün Hakları Saklıdır.


  1. Kitabı Mukaddes: Kitabı Mukaddes, Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil): İbrani, Kildani ve Yunani dillerinden son tashih edilmiş tercümedir. ©1941 Kitabı Mukaddes Şirketi.

COSMADES. Thomas Cosmades: İncil (Sevinç Getirici Haber) - İncil’in Yunanca Aslından Çağdaş Türkçe’ye Çevirisi. ©2010 Kutsal Söz Yayınları.


CANDEMİR. Bünyamin Candemir: Kutsal İncil ©2003 Lütuf Yayıncılık, ©2013 Gerçeğe Doğru Kitapları.


TSV. Meseller, Kral Süleyman’ın Özdeyişleri ©2010 Türk Standart Versiyon (R.1) Türk Dünyası Kalkedon Presbiteryen Kilisesi, Rev. İlhan Keskinöz.


© 2018 Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®. Her hakkı saklıdır. Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı (Standart Versiyon)’un hiçbir bölümü, Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın yazılı izni olmadan hiçbir kişi ya da kurum tarafından düzenlenemez, değiştirilemez, uyarlanamaz, tercüme edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın bölüm ofisleri, belirli ilkelere göre, Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı’nın tercüme ettirilmesine yetkilidirler. Bu tercümelerin telif ve yayın hakları Genel Konferans’ta kalacaktır. “Yedinci Gün Adventist,” “Adventist” ifadeleri ve alevli logo Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı®’nın tescilli markalarıdır ve Genel Konferans’ın izni olmadan kullanılamazlar.


Bu kitapçık Yedinci Gün Adventistleri Genel Konferansı® Yetişkinler İçin Sebt Okulu Çalışma Kitapçığı Ofisi tarafından hazırlanmıştır. Bu kitapçığın hazırlanması, Genel Konferans Yönetim Komisyonu (ADCOM)’un bir alt komisyonu olan Sebt Okulu Yayın Kurulu’nun yönetimi altında olmuştur. Yayınlanan bu kitapçık dünya çapında bir değerlendirme kurulunun katkılarını ve Sebt Okulu Yayın Kurulu’nun onayını yansıtmakta olup, sadece veya mutlaka yazarın (veya yazarların) görüşleriyle sınırlı değildir.


İstek Adresi Web: www.menapa.com | E–mail: info@menapa.com


İçindekiler


Hristiyanlar olarak, bir değişime ihtiyacımız olduğunu görmeden önce, günahlı durumumuzun farkına varmamız gerekir. Bu değişim yalnızca ve bütünüyle Mesih’in içimizdeki işleyişi aracılığıyla vuku bulabilir. Mesih’in içimizdeki işleyişinin bir ifadesi de vekilharçlık konusundadır. Vekilharçlık Hristiyanın yaşamının birçok yönünü kapsasa da, şimdi onu geniş kapsamlı olarak, Allah’ın yüceliği için somut ve somut olmayan mülklerin yönetimi şeklinde tanımlayacağız.


Kutsal Kitap’ta öğretildiği üzere vekilharçlık, diğer niteliklerinin yanı sıra, canların düşmanının önümüze koyduğu ruhsal tuzakların en büyüklerinden biri olan materyalizmin (eşyalara sahip olma sevgisi) ya da genel olarak dünyasallığın tehlikelerine karşı güçlü bir araç haline geliyor. Birçok insan zenginlik ve malvarlığının ucuz ve sonunda tadını yitiren yapay tatlandırıcılar olduğunu fark edemiyor. Maalesef bir çok can, dünyaya olan sevgisinden kurtulamadığı için kaybolmuş olacak. Dünyanın yollarının (“benliğin tutkuları, gözün tutkuları, ve maddi yaşamın verdiği gurur” 1. Yuhanna 2:16) tümü vekilharçlık ilkelerinin yaşamlarımızda uygulanmasıyla etkisiz hale getirilebilir, hatta onlardan kaçınılabilir.


Bu nedenle bu çeyrekte işleyeceğimiz konu vekilharçlık ve Allah’ın bizden sürdürmemizi istediği hayatı (dünya sevgisinin tüm tezahürlerinden özgür olmayı içeren hayatı) nasıl yaşamamız gerektiği konusunda vekilharçlığın bize neler öğretebileceğidir. Vekilharçlık İsa’yı izlemenin ne anlama geldiğinin günlük pratik ifadesidir; Allah’a olan sevgimizin bir ifadesi, Mesih’te bize verilen gerçeği hayatımıza geçirmenin bir aracıdır. Bizler vekilharçlarız, çünkü önce Allah bizi sevdi.


Öyleyse, vekilharçlık yaşamımızı sürdürmemiz tavrımızı, ihtidamızı, bağlılığımızı, özdenetimimizi ve çok daha fazlasını içerir. Biz, yaptığımız ve söylediğimiz her şeyde İsa’ya bağlanarak özverili hayatlar süren, Allah’ın sadık ve güvenilir hizmetkârları olmalıyız. Mesih’in okulunda, vekilharçlığın meyvesinin doğru yaşamın getirdiği tatmin olduğunu keşfederiz. Allah’ın mülklerini O’nun yüceliği için idare etmeyi, O’nun işini tamamlamak için hizmetine kaynak sağlamayı öğrenmeliyiz.


Allah’ın vekilharçları şimdi “aynadaki silik görüntü gibi” (1Ko. 13:12) görüyorlar, fakat İsa net görüyor. Bizi O’nun işini yapmakla görevlendiriyor. Dünyanın cazibelerinin puslu havasında bile, yeteneklerimizin, paramızın, sağlığımızın ve çevremizin uygun şekilde yönetiminden sorumluyuz. Bu dersler vekilharçlar olarak sorumluluklarımızın ne olduğunu ve kurtuluşu kazanmak amacıyla değil de ona zaten sahip olmanın meyvesi olarak bu sorumlulukları Allah’ın lütfuyla nasıl yerine getirebileceğimizi öğretmek üzere düzenlendiler.


Hristiyan vekilharçlar olarak hayatlarımız Allah’ın karakterini dünyaya yansıtır. Kutsal Kitap ilkelerini savunmaya cüret edenlerin hayatlarında güzellik, mutluluk ve tanrısayarlık vardır, özellikle de kültürümüzün eğilim ve akımlarına karşı. Herkes tanrısız bir hayat yaşamaya ayartılır, ayartılar açık ve üstü örtülü olarak tüm çevremizdedir. Hristiyanlar olarak, özellikle Hristiyan vekilharçlar olarak, bize bu ayartılardan nasıl kaçacağımız gösterilmekle kalınmadı, bunu yapacak güç de vaat edildi.


Nihaî sonda şu iki cümleden birini duyacağız: “Ben sizi hiç tanımadım; benden ayrılın, ey kanunsuzluk işleyenler!” (Mat. 7:23, Candemİr), ya da “Aferin, iyi ve güvenilir uşak. Az sermayeyi kullanmakta güvenilir kişi olduğunu kanıtladın. Seni daha çoğuna atayacağım. Gel, efendinin sevincine katıl!” (Mat. 25:23, Cosmades).


Umudumuz ve duamız, bu çeyreğin dersinde vekilharçlık hakkında öğretilenlerin bizi “Gel efendinin sevincine katıl” sözlerini gerçekten de duyacağımız sözler haline getirecek yolda tutmasıdır.


Andrews Üniversitesi’nden Vaizlik Doktoru John H. H. Mathew, Florida, Alabama, Iowa, Missouri, Tennessee ve Nebraska eyaletlerinde hizmet etmiş olan ordein bir din görevlisidir. Halen Kuzey Amerika Bölümü Vekilharçlık Hizmetleri yöneticisidir


Hristiyan Bir

Vekilharcın Yaşamı


*30 Aralık–5 Ocak


Materyalizmin Etkisi




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: 1Yu. 2:16, 17; Luka 14:26–33; 12:15–21; Yas. 8:10–14; 1Ti. 6:10; Yu. 15:5; Gal. 2:20.


HATIRLAMA METNİ: “Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı’nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin” (Romalılar 12:2).


Allah’ın Sözü Allah’ın halkına “bu çağın gidişine uymayın” (Rom. 12:2) diyor ama, materyalizmin cazibesi, zenginlik ve onun getirileri hakkındaki ölçüsüz arzu güçlüdür. Zengin olsun fakir olsun, çok az insan materyalizmin ulaşamayacağı yerdedir. Bu aynı şekilde Hristiyanları da kapsar.


Zengin olmakta veya kendinizin ve sevdiklerinizin geçimini rahatlıkla sağlamak amacıyla para biriktirmek için uğraşmakta yanlış bir şey yoktur. Fakat para veya para kazanma uğraşı her şeyi kapsar hale geldiğinde şeytanın tuzağına düşmüş oluruz ve gerçekten “bu çağın gidişine uymuş” oluruz.


Dünya, iyi hayatın, bereketli hayatın sadece parada bulunabileceği fikrini verir. Fakat para Şeytan’ın bizi kendi tarafına çekmek için arkasına saklandığı bir maskedir. Materyalizm Şeytan’ın Hristiyanlara karşı kullandığı silahlardan biridir. Sonuçta, kim parayı ve paranın bize burada ve hemen getirebileceklerini sevmez ki? Onun en büyük başarısı anlık tatmindir, ama sonunda en derin ihtiyaçlarımıza karşılık veremez.


*6 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

31 Aralık


Bu Çağın İlahı


Para bu dünyanın ilahı, materyalizm de onun dini haline geldi. Materyalizm nihaî değil fakat geçici bir güvenlik sağlayan, karmaşık ve sinsi bir sistemdir.


Burada tanımladığımız şekliyle materyalizm, zenginlik ve mülk arzusunun ruhsal gerçekliklerden daha önemli ve daha değerli hale gelmesidir. Mülklerin bir değeri olabilir, fakat onların değeri bize sahip olmamalı: “Parayı seven paraya doymaz, zenginliği seven kazancıyla yetinmez” (Vaiz 5:10). Bu dünyanın malını arzulamaktaki sorun şu: ne kadar elde edersek edelim yeterli değil; bizi asla tatmin etmeyecek bir şeyin hep daha fazlası için sürekli daha çok uğraşıyoruz. Tuzağın böylesi!


  1. Yuhanna 2:16, 17 ayetlerini oku. Bu ayetler bize neyin gerçekten önemli olduğu konusunda ne diyor?

Luka 14:26–33 ayetlerini oku. İsa burada da bir Hristiyan için en önemli şeyin ne olduğu konusunda bize ne diyor?


Belki şu şekilde de ifade edilebilirdi: para veya para arzusu kendisinin yegane gerçekliği haline gelmiş kişiler gerçekten aklını başına almalı. “İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Markos 8:36).


“Mesih dünyaya geldiğinde, insanlık hızla en düşük seviyesine ulaşıyor gibiydi. Toplumun en temel taşlarının altı oyulmuştu. Hayat yalan ve suni hale gelmişti... Dünyanın dört bir yanında, tüm din sistemleri zihin ve can üzerindeki hâkimiyetlerini yitiriyorlardı. Düşünceyi bastırmaya çalışan yalan ve masallardan bıkmış insanlar, imansızlığa ve materyalizme döndüler. Sonsuzluğu hesaptan çıkararak, o an için yaşadılar.”—Ellen G. White, Education [Eğitim], s. 74, 75.


İmansızlığa ve materyalizme çekilmiş, sadece o an için yaşayan insanlar? Tanıdık geliyor mu?


Kim mal sahibi olmayı sevmez ki? Soru şu: Sahip olduğumuz şeylerin, çok fazla olmasalar da, aynı şekilde bize sahip olmadıklarını nereden bilebiliriz? Bize sadece kim sahip olmalıdır ve O’nun bize sahip olduğundan nasıl emin olabiliriz?


PAZAR


1 Ocak


Ambarları Doldurmak


Luka 12:15–21 ayetlerini oku. Burada bize verilen mesaj nedir? Buradaki ilke zengin olmayan kişiler için bile nasıl geçerli olabilir?


İster zengin olalım ister fakir, mal mülk edinme arzumuz aklımızı gerçekten önemli olan şeyden uzaklaştırabilir ve onun yerine sadece geçici olan, uçup giden ve sonsuz yaşamı kaybetmeye kesinlikle değmeyecek şeylere odaklayabilir.


Bugün belki somut bir altın veya gümüş heykelin önünde eğilmiyor ve ona tapmıyor olabiliriz. Yine de altın ve gümüşe tapınma tehlikesi içinde olabiliriz, bu yalnızca değişik bir şekilde gerçekleşir.


Bu benzetme, hayatın neredeyse sadece mal mülk edinmeye adandığı dünyanın birçok yerinde epey geçerlidir. Satıcılar ürünlerinin pazarlamasını küresel ölçekte bir zanaata çevirdiler. Tüm pazarlama stratejileri, sattıkları mala sahip olmazsak mutlu ve tatmin olamayacağımızı düşünmemizi sağlamak üzerine kurulu. Çok başarılı bir firma bir mal üretti, ona ihtiyacımız olduğunu düşünmemizi sağladı ve sonra onu bize sattı. Gerçek şu ki, işe yaradı! Umudu bu dünyadan olmayan Hristiyanlar bile bu aldatmacaya karşı korunaklı değil.


Yasanın Tekrarı 8:10–14 ayetlerini oku. Bir kilise üyesi hangi şekillerde burada uyarısı verilen tehdidin getirdiği tehlike içinde olabilir?


Kutsal Kitap’ta ve günümüz dünyasında, zenginlik ve maddi varlıklar biriktirmenin kişinin ruhsallığını, Allah sevgisini ve göksel ve ruhsal şeylere karşı duyduğu arzuyu arttırdığına dair hangi örnekleri bulabilirsin? Lütfen cevabını sınıfla paylaş.


PAZARTESİ


2 Ocak


Materyalizmin Cazibesi


Reklam dünyası çok güçlüdür. Firmalar ürünlerinin resimlerini önümüze koymak için milyar dolarlar harcıyorlar. Sattıkları şeyleri tanıtmak için neredeyse her zaman güzel ve çekici insanları kullanıyorlar. Reklama bakıyoruz ve kendimizi, sadece ürünle birlikte değil, reklamdaki kişiler olarak görüyoruz.


Reklamlar içine yerleştirilmiş gizli (bazen çok da gizli olmayan) cinsellik unsurları olmasaydı, materyalizm bu kadar etkili olmazdı. Şehvaniyet reklamcılığın en güçlü tekniğidir, fakat materyalizmin tehlikelerine karşı mücadele eden Hristiyanlar (yani pek çoğumuz) için zehir işlevi görür.


Matta 6:22–24 ayetlerini oku. Hristiyan düşünce ve davranışına göre göz neyi temsil eder? Hristiyanlar olarak bizi gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri tüketmeye kışkırtan gizli imgelere karşı nasıl tepki vermeliyiz?


Satıcıların ürünlerine şehvaniyet ekleyen reklamcılık güçlü bir araç haline gelebilir. Satıcılar mallarını tüketicilerin zihinlerinde heyecan yaratarak satarlar. Tecrübe edilen şey katıksız bir fantezi ama işe yarıyor. İnsanları, geçici olarak da olsa, başka bir varlık alanı gibi görünen yere götürmek, neredeyse mistik bir şey olabilir. Bu, hiçbir bilgi ve ruhsal gerçek sunmayan, ama o anda bir çok insanın reddedemeyeceği kadar çok çekici ve cazibeli olan sahte bir din haline gelir. Onu istiyoruz ve onu hak ettiğimizi düşünüyoruz, öyleyse neden elde etmeyelim? Reklamların bizi ihtiyacımız olduğuna ikna ettiği şeyler için harcanan ve harcanacak olan büyük miktarları ancak Allah bilir.


“Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruhun yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz” (Gal. 5:16). Biz “benliğin tutkularını” sadece cinsellik anlamında düşünsek de, başka hangi şekillerde bu tutkuyu yerine getirme tehlikesi içinde olabiliriz?


SALI


3 Ocak


Benlik Sevgisi


“Tanrı’nın bana bağışladığı lütufla hepinize söylüyorum: Kimse kendisine gereğinden çok değer vermesin. Herkes Tanrı’nın kendisine verdiği iman ölçüsüne göre düşüncelerinde sağduyulu olsun” (Rom. 12:3).


Allah şöyle dedi: “Güzelliğinden ötürü gurura kapıldın, görkeminden ötürü bilgeliğini bozdun. Böylece seni yere attım, kralların önünde seni yüzkarası yaptım” (Hez.28:17). Lusifer kendisini olduğundan daha büyük görerek kendini aldattı. Yüreğinde “Bulutların üstüne çıkacak, kendimi Yüceler Yücesi’yle eşit kılacağım” (Yşa. 14:14) dediği zaman, sahip olmadığı hakları talep ederek benlik hırsını ortaya koydu. Kendini kandırma ve benlik hırsı, Lusifer’in günahkâr kalbinin iki karakter özelliğiydi.


Lusifer’in düşüşü hakkındaki bu ayetler, pek çok bakımdan ilk günahın narsislik (özseverlik) olduğunu bize göstermeli; bir sözlük bu kavramı “kendisinden aşırı şekilde etkilenme; kendini beğenmişlik, aşırı gurur” olarak tanımlıyor. Herhangi bir günahkâr insandaki hangi özellikler, kendini kandırmaya dair bunlardan daha iyi göstergeler olabilir?


Fakat bu karakter özellikleri düşünebileceğimizden daha yaygındır. Nebukadnessar mağrurca kendisini olduğundan daha büyük gördü (Dan. 4:30). Ferisiler de bu ayartıcı fanteziye inanmayı öğrendiler (Luka 18:11, 12). Dikkatli olmazsak, zenginlik de bizi aynı aldatmacaya sürükleyebilir.


  1. Timoteos 6:10 ayetini oku. Pavlus burada hangi tehlikeye karşı uyarıyor?

Pavlus Timoteos’a “para düşkünü” olanlar dahil, birçok çeşit kötü insana karşı uyanık olmasını söylüyor (2Ti. 3:1–5). Bu para sevgisi aşırı güveni ve kibirle kendini beğenmişlikten kaynaklanan gösterişli davranışları teşvik edebilir. Bu nedenle materyalizm büyük mal varlığı olan insanları şişirilmiş bir kendine önem verme hissiyle doldurur. İnsanın çok fazla parası olduğu zaman kendisini olduğundan çok daha büyük görmesi kolaydır. Sonuçta, herkes zengin olmak ister, fakat çok az kişi bunu başarabilir. Bu nedenle zenginin bencil, gururlu ve kibirli olması kolaydır.


Filipililer 2:3 ayetini oku. Bu ayet bize materyalizmin ve onun teşvik edebileceği davranışların Hristiyan idealine neden çok karşıt olduğunu anlamamıza nasıl yardımcı olur?


ÇARŞAMBA


4 Ocak


Materyalizmin Nihaî Anlamsızlığı


Allah’ı seven bir çok insan var. Onların kişilikleri maddi mülklerin ayrıştıramayacağı bir şekilde Allah’ın kişiliğine karışmıştır.


Yasanın Tekrarı 7:6, 1. Petrus 2:9, Yuhanna 15:5, ve Galatyalılar 2:20 ayetlerini oku. Allah’ın mülkü olmak demek ne demektir ve biz gerçek kimliğimizi nerede buluruz?


Allah “Ben asmayım, siz çubuklarsınız... Bensiz hiçbir şey yapamazsınız” diyor (Yuhanna 15:5). Bağlantı doğrudan ve güvenlidir. “Gerçek bağlılık tamamen yürekten kaynaklanır. İsa da aynı şekilde davranmıştır. İsa’ya bağlı olduğumuz takdirde O, bizim yüreğimizi ve düşüncelerimizi kendisinin isteğini yerine getirmemize uygun hale getirecektir. Böylece yüreğimiz, kötü düşüncelerden tamamen arınacaktır.” Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 668 [Sevgi Öğretmeni, s. 661].


Öte yandan, materyalizm bize mülklerimizle eşanlamlı bir kimlik sunar. Başka bir deyişle, kendimizi sahip olduğumuz mallara ve bu dünyanın mallarından satın alabileceğimiz şeylere göre tanımlarız. Yakup bizi buna karşı uyarıyor: “Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Onların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecek. Bu son çağda servetinize servet kattınız” (Yakup 5:3). “Servete servet katmak” birçok hazine biriktirmek ve saklamak demektir; daha da önemlisi, bu zenginlikler ister az ister çok olsun, birçok kişi kendi kimliklerini bunlarda bulur (Luka 12:19–21).


Materyalizm bir tür kimlik karmaşasıdır. Bu birçoğumuz için kimliklerimizin mallarımızla kaynaşması anlamına gelir. Mallarımız Tanrımız haline gelir (Matta 6:19–21). Birisinin dediği gibi, “Sahip olduğum şeyler olmadan ben bir hiçim.” Kendimizi sadece sahip olduğumuz dünyasal varlıklarımızla tanımlayabilmemiz ne kadar da üzücü. Özellikle Hristiyan olduğunu iddia eden birisi için ne kadar da sığ, fani ve nihayetinde beyhude olan bir yaşam biçimi. Kendimizi Allah’la mı, yoksa varlıklarımızla mı tanımlıyoruz? Nihayetinde, birisinden birisi olacak.


Kimliğin sahip olduğun şeylerle ne kadar bağlantılı?


PERŞEMBE


5 Ocak


EK ÇALIŞMA: “Düşman bugün canları çok ucuza satın alıyor. ‘Karşılıksız satılmıştınız’ ifadesi Kutsal Yazı’nın dilidir. Birisi kendini dünyanın beğenisi için satıyor, diğeri para için; birisi aşağılık tutkuları tatmin etmek için, diğeri dünyasal eğlenceler için. Bu tür pazarlıklar her gün yapılıyor. Şeytan Mesih’in kanını satın almak için teklif veriyor ve onları kurtarmak için paha biçilmez bir fiyat ödenmiş olan fidyelerine rağmen onları ucuza satın alıyor.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], cilt 5, s. 133.


Canları materyalizm yoluyla satın almak Şeytan’ın hedefidir ve yüzeysel süsler herkese cazip gelir. Materyalizm konuşamaz ama her dili bilir. Hem zengine hem de fakire nasıl haz ve memnuniyet vereceğini bilir ve onların “İhtiyacım olan her şey burada var; neden başka bir şey için endişeleneyim?” demelerini sağlar. Böylece materyalizm düşünceyi yozlaştırır; insanların Allah’a güvenmek yerine sahip oldukları şeylere güvenmelerine neden olur. Fakat panzehir şudur: “ ‘güçle kuvvetle değil, ancak benim Ruhum’la başaracaksın’ diyor... Her Şeye Egemen Rab” (Zek. 4:6). Kendimizi Allah’a adadığımızda ve materyalizmin hayatımızı yönetmesine izin vermemeye O’nun lütfuyla karar verdiğimizde, materyalizm Kutsal Ruh’un kontrolüne karşı koyamaz.


TARTIŞMA SORULARI:


Fakir veya birçok maddi varlıktan yoksun olsak da, bu hafta göz attığımız tehlikelerin bazılarına ne şekilde kapılabiliriz?


Bazı insanlar “Para umurumda değil. Paranın benim için bir anlamı yok” derler. (Çoğunlukla da bunu söyleyenlerin çok parası vardır.) Birçok durumda bu neden doğru değildir? Mali durum önemlidir; yaşamlarımızda bir rolü vardır. Soru şu: Parayı ve paraya olan ihtiyacımızı Kutsal Kitap’ın doğru bakış açısında nasıl tutabiliriz?


“Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır” (Mat. 6:19–21). İsa’nın burada bize dediğini dikkatle oku. O’nun bize söyledikleri kendimizi materyalizmin tehlikelerinden korumamız için ne şekilde güçlü bir yol?


CUMA


6 Ocak


Tanrı için Tüyler Diken Diken


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Tır şoförü Safan Karamath tüylerinin diken diken olmasından hoşlanıyor.


Bir dua sırasında, İsa’ya olan sevgisinden bahsederken ya da bir vaaz dinlerken kollarındaki küçük tüyler yükseliveriyor.


Bir ada devleti olan Trinidad Tobago’daki Yedinci Gün Adventist eğitim enstitüsü Güney Karayip Üniversitesinde kendisiyle röportaj yapılırken, kolunu göstererek “Tanrı’nın buradaki varlığını gerçekten hissediyorum,” dedi. Kahverengi tenindeki tüyleri diken dikendi.


“Ne zaman Tanrı’dan bahsetsek böyle oluyor.” “Bunu, yalnız olmadığıma dair bir işaret olarak görüyorum.”


53 yıllık yaşamında kendisini yalnız hissettiği zamanlar çoğunlukta olmuş.


Kardeşi yokmuş ve annesini daha küçükken kaybetmiş. Trinidad’daki Müslüman bir mahallede alkolik bir baba tarafından büyütülmüş.


“Babam hep sarhoştu o yüzden eve geldiği zamanlarda ondan kaçardım, sadece kendime güvenmeyi öğrenmiştim.”


Safan, diğer çocuklarla birlikte yaşadığı mahalledeki camiye düzenli bir şekilde gidip gelmiş. Evlendikten sonra karısıyla birlikte Hinduizm inancına geçmişler ve hepsi Roma Katolik Kilisesinde vaftiz edilen sekiz çocuk büyütmüşler.


Ama o kendisini hala yalnız hissediyormuş. Arayış içinde olduğu bir dönem, esrar içmeyi bırakmış. Bir kaç yıl sonra da sigarayı ve en sonunda da içki içmeyi bırakmış.


İşte ondan sonra tüyleri diken diken olmaya başlamış. Üniversitenin bölgedeki çocuklar için düzenlediği Kutsal Kitap dersine davet edildikten sonra, Safan müjdeleme toplantılarına katılmaya başlamış. Çocukları da üniversite eğitmenleri tarafından verilen haftalık derslere katılmaya başlamış.


“Müjde o kadar gerçekçi bir biçimde açıklanıyordu ki,” dedi, “Elli yıl sonra ilk defa Rab ile karşılaştım.”


Safan ile 12, 14 ve 16 yaşlarındaki üç çocuğu vaftiz edildi.


Eğer tüylerinin diken diken olması durursa Allah’ın kendisini terk ettiğini düşünür mü diye sorulduğunda; “Asla!” diye cevap verdi.


O, tüylerinin diken diken olmasını yalnız olmadığının bir işareti olarak görüyor sadece.


“Allah benimle birlikte.”


Bu çeyreğin On Üçüncü Sebt sunusunun bir bölümü Güney Karayip Üniversitesinde yapılacak olan kilise için kullanılacak. Bu sayede üniversite Safan Karamath ve çocuklarının vaftiz edilmesini sağlamış olan çocuklar için haftalık Kutsal Kitap dersi gibi mesaj iletme programlarını arttırabilecek.


*6–12 Ocak


Görüyorum, İstiyorum, Alıyorum




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: 2Ko. 8:1–7; Matta 13:3–7, 22; Yar. 3:1-6; Yşa. 56:11; Matta 26:14–16; 2Pe. 1:5–9.


HATIRLAMA METNİ: “Dikenler arasında ekilen de şudur: Sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller” (Matta 13:22).


Para sevgisi ve maddi varlık sevgisi bize birçok açıdan gelebilir. Ellen G. White, Şeytan’ın bizi materyalizm aldatmacasıyla cezbetme taktiğini şöyle tanımlıyor: “ ‘Git, para ve toprak sahiplerini bu hayatın kaygılarıyla sarhoş et. Dünyayı onların önünde en çekici ışığıyla sun, öyle ki hazinelerini buraya yığsınlar ve sevgilerini dünyasal şeylerle yöneltsinler. Allah’ın işini yapanların bize karşı kullanacakları araçları edinmelerini önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Parayı bizim safımızda tutun. Daha fazla araç edindikçe, tebaamızı bizden alarak krallığımıza daha çok zarar verecekler. Onların paraya Mesih’in krallığını inşa etmekten ve nefret ettiğimiz gerçekleri yaymaktan daha çok değer vermelerini sağlayın, böylece onların etkisinden korkmamıza gerek kalmaz; zira biliyoruz ki her bencil ve açgözlü kişi egemenliğimiz altına girecek ve sonunda Allah’ın halkından ayrılacak’ “—Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 154, 155.


Maalesef bu taktik çok iyi işe yarıyor gibi görünüyor. Öyleyse bu tehlikelere ve Allah’ın Sözü’nün bu ruhsal tuzaktan kaçınmamız için ne söylediğine bir bakalım.


*13 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

7 Ocak


Zenginlik Müjdesi


Ünlü bir televizyon vaazcısının basit bir mesajı var: Allah sizi bereketlemek istiyor ve O’nun bereketinin kanıtı sahip olduğunuz maddi varlıkların bolluğudur. Başka bir deyişle, sadık olursanız Allah sizi zengin edecek.


Bu fikir ve çeşitlemeleri, zenginlik müjdesi olarak adlandırılır: Allah’ı takip edin, O sizi dünyasal mallarla zengin edecek. Bu fikir materyalizmin hatalı bir teolojik gerekçesinden başka bir şey değil; zira gerçekte söylediği şu: Materyalist olmak ve bundan dolayı kendini iyi hissetmek istiyor musun? İşte, senin için “müjde”miz var.


Fakat müjdeyi garanti edilmiş zenginlikle bağdaştırmak yanlış yönlendirilmiş küçük bir şovdur. Bu inanç Kutsal Yazı’yla uyumsuzluk yaratır ve kitabî dil içine gizlenmiş yarım doğrudan başka bir şey olmayan benmerkezci bir teolojiyi yansıtır. Bu yalanın özünde, tüm günahların özündeki mesele vardır, bu da benlik ve benliği diğer her şeyin üstünde memnun etme arzusudur.


Zenginlik müjdesi teolojisi Allah’a vererek karşılığında maddi zenginlik kazandığımızı öğretir. Fakat bu Allah’ı bankamatik olarak görmek demektir ve O’nunla olan ilişkimizi yalnızca bir pazarlık haline getirir: Ben bunu yaparım, Sen de karşılık olarak şunu yapmaya söz verirsin. Veriyoruz, ama doğru olan bu olduğu için değil, karşılığında alacaklarımız için.


İşte bu zenginlik müjdesidir.


  1. Korintliler 8:1–7 ayetlerini oku. Burada ne oluyor? Bu ayetlerde zenginlik müjdesi fikrine karşı olan hangi ilkeleri görüyoruz? Pavlus “hayırlı iş”ten bahsederken ne demek istiyor (2Ko. 8:7)?

Bu insanlar “aşırı yoksulluk” içinde (2Ko. 8:2) olmalarına rağmen yine de çok cömerttiler, verebileceklerinden daha fazlasını bile veriyorlardı. Bu ve bunun gibi diğer pek çok ayet, Allah’ın gözünde doğru bir şekilde yaşarsan bunun göstergesi olarak çok fazla maddi varlığa sahip olursun diye öğreten zenginlik müjdesinin yanlış teolojisini reddetmeye yardımcı olur.


Allah’a sadık olduğu halde dünyasal varlık bakımından zengin olmayanlara ve Allah’a sadık olmayıp dünyasal varlık bakımından zengin olanlara örnek olarak kimleri bulabilirsin? Bu bize zenginliği Allah’ın bereketlerinin göstergesi olarak kullanmak hakkında ne söylemeli?


PAZAR


8 Ocak


Bulanık Ruhsal Görüş


Kutsal Kitap’ın bize belli bir gerçeği öğretmesine gerek yok: bu hayatın kaygıları ve zenginlikleri geçicidir. Buradaki hiçbir şey kalıcı değil, kesinlikle uzun ömürlü de değil. Pavlus’un dediği gibi: “Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır” (2Ko. 4:18). Hristiyanlar göğe giden yol yerine bu hayatın kaygılarına odaklandıkları zaman miyop (uzağı göremeyen) bir görüşe sahiptirler. Onların gözünü bu yola karşı çok az şey zenginliğin ayartıcılığından daha fazla kör edebilir. Gözleri görmeyen Hellen Keller şöyle dedi: “Bu dünyadaki en acınacak kişiler, gördüğü halde vizyonu olmayanlardır.” Kutsal Kitap görebildiği halde aslında ruhsal kör olanların örnekleriyle doludur.


“Bazıları bu dünyayı o kadar çok sever ki, bu sevgi gerçeğe karşı duydukları sevgiyi tüketir. Buradaki hazineleri çoğaldıkça göksel hazineye duydukları ilgi azalır. Bu dünyanın malına daha çok sahip oldukça, gıpta ile bakılan mallarını kaybetme korkusuyla onları daha fazla sahiplenirler. Daha çok mal edindikçe daha fakir hissederler ve daha fazlasına sahip olmak için diğerlerine daha az bağışlarlar. Ah şu zenginliğin aldatıcılığı! Allah’ın gayesinin ihtiyaçlarını görmeyecek ve hissetmeyecekler.”—Ellen G. White, Spiritual Gifts, [Ruhsal Armağanlar], cilt 2, s. 267.


Bulanık ruhsal görüş sonsuz kurtuluşu riske atmaktadır. İsa’yı görüş alanında tutmak yeterli değildir; O’nu odakta tutmalıyız.


Matta 13:3–7 ve 22 ayetlerini oku. İsa burada bizi hangi tehlikeye karşı uyarıyor? Neden bu zengin ya da fakir herkesin içine kolayca düşebileceği bir tuzaktır?


Birincisi, İsa bizi “dünyasal kaygılar” hakkında uyarıyor (Matta 13:22). İsa hepimizin parasal kaygılar dahil olmak üzere kaygıları olduğunu biliyor. Fakirler yeteri kadarına sahip olmadıklarından, zenginler sahip olmak istedikleri başka şeyler için endişelenir. Sadece hayatlarımızda bu kaygıların “sözü boğmasına” (Matta 13:22) izin vermediğimizden emin olmalıyız.


İkincisi, İsa bizi “zenginliğin aldatıcılığı” hakkında uyarıyor (Matta 13:22). Zenginliğin kendisi kötü olmasa da, yine de bizi nihaî yok oluşumuza neden olacak şekilde aldatacak bir güce sahiptir.


“Zenginliğin aldatıcılığı”nı kendi hayatında hangi şekillerde görebilirsin? Kendini bu aldatmacadan korumak için yapabileceğin pratik seçimler neler?


PAZARTESİ


9 Ocak


Açgözlülüğün Aşamaları


Tüm günahlar gibi, açgözlülük de kalpte başlar. İçimizde başlar ve sonra dışa doğru çalışır. Aden bahçesinde olan da budur.


Yaratılış 3:1–6 ayetlerini oku. Şeytan Havva’yı günaha çekmek için ne yaptı? Aynı ilkeleri çağlar boyunca bizi de aldatmak için nasıl kullandı?


“Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi” (Yaratılış 3:6).


Kişi işin doğrusunu bilmiyorsa, reklam endüstrisinin ürünlerini satma konusundaki modelsel örneğini Aden Bahçesi hikayesinden aldığını düşünebilir. Şeytan yasak ağacın meyvesini, Havva’nın içinde sahip olduklarından daha fazlasını isteme arzusu yaratacak ve ona aslında ihtiyacı olmadığı bir şeye ihtiyacı olduğunu düşündürecek şekilde sundu. Ne kadar da zekice! Havva’nın düşüşü, açgözlülüğe düştüğümüz zaman hepimizin izlediği üç aşamanın bir örneğidir: görüyorum, istiyorum, alıyorum.


Tabi ki açgözlülük gizli bir günah olabilir. Şehvet gibi o da beden örtümüzün ardına gizlenmiştir. Ancak sonunda meyvelerini verdiği zaman yıkıcı olabilir. İlişkilere zarar verebilir, sevdiklerinizi yaralar ve sonra bizi suçluluk duygusuyla vurur.


Açgözlülüğün su üstüne çıkmasına izin verirseniz, her ilkeyi çiğneyecektir. Kral Ahav Navot’un bağını gördü, istedi ve kraliçesi o bağ için Navot’u öldürene kadar somurttu (1.Krallar 21). Akan kaftanı ve parayı görünce dayanamayarak açgözlülük yaptı ve onları aldı (Yeşu 7:20–22). Açgözlülük sonuç olarak bencilliğin başka bir şeklidir.


“Bencillik günahın en yaygın türüyse, açgözlülük de bencilliğin en yaygın türü sayılabilir. Bu Elçi Pavlus tarafından, son sapkınlığın ‘çetin anlar’ı [2Ti. 3:1] tanımlanırken çarpıcı bir şekilde açıklanıyor, Pavlus bencilliği tüm kötülüklerin üretken kökü olarak sunuyor, daha sonra hâkimiyeti ele geçirir ve ilk meyvesi açgözlülüktür. ‘İnsanlar kendilerini seven, para düşkünü... olacaklar’ [2Ti. 3:2].”—John Harris, Mammon, (New York: Lane & Scott, 1849). s. 52.


