*4–10 Şubat

Kutsal Ruh ve 
Kutsal Bir Yaşam Sürmek

SEBT GÜNÜ

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: 1Pe. 1:14–16; Yşa. 6:3; İbr. 12:14; 1Ko. 6:11; 1Ti. 1:8; Mez. 15:1, 2.

HATIRLAMA METNİ: “Esenlik kaynağı olan Tanrı’nın kendisi sizi tümüyle kutsal kılsın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz Rabbimiz İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere korunsun.” (1 Selanikliler 5:23).

Allah’ın kutsallığına karşı hassas olmamak ve Allah’ın günaha ve kötülüğe karşı ortaya konmuş nefreti hakkında çok fazla düşünmemek kolaydır.

Fakat kutsallık Kutsal Kitap’ta çok önemli bir temadır. Kutsallık arayışı, İsa gibi sevgi dolu ve temiz olmak her Hristiyanın önceliği olmalı. Haklı olarak “ben senden daha kutsalım” tavrından ürkeriz. Fakat aynı zamanda temiz ve kutsanmış bir hayat yaşamanın ne demek olduğunu da kolayca unutabiliriz.

Allah’ın sevgisi ve kutsallığı ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlıdır. Allah’ın kutsallığı olmasaydı, sevgisi duygusallık tehlikesi altında olurdu; O’nun sevgisi olmasaydı, kutsallığı acımasız ve yaklaşılmaz olurdu. Her iki nitelik, O’nun sevgisi de kutsallığı da, Allah’ın doğasının temelidirler.

Kutsal Ruh anlaşılması zor bir şekilde bizim kutsallığın peşinde olmamız ile bağlantılıdır. Ne de olsa O’nun adı Kutsal Ruh ve O “Kutsallık Ruhu” olarak adlandırılır (Rom. 1:4). O’nun adı bize Allah’ın kutsal olduğunu ve O’nun büyük arzusu olan günahkârları Kendi kutsallığının suretine dönüştürme arzusunu hatırlatır. Bu hafta kutsal olmanın ve kutsal bir yaşam sürmenin ne demek olduğuna daha yakından bakacağız.

*11 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

6. DERS

5 Şubat

Allah’ın Kutsallığı

1. Petrus 1:14–16 ayetlerini oku. Kutsallık için nihai istek neden sadece Allah’ın Kendisinin gerçekliğidir? Seni kutsal bir yaşam sürmeye sevk eden nedir? Allah’ın kutsal olması ne demek?

Allah’ın kutsallığını ihmal ederek O’nun sevgisine vurgu yapmak yaygındır. Allah sevgi olsa da, kutsallık fikri Allah’ın ismiyle Kutsal Kitap’taki diğer tüm niteliklerinden çok daha sık ilişkilendirilmiştir (Mez. 89:18, Yşa. 40:25, Yer. 51:5, Hez. 39:7, Va. 4:8). Kutsallık O’nun doğasının saflığını ve ahlakî mükemmelliğini tanımlar. Allah’ın kutsallığı demek, O’nun mükemmel olarak iyi ve günahtan tamamıyla özgür olması demektir. Allah’ın kutsallığı, O’nun tüm diğer niteliklerinin mükemmelliği demektir.

Allah sonsuz bir güce sahip, mükemmel ve tam bir bilgiye sahip ve her yerde olup, mükemmel bir kutsallığa sahip olmasaydı, haklı olarak korktuğumuz bir güç olurdu. Aksine, O sevmemiz gereken bir Tanrı’dır.

O’nun gücü kutsal bir güçtür. O’nun merhameti kutsal bir merhamettir. O’nun bilgeliği kutsal bilgelik ve sevgisi kutsal sevgidir. Bu anlamda kutsallık tüm ilahî sözlerin en derinidir, zira Allah’ın doğasıyla ilgilidir. Allah’ın kutsal varlığının saflığını inkâr etmek belki de O’nun varlığını inkâr etmekten daha kötüdür. İkincisi O’nu var olmamış yapar, birincisi ise O’nu sevgisiz, hatta nefret edilen bir tanrı yapar.