İçimizdeki açgözlülüğe her türlü eğilimi fark etmek neden önemlidir?


SALI


10 Ocak


Açgözlülük: Her Şeyin İstediğiniz Gibi Olması


Yeşaya 56:11 ayetini oku. Bu ayet hangi günaha karşı uyarıyor?


Düşmüş varlıklar olan bizim için, açgözlülük nefes almak kadar kolay olabilir. Aynı zamanda bu doğal bir şeydir de. Fakat Mesih’in karakterini pek yansıtmayan insan karakterinden açgözlülükten başka bir şey ummak zor. “Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz. O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu” (2Ko. 8:9).


Tarih boyunca açgözlülüğün sebep olduğu zararı ancak Rab bilir. Açgözlülük savaşlara yol açmıştır. Açgözlülük insanların kendilerini ve ailelerini yıkıma uğratan suçlar işlemelerine sebep olmuştur. Açgözlülük insana yapışan ve geriye sadece daha fazla hırs kalana kadar her türlü erdemi tüketen bir virüs gibi olabilir. Açgözlülük her şeyi isteyen bir hastalıktır: tutku, güç ve maddiyat. Tekrar, görüyorum, istiyorum, alıyorum.


Matta 26:14–16 ayetlerini oku. Bu üzücü hikayeden açgözlülüğün gücü hakkında ne öğrenebiliriz?


Yahuda’nın sözlerine dikkat edin: “O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?” (Matta 26:15). Açgözlülüğün başka her şeyi ezip geçmesine izin vermenin ne çarpıcı bir örneği! Yahuda tüm tarih boyunca çok az insanın sahip olduğu ayrıcalıklara sahip oldu: beden almış olan İsa’yla birlikte yaşadı, O’nun mucizelerine tanık oldu ve O’nun hayat sözlerini vaaz edişini duydu. Bunlara rağmen; açgözlülüğün ve hırsın onu ne yapmaya sürüklediğine bakın.


“Kurtarıcı bir süre sonra kendisine ihanet edecek olan kişiye ne kadar nazik bir şekilde davrandı! İsa, öğretilerinde açgözlülüğü kınayan hayırseverlik üzerinde önemle durdu. Yahuda’ya açgözlülüğün ne kadar kötü bir davranış olduğunu gösterdi. Bu öğrenci birçok kez O’nun öğretisinde kendi karakterinin anlatıldığını ve kendi günahlarının işaret edildiğini fark etti; fakat dürüst olmadığını hiçbir zaman itiraf etmedi ve bu tavrından asla vazgeçmedi.”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 295 [Sevgi Öğretmeni, s. 275].


Dikkat etmezse kim kendi karakterinde bir miktar açgözlülük göstermez ki? Allah’ın lütfuyla bu doğal eğilimi nasıl kontrol altında tutabiliriz?


ÇARŞAMBA


11 Ocak


Özdenetim


Aşağıdaki ayetleri oku. Bu ayetler zengin olsun fakir olsun insanların, açgözlülüğün, hırsın ve para ve maddi varlık sevgisinin Hristiyanlara getirebileceği tehlikelere karşı kendilerini nasıl koruyabileceklerini anlamamıza yardım edebilecek ne söylüyorlar?


Elç. 24:24–26


Gal. 5:22–25


2Pe. 1:5–9


Bu ayetler nasıl yaşamamız gerektiği konusunda birçok ilahî uyarıyla dolu. Fakat ortak konuya dikkat edin: özdenetim. Sıra açgözlülük, hırs ve mal sahibi olma arzusuna geldiğinde bu nitelik özellikle zor olabilir. Yalnızca özdenetim aracılığıyla, önce düşüncelerimizin sonra da davranışlarımızın özdenetimi yoluyla bahsettiğimiz şeylerin tehlikelerinden korunabiliriz.


Bu kontrolü ancak kendimizi Rabb’in gücüne teslim ettiğimiz ölçüde sağlayabiliriz. Hiçbirimiz bu günahlı nitelikleri kendi başımıza yenemeyiz, özellikle de uzun bir süredir içimize işlemiş ve beslenmişlerse. Bu güçlü aldatmacalara karşı zafer kazanmak istiyorsak, hayatlarımızda gerçekten Kutsal Ruh’un doğaüstü işleyişine ihtiyacımız var. “Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır” (1Ko. 10:13).


  1. Petrus 1:5–9 ayetlerini tekrar oku. Petrus’un gösterdiği yol nedir? Bunun adımları neler ve özellikle açgözlülük ve hırsa karşı mücadelemizde bu adımları izlemeyi nasıl öğrenebiliriz?

PERŞEMBE


12 Ocak


EK ÇALIŞMA: İnsanın nihaî hedefi mutlu ve memnun olmaktır. Fakat materyalizm aracılığıyla kişisel tatmin sağlamış olmak bu hedefe ulaştırmayacaktır. İnsanlar derinlerde bir yerlerde bunun gerçek olduğunu bilirler, ancak yine de mal mülk takıntılarına devam ederler. Görüyorum, istiyorum, alıyorum. Bundan daha basit ne olabilir? Yedinci Gün Adventistleri de, diğer herkes gibi, materyalizmin değerlerini onaylama ayartısıyla karşılaşırlar. Fakat sürekli olarak mal edinmek mutluluk, memnuniyet veya ferahlık üretmez. Aksine, istediği şeyi duymadığı veya almadığı için morali bozuk ve ümitsiz bir şekilde İsa’dan uzaklaşan zengin ve genç yöneticide gördüğümüz üzere, sorunlar yaratır. “Materyalist değerler, hayattan memnuniyetin ve mutluluğun düşük seviyede olmasından depresyon ve anksiyeteye, baş ağrısı gibi fiziksel sorunlara ve kişilik bozuklukları, narsisizm ve anti sosyal davranışlara kadar, insanların iyiliğinin nüfuz edici bir şekilde baltalanmasıyla bağlantılıdır.”—Tim Kasser, The High Price of Materialism [Materyalizmin Yüksek Faturası], (Cambridge, Mass.: The MIT Press, 2002), s. 22.


Başka bir deyişle, materyalist Hristiyanlar zenginlik kuyusundan gururla içerler fakat ruhsal olarak kurumuşlardır. Fakat biz Mesih’in verdiği sudan içerek asla susamayacağız (Yuhanna 4:14).


TARTIŞMA SORULARI:


Zenginlik müjdesi fikri üzerinde biraz daha düşün. Bu fikre inananlar onu yaymak için hangi ayetleri kullanıyor olabilir? Ayrıca, Kutsal Kitap’ta hayatları bu öğretinin yaşayan reddiyeleri olan imanlı insanlardan hangi örnekleri bulabilirsin?


Bir adam ilk çocuğunun 3–5 yaşlarına gelmesinin ardından şöyle dedi: “Bu çocuktan iki önemli Kutsal Kitap gerçeği öğrendim. Birincisi günahlı doğduğumuz, ikincisi ise açgözlü olarak doğduğumuzdur.” Çocukların bile insanlar olarak ne kadar açgözlü olduğumuzu ortaya koyan hikâyelerini kim anlatabilir? Bu bize ilahî lütfa olan ihtiyaç hakkında ne diyor?


Birisi şöyle yazdı: “Sorunların kaynağını arıyorsak, insanlara uyuşturucu testi değil, aptallık, cahillik, açgözlülük ve güç sevgisi testi yapmalıyız.” Açgözlülüğün, sadece açgözlü kişinin kendisine değil, çevresindekilere de böylesine zararlı olmasının nedeni nedir? Açgözlülüğün, dâhil olan herkese verdiği korkunç zararlar hakkında hangi örnekleri biliyorsun?


CUMA


13 Ocak


Hintli Aile için Dua Ediyorum


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Batı Hindistan’daki Yedinci Gün Adventist okulunda öğrenim gören 14 yaşındaki bir öğrenci olan Arpita Bhosale, kağnı arabasına bir aracın arkadan çarpması sonucu babasını kaybetmiş.


Çarpma o kadar şiddetliymiş ki babası Roasaheb Bhosale arabayı çeken iki öküzün üzerinden fırlayarak yola düşmüş ve karşı yönden gelen başka bir araç tarafından ezilmiş.


Sağır ve dilsiz olan annesi ölüm haberini aldığında o kadar üzülmüş ki erken doğum yapmak zorunda kalmış. Arpita dünyaya bir ay erken gelmiş.


Bir milyondan fazla kişinin yaşadığı hareketli bir şehir olan Kolhapur’a otuz kilometre uzaklıktaki Alate Yedinci Gün Adventist okulunda kendisiyle röportaj yapılırken Arpita şöyle dedi, “Fakat Allah, babamın ölümünü annemi İsa’ya yönlendirmek için kullanabildi.”


Arpita yaşamının ilk bir kaç ayını hastanede annesi Akkatai ile birlikte geçirmiş. Hem kendisi hem de annesi hastaymış. Her gün hastaneye gelip onları ziyaret eden dayısı Satish, içler acısı durumları karşısında endişelenmeye başlamış.


Bir Cumartesi günü kız kardeşine destek olmak için hastaneye geldiğinde, yataktan yatağa ilerleyip hastalarla birlikte dua eden yabancı biri dikkatini çekmiş. Merakla adama yaklaşan Satish, onun bir Adventist pastörü olduğunu öğrenmiş.


“Dayım Hinduizme inanıyordu,” dedi Arpita “ama anneme yardım edemediği için kendisini o kadar çaresiz hissetmiş ki, pastörden annem için de dua etmesini rica etmiş.”


Pastör anne ve bebeği için dua etmeye başlamış. Satish de işaret dili kullanarak pastörün cümlelerini kız kardeşine tercüme ediyormuş.


Pastörün düzenli olarak anne ve bebeği ziyaret etmesiyle birlikte, ikisi de iyileşmeye başlamış. Durum karşısında şaşkınlığını saklayamayan Satish pastöre inancı ile ilgili sorular sormaya başlamış. Aylar süren Kutsal Kitap derslerini takiben hem Satish hem de kız kardeşi İsa’yı kabul etmiş. Anne, kızını Rabb’e adamış ve evladı konuşmaya başladığında ona her akşam saat yedide dua etmeyi öğretmiş.


Yeni bir sınıf inşa etmek için 2017 üçüncü çeyrek On Üçüncü Sebt sunusundan ödenek alan Alate Adventist okulunda yedinci sınıfta yatılı okuyan Arpita şöyle dedi, “Her nerede olursam olayım her akşam saat yedide ellerimi açıp dua ediyorum ve bunu kendimi bildim bileli yapıyorum.”


Arpita da 13 yaşındayken vaftiz edilmiş.


“Vaftiz edilmek istedim çünkü İsa’nın Yedinci Gün Adventist kilisesi aracılığıyla ailemi nasıl kutsadığına şahit oldum. Annemim hayat hikayesi sayesinde İsa’nın takipçisi olmak istiyorum çünkü İsa’nın onun için yaptıklarını gördüm.”


Arpita Bhosale, Batı Hindistan’daki bir Adventist okulunda 14 yaşında bir öğrenci.



*13-19 Ocak


Allah mı, Para mı?




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Mez. 33:6–9; Mat. 19:16–22; 1Pe. 1:18; İbr. 2:14, 15; Çık. 9:14; Mez. 50:10.


HATIRLAMA METNİ: “Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin” (Filipililer 2:9–11).


Allah para ve maddi şeylere aşırı derecede takıntılı olmak hakkında Kendi görüşünü açıklarken boşa söz söylemiyor. Rab tarafından bereketlenmesine rağmen sahip olduklarını sürekli biriktiren açgözlü zengin adama Mesih’in söylediği sözler hepimizin içine Allah korkusu koymalı: “ ‘Ey akılsız! Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?’ Kendisi için servet biriktiren, ama Tanrı katında zengin olmayan kişinin sonu böyle olur” (Luka 12:20, 21).


Allah’a hizmet ve paraya hizmet birbirlerini karşılıklı olarak dışlayan eylemlerdir. Ya biri ya da diğeri, ya Allah ya para. Her ikisine de sahip olabileceğimizi düşünmek bir fantezidir, zira çifte bir yaşam sürmek eninde sonunda bizi yakalayacaktır. Başkalarını kandırabiliriz, belki kendimizi bile kandırabiliriz, ama bir gün hesap vermek zorunda olduğumuz Allah’ı kandıramayız.


Bir seçim yapmak zorundayız. Tereddüt ettikçe, bahaneler buldukça, ya da erteledikçe, para ve para sevgisi canlarımızı daha güçlü bir şekilde ele geçirecektir. İman bir karar gerektirir.


Kararlarımızı çok daha kolay hale getirmesi gereken şey, Allah’ın kim olduğuna, O’nun bizim için yaptıklarına ve O’na borçlu olduklarımıza odaklanmaktır.


*20 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

14 Ocak


Yaratıcı Mesih


Yaratılış 1:1; Mezmur 33:6–9; Yeşaya 45:11, 12; Yeremya 51:15 ve Yuhanna 1:3 ayetlerini oku. Bu ayetler bizlere materyal dünyanın iyiliği hakkında ne söylüyor?


“Gökleri yayan ve yeryüzünün temellerini atan Mesih’ti. Dünyaları boşlukta asılı tutan ve kır çiçeklerini biçimlendiren O’nun eliydi. ‘O’nun gücü dağları kurar.’ ‘Deniz O’nundur, ve onu yaratan Kendisidir.’ Mez. 65:6; 95:5. Yeryüzünü güzelliklerle, havayı melodiyle dolduran O’ydu. Yeryüzünde, havada ve gökyüzünde bulunan her şeyin üzerine, Baba’nın sevgisine dair mesajı O yazdı.”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 20 [Sevgi Öğretmeni, s.14].


Maddi şeyler özünde kötü değildir. Maddi dünyanın ve maddenin kendisinin kötü, sadece ruhsal şeylerin iyi olduğunu öğreten bazı dinlerin aksine, Kutsal Kitap maddi dünyaya değer verir.


Sonuçta onu İsa’nın Kendisi yarattı. Öyleyse nasıl kötü olabilir? Ne yazık ki, Allah’ın diğer tüm armağanları gibi, o da bozulmuş ve kötülük için kullanılmış olabilir, fakat bu orijinal hediyeyi kötü yapmaz. Kutsal Kitap Allah’ın bu dünyada yarattığı şeylerin yanlış kullanılmasına ve bozulmasına karşı uyarır, fakat bu şeylerin kendilerine karşı değil.


Aksine, Allah materyal dünyayı yarattı ve Kendi halkının bu dünyanın meyvelerinden ve faydalarından tat almasını istedi: “Sizler, Levililer ve aranızda yaşayan yabancılar Tanrınız Rabb’in size ve ailenize verdiği bütün iyi şeyler için sevineceksiniz” (Yas.26:11; ayrıca bkz. Yas. 14:26).


İsa Yaratıcı’dır (Yuhanna 1:1–3) ve dünya yarattıklarının yalnızca bir örneğidir. Yaratıcı kabiliyeti O’na hayatın kendisi ve hayatı yaşayanlar hakkında benzersiz bir bakış açısı sağlar. O maddi şeylerin değerini bilir ve onları bize bizim yararımız için, hatta zevk almamız için verdiğini bilir. İnsanlık tüm şeyler gibi Allah’ı yüceltmek için verilen bu hediyeleri bozduğunda ya da onları bizatihi amaç haline getirdiğinde neler olduğunu da bilir.


Çevrendeki yaratılmış dünyanın inanılmaz hediyelerine bir bak. Günahın tahribatından sonra bile, onun büyük kısmında kalan özündeki iyiliği görebiliriz. Yaratılmış dünya kendi iyiliğiyle bize Yaratıcı’nın iyiliği hakkında ne söyler?


PAZAR


15 Ocak


Allah’ın Oğlu/İnsanoğlu


Hristiyanlar olarak İsa’nın tümüyle Tanrı ve tümüyle insan olduğuna inanıyoruz. Tanrısallığın ve insanlığın bu birliği O’nun bu dünyada ve sonsuzlukta neyin önemli olduğu konusundaki bakış açısını eşsiz hale getiriyor. Bir kimsenin aerodinamiği anlamayışı bir uçağın uçmamasına neden olamayacağı gibi, bizim de O’nun bu ilahî/insanî doğaya nasıl sahip olduğunu anlayamamamız bu gerçeği geçersiz kılmaz.


“İşte birin karşılığı olan iki sır: Allah’ın birliği içindeki kişilerin çoğulluğu, Tanrılığın birliği ve İsa’nın kişiliği içindeki insanlık... Kurgusal hiçbir şey İsa’nın beden alması gerçeği kadar olağanüstü değildir.”—J. I. Packer, Knowing God [Tanrı’yı Tanımak] (Downers Grove, Illinois: InterVarsity Press, 1973), s. 53.


İsa’nın bu dünyaya gelmesinin nedenlerinden birisi de Allah’ın ne kadar sevgi dolu ve şefkatli olduğunu ve her birimizle tek tek ne kadar ilgilendiğini göstermekti. Bazılarının inandığı gibi soğuk ve uzak bir tanrı olmak şöyle dursun, İsa Göksel Babamız’ın gerçek karakterini ortaya koydu.


Ne var ki, Şeytan insanları Allah’tan ayırmaya çalışmıştır. O’nu bizi umursamayan biri gibi tanımlayarak kişiliksizleştirmeye çalışmıştır. Mümkün olan her aracı kullanarak, bizi Allah’ın iyiliği ve lütfu gerçeğini bilmek ve tecrübe etmekten alıkoymak için elinden gelen her şeyi yapar. Maddi şeylere yönelik aşırı sevgi, Şeytan’ın bu hedefe ulaşmasını sağlayan taktiklerinden biri olarak gayet iyi işler.


Matta 19:16–22 ayetlerini oku. Bu hikâye Şeytan’ın maddiyat sevgimizi bizi Rab’den uzak tutmak için nasıl kullandığı konusunda ne diyor?


Beden almış Tanrı olan İsa’nın Kendisini düşünün, O’nun özel biri olduğunu bildiği anlaşılan bu genç adamla konuşuyor. Yine de ne oldu? Sahip olduğu büyük zenginliğin, maddiyat sevgisinin, kendisini bizzat Allah’ın şahsından ayırmasına izin verdi. Dünya ve maddiyat sevgisi onu o kadar körleştirdi ki, üzgün olmasına rağmen bu üzgünlük onun doğru olanı yapması için yeterli değildi. O mallarını kaybediyor olduğu için üzgün değildi (kaybetmiyordu). O bu şeyler yüzünden canını kaybediyor olduğu için üzgündü.


İster zengin ister fakir olalım, bu dünyaya ait şeylerle doğru bir ilişki sürdürdüğümüzden nasıl emin olabiliriz?


PAZARTESİ


16 Ocak


Kurtarıcı Mesih


Borç göğün bir ilkesi değildir. Fakat Adem ile Havva günah işledi ve yasanın çiğnenmesi ölüm demekti. Böylece insanlık ilahî adalete borçlu hale geldi. İflas etmiştik, ruhsal olarak ödeyemeyeceğimiz bir borca batmıştık.


Allah’ın bize olan sevgisi kurtuluş planını devreye soktu. İsa bizim için bir “güvence” oldu (İbr. 7:22, Cosmades, Candemİr). Mesih’in Kurtarıcı olarak kimliği yapılmış en önemli işlemi ortaya koyar. Yalnızca O’nun hayatının kurbanlığı ilahî adaletin gerektirdiği ödemeyi karşılayabilir. Adalet ve merhamet çarmıhta buluşurken, İsa bizim borçlu olduğumuz günah borcunu ödedi. Evren, insanlığın kurtuluşu için gerekli olan ödeme yapılırken sergilenen serveti daha önce ne görmüş ne de tanık olmuştu (Ef. 5:2).


“Allah, göğün tüm hazinesini bu dünyaya dökerek, bize Mesih’te tüm göğü vererek, her bir insanoğlunun iradesini, duygularını, zihnini ve canını satın almıştır.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri], s. 326.


Her bir ayeti oku ve Mesih’in bizi nelerden kurtardığını say: Kol. 1:13; 1Se. 1:10; 1Pe. 1:18; İbr. 2:14, 15; Gal. 3:13; Va. 1:5.


Yuhanna 19:30 ayetindeki Grekçe tetelestai sözcüğü, söylenmiş en önemli söz olarak adlandırılır. Bu söz “Tamamlandı!” anlamına gelir ve İsa’nın çarmıhta söylediği son sözdür. O’nun son sözü görevinin tamamlandığı ve borcumuzun “tamamen ödendiği” anlamına gelir. O bu sözü umudu kalmayan biri olarak değil, kaybolmuş dünyanın kurtuluşunu gerçekleştirmiş biri olarak söyledi. Kurtuluş çarmıhına bakmak, şu ana etki eden ve geleceğe ilişkin bir umut sağlayan geçmişteki bir olayı ortaya koyar. İsa günahı, ölümü ve iblisin işlerini ilk ve son kez yok etmek için Kendi hayatını verdi. Bu, hak etmememize rağmen kurtarıldığımız anlamına gelir (Ef. 1:7). Kurtuluşun mucizelerine bakmak kutsal yerde yürümektir.


Kurtarıcı olarak Mesih Allah’ın en yüce suretidir. O’nun yüce uğraşı bizi kurtarmaktır. Bu O’nun insanlığa bakış açısını ve özellikle bizimle olan ilişkisine ne kadar değer verdiğini gösterir. Adaletin yerine gelmesinden sonra, Mesih dikkatini bizim O’nun kurbanlığına verdiğimiz cevaba çevirir.


Bir düşün: Mesih yaptığın tüm kötülüklerin borcunu tamamıyla ve eksiksiz ödedi. Senin cevabın ne olmalı? (Bkz. Eyüp 42:5, 6).


SALI


17 Ocak


Kıskanç Bir Tanrı


Firavun ile karşılaşmasında Allah şöyle dedi: “Yoksa bu kez senin, görevlilerinin, halkının üzerine bütün belalarımı yağdıracağım. Öyle ki, bu dünyada Benim gibisi olmadığını öğrenesin” (Çık. 9:14).


Allah “bu dünyada Benim gibisi olmadığını” derken ne demek istedi?


“Sınırlı insan aklının Sınırsız Olan’ın karakterini ve işlerini tamamıyla kavraması imkânsızdır. En keskin zekalı, en güçlü ve en yüksek eğitimli için, o Kutsal Varlık her zaman sırlarla sarılı halde kalmalıdır.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], cilt. 5, s. 698, 699.


Allah’ın eşi-dengi yoktur (1. Krallar 8:60). O bizim kavrayamayacağımız bir şekilde düşünür, hatırlar ve hareket eder. O’nu kendi hayalimizde canlandırmak için ne denersek deneyelim, Allah, Allah olarak kalır. Her bir kar tanesini, beyni, yüzü ve kişisel özelliği eşsiz yaratan O’dur ve “O’ndan başka Tanrı yoktur” (1. Krallar 8:60). Ne de olsa, O Yaratıcı’dır ve Yaratıcı olarak yarattıklarından muhakkak farklıdır.


Bu ayetler Allah’ın yarattıklarından ne kadar farklı olduğuna dair bize ne söylüyor? 1Sa. 2:2; Mez. 86:8; Yşa. 55:8, 9; Yer. 10:10; Tit. 1:2.


Allah’ın tümüyle kim olduğuna, O’nun tüm sahip olduklarına ve tüm yaptıklarına baktığımızda, O’nun rakiplerinin olabilmesi şaşırtıcıdır. Yine de, O’nun insanın sevgisi ve şefkati için “mücadele etmek” zorunda olması anlamında, rakipleri vardır. Belki de bu yüzden “kıskanç” bir Tanrı olduğunu söylüyor (Çıkış 34:14). Allah insanları özgür olsunlar diye yarattı, bu O’na veya başka bir şeye hizmet etme seçeneğine sahip olduğumuz anlamına gelir. Bu birçok şekilde insanın temel sorunu olagelmiştir: sadece tüm evreni yaratan ve onun sahibi olan, hizmete değer tek Tanrı olan Allah’a hizmet etmenin aksine, başka tanrılara (hangi şekilde olurlarsa olsunlar) hizmet etmeyi seçmek. İşte bu nedenle O gerçekten kıskanç bir Tanrı’dır.


Varsa, hayatında senin sevgin için Allah’la rekabet eden şey nedir?


ÇARŞAMBA


18 Ocak


Gerçek Sahiplik


Hem yaratılış, hem de kurtuluş itibarıyla Allah’a aidiz. Yalnızca biz değil, sahip olduğumuz her şey de aynı şekilde Allah’a aittir. Biz kendiliğimizden, kendi seçimlerimizden başka bir şeye sahip değiliz.


Buna karşın, dünyasallığın merkezi öğretisindeki düşünce mallarımızın sahibi olduğumuzdur. Fakat bu aldatmacadır. Hristiyanların mallarının nihaî sahipleri olduklarını düşünmesi, Allah’ın Sözü’nün öğrettiğine aykırı bir şey düşünmek demektir.


Biz değil, Allah her şeyin sahibidir (Eyüp 38:4–11). Biz, tıpkı Vaat Edilen Ülke’deki İsrailliler gibi, sadece yabancılar ve kiracılarız (Lev. 25:23). Hatta bir sonraki nefesimiz için bile Allah’a bağımlıyız (Elç. 17:25). Bizim olduğunu sandığımız her şey O’nundur. Fakat biz O’nun vekilharçlarıyız, bu nedenle de somut varlıkları, hatta somut olmayan varlıkları Allah’ı yüceltmek için kullanmalıyız.


Aşağıdaki ayetlerden Allah’ın sahip olduğu şeyleri say: Yas. 10:14; Mez. 50:10; 104:16; Hez. 18:4; Hag. 2:8; 1Ko. 6:19, 20. Bu ayetler bize elimizde bulunan maddesel varlıkları nasıl görmemiz gerektiği hakkında ne diyor?


“Her şey Allah’a aittir. İnsanlar O’nun taleplerini göz ardı edebilir. O bereketlerini onların üzerine bol bol dökerken, O’nun armağanlarını kendi bencil zevkleri için kullanıyor olabilirler; fakat vekilharçlıklarının hesabını vermeye çağrılacaklar.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise için Tanıklar], 9. cilt, s. 246.


Allah’ın sahipliği ve bizim vekilharçlığımız, Allah’ın bizi gök için hazırlayacağı şekillerde kullanacağı ve başkaları için faydalı ve bereketli olacak bir ilişki gerektirir. Fakat sadakatsiz vekilharçlar Sahip’in Kendi mülklerine erişmesini kısıtlayabilir. Dün de gördüğümüz üzere, Allah Kendi arzusunu bize zorla yüklemez. O bizi yarattı ve tekrar gelene kadar bu dünyada O’nun hesabına idare etmemiz için bize mülkler verdi. Bu mülklerle ne yaptığımız, O’nunla içinde olduğumuz ilişkinin türünü yansıtır.


Sana ait mülklerin hiçbirine sahip olmadığının, aslında onların Allah’a ait olduğunun gerçekte ne anlama geldiğini düşün. Bu sana mülkün olan şeylerle nasıl bir ilişkin olması gerektiği konusunda ne demeli?


PERŞEMBE


19 Ocak


EK ÇALIŞMA: Vekilharçlık, bizim anladığımız şekliyle, Allah’ın Adem ile Havva’yı bakıp yönetmeleri için güzel bir bahçe eve yerleştirmesiyle başladı (Yar. 2:15). Bu mükemmel ortamda çok zor olmayan bir görevi yapmaları, bahçeyi yaşanabilir hale getirmeleri gerekiyordu. Onları yeni rolleri için yetkilendirdi ve sorumluluklarını öğretti. Aden Bahçesi’yle ilgilenmek bu yeni aileye amaç ve mutluluk getirecekti.


“Egemen olmak” (Yar. 1:26, 28) olarak çevrilen İbranice sözcük, “kontrol altına almak ve yönetmek” anlamına gelir. Bağlamı dikkate aldığımızda, bu sert bir yönetim değil, Allah’ın yarattıklarının gözetildiği müşfik bir yönetimdi. Bu sorumluluk sona ermedi. Adem ile Havva bu ortamda Allah’ın Sahip olduğunu ve kendilerinin O’nun yöneticileri ya da vekilharçları olduklarını öğrenmeliydiler. Başlangıçtan itibaren Allah Adem ile Havva’nın sorumluluk ve güven mevkilerinde olmalarını istedi, ancak sahip olarak değil. Onlar görevlerine sadık olduklarını Allah’a göstermek zorundaydılar.


“Aden Bahçesi Adem ile Havva’ya bakmaları için verilmişti. Ona ‘bakmalı ve onu işlemeliydiler.’ İşlerinde mutluydular. Akıl, kalp ve istek mükemmel bir uyum içindeydi. İşleri yorucu ve zahmetli değildi. Zamanları faydalı işle ve birbirleriyle paydaşlıkla doluydu. İşleri zevkliydi. Allah ve Mesih onları ziyaret ediyor ve onlarla konuşuyordu. Kendilerine mükemmel bir özgürlük verilmişti... Onların Aden yuvasının sahibi Allah’tı. Onlar Aden’i Allah’ın yönetiminde ellerinde tutuyorlardı.”—Ellen G. White, Manuscript Releases [Yayınlanan El Yazmaları], 10. cilt, s. 327.


TARTIŞMA SORULARI:


Allah’ın dünyanın sahibi olduğu gerçeği, çevreye karşı temel sorumluluklarımız hakkında bize ne öğretiyor? Bir yandan yaratılışın kendisine tapan bazı çevrecilerin politik bağnazlığından kaçınmamız gerekirken, diğer yandan Hristiyanlar olarak çevreyi gözetme konusundaki tavrımız nasıl olmalıdır?


Allah’ın “kıskanç” bir Tanrı olması fikri üzerinde biraz daha düşün. Özellikle insani bakımdan kıskançlık kavramına uzak durmamız gereken kötü bir şey olarak baktığımız için, bu mefhumu kavramak her zaman kolay değildir. Yine de, sözcüğün genelde taşıdığı herhangi bir olumsuz yük olmadan Allah’a uygulanmış haliyle bu fikri nasıl anlayabiliriz?


Allah’ın yarattığı maddi şeyleri uygun bir şekilde ve neşeyle kullanmak ile suistimal etmek arasındaki farkı nasıl öğrenebiliriz? Bu ayrımı yapmak neden çok önemlidir?


CUMA


20 Ocak


Cumartesileri Çizgi Film İzlemeye Son


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Yetişkinler bile vaftiz edildikten sonra yaşamlarını Kutsal Kitap Sebt’ine göre düzenlemenin zorluklarından bahsediyor. Peki ya 11 yaşındaki bir çocuk ne yapsın?


Karayip ülkesi Trinidad Tobago’da yaşayan Ronnel Nurse için vaftiz edilmek Cumartesi günü seyrettiği çizgi filmlere bir son vermek anlamına gelmiş. Aynı zamanda çok sevdiği büyük annesine artık onun için markete gidemeyeceğini ya da evin işlerini yapamayacağını söylemek zorunda kalmış.


Şu anda 25 yaşında olan ve Trinidad Tobago Ulusal Güvenlik Bakanlığı’nda bilişim uzmanı olarak çalışan Ronnel, Güney Karayip üniversitesi kampüsündeki Maracas Yedinci Gün Adventist İlkokulunda katıldığı bir haftalık dua programındayken vaftiz edilmeyi talep etmiş. Onu okula yazdıran sözde bir Adventist olan bekar annesiymiş fakat Tanrı ile ilgili sahip olduğu bilgiyi, onu her Pazar günü kiliseye götüren ve sadık bir Hristiyan olan büyük annesine borçlu olduğunu söylüyor.


“O bir hafta süren dua toplantılarında o zamana kadar varlığından bile haberdar olmadığım bir boşluğun, bir açlığın farkına vardım,” dedi Ronnel. “Konuşmacı vaftiz için çağrı yaptığında, içimde bana öne çıkmamı söyleyen karşı konulamaz bir dürtü hissettim. Kendimi tutmadım.”


Vaftiz edildikten çok kısa bir süre sonra büyük annesi hasta olmuş ve geceleri çoğunlukla hastanede geçirmek zorunda kalmış. Ronnel onu ziyaret ediyor, cesaretlendiriyor ve iyileşmesi için sürekli dua ettiğini söylüyormuş. Ronnel, o dönem Sebt günlerinde Tanrı’nın Halkı için yaptığı mucizevi işleri anlatan Kutsal Kitap öykülerini okumuş. İsa’nın büyük annesiyle ilgileneceğinden şüphesi yokmuş.


“O yüzden okuldan eve döndüğüm bir gün, teyzem arayıp da büyük annemin vefat ettiğini söylediğinde şok oldum.”


Tanrı’nın kendisini bıraktığını hissettiğinde Ronnel 12 yaşındaymış. Büyük annesinin dindar yaşamını düşünürken, Müjde’nin İsa’nın ölümüyle değil, dirilişiyle neticelendiğinin ve İsa’da uyuyanların hepsinin bir gün kaldırılacağının farkına varmış. Romalılar 8:18 ayetini içselleştirmiş. Ayet şöyle diyor; “Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez.”


Güney Karayip üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümünden dereceyle mezun olan Ronnel , büyük annesini hala özlediğini söylüyor.


“Fakat bu üniversitede ve bu kilisede olduğum için imanım kuvvetli.”


2018 yılı ilk çeyreğinin On Üçüncü Sebt sunusunun bir bölümü bir kiliseleri olmadığı için konferans salonunda ibadet eden Güney Karayip Üniversitesine bir kilise binası yapılması için kullanılacak.



*20–26 Ocak


Dünyanın Yollarından Kaçmak




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Mez. 119:11; Ef. 6:18; Rom. 8:5, 6; İbr. 11:1–6; 1Kr. 3:14; Hez. 36:26, 27.


HATIRLAMA METNİ: “Gazap günü servet işe yaramaz, oysa doğruluk ölümden kurtarır... Zenginliğine güvenen tepetaklak gidecek, oysa doğrular dalındaki yaprak gibi gelişecek” (Süleyman’ın Özdeyişleri 11:4, 28).


Şeytan İsa’ya karşı başarısız olsa da, diğer herkese karşı başarılı oldu. Bize dünyanın tuzağından kurtuluşu tek başına sunan Allah’ın zırhı ve gücüyle dövüşmezsek kazanmaya devam edecek.


Bu nedenle dikkatimizi Göksel Sağlayıcımız’a odaklamalıyız. Davut “Genç aslanlar bile aç ve muhtaç olur; ama Rabb’e yönelenlerden hiçbir iyilik esirgenmez” (Mez. 34:10) yazarken bu hayattaki gerçek değeri fark etti. Süleyman bilgelik ve anlayışın gümüş ve altından daha değerli olduğunu anladı (Özd. 3:13, 14). Gerçek mutluluk ve doğru yaşam, gözlerimizi sahip olduğumuz mülklerden alıp sahibimiz olan Mesih’e bakmaktan gelir.


Dünyanın ayartısından kaçmak için tek umudumuz, İsa’yla canlı ve başarılı bir ilişkidir. Bu hafta bu ilişkinin unsurlarını ve ruhsal başarımız için dünyanın maskesinin arkasındaki gücü anlamanın ve Mesih’in önemini yaşamanın gerçek sebebi olarak görmenin ne kadar hayati önemde olduğunu işleyeceğiz.


*27 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

21 Ocak


Mesih’le Bir İlişki


Çok fazlasına sahip olmayanlar için bile dünyasal mal sevgisi, canı Mesih yerine dünyaya bağlayan güçlü bir zincir olabilir. Dünyasal açıdan mala çok fazla sahip olmasak bile, şiddetli bir dünyasal mal edinme arzusu, Rabb’in kontrolü altına getirilmediği takdirde bir canı kurtuluştan uzaklaştıran korkunç bir lânet haline gelebilir. Şeytan bunu bildiği için maddi varlık sevgisini elinden geldiğince çok insanı tuzağa düşürmek için kullanıyor.


Tek korunağımız nedir?


“Yeryüzündeki değil, gökteki değerleri düşünün” (Kol. 3:2). Pavlus’un bize yapmamızı söylediğini nasıl yerine getiriyoruz? (Ayrıca bkz. Mez. 119:11 ve Ef. 6:18).


Aklımızı sürekli olarak neye odaklamamız gerektiği konusundan bahseden başka hangi ayetleri bulabilirsin? (Örneğin, bkz. Flp. 4:8.)


Hangi şekilde gelirse gelsin dünyasallık için tek çare, hayatın iniş ve çıkışlarında Mesih’e devamlı bir bağlılıktır (Mez. 34:1). Musa “Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı” (İbr. 11:26). Tüm diğer ilişkilerden önce, Mesih bizim birinci önceliğimiz olmalıdır. Mesih tercih temelinde değil, inanç temelinde bir bağlılık arıyor; yani Mesih’e imanımızın ve O’na bağlılığın getirebileceği anlık avantajlar nedeniyle değil, O’nun kim olduğu ve bizim için yaptıkları nedeniyle bağlanmış olmalıyız.


Hayatlarımız İsa’da saklı olmalı ve O’nun planları bizim planlarımız olmalıdır. Gerçek bağlılık “geriye bakmadan” sabanı tutmaktır (Luka 9:62). Böyle bir bağlılık gösterdiğimiz zaman İsa bizi tam potansiyelimize yükseltir. O’na teslim olduğumuz zaman dünyanın canlarımız üzerindeki etkisini kıracaktır. Eşya merkezli olmak yerine Mesih merkezli olmalıyız; hayatlarımızdaki boşluğu yalnızca bu doldurabilir.


Gerçekten çok güçlü bir şekilde arzuladığın maddi bir varlığa sahip olduğun bir anı düşün. Solup gitmeden ve başladığın yere geri dönmeden önce sevincin ve memnuniyetin ne kadar sürdü?


PAZAR


22 Ocak


Söz İçinde


Dünya çapında altı milyardan fazla Kutsal Kitap dağıtıldı, fakat kaç tanesi yaşayan Tanrı’nın Sözü olarak görüldü? Kaç tanesi gerçeği öğrenmek isteyen samimi bir kalple okunuyor?


Uygun bir Kutsal Kitap çalışması ruhsal pusulamızı yönlendirir ve karmaşa ve yalan dünyasında yolumuzu bulmamızı sağlar. Kutsal Kitap ilahî kaynağın diri bir belgesidir (İbr. 4:12), başka hiçbir yerde edinemeyeceğimiz gerçekleri bize gösterir. Kutsal Kitap Mesih’in günlük yaşam için yol haritasıdır ve aklımızı geliştirerek ve karakterlerimizi arıtarak bizi eğitir.


Yuhanna 5:39, 14:6 ve 20:31 ayetlerini oku. Kutsal Kitap, özellikle de Müjdeler, İsa hakkında bize en yetkili bilgiyi verirler. Yuhanna kitapçığındaki bu özel ayetler bize O’nun hakkında ve O’nun bizim için ve inandığımız her şey için neden bu kadar önemli olduğu hakkında ne diyorlar?


Kutsal Kitap’ı çalışıyoruz çünkü o Gerçek’in mutlak kaynağıdır. İsa Gerçek’tir ve İsa’yı, bize Kutsal Kitap’ta açıklandığı şeklinden ötürü, tanıyabileceğimiz bir şekilde orada buluyoruz. Burada, Allah’ın Sözü’nde, Eski ve Yeni Ahit’te, İsa’nın kim olduğunu ve bizim için neler gerçekleştirdiğini öğreniyoruz. Böylece O’nu seviyoruz ve hayatlarımızı ve canlarımızı O’nun sonsuz himayesine teslim ediyoruz. İsa’yı O’nun Sözü’nde açıklandığı üzere izleyerek ve O’nun sözlerine itaat ederek, günahın ve dünyanın bağlarından özgür kalabiliriz. “Bunu için, Oğul sizi özgür kılarsa gerçekten özgür olursunuz” (Yuhanna 8:36).


Romalılar 8:5, 6 ayetlerini oku. Burada ne hakkında uyarılıyoruz ve Allah’ın Sözü’nü çalışmak zihinlerimizi elde etmek için verilen bu mücadelede bize nasıl yardımcı olur?


Dikkatli olmazsak dünya sevgisi, özellikle de dünyasal varlık sevgisi bizi kolayca Allah’tan uzaklaştırabilir. Bu nedenle kendimizi bize Hristiyan hayatı için çok önemli olan sonsuz ve ruhsal gerçeklikleri gösteren Söz içinde tutmamız gerekir.


Dünyasal şeylerin sevgisi düşünceyi asla ruhsal ahlâka yükseltmez; aksine Kutsal Kitap ilkelerini aç gözlülük, bencillik ve şehvetle değiştirir. Kutsal Kitap’ta açıklandığı üzere sevgi, bize kendimizi başkalarına adamanın önemini öğreterek ilişkiler inşa eder. Buna karşın dünyasallık, İsa’nın gösterdiği her şeyin aksine, tamamıyla kendimiz için mal edinme çabasıdır.


PAZARTESİ


23 Ocak


Dua Yaşamı


“Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır” (Yuhanna 17:3). Hristiyanların sıklıkla imanlarının Allah’la ilişki demek olduğunu söylemeleri şaşırtıcı değil. Allah’ı tanımak “sonsuz hayat” ise, bu hayatı O’nunla kurduğumuz ilişki aracılığıyla bulabiliriz. Tabi ki, bu ilişkinin merkezi iletişimdir. Dün Allah’ın bizimle Kendi İlahî Sözü aracılığıyla iletişim kurduğunu gördük. Bize de dua aracılığıyla O’nunla konuşuruz.


Gördüğümüz üzere kalbimizi ve aklımızı bu dünyanın varlıklarının aksine göksel şeyler üzerine kuracaksak dua vazgeçilmezdir. Çünkü doğası gereği dua bize dünyanın kendisinden daha yüksek bir alemi işaret eder.


Yine de burada, bazen dualarımız sadece bencil doğamızın bir ifadesi olabileceği için dikkatli olmalıyız. Bu nedenle Allah’ın isteğine bağlı kalarak dua etmemiz gerekir.


Yıllar önce bir kadın şu sözleri şarkı olarak söyledi: “Ah, Rab, bana bir Mercedes-Benz almayacak mısın?” Bu onun, Allah’a iman ettiklerini söyleyenlerin maddiyatçılığına karşı, kendi yöntemiyle sataşmasıydı. Biz de, özünde bir Allah’a bağlılık ve dünyaya ölüm eylemi olan duayı ederken, sadece kendimizin değil Allah’ın iradesini aradığımızdan emin olmalıyız.


İbraniler 11:1–6 ayetlerini oku. Tüm dualarımızın içinde olması gereken çok önemli unsur nedir? Ayrıca, imanla Allah’a gelmek ve imanla dua etmek ne demektir?


Eğer dualarımıza iman ekli değilse, diğer bir ihtimal Şeytan’ın sahte imanı olacaktır. “Dua ve iman birbiriyle yakından bağlıdır ve birlikte çalışılması gerekir. İman duası içinde ilahî bir bilim vardır; bu bilim mesleğinde başarılı olacak herkesin anlaması gereken bir bilimdir. Mesih ‘Duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir’ diyor. Markos 11:24. O isteklerimizin Allah’ın iradesine göre olması gerektiğini açıkça belirtiyor; biz O’nun vaat ettiği şeyleri istemeliyiz ve aldığımız her şey O’nun iradesini yerine getirmek için kullanılmalıdır. Şartlar yerine getirilirse, vaat açıktır.”—Ellen G. White, Prayer [Dua], s. 57.


Kendi dua yaşamına bak. Ne için dua ediyorsun? Duaların önceliklerin hakkında ne diyor? Dua etmen gereken diğer şeyler neler olabilir?


SALI


24 Ocak


Bilgelik Yaşamı


Kutsal Kitap’taki en güzel hikâyelerden biri, Süleyman’ın Allah’tan ricasını içeren hikayesidir; her şeyden önce istediği şuydu: “bana öyle sezgi dolu bir yürek ver ki, iyi ile kötüyü ayırt edip halkını yönetebileyim. Başka türlü Senin bu büyük halkını kim yönetebilir?” (1Kr. 3:9).


Allah Süleyman’a dikkate alması halinde kendisini zenginliğinin üzerine getirebileceği yıkımdan esirgeyecek hangi önemli sözleri söyledi? Allah’ın burada ona söyledikleri hepimiz için neden çok önemli? 1. Krallar 3:14; ayrıca bkz. 1. Yuhanna 5.3, 1Pe. 4:17.


Süleyman büyük bir bilgeliğe sahipti, ama bilgece hareket etmedikçe ve yaşamadıkça, bilgelik özünde iyi bir bilgiden başka bir şey değildir. Kelimenin kitabî anlamında, bilgelik uygulanmadıkça gerçek bilgelik değildir. Allah ve O’nun istekleri hakkında birçok doğru bilgiye sahip pek çokları kayıp olacak. Fakat Süleyman’ın eksik itaati, Allah’ın onu çağırmış olduğu yoldan sapmasına neden oldu. Sadece yaşamının sonlarında gerçekten hatasını anladı ve alçakgönüllülükle şöyle yazdı: “Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz” (Özd. 8:11).


Bilgelik, bilgi ve anlayışın uygulanmasıdır. Bilgi gerçekleri temsil eder; anlayış muhakeme yeteneğini temsil eder; bilgelikse anlayışımızı ve bilgimizi hayatlarımıza tatbik etme sürecinde devreye girer. Bilge bir vekilharcın sadece bilgi ve anlayışa değil, o bilgiyi ve anlayışı tatbik etme tecrübesine de ihtiyacı vardır.


Süleyman’ın örneği en bilge ve en anlayışlı insanın bile kendisine verilen bilgiyi tatbik etmezse materyalist hayat tarzının boşluğuna kolayca kapılabileceğini bize göstermektedir.


  1. Korintliler 3:19 ve Süleyman’ın Özdeyişleri 24:13, 14 ayetlerini karşılaştır. Bu ayetlerde geçen iki çeşit bilgelik arasındaki fark nedir? Cevaplarını Sebt günü sınıfla paylaş.

ÇARŞAMBA


25 Ocak


Kutsal Ruh


Büyük mücadele gerçektir; canlarımız için iki taraf savaşıyor. Bir taraf bizi Mesih’e (Yuhanna 6:44), diğer taraf dünyaya çekiyor (1. Yuhanna 2:16). Kutsal Ruh’un hayatlarımızdaki gücü, yalnızca O’na teslim olursak, bizi doğru yöne çekebilir ve çekecektir.


“Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek” (Yuhanna 16:13, ayrıca bkz. Yuhanna 14:16). Kutsal Ruh bizi bu dünyaya fazlasıyla egemen olan hevesler ve duygularla değil, ilkelerle ve imanla yaşamak için güçlendirir. Gökte yaşam için başarılı bir hazırlık bu dünyada Kutsal Ruh’un yönlendirmesi altında sürdürülen imanlı bir yaşamdan gelir.


Pavlus şöyle öğütlüyor: “Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı gücüne dayansın” (1Ko. 2:5). Dünyanın cazibesi, çoğunlukla maddi varlıklar yoluyla, bizi Rab’den uzaklaştırır. Aksine, Kutsal Ruh’un gücü ona direnmezsek bizi İsa’ya doğru çeker.


Dünyaya ve onun cazibelerine karşı savaşta başarı ancak kendimizin dışında gerçekleşecektir. Hez. 36:26, 27; Yu. 14:26 ve Ef. 3:16, 17 ayetlerini oku. Kutsal Ruh’un bize sahip olmasına izin verdiğimizde, Allah ruhsal zaferimizi sağlamak için neler yapacak?


“Şeytan, yanlış teoriler ye gelenekler sayesinde kişinin düşünceleri üzerinde güç kazanır, insanları yanlış standartlara yönelterek, onların karakterlerini bozar. Kutsal Ruh, Kutsal Yazı sayesinde insanların yüreklerine hitap eder ve onların düşüncelerine gerçeği iletir. Böylece kişiyi yanlışlardan uzaklaştırır. İsa, Gerçeğin Ruhu ve Allah’ın Sözü aracılığıyla seçilmiş halkının kendisine yaklaşmasını sağlar.”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 671 [Sevgi Öğretmeni, s.664].


Kutsal Ruh gerçeğin habercisidir ve İsa’nın göğe yükseldikten sonra dünyada ilahîliği temsil etmesi için verdiği nihaî hediyedir. Kutsal Ruh bize dünyanın güçlü cazibesini ve onun “albenilerini” yenmemiz için güç vermeye çalışır.


Dünya hepimizi çekiyor, öyle değil mi? Tam şu anda, sana dünyanın ayartmalarına karşı direnecek güç verebilecek tek kişi olan Kutsal Ruh’a teslim olmana yardımcı olabilecek hangi seçimleri yapabilirsin?


PERŞEMBE


26 Ocak


EK ÇALIŞMA: Bir vekilharç ikiz ilkeler olan görev ve sevgi ilkeleriyle hareket eder. “Unutmayın ki görev ikiz bir kız kardeşe sahiptir, Sevgi; bu birleşim neredeyse her şeyi başarabilir, ama ayrı ayrı, ikisi de iyi bir şey yapamaz.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise için Tanıklıklar], 4. cilt, s. 62. Görev eylem halindeki sevgidir. Sevginin görevimizin farkına varmamızı sağlaması için, Mesih’in kurbanlığı üzerinde düşünmemiz yeter.


Buna karşın dünyanın ilkeleri nefret ve onun ikizi isyandır. İsyan eylem halindeki nefret olabilir. Lusifer Allah’a karşı ayaklandı (Hez. 28:16, 17) ve yok edilene kadar asla durmayacak. O sevginin otoritesini otorite sevgisine çevirdi. İsrail’in din önderleri İsa’nın sahip olduğu otorite ve güçten nefret ettiler (Matta 22:29). Tapınaktan kaçtıklarında ya da O’nun içe işleyen bakışlarından geriye çekildiklerinde bile, yollarını değiştirmediler.


TARTIŞMA SORULARI:


Bu sevgi ve görev fikri üzerinde biraz daha düşün. Ellen G. White bunları ikizler olarak adlandırdıktan sonra, biri olmadan diğeri “iyi bir şey yapamaz” derken neyi kastediyor? Görev olmadan sevgi neye benzer, sevgi olmadan görev neye benzer? Neden ikisi beraber olmak zorunda?


Bu haftanın hatırlama ayeti şöyle diyor: “Gazap günü servet işe yaramaz, oysa doğruluk ölümden kurtarır... Zenginliğine güvenen tepetaklak gidecek, oysa doğrular dalındaki yaprak gibi gelişecek” (Özd. 11:4, 28). Bu ayetlerin anlamı nedir? Zenginlik hakkında ne diyor, ne demiyor?


Sınıfta Süleyman’ın yaşamını tartışın. Yoldan nasıl bu kadar uzaklaşmış olabileceğini sorun. Vaiz kitapçığında, Süleyman gibi biz de birçok dünyasal mala sahip olsak bile, onların boşluğunu ve anlamsızlığını göstermeye yardım eden ayetlere bakın. Bu hafta dua hakkında, Kutsal Kitap çalışması hakkında ve bizi ruhsal olarak doğru yolda tutabilecek Mesih’le ilişki hakkında neler öğrendik?


Çok fazla dünyasal varlıkları olmayan insanlar yine de Şeytan’ın onlar için kurduğu tuzağa nasıl yakalanabilirler?


Çarşamba gününün değişik tür bilgelikler hakkındaki son sorusuna nasıl bir cevap buldunuz?


CUMA


27 Ocak


Beton Bloklar Taşıyan Melek


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Ukrayna’nın Buzke kasabasında yaşayan Vladimir Moskolenko karısı Galina’yı dürterek uykusundan uyandırdı. Çok değişik bir rüya görmüştü.


“Elimde beton bloklarla ayakta bekliyordum,” dedi. “Çok ağırlardı. Sonra birden çok büyük, parlak ve güzel bir melek belirdi karşımda. Bana gülümsedi, ellerini uzatıp ellerimin üzerine koyarak beton blokları kaldırdı ve taşımaya başladı.”


Galina Moskolenko doğrulup oturdu. 1400 kişilik kasabalarındaki terk edilmiş bir binayı bir Adventist kilisesine dönüştürmek için ihtiyacı olan beton blokların ücreti olan 5000 Amerikan Dolarını bulmak için bir süredir dua edip duruyordu.


“Bu bir işaret, bir çeşit finansal yardım gelecek,” dedi Galina. “Nereden gelecek bilmiyorum ama gelecek.”


İki gün sonra bir kilise üyesi arayıp Polonya’dan üç arkadaşının kendisini ziyarete geleceğini söyledi.


“İşte paramız geliyor,” dedi Galina kocasına.


Sebt günü, Polonya’dan gelen ziyaretçiler Galina’nın vaazını dinledi. Akşam olunca onlara ihtiyacı olan paradan bahsetti Galina.


Bir kaç gün sonra hesaplarına 5000 dolar ulaştı.


Galina, 11 yıl süren inşaat çalışmasından sonra 2016 yılında açılan göz kamaştırıcı Buzke kilisesinin dua ve mucizelerle inşa edildiğini söylüyor. Avustralya’dan Adventist bir çift yeni bir çatı için 2000 dolar bağışlamış. Avrasya grubu ve yerel konferans hizmet fonlarını karşılamış. Amerikalı ve Çek kilise üyeleri de ayrıca çok yardım etmiş.


54 Yaşındaki Galina, Tanrı’nın ve O’nun meleklerinin sürekli müdahale ettiğini söylüyor. Duvarlardan birinde ikinci bir pencere açmak için yerel yönetimle girdikleri bürokrasi mücadelesinden bahsederken, “Tanrım lütfen duvarda ikinci bir pencere açmamıza yardım et” diye dua ettiğini anlattı.


Sonra çok enteresan bir şey olmuş.


“Var olan pencerelerden birini tamir etmeye başladığımızda duvarda bir çatlak oluştu. Tüm duvar çökmek üzereydi. İnşaatta çalışan işçilerimiz hemen bir traktör ile duvarı destekleyecek bir malzeme getirdiler fakat duvarı sağlama almaya çalışırlarken birden sanki bir melek gelip de ‘Al sana!’ demiş gibi duvar yerle bir oluverdi,” dedi Galina parmağını şıklatarak.


“İşte,” dedi Galina, “elinden gelenin en iyisini yapıp Tanrıya güvendiğinde olan bu: O imkansızı gerçek kılıyor.”


Galina Moskolenko, Buzke, Ukrayna’da kilise önderi.


*27 Ocak–2 Şubat


Aden’den Sonraki Vekilharçlar




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Yşa. 22:14–18; 1Ko. 4:1, 2; Kol. 2:2, 3; Ef. 6:13–17; 2Ko. 5:10.


HATIRLAMA METNİ: “Tersine, Tanrı tarafından Müjde’yi emanet almaya layık görüldüğümüz için, insanları değil, yüreklerimizi sınayan Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde konuşuyoruz” (1Se. 2:4).


Adem ve Havva’nın ilk işi vekilharçlıkla ilgiliydi. Hiçbirinin sahibi olmasalar da, Aden bahçesi ve tüm yaratılış bakmaları, zevk almaları ve üzerlerine egemen olmaları için onlara verilmişti (Yar. 2:15). Bunun yerine Rabb’in kendilerine emanet ettiği şeylerin vekilharçlarıydılar.


Bu hafta vekilharcın tanımına daha yakından bakacağız, fakat İlk Günah’tan sonrasına, ilk ebeveynlerimizin Aden’den çıkarılmalarından sonrasına. Yani, biz de vekilharçlarız, fakat biz Adem ile Havva’nın başlangıçta keyifle yaşadıkları çevreden oldukça farklı bir çevrede vekilharçlarız.


Vekilharçlık nedir? Bazı Kutsal Kitap karakterleri yaşam biçimleriyle bir vekilharcın ne olduğunu ortaya koyarlar. Diğer kutsal yazılar bunu daha açık bir şekilde tanımlarlar. Allah’ın vekilharçları olduğumuz zaman, dünyaya ve onun maddi değerlerine odaklanmış olan dikkatimiz Yaratıcı’ya ve O’nun işine odaklanır. Adem ile Havva’da olduğu gibi, Allah bize ilahî kaynaklı sorumluluklar tevdi eder. Fakat Aden’deki İlk Günah’tan beri vekilharçlık görevi değişti; çünkü maddi dünyaya bakma sorumluluğu yanında bize ruhsal gerçeklerin iyi birer vekilharçları olma sorumluluğu da verildi.


*3 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

28 Ocak


Eski Ahit’te Vekilharçlar


“Vekilharç” sözcüğü Eski Ahit’te sadece birkaç kez tercüme edilmiştir. Birçok durumda “vekilharç” anlamına gelen, bir evin işlerinden sorumlu olma fikrini ifade eden, “kâhya” ya da “sorumlu” olarak çevrilmiştir (Yar. 43:19; 44:1, 4; 1Kr. 16:9). Vekilharçlar, kendilerinden istenen her işi yaparak, ev işlerini ve efendilerinin mallarını yönetme sorumluluğuna sahiptiler. Eski Ahit’te vekilharcın tanımı, bir vekilharcın özellikleri belirlenerek bulunabilir. Vekilharçlar vekilharçlıktan ayrılamazlar; çünkü bu onların kimliğini gösterir.


Bir vekilharcın bazı özellikleri Eski Ahit’te açıkça belirtilir. Birincisi, bir vekilharcın konumu büyük sorumluluk taşıyan bir konumdu (Yar. 39:4). Vekilharçlar becerilerinden dolayı seçilmişlerdi ve işleri yerine getirdikleri için sahiplerinden saygı ve güven kazanmışlardı. İkincisi, vekilharçlar kendilerine emanet edilmiş olan şeylerin sahiplerine ait olduğunu biliyorlardı (Yar. 24:34–38). Sahip ve vekilharç arasındaki en önemli fark budur. Vekilharçlar konumlarının farkındadırlar. Üçüncüsü, vekilharçlar kendilerine emanet edilen şeyleri kendileri için kullandıklarında sahiple aralarındaki güven ilişkisi kırılır ve vekilharçlar azledilirdi (Yar. 3:23, Hoş. 6:7).


Yeşaya 22:14–18 ayetlerini oku. Hizkiya’nın krallığı sırasında, Şevna her ikisi de çok önemli birer yetkili konum olan vekilharçlık ve hazinedarlık görevlerine atanmıştı. Görevini kötüye kullanmasının sonucunda ona ne oldu?


“Bir vekilharç kendisini efendisiyle özdeşleştirir. Vekilharçlık sorumluluğunu kabul eder ve efendisinin vekili görevini yaparak, kendisi mevcut olsaydı efendisinin yapacağı işleri yapar. Efendisinin menfaati kendi menfaati olur. Vekilharçlık konumu itibarlı bir konumdur, zira efendisi ona itimat eder. Herhangi bir şekilde bencilce davranır ve efendisinin mallarını kendi yararına satıp menfaat elde ederse, kendisine gösterilen itimadı bozmuş olur.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 9. cilt, s. 246.


Bu hayatta sahip olduklarımızın aslında vekilharçları olduğumuz fikrinin önemini daha iyi nasıl öğrenebiliriz? Bu kavrayış yaptığımız her şeyi nasıl etkilemeli?


PAZAR


29 Ocak


Yeni Ahit’te Vekilharçlar


Yeni Ahit’te “vekilharç” karşılığında kullanılan iki ana sözcükten epitropos üç kez, oikonomos ise 10 kez geçer. Her iki sözcük de, sahip tarafından vekilharca emanet edilen yönetim sorumluluklarını içeren konumları tanımlar.


Hem Yeni hem Eski Ahit’te vekilharçlar yaptıkları işlerle tanımlanırlar. Özellikle Yeni Ahit, vekilharcı hesap verebilirlik (Luka 12:48) ve beklentiler (1Ko. 4:2) açısından tanımlıyor. Fakat Eski Ahit, bizi doğrudan Allah’ın vekilharçları olarak tanımlamaktan çok, O’nun sahipliğini ilân etmeye odaklıdır. Bu nedenle, vekilharç konusu her iki Ahit’te çok benzer olsa da, Yeni Ahit kavramı sadece ev yönetiminden daha ileri taşıyor.


Kurnaz kâhya örneğinde (Luka 16:1–15) İsa vekilharç tanımını genişletiyor. O’nun verdiği ders, ekonomik felâketten kaçınan bir vekilharçtan daha fazlası hakkındadır. Bu ders ayrıca imanın bilgece ortaya konmasıyla ruhsal felâketten kaçınanlara da uygulanabilir. Bilge bir vekilharç buranın ve şimdinin ötesindeki İsa’nın gelecekteki dönüşüne hazırlanacaktır (Mat. 25:21).


  1. Korintliler 4:1, 2; Titus 1:7 ve 1. Petrus 4:10 ayetlerini oku. Bunlar vekilharç ve vekilharçlık hakkında bize ne söylüyorlar?

“Allah’ın bana emanet ettiği her yetinin ve enerjinin harekete geçmesi için, yüreğimi Kutsal Ruh’a açayım mı? Ben Mesih’e aidim ve O’nun hizmetinde kullanılıyorum. Ben O’nun lütfunun bir vekilharcıyım.”—Ellen G. White, Fundamentals of Christian Education [Hristiyan Eğitiminin Temelleri], s. 301.


Luka 12:35–48 ayetlerinde, İsa “kâhya [vekilharç]” kavramını mecazi olarak kullanıyor. İnsanoğlu’nun dönüşüne hazır olan bilge vekilharçtan ve efendisi geciktiği için ilgisini kaybeden sadakatsiz vekilharçtan söz ediyor. Sadakatsiz vekilharç bir zalime dönüşmüş ve etrafındakilere kötü davranmaya başlamıştır. O artık iyi işlerin bir örneği ya da lütfun bir yöneticisi değil.


Biz Mesih’i kabul ettiğimizde, Allah’ın kaynaklarını yönetmeye çağrılan vekilharçlar oluruz. Fakat daha da önemlisi, gök için hazırlıkta Hristiyan hayatının ruhsal gerçekliklerini yönetmeliyiz.


Luka 12:45 ayetini oku. Sıklıkla “gecikme” konusunda sıkıntı yaşayan Yedinci Gün Adventistleri olarak, neden özellikle bu aldatmacaya düşme konusunda dikkatli olmalıyız?


PAZARTESİ


30 Ocak


Allah’ın Sırlarının Vekilharçları


Koloseliler 2:2, 3 ve 1. Timoteos 3:16 ayetlerini oku. Bu ayetler “sır” olarak neyi tanımlıyorlar? Onun bir “sır” olması, onun hakkında bilebileceklerimizin sınırlarına ilişkin bize ne söylüyor?


Naamalı Sofar Eyüp’e “Tanrı’nın derin sırlarını anlayabilir misin?” diyor (Eyüp 11:7). “Sır” sözcüğü şaşırtıcı, belirsiz, bilinmeyen, açıklanmamış veya kavranamaz anlamına gelir. Tam olarak anlaşılmaları bizim kavrayışımızın ötesinde de olsa, Allah’ın sırları Kutsal Yazı’da kaydedilmiştir. Onlar bu nedenle sırdırlar. Bu her birimizin miyop olduğu halde gökyüzüne bakıp, en küçük ayrıntıyı görmeyi ummamıza benziyor. Allah bize göstermezse bu kadar uzağı göremeyiz.


Yasanın Tekrarı 29:29 ayeti, bize açıklananlar hakkında ne söylüyor?


Biz tamamıyla anlamadığımız şeylerin vekilharçlarıyız. Ancak vahyin ve Kutsal Kitap’ın açıkladığı kadarını biliyoruz. Bizim en büyük vekilharçlığımız “Mesih’in hizmetkârları ve Tanrı’nın sırlarının kâhyaları [vekilharçları]” olarak yaşamaktır (1Ko. 4:1).


Allah açıklamış olduğu ilahî gerçeği, O’nun vekilharçları olarak muhafaza etmemizi, öğretmemizi, ve önemsememizi istiyor. Bunu yapış şeklimiz nihaî vekilharçlıktır ve bu “temiz vicdanla imanın sırrına sarılıyoruz” (1.Ti. 3:9) demektir.


Tüm sırların en büyüğü hepimizin “yücelik umudu” olan Mesih’i tecrübe edebileceğimizdir. Kurtuluş planı olağanüstüdür ve bizim için tamamıyla anlaşılması imkânsızdır. Her şeyin Yaratıcısı’nın bu dünyaya gelecek (Yuhanna 1:1–3) ve sadece insanlığın günahı için Kendisini kurban olarak sunmak amacıyla “bedende tecelli edecek” (Ellen G. White, Manuscript Releases [Yayınlanmış El Yazmaları], 6. cilt, s. 112) olması, yaratılmış varlıkların herhangi bir bölümü tarafından belki de asla tam olarak anlaşılmayacak sırlara neden olmaktadır. Melekler bile İsa’nın neden dünyaya geldiğinin sırlarını araştırırlar (1Pe. 1:12). Yine de, onların bildiği kadarı hepimizin Rabb’i yüceliği ve iyiliği için övmemize sebep olur (bkz. Va. 5:13).


Müjdenin bir vekilharcı olmaya çağrıldın. Bu doğal olarak ne gibi sorumlulukların var demektir?


SALI


31 Ocak


Ruhsal Gerçeğin Vekilharçları


Vekilharçlık hakkında düşündüğümüzde aklımıza somut şeyler gelir ve haklıyızdır da. Fakat şimdi gördüğümüz üzere, vekilharçlık bunun ötesindedir. Maddi varlıklar gibi manevi armağanlar da Allah’tan gelir. Bu soyut varlıklar Allah’ın bize Mesih’te Hristiyan karakterini geliştirebilmemiz ve O’nda olabileceğimiz insanlar haline gelmemiz için verdiği ruhsal mülklerdir (1Pe. 4:10). Bu nedenle bu soyut hediyeleri somut olanlardan daha dikkatli bir şekilde kullanmalıyız, çünkü bunlar sonsuz kere daha değerlidirler.


Efesliler 6:13–17 ayetlerini oku. Vekilharçlık etmemiz için Allah tarafından bize verilenler nelerdir? Bu şeylerin doğru kullanımı neden bizler için hayati önemdedir?


“Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır” (Rom. 6:23). Dünya ve onun sunduğu her şey, Mesih’te sahip olduğumuz kurtuluşu bize sunamaz. Allah’ın bize verdiği bir hediye olan kurtuluş, bizim en değerli varlığımızdır. Bu kurtuluş gerçekliğini her zaman gözümüzün önünde bulundurmak, Allah’ın bize verdiği diğer mülklerin vekilharçlığı için de bir bakış açısı geliştirmemize yardım edecektir.


Doğanın öğretişi yalnızca Golgota’dan parlayan ışıkta doğru okunabilir. Beytlehem ve çarmıh öyküleri boyunca, kötülüğü yenmenin ne kadar iyi olduğu ve bize verilen her bereketin bir kurtarış armağanı olduğu gösterilmelidir.”—Ellen G. White, Education [Eğitim], s. 101.


Kurtuluş yalnızca İsa’nın nihaî bedeli ödemesi sayesinde bizimdir. Pavlus açıkça belirtiyor: “Lütfunun zenginliği sayesinde Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk” (Ef. 1:7). “Kavuştuk” sözcüğü, “kurtuluş” bizimdir demektir. O bizimdir, fakat yalnızca Allah onu bize verdiği için. Öyleyse, kötü olanın gelip onu bizden almaması için “Tanrı’nın sağladığı bütün silahları” kuşanmamız (Ef. 6:11) ne kadar da hayati önemdedir. Onun bunu yapabilmesi için tek yol bizim ona izin vermemizdir, bu da ancak “Tanrı Sözü”nde (Ef. 6:17) bize açıklananlara itaat etmezsek gerçekleşir. Bizim en büyük koruyucumuz, bize verilen ışığa imanla itaat etmektir.


Efesliler 6:13–17 ayetlerini tekrar oku. Allah’ın silahlarını nasıl kuşanırız ve bu silahlar içersinde bize verilenlerin ne şekilde vekilharçlarıyız?


ÇARŞAMBA


1 Şubat


Vekilharçlar Olarak Sorumluluğumuz


Bilge vekilharçlar kişisel sorumluluğun ahlakî ilkesini kabul ve icra etme gönüllülükleriyle tanımlanırlar. Kişisel sorumluluğun kabul edilmesi yaptığımız seçim ve atacağımız adımlardır. O sebep ve sonuç arasındaki ilişkiyi fark eder. Kişisel sorumluluğu kabul etme gönüllülüğü bir vekilharcı tanımlarken görmezden gelinemeyecek bir hususiyettir; çünkü vekilharçlar yüreklerinde Sahip’in en üst yararını gözeten kararlı kişiler olmalıdırlar. Dolayısıyla, böyle bir gönüllülük bir vekilharcın Allah’la kurmak istediği ilişkiyi tarif eden bir seçimdir.


“Allah insanların Kendisiyle doğrudan ilişki kurmalarını ister. O’nun insanlarla tüm ilişkilerinde, kişisel sorumluluk ilkesini tanır. Kişisel bağımlılık hissini teşvik etmeye ve kişisel yönlendirme ihtiyacını aşılamaya çalışır. O’nun armağanları bireyler olarak insanlara verilir. Herkes kutsal emanetlerin vekilharcı yapılmıştır; her biri kendisine verilen emaneti Veren’in talimatına göre kullanmalıdır; ayrıca her biri kendi vekilharçlığının hesabını Allah’a vermelidir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 7. cilt, s. 176.


Vekilharçlar olduğumuz zaman sorumluluğumuzu başka bir kişiyle ya da bir kurumla değiştirmeyeceğiz. Kişisel sorumluluğumuz Allah’a karşıdır ve çevremizdekilerle tüm ilişkilerimize yansıyacaktır (Yar. 39:9; ayrıca bkz. Dan. 3:16). Elimizden gelenin en iyisi yapmak için görevimize dört elle sarılacağız. Allah’ın gözünde başarı, bizim zekâmız ve becerilerimizden çok imanımıza ve saflığımıza bağlı olacaktır.


  1. Korintliler 5:10 ayetini oku. Bilge bir vekilharç olmanın ne anlama geldiği bağlamında bu sözleri nasıl anlamalıyız?

İlahiyatçılar ve felsefeciler yüzyıllar boyunca zor bir konu olan özgür irade konusunu tartıştılar. Fakat Kutsal Yazı açıktır: insanlar olarak özgür irade ve özgür seçim sahibiyiz. Aksi halde, işlerimizle yargılanıyor olmamız fikri anlamsızdır. Bu nedenle yaptığımız her şeyde Allah’ın lütfuyla doğru kararlar almamız için kişisel sorumluluğumuz var, buna Efendimiz’in tüm mülklerinin sadık vekilharçları olmak da dahil.


PERŞEMBE


2 Şubat


EK ÇALIŞMA: Eski Ahit metinlerinde çok az sayıda “vekilharç [kâhya]” olarak tercüme edilen sözcük, tek bir sözcükten değil, bir ifadeden geliyor: aşer el bayit, yani “evin sorumlusu olan kişi.” Örneğin, Yaratılış 43:19 ayeti şöyle tercüme edilebilir: “Yusuf’un evinin sorumlusuna yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular.” Evde yaşayan ailenin de evin bir parçası olduğunu düşünürsek, bir kişi için kendi evinden daha değerli ne olabilir? Bu nedenle bir vekilharç kendisine çok değerli bir şey, her ne kadar kendisinin olmasa da, emanet edilen kişidir. Birçok açıdan bu sorumluluk, vekilharcın kendi mallarından sorumlu olması halinden daha büyük bir sorumluluk olurdu.


Bu düşünce Yeni Ahit’te de aynı şekilde devam etmektedir. “Yeni Ahit Eski Ahit fikirlerini alır ve onlara birinci yüzyıl düşüncelerini, kavramlarını, ve sözlerini ekler; böylece vekilharçlık hakkındaki Kutsal Kitap öğretisini zenginleştirir ve genişletir. Vekilharçlıkla ilişkili olarak en çok kullanılan Grekçe sözcükler, oikos ve oikia, yani ‘ev’ anlamına gelen sözcüklerden türetilmiştir. Oikonomos evi idare eden kişidir: vekilharç ya da yönetici. Oikonomia yani ‘evin idaresi’ genellikle daha geniş bir anlamı olan soyut bir isimdir.”—Handbook of Seventh-day Adventist Theology [Yedinci Gün Adventist İlahiyatı El Kitabı] (Hagerstown, Md.: Review and Herald Publishing Association, 2000), s. 653.


TARTIŞMA SORULARI:


Adem, yasak elmayı yeme sorumluluğunu üzerine almak yerine, Allah ona ne yaptığını sorduğunda ne cevap verdi? Yar. 3:12. İnsanlığın günahın neden olduğu ilk tepkilerinden birinin, suçu birinden diğerine atmaya çalışmak olması ne kadar da ilginç. Onun cevabı yaptığı şeyler için kişisel sorumluluğu kabul etme gönüllülüğü hakkında ne söylüyor? Aynı şekilde bu bize bizim istekliliğimiz konusunda ne demeli? Kendi hatalarımız için başkalarını suçlama ortak özelliğinden kaçınmayı nasıl öğrenebiliriz?


Somut değil ruhsal şeylerin vekilharçları olma fikri üzerinde derste biraz daha durun. Bunun anlamı nedir? Bu şeyleri nasıl “idare ediyoruz?”