Allah’ın kutsallığı demek O’nun günahtan ayrı olması demek ve içinde Kendisini gösterdiği iyiliğe tamamıyla adanmış olması demektir. Başka bir deyişle, kutsallık ahlakî bir nitelik kadar ilişkisel bir niteliği de simgeler. Günahtan ayrılmayı ve Allah’ın yüceliğine tamamen adanmayı kapsar.

Yeşaya 6:3 ve Vahiy 4:8 ayetlerinde Allah “Kutsal, kutsal, kutsal” olarak tanımlanır. Kutsal Kitap yazarları önemli olan bir şeye vurgu yapmak istediklerinde söylenen şeye dikkatimizi çekmek için o sözü tekrarlarlar. İsa sözleri tekrar ederek önemli ifadelere dikkatimizi çeker: “doğrusu, doğrusu”(Yuhanna 5:24, 6:47, vb.), veya “Yeruşalim, Yeruşalim” (Matta 23:37), ya da “Marta, Marta” gibi isme seslenerek (Luka 10:41). Allah’ın niteliklerinin içinde sadece O’nun kutsallığı bir kerede üç kez tekrar edilir. Bu bir şeyin öneminin çok yüksek olduğunu gösterir. Allah’ın doğası gerçekten de kutsaldır. O pak ve iyidir.

Bizim sonsuz güçlü Allah’ımız ve Yaratıcımız kutsal ve sevgi dolu olmasaydı, haklı olarak ne kadar korkmuş olurdun? Allah’ın olduğu gibi olması konusunda neden çok minnettar olmamız gerektiği hakkında, cevabın sana ne diyor?

PAZAR

6 Şubat

Kutsallığın Doğası

“İsa’ya yaklaştıkça kendi gözünüzde daha kusurlu görüneceksiniz; zira görüşünüz daha keskin olacaktır ve sizin kusurlarınız O’nun kusursuz doğasına kıyasla geniş ve kesin bir tezat sergileyecektir. Bu, Şeytan’ın aldatmalarının gücünü kaybettiğinin kanıtıdır; Kutsal Ruh’un canlandırıcı etkisinin sizi uyandırdığının belirtisidir.”—Ellen G. White, Mesih’e Doğru Adımlar, s. 64, 65 [Yol, Gerçek ve Yaşam, s. 55].

Efesliler 1:4, 5:25–27 ve İbraniler 12:14 ayetlerini oku. Allah’ın tüm halkı ve kilise için amacı nedir?

Kutsallık Allah’ın hem emri, hem de armağanıdır. Bu yüzden onun için dua etmeli ve her gün onu ortaya koymaya çalışmalıyız. Kutsallık, her gün Mesih’le birlikte Ruh’ta yürürken hayatlarımızda gözüken Ruh’un meyvesidir (Gal. 5:16, 22, 25). Kutsallık, Mesih benzerliğinde olmak demektir. İsa’ya ait olmak ve O’nun çocuğu olarak sevgi dolu itaat ve adanmışlıkla yaşamak, gitgide daha fazla O’nun benzerliğine dönüştürülmek demektir. Kutsallık kavramının temel anlamı ayrılmış olma durumuna, Allah için özel bir hizmet nedeniyle ayrılmış olmaya işaret eder. Öte yandan kutsallık ayrıca gerçek bir ahlakî ve ruhsal niteliğe, yani Allah’ın önünde pak ve doğru olmaya işaret eder. Her iki yön bir arada tutulmalıdır.

Yeni Ahit’te imanlılar onları özel bir amaç için ayıran İsa’yla eşsiz ilişkilerinden dolayı kutsal olarak adlandırılırlar. Kutsal olmak onları etik olarak mükemmel ve günahsız yapmaz, fakat onları değiştirir ve böylece kutsal ve pak bir hayat tarzı yaşamaya başlayabilirler (Pavlus’un mükemmel ve günahsız olmamalarına rağmen Korintlilere kutsallar veya azizler dediği 1. Korintliler 1:2 ayetiyle karşılaştırın). İmanlılar, onsuz kimsenin Rabb’i göremeyeceği kutsallığın ardından gitmeye teşvik edilmişlerdir (İbr. 12:14). Her imanlının Allah tarafından kabul edilmesi başlangıçtan itibaren mükemmeldir, fakat kutsallıkta büyümemiz hayat boyu süren bir süreçtir ve her zaman büyümelidir ki bizi kurtaran Mesih’in kusursuz suretine gitgide daha fazla dönüşebilelim.