Vahiy 14:6–12 ayetlerindeki üç meleğin mesajı hakkında düşün. Bize vekilharçları olmamız sorumluluğu verilen şeyler hakkında burada hangi önemli gerçekler ifade ediliyor?


Bizim için tam olarak anlamadığımız ruhsal şeylere güvenmeyi ve inanmayı öğrenmek neden çok önemlidir? Yine de her zaman hangi dünyasal şekillerde hareket ediyoruz?


CUMA


3 Şubat


‘Zor Kavrayan’ Disleksik için Dua


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Elindeki Kutsal Kitap’la diz üstü çöken 11 yaşındaki Edson Smith’in yanaklarından göz yaşları süzülüyordu.


“Rabb’im” diye dua etti, “Eğer okumama yardım edersen bunu her gün okuyacağım.”


Edson, bir Karayip ülkesi olan Trinidad Tobago’daki Yedinci Gün Adventist okulunda dördüncü sınıftayken okulu bırakmak zorunda kalmış çünkü o ağır bir disleksi (okuma güçlüğü) hastasıymış. Para kazanmak için bir süre bahçe temizliği ve mango satıcılığı yapmış fakat okula giden yaşıtlarını her gördüğünde üzüntüden boğulacak gibi oluyormuş.


Şimdi 36 yaşında olan Edson, “Bir gün çok üzgün olduğum bir anda,” dedi “Kutsal Kitap’ı elime aldım, diz üstü yere çöktüm ve gözümde yaşlarla ‘Rabb’im’ dedim, ‘Okumayı öğrenmemde bana yardım edersen, bunu her gün okuyacağım.’”


Basit duasına hemen karşılık alamayınca, Edson pornografi ve partilerle dolu bir hayatı benimsemiş. Fakat Edson’ın kendi peyzaj işini kurması da, ‘İliklerine kadar Müjde’ adını verdikleri, gençleri İsa’nın yolunda gitmeleri için cesaretlendirmek amacıyla dört önderinin kişisel şahitliklerinden yararlandığı bir Yedinci Gün Adventist kamu hizmetinde görev alması da bu dua sayesinde olmuş.


O duayı etmesinden aşağı yukarı bir yıl sonra Edson, ikisi de Adventist olan anne babası tarafından Trinidad’ın 160 kilometre kuzeyinde bir ada olan Grenada’da yaşayan büyük annesinin yanına gönderilmiş. Büyükannesi onu yeniden okula yazdırmış. Her ne kadar dördüncü sınıftaki en yaşlı öğrenci kendisi olsa da, Edson sınıfta başka disleksi hastaları da olduğunu fark etmiş.


“Bu işimi kolaylaştırmıştı işte.”


Hayatındaki yetişkinler ona yardım etmeye kararlıymış. Öğretmenlerinden biri ona fonetik öğretmeye karar vermiş. Edson, her akşam evde bir kitabı açar ve kelimeleri içinden telaffuz ederek okumaya çalışırmış.


Neredeyse üç yıl sonra, okuma güçlüğü çeken 15 yaşındaki Edson bir anda artık okuyabildiğini fark etmiş. Kelimeler artık onun için bir şey ifade eder hale gelmiş.


“Okumaya başlamıştım!”


Yaşı ilerledikçe ‘İliklerine kadar Müjde’ kamu hizmeti ile birlikte yürüttüğü kendi peyzaj işini kurması da okuyabilmesi sayesinde gerçekleşmiş.


“Sınıfın zor kavrayan öğrencisiydim, ne yapacağımı bilemiyordum ama bak Tanrı benim için neler yaptı.”


Edson Smith hakkında daha fazlası haftaya.


*3–9 Şubat


Bir Vekilharcın İşaretleri




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: İbr. 11:8–12; Rom. 4:13, 18–21; Mat. 6:24; İbr. 9:14; 1Yu. 5:2, 3; Luk. 16:10–12.


HATIRLAMA METNİ: “Böylece insanlar bizi Mesih’in hizmetkârları ve Tanrı’nın sırlarının kâhyaları saysın. Kâhyada aranan başlıca nitelik güvenilir olmasıdır” (1. Korintliler 4:1, 2).


Vekilharçlar, tıpkı bayilerin logolarından veya marka isimlerinden tanınması gibi, markalarıyla ya da belirgin işaretleriyle bilinirler. İşin gerçeği, birçok insan kendisini pazarlanabilir bir markaya dönüştürerek ünlü olmaktadır.


Hristiyan bir vekilharcın markası veya işareti, Mesih’le ilişkisi aracılığıyla O’nun sevgisini yansıtmasıdır. Mesih’in karakterini yansıttığımız zaman hayatlarımız markamızı ortaya koyacaktır. Bizim markamız O’nun markasıdır; bizim kimliğimiz O’nun kimliği ile karışmıştır (1Ko. 6:17).


Bu hafta Allah’ın vekilharçların marka isimlerini oluşturan tanımlayıcı niteliklerine bakacağız. Bu nitelikler bize İsa’nın dönüşünü gözlememiz ve O’nun gerçeğinin sadık vekilharçları olarak bize emanet edilen işi yapmamız için ilham verir. Her nitelik kayıp olanı aramak ve kurtarmak için gelen Kişi ile sahip olabileceğimiz derin bir ilişkiyi tarif eder. Bu nitelikler çalışıldıkça yaşamlarımızda daha derin kök salacaklardır. Allah’ın sevgi karakteri tüm dinamikleriyle bizim markamız olacaktır ve yaşamlarımızın her yönüne etki edecektir, bugün ve sonsuza dek.


*10 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS


4 Şubat


Sadakat


“Kâhyada aranan başlıca nitelik güvenilir olmasıdır” (1Ko. 4:2). “İman uğrunda yüce mücadeleyi” (1Ti. 6:12) sürdürmek ve kazanmak, sadık bir vekilharç için hayati önemdedir. “Sadık” olma Allah’ın özelliğidir ve O’nun içimizde çalışmasıyla olacağımızdır. Sadık olmak demek, özellikle ruhsal savaşların sıcağı içinde, doğru olarak bildiğimiz şeylere sadık kalmak demektir.


Doğru ile yanlış, iyi ile kötü arasındaki ruhsal çatışmalar muhakkak olacaktır. Bunlar iman mücadelesinin parçalarıdır. Her koşulda vekilharçları belirleyen karar sadık olma kararıdır. Zenginliği seviyorsanız, Allah’a ve O’nun para sevgisinin tehlikeleri hakkında söylediklerine sadık kalın. Ünlü olmayı arzuluyorsanız, Allah’ın Sözü’nün alçakgönüllülük hakkında söylediklerine sadık kalın. Şehvet dolu düşüncelerle boğuşuyorsanız, kutsallık vaatlerine sadık kalın. Güç istiyorsanız, Allah’ın herkesin hizmetkârı olmak hakkındaki sözlerine sadık kalın. Sonuçları sonsuz olabilse de, sadık olma veya olmama kararı çoğunlukla bir saniyede verilir.


İbraniler 11:8–12, 17–19 ve Romalılar 4:13, 18–21 ayetlerini oku. Bu ayetler sadık olmak hakkında bize ne öğretiyorlar?


İbranicede “sadık” demek güven duymak demektir. Aynı İbranice kök bize “amin” sözcüğünü verir ve gerçekte “sağlam” veya “katı” olmak anlamına gelir. Sadakat demek, denenerek sınanmışız ve Allah’ın planına sağlam bir şekilde bağlı kalmışız demektir.


İmparatorun önünde konuşmak için hazırlanan reformcu Martin Luther “Allah’ın Sözü’nü okudu, kendi yazdıklarına baktı ve cevabını münasip bir şekle sokmaya çalıştı... Kutsal Yazılar’a yaklaştı... ve coşkuyla sol elini kutsal cilt üzerine koyup sağ elini göğe kaldırarak, tanıklığını kanıyla mühürlemesi gerekse bile müjdeye sadık kalacağına, imanını özgürce açıklayacağına yemin etti.”—J. H. Merle d’Aubigne, History of the Reformation [Reform’un Tarihi] (New York: The American Tract Society, 1846), 2. cilt, 7. kitap, s. 260.


Vahiy 2:10 ayetini oku. “Ölüm pahasına da olsa sadık kalmak” hakkındaki sözler Rab’le olan günlük yürüyüşümüzde bize ne ifade etmeli?


PAZAR


5 Şubat


Bağlılık


“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz” (Matta 6:24). Bu ayetler Allah’a bağlılığın büyük önemi hakkında bize ne öğretiyorlar?


Allah’ın adının anlamının “kıskanç”(Çık. 34:14) olduğunu bilmek bize bağlılık konusunda açık bir çağrı vermelidir. “Kıskanç” bir Tanrı’ya bağlılık, sevgi içinde bir bağlılıktır. İman mücadelesinde bağlılık, bizim kim olduğumuzu tanımlamaya yardımcı olur ve mücadele içinde kalmamız için bizi cesaretlendirir.


Bağlılığımız Allah için önemlidir (1Kr. 8:61). Bu her türlü olasılığı öngörmeye çalışan bir sözleşme değildir; veya sadece bir kurallar listesi değildir. O bizim kişisel inançlarımızın, imanımızın ve adanmışlığımızın görünür ifadesidir.


  1. Tarihler 28:9 ayetini oku. Bu ayet bize bağlılığın önemi hakkında ne öğretiyor?

Ne var ki, bağlılığın olduğu yerde ihanet ihtimali de vardır. Sevgi gibi bağlılık da bedelsiz sunulmalıdır, aksi halde bu gerçek bağlılık değildir. Savaşta bazen en öndeki bölükler durup savaşmaya zorlanırlar; aksi takdirde komutanları onları vuracaktır. Bu adamlar görevlerini yerine getiriyor olabilirler ama bu mutlaka bağlılıktan kaynaklanmaz. Bu Allah’ın bizden istediği bir tür bağlılık değildir.


Eyüp’e bakın. O ailesini, mallarını ve sağlığını yok edecek feci olayları öngörmedi. Güveninden, sevgisinden ve adanmışlığından vazgeçebilirdi, fakat Allah’a karşı bağlılığı sarsılmaz bir ahlâki seçimdi. Dürüstçe ve korkmadan Allah’ı alenen övmek için şu ünlü sözleri söyledi: “Beni öldürse bile O’na güvenim sarsılmaz” (Eyüp 13:15). Onun felâket karşısındaki sadakati bağlılığın özüdür, bu da sadık vekilharçları en güzel şekilde örnekler.


Kendine sor: Benim için ölen Rabb’e ne kadar bağlıyım? Bu bağlılığı hangi şekilde daha iyi ortaya koyabilirdim?


PAZARTESİ


6 Şubat


Temiz Bir Vicdan


Sahip olabileceğimiz birçok değerli şey olabilir. Sağlık, sevgi, arkadaşlar, büyük bir aile, bunlar hepsi berekettir. Fakat belki de bunların en önemlilerinden biri temiz bir vicdandır.


İbraniler 10:19–22 ve 1. Timoteos 4:1, 2 ayetlerini oku. “Kötü vicdan” sahibi olmak ve “vicdanları adeta kızgın demirle dağlanmış” olmak demek ne demektir?


Vicdanımız dış hayatımızın içten bir gözlemcisi gibi işlev görür. Bir vicdan kendisini yüksek ve mükemmel bir standarda bağlamalıdır: Allah’ın yasası. Allah yasasını Adem’in yüreğine yazdı, fakat günah onu sadece Adem’in içinden değil, soyunun da içinden neredeyse tamamen sildi. Yasanın sadece kırıntıları kaldı. “Böylelikle [Uluslar] Kutsal Yasa’nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder” (Rom. 2:15). Adem’in düştüğü yerde İsa başarılı oldu, çünkü Allah’ın yasası O’nun “yüreğinin derinliğindeydi” (Mez. 40:8).


Pavlus kötü bir vicdan için tek çözümümüzün ne olduğunu söylüyor? Bkz. İbr. 9:14.


“Vicdanın örümcek bağlamış dolabına girilmelidir. Canın pencereleri yeryüzüne doğru kapanmalı ve göğe doğru ardına kadar açılmalıdır, öyle ki Doğruluk Güneşi’nin parlak huzmeleri serbestçe girebilsin... Zihin, iyiyle kötüyü ayırt edebilmesi için temiz ve pak halde tutulmalıdır.”—Ellen G. White, Mind, Character, and Personality [Zihin, Karakter ve Kişilik], 1. cilt, s. 327, 328. Allah’ın yasası imanlının yüreğine yazıldığı (İbr. 8:10) ve imanlı iman yoluyla bu yasayı izlemeye çalıştığı zaman, muhtemel sonuç temiz bir vicdandır.


Suçlu bir vicdanın gerginliği altında sıkıntı yaşadıysan, bunun ne kadar korkunç bir şey olduğunu, sürekli olarak seni rahatsız ettiğini, bırakmadığını bilirsin. Suçlu bir vicdanın lanetinden kurtulmana yardım etmesi için İsa’ya ve O’nun sen ve senin günahların için çarmıhtaki ölümüne nasıl odaklanabilirsin?


SALI


7 Şubat


İtaat


Habil Allah’ın emrettiği gibi kuzu sunusunu aldı ve itaatkâr bir şekilde sunağının önünde diz çöktü. Öte yandan Kayin ise meyveleri elinde sinirli bir şekilde sunağının önünde diz çöktü. Her ikisi de sunular getirdiler, ama sadece bir kardeş Allah’ın emrine itaat ediyordu. Kesilen kuzu kabul edildi, fakat yerin ürünü reddedildi. Her iki kardeş de kurban sunularının anlamını ve yönergelerini öğrenmişti, fakat sadece biri Rabb’in emrettiğine itaat etti (Yar. 4:1-5).


“Habil’in ölümü Kayin’in Allah’ın planını itaat okulunda kabul etmemesinin bir sonucuydu, bu Mesih’e işaret eden kurban sunularıyla örneklenen, İsa Mesih’in kanıyla kurtuluştu. Kayin kan dökülmesini reddetti, bu da Mesih’in kanının dünya için döküleceğini simgeliyordu.”—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 6, s. 1109.


İtaat zihinde başlar. Yüksek bir otoriteden gelen emirleri yerine getirme sorumluluğunu zihnen kabul etme süreci hassas bir süreci içerir. İtaat otorite sahibi bir kişi ile ilişkiden ve bu kişiye itaat etme istekliliğinden kaynaklanır. Allah’la ilişkimiz durumunda itaatimiz, davranışlarımızı manevi yükümlülüklere dönüştüren gönüllü ve sevgi dolu bir harekettir. Allah’a itaat tam olarak O’nun istediği gibi olmalıdır, sadece bizim düşündüğümüz veya arzu ettiğimiz gibi değil. Kayin’in durumu Allah’ın istediği gibi değil, kendi istediği gibi davranan kişiye mükemmel bir örnektir.


  1. Yuhanna 5:2, 3 ve Romalılar 1:5; 10:16, 17 ayetlerini oku. Bu ayetler yasanın işleri olmadan imanla kurtulan Hristiyan için itaatin ne demek olduğu hakkında bize ne öğretiyor?

Kurtulmak için itaat etmiyoruz; itaat ediyoruz çünkü zaten kurtulduk. İtaat manevi bir imanın tatbiki bir ifadesidir. Samuel Saul’a şöyle dedi: “Rab kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar yakmalık sunulardan, kurbanlardan hoşlanır mı? İşte söz dinlemek kurbandan, sözü önemsemek de koçların yağlarından daha iyidir” (1Sa. 15:22).


Samuel “söz dinlemek kurbandan... daha iyidir” derken neyi kastediyordu? Hristiyanlar olarak bu bize ucuz lütfun sahte müjdesine düşmememiz için nasıl yardımcı olabilir?


ÇARŞAMBA


8 Şubat


Güvenilir


Luka 16:10–12 ayetlerini oku. Bu bize güvenilir olmak hakkında ne öğretiyor? Neden bu nitelik sadık bir vekilharç için çok önemlidir?


Bu güvenilirlik ilkesi tüm Kutsal Kitap boyunca görülür. Örneğin, bir hikâyede Levili dört kapı bekçisine Eski Ahit tapınağını gece koruma görevi emanet edilmişti. Onlar hazineyle dolu odaları koruyacak ve her sabah kapıları açacak anahtarları muhafaza edeceklerdi (1Kr. 9:26, 27). Bu görev onlara güvenilir olarak görüldükleri için verilmişti.


Güvenilir olmak iyi bir vekilharcın bir niteliğidir. Bu, güvenilir vekilharçların rollerinin önemini anladıkları manasına gelir; Allah’ın güvenilir olduğunu bilirler ve aynı şekilde güvenilir olmayı hedefleyeceklerdir (Yas. 32:4, 1. Krallar 8:56).


Güvenilirlik bir dizi karakter özelliğini kasteder. Bir kişinin dışarıdan bakanların gözünde ulaşabileceği nitelik ve becerinin en yüksek seviyesidir. Allah’ın karakterini yansıtmak demek söz verdiğiniz şeyi sizi yapmamaya iten şartlara ve insanlara bakmaksızın yerine getirmeniz demektir (2. Krallar 12:15).


Daniel iki dünya krallığının hükümdarları tarafından güvenilir olarak görülmüştü. Onun hikmet ve gerçeği korkmadan krala ileten güvenilir bir danışman olarak hayatı boyunca süren saygınlığı, dalkavuk falcıların ve büyücülerin saygınlığının tam karşıtıydı. Güvenilirlik ahlâk kurallarının altın tacıdır; ahlâki ilkelerinizi en saf şekliyle ortaya koyar. Bir vekilharçta bu nitelik bir gecede oluşmaz, fakat zamanla, küçük şeylerde dahi sadık olmakla oluşur.


Başkaları bizim güvenilirliğimizi fark eder. Bize güvenir ve bağlanırlar, çünkü fikirlerden, heveslerden veya yalakalıktan kolayca etkilenmediğimizi bilirler. Böylece, güvenilir olmak gök için deneme alanı olan bu bitmiş dünyada karakter veriminin bir göstergesidir. “Mesih’in krallığının sadık ve güvenilir tebaaları olmalıyız, öyle ki dünyasal olanlar Allah’ın krallığının yurttaşlarının zenginliğinin, iyiliğinin, merhametinin, şefkatinin ve nezaketinin gerçek bir tasvirini görsünler.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 6. cilt, s. 190.


Şahsen tanıdığın, güvenilir bir kişi hakkında düşün. Bu kişiden senin de daha güvenilir olmana yardımcı olabilecek neler öğrenebilirsin?


PERŞEMBE


9 Şubat


EK ÇALIŞMA: İyi bir vekilharcın diğer bir belirtisi de kişisel sorumluluktur.


“Şeytan’ın tasarısı daima insanların zihinlerini İsa’dan uzaklaştırarak insanlara yöneltmek ve kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmak olmuştur. Şeytan Allah’ın Oğlu’nu ayarttığında bu tasarısı başarısız oldu; ancak günahlı insana geldiğinde daha iyi bir başarı elde etti. Hristiyanlık yozlaştı.”—Ellen G. White, Early Writings [İlk Yazılar], s. 213.


Varlığımızın merkezindeki Mesih sayesinde, biz O’nun rehberliğine açığız. Sonuç olarak, imanımız, bağlılığımız, itaatimiz, temiz vicdanımız, güvenilirliğimiz ve kişisel sorumluluğumuz yaşamlarımızda ortaya konacaktır. Dolayısıyla, vekilharçlar olarak Allah’ın ellerinde tamamlanırız (Mez. 139:23, 24).


Kişisel sorumluluk temel bir Kutsal Kitap ilkesidir. İsa dünyadayken Baba’ya karşı şahsen sorumluydu (Yuhanna 8:28). Biz her boş söz için sorumluyuz (Matta 12:36). “Kime çok verilmişse, ondan çok istenecek” (Luka 12:48). Yine de, kişisel sorumluluğu tehdit eden en büyük eğilim sorumluluklarımızı başka birinin üzerine atmaktır. “Bize yatırım yapmamız için emanet edilen şeyin bizim malımız olmadığı akılda tutulmalıdır. Öyle olsaydı üzerinde takdir yetkisi iddia edebilirdik, sorumluluğumuzu başkalarına aktarabilir, böylece vekilharçlığımızı onlara bırakabilirdik. Ancak bu olamaz, çünkü Rab bizi şahsen Kendisinin vekilharçları yapmıştır.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 7. cilt, s. 177.


TARTIŞMA SORULARI:


Bu hafta çalıştığımız bir vekilharcın değişik belirtilerinin tümüne bir bak: kişisel sorumluluk, güvenilirlik, itaatkarlık, bağlılık, temiz bir vicdan, ve sadakat. Bunlar birbiriyle nasıl bağlantılı? Bir alandaki gevşeklik diğer alanları da gevşekliğe nasıl yönlendirir? Ya da, bir alandaki katı tutuculuk nasıl diğer alanlarda da tutuculuğa yol açabilir?


Müjdenin vaatlerinin suçlu bir vicdanla mücadele edenlere nasıl yardımcı olabileceği hakkında düşün. Hangi vaatleri talep edebilirler?


Genelde “bağlılık” fikrini özünde iyi bir şey olarak görürüz. Fakat her zaman öyle midir? İyi olmayan birine veya bir şeye bağlı olmak hangi şekillerde mümkün olabilir? Öyleyse, neden bağlılığın iyi veya yanlış olduğunu görmek için “bağlılık” fikri her zaman kendi özel bağlamında anlaşılmalıdır?


CUMA


10 Şubat


Tutkudan Merhamete


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Dört kardeşin en küçüğü olan Edson Smith, ona kilisenin kurucusu Ellen White’a duydukları sevginin bir göstergesi olarak Ellen White’ın oğluna verdiği Edson ismini veren Adventist anne babası tarafından büyütülmüş.


Fakat Edson İsa ile kişisel bir ilişki kurmamış.


“Bazen bir kilisede büyümenize rağmen Mesih’te olmazsınız,” diyor Edson.


Karayip ülkesi olan Trinidad Tobago’daki memleketi Port of Spain’de geçirdiği ilk gençlik yıllarında, özsaygı eksikliği yüzünden çok zorluklar yaşamış. Partilere ve dans salonlarına gidermiş. Canına kıymayı düşünmüş ama Tanrı’ya verdiği her gün Kutsal Kitap okuma sözünü hatırlayıp vazgeçmiş.


Edson daha sonra düzenli olarak kiliseye gitmeye başlamış ve vaftiz edilmiş. Kendisi gibi vur patlasın çal oynasın tarzı yaşamı benimseyen gençlere İsa’yı anlatmayı isteyen bir Adventistle arkadaş olmuş ve onunla birlikte sokaklarda, otobüs duraklarında hatta hareket halindeki otobüslerde kendi yaşam hikayelerini genç insanlarla paylaşmaya başlamışlar.


Şu an 36 yaşında olan Edson, “Tanrı’nın beni gezici bir müjdeci olmam için büyüttüğünü asla düşünmezdim,” diyor.


Hizmetin adını “İliklerine kadar Müjde” koyarken Hezekiel’in gördüğü 34:1-14 ayetlerinde anlatılan, kemiklerle dolu ovada geçen görümden esinlenmiş. Edson, Tanrı’nın kendisini aynı Hezekiel’de kuru kemikleri canlandırdığı gibi günaha boğulup öldükten sonra yaşama döndürdüğünü söylüyor.


Sorunlu gençlik yıllarından sonra cinsellikle ilgili günahları alt etmekte çok zorlanmış Edson. Saatlerce Tanrı’ya yakarıp Kutsal Kitap vaatlerini talep etmiş. En sevdiği metinler Romalılar 8 ve İsa’nın şu sözleri söylediği Yuhanna 8:34-36 ayetleriymiş; “Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir. Köle ev halkının sürekli bir üyesi değildir, ama oğul sürekli üyesidir. Bunun için, Oğul sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz.”


“Tanrı benim hayatımda bir şey gerçekleştirdi ve eğer beni değiştirebildiyse, O herkesi değiştirebilir,” diyor Edson. “Bir hırsız, çete üyesi, homoseksüel ya da porno meraklısı olarak ölmek zorunda değilsiniz. İsa erdemlilere seslenmek için gelmedi. O günahkarlara seslenmek için geldi ki onların elebaşı benim. Bunun için Tanrı’ya hamdolsun.”


Her ne kadar sözünü bitirmesine izin verilmediği ya da nadiren de olsa otobüsten indirildiği zamanlar olsa da yabancıların çoğunlukla kendisini ilgiyle dinlediğini söylüyor. Ekip arkadaşlarıyla birlikte kiliselerde ve liselerde de konuşmalar yapıyorlar.


“Dans salonlarındaki yıllarımızı unutmuyoruz,” diyor Edson. “Cesur olmak ve Müjde’yi yayarken utangaç davranmamak istiyoruz.”


Edson Smith hakkında daha fazlasını geçen haftanın öyküsünde bulabilirsiniz.


*10–16 Şubat

Allah’a Karşı Dürüstlük


Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Luka 16:10, Lev. 27:30, Yar. 22:1–12, İbr. 12:2, Luka 11:42, İbr. 7:2–10, Neh. 13.


HATIRLAMA METNİ: “İyi toprağa düşenler ise, sözü işitince onu iyi ve sağlam bir yürekte saklayanlardır. Bunlar sabırla dayanarak ürün verirler” (Luka 8:15).


Dürüst bir yürek nedir ve nasıl ortaya konur? Günümüz kültürü dürüstlüğü genelde muğlak, göreceli bir ahlâk kuralı olarak görür; çoğu insan ara sıra da olsa sahtekârlık yapar, fakat ihlâl çok büyük olmadığı sürece bu kabul edilebilir olarak görülür. Ayrıca özel durumların bazı sahtekârlıkları aklayabileceği iddia edilir.


Gerçek ve dürüstlük her zaman birliktedir. Fakat biz dürüst olma eğilimine sahip olarak doğmadık; bu öğrenilen bir ahlâki değerdir ve bir vekilharcın ahlâki karakterinin kalbindedir.


Dürüstlük sergilediğimiz zaman ondan iyi şeyler çıkar. Örneğin, hiçbir zaman yalanla yakalanma korkusu veya daha sonra onu örtme endişesi yoktur. Bu ve buna benzer başka nedenlerle, özellikle ayartmanın kolayca sahtekârlığa doğru kayabileceği zor durumlarda, dürüstlük değerli bir kişisel niteliktir.


Bu haftanın dersinde ondalık uygulaması üzerinden dürüstlüğün ruhsal kavramını ve ondalığın vekilharç ve vekilharçlık için neden hayati önemde olduğunu çalışacağız.


*17 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

11 Şubat


Basit bir Dürüstlük Meselesi


Birçoğumuzun ortak fikirde olduğu şey şu ki, sahtekârlığı sevmiyoruz. Onu özellikle başkalarında sergilendiğini gördüğümüz zaman sevmeyiz. Fakat onu kendimizde görmek kolay değildir ve biz sahtekârlık yaptığımızda davranışlarımıza bahane bulma, aklama ve önemini düşürme eğiliminde oluruz: Ah, o kadar da kötü değil; bu sadece küçük bir şey, gerçekten önemli değil. Çoğu zaman kendimizi bile kandırabiliriz; ama Allah’ı asla kandıramayız.


“Aramızda her kademede sahtekârlık yapılmaktadır, bu da gerçeğe inanma iddiasındaki pek çok kişinin ilgisizliğinin nedenidir. Mesih’le bağlantıda değiller ve kendi canlarını kandırıyorlar.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, 4. cilt, s. 310.


Luka 16:10 ayetini oku. Burada İsa “küçük işler” için dahi olsa dürüst olmanın ne kadar önemli olduğunu görmemize yardım edebilecek hangi önemli ilkeyi ifade ediyor?


Fakat Allah, özellikle sahip olduğumuz şeyler söz konusu olduğunda, ne kadar kolay sahtekâr olabileceğimizi bilir. Bu nedenle, en azından maddi varlıklar söz konusu olduğunda, bize sahtekârlığın ve bencilliğin güçlü bir panzehirini verdi.


Levililer 27:30 ve Malaki 3:8 ayetlerini oku. Bu ayetler ne öğretir ve söz konusu şeyler dürüst kalmamıza nasıl yardımcı olur?


“Minnettarlığa ya da cömertliğe başvurulmamıştır. Bu basit bir dürüstlük meselesidir. Ondalık Rabb’indir; ve O bizden Kendisine ait olanı O’na geri vermemizi istiyor... Dürüstlük iş hayatının vazgeçilmez bir ilkesiyse, Allah’a karşı yükümlülüğümüzü—diğer tüm yükümlülüklerimizin temeli olanı kabul etmemeli miyiz?”—Ellen G. White, Education [Eğitim], s. 138, 139.


Ondalık ödemek sahip olduğun her şeyin nihayetinde kime ait olduğunu hatırlamana nasıl yardımcı olur? Mallarımızın gerçek sahibinin kim olduğunu hiçbir zaman unutmamak neden önemlidir?


PAZAR


12 Şubat


İman Yaşamı


Yaratılış 22:1–12 ayetlerini oku. Bu hikaye İbrahim’in imanının gerçekliği hakkında bize ne anlatıyor?


İman yaşamı bir anlık bir olay değildir. Sadece bir kez imanı güçlü bir şekilde ifade edip, gerçekten de lütufla yaşayan ve Mesih’in kanının örttüğü bağlı ve sadık Hristiyanlar olduğumuzu kanıtlamayız.


Örneğin, dinsel dünya İbrahim’in Moriya dağında İshak’la birlikte sergilediği iman eylemi (Yaratılış 22) karşısında binlerce yıl sonra bile hâlâ şaşkınlığını koruyor. Fakat bu iman eylemi, İbrahim’in tam ihtiyacı olduğu anda tasavvur ettiği bir şey değildi. Bunu yapmasını sağlayan şey, onun önceki sadık ve itaatkâr yaşamıydı. Bu olaydan önce sıklıkla sadakatsizlik yapsaydı, bu denemeyi bu şekilde geçemezdi. Böyle bir imana sahip olan adamın bu olaydan sonra da imanını aynı şekilde yaşadığına şüphe yok.


Mesele şu ki, bir vekilharcın imanı da bir kerelik bir eylem değildir. Zaman içersinde, imana sahip olma iddiasındaki kişinin onu nasıl uyguladığına bağlı olarak, ya derinleşir ve güçlenir, ya da sığlaşır ve zayıflar.


İbraniler 12:2 ayetini oku. Bu ayet imanın kaynağı ve imana nasıl sahip olabileceğimiz hakkında bize ne diyor?


Sadık vekilharçlar olarak bizim tek yardım kaynağımız “imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya” bakmaktır, “O kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı ve Tanrı’nın tahtının sağında oturdu” (İbr. 12:2). “Tamamlayıcı” sözcüğü Yeni Ahit’te sadece bu örnekte kullanılır ve “mükemmelleştirici” olarak da tercüme edilebilir. Bu, İsa’nın imanımızı olgunluğa ve tamlığa eriştirmeyi amaçladığı anlamına gelir (İbr. 6:1, 2). Demek ki, iman, yani iman yaşamı faal bir tecrübedir: büyür, olgunlaşır ve çoğalır.


Ne şekilde imanının zamanla büyüdüğünü ve olgunlaştığını gördün? Ya da, öyle oldu mu?


PAZARTESİ


13 Şubat


Bir İman Beyanı


Dün de gördüğümüz üzere iman, normalde büyüyen ve olgunlaşan faal bir tecrübe, bir süreçtir. Allah’ın imanımızı “tamamlamasının” ve mükemmelliğe eriştirmesinin bir yolu da ondalık verme eylemidir. Doğru anlamak gerekirse, Allah’a ondalık vermek yasacılık değildir; ondalık verdiğimiz zaman göğe giden yolu kazanmak için çalışmıyoruz veya çabalamıyoruz. Aksine, ondalık vermek bir iman beyanıdır. Bu imanımızın gerçekliğinin dıştan, görünür, kişisel bir ifadesidir.


Sonuçta, herkes imanlı olduğunu ve Allah’a inandığını, hatta İsa’ya inandığını iddia edebilir. Bildiğimiz üzere “cinler bile buna inanıyor” (Yakup 2:19). Fakat, kazancımızın yüzde onunu almak ve Allah’a geri vermek mi? İşte bu bir iman ifadesidir.


Luka 11:42 ayetini oku. İsa ondalığın ihmal edilmemesi gerektiğini ima ederken ne demek istedi? Ondalık yasanın daha ağır konularıyla ne şekilde bağlantılıdır?


Ondalık vermek Allah’a bağlılığın alçakgönüllü bir ifadesi ve Mesih’in Kurtarıcımız olduğuna güvenme eylemidir. Bu, “Mesih’te her ruhsal kutsamayla” (Ef. 1:3) zaten bereketlendiğimizin ve daha fazlasının vaat edildiğinin ikrarıdır.


Yaratılış 28:14–22 ayetlerini oku. Yakup’un Allah’ın vaadine cevabı neydi?


“Allah’ın ondalık sistemindeki planı, basitliği ve eşitliğiyle çok güzeldir. Herkes bunu imanla ve cesaretle kavrayabilir, zira ilahi menşelidir. Onda basitlik ve kullanışlılık birleştirilmiştir, anlamak ve yerine getirmek için derinlemesine bir öğrenim de gerektirmez. Herkes, değerli kurtuluş işinin ilerletilmesinde rol alabileceğini hissedebilir. Her erkek, kadın ve genç Rabb’in bir hazinedarı olabilir ve hazine üzerindeki talepleri karşılamak için aracılık edebilir.”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 73.


Ondalık ödemekten gelen gerçek ruhsal bereketleri kendi gözünle ne şekilde keşfettin? Ondalık ödemek imanını arttırmana nasıl yardımcı oldu?


SALI


14 Şubat


Dürüst Ondalık: Rabb’e Kutsaldır


Sıklıkla Allah’a ondalık vermekten söz ediyoruz. Fakat Allah’ın zaten sahibi olduğu şeyi O’na nasıl veririz?


Levililer 27:30 ayetini oku. Bu ayette ondalık hakkında hangi iki önemli husus bulunuyor?


“Ondalık Rabb’e aittir ve dolayısıyla kutsaldır. Bir ant ya da adama eylemi yoluyla kutsal hale gelmez. Yalnızca kendi öz doğası gereği kutsaldır; Rabb’e aittir. Allah’tan başka kimsenin hakkı değildir. Kimse onu Rabb’e tahsis edemez, çünkü ondalık asla bir kişinin malı değildir.”—Ángel Manuel Rodríguez, Stewardship Roots [Vekilharçlığın Kökleri], (Silver Spring, Md.; Vekilharçlık Hizmetleri Departmanı, 1994), s. 52.


Ondalığı kutsal kılan biz değiliz; bunu en baştan Allah yapar. O bu hakka sahiptir. Vekilharçlar olarak bizler O’nun olanları O’na geri veririz. Ondalık özel bir hizmet için Allah’a adanır. Onu başka bir amaç için saklamak sahtekârlıktır. Kutsal ondalığı geri verme uygulaması asla bozulmamalıdır.


İbraniler 7:2–10 ayetlerini oku. Pavlus’un İbrahim’in Melkisedek’e verdiği ondalık hakkındaki sözleri ondalık vermenin daha derin anlamını nasıl ortaya koyuyor? İbrahim ondalığını gerçekten kime veriyordu?


Bu nedenle, Sebt günü gibi ondalık da kutsaldır. “Kutsal” demek “kutsal bir amaçla ayrılmış” demektir. Sebt günü ve ondalık bu şekilde bağlantılıdır. Biz yedinci gün Sebti’ni kutsal olarak ayırıyoruz; kutsal olan ondalığı da Allah’ın kutsal mülkü olarak ayırıyoruz.


“Allah yedinci günü kutsadı. Allah tarafından dinsel ibadet için ayrılan o belirli zaman dilimi, Yaratıcımız tarafından ilk kutsandığı zaman olduğu gibi bugün de kutsal olmaya devam etmektedir.


“Benzer şekilde, gelirimizin ondalığı da ‘Rab için kutsaldır.’ Yeni Ahit, Sebt yasasını tekrar yürürlüğe koymadığı gibi, ondalık yasasını da tekrar yürürlüğe koymaz; zira her ikisinin de geçerliliği kabul edilmiş ve derin ruhsal anlamları açıklanmıştır... Biz bir halk olarak Allah’a Kendisinin olarak ayırdığı zamanı sadakatle vermeye çalışırken, zenginliğimizin talep ettiği kısmını da O’na vermeyelim mi?”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 66.


Verdiğin ondalığın aslında “kutsal” olduğu gerçeğini kalbinde ve beyninde canlı tutmana yardımcı olması için ne yapabilirsin?


ÇARŞAMBA


15 Şubat


Uyanış, Yeniden Yapılanma ve

Ondalık Verme


Hizkiya’nın uzun hükümdarlığı Yahuda oymağının en iyi dönemi olarak kabul edilir. İsrail, Davut ve Süleyman’ın hükümdarlığından beri Allah’ın bereketini böylesi büyük bir ölçüde tatmamıştı. 2. Tarihler 29–31. bölümler Hizkiya’nın uyanış ve yeniden yapılanmasının kaydıdır: “Atası Davut gibi, o da Rabb’in gözünde doğru olanı yaptı” (2.Ta. 29:2). “Böylece Rabb’in Tapınağı’ndaki hizmet düzeni yeniden kurulmuş oldu” (2Ta. 29:35). Fısıh Bayramı kutlanıyordu (2Ta. 30:5). “Yeruşalim’de büyük bir sevinç vardı” (2Ta. 30:26). Pagan heykelleri, sunakları ve yüksek yerleri yıkıldı (2Ta. 31:1). Ani bir kalp uyanışı ve uygulamada yeniden yapılanma gerçekleşti, bu da ondalık ve sunuların bollaşmasını sağladı (2Kr. 31:4, 5, 12).


Nehemya başka bir uyanış, yeniden yapılanma ve ondalık verme örneği verir. Nehemya 9:2, 3 ayetlerini oku. Kalbin uyanışı ne anlama geliyordu? Nehemya 13. bölümü oku. Nehemya “Tanrının Tapınağı”nı (Neh. 13:4) düzene koyduktan sonra, Yahuda halkı oraya ne getirdi (Neh. 13:12)?


“Uyanış ve yeniden yapılanma iki farklı şeydir. Uyanış ruhsal hayatın yenilenmesini, zihnin ve yüreğin güçlerinin canlanmasını, ruhsal ölümden dirilişi ifade eder. Yeniden yapılanma ise baştan örgütlenmeyi, fikirlerin ve kuramların, alışkanlıkların ve uygulamaların değişimini ifade eder.”—Ellen G. White, Christian Service [Hristiyan Hizmeti], s. 42.


Uyanış, yeniden yapılanma ve ondalık verme arasında kendiliğinden bir bağlantı vardır. Ondalığın verilmesi olmazsa uyanış ve yeniden yapılanma gevşektir, tabi bu gerçekten bir uyanışsa. Çok sık, Hristiyanlar olarak biz Rabb’in tarafına aktif olarak katılmamız gerektiği zamanlarda yan taraflarda dolanıp duruyoruz. Uyanış ve yeniden yapılanma adanma gerektirir ve ondalık bu adanmanın bir parçasıdır. Allah’ın bizden istediği şeyden geri durursak, O’nun bizim isteklerimizi cevaplamasını bekleyemeyiz.


Uyanış ve reform dışarıda değil, kilisede gerçekleşir (Mez. 85:6). Uyanış (Mez. 80:19) ve “başlangıçta yaptıkların”ın (Va. 2:5) yeniden yapılanması için Allah’ı aramalıyız. Yeniden yapılanma elimizde ne tuttuğumuz ve Allah’a ne kadarını geri ödediğimize göre gerçekleşmelidir.


Farkı yaratan eylem değil, güdü ve adanmışlığı harekete geçiren aklın ve duyguların kararıdır. Sonuçlar, artmış bir iman, keskinleşmiş bir ruhsal vizyon ve yenilenmiş bir dürüstlük olacaktır.


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Kutsal Kitap’ta geçen tüm antlaşmalar Allah tarafından başlatılmıştır ve O’nun halkının bu antlaşmalara çekilmesinde O kılavuz olmuştur (İbr. 8:10). Antlaşma vaatleri O’nun lütfunu, sevgisini ve bizi kurtarma arzusunu yansıtır.


Allah’la yapılan bir antlaşma birçok şeyi içerir: Allah, bir alıcı, antlaşmanın şartları, her iki tarafın şartları yerine getirmesi, antlaşmaya uymama halinde uygulanacağı belirtilen ceza ve niyetlenilen sonuçlar veya arzulanan çıkarım. Ondalık verme fikri Malaki 3:9, 10 ayetlerinde bu bileşenleri yansıtır. Bu ayetler özellikle Allah ve O’nun vekilharçları arasındaki ondalık verme antlaşmasını pekiştirir. Böyle bir antlaşmaya girmek tüketimciliğin materyalist ilkelerine karşı gittiğimizin görünür işaretidir, böylece ihtida etmiş günahkâr bir kalpten iyi bir şey çıkabileceğini kanıtlamış oluruz.


“Kapalı ve bencil bir ruh insanları Allah’a ait olanı O’na vermekten alıkoymaya çalışır. Rab insanlarla özel bir antlaşma yaptı, Mesih’in krallığının geliştirilmesi için belirlenen kısmı düzenli olarak ayırırlarsa Rab onları bol bol bereketleyecekti, öyle ki O’nun armağanlarını sığdıracak yer olmayacaktı. Fakat insanlar Allah’a ait olanı alıkoyarlarsa, Rab açıkça ‘Siz lanete uğradınız’ diyor.”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 77.


Allah’la bir antlaşma ilişkisi içinde yaşamanın sorumlulukları vardır. Biz genelde antlaşmanın vaatlerinin tadını çıkarırız, ama aldığımız emirler ve sorumluluklarımızdan çoğunlukla hoşlanmayız. Bu bağlamda bir antlaşma iki yönlü bir düzenlemedir, ondalık vermek de antlaşma içinde yaşamamızın bir parçasıdır.


TARTIŞMA SORULARI:


Ondalık vermek bizim açımızdan neden böylesine önemli bir iman eylemidir?


“Ben ondalık vermeye güç yetiremiyorum” diyen birine hangi sözleri söylerdin? Kendisini böyle bir durumda gören bir kişiye nasıl yardımcı olursun? Konuşmanın yanında, yardımcı olmak için başka ne yapılmalıdır?


Çarşamba’nın son sorusu ondalığın kutsal olduğu gerçeğini aklında bulundurmana yardımcı olacak ne yapabileceğin hakkındaydı. Cevaplarınızdan bazıları neler? Onun kutsal olması, onu ödemeye bakışını nasıl değiştirdi?


CUMA


16 Şubat


17 Şubat


Bir Ziyaret Dokuz Vaftiz


Yolanda Martinez Santos


Erica’nın kocası ABD eyaleti Kaliforniya’daki evlerinde eşinin benimle Kutsal Kitap çalıştığını gördüğünde pek hoşnut olmuşa benzemiyordu.


Başka bir mezhepten olan kocası, Erica’yla birlikte ikinci Kutsal Kitap dersimizi yaparken odaya girdiğinde korktum. Bir hayli yapılı bir adamdı.


Elimi uzatıp, “Merhaba,” dedim, “benim adım Yolanda Martinez Santos, Yedinci Gün Adventist kilisesindenim.”


Erica’nın kapısını ilk defa o günden iki hafta önce Adventist kilisesinin Pasifik birliği tarafından Arizona’da işletilen Souls West müjdecilik okulunun bir öğrencisi olarak çalmıştım. 2013 yılında elinde Gençlik Enerjisi yaz programıyla genç bir yayın müjdecisi kapımı çalmış ve beni Adventist kilisesiyle tanıştıran yolu açmıştı. Şimdi de ben yerel bir kilise için kapı kapı dolaşıp insanlara yayın öneriyordum.


Aslında kocası benden gitmemi istemedi o gün fakat daha sonraki bir sohbetimizde Erica eşinin durumdan hoşlanmadığını söyledi bana. Kocasının birlikte Kutsal Kitap çalışmamıza izin vermesi, hatta bize katılması içi Erica ile birlikte dua ettik.


Şaşırtıcı bir şekilde bir sonraki görüşmemizde kocası da oradaydı ve bize bundan sonraki derslerimize kendisinin de katılacağını söyledi.


Kısa bir süre sonra Erica ağabeyini de Kutsal kitap dersimize davet etti ve o da memnuniyetle kabul etti. Sonra da Erika’nın 13 yaşındaki oğlu bize katılmak istediğini söyledi.


Kutsal Kitap dersleri devam ederken Erica öğrendiklerini başka bir şehirde yaşayan kız kardeşine anlatmaya başlamış. Duydukları hoşuna giden kardeşi, kendi şehrindeki Adventistlerle irtibate geçti onlarla Kutsal Kitap derslerine başladı. Sonra kocası ve kayınvalidesi de ona katıldı.


Daha bitmedi; Erica beni anne babasıyla tanıştırdı. O’nun yepyeni bir insana dönüştüğünü söylediler bana. Biz de aynısından istiyoruz dediklerinde, onlara “Sizin aradığınız şey İsa,” dedim.


Onlar da bizimle Kutsal Kitap derslerine başladı.


Bir Kutsal Kitap işçisinin sadece bir kapıyı çalmasının dokuz kişinin birden vaftizini sağlamış olması ne kadar da inanılmaz. Erica, oğlu, ağabeyi, annesi, babası, kız kardeşi, kız kardeşinin eşi ve annesi, hatta Erica’nın komşusu bile vaftiz edildi.


Kocasına gelince; o da şu anda yerel bir Adventist kilisesine devam ediyor.


Daha sonra Erica bana şunu dedi; Benim kapısını çaldığım günden önceki ay boyunca Tanrı’ya kendisine doğru kilisenin yolunu göstererek Varlığını ispatlaması için dua edip durmuş.


“Eğer o gün kapımı çalmamış olsaydın bunların hiçbiri gerçekleşmiş olmayacaktı. Tanrım çağrıma kulak verdiğin için şükürler olsun!”


Yolanda Martinez Santos, Kaliforniya’da bir Kutsal Kitap işçisi.


*17–23 Şubat


Ondalık Vermenin Etkisi




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Mar. 16:15; 1Pe. 3:8, 9; 1Ko. 9:14; Rom. 3:19–24.


HATIRLAMA METNİ: “Tapınakta çalışanların tapınaktan beslendiklerini, sunakta görevli olanların da sunakta adanan adaklardan pay aldıklarını bilmiyor musunuz? Bunun gibi, Rab Müjde’yi yayanların da geçimlerini Müjde’den sağlamasını buyurdu” (1. Korintliler 9:13, 14).


Geçen hafta gördüğümüz gibi ondalık vermek önemli bir iman ifadesidir. Bu, ikrarımızın gerçekliğinin ortaya konuşunun ya da denenmesinin bir yoludur. “İman yolunda olup olmadığınızı anlamak için kendinizi sınayıp yoklayın. İsa Mesih’in içinizde olduğunu bilmiyor musunuz? Yoksa sınavdan başarısız çıkarsınız” (2Ko. 13:5).


Kutsal Kitap’ta ondalık verme hakkındaki ilk örnek, İbrahim’in Melkisedek’e ondalık vermesidir (Yar. 14:18–20, İbr. 7:4). Levililer de tapınaktaki hizmetleri için ondalık aldılar (2Ta. 31:4–10). Bugün ondalıklar müjdenin desteklenmesi için kullanılıyor. Doğru anlaşıldığı zaman, bizim Allah’la ilişkimizi ruhsal açıdan ölçmeye yarar.


Ondalık vermenin etkisi, kullanımı, önemi ve dağıtım yöntemi, Allah’ın işini destekleyerek ve müjdenin vaaz edilmesine finansal destek sağlayarak ruhsal büyümemiz için tasarlanmıştır. Bu Allah’ın planıdır ve sadık bir vekilharcın attığı ilk adım olarak adlandırılmıştır.


Bu hafta ondalık verme konusunu incelemeye devam edeceğiz: dağıtımını, başkaları için anlamını ve ruhsal hayatlarımıza nasıl etki ettiğini.


*24 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS


18 Şubat


Hizmeti Birlikte Destekliyoruz


İsa bize “müjdeyi duyurmayı” (Markos 16:15) ve “öğrenciler yetiştirerek,” buyurduğu “her şeye uymayı onlara öğretmeyi” (Matta 28:19, 20) emrediyor. Bu nedenle Allah bizim dünya üzerindeki en önemli işe katılmamızı istiyor: insanları İsa’ya getirmek. Bu hizmete Allah tarafından bize emanet edilen kaynaklarla ödenek sağlamak vekilharcın sorumluluğudur. Buna katılım, Mesih’i diğer insanlara tanıtmaya kişisel olarak adanmayı derinleştirir. Her öğrenci, vekilharç ve işçi, tüm ondalığını bu kutsal işe getirmeli. Başarılı bir hizmetin iman birliğimizi güçlendirdiği gibi, hizmeti desteklemede sadakat birliği için dua etmeliyiz.


Bu hizmetin gerçekleştirilmesi için Allah’ın onayladığı mali plan nedir? “Bütün ondalıkları” (Mal. 3:10) ne demek? “Tapınağımda yiyecek bulunması için” (Mal. 3:10) ne demek?


Gördüğümüz üzere, insanlar ondalığı İbrahim’in ve Yakup’un zamanından, belki de daha öncesinden beri ödüyor (Yar. 14:20, 28:22). Ondalık Allah’ın kilisesini destekleyen bir sistemin parçasıdır. En büyük ödenek sağlama kaynağıdır ve O’nun hizmetini yürütmek için en adil yoldur.


Bugünün kültüründe Hristiyanların büyük bir çoğunluğu Allah’ın hizmetini desteklemek için nispeten çok az veriyorlar. Eğer her Hristiyan dürüst bir ondalık verseydi, sonuç “neredeyse hayal edilemez, adeta akıllara zarar, neredeyse kavrayışın ötesinde” olurdu.—Christian Smith ve Michael O. Emerson, Passing the Plate [Tabağı Dolaştırmak] (New York: Oxford University Press, 2008), s. 27.


Allah’ın her çağda O’nun hizmetine ödenek sağlamaya gönüllü bir halkı olmuştur. Hepimizin bu küresel görevi anlama ve onu finanse etmek için birlikte çalışma sorumluluğumuz var. Hizmete ödenek sağlarken düzensizliği, ilgisizliği veya gelişigüzelliği göze alamayız. Karşımızdaki zorluk, halkın Levililere ve Nehemya’ya “Artık Tanrımız’ın Tapınağı’nı göz ardı etmeyeceğiz” (Neh. 10:39) dediği zamandan daha büyük ve 1800’lerde imanlıların karşılaştığından daha iç karartıcı. Bugün üyeler ve yöneticiler ruhsal olarak birlik olmalı ve küresel ihtiyaçları karşılayacak şekilde finansal olarak birlikte çalışmalı ve hizmeti desteklemelidir.


Dünyadaki Adventist hizmetinin muazzam geniş kapsamını düşün (bkz. Va. 14:6, 7). Bu işe ödenek sağlamaya yardım konusunda her birimiz sorumluluğumuzu nasıl anlamalıyız?


PAZAR


19 Şubat


Allah’ın Bereketleri


Malaki 3:10 ayetinde gördüğümüz gibi, Allah ondalıklarına sadık olanlara büyük bir bereket vaat etti. Fakat Allah’ın bereketi tek yönlü değildir. Örneğin, diğer tüm şeyleri saymayıp sadece maddi varlıkların artışına bir bereket olarak vurgu yapmak, Allah’ın bereketinin gerçekten ne olduğuna çok sığ bir bakıştır.


Malaki’deki bereket ruhsal olduğu kadar dünyasaldır da. Allah’ın bereketinin amacı kurtuluş, mutluluk, gönül rahatlığı ve Allah’ın her zaman bizim için en iyisini yapıyor olması ile ortaya konur. Ayrıca, Allah tarafından bereketlendiğimiz zaman, bu bereketleri daha azına sahip olanlarla paylaşmakla yükümlü oluruz. Bizler diğerlerini bereketlemek için bereketleniyoruz. Aslında, Allah bizim aracılığımızla bereketini başka yerlere de yayabilir.


  1. Petrus 3:8, 9 ayetlerini oku. Petrus bereketlenmiş olmak ve diğerleri için bereket olmak arasındaki ilişki hakkında bize ne diyor?

Ondalık vermekten çifte bir bereket ortaya çıkar. Bereketleniriz ve başkaları için bereket oluruz. Ancak bize verilenlerden verebiliriz. Allah’ın bereketleri içe doğru bize ve dışa doğru bizden başkalarına ulaşır. “Verin, size verilecektir... Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız” (Luka 6:38).


Elçilerin İşleri 20:35 ayetini oku. Bu, aynı şekilde ondalık vermeye de nasıl uygulanabilir?


Ondalık vermenin bize öğrettiği en büyük bereket Allah’a güvenmektir (Yer. 17:7). “Özel ondalık verme sistemi, Allah’ın yasası kadar kalıcı bir ilkenin üzerine kuruldu. Bu ondalık verme sistemi Yahudilere bir bereketti, yoksa Allah bunu onlara vermezdi. Aynı şekilde bunu zamanın sonuna dek sürdürenlere de bir bereket olacaktır. Göksel Babamız sistematik hayırseverlik planını Kendisini zenginleştirmek için değil, fakat insana büyük bir bereket olması için başlattı. O, bu lütuf sisteminin tam da insanın ihtiyacı olan şey olduğunu gördü.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 3. cilt, s. 404, 405.


Başka birinin sana hizmeti aracılığıyla Rab tarafından bereketlendiğin zamanları düşün. Öyleyse nasıl sen de gidip başkaları için aynısını yapabilirsin?


PAZARTESİ


20 Şubat


Ondalığın Amacı


Pavlus Timoteos’a şöyle yazıyor: “‘Harman döven öküzün ağzını bağlama’ ve ‘İşçi ücretini hak eder’” (1Ti. 5:18). Yasanın Tekrarı 25:4 ayetinde Musa’nın öküzle ilgili sözlerinden ve Luka 10:7 ayetinde İsa’nın işçiyle ilgili sözlerinden alıntı yapıyor. Öküz hakkındaki ifade bir özdeyiş haline gelmiştir ve öküzün çalışırken tahıl yemesinin adil olduğu anlamına gelir. Aynı şekilde, ikinci özdeyiş de müjdeyi vaaz eden adanmış işçilerin ücretle ödüllendirilmesi gerektiği anlamındadır.


Allah sistemler içinde yaratır ve idare eder. O güneş sistemini, ekosistemi, sindirim sistemini, sinir sistemlerini ve daha pek çok sistemi tasarlamıştır. Ondalık sistemi Levililer tarafından tapınağın bakımı ve kendi geçimlerinin sağlanması için kullanılmıştı (Say. 18:26). Bunun güncel karşılığı, müjdeyi vaaz etmeye hayatlarını adayan kişiler olurdu. Allah’ın ondalık sistemi, hizmetin desteklenmesi için O’nun seçtiği araçtır ve bu araç kurtuluş tarihi boyunca kullanımda olmuştur. Öyleyse böyle işçileri ondalıkla desteklemek Allah’ın işinin temeli ve esasıdır.


Pavlus ne demek istiyor ve “Rab Müjde’yi yayanların da geçimlerini Müjde’den sağlamasını buyurdu” (1Ko. 9:14) ifadesinin ahlâki çıkarımları nelerdir? 2. Korintliler 11:7–10 ayetleri müjdeyi yayanları desteklenmesi gerekliliği hakkında ne öğretiyor?


Pavlus “size hizmet etmek için yardım aldığım başka kiliseleri adeta soydum” (2Ko. 11:8) derken, imalı bir şekilde zengin Korint kilisesine hizmet ettiği sırada fakir Makedonya kilisesinden maaş aldığını anlatıyordu. Korint kilisesine demek istediği, müjdeyi vaaz edenlerin ücret almayı hak ettikleriydi.


Ondalık özel bir amaçla kullanılmalı ve öyle kalmalıdır. “Ondalık özel bir kullanım için ayrılmıştır Fakirler için bir fon olarak görülmemelidir. Özellikle Allah’ın mesajını dünyaya iletenlere tahsis edilmelidir; bu amaçtan da saptırılmamalıdır.”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 103.


Levililer 27:30 ayetini oku. Burada görülen ilke bugün bizim için hangi şekillerde geçerlidir?


SALI


21 Şubat


Ambar


Allah’ın rüzgâr için (Yer. 10:13), su için (Mez. 33:7), kar ve dolu için (Eyüp 38:22), tümüyle kontrol altında bulundurduğu her şey için bir ambarı vardır. Fakat Allah’ın en değerli ambarı ondalığı içeren ambardır. “Buluşma Çadırı’yla ilgili yaptıkları hizmete karşılık, İsrail’de toplanan bütün ondalıkları pay olarak Levililer’e veriyorum.” (Say. 18:21). Bu ayet ondalığın saklandığı yerin ilk ifade edildiği ayettir ve bugün “ambar ilkesi” olarak bilinir. Allah İsraillilere ayrıca ondalıkları seçeceği yere getirmelerini söyledi (Yas. 12:5, 6). Süleyman’ın zamanında ondalık Yeruşalim’deki tapınağa getiriliyordu. Malaki peygamber İsraillilere “bütün ondalıklarınızı ambara getirin” (Mal. 3:10) dediğinde, onlar “ambar”ın ne olduğunu ve nerede olduğunu kolayca anladılar. Ambar, dini hizmetlerin yapıldığı ve Levililerin desteklendiği yeri temsil ediyordu.


Ambarı tanımlamak için Kutsal Kitap’ta başka hangi isimler kullanılıyor? 1Ta. 26:20, 2Ta. 31:11–13, Neh. 10:38.


Kutsal ondalığı ambara getirmek, Kutsal Yazı’da gösterilen tek modeldir. Her dönemde, ondalıkların idaresi için Allah’ın bir merkez ambarı olmuştur. Yedinci Gün Adventistleri, ambar ilkesinin kabul edildiği ve uygulandığı dünya çapında bir dini/kiliseyi oluştururlar. Üyeler ondalıklarını üyeliklerinin bağlı olduğu yerel kiliseler aracılığıyla konferans veya alan kiliselerine göndermeye teşvik edilirler. Bu konferans veya alan kiliselerinin hazineleri, pastörlerin maaşlarını aldıkları kaynaktır.


“Allah’ın işi büyüdükçe, yardım çağrıları gitgide daha sık gelecektir. Bu çağrılara yanıt verilebilmesi için, Hristiyanların ‘Tapınağımda yiyecek bulunması için bütün ondalıklarınızı ambara getirin’ emrine kulak vermeleri gerekir (Malaki 3:10). Hristiyanlık iddiasındakiler ondalıklarını ve sunularını sadakatle Allah’a getirselerdi, O’nun hazinesi dolu olacaktı. O zaman, müjdenin desteklenmesi amacıyla para toplamak için kermeslere, piyangolara veya coşkulu partilere başvurmaya gerek kalmazdı.”—Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 310, 311.


İnsanlar ondalıklarını istedikleri yere gönderselerdi ne olurdu, düşün. Herkes bunu yapsaydı, Allah’ın işine ne olurdu? Bu nedenle ondalıklarımızı ait olduğu yere göndermek neden önemlidir?


ÇARŞAMBA


22 Şubat


Ondalık ve İmanla Kurtuluş


Romalılar 3:19–24 ayetlerini oku. Burada imanımız için merkezi olan hangi çok önemli gerçek öğretiliyor? Neden bu öğretiyi her zaman inançlarımızın esası olarak muhafaza etmeliyiz?


Kutsal Kitap’ın mesajının ana teması hiçbirimizin kurtuluşu hak etmediğidir (Rom. 3:23). Onu hak etmiş olsaydık, liyakat yoluyla veya işler aracılığıyla olmuş olurdu, ve bu fikir Kutsal Yazı’ya aykırıdır.


Romalılar 4:1–5 ayetlerini oku. Bu ayetler liyakatin aksine lütuf hakkında ne öğretiyorlar?


Öyleyse, kurtuluş hak etmeyenlere verilen bir hediyedir (Ef. 2:8, 9). Kurtuluş Mesih’in kendi mükemmel kurbanlığının erdemlerinin bizim hesabımıza yazılması sayesinde gelir. Ondalık meselesine gelince, onu geri vererek Allah’tan alınacak bir takdir yoktur. Sonuçta, ondalık başlangıçtan beri Allah’a aitse, onu Allah’a vererek kazanılabilecek ne liyakat olabilir ki?


Hristiyanlar olarak yapmak üzere yaratıldığımız diğer tüm iyi işler gibi, ondalık vermek bizi kurtaran bir eylem değildir. “Çünkü biz Tanrı’nın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık” (Ef. 2:10).


Yine de, ondalığı geri vermek Allah’ın bizden yapmamızı istediği şey konusunda ya alçakgönüllü ve uysal, ya da dik kafalı ve küstah bir tavrı ortaya koyar. Allah’ı seviyorsak O’na itaat ederiz. Ondalık gerçekten de bizim burada yalnızca vekilharçlar olduğumuzu ve her şeyi Allah’a borçlu olduğumuzu kabul edişimizin bir dışavurumudur. Tıpkı Sebt gününün Allah’ın Yaratıcı ve Kurtarıcı olduğunun hatırlatıcısı olarak işlev görmesi gibi, ondalığı geri vermek de benzer bir işlev görebilir: bize bizim kendimize ait olmadığımızı, hayatımızın ve kurtuluşumuzun Allah’tan gelen hediyeler olduğunu hatırlatır. Sonuç olarak, ondalık vermenin bu imanın en somut bir ifadesi olduğunu kabul ederek, bu gerçekliği tanıyabilir ve imanlı bir hayat sürebiliriz.


Luka 21:1–4 ayetleri bize imanla yaşamanın ne demek olduğu hakkında ne söylüyor?


PERŞEMBE


23 Şubat


EK ÇALIŞMA: Her nefesin, her kalp atışının ve varlığımızın her anının Rab’den geldiğini unutmak çok kolaydır. Elçilerin İşleri 17. bölümde Pavlus Atinalılara gerçek Tanrı’yı anlatıyor, sadece Yaratıcı (“Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan... Tanrı” [Elç. 17:24]) değil, aynı zamanda Gözetici de olan (“Nitekim, O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz; O’nda varız” [Elç. 17:28]) gerçek Allah’ı. Atinalılar gerçek Tanrı hakkında bilgiye sahip değildi. Hristiyanlar olarak bizler sahibiz ve bunun farkında olmak yaşam şeklimizin esası olmalıdır. Allah’ın bizden bir çok talebi vardır ve sonuç olarak biz de bu taleplere göre yaşamalıyız:


“Allah’ın bizden talepleri de aynı şekildedir. O Kendi hazinelerini insanların ellerine verir, fakat onda birlik kısmının Kendi işi için sadakatle bir kenara ayrılmasını ister. Bu kısmın Kendi hazinesine konulmasını ister. Bu O’nun Kendi malı olarak O’na verilmelidir; kutsaldır ve kutsal amaçlarla kullanılmalıdır, kurtuluş mesajını dünyanın dört bir yanına iletenlerin desteklenmesi için kullanılmalıdır. O, kaynakların sürekli olarak Kendi hazinesine akması için ve gerçeğin ışığının yakında olanlara ve uzakta olanlara taşınması için, bu kısımda hak sahibidir. Bu koşula sadakatle uyduğumuzda, her şeyin Allah’a ait olduğunu ikrar etmiş oluruz.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 6. cilt, s. 386.


TARTIŞMA SORULARI:


“Zaman hızla sonsuza doğru geçmektedir. Allah’a ait olan şeyi O’ndan esirgemeyelim. Erdemle verilemese de, yıkım olmadan reddedilemeyen şeyi O’ndan saklamayalım. O bizden tüm bir kalbi istiyor; bunu O’na verin; hem yaratılış, hem de kurtarış itibarıyla zaten O’na aittir. O sizden zekânızı istiyor; bunu O’na verin; zaten O’nun. O sizden paranızı istiyor; bunu O’na verin; zaten O’nun.”—Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 525. Ellen G. White “Allah’a ait olan şeyi... erdemle verilemese de, yıkım olmadan reddedilemeyen şeyi O’ndan saklamayalım” derken ne demek istiyor? Ondalık vermediğimiz zaman kendimizi neyden mahrum bırakıyoruz?


Tüm kilise üyelerinin ondalıklarla istediklerini yapmaları; yani onu “ambar” yerine uygun gördükleri herhangi bir yere göndermeleri fikri üzerinde biraz daha düşün. Bu neden çok kötü bir fikir? Öyle bir şey olsaydı, kilisemize ne olurdu? Böyle eylemler neden aramızda korkunç bir kırılma yaşanmasına neden olur?


Luka 21. bölümde, İsa tapınakta olan tüm yolsuzlukları bilmesine rağmen, dul kadını parasını tapınağa verdiği için övdü. Bu, ondalıklarının nasıl kullanıldığına ilişkin şüpheleri olduğu için başka yerlere verebileceklerini düşünenlere ne söylemeli?


CUMA


24 Şubat


Niye Mülteciler için Yaşıyorum


Yazan Terri Saelee


Tayland’da 50.000 mültecinin sığındığı bir kampta üç yıldır İngilizce öğretmenliği yapıyordum. Vaftiz edilmeye sıcak bakan bir çok öğrenci vardı.


Yedinci Gün Adventist pastörü bana öğrencilerin bazı çekinceleri olduğundan bahsetti. Hristiyanlığı gerçek bir Hristiyan gibi yaşamalarını sağlayacak kadar öğrenemeden müjdecilerin ülkelerine dönmelerinden korkuyorlardı.


Pastör bunu söylediğinde üç yıllık öğrenci müjdeciliği görevim bitmek üzereydi ve evime ABD eyaleti Nebraska’ya dönmeyi planlıyordum. Ne yapacağımı bilemedim. Annem beni görmek için sabırsızlanıyordu fakat benim asıl hedefim canların kurtuluşuydu. Ben de “Rabb’im be yapmalıyım?” diye dua etmeye başladım.


Sabah okumamda şu cümleyle karşılaştım: “Tanrı’nın gayesi bizim planlarımız ve eğilimlerimizde ilk sırada olmaktır” Counsels in Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler] s.220.


“Bu cümle tam da beni işaret ediyor,” diye düşündüm. Üniversiteyi bitirmek, bir meslek sahibi olmak ve bir yuva kurmak istiyordum fakat sanki Tanrı bana şunu söylüyordu, “Terri, hep beklediğin o kılavuzluk işte burada. Tanrı senin planlarında ve eğilimlerinde ilk sırada olmalı.”


En öncelikli sorumluluğumun aileme karşı olduğuna karar vermiştim fakat ailem Tanrı’yı zaten biliyordu. Ben de annemi arayıp onun tavsiyesini almaya karar verdim.


35 kilometre yol yaparak en yakın postaneye gittim. Karşı ödemeli aradım çünkü param yoktu ve pahalı olduğunu biliyordum.


Anneme bir yıl daha hatta belki süresiz burada kalmak istersem bunu nasıl karşılayacağını sordum.


Hiç duraksamadan cevap verdi. “Terri” dedi, “Sana asla ‘eve dön’ diyemem çünkü eğer bu yüzden bir can bile müjdeyi duyma şansını kaybederse sonsuza kadar pişmanlık içinde yaşarım. Eğer orada kalarak bir canın bile Tanrı’yı ve O’nun krallığında olmayı bilmesine yardım edebileceksen, bir daha yüzünü göremeyecek olsam bile buna değer.”


Postanede otururken gözümden yaşlar süzülmeye başladı. Tanrı’ya bu kadar çok seven bir annem olduğu için şükrettim. Annem beni görmek istiyordu fakat kalbinde fedakarlığı çoktan yapmıştı. Canların kurtuluşu onun için o kadar önemliydi ki beni bir daha göremeyecek olmayı bile kabullenmişti.


Terri Saelee 2011 yılında bir On Üçüncü Sebt sunusu ile açılan Adventist Mülteci ve Sığınmacı Hizmetleri Kuzey Amerika Şubesi’nin yöneticisi. Onun liderliğinde Kuzey Amerika’da mültecilerden oluşan 140 yeni kilise açıldı.



*24 Şubat–2 Mart


Şükran Sunuları




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Mat. 6:19–21; Ef. 2:8; 1Pe. 4:10; Luk. 7:37–47; 2Ko. 8:8–15; 2Ko. 9:6, 7.


HATIRLAMA METNİ: “Çünkü Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yu. 3:16).


Bizim Tanrımız veren bir Tanrıdır; bu harika gerçek en etkili şekilde İsa’nın kurbanlığında görülür. “Çünkü Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yu. 3:16). Ya da şu ayette: “Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, gökteki Baba’nın, kendisinden dileyenlere Kutsal Ruh’u vereceği çok daha kesin değil mi?” (Luka 11:13).


Allah verir ve vermeye devam eder; O’nun karakteri böyle. O yüzden hayatlarımızda O’nun karakterini yansıtmaya çalışan biz de vermeliyiz. İçinde “bencil Hristiyan” tanımlamasındaki kadar tezat barındıran bir tanım daha yoktur.


Bize verilmiş olanı geri vermenin yollarından biri de sunulardır. Sunularımız minnettarlığımızı ve sevgimizi göstermek için birer fırsattır. İsa’nın kurtulanları göğe aldığı gün O’nun lütfunu kabul etmiş olanları göreceğiz ve fark edeceğiz ki, bu kabul edilişler bizim kurban sunularımız sayesinde gerçekleşti.


Bu hafta sunuların önemli unsurlarını inceleyeceğiz. Gelirimizden, zamanımızdan ya da becerilerimizden cömertçe vermek, inancımızı yaşamanın ve hizmet ettiğimiz Allah’ın karakterini ortaya koymanın güçlü birer yoludur.


*3 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

25 Şubat


“Hazineniz Neredeyse”


Matta 6:19–21 ayetlerini oku. Bu ayetleri çok iyi bilmemize rağmen, dünyevî hazinelerin üzerimizde güçlü bir etkiye sahip olmasından kendimizi nasıl kurtarabiliriz? Bkz. Kol. 3:1, 2.


“Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır” (Mat. 6:21) ifadesi İsa’nın bir çağrısıdır. Bu çağrının gerçek önemi, hazinelerimizi yeryüzünde biriktirmekle gökte biriktirmenin karşılaştırıldığı önceki iki ayet dikkate alındığında çok daha iyi anlaşılır. Yeryüzü üç sözcükle tanımlanıyor: güve, pas ve hırsızlar (bkz. Mat. 6:19). Bu sözcüklerin hepsi dünyevî hazinemizin ne kadar geçici ve kısa süreli olduğunu ima ediyor. Dünyevî şeylerin ne kadar da çabuk yitip gittiğini hangimiz bilmiyoruz ki? “Yeryüzündeki her şey değişken, belirsiz ve emniyetsizdir; çürümekle, bozulmakla, çalınmakla ve yok olmakla karşı karşıyadır. Gökte ise tam tersidir; her şey sonsuz, dayanıklı, emniyetli ve ölümsüzdür. Gökte kayıp yoktur.”—C. Adelina Alexe, “Where Your Heart Belongs [Kalbinizin Ait Olduğu Yer],” Beyond Blessings [Bereketlerin Ötesinde] adlı kitapta, editör: Nikolaus Satelmajer, (Nampa, Idaho: Pacific Press Publishing Association, 2013), s.22.


Sahip olduğun şeylere bir bak. Çok az şeye bile sahipsen, er ya da geç bir çoğu atılıp gitmiş olacak. Belki bir tek aile yadigarları kalacak. Oysa akıllı bir vekilharç hazinelerini gökte saklamaya çalışması gerektiğini bilmelidir. Buradakinin aksine, oradaki hazinenin değer kaybetmesinden, hırsızlığa ya da yağmaya uğramasından endişe duymana gerek yoktur.


Matta 6:19–21 ayetleri vekilharçlığın en önemli kavramlarından birini anlatır. Hazineniz kalbinizi çeker, sürükler, zorlar, teşvik eder, talep eder, cezbeder ve kontrol etmeyi arzular. Materyal dünyada kalbiniz hazinenizin peşinden gider, bu nedenle hazinenizin nerede olduğu son derece önemlidir. Dünyevî ihtiyaçlara ve kazançlara ne kadar odaklanırsak, göksel konuları düşünmek de o ölçüde zorlaşır.


Allah’a iman etme iddiasında olup da hazinemizi yeryüzünde tutmaksa ikiyüzlülüktür. Davranışlarımızla sözlerimiz örtüşmelidir. Başka bir deyişle, yeryüzündeki hazinemizi kendi gözlerimizle görürüz, ancak sunularımızı da gökteki hazinelerimiz olarak imanla görmeliyiz (2Ko. 5:7). Her ne kadar gerçekçi olup (emeklilikte bile) ihtiyaçlarımızı karşılamak için gelir sağlamamız gerekse de, büyük resmi, yani sonsuzluğu her zaman aklımızda tutmak hayatî önemdedir.


İbraniler 10:34 ayetini oku. Pavlus burada gökteki hazine ve yeryüzündeki hazine arasındaki tezatla ilgili hangi önemli noktayı vurguluyor?


PAZAR


26 Şubat


Allah’ın Lütfunun Vekilharçları


Efesliler 2:8 ayetine göre, bize Allah tarafından verilen diğer şey nedir?