Kutsal olmak ile hâlâ kutsallığın ardından gitmek arasında bir gerilim vardır. Hâlihazırda Allah’a ait olduğumuzu ve İsa’nın bizim yerimize kurban olması nedeniyle O’nun tarafından kabul edildiğimizi bilmek kutsallığı aramamızı nasıl etkiler?

PAZARTESİ

7 Şubat

Kutsanmanın Aracısı

1. Korintliler 6:11, Titus 3:5 ve İbraniler 13:12 ayetleri kutsanma hakkında bize ne diyor?

Kutsanmamız iman aracılığıyla (İbr. 11:6) Kutsal Ruh’un gücüyle (2Se. 2:13, 1Pe. 1:2) tamamlanır. Elçi Pavlus şöyle bildiriyor: “Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih adıyla ve Tanrımız’ın Ruhu aracılığıyla aklandınız” (1Ko. 6:11). İsa içimizdeki Ruh’un ürün vermesini sağlayan kutsallıkta hayat boyu büyümemizi gerçekleştiriyor. O’nun benzerliğine dönüştürülmemiz “Ruh olan Rab sayesinde oluyor” (2Ko. 3:18).

Galatyalılar 5:16, 17 ayetlerini oku. Bu ayetlerde Pavlus bize ne diyor?

Her imanlının içinde devam eden bir savaş vardır. Hepimizin karşılaştığı bu gerilim, günahın içimizde yaşadığı gerçeğinden kaynaklanır (Rom. 7:20). Elçi Pavlus hayatının sonlarına yakın şunları söylerken bu savaşı biliyordu: “Kardeşler, kendimi bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: Geride kalan her şeyi unutup ileride olanlara uzanarak, Tanrı’nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum (Flp. 3:13, 14).

İbraniler 12:1, 2 ayetlerini oku. Günaha karşı yürütmemiz gereken iman savaşı nedir?

Savaşmak üzere çağrıldığımız muharebe, “gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya” dikmektir (İbr. 12:2). Sıklıkla kendi inançlarımızda benmerkezciyizdir. Bize günaha karşı zaferi verebilecek tek kişi olan Allah’ın yerine, aşırı derecede zaferlerimize ve yenilgilerimize odaklanırız. Kutsal Ruh İsa’ya bakmamıza yardım ettiği zaman günaha arzu duymayız ve bize kolayca engel olan her şey bir kenara atılır (İbr. 12:1). Fakat günahlarımıza ve eksik yönlerimize odaklandığımızda İsa’ya değil kendimiz bakarız. Bu bizi kolayca yenilgiye götürür, çünkü kendi noksanlıklarımızı gördükçe cesaretimizi kolaylıkla yitirebiliriz. Fakat İsa’ya bakarak cesaretlendiriliriz ve zaferle yaşayabiliriz.

Bir kimse sana “Kutsal Kitap’ta bana vaat edilen günaha karşı zaferi nasıl kazanabilirim?” diye sorsaydı cevabın ne olurdu ve neden? Cevabını Sebt günü derste söyle.

SALI

8 Şubat

Kutsallığın Kuralı Allah’ın Yasasıdır.

Allah’ın bizi Kendi yasasını tutmaya çağırdığını biliyoruz. Bu durumda, “bizi kurtaramıyorsa O’nun yasasını neden tutmalıyız” sorusu ortaya çıkıyor. Bunun cevabı kutsallık fikri içinde bulunur.

Romalılar 7:12 ve 1Ti. 1:8 ayetlerini oku. Pavlus yasayı tanımlamak için hangi nitelikleri kullanıyor? Yasa Allah’ın karakterini nasıl yansıtır?