Lütuf, “hak edilmemiş iyiliktir.” Hak etmediğiniz bir armağandır. Allah lütfunu bu gezegene yağdırmıştır, yalnızca geri çevirmediğimizde, O’nun lütfu bize ulaşıp hayatlarımızı şimdi ve sonsuza kadar değiştirecektir. Göğün tüm bolluğu ve kudreti lütuf armağanında somutlaşmıştır (2Ko. 8:9). Bu nihaî armağan karşısında melekler bile hayrete düşmüştür (1Pe. 1:12).


Şüphe yok ki, Allah’ın bize tüm verdikleri içinde İsa Mesih’te bize verilen lütuf en değerli armağandır. Lütuf olmasaydı, umudumuz da olmazdı. Günahın insanlık üzerindeki bunaltıcı etkisi o kadar büyüktür ki, insanların kendi başlarına ondan kurtulabilmeleri mümkün değildir. Allah’ın yasasına itaat bile bize hayat getiremezdi. “Öyleyse Kutsal Yasa Tanrı’nın vaatlerine aykırı mıdır? Kesinlikle hayır! Çünkü yaşam sağlayabilen bir yasa verilseydi, elbette insanlar yasayla aklanırdı” (Gal. 3:21). Sonuçta, bizi kurtarabilecek bir yasa olsaydı, bu Allah’ın yasası olurdu. Fakat Pavlus onun bile bize kurtaramayacağını söylüyor. Kurtulacaksak, bu lütufla olmalıydı.


  1. Petrus 4:10 ayetini oku. Vekilharçlık lütufla ne şekilde bağlantılıdır? Allah’a ve başka insanlara vermenin O’nun lütfunu ne şekilde gösterdiğini açıkla.

Petrus, Allah’ın lütuf armağanını aldığımıza göre “Tanrı’nın çok yönlü lütfunun iyi kâhyaları [vekilharçları]” (1. Pet. 4:10) olmamız gerektiğini söyledi. Yani, Allah bize armağanlar verdiği için, biz de bize verilenden geri vermeliyiz. Lütuf ile aldığımız sadece kendimizi memnun etmek ve kişisel fayda sağlamak için değildir, aynı zamanda müjdenin ilerlemesini sağlamak içindir. Bize karşılıksız verildi (ki lütuf bu demektir zaten); o halde biz de elimizden gelen her şekilde karşılıksız olarak vermeliyiz.


Sana Allah tarafından verilen her şeyi düşün. Öyleyse sen de hangi şekillerde sana böylesine karşılıksız olarak verilmiş olan lütfun bir vekilharcı olabilirsin?


PAZARTESİ


27 Şubat


En İyi Sunumuz


Luka 7:37–47 ayetlerini oku. Bu öykü Allah’a sunular vermek için uygun yöneltici etken hakkında bize ne öğretiyor?


Meryem odaya girdiğinde İsa’yı masaya yaslanmış halde gördü. İçinde pahalı hintsümbülü yağı olan kaymaktaşından kabı kırdı ve yağı O’nun üzerine döktü. Bazıları, yaşadığı hayat yasaya aykırı olduğu için, onun bu hareketi yapmasını uygunsuz buldu.


Fakat Meryem tutulduğu cinlerden kurtulmuştu (Luka 8:2). Bunun ardından, Lazar’ın dirilişine şahit oldukta sonra ise, minnettarlıkla dolup taşmıştı. Güzel kokulu yağı sahip olduğu en değerli şeydi, yaptığı da kendince İsa’ya minnettarlığını göstermenin bir yoluydu.


Bu öykü sunularımızı verirken bizi yönlendiren gerçek güdünün ne olması gerektiğini anlatıyor: minnettarlık. Sonuçta, Allah’ın paha biçilemez lütuf armağanına başka ne şekilde karşılık verebiliriz ki? O’nun cömertliği de bizi vermeye teşvik ediyor ve bu bizim minnettarlığımızla birleştiğinde, ikisi beraber zamanımızın, becerilerimizi, hazinemizin ve bedenlerimizin de dahil olduğu anlamlı sunuların harcını oluşturuyorlar.


Mısır’dan Çıkış 34:26, Levililer 22:19–24 ve Çölde Sayım 18:29 ayetlerini oku. Şartlar bugünden tamamen farklı da olsa, bu ayetlerden sunularımıza ilişkin hangi ilkeleri alabiliriz?


Sahip olduğumuzun en iyisi bize yetersiz görünebilir, fakat Allah için yeterlidir. Allah’a verebileceğimizin en iyisini vermek, O’nu yaşamımızda ilk sıraya koyduğumuzun göstergesidir. Biz sunuları karşılığında iyilik görmek için vermiyoruz; aksine Mesih İsa’da bize zaten verilmiş olana duyduğumuz minnettarlıktan dolayı veriyoruz.


“Gönüllü fedakârlık ve ilahî bir hoş koku olan en küçük sunuda dahi, minnettar sevgiyle harekete geçirilen tüm bir bağlılık ve iyilikseverlik mevcut olacağından, armağan paha biçilmez değerde olacaktır. Fakat verebileceğimiz her şeyi, bizim için ne kadar değerli olursa olsun, Kurtarıcımız’a gönüllü olarak teslim ettikten sonra, Allah’a olan minnet borcumuzu olduğu gibi görürsek, sunmuş olabileceğimiz her şey bize yetersiz ve eksik görünecektir. Ancak bize az gibi görünen bu sunuları melekler alıp tahtın önünde hoş kokulu bir sunu olarak sunarlar, böylece bu sunular kabul edilirler.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 3. cilt, s. 397.


SALI


28 Şubat


Yüreğin Güdüleri


Önceki derslerden birinde dul kadının cömert bağışıyla ilgili öyküyü görmüştük. Diğer bağışlara göre daha az olmasına rağmen cömertçeydi, çünkü kadının kişiliğinin ve kalbinin gerçek doğasını yansıtıyordu, öyle ki bu durum karşısında İsa şu sözleri söyledi: “Bu yoksul dul kadın herkesten daha çok verdi” (Luka 21:3).


Bizim asıl niyetimizi (Özd. 16:2; ayrıca bkz. 1Ko. 4:5) sadece Allah bilir (Yakup 4:12). Yanlış niyetle doğru davranışta bulunmak mümkündür. Bol olduğu için fazlasını vermek büyük iman gerektirmez, fakat başkalarının iyiliği için fedakârlıkta bulunarak vermek bizim kalplerimiz hakkında çok etkili şeyler söyler.


  1. Korintliler 8:8–15 ayetlerini oku. Pavlus burada vermeyle ve vermenin sebepleriyle ilgili ne söylüyor? Bu ayetlerden vekilharçlıkla ilgili hangi ilkeleri çıkartabiliriz?

Sizi vermeye iten sebep her ne olursa olsun, benlik ile diğerkâmlık arasında gidip gelen bir süreç içinde gerçekleşir. Bu süreçte bencilik ile fedakârlık arasında gerçekleşen kavga, diğer tüm ruhsal çekişmelerden daha sık yaşanır. Bencillik, bir zamanlar Allah için yanıp tutuşan bir kalbi soğutur. Bencilliğin Hristiyan deneyimimize girmesine izin verdiğimizde asıl sorun başlar. Yani, bencilliğimizi meşrulaştırmak için yollar arayıp, bunu bir de Mesih adına yaparız.


İş önünde sonunda gelir bir kelimeye dayanır: sevgi. Sevgiyse, başkalarının iyiliği için kendinden (fedakârlık dahi ederek) vermeye istekli olmak demek olan özveri olmadan tezahür edemez.


Allah’ın sevgisi hayatlarımıza yansımadığı sürece, sunularımız Allah’ın sevgisini yansıtmayacaktır. Bencil bir kalp sadece kendisini sevme eğilimindedir. Rab’den “yürekleri[m]izin gulfesini sünnet edip” (Yas. 10:16) aynı sevildiğimiz gibi sevmeyi öğrenmeyi istemeliyiz.


Tüm gerçek iyiliğin temeli olan sevgi, Hristiyan cömertliğinin bütününü yansıtmaktadır. Allah’ın bize yönelik sevgisi bize karşılığında sevmeyi telkin ediyor, gerçekten de vermek için bundan daha yüce bir gerekçe yoktur.


Sevgiyle değil de zorunluluk duygusuyla gönüllü sunu vermek yanlış mıdır? Öyleyse neden?


ÇARŞAMBA


1 Mart


Verme Deneyimi


Mesih bize Allah’ın karakterini göstermek için geldiyse, şu gerçeğin açık bir şekilde anlaşılmış olması gerekiyor: Allah bizi seviyor ve bizim için her şeyin en iyisini istiyor. Bizden sadece kendi yararımıza olacak şeyleri yapmamızı istiyor, zararımıza olacak şeyleri değil. Tabii ki O’nun, bize verilmiş olanı cömertçe ve sevinçle verenlerden olmamız için yaptığı çağrı da buna dahildir. Verdiğimiz gönüllü ve cömert sunular, onlardan yarar görenler kadar verenlere, yani bize de fayda sağlar. Vermenin almaktan ne kadar daha büyük mutluluk olduğunu sadece bu şekilde verenler bizzat bilebilir.


  1. Korintliler 9:6, 7 ayetlerini oku. Bu ayet vermenin ne anlama gelmesi gerektiğini ne şekilde özetliyor?

Cömert bir sunu vermek çok kişisel ve ruhsal bir davranış olabilir, olmalıdır da. Bu, bize Mesih’te verilenler için duyduğumuz minnettarlığın bir ifadesi, bir iman işidir.


Tüm iman işlerinde olduğu gibi, vermek imanı güçlendirir, zira “eylemsiz iman ölüdür” (Yakup 2:17). İmanı güçlendirmenin en iyi yolu da onu yaşamaktır, yani imanımızdan doğan, ondan filizlenen eylemleri gerçekleştirmektir. Gönülden ve cömertçe verdiğimiz sürece, Mesih’in karakterini yansıtan kendi doğru yolumuzdayız demektir. O’nu kendi davranışlarımızda tecrübe ederek, Allah’ın karakterini daha iyi öğreniriz. Yani, bu şekilde vermek Allah’a güveni inşa eder ve bize şu fırsatı verir: “Tadın da görün, Rab ne iyidir; ne mutlu O’na sığınan adama!” (Mez. 34:8).


“İsa’nın yüzünde parlayan nurun, özverili sevginin nuru olduğu görülecektir. Golgota’dan gelen ışıkta, fedakâr sevginin yasasının gök ve yer için hayat yasası olduğu; ‘kendi çıkarını arama[yan]’ sevginin kaynağının Allah’ın kalbinde olduğu; ve yaklaşılmaz ışıkta yaşayan Kişi’nin karakterinin yumuşak huylu ve alçakgönüllü olan Kişi’de tezahür ettiği görülecektir.”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 20 [Sevgi Öğretmeni, s. 13, 14].


Sana verilenden gönülden ve cömertçe verdiğin zaman imanın nasıl güçlendiği gerçeğini kendi yaşamında ne şekilde tecrübe ettin?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: “Cömertlik ruhu Göğün ruhudur. Bencillik ruhu da Şeytan’ın ruhudur. Mesih’in fedakar sevgisi çarmıhta açığa vurulmuştur. O, insanlık kurtulsun diye sahip olduğu her şeyi, sonra da kendisini verdi. Mesih’in çarmıhı, Mübarek Kurtarıcı’nın her izleyicisinin hayırseverlik duygularına hitap eder. Orada örneklenen ilke, her zaman vermektir. Bu, gerçek hayırseverlilikle ve iyi işlerle gerçekleştirildiğinde, Hristiyan yaşamının hakiki meyvesi olur. Dünyaya ait olanların ilkesi almak ve almaya devam etmektir, bu şekilde mutluluğu elde etmeyi umarlar; ancak sonunda ellerine geçen perişanlık ve ölümden başka bir şey değildir.”—Ellen G. White, Advent Review and Sabbath Herald, 17 Ekim 1882.


TARTIŞMA SORULARI:


Bencilliğin Mesih’in ruhuna bu kadar tezat olmasına sebep olan özelliği nedir? Günahlı bir insan için gayet doğal olan davranışlardan kendimizi sakınmak için bilinçli olarak yapabileceğimiz şeyler nelerdir?


“Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin; isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever” (2. Kor. 9:7). “Sevinçli” olarak çevrilen Grekçe sözcük Yeni Ahit’te sadece bir yerde geçer ve “güldürücü,” “keyifli, eğlenceli” anlamlarına gelen İngilizce sözcüğün (hilarious) kökenidir. Bu bize vermekteki tutumumuzla ilgili ne söylemeli?


Sana Mesih’te verilmiş olan her şeyin listesini yap. Listeye yazdıkların için dua et. Bu liste bize verilmiş olana karşılık olarak neden bizim de vermemiz gerektiğine dair bize ne öğretiyor? Aynı zamanda, yaptığın liste en iyi niyetle verilen en değerli armağanlarımızın bile bize verilmiş olanların yanında ne kadar da önemsiz görünebileceği hakkında sana ne öğretiyor?


Neden bencillik kendini zavallı duruma düşürmenin kesin bir yoludur?


Şu anda kendi kilise ailenden herhangi bir şeye ihtiyacı olan birini düşün. Hemen şimdi bile, bu kişiye ya da kişilere ulaşıp yardım etmek için ne yapabilirsin? Yapabileceklerin senin içi acı verici bir fedakârlık gerektiriyor olsa bile, ne yapabilirsin?


CUMA


2 Mart


3 Mart


Trajedi, Kokain ve İsa


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Karayip ülkesi Trinidad Tobago’da bir kereste fabrikasında makine operatörü olarak çalışan Mervan Jaikaran’ın, yedi yaşındayken geçirdiği yıkıcı bir trafik kazası sonrasında dört gün bilinci kapalı kalmış ve tam üç ay hastanede yatmış.


Araba kendisine çarpıp kırk beş metre boyunca sürüklemeden önce Mervan yolun kenarında yürüyormuş. Kazada yüzünün bir tarafı tamamen parçalanmış ve sırtında derin yaralar açılmış.


Şu an 52 yaşında olan Mervan, “Annem, öldüğümü ve yeniden yaşama döndüğümü söylüyor,” dedi. Yüzünün sol tarafı hala yara izi içinde. “Ben de ‘Anne ben günah içinde ölüydüm fakat İsa beni yaşama döndürdü’ diyorum.”


Babası evi terk ettikten sonra, Mervan’ı ve sekiz kardeşini bir Adventist olan annesi tek başına büyütmüş. 11 yaşındayken okulu bırakmak zorunda kalmış çünkü kazada beyninin aldığı hasar yüzünden ders çalışamıyormuş. 14 yaşındayken sigara ve içki içmeye başlamış ve sonrasında da esrar ve kokaine terfi etmiş. 28 yaşında evlenmiş, dört çocuğu olmuş.


Fakat uyuşturucu kullanmaya devam ettiği için karısı sonunda çocukları da alıp onu terk etmiş. Çaresizce değişmeyi istemiş Mervan. Bir gün, “İsa, ben değişmek istiyorum fakat karımın ya da annemin yardımını istemiyorum, senin yardımını istiyorum,” diye ağlayarak dua etmiş.


Birkaç saat sonra telefon çalmış. Arayan ‘Hazır Olana Kadar Sevgi Merkezi’ adında Adventistler tarafından işletilen bir rehabilitasyon merkezinin yöneticisiymiş. Kız kardeşinin yardım etmesi için bir Adventist pastörünü, pastörün de rehabilitasyon merkezini aradığını daha sonra öğrenmiş.


Mervan memnuniyetle tedavi olmayı kabul ettiğinde 46 yaşındaymış.


İlerleme yavaşmış fakat o Kutsal Kitap vaatlerini her gün talep etmeye devam etmiş. En sevdiği üç vaat şunlarmış: “Sana güvendiği için düşüncelerinde sarsılmaz olanı tam bir esenlik içinde korursun” (Yeşaya. 26:3); “Seni terk etmeyeceğim, seni yüzüstü bırakmayacağım” (Yeşu 1:5); “Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir” (Mat. 6:33).


Ayrıca Rabb’e ailesini birleştirmesi ve tüm aile fertlerini Rabb’e yaklaştırması için dua etmiş. Rehabilitasyon programının sonunda Mervan’ı terk etmiş olan eşi, onu arabayla alıp annesinin evine götürmek için geldiğinde, onun artık farklı biri olduğunu anlamış ve beklenmedik şekilde onu annesine değil kendi evine götürmüş. Sonunda ikisi de vaftiz edilmiş.


Bu günlerde Mervan karşılaştığı herkese İsa’ya ola sevgisinden bahsediyor. Her gün “Rabb’im bana daha fazlasını ver ki senin hakkında konuşabileyim,” diye dua ediyor.


“Rabb’in beni Kendisine tanıklık edebileyim diye bu dünyaya getirdiğine inanıyorum,” diyor. “Bunların hiçbiri benimle ilgili değil, O’nunla ilgili”


*3-9 Mart


Vekilharçlığın Rolü




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Kol. 1:16–18; İbr. 4:14–16; 3Yu. 3; Yar. 6:13–18; Va. 14:6–12; 1Pe. 1:15, 16.


HATIRLAMA METNİ: “Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı” (1. Selanikliler 4:7).


Vekilharçlık kavramının derinliği ve genişliği yüzünden, konuyu bütünüyle incelerken içinde kaybolmak, ayrıntılarda boğulmak ve konunun muazzamlığı karşısında şaşkına dönmek çok kolay. Vekilharçlık basittir ama aynı zamanda karmaşıktır, bu yüzden yanlış anlaşılmaya çok müsaittir. Bununla birlikte, ne bir Hristiyan ne de kilise onsuz işleyemez, hatta var olamaz. Hristiyan olmak aynı zamanda iyi bir vekilharç olmak anlamına gelir.


“Bu bir teori ya da felsefe değil, bir çalışma programıdır. Hakikatte Hristiyan yaşam yasasıdır... Hayatı doğru anlamak için gerekli, gerçek ve yaşayan bir dinsel deneyim için elzemdir. Yalnızca zihinsel bir kabul meselesi değildir, aksine iradenin bir eylemi ve yaşamın tüm alanlarına temas eden mutlak ve belirleyici bir iştir.”—LeRoy E. Froom, Stewardship in Its Larger Aspects [Tüm Unsurlarıyla Vekilharçlık] (Mountain View: Calif., Pacific Press Publishing Association, 1929), s. 5.


Hristiyan bir vekilharç olmanın ne demek olduğuna dair temel öğretiler nelerdir? Bu hafta vekilharçlığın Hristiyan hayatında oynadığı rolleri derinlemesine inceleyeceğiz. Fakat bunu ilginç bir benzetmeden yararlanarak yapacağız: savaş arabası tekerleği.


*10 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

4 Mart


Merkez Olarak Mesih


Kutsal Kitap’ın başından sonuna kadar İsa merkezî karakterdir (Yu. 5:39), biz de kendimizi O’nunla ilişkili olarak görmeliyiz. O günahın cezasını ödedi ve “birçokları için fidye”dir (Mar. 10:45). Gökte ve yeryüzünde bütün yetki O’na aittir (Mat. 28:18) ve her şey O’nun ellerindedir (Yu. 13:3). O’nun adı her adın üstündedir ve bir gün tüm varlıklar O’nun önünde diz çökecektir (Flp. 2:9–11).


“İsa her şeyin yaşayan merkezidir.”—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 186.


Mesih bizim vekilharçlığımızın kalbi ve gücümüzün kaynağıdır. O’nun sayesinde biz yaşamaya değer bir hayat oluşturuyor ve herkese O’nun hayatlarımızın odağı olduğunu gösteriyoruz. Pavlus çok çeşitli denemelerden geçmişti, fakat nerede idiyse ya da ne kendisine olmuş olursa olsun, yaşamak için bir önceliği vardı: “Çünkü benim için, yaşamak Mesih’tir, ölmek kazançtır” (Flp. 1:21).


Koloseliler 1:16–18, Romalılar 8:21 ve 2. Korintliler 5:17 ayetlerini oku. Bu ayetler İsa’nın bizimle ilgili her şeyde ne kadar merkezî önemde olduğu hakkında bize ne anlatıyor?


Mesih bizim merkezî özümüz olmadığı sürece gerçek bir vekilharçlık mümkün değildir (Gal. 2:20). O “mübarek umudumuzun” (Tit. 2:13) odağıdır, “her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir” (Kol. 1:17). Mil nasıl tekerleğin merkeziyse ve bu sayede arabanın yükünü taşıyorsa, Mesih de vekilharcın yaşamının merkezidir. Tıpkı sağlam bir milin denge sağlayarak tekerleklerin dönmesine imkân verdiği gibi, İsa da Hristiyan olarak varlığımızın sabit ve dengeli merkezidir (İbr. 13:8). O’nun etkisi düşündüğümüz ve yaptığımız her şeyde görülmelidir. Vekilharçlığın tüm unsurları dönüp dolaşıp merkezlerini Mesih’te bulurlar.


“Çünkü Bensiz hiçbir şey yapamazsınız” (Yu. 15:5, Cosmades, Candemİr). Vekilharçlığın merkezi koskoca bir boşluk değil, kişiliklerimize şimdi ve sonsuza dek şekil vermek için içimizde çalışan, yaşayan Mesih gerçeğidir.


İsa’nın hayatımızın merkezinde olduğunu söylemek başka bir şeydir, gerçekten oradaymış gibi yaşamak başka bir şey. İsa’nın, yalnızca O’na izin verirsek yapacağına dair verdiği sözdeki gibi, gerçekten senin içinde yaşadığından nasıl emin olabilirsin?


PAZAR


5 Mart


Tapınak Öğretisi


Tapınağı genelde vekilharçlık bağlamında düşünmeyiz. Fakat aralarındaki bağlantı barizdir, zira tapınak bizim inanç sistemimiz için çok önemlidir ve vekilharçlık da bu sistemin bir parçasıdır. “[Mesih’in] göksel tapınaktaki hizmetinin doğru anlaşılması, bizim imanımızın temelidir.”—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s. 221. Bu Kutsal Kitap kavramının ışığında vekilharçlığın rolünü doğru anlamamız şarttır.


  1. Krallar 7:33 ayetinde savaş arabası tekerleği tarif edilir. Tapınak öğretisini tekerleğin göbeği olarak örnekleyeceğiz. Göbek mile bağlıdır ve tekerleğin daha sarsılmaz bir şekilde dönmesini sağlar. Ölümü ve muzaffer bir dirilişi tecrübe etmiş olan Mesih (2Ti. 1:10), ölümü yoluyla tapınaktaki işinin temelidir (İbr. 6:19, 20) ve bizim imanımızın sarsılmamasını sağlar. O’nun yeryüzünde olan bizim yararımıza hizmeti, tapınaktadır (bkz. İbr. 8:1, 2).

“Sola Scriptura [yalnızca Kutsal Yazılar] ilkesine dayanan Kutsal Kitap’a bağlı Adventizm, öğreti sistemini tapınak öğretisinin genel bakış açısını temel alarak inşa etmiştir.”—Fernando Canale, Secular Adventism? Exploring the Link Between Lifestyle and Salvation [Seküler Adventizm? Yaşam Tarzı ve Kurtuluş Arasındaki Bağlantıyı Keşfetmek] (Lima: Peru, Peruvian Union University, 2013), s. 104, 105.


Şu ayetler İsa’nın tapınaktaki hizmeti hakkında bize ne anlatıyor? 1Yu. 2:1, İbr. 4:14–16, Va. 14:7.


Tapınak öğretisi, Hristiyan ilahiyatının kalbindeki büyük kurtuluş ve kefaret gerçeğinin ortaya çıkarılmasına yardımcı oluyor. Tapınakta sadece Mesih’in bizim için ölmesini değil, O’nun göksel tapınaktaki hizmetini de görüyoruz. Ayrıca En Kutsal Yer’de, Allah’ın yasasının önemini ve son yargı gerçeğini de görebiliriz. Hepsinin odak noktasında ise, İsa’nın dökülen kanı sayesinde yararlanabileceğimiz kefaret vaadi vardır.


Vekilharçlığın rolü, tapınak öğretisinde açıklandığı gibi, büyük kurtuluş gerçeğine bağlı yaşanan bir hayatla ortaya çıkar. Mesih’in bizim için yaptığı ve şu an bizim içimizde yapıyor olduğu şeyleri derinlemesine anladıkça, Mesih’e, O’nun hizmetine, görevine, öğretisine ve vekilharçlık ilkelerini hayatlarında uygulayanlar için planladıklarına gittikçe yaklaşırız.


İbraniler 4:14–16 ayetlerini oku. Bu ayetlerde bize günahla, bencillikle ve kendi benliğimizle yaşadığımız mücadeleyle ilgili ne anlatılıyor? Bu ayetlerde bize vaat edilenden ne şekilde kuvvet ve umut çıkarabiliriz?


PAZARTESİ


6 Mart


Mesih Merkezli Doktrinsel İnançlar


Tapınak merkezi önemdedir, zira büyük kurtuluş gerçeği çok güçlü bir şekilde burada ifade edilir, çarmıhın anlamı burada açıklanır. Bizim tüm öğretilerimiz de, şu ya da bu şekilde müjde vaadiyle ve kurtuluşla bağlantılı olmalıdır. Tekerlek parmakları gibi, diğer öğretilerin hepsi İsa’ya iman yoluyla kurtuluş muazzam gerçeğinden kaynaklanır.


“İsa’nın günaha kefaret olarak kurbanlığı, diğer tüm gerçeklerin etrafında toplandığı merkezi gerçektir... Kurtarıcı’nın muhteşem kurbanlığı konusunu araştıranlar bilgide ve lütufta gelişirler.”—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 5, s.1137.


İsa Yuhanna 14:6 ayetinde kayıtlı olan sözlerinde Kendisinden “gerçek” olarak bahsederek ne demek istedi? Yuhanna 17:7 ayetiyle karşılaştır. Biz gerçekle ne yapmalıyız? 3. Yuhanna 3.


Doktrinsel inançlarımız, kim olduğumuzu ve hangi yöne gittiğimizi etkiler. Doktrinler (öğretiler) sadece soyut teolojik fikirler değildir; tüm gerçek öğreti Mesih’e bağlıdır ve hepsi yaşamımıza çeşitli yollarla etki etmelidir. Hatta, Yedinci Gün Adventistleri olarak kimliğimizin temelinde her şeyden çok doktrinsel öğretilerimizin yattığını söylersek doğruyu söylemiş oluruz. Öyleyse, Yedinci Gün Adventistleri olarak bizi biz yapan, Kutsal Kitap’tan çıkardığımız öğretilerdir.


Vekilharçlığın rolü, doktrinsel gerçeği İsa’da olduğu gibi yaşamak ve bunu hayat kalitemizi olumlu yönde etkileyecek şekilde yapmaktır. “Kuşkusuz İsa’nın sesini duydunuz, O’ndaki gerçeğe uygun olarak O’nun yolunda eğitildiniz. Önceki yaşayışınıza ait olup aldatıcı tutkularla yozlaşan eski yaradılışı üzerinizden sıyırıp atmayı, Düşüncede ve ruhta yenilenmeyi, gerçek doğruluk ve kutsallıkta Tanrı’ya benzer yaratılan yeni yaradılışı giyinmeyi öğrendiniz” (Ef. 4:21–24).


Bu ayetlerden gerçeği sadece bilmenin değil, onu yaşamanın ne demek olduğunu öğreniyoruz. Vekilharç olmak sadece öğretilere inanmak demek değildir, bu öğretiler ne kadar doğru olsalar da; vekilharç olmak hayatlarımızda ve başkalarıyla olan ilişkimizde bu gerçekleri uygulamak demektir.


SALI


7 Mart


Üç Meleğin Mesajı


Allah, dünyayı gelmekte olan felakete ilişkin sadece iki kez uyarmıştır: birincisi Nuh’a yaptığı uyarıdır (Yar. 6:13–18, Mat. 24:37), diğeri de üç meleğin mesajındadır (Va. 14:6–12). Bu mesajlar dünyanın gelecekteki olaylarının üzerindeki sır perdesini kaldırarak bize benzersiz bir bakış açısı sunuyor. Bu mesajların içeriğini kavrayışımız zaman içinde olgunlaştı, fakat mesaj da görev de hala Mesih’e iman yoluyla aklanma, yani “üçüncü meleğin mesajının hakikatidir.”—Ellen G. White, Evangelism [Müjdecilik], s.190. Başka bir deyişle, mevcut gerçek mesajımızın, tüm dünyaya duyurmak üzere çağrıldığımız mesajın merkezinde İsa ve O’nun bizim için yaptığı büyük fedakârlık vardır.


Vahiy 14:6–12 ayetlerini oku. Bu mesajların özü nedir? Dünyaya ne söylüyorlar? Bu mesajlarla bize yüklenen sorumluluk nedir ve vekilharçlık bu sorumluluğa ne şekilde dahil oluyor?


Yedinci Gün Adventistleri olarak bizim görevimiz, üç meleğin mesajının hakikatini Mesih’in ikinci gelişine hazırlık için bildirmektir. İnsanlar sonsuzlukla ilgili karar alabilecek durumda olmalılar. Vekilharçlığın rolü, Allah’la hizmette ortaklıktır (2. Kor. 5:20, 6:1–4).


“Özel bir anlamda, Yedinci Gün Adventistleri dünyada gözcüler ve ışık taşıyıcılar olarak atanmışlardır. Mahvolmakta olan dünyaya verilecek son uyarı onlara teslim edilmiştir. Allah’ın Sözü’nden çıkan muhteşem ışık onların üzerinde parlar. Onlara en ciddi önemdeki bir iş verilmiştir: birinci, ikinci ve üçüncü meleğin mesajlarının duyurulması. Bunun kadar önem taşıyan ikinci bir iş daha yoktur. Başka hiçbir şeyin dikkatlerini çekmesine izin vermemelidirler.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise için Tanıklıklar], 6. cilt, s.19.


Tekerleğin kenarı, yere değme noktasının yakınındadır ve üç meleğin mesajı görevini temsil eder. Onların görevi teolojik ayrışmaya karşı korumak ve son günlerdeki olaylarda üzerimize düşecek sorumluluğu açıklamaktır. Biz bu mesajın vekilharçları olarak onu dünyaya duyurmalıyız.


Son günlerdeki olayları düşündüğümüzde, çizelgelere ve tarihlere kapılıp gitmek çok kolay. Onların da bir rolü var, fakat bu mesajı dünyaya vaaz etmeye çalışırken İsa’yı ve O’nun bizim için fedakârlığını ön planda ve merkezde tuttuğumuzdan nasıl emin olabiliriz?


ÇARŞAMBA


8 Mart


Vekilharçlık


Mesih bizim kutsal bir hayat yaşamamızı istiyor. O’nun hayatı, “kutsallığa” ve nihaî vekilharçlığın nasıl olması gerektiğine örnek teşkil ediyor (İbr. 9:14). Hayatlarımızı, bize emanet edilen tüm şeyleri nasıl idare ettiğimiz de dahil olmak üzere, Allah’ı hoşnut edecek şekilde yönlendirmeliyiz. Vekilharçlık bu kutsallığın bir ifadesidir.


  1. Petrus 1:15, 16 ayetlerini İbraniler 12:14 ayetiyle karşılaştır. “Kutsal olmak” ve “kutsallık” ne anlama geliyor? Bunun bizim vekilharçlığımızla bağlantısı nedir?

Romalılar savaş arabası tekerleğinin etrafını demir bir şeritle kapladıklarında ömrünün uzadığını keşfettiler. Ustalar metali tekerleğin etrafına sarmalarını sağlayacak kadar genişlemesi için ısıtıyorlardı. Sonra da suyla soğutup tekerleğe sıkıca tutunmasını sağlıyorlardı. Artık tekerlek döndükçe yolla temas eden demir şeritti.


Tekerleği saran demir şerit vekilharçlık kavramını temsil edebilir. Bu, ruhsal hayatlarımızın günlük hayatlarımıza temas ettiği o kritik andır. İmanımızın başarılar ve başarısızlıklar yoluyla hayatın artıları ve eksileriyle karşılaştığı o yerdir. İnançlarımızın günlük yaşamın itiş kakışı içine dalıp, ayaklarının yere bastığı yerdir. Vekilharçlık kim olduğumuzun ve ne yaptığımızın dış kaplamasıdır. Bizim davranış tarzımızın ve iyi yönetilmiş bir hayatın şahididir. Bizim Mesih’i sergileyen gündelik işlerimiz de, tekerleğin üzerindeki yola değen demir gibidir.


Eylemler güçlüdür ve Mesih’e olan adanmışlığımız tarafından kontrol edilmelidir. Şu güvenceyi ve vaadi unutmadan yaşamalıyız: “Beni güçlendiren [Mesih] aracılığıyla her şeyi yapabilirim” (Fil. 4:13).


“Kutsal Ruh’un çalışmasıyla canın kutsanması, Mesih’in doğasının insanlığa aşılanmasıdır. Müjdenin dini, Mesih’in yaşayan, etkin bir ilke olarak insanın hayatında bulunmasıdır. Karakterde açığa çıkan ve iyi işlerimizde işleyen Mesih’in lütfudur. Müjdenin ilkeleri günlük hayatın herhangi bir bölümünden koparılamaz. Hristiyan deneyiminin ve çalışmasının her alanı, Mesih’in hayatının bir temsili olmalıdır.”— Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri], s. 384.


Günlük hayatına, günlük yaşayış biçimine bir bak. Günlük yaşayışının hangi kısmı, içinde işleyerek seni yeni bir varlık haline getiren içindeki Mesih gerçeğini ortaya koyuyor? O’nun kutsallığının sende sergilenmesi için hangi bilinçli seçimleri yapmalısın?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Savaş arabası tekerleklerinin etrafındaki demir şerit sürekli yola temas ettiği için zamanla esniyordu ve bir süre sonra yeniden yerine oturtulması gerekiyordu. Bu yeniden yerine oturtma işlemi sırasında, demir şerit çekiçle çok sert bir şekilde dövülüyordu. İşte bu demir şeridi yerine oturtma işlemi, tatbiki kutsanma olarak vekilharçlığı temsil ediyor. Yani yaşamın küçüklü büyüklü durumlarına karşılık verirken, süreç zor ve acı verici olsa da, Mesih’in düşüncesine sahip olmak. Bu süreç, parayı kullanımımız, aile ilişkilerimiz, çalışma hayatımız, her neyle ilgili olursa olsun, tümüne Mesih’in iradesiyle karşılık verilmelidir. Hepimizin çok iyi bildiği gibi, böyle hayat dersleri bazen ancak zor zamanlarda öğreniliyor.


Demiri yeniden yerine oturtmak kolay değildir. İnsanın kişiliğinin yerine oturması da kolay değildir. Petrus’un yaşadığını hatırlayın. Her yerde İsa’nın yanındaydı, fakat O’nun dudaklarından şu sözlerin dökülmesini beklemiyordu: “Ama ben, imanını yitirmesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir” (Luk. 22:31). İsa’yı inkâr edişinden kısa bir süre sonra Petrus’un yaşamında bir değişiklik oldu, fakat bu ancak çok acı veren ve zor bir deneyim yaşadıktan sonra gerçekleşti. Bir bakıma, onun vekilharçlığı yeniden yerine oturtuldu. Petrus yeni baştan ihtida etmişti ve yaşamı tamamen yön değiştirecekti, fakat ancak bazı sert darbeler yedikten sonra.


TARTIŞMA SORULARI:


Tatbiki kutsanmanın, İsa’nın “kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin” (Luk. 9:23) talimatıyla ne ilgisi vardır? Çarmıha gerilen nedir? Gal. 6:14. Bu, kutsanma sürecini ne şekilde örnekliyor? Tatbiki kutsanma, Allah gibi düşünmeyi öğrenmemize nasıl yardım eder? 1Ko. 2:16.


Acı veren denemelerin Hristiyan yaşamıyla ve Rabb’i izlemekle ilgili nasıl etkili dersler verebileceği konusunda senin kendi tecrüben ne oldu? Derste bu tecrübelerini ve bunlardan öğrendiklerini paylaşmak isteyenlere söz verin. Birbirimizin deneyimlerinden de neler öğrenebiliriz?


Yedinci Gün Adventistleri olarak sahip olduğumuz Sebt Günü, ölülerin durumu, Yaratılış, İkinci Geliş gibi diğer inanışları düşün. Bu çeşitli inançlarımız genel yaşam tarzımıza hangi şekillerde etki etmelidir?


CUMA


9 Mart


10 Mart


Dört Ayaklı Yayın Müjdecisi


Nelson Ernst


ABD eyaletlerinden Hawaii’de bir grup Yedinci Gün Adventist genç Sebt günü öğleden sonrası Parıltı kitapçıklarını dağıtmak için buluştu.


Birlikte dua ettikten sonra evlerin kapılarını çalmaya başladılar.


İlk kapı açıldığında genç bir delikanlı ev sahibine, “Merhaba! Biz Yedinci Gün Adventist Kilisesindeniz ve sizin için bir hediyemiz var,” dedi.


“Benim için mi?” diye sordu ev sahibi, şaşırmıştı.


“Evet, sizin için,” dedi genç adam ve elindeki kitapçıkları uzattı.


Ev sahibi hanım Parıltı kitapçıklarını almayı kabul ettikten sonra genç adam onun için dua etmeyi teklif etti.


“Sizin için Rab’den dilememizi istediğiniz özel bir dileğiniz var mı?”


Bir evden diğerine aynı senaryo tekrarlandı durdu.


“Merhaba! Biz Yedinci Gün Adventist Kilisesindeniz ve sizin için bir hediyemiz var. Sizin için nasıl dua edebiliriz?”


Bazı evlerde kapı hiç açılmadı. Bazıları ziyaretçileri pek hoş karşılamadı.


Sonra iki genç çitlerle çevrili bir eve yaklaştı. Kapıyı buldular ve açmaya çalışırlarken o tedirgin edici sesi duydular.


“Hrrr…. Hav Hav!...Hrrr!”


Kafalarını kaldırıp çitin ötesine baktıklarında kendilerini seyreden kızgın köpekle göz göze geldiler.


“Ne yapıyoruz şimdi?” diye sordu gençlerden biri.


İkisi de kapıyı çalmak için köpekle karşı karşıya kalma riskini göze almak istemiyordu. İçlerinden biri Parıltı kitapçığını çıkartıp çitin diğer tarafına doğru uzattı. Köpek dikkatle onu izliyordu.


Yavaşça elinden bırakmasıyla kitapçık yere düştü.


Köpek koşarak geldi, kitapçığı kokladı. Sonra çok şaşırtıcı bir şey oldu. Köpek kitapçığı ağzına aldı, döndü, hızla evin kapısına doğru koştuktan sonra kitapçığı kapının ağzına bırakıverdi.


Adventist kilisesi kurucusu Ellen G. White şöyle demişti: “Tanrı öyle yollar ve araçlar kullanır ki bunlar sayesinde dizginleri Bizzat ellerinde tuttuğu anlaşılır. Ona hizmet edenler doğruluk işini gerçekleştirmek ve mükemmelleştirmek için kullandığı basit araçlar karşısında şaşırıp kalırlar. Testimonies to Ministers and Gospel Workers [Din Görevlilerine ve Müjde İşçilerine Tanıklıklar], s.300.


Eğer bir melek bir eşeği konuşturabildiyse neden Hawaii’deki kızgın bir köpeği bir yayın müjdecisine çeviremesin ki?


Ve eğer bir köpek Adventist yayını dağıtabiliyorsa, siz niye yapamayasınız?


Nelson Ernst Kaliforniya’da başlayıp tüm dünyaya yayılan bir yayın dağıtım hizmeti olan PARILTI kitapçıklarını bulan ve yöneten kişidir.



*10–16 Mart


Borçlanmak: Günlük Bir Tercih




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Mez. 37:21, Mat. 4:3–10, Mat. 6:33, Yas. 28:12, Özd. 13:11, Özd. 21:5, 2Ko. 4:18.


HATIRLAMA METNİ: “Herkese hakkını verin: Vergi hakkı olana vergi, gümrük hakkı olana gümrük, saygı hakkı olana saygı, onur hakkı olana onur verin. Birbirinizi sevmekten başka hiç kimseye bir şey borçlu olmayın. Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa’yı yerine getirmiş olur” (Romalılar 13:7, 8).


Bazen size borç para vermeye hazır birini bulacak kadar şanslı olabilirsiniz. Bazen bu kişi, sizin maddi sıkıntıdan kurtulmanızı gerçekten istediği için, yardımı saf bir niyetle yapıyor olabilir. Ancak çoğu zaman insanlar size sırf iyilik olsun diye borç para vermezler. Size borç verirler, çünkü geri alırken (sizin paranız üzerinden) daha fazla para kazanmayı isterler.


Borçlu olmamak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Tabii ki bazı durumlarda, örneğin ev ya da araba alırken, bir kilise inşa ederken ya da eğitimimiz için borç almamız gerekebilir. Fakat borç alırken çok akıllıca davranmalı ve en kısa sürede geri ödeyip kurtulabileceğimiz şekilde borçlanmaya dikkat etmeliyiz.


Fakat yine de dikkatli olmalıyız. Bizim olmayan parayı harcamak, Allah’ın halkının “açgözlülüğü ve dünyasal hazine sevgisini kişiliklerine yön veren özellikler haline getir[melerinin yolunu açar]. Bu karakter özellikleri egemen olduğu sürece, kurtuluş ve lütuf kenara çekilir.”—Ellen G. White, Early Writings [İlk Yazılar], s. 267.


Düzenimizi bozmamak ve borçtan kaçınma amacıyla elimizden gelenin en iyisini yapmak için, yeteneklerimizi ve becerilerimizi geliştirmeliyiz. Bu hafta Kutsal Kitap’ın borçla ilgili ne söylediğine bakacağız.


*17 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

11 Mart


Ödünç Almak ve Harcamak


Elişa ve peygamberler Ürdün Irmağı kıyısında ağaç kesiyorlardı. O sırada “[peygamberlerden] biri ağaç keserken balta demirini suya düşürdü. ‘Eyvah, efendim! Onu ödünç almıştım’ diye bağırdı” (2. Krallar 6:5). “Ödünç almak” fiili, başka birine ait olan bir şeyi ondan izin alarak kullanmak anlamına gelir. Bu izin hem risklidir hem de sorumluluk gerektirir. Borç alınan para da ödünç alınan baltadan farklı değildir, ancak kötüye kullanılırsa daha ciddi sonuçlara neden olabilir.


Borç para almamızın tek sebebi onu harcamaktır. Aldığımız mali risk, gelecekte bu parayı ödeyebileceğimize ve herhangi bir mali sürprizle karşılaşmayacağımıza dair öngörüde bulunmamızdır. Oysa gelecek bizim için bilinmezdir (Vaiz 8:7); dolayısıyla borç para almak her zaman bir risk taşır.


Aşağıdaki ayetler borçla ilgili ne söylüyor?


Mez. 37:21


Vaiz 5:5


Yas. 28:44, 45


Parayı akıllıca kullanacağımızı düşünerek borç alabiliriz, fakat elimizdeki parayı borç olmasına rağmen harcama isteği bazı çok ciddi sorunlara yol açabilir. Gerçekten de, borç para harcamak birçoğumuzun normalde gücümüzün yetmeyeceği hayat tarzlarıyla yaşamamızı sağlıyor. Borç alma ve harcama ayartısı, hem zenginleri hem de yoksulları etkileyen tüketim kültürünün esasıdır. Ayartıldığımız zaman Allah’ın sağlayışını aramalıyız (1. Kor. 10:13), çünkü borç almak bir lânet olabilir (Yas. 28:43–45).


Borç para almak kötü bir alışkanlıktır, buna hiç başlamayın. Zaten aldıysanız, en kısa sürede geri ödeyin. Akıllıca harcamayı öğrenmeli, dünyanın parasının kölesi değil, Allah’ın parasının efendisi olmalıyız.


Tekrar, borç almamız gereken durumlar olabilir, fakat bunu çok dikkatli bir şekilde ve en kısa sürede geri ödemeyi amaçlayarak yapmalıyız.


Borca batmış bir kişiyi bekleyen ruhsal tehlikeler nelerdir?


PAZAR


12 Mart


Vekilharçlık ve Anlık Tatmin


“Yakup Esav’a ekmekle mercimek çorbası verdi. Esav yiyip içtikten sonra kalkıp gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsemiş oldu” (Yar. 25:34). Esav, tutkularının peşinden giden kaba bir doğa insanıydı. Kardeşinin yaptığı mercimek çorbasının kokusunu aldığında hemen içmek istedi, oysa o kadar da aç olması mümkün değildi. Tamamen duyguları tarafından yönetildiği için, hissettiği anlık baskının mantığına galip gelmesine izin verdi ve anlık tatmin uğruna ilk oğulluk hakkından feragat etti. İlk oğulluk hakkını geri istediğindeyse, “gözyaşı döküp yalvarmasına karşın” (İbr. 12:17) onu alamadı.


Buna karşıt olarak, elimizde İsa’nın örnekliği var. Kırk günlük oruçtan sonra, neredeyse açlıktan ölmek üzereyken, İsa Şeytan tarafından üç kere denendi (Mat. 4:3–10). Fakat İsa ayartıların iç yüzünü gördü ve zayıf bir halde olmasına rağmen tatmine teslim olmadı. İsa tüm hayatını günahın ve tatminin hazlarını reddederek yaşadı ve bunu yaparak bizim de günah üzerinde güce sahip olabileceğimizi göstermiş oldu. O ilk oğulluk hakkını satmadı ve kaybetmedi, dolayısıyla hepimizi Kendisiyle ortak mirasçılar olarak bu hakkı paylaşmaya çağırıyor (Rom. 8:17, Tit. 3:7). İsa’nın denendiği zaman verdiği örneği izleyerek ilk oğulluk hakkımızı elimizde tutabiliriz (1. Kor. 10:13).


Bu dünyanın bize sunabileceklerinin en iyisi ancak bu anı yaşamak olabilir, zira ahiret hayatıyla ilgili herhangi bir tecrübe sunamaz. Kendin için yaşamak, Allah için yaşamanın tersidir.


Aşağıdaki ayetler anlık tatminin imanlı insanlar için bile geçerli olan muhtemel tehlikeleri hakkında ne söylüyor? 2Sa. 11:2–4, Yar. 3:6, Flp. 3:19, 1Yu. 2:16, Rom. 8:8.


Anlık tatmin arzusu kontrolsüz bir zihnin belirtisidir; sabrın düşmanıdır, uzun vadeli hedefleri baltalar, sorumlulukla alay eder ve onu zedeler. Tatmini ertelemek öğrenilen bir ilkedir; zor durumlarla ve baskılarla, özellikle de düşüncesizce borç para almak gibi karşımıza çıkan dünyevî ayartılarla başa çıkmamızı sağlayan bir yaşam becerisidir. Ne var ki bu düşünce, anlık ödülün hazzının, kestirme çözümlerin, hızlı yoldan köşeyi dönme tasarılarının üzerine kurulmuş bir dünyada pek popüler değildir. Bir kere anlık tatmini tercih ettiğimizde, bir sonraki sefer kısa vadeli ödülü tercih etmeye daha yakın oluruz ve bu böyle sürer gider... Allah’ın bize verdiği armağanların vekilharçları bu tuzağa düşmemelidirler.


PAZARTESİ


13 Mart


Gelirinize Göre Yaşamak


“Bilgenin evi değerli eşya ve zeytinyağıyla doludur, akılsızsa malını har vurup harman savurur” (Özd. 21:20). Bu ayet, mali sorumluluk taşıyan vekilharçlıkla, lüks ve müsrif yaşamı karşılaştırıyor. Akılsız insanlar gelirlerine göre yaşamaya çalışmazlar. Onlar mali bilgeliği ya da mütevazı yaşamayı sanki istenmeyen bir perhizmiş gibi cefa çekmek olarak gördükleri için, ellerindeki varlıkları (ödünç alınmış olsa bile) aç gözlülükle harcarlar. O yüzden, örneğin bir ev almak için ödünç paraya ihtiyacımız olduğunda bile, bunu şartları dikkatlice değerlendirerek ve gelirimize göre yaşamamız gerektiğinin farkında olarak yapmalıyız.


Zenginler, varlıkları sayesinde gelirlerine göre yaşayabilirler. Onların sorunu, her zaman varlıkları için ve onu nasıl koruyacakları konusunda endişe içinde olmalarıdır. Kenarda parası olmayan, maaştan maaşa eline para geçen insanlar ise, malvarlıklarını değil yaşamlarını sürdürmenin peşindedir. Bununla birlikte, Kutsal Kitap bize ne kadara sahip olursak olalım gelirimize göre yaşamayı salık veriyor. Pavlus bize son derece basit yaşamayı düşünmemizi tavsiye ediyor: “Yiyeceğimiz, giyeceğimiz [konut dahil olabilir] varsa bununla yetiniriz” (1. Tim. 6:8). Pavlus dünya malını çok önemli görmüyordu, zira onun için Mesih’te yaşamak yeterliydi (Flp. 1:21).


Her şeyden önce hangi ilke hatırlanmalıdır? Mat. 6:33. Biz kendi hayatlarımızı bu şekilde yaşadığımızdan nasıl emin olabiliriz?


Gelirlerimizi bir kazanç olarak değil, yönetmekle sorumlu olduğumuz bir kaynak olarak görmeliyiz. Bu görevi yerine getirmek için de bütçeleme yöntemini kullanmalıyız. Bütçe planlaması öğrenilen bir beceridir ve dikkatlice çalışılması gerekir. Dengeli bir mali planı başarılı bir şekilde yönetmek için, disiplinli bir tecrübe ve gayret gereklidir (Özd. 14:15). Mali vekilharçlık planımızda başarılı olmak için yeterli özveriyi gösterirsek, utanç verici mali hataların da önüne geçmiş oluruz.


Parayı yönetmekte sorun yaşıyorsanız, bir bütçe oluşturun. Çok olmasına karmaşık gerek yok. Çok basit şekilde, birkaç ay boyunca tüm harcamalarınızı toplayıp sonra da bir aylık ortalama giderinizi hesaplayarak bunu yapabilirsiniz. Bunun anahtarı, her ne olursa olsun gelirinize göre yaşamak ve borçtan kaçınmak için elinizden geleni yapmaktır.


Luka 14:27–30 ayetlerini oku. İsa burada öğrenciliğin bedelini, kule yapmanın maliyetini ve işi bitiremediği takdirde olacakları tahmin eden inşaatçı örneği üzerinden anlatıyor. Buradan vekilharçlığa dair hangi dersi çıkartmalıyız?


SALI


14 Mart


Borca Hayır Demek


Yasanın Tekrarı 28:12 ayetini oku. Bu bize çok fazla borç altına girmek hakkında ne öğretiyor? Burada hangi ilkenin geçerli olduğunu görüyoruz?


Borçlanmaktan olabildiğince kaçınmak aklıselimdir. Kutsal yazı bizi başkalarının borçlarına da kefil olmaktan sakındırıyor (Özd. 17:18, 22:26). Borç, geleceğimizi de baskı altına alır ve mali zayıflığımızı kullanarak isteklerine boyun eğmeye mecbur kılar. Hristiyanların yönetmeyi de hayır demeyi de bilmediği tatlı bir iksirdir borç. Borçlanmak ayıp değildir tabi ki, ancak ruhsal hayatımızı güçlendirmediği de ortada.


“Tasarrufa sıkı sıkıya bağlı olmalıyız, yoksa borç içinde kalırız. Sınırlarınızı bilin. Borçlanmaktan cüzzamdan kaçar gibi kaçın.”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 272.


Borç mali bir esaret haline gelip bizi “borç verenin kulu” (Özd. 22:7) yapabilir. Borç, ekonomik dünyamızın yapısıyla o kadar iç içe geçmiştir ki, onu asıl standart görürüz. Ne de olsa ülkeler bile borçlu; insanlar da niye aynı yolu seçmesin ki? İşte bu yanlış tutumdur.


“Allah’la, O’nun bereketiyle tüm borçlarınızı ödeyeceğinize, sadece ekmek ve yulaf lapasıyla idare etmek zorunda kalsanız bile bir daha kimseye borçlanmayacağınıza dair ciddi bir anlaşma yapın. Ekstralar için cebinizden harcayacağınız kuruşlarla sofranızı kurmanız çok kolay. Siz kuruşları halledin, liralar kendi başlarının çaresine bakar. Sonunda birikip büyük bir meblağ olan, aslında oraya buraya harcanan küçük paralardır. En azından borç içindeyken benliği inkâr edin... Bocalamayın, cesaretinizi yitirmeyin, vazgeçmeyin. Zevkinizi inkâr edin, benliğin tutkularını inkâr edin, paranızı biriktirin ve borçlarınızı ödeyin. Bunlardan olabildiğince çabuk kurtulun. Kimseye borcu olmayan özgür bir insan olarak yeniden ayağa kalkabildiğinizde, büyük bir zafer kazanmış olacaksınız.”—Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 257.


Borç, Hristiyanların dayanmaması gereken zayıf bir temeldir. Ruhsal deneyimimize zarar verebilir ve Allah’ın işini mali olarak desteklememize engel olabilir. Başkalarına rahatlıkla vermemize engel olarak, Allah’ın bereketine sahip olma fırsatlarını kaçırmamıza yol açar.


Hemen şimdi, gereksiz borçlanmaktan kaçınmana yardım edecek hangi seçimleri yapabilirsin? Borçlanmaktan uzak durmak için benliğini inkâr etmene ne yardımcı olabilir?


ÇARŞAMBA


15 Mart


Biriktirmek ve Yatırım Yapmak


Karıncalar kış için erzak biriktirmeye çalışırlar (Özd. 6:6–8). Belirli bir amaç için düzenli olarak para biriktirirken onların yöntemlerini dikkate alırsak akıllılık etmiş oluruz. Para biriktirmekteki amaç kazandığımızı harcamak ya da stoklamak yerine, geçim masraflarımız ya da ihtiyaçlarımız için kaynak sağlamaktır. Parayı yönetmek bilgelik, planlama ve disiplin ister. Eğer tek yaptığımız kendimiz için biriktirmekse, Allah’ın mülklerine vekilharçlık yapmamız gereken yerde onları çalıyoruz demektir.


“Gereksiz yere harcanan para iki kat kayıptır. Çünkü giden sadece para değil, onun sayesinde kazanabileceğiniz muhtemel gelirlerdir de. Onu bir kenara koymuş olsaydık, tasarruf yoluyla dünyada ya da vererek gökte çoğalıyor olabilirdi... Tasarruf, para üzerinde egemen olmayı sağlayan bir yöntemdir. Paranın bizi heveslerimizin sürüklediği yerlere götürmesine izin vermektense, kontrolü ele alalım.”—Randy C. Alcorn, Money, Possessions and Eternity [Para, Mülk ve Sonsuzluk] (Carol Stream: Illinois, Tyndale House Publishers, 2003), s. 328.


Süleyman’ın Özdeyişleri 13:11, 21:5 ve 13:18 ayetlerini oku. Burada bize mali konuları daha iyi ele almamıza yardım edebilecek hangi pratik öğütler veriliyor?


Vekilharçlar Allah’ın varlıklarını yönetirken, ailevi ihtiyaçlar için biriktirir ve gökte yatırım yaparlar. Bir kişinin ne kadar mülke sahip olduğu önemli değildir, önemli olan mali durumunuz ne vaziyette olursa olsun Kutsal Kitap’a dayalı bir yönetim planının işler olmasıdır. Ailevi ihtiyaçlar için para biriktirmek de akılıca yapılmalıdır. Kaybı en aza indirmek için, riski dağıtın (Vaiz 11:1, 2). İhtiyaçlarınızdan önce bu şekilde risk azaltarak çalışmak (Özd. 24:27) ve bilenlere fikir danışmak (Özd. 15:22) bu tarzın iki önemli aracıdır. İhtiyaçlar karşılanıp zenginlik büyüdüğündeyse, “bu serveti toplama yeteneğini size verenin Tanrınız Rab olduğunu” (Yas. 8:18) anımsamalıyız.


Allah’ın vekilharcı için en güvenilir yatırım modeli “Göklerin Egemenliği”ne (Mat. 13:44) yatırım yapmaktır. Orada ekonomik durgunluk, risk, hırsız ya da piyasa daralması yoktur. Sanki asla eskimeyecek bir kese ya da cüzdana sahip olmak gibidir (Luk. 12:33). Mesih’i kabul ettiğinizde hesabınız açılır, verdiğiniz ondalıklar ve bağışlar da yatırdıklarınızdır. Yani, her ne kadar faturalarımızı ödemek gibi dünyasal işlerimize dikkat etmemiz gerekiyorsa da, ebedî gerçeklere de her zaman odaklanmalıyız.


  1. Korintliler 4:18 ayetini oku. Bir yandan burada sorumluluk sahibi vekilharçlar olarak yaşarken, bu gerçeği nasıl sürekli göz önünde bulundurabiliriz?

PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Doğuştan getirdiğimiz ya da çevremizden etkilenerek ve öğrenerek (ya da her iki şekilde de) sahip olduğumuz her doğal yetenek, beceri ya da kabiliyet Allah’tan gelir. Denklemin önemli kısmı ise, sahip olduğumuz yetenekler ve becerilerle ne yaptığımızdır. Allah vekilharçlardan eğitim ve tecrübe yoluyla becerilerinde ve yeteneklerinde ustalaşmalarını bekler (Vaiz 10:10).


Allah Besalel’i “beceri, anlayış, bilgi ve her türlü ustalık vermek için Kendi Ruhu’yla doldurdu” (Çık. 35:31). O ve Oholiav (Çık. 35:34) ustalıklarını başkalarına öğretme yeteneğine sahiptiler.


Materyalist bir dünyada yaşarken, daha iyi vekilharçlar olmayı ve özellikle de borçlanmaktan kaçınmayı öğrenebiliriz. Okuyarak, seminerlere katılarak, eğitim öğrenim yoluyla (ne zaman mümkünse) ve sonunda öğrendiklerimizi uygulayarak, yeteneklerimizi sürekli olarak geliştirmeliyiz. Yeteneklerimizi geliştirmek elimizdekilerin en iyisini Allah’a vermemizi ve iyi birer vekilharç olmamızı sağlar.


Talantlar benzetmesinde, her bir kölenin “yeteneğine göre” (Mat. 25:15) talant aldığı anlatılır. Kölelerden ikisi kendilerine verileni ikiye katlarken, üçüncüsü toprağa gömmüştü. Bizim her zaman sahip olduğumuzu geliştirmeye çalışmamız gerekir, oysa talantı gömmek herhangi bir yetenek ya da beceri ortaya koymuyordu. Parayı yönetmek, borçtan kurtulmak, kendimizi terbiye etmek ve tecrübe kazanmak, Allah tarafından bereketlenen yetkinliklere sahip olmamızı sağlar. Bir işte iyi olmak, başarı kazanmak için onu tekrar ve tekrar yapmalıyız.


“Kutsal Kitap dersleri günlük hayata işlendikçe, karakter üzerinde derin ve kalıcı bir etki bırakır. Timoteos bu dersleri öğreniyor ve uyguluyordu. Bilhassa parlak yeteneklere sahip değildi, ancak çalışması değerliydi çünkü Allah tarafından verilen yeteneklerini Efendi’nin hizmetinde kullanıyordu.”—Ellen G. White, Elçilerin İşleri, s. 187.


TARTIŞMA SORULARI:


Her ne kadar özdenetim bir Hristiyan için her zaman önemli olsa da, yokluğunun mali zorluklara, hatta çöküşe götürebileceği zamanlarda daha da önemlidir. Bu sorunla başı dertte olanlar için biz kilise olarak ne yapabiliriz?


Romalılar 13:7, 8 ayetlerini oku. Bu sözleri günlük yaşamımızda ve başkalarıyla olan tüm iletişimimizde nasıl hayata geçirebiliriz?


Bazıları, İsa yakında geleceği için borçlanmayı çok dert etmememiz gerektiğini söylüyor. Bu iddiaya nasıl karşılık verirdin?


CUMA


16 Mart


17 Mart


Sebt günü için Zihinsel İşkence


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Sebt okuluna gitmek için evden çıkmadan önce annesi onu suyla ıslatmış.


Babası kiliseye doğru yürürken – sonra koşarken­ – onu takip etmiş.


Babasının kilitli silah kutusunun zinciri her şıngırdadığında, kendisine saldıracağından korkuyormuş.


Yedinci Gün Adventist kilisesinde vaftiz edildikten sonraki o yılları hatırlarken, “Çok ama çok korkmuştum,” dedi Margaret Wilfred. “Sinirlerim laçka olmuştu. Bugün bile hala etkisi altındayım.”


Şu anda 61 yaşında olan, Karayip ülkesi Trinidad Tobago’daki Adventist ilk öğretim okulu öğretmenliğinden emekli Margaret, tüm bunlara rağmen pişman olmadığını söylüyor.


“Tanrı’yla olan yürüyüşümden memnunum, şu an huzur içindeyim.”


Margaret, Güney Karayipteki Maracas vadisinde, Adventist organizasyonuna ait bir Üniversiteye yakın bir semtte, Pazar gününü tutan anne babası tarafından büyütülmüş. Çocukluğundan beri üniversite kampüsünün içindeki kiliseden etrafa yayılan müziği çok severmiş. Bazı Sebt günü sabahlarında çocuk koroları vadiyi dolaşırmış. Margaret’i 19 yaşındayken Adventist müjdeleme toplantılarına çeken de yine müzik olmuş. Sonrasında da vaftiz edilmiş.


“İşte zihinsel işkence de o zaman başladı.”


Anne babası çok sinirlenmiş. Babası onu tehdit etmiş ve eve almamış. Kilitli silah kutusunun zincirinin şangırtısı tüylerini diken diken edermiş. Dayak yemekten hatta daha kötüsünden korkuyormuş. Bir keresinde babası onu neredeyse kiliseye kadar takip etmiş.


“Tüm yolu koştum çünkü onun yapabileceklerinden çok korkuyordum.”


Kiliyse gitmek için giyindiğinde, annesi üzerine su atıp onu ıslatmış.


“Hayatım hiç de kolay değildi yani,” dedi Margaret.


Tüm bunlara rağmen inancından vazgeçmeyi hiç düşünmemiş bile. Mezmurlar 34:7 ayetine tutunmuş, “Rabb’bin meleği O’ndan korkanların çevresine ordugah kurar, kurtarır onları.” Diğer favorisi de Mezmurlar 27:10 ayetiymiş: “Annemle babam beni terk etseler bile, Rab beni kabul eder.”


Sonunda evde tansiyon düşmüş. Margaret eyalet bursu kazanmış ve Adventist üniversitesine kayıt olmuş. Daha sonra da 35 yıl boyunca birinci ve ikinci sınıflara ders vereceği Maracas Yedinci Gün Adventist İlkokulunda öğretmenlik yapmaya başlamış.


“Tanrı’nın gözbebeği olduğumu biliyorum, O beni her şeyin aracılığıyla görecektir.”


2018 yılı ilk çeyreğinin On Üçüncü Sebt sunusunun bir bölümü bir kiliseleri olmadığı için konferans salonunda ibadet eden Güney Karayip Üniversitesine bir kilise binası yapılması için kullanılacak.


*17–23 Mart


Bir Vekilharcın Alışkanlıkları




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Ef. 5:15–17, Kol. 3:23, Luk. 12:35–48, Yak. 4:14, Elç. 3:21, 1Ko. 9:24–27.


HATIRLAMA METNİ: “Genç insan yolunu nasıl temiz tutar? Senin sözünü tutmakla. Bütün yüreğimle Sana yöneliyorum, izin verme buyruklarından sapmama! Aklımdan çıkarmam sözünü, Sana karşı günah işlememek için” (Mez. 119:9–11).


Alışkanlıklarınız hayatınızın yönünün ve amacının göstergesidir. İyi alışkanlıklar edinen vekilharçlar en sadık vekilharçlardır. Daniel’in her gün dua etme alışkanlığı vardı (Dan. 6:10). Pavlus’un havraya gitme adeti vardı (Elç. 17:1, 2). Ayrıca şunları yazdı: “Aldanmayın, ‘Kötü arkadaşlıklar iyi huyu bozar’” (1Ko. 15:33). Kötü alışkanlıklarımızdan kurtulmak için onların yerine iyi alışkanlıklar geliştirmeliyiz.


“Biz, hem şu an hem de sonsuza kadar, alışkanlıklarımızın bizi dönüştürdüğü şeyiz. Doğru alışkanlıklar edinen ve her görevin yerine getirilmesinde sadık olanların yaşamları, diğerlerinin yürüdüğü yolu parlak huzmelerle aydınlatan ışıklar gibi olacak.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], cilt. 4, s. 452.


Bir alışkanlığın oluşturduğu yol, arzu ettiğiniz ödüle kavuşmanızın en hızlı yoludur. Alışkanlık, kök salmış kararlılıktır. Başka bir deyişle, onu düşünmenize bile gerek yoktur; sadece yaparsınız. Bu alışkanlık, yaptığınız şeyin ne olduğuna bağlı olarak, çok iyi de olabilir, çok kötü de. Bu hafta bir vekilharcın Allah’ın işini yürütmesine yardım edecek güçlü alışkanlıklara bakacağız.


*24 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



  1. DERS

18 Mart


Alışkanlık: Önce Allah’ı Arayın


Hepimizin alışkanlıkları var. Soru şu: Ne tür alışkanlıklar bunlar? İyi mi, kötü mü? Bir Hristiyanın sahip olabileceği tüm alışkanlıklar içinde, her gün öncelikle Allah’ı aramak hepsinden daha önemlisi olmalıdır.


“Her sabah kendinizi, canınız, bedeniniz ve ruhunuzla birlikte, Allah’a adayın. Kurtarıcınıza olan bağlılığınızı ve güveninizi daha da artıracak alışkanlıklar edinin.”—Ellen G. White, Mind, Character, and Personality [Zihin, Karakter ve Kişilik], 1. cilt, s. 15. Böyle bir alışkanlığa sahip olduğumuzda, yaşama götüren “dar kapıdan” (Mat. 7:13, 14) mutlaka geçeriz.


Allah “Benden başka tanrın olmayacak” (Çık. 20:3) demişti. İsa, temel ihtiyaçlarımız bağlamında “her şeyden önce Tanrı’nın hükümranlığını ve doğruluğunu arayın” (Mat. 6:33, Cosmades) demişti, ayrıca daha önceden de şu sözler söylenmişti: “Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca Beni bulacaksınız” (Yer. 29:13).


Matta 22:37, 38; Elçilerin İşleri 17:28; Efesliler 5:15–17 ve Koloseliler 3:23 ayetlerini oku. Bu ayetlerde Allah’ı hayatımızda ilk sıraya nasıl koyacağımızı anlamamıza yardım edecek ne söyleniyor?


Öncelikle Rabb’i arama konusundaki tüm örnekler içerisinde, şüphesiz ki İsa’nınki kadar iyi bir örnek daha yoktur. İsa her şeyde ilk sıraya Babası’nı koyardı. Bu önceliği daha bir çocukken Yeruşalim’e yaptığı fısıh bayramı ziyareti sırasında görmeye başlıyoruz. Onu tapınakta bulan annesiyle konuştuğunda, ona “Benim için Babamın işlerinde bulunmam gerektiğini bilmiyor musunuz?” (Luk. 2:46, 49, Candemİr) demişti.


Sürekli dua ederek geçen yaşamından da anlaşılacağı üzere, İsa hayatı boyunca Babası’yla birliktelik için can atıyordu. Bu alışkanlığını öğrencileri tam olarak kavrayamamıştı. Karanlığın tüm güçleri bile İsa’yı Baba’dan ayıramazdı, zira İsa O’nunla sürekli olarak tümüyle irtibatlı kalmayı alışkanlık haline getirmişti.


Allah’ı bütün yüreğimizle, bütün canımızla ve bütün aklımıza sevmeye (Mat. 22:37) karar vererek, İsa’nın örneğini takip edebiliriz. Dua ederek, Allah Sözü’nü inceleyerek ve tüm yaptıklarımızda İsa’nın karakterini taklit etmeye çalışarak, Allah’ı hayatımızda ilk sıraya koyma alışkanlığını edineceğiz. Bir Hristiyan için daha iyi bir alışkanlık olabilir mi?


Kendine sor: Gerçekten Allah’ı hayatımda ilk sıraya koyabildim mi? Bunu nasıl bilebiliyorsun?


PAZAR


19 Mart


Alışkanlık: İsa’nın Dönüşünü Bekleyin


Luka 12:35–48 ayetlerini oku. Bu benzetme İsa’nın ikinci gelişiyle nasıl bağlantı kurmamız gerektiği hakkında bize ne öğretiyor? Neden tüm yaptıklarımız her zaman İkici Geliş gerçeği bağlamında olmalıdır?


Vekilharçlık sürekli olarak İsa’nın dönüşü ışığında yerine getirilmelidir. Sanki sadıkmış gibi yapan sadakatsiz vekilharçların karakterleri önünde sonunda davranışlarından anlaşılacaktır; zira gerçek ve sadık vekilharçlar sorumluluklarını sanki efendileri oradaymış gibi uyanık durarak ve çalışarak yerine getirirler. Gelecek için yaşar ve günden güne sadakatle çalışmaya devam ederler. “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz” (Flp. 3:20).


İbrahim ebedî bir kenti gözlüyordu (İbr. 11:10), Pavlus ise Mesih’in dönüşünü bekliyordu (İbr. 10:25). Onlar ileriyi düşünen insanlardı, İsa’yla buluşmayı bekliyorlar, planlıyorlar ve bunun için her an hazır duruyorlardı. Biz de aynı şekilde müjdenin doruk noktasını görmek için uzağa dosdoğru bakma alışkanlığını geliştirmeliyiz (Titus 2:13). Peygamberlik sözüne arada sırada göz atarak ya da gelişigüzel bir şekilde bakarak değil, Mesih döndüğünde bizi bekleyen sonsuzluğu hep aklımızda tutarak, sürekli bakmalı, izlemeli, yapmalıyız. Aynı zamanda, ahir zaman olaylarına dair tuhaf ve hayal mahsülü kurgulardan da uzak durmalıyız. İkinci Geliş vaadi yaşamlarımızda bize yön verir, günümüz için doğru bir bakış açısı sağlar ve hayatta aslında neyin önemli olduğunu hatırlamamıza yardımcı olur. İsa’nın dönüşünü bekleme alışkanlığı bize vekilharçlığın tanımını yapıp amacını gösteriyor.


Çarmıh, Kurtarıcı’yla bir randevumuz olmasının yolunu açtı. Kutsal Yazı’da açıklanan, bizi Mesih’in Babası’nın görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte gelişine yönlendiren işaret levhalarını arıyoruz (Mar. 8:38). “Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır” (2Ko. 4:18).


Evet, ölüm ve hep var olan ölüm gerçeği, her zaman için buradaki zamanımızın ne kadar sınırlı ve geçici olduğunu anlamamıza yardım etmelidir. Fakat İkinci Geliş vaadi bize ölümün de aslında geçici ve süreksiz olduğunu göstermiştir. Öyleyse, şüphesiz biz de her Hristiyan vekilharcın yaşam biçimine etki etmesi gereken vaadin, Mesih’in dönüşü vaadinin ışığında yaşamalıyız. Şimdi, sürekli olarak Mesih’in dönüşünün beklentisi içinde yaşamayı alışkanlık haline getirelim. Başlı başına adımız bile bu beklentinin gerçekliğini ortaya koyuyor.


PAZARTESİ


20 Mart


Alışkanlık: Zamanı Akıllıca Kullanın


“Çünkü biz daha dün doğduk, bir şey bilmeyiz, yeryüzündeki günlerimiz sadece bir gölge” (Eyüp 8:9).


Bir saati durdurabilirsiniz, ama zamanın akışını durduramazsınız. Zaman beklemez; biz hiçbir şey yapmadan durup beklesek de akmaya devam eder.


Aşağıdaki ayetler yeryüzündeki bu hayatta geçirdiğimiz zamanımız hakkında bize ne öğretiyorlar? Yak. 4:14; Mez. 90:10, 12; Mez. 39:4, 5; Vaiz 3:6–8. Bu ayetlerden, buradaki zamanımızın ne kadar da değerli olduğuna dair almamız gereken temel mesaj nedir?


Zaman sınırlı ve yenilenemez olduğu için, Hristiyanların onu iyi kullanan vekilharçlar olmayı öğrenmeleri önemlidir.


Bu nedenle, bu hayatta ve gelecek olan hayatta neyin önemli olduğuna odaklanarak, zamanı akıllıca kullanma alışkanlığını edinmeliyiz. Zamanı, Allah’ın Sözü’nün bize önemli olarak bildirdiği şeylere göre yönetmeliyiz, zira zaman geçtikten sonra bir daha yenilenemez. Paramızı kaybettiğimizde onu önünde sonunda geri almamız mümkündür, hatta belki kaybettiğimizden fazlasını alırız. Fakat zaman öyle değil. Kaybedilen an, sonsuza kadar kaybedilmiştir. Geçmişten bir anı bile geri almak, kırık bir yumurtayı kabuğuna geri sokmaktan daha zordur. O yüzden, zaman bize Allah tarafından verilmiş en değerli varlıklardan biridir. Öyleyse bize verilmiş olan her andan en iyi şekilde faydalanma alışkanlığını geliştirmek ne kadar da önemlidir.