Yasa kutsal, doğru ve iyidir. Bu üç vasıf yalnızca Allah’ın Kendisi’ni uygun bir şekilde tanımlar. Bu yüzden yasa Allah’ın karakterinin bir ifadesidir.

Ruhla dolu bir hayat yaşamak demek, Allah’ın yasasına göre yaşıyoruz demektir. Yasa O’nun kutsallığının değişmez kuralıdır. Yasanın getirdiği standart, Allah’ın Kendisi değişmez olduğu gibi, değiştirilemez. İsa yasanın yürürlükten kalkmayacağını, aksine her bölümünün tamamlanması gerektiğini onayladı (Matta 5:17–19). Yasayı tutmak yasacılık değildir; sadakattir. Yasa bizi kurtarmaz. Bunu asla yapamaz. Yasa asla bizim kurtuluşa giden yolumuz değildir. Aksine, kurtulmuş olanların yoludur. Tabiri caizse yasa, içinde sevgimizin yürüdüğü ve kendini ifade ettiği ayakkabıdır. Bu nedenle İsa, dikkate değer bir biçimde “kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak” dedi (Matta 24:12). Yasaya değer verilmediğinde sevgi azalır.

Romalılar 13:10 ve Matta 22:37–40 ayetlerini oku. Sevmek neden yasayı yerine getirmektir?

Kutsallık için kural ve kaide Allah’ın yasasıyken, O’nun kutsallığının kalbi sevgidir. Sevgi Allah’ın kurtarıcı işlerine cevaptır ve sadakatte ortaya konur. Dürüst ve sevgi dolu bir yasa tutucusu olmadan İsa’nın iyi bir öğrencisi olamazsınız. Sevgi olmadan yasanın maddelerini yerine getirmek mümkün olsa da, yasayı tutmadan gerçek sevgiyi sergilemek mümkün değildir. Gerçek sevgi imanlı olmayı gerektirir. Sevgi yasayı yürürlükten kaldırmaz. Onu yerine getirir.

Yasa neden Allah’ın bize karşı sevgisinin bir ifadesidir? Sevgi ve itaat birbiriyle nasıl ilişkilidir?

ÇARŞAMBA

9 Şubat

Kutsallığı Aramak

Mezmur 15:1, 2; Efesliler 4:22–24; ve 2. Timoteos 2:21 ayetlerini oku. Kutsallık hakkında bize ne diyorlar?

Kutsallık Allah ile paydaşlığın mutluluğundan zevk almak için ön şarttır. Bizim Allah’a yararlı oluşumuzun önkoşuludur. “Bir eylem ek, bir alışkanlık biç; bir alışkanlık ek, bir karakter biç” sözünün doğruluğunu biliyoruz. Buna “Karakter kaderdir” sözünü de ekleyebiliriz.

Göğe götürebileceğimiz tek şey karakterlerimiz olacaktır.

Fakat yeni alışkanlıklar ve karakter geliştirmek, kendi çabamızla yapabileceğimiz kendi kendini kutsama işi değildir. Alışkanlık oluşturmak Ruh’un bizi kutsallık içinde yönlendirdiği olağan yoldur. Alışkanlıklar Hristiyan yaşantımızda çok önemlidir, bilhassa da Kutsal Kitap’ta belirtilen sabır, sevgi, sadakat, nezaket, iyilik ve özdenetim gibi değerlerle bağlantılı büyüyen alışkanlıklar.

Kutsal Ruh kalplerimizi doldurduğunda, şüphesiz Allah için etkin bir şekilde çalışacağız. Fakat bizi kutsayanın ve içimizde başladığı iyi işi bitirecek olanın Allah olduğunu sıklıkla unutuyoruz (Flp. 1:6). Bazen Allah için yaptığımız şeyler ile o kadar çok meşgul oluyoruz ki, duada O’nunla iyi zaman geçirmeyi unutuyoruz. Dua edemeyecek kadar meşgul olduğumuzda, aslında Hristiyan olamayacak kadar meşgul olmuş oluyoruz.

Belki de bilgimiz ve başarımız bizi o kadar bağımsız ve kendine güvenen kişiler haline getiriyor ki, becerilerimizi ve ince planlarımızı kanıksayarak, Mesih’ten ayrı ve Kutsal Ruh olmadan hiçbir şey başaramayacağımız unutuyoruz.

Eylemcilik kutsallık değildir. Rab için büyük işler yapmış, fakat gerçekte O’nu takip etmemiş insanlar olacak. “O gün birçokları bana diyecek ki, ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’” (bkz. Mat. 7:22, 23). Allah tarafından çağrılmış olmakla, Allah için bir şey yapmaya sevk edilmiş olmak arasında büyük fark vardır. Allah’ın çağrısını duymak için en başta sükûnetle zaman ayırmamışsak, her ne yapıyorsak kendi kendine yapıyor olma tehlikesi içindeyizdir. Fakat işimiz ilahî bir çağrıdan kaynaklanmıyorsa, işimizle alakalı bir güç, huzur ve kalıcı bir bereket olmayacaktır. Kişisel kutsallığımızda en büyük ihtiyacımız Kutsal Ruh’un bizi yönlendirdiği üzere Allah’ın sesini duyduğumuzda ve O’nun Sözü’nden yeni güç aldığımızda O’nunla kaliteli zaman geçirmektir. Bu bizim işimize muazzam bir güvenilirlik ve ikna edici bir güç verecektir.

PERŞEMBE

10 Şubat

EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri] kitabında 95–102. sayfalardaki “Mayaya Benzer” bölümünü oku.

Allah anlaşılamayacak derecede kutsal ve bizim doğamız günahlı ve bozulmuş iken, O’nun kutsallığını anlamaya bile nasıl başlayabiliriz ki? O’nun kutsallığı O’nu tekil ve biz insanların tecrübe ettiği günah ve ölüm dünyasından ayrı olarak tanımlar. Fakat en harika şey şudur: Allah bize Kendi kutsallığına ortak olma fırsatını sunar. Bu O’nunla antlaşma ilişkisinin bir parçasıdır. “İsrail topluluğuna de ki, Kutsal olun, çünkü ben Tanrınız RAB kutsalım” (Lev. 19:2). Ya da İbraniler kitapçığının dediği gibi: “‘İsrail halkıyla ve Yahuda halkıyla yeni bir antlaşma yapacağım günler geliyor’ diyor Rab... ‘O günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur’ diyor Rab, ‘yasalarımı zihinlerine işleyeceğim, yüreklerine yazacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak’” (İbr. 8:8, 10). Bu ayetlerde kutsallık, antlaşma ve yasa arasındaki bağlantıyı görebiliriz. Allah’ın yasasına itaat etmeden kutsal olamayız ve biz O’nun yasasına sadece O’nun Kendisi, yani Kutsal Ruh O’nun yasasını kalplerimize ve aklımıza yazdığı için itaat ederiz. O’nun yasasına sevgiyle itaat ederek kutsallığına ortak olmak (İbr. 12:10) bizim için ne kutsal bir ayrıcalık.

TARTIŞMA SORULARI:

Salı gününün çalışmasının sonunda yer alan, ‘birisi sana yaşamlarımızdaki günah üzerine vaat edilen zaferi nasıl kazanabilirim diye sorarsa ne cevap verirsin’ sorusunun cevapları üzerinden tekrar geç. Onlara ne söylerdin?

Allah’ın yasasının kalplerimizde ve zihinlerimizde yazılı olması ne demektir? Bu, yasanın sadece taş levhalar üzerine yazılı olmasından neden farklıdır?

Allah’ın kutsallığı hakkında düşündüğünde aklına neler geliyor? Sınıfta bulunanların hepsine tek tek Allah’ın kutsallığı hakkında ne düşündüklerini sor. İsa Allah’ın kutsallığı hakkında bize ne gösteriyor?

Kutsallığımızın temeli nedir? Kutsallığa nasıl erişilebilir?

5. Daha önce, Çarşamba gününün çalışmasında şu ifade edildi: “Yasa bizi kurtarmaz. Bunu asla yapamaz. Yasa asla bizim kurtuluşa giden yolumuz değildir. Aksine, kurtulmuş olanların yoludur.” Bu düşünce, içlerinde Kutsal Ruh’un çalıştığı Hristiyanların kutsanmasında yasanın rolünün ne olması gerektiğini anlamamıza nasıl yardımcı olur?

CUMA

*11–17 Şubat

Kutsal Ruh ve
Ruh’un Meyvesi

SEBT GÜNÜ

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Yu. 15:1–11, Gal. 5:22, 1Ko. 13, Rom. 14:17, Ef. 5:9, Matta 5:5.

HATIRLAMA METNİ: “Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur” (Galatyalılar 5:22, 23).

Ruh’un meyvesi Hristiyan hayatının gerçek özüdür. Elçi Pavlus bu meyvenin dokuz değişik yönünü sıralasa da, bu yine de bir tek meyvedir ve kendi bütünlüğü içinde görülmelidir. Ruh’un meyvesi bize bir kişinin ruhsal armağanlar ve beceriler sayesinde Allah için ne yapabileceğini söylemez. Bunun yerine kişinin Allah için nasıl yaşadığını gösterir. Kişinin kim olduğunu söyler. Galatyalılar 5:22, 23 ayetlerinde sayılan tüm erdemler İsa Mesih’te mevcuttur. Bu nedenle Ruh’un meyvesi, Kutsal Ruh’un gücü aracılığıyla mümkün kılınan içimizdeki İsa Mesih’in yaşamıdır.

Ruh’un meyvesi bizim sadece insan çabası ile elde edilebileceğimiz bir şey değildir. İrade gücümüzü kullanarak bu erdemlerin bazılarını oluşturmak ve göstermek mümkündür. Fakat bu Kutsal Ruh’un içimizde yaptığıyla aynı şey değildir. Bizim kendi oluşturduğumuz, gerçeği ile karşılaştırıldığında balmumundan yapılmış meyve gibidir. Balmumundan meyveler sunidir. Uzaktan aynı güzellikte görünürler, fakat tadı karşılaştırılamaz bir şekilde gerçeğinden kötüdür. Gerçek meyve mamul değildir. Bir ilişkiden büyür. Kutsal Ruh bizi İsa’yla bağladığında O’nun Yazılı Sözü aracılığıyla O’nun karakter özellikleri hayatlarımızda sergilenmeye başlar.

*18 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

7. DERS

12 Şubat

Meyve Vermenin Şartı

Yuhanna 15:1–11 ayetlerini oku. Meyve neden ancak İsa, yani asma ile canlı bir ilişki dolayısıyla verilebilir? İsa’da kalmak neden bu kadar önemli? O’nda nasıl kalırız?

Hristiyanın gerçek bir şekilde meyve vermesinin ilk sırrı, Mesih’te kalmaktır. Mesih’ten ayrı olarak gerçek ruhsal meyveler veremeyiz. Ruh’un meyvesi bize dışarıdan dayatılmaz, içimizdeki Mesih’in yaşamının bir sonucudur. Yuhanna 15:1–11 ayetlerinde, İsa bize meyve vermenin Mesih’in, yani asmanın yaşamının imanlıların dallarından akmasının bir sonucu olduğunu söylüyor. Meyvenin büyümesi Mesih İsa aracılığıyla Allah’ın işidir.

İmanlının sorumluluğu Mesih’te kalmaktır. Mesih bizim düşüncelerimizde yaşadığında, işlerimizde de görünür hale gelecektir. İsa Kendi yaşamını içimizde sürdürür. Mesih’in yaşadığı hayat, O’nun karakterini yansıtmamız bakımından, içimizde oluşturulacaktır.

Ruh’un meyvesi, Kutsal Ruh aracılığıyla Mesih’in takipçileri içinde üretilen İsa’nın karakteridir. Mesih içimizde yaşadığı zaman “Ruh’la yürürüz ve bedenin arzusunu asla yerine getirmeyiz” (Gal. 5:16, CANDEMİR).

İsa’nın sözleriyle: “Her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve veremez” (Matta 7:17, 18). İyi