“Zamanımız Allah’a aittir. Her an O’nundur, biz de bunu O’nun yüceliğine yönelik olarak değerlendirmek için en ciddi zorunluluk altındayız. O bize verdiği yeteneklerden hiçbiri için zamanımızdan olduğu kadar kesin bir hesap istemeyecektir.


Zamanın değeri hesapların ötesindedir. Mesih her bir anı değerli saydı, bu nedenle biz de öyle saymalıyız. Hayat boşa geçirilemeyecek kadar kısa. Sonsuzluğa hazırlanmak için yalnızca birkaç günlük deneme süremiz var. Boşa harcanacak zamanımız, bencilce zevklere ayrılacak zamanımız, günahı beslemek için kullanılacak zamanımız yok.”— Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri], s. 342.


“Öyleyse nasıl yaşadığınıza çok dikkat edin. Bilgelikten yoksun olanlar gibi değil, bilgeler gibi yaşayın. Fırsatı değerlendirin. Çünkü yaşadığımız günler kötüdür” (Ef. 5:15, 16). Pavlus burada bize ne söylüyor ve bu sözleri mevcut durumumuza ne şekilde uygulayabiliriz?


SALI


21 Mart


Alışkanlık: Zihninizi, Bedeninizi ve Canınızı Sağlıklı Halde Tutun


Biz başlangıçta zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak mükemmel yaratıldık. Tabi ki, günah bunların hepsini mahvetti. Müjdenin iyi haberi, diğer şeylerin yanı sıra, Allah’ın bizi başlangıçta olmamız gereken hale tekrar getirme sürecinde olması.


Elçilerin İşleri 3:21 ve Vahiy 21:1–5 ayetlerini oku. Bu ayetlerde bizim için nasıl bir umut bulunuyor? Bu son yenilenme vaktini beklerken nasıl yaşamalıyız?


Mesih yeryüzündeyken, insanlığı ruhsal, zihinsel ve fiziksel olarak canlandırmak için yorulmaksızın çalıştı, tüm bu çalışması zamanın sonundaki o son yenilenmenin işaretçisiydi. İsa’nın şifa hizmeti, Allah’ın şimdi, son gelene kadar, bizim olabildiğince sağlıklı olmamızı istediğinin bir kanıtıdır. O yüzden vekilharçlar zihinleri, bedenleri ve canları için sağlıklı bir yaşam tarzını destekleyen alışkanlıklar edinirler.


Birincisi, zihin kullanıldıkça gelişir. Alışkanlık edinerek, “gerçek, saygıdeğer, doğru, pak, sevimli, hayranlık uyandıran... ne varsa” (Flp. 4:8) zihninizi onlarla doldurun. Böyle düşünceler esenlik getirir (Yşa. 26:3) ve “huzurlu yürek bedenin yaşam kaynağıdır” (Özd. 14:30). Zihnin sağlıklı alışkanlıkları, güç kalesinin mümkün olan en iyi durumda işlemesini sağlar.


İkincisi, iyi beslenme düzeni ya da egzersiz gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kendimize dikkat ettiğimizin göstergesidir. Örneğin, egzersiz kan basıncını düşürür, stresi azaltır, moralimizi düzeltir ve muhtemelen raflarda bulunan tüm ürünlerden daha çok yaşlanmayı önleyici etkisi olan bir iksirdir.


Üçüncüsü, bir vekilharç canı dinçleştirmek için iyi alışkanlıklar edinir. Canınızı Allah’a yükseltin (Mez. 86:4, 5, KM) ve bekleyin (Mez. 62:5, KM). “Gerçeğin izinden yürüdüğünüzde” (3Yu. 3) canınız refaha erecek ve “Rabbimiz İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere korunacak” (1Se. 5:23).


Sahip olduğun alışkanlıkları ve bunların ruhsal, fiziksel ve zihinsel sağlığına ne şekilde etki ettiğini düşün. Bu alanlardan birinde ya da hepsinde bir gelişim gerçekleştirmene yardım edecek hangi değişiklikleri yapabilirsin? Şimdi, son yenilenmeni beklerken, yaşam kaliteni yükseltmene yardım edecek hangi seçimleri yapabilir ve hangi Kutsal Kitap vaatlerini talep edebilirsin?


ÇARŞAMBA


22 Mart


Alışkanlık: Özdenetim


Özdenetim bir vekilharcın sahip olabileceği en önemli karakter özelliklerinden biridir. “Çünkü Tanrı bize korkaklık ruhu değil, güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir” (2Ti. 1:7). Denetimin Grekçe karşılığı olan sofronismos sözcüğü Yeni Ahit’te sadece bu ayette geçer ve Allah’ın ilkelerinden sapmayan dengeli ve sağlam bir zihinle yapılması gerekeni yapabilme yeteneği anlamına gelir. Özdenetim “iyi ile kötüyü ayırt etmemize” (İbr. 5:14), mevcut durumu kavramamıza ve sonuçları ne olursa olsun baskılara ve dikkat dağıtıcılara sakin ve mütevazı bir şekilde karşı koymamıza yardımcı olabilir. Daniel aslanlara atılma tehdidiyle karşı karşıya olmasına rağmen doğrunun peşini bırakmamıştı, oysa Şimşon nefsine düşkün bir hayat yaşamıştı ve o yaşamında özdenetimden ya da sağlam bir zihinden eser yoktu. Yusuf Potifar’ın evinde doğru olanı yapmıştı, oysa Süleyman başka ilahlara taptı (1Kr. 11:4, 5).


  1. Korintliler 9:24–27 ayetlerini oku. Pavlus burada özdenetim hakkında ne söylüyor? Tüm özdenetim meselesinde, söz konusu olanın ne olduğunu söylüyor?

“Dünya zevk düşkünlüğüne teslim olmuş durumdadır. Her yer yalan ve uydurmalarla dolu. Şeytan’ın canları mahvetmek için kurduğu tuzaklar gittikçe çoğalıyor. Allah korkusuyla kutsallığı yetkinleştirmek isteyenler, itidal ve özdenetim derslerini iyi öğrenmelidir. Arzular ve tutkular zihnin daha yüce güçlerinin denetimine tabi olmalıdır. Özdenetim, Allah’ın sözündeki kutsal gerçekleri anlayıp hayatımıza geçirmemizi sağlayacak olan zihin gücüne ve ruhsal sezgiye sahip olmamız için gereklidir.”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 101 [Sevgi Öğretmeni, s. 84, 85].


Özdenetim alışkanlık edinerek gelişir. Allah sizi “her davranışınızda kutsal olmaya” (1Pe. 1:15) ve “kendini Tanrı yolunda eğitmeye” (1Ti. 4:7) çağırdı. Vekilharçlar da en az en yetenekli atletler ya da müzisyenler kadar özdenetimli olabilmek için çalışmalı ve deneyim kazanmalıdır. Gerçekten önemli olan şeyler uğruna, Allah’ın gücüyle ve bizim gayretli çalışmamızla kendimizi denetim altına sokmalıyız.


Günahlı ve bozulmuş bir dünyada sadık ve kutsal vekilharçlar olarak yaşayabilmemiz için ihtiyacımız olan özdenetimi bize verebilecek yegane güç olan Allah’ın kudretine teslim olmayı nasıl öğrenebiliriz?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: Hanok ve Nuh, taşkınlığın, materyalizmin ve şiddetin içinde pek az kişinin sadık kaldığı bir çağda, Allah’la birlikte yürümeyi alışkanlık haline getirmişlerdi (Yar. 5:24, 6:9). Allah’ın lütfunu anlamış ve kabul etmişlerdi, bu nedenle kendilerine verilen mülklerin ve görevlerin iyi birer vekilharcıydılar.


Çağlar boyunca insanlar aynı Hanok ve Nuh gibi Allah’la yürümüştür. Örneğin Daniel ve arkadaşları, “putperestliğin sahte dinlerinin arasında gerçek dinin temsilcileri görevini görebilmeleri için, net bir kavrayışa sahip olup Hristiyan kişiliğini mükemmelleştirmeleri gerektiğini anlamışlardı. Öğretmenleri bizzat Allah’tı. Sürekli dua ederek, özenle çalışarak, Görünmeyen’le iletişim halinde kalarak, aynı Hanok gibi onlar da Allah’la yürüdü.”—Ellen G. White, Krallar ve Peygamberler, s. 486 [Geçmişten Sonsuzluğa, 2. Cilt, s. 287].


“Allah’la birlikte yürümek” bir vekilharcın yaptığı şeyi tarif eder, yani yeryüzünde gün be gün Allah’la birlikte yaşamayı. Akıllı bir vekilharç yozlaşmış bir dünyada Allah’la birlikte yürümeyi alışkanlık haline getirmesi gerektiğini bilir, zira ancak Allah’la bu şekilde bağlantılı kalarak hüküm süren kötülüklerden korunabiliriz.


Sadık bir vekilharç olmak, Allah’la uyumlu olmakla başlayan, tümüyle kapsayıcı bir yaşamın yolunu açar (Amo. 3:3). Mesih’te yürümeli (Kol. 2:6, Candemİr), hayat yeniliğinde yürümeli (Rom. 6:4, Candemİr), sevgi yolunda yürümeli (Ef. 5:2), bilgelikle yürümeli (Kol. 4:5, Candemİr), O’nun gerçeğine göre yürümeli (Mez. 86:11), ışıkta yürümeli (1Yu 1:7), kendi doğruluğumuzda yürümeli (Özd. 19:1, TSV), O’nun yasasına göre yürümeli (Çık. 16:4), iyi işlerde yürümeli (Ef. 2:10, Candemİr) ve düz yolda yürümeliyiz (Özd. 4:26).


TARTIŞMA SORULARI:


Alçakgönüllülüğü tanımla ve bir vekilharcın hayatındaki rolünü açıkla (Mat. 11:29, Ef. 4:2, Flp. 2:3, Yak. 4:10). Alçakgönüllülük Allah’la birlikte yürüyüşümüzde neden önemlidir? (Mik. 6:8).


Derste, aramızdaki kötü hatta kendilerine zarar veren alışkanlıklara sahip olanlara nasıl yardımcı olabileceğimizi konuşun. Bu insanlara yardım etmek için yerel kilise olarak ne yapabilirsiniz?


Hristiyan vekilharçların sahip olması gereken diğer iyi alışkanlıklar nelerdir? Örneğin bkz. Titus 2:7, Mez. 119:172, Mat. 5:8.


Derste zaman ve zamanın gizemleri hakkında konuşun. Neden bu kadar hızlı ilerliyormuş gibi görünüyor? Zamanın ne olduğunu nasıl anlarız? En önemlisi de, yeryüzünde geçirdiğimiz nispeten kısa zamanda, onu iyi kullanan birer vekilharç olmamız neden gerekli?


CUMA


23 Mart


24 Mart


Mirasyedi Evlat


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Bir sebt günü, Starlene Peters, tüm gece süren bir parti ve sonrasında alkollü araç kullanımı yüzünden karıştığı trafik kazasının sabahında yara bere içinde ve üzerinde buruş buruş kıyafetlerle Yedinci Gün Adventist kilisesine geldi.


Eski bir Adventistti ve uzun zaman önce hayatından çıkardığı kilise üyelerinin kendisinin varlığını nasıl karşılayacaklarını bilmiyordu. Ama daha birkaç saat önce bir araba kazasında arkadaşını kaybetmişti ve Tanrı’yı bulmaya ihtiyacı vardı.


Şu an 32 yaşında ve tam zamanlı müjdeci olan Starlene, “O kazayı bir uyarı alarmı olarak gördüm,” diyor, “Yaşamın ne kadar da kırılgan olduğunu o zaman anladım.”


Starlene, Karayip ülkesi Trinidad Tobago’daki Port of Spain kentinde bir Adventist olan büyükannesi tarafından büyütülmüş. Çok küçük yaştan beri her Sebt günü kiliseye katılması istenirmiş. Vaftiz edildikten sonra kilisede çeşitli görevler almış ama o dönem hizmetinin samimi olmadığını söylüyor. “Çocukluk yıllarımın çoğu boyunca Tanrı ile bir bağlantım varmış gibi hissetmedim,” diyor Starlene.


18 yaşındayken partilerle dolu bir hayat yaşamak için evi ve kiliseyi terk etmiş.


Sonra işte o araba kazası gelmiş başına. Cuma gecesi iki arkadaşıyla birlikte partiden eve dönüyorlarmış. Arabayı kullanan arkadaşı alkollüymüş ve o gece arabayı perte çeviren büyük bir kaza yapmışlar. Starlene ve arabanın şoförü kazayı sıyrıklarla atlatmışlar fakat 26 yaşında hayatının baharında bir kadın olan arkadaşları kazada yaşamını yitirmiş.


Starlene kaza yerinden alınıp kontrol için hastaneye götürülmüş. Sonrasında polis sorgusuna girmiş ve karakoldan çıkar çıkmaz da dosdoğru kiliseye gelmiş.


Üzerinde partiden kalma kıyafetler varmış hala: kısa bir elbise, küpeler ve tabii ki makyajlıymış. Nasıl bir tepkiyle karşılaşacağına dair hiçbir fikri yokmuş. Yedi yıldır kiliseye uğramıyormuş bile.


İçeri girdiğinde Pastör vaazına başlamak üzereymiş. Bir anda tüm gözler üzerine çevrilmiş ve kilise üyeleri birden ilahi söylemeye başlamışlar.


“Vaazı bırakıp bir ağızdan ilahi söylemeye başladılar çünkü o kadar zaman sonra kiliseye dönmüş olmam onları çok mutlu etmişti.”


İsa’nın Luka 15: 11-32 ayetlerindeki benzetmesi mirasyedi evlada layık bir hoş geldinmiş.


O an Starlene yaşamını İsa’ya adamaya ve en baştan başlamaya karar vermiş.


“Tanrı’yla bir anlaşma yaptım: Ya hep ya hiç. Yeniden vaftiz edildim ve hayatım o zaman başladı.”


Starlene Peters hakkında daha fazlası haftaya.



*24-30 Mart


Vekilharçlığın Sonuçları




Sebt Günü


KONUYLA İLGİLİ METİNLER: 2Ti. 3:1–9; Hez. 14:14; Flp 4:4–13; Özd. 3:5; Pe. 2:11, 12; Mat. 7:23; 25:21.


HATIRLAMA METNİ: “İnanmayanlar arasında olumlu bir yaşam sürün. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size iftira etseler de, iyi işlerinizi görerek Tanrı’yı, kendilerine yaklaştığı gün yüceltsinler” (1. Petrus 2:12).


Vekilharçlar olarak, hizmet ettiğimiz Allah’ın tanıkları olarak yaşamalıyız, yani etrafımızdaki insanlarda güçlü ve iyi bir etki bırakmaya çalışmalıyız.


Öyleyse hikâyemiz etrafımızdaki dünyadan soyutlanmış olmak değildir. Tersine, bize verilmiş olan şeylerden habersiz yaşayanlara daha iyi bir hayat olabileceğini gösterme ayrıcalığı bize verilmiştir. Vekilharçlık, bir yandan Allah’ın kutsal hayatlar yaşamamız için yaptığı çağrıya uyarken, bir yandan da gelişme eylemidir. Allah bize yeryüzündeki diğer tüm hayat tarzlarından farklı yaşama becerisini verir (2Ko. 6:17), böylece diğer insanlar bunun farkına varmalı, hatta nedenini sormalıdır. Dolayısıyla bize şunlar söyleniyor: “Mesih’i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun” (1Pe. 3:15).


Bu son derste kişisel faydaları, ruhsal sonuçları, başarılı neticeleri, etkimizi ve vekilharcın hayatında memnuniyetin anahtarını, tüm bunların “yücelik ümidi olan Mesih’in içinizde olması” (Kol. 1:27 Candemİr) sayesinde olduğunu unutmadan inceleyeceğiz.


*31 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.


  1. DERS

25 Mart


Vekilharçlık ve Dindarlık


Dindarlık engin bir konu. Dindar insanlar kutsal bir yaşam tarzını benimser (Tit. 1:1), Mesih’e adanarak ve O’nu hoşnut edecek davranışlarda bulunarak, O’nun gibi olurlar (Mez. 4:3, Tit. 2:12). Dindarlık gerçek dinin kanıtıdır ve sonsuz yaşam vaadini karşılar. Hiçbir felsefe, zenginlik, şöhret, güç ya da doğuştan gelen ayrıcalık böyle bir vaatte bulunamaz.


  1. Timoteos 3:1–9 ayetlerini oku. Pavlus’un burada uyarıda bulunduğu, sadakatli bir vekilharcın yaşamıyla doğrudan ilişkili olan şey nedir?

Eyüp kitapçığında Eyüp’ün kişiliği ve eylemleri tanımlanır. Çekilen ıstıraba rağmen dindar bir hayatın nasıl ortaya konduğu örneklenir. Ayrıca Şeytan’ın bu tip bir yaşam tarzından ne kadar nefret ettiği de açıklanır. Allah bile imanının ve yaşam tarzının niteliği bakımından Eyüp gibisi olmadığını kabul eder (Eyüp 2:3).


“Ûs ülkesinde Eyüp adında bir adam yaşardı. Kusursuz, doğru bir adamdı. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınırdı” (Eyüp 1:1). Yani karşımızdaki kişi, imanı sadece söylediği sözlerden ya da dini törenlerden ibaret olan biri değil, her ne kadar hayatında bunların bir yeri varsa da (Eyüp 1:5). Ondaki Allah korkusu, korkunç denemelere rağmen, tamamen dindarlığa adanmış bir ömürle ortaya konmuştur. Dindar olmamız bizim mükemmel olduğumuz anlamına gelmez, sadece mükemmelliği kendi dünyamızda yansıttığımız anlamına gelir.


Hezekiel 14:14 ayetini oku. Ayette bu adamların kişiliklerine tanıklık eden ne söyleniyor? Onlar, bizim her birimizde görülmesi gereken hangi ortak özelliklere sahipti?


Vekilharçlık aslında dindar bir yaşamın ifadesidir. Sadık vekilharçlar sadece şekil itibarı ile dindar değillerdir. Gerçekten dindarlardır ve bu dindarlık onların yaşam tarzlarında ve Allah’ın onlara emanet ettiği şeyleri nasıl idare ettiklerinde ortaya çıkar. Onların sadakati sadece yaptıklarında değil, yapmadıklarında da ifade bulur.


PAZAR


26 Mart


Kanaatkârlık


“Sözüm ihtiyaç hakkında değildir, çünkü ben bulunduğum hal içinde kanaatkâr olmağı öğrenmişimdir” (Flp. 4:11, KM). Eğer hangi durumda olursak olalım kanaat etmemiz gerekiyorsa, bu kanaatkârlığın esasen nereden geliyor olması gerek?


Pavlus Timoteos’a yazarken “Tanrı yolunu kazanç yolu sanan” (1Ti. 6:5) ahlâksız bir grup insanı tarif ediyor. Bugünkü bazı televizyon soytarılarının bundan daha iyi bir tarifi olabilir mi? Seyredenlere, eğer sadık olurlarsa (bu “sadakat” tabi ki onların hizmetini desteklemeyi kapsıyor) zengin de olacaklarını söyleyerek bir ton para kazanıyorlar. Zenginliği sadakate denk tutmak yalnızca maddeciliğin tezahürlerinden bir diğeridir, ancak Hristiyanlık kisvesi altında.


Doğrusu, dindarlığın zenginlikle hiçbir alakası yoktur. Eğer öyle olsaydı dünya üzerindeki kimi en terbiyesiz insanları, aynı zamanda en zenginlerden bazıları da olduklarından, dindar olarak kabul etmek zorunda kalırdık. Pavlus bu mantığa karşı çıkarak, “eldekiyle yetinerek Tanrı yolunda yürümek büyük kazançtır” dedi (1Ti. 6:6). Her durumda kanaatkârlıkla birlikte yaşanan dindarlık en değerli servettir, çünkü Allah’ın lütfu mali kazançtan çok daha değeridir. Öyleyse, “yiyeceğimizle ve giyeceğimizle” yetinmeliyiz (1Ti. 6:8). Sonuçta, bu şekilde düşünmeye meyilliysek, ne kadarına sahip olursak olalım her zaman kazanılacak daha fazlası olacaktır.


“Her koşulda kanaatkârlık büyük bir sanat, ruhsal bir gizemdir. Öğrenilmelidir, bir gizem olarak öğrenilmesi gerekir... Hristiyan kanaatkârlığı, Allah’ın bilge ve babacan tasarrufuna isteyerek her koşulda teslim olmuş ve ondan zevk alan nazik, manevi, sakin ve zarif bir ruh halidir... Sıkıntılı şartlarda ve zamanlarda, tasalı yürekler için çok teselli edici ve kullanışlı değerli bir merhemdir.”— Jeremiah Burroughs, The Rare Jewel of Christian Contentment [Nadir Mücevher: Hristiyan Kanaatkarlığı], s. 1, 3.


Romalılar 8:28, İbraniler 13:5 ve Filipililer 4:4–13 ayetlerini oku. Bu ayetlerde kanaatkâr hayatlar yaşamamıza yardım edebilecek neler bulabiliriz?


PAZARTESİ


27 Mart


Güven


Süleyman’ın Özdeyişleri 3:5 ayetini oku. Özellikle son kısımda, kendi aklımıza “bel bağlamama” bölümünde bize hangi çok önemli mesaj veriliyor? (Ayrıca bkz. Yşa. 55:9, 1Ko. 4:5, 13:12.)


Allah’ın vekilharçlarının amacı ve düsturu şudur: “Rabb’e güven bütün yüreğinle, kendi aklına bel bağlama” (Özd. 3:5).


Elbette çoğunlukla bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. Aklımızla Allah’a, O’nun bizi sevdiğine ve gözettiğine inansak da, ne kadar sıklıkla karşı karşıya kaldığımız bir şeye kafayı aşırı takıyoruz? Bazen gelecek bize çok korkutucu gözükür, en azından kendi hayalimizde.


Öyleyse, vekilharçlar olarak biz Allah’a güvenmeyi nasıl öğreneceğiz? İmanla adım atıp, yaptığımız her şeyde Rabb’e itaat ederek. Güven zihnin bir eylemidir ve kullanıldıkça tükenmez; tersine, biz Rabb’e güven duydukça, güvenimiz de artar. Sadık vekilharçlar olarak yaşamak Allah’a duyduğumuz güveni ifade etmemizin yollarından biridir. Bu güven vekilharcın hem dayanağı hem de itici gücüdür ve yaptıklarımızla görünür hale gelir.


“Rabb’e güven bütün yüreğinle.” “Yüreğin” ifadesi Kutsal Yazı’da her zaman mecazen kullanılmıştır. Kararlarımızın, içerideki bizi biz yapan ahlâki benliğimizden kaynaklandığını ifade eder (Mat. 22:37). Kişiliğimiz, güdülerimiz ve niyetlerimiz buna dahildir; varlığımızın gerçek özüdür.


Kontrol edemediğiniz şeylerde Allah’a güvenmek daha kolaydır. Bu durumlarda O’na güvenmekten başka seçeneğimiz yoktur. Oysa “yürekten” gelen gerçek güven, kontrol edebildiğimiz bir şeye dair seçim yapmamız gerektiğinde ve Allah’a olan güvenimiz şu ya da bu şekilde seçim yapmamıza sebep olduğunda ortaya çıkar.


Elçiler tüm yürekleriyle Allah’a güvenmeyi örnekliyorlar: “Doğaları gereği onlar da, aynı şu anda çalışmaya dahil olanlar gibi zayıf ve yardıma muhtaçtılar, fakat Rabb’e tümüyle güvendiler. Zenginliğe sahiptiler, fakat bu zihin, can ve kültürden oluşan bir zenginlikti; Allah’ı her şeyde ilk, son ve en iyisi yapan herkes de bu zenginliğe kavuşabilir.”— Ellen G. White, Gospel Workers [Müjde İşçileri], s. 25.


Kontrol edemediğin şeylerde Allah’a güvenmenin daha kolay olduğu bir gerçek. Peki ya kontrol edebileceğin şeyler? Allah’a duyduğun güvenin hangi tarafı seçtiğini belirlediği, hangi seçimleri yapman gerekebilir?


SALI


28 Mart


Bizim Etkimiz


“Bir zamanlar karanlıktınız, ama şimdi Rab’de ışıksınız. Işık çocukları olarak yaşayın” (Ef. 5:8). Pavlus, yüreğin dönüşümünü dışarıdan göründüğü şekliyle tarif ediyor: Biz “ışıkta yürüdükçe” (1Yu. 1:7, Yşa 30:21), vekilharç olarak idaremizin günlük tanıklığı karanlık dünyada etkileyici bir ışık olacak.


İsa “Ben dünyanın ışığıyım” (Yu. 8:12) demişti. Biz Allah’ın ışığını toplum içindeki günlük davranışlarımızda görülen kararlı kişiliğimiz aracılığıyla yansıtırız.


Vekilharçlığımız nasıl Allah’ı yücelten şekillerde sergilenebilir? Davranışlarımızın diğer insanlar üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Mat. 5:16, Tit. 2:7, 1Pe. 2:11, 12.


Vekilharçlık Allah’ın mülklerini yönetmekle ilgilidir, fakat bu sorumluluğun çok ötesine geçer. Vekilharçlığımız, ailelerimizin, toplumun, dünyanın ve evrenin gözleri önünde sergilenmektedir (1Ko. 4:9). Mesleklerimizi icra ederken ortaya çıkan vekilharçlık ise, göğün krallığın ilkelerinin yaşamlarımız üzerindeki etkisinin bir göstergesidir. İşte bu yüzden biz de diğer insanları etkileyebiliriz. Biz, Yaratıcı’nın onayını taşıyan nezaketimiz ve ahlâkımızla, Mesih’i sergiliyoruz.


İş ahlâkımız da vekilharçlık değerlerimize uygun olmalıdır. Mesleklerimiz erdemli bir insanın vekilharçlığının sergilendiği sahnelerden biridir. “O senin doğruluğunu ışık gibi, hakkını öğle güneşi gibi aydınlığa çıkarır” (Mez. 37:6). Bir vekilharcın etkisi, işinde ya da hizmetinde bile olsa, “gizli yere ya da tahıl ölçeğinin altına ” (Luk. 11:33) konulmaz, tersine tepedeki bir kent gibi görülür (Mat. 5:14). Siz bir amaç için işinizde ya da evinizde bu şekilde yaşadıkça, etrafınızdakilerin akıllarını ve kalplerini etkileyeceksiniz.


“Doğadaki her varlığın belirlenmiş bir işi vardır ve durumundan şikayet etmez. Ruhsal konularda da her erkek ya da kadının kendi ayrıcalıklı dünyası ve görevi vardır. Allah’ın talep ettiği faiz, Mesih’in armağanının ölçüsüne göre emanet edilmiş olan sermayeyle orantılı olacaktır... Sizi gerçek bir ahlâki değer yapacak olan sarsılmaz karakterinizi göstermek için… şimdi sizin sıranız ve ayrıcalığınız. Mesih’in sizin hizmetiniz üzerinde hakkı var. Ona içtenlikle teslim olun.”—Ellen G. White, This Day With God [Bugün Allah’la], s. 243.


İş ahlâkınız birlikte çalıştığınız ya da sizi evinizde gören insanlar üzerinde nasıl bir etki meydana getiriyor? Onlara imanınız hakkında nasıl bir mesaj gönderiyorsunuz?


ÇARŞAMBA


29 Mart


Duymak İstediğimiz

(ve İstemediğimiz) Sözler


Biz yeryüzünde yabancı ve misafiriz, oysa bizim nihaî evimiz olan kusursuz gök, güzel ve huzurludur (İbr. 11:13, 14). O zamana dek, varlığımızı burada yaşamak zorundayız. Bugün Hristiyan dünya görüşü, özellikle de büyük mücadelede açıklandığı şekliyle, tarafsızlığa izin vermemektedir. Ya Allah için yaşıyoruzdur, ya da düşman için. “Benden yana olmayan bana karşıdır. Benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir” (Matta 12:30). O döndüğünde, kimin tarafında olduğumuz açık ve net bir biçimde ortaya çıkacaktır.


Mesih döndükten sonraki bir zamanda, O’nu izlediğini iddia etmiş olanlar iki cümleden birini duyacaklar. Bu cümleler neler ve her biri ne anlama gelir?


Mat. 25:21


Mat. 7:23


Mesih’in “aferin” sözü, bir vekilharcın duyabileceği en sevindirici ve en tatmin edici sözdür. O’nun mülklerini yönetmek için harcadığımız çabalar sonucunda, mutlak, ilahî bir onay almak, yeteneğimize göre yapabildiğimizin en iyisini yaptığımız için, kurtuluşumuzun bizim Mesih için yaptığımız işlerde değil, O’nun bizim için yaptıklarında olduğunu başından beri bildiğimiz için, bize tarif edilemez bir mutluluk verirdi (bkz. Rom. 3:21, 4:6).


Sadık bir vekilharcın yaşadığı hayat, onun zaten sahip olduğu imanın bir yansımasıdır. İşlerle kurtuluş teşebbüsü, Allah’ın karşısında kendilerini yaptıkları işlerle haklı çıkarmaya çalışmış olanların sözlerinde karşımıza çıkıyor (bkz. Mat. 7:21, 22). Matta 7:23 ayeti kendini haklı çıkarma çabasının ne kadar da nafile olduğunu gösteriyor.


“Mesih’in takipçileri Rabb’e ait olanı O’na geri verdiklerinde, ‘Aferin, iyi ve güvenilir köle!.. gel, efendinin şenliğine katıl!’ sözlerini duydukları zaman kendilerine verilecek olan hazineyi biriktirmiş olurlar”—Ellen G. White, Çağların Arzusu, s. 523 [Sevgi Öğretmeni, s. 513].


Sonuçta, vekilharçlık en büyük iki emir olan Allah’ı sevme ve komşumuzu sevme emirlerine uyarak yaşanan hayattır; bu iki emir aynı zamanda kişinin yaptığı her şeyin itici gücü ve motivasyon kaynağıdır.


Kendi yaşamın ve yaşamında açığa çıkan vekilharçlık bu iki büyük emri ne kadar iyi yansıtıyor?


PERŞEMBE


EK ÇALIŞMA: “Mesih bu dünyaya Allah’ın sevgisini bildirmeye geldi. Takipçileri de O’nun başlattığı işi devam ettirmelidirler. Biz de yardım etmeye gayret edelim ve birbirimizi güçlendirelim. Gerçek mutluluğun bulunabileceği yol, başkalarının iyiliğini istemektir. İnsan Allah’ı ve kardeşlerini severek kendi çıkarına karşı gelmiş olmaz. Ruhu ne kadar özveriliyse o kadar mutlu olur, zira o Allah’ın kendisi için tasarısını yerine getirmektedir”— Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 24, 25.


“Nerede bir kilisede hayat varsa, orada büyüme ve çoğalma vardır. Ayrıca daimî olarak değiş tokuş vardır; alarak ve dağıtarak, tahsil ederek ve Rabb’e ait olanı O’na geri vererek. Allah her gerçek imanlıya ışık ve bereket dağıtır, o da Rab için çalışırken bu ışığı ve bereketi başkalarına yayar. Aldıklarından bir kısmını verdikçe, alma kapasitesi büyür. Taze lütuf ve gerçeğe yer açılır. Daha parlak ışık, artan bilgi onundur. Kilisenin hayatı ve gelişimi işte bu alıp vermeye bağlıdır. Alan fakat vermeyen, kısa süre sonra alamamaya başlar. Eğer hakikat ondan başkalarına iletilmiyorsa, alma kapasitesini kaybeder. Taze bereketler almak istiyorsak, göğün mülklerini dağıtmalıyız”— Ellen G. White, Counsels on Stewardship [Vekilharçlık Üzerine Öğütler], s. 36.


TARTIŞMA SORULARI:


Rabb’e güvenmek kanaatkârlığı ne şekilde sağlar? Düşünsel seviyede Allah’a tüm yüreğinle güvenmen ne gerektirir? 2Ko. 10:5. Neden “bütün şeylerin birlikte iyilik için işlediğini” (Rom 8:28, KM, Candemİr) söylemek kolaydır ama buna inanmak zordur? Yani, Allah’a güvendiğimizi söylememize ve düşünsel seviyede gerçekten de güveniyor olmamıza rağmen, neden gelecekten bu kadar korkuyoruz?


Derste şu soruyu sorup cevaplarınızı karşılaştırın: “25 ya da daha az kelimeyle vekilharçlığı tanımlayın.” Sonra şu soruyu sorun: “25 ya da daha az kelimeyle, vekilharçlık neden Hristiyanın yaşamının önemli bir parçasıdır?”


Matta 7:21–23 ayetlerini tekrar oku. Burada ne oluyor? Bu kişiler neden yaptıkları şeyleri söylüyorlar? Sözleri kendileri hakkındaki hangi gerçekleri ortaya çıkarıyor? Her ne kadar iyi vekilharçlar olmaya çalışıyorsak da, her ne kadar iman ve itaatle dolu bir hayat yaşamaya çalışıyorsak da, her ne kadar Allah’ın adına iyi işler yapmaya çalışıyorsak da, bu ayetlerde bahsedilen kişiler gibi bizim de kendimizi kandırmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?


Hristiyan etkisini sadece bireysel seviyede düşünmeye alışmışızdır. Peki ya yerel kiliseniz seviyesinde? Bir bütün olarak kiliseniz toplum içinde ne tip bir etkiye sahip?


CUMA


30 Mart


31 Mart


Üç İşareti Aramak


Andrew McChesney, Adventist Müjdeciliği


Starlene Peters doğup büyüdüğü ülke Trinidad Tobago’daki bir gençlik konferansında tecrübeli Amerikalı bir müjdecinin konuşmasını dinlerken, Güney Amerika’ya yapılacak iki haftalık müjdeleme seyahatine katılıp katılmamak konusunda kendisini sıkışmış hissediyordu.


İçindeki istek kafasını karıştırmıştı. Yedi yıl süren vur patlasın çal oynasın hayatından sonra Yedinci Gün Adventist kilisesine daha yeni dönmüştü bu yüzden bir müjdeci olmak için kendisini yeterli görmüyordu.


O zaman 25 yaşında olan Starlene “Bana sorsanız bende müjdeci kumaşı yoktu,” diyor. “Ben de dua etmeye karar verdim.”


Tanrı’dan bir işaret istemiş: Eğer gençlik konferansındaki insanlar gelip kendisinden müjdeci olmasını isterlerse… Orada kendisini tanıyan yokmuş o yüzden kimsenin yaklaşmayacağını düşünüyormuş. “Ama aynı gün içinde bir çok kişi yanıma gelip ‘Müjdeci olmayı düşündün mü?’ diye sordu.”


Tecrübeli müjdecinin konuşmasından etkilendikleri için o gün herkesin aklında müjdecilik olduğunu düşünmüş bu yüzden Tanrı’dan ikinci bir işaret istemiş: Eğer babam benden bir müjdeci olmamı isterse… “Babam kiliseye giden biri değildi ve ben onun tek kızıydım. Yani öyle bir şeyin gerçekleşme olasılığı çok düşüktü. Tanrı’yı köşeye sıkıştırdığımı düşünüyordum.”


Ertesi gün babası arayıp, “Belki de Tanrı’nın seni yönlendirdiği yere gitmelisin,” demiş. Son günlerde kızının hayatında gerçekleşen değişikliklerden çok memnunmuş.


Starlene o gece öfkeyle dua etmiş. Guyana’ya yapacağı müjdeleme seyahati için işini tehlikeye atmak istemiyormuş. Üçüncü bir işaret istemiş: Eğer Tanrı seyahat için gerekli 450 doları sağlarsa…


Ertesi gün konferansın son günüymüş. Yabancı biri yanına yaklaşmış ve ona beyaz bir zarf uzattıktan sonra arkasını dönüp gitmiş. “Zarfı açtım, içinde tam olarak ihtiyacım olan para, 450 dolar vardı.”


Sonunda Starlene bir buçuk yılını Guyana’daki bir müjdecilik okulunda öğretmenlik yaparak geçirmiş. O zamandan beri de hayatı kısa veya uzun süreli müjdeleme seyahatleriyle geçiyor. Sadece para biriktirmek için eve dönüyor. 2014 yılında kilisenin Müjdede Bir Yıl programına yaptığı katkılardan dolayı Adventist Kilisesi başkanı Ted N.C. Wilson tarafından kendisine ödül verildi.


Şimdi 32 yaşında olan Starlene, İsa’yı paylaşmak için asla çok geç ya da çok erken olmadığını söylüyor.


“İlk müjdeleme seyahatimden önce kiliseye daha yeni dönmüştüm ve kendimi bir müjdeleme seyahatine çıkacak kadar Hristiyan hissetmiyordum. Şimdiyse sürekli müjdeleme seyahatlerindeyim. Tanrı ihtiyaçlarımı karşılıyor.”


Starlene Peters hakkında daha fazlası geçen haftanın öyküsünde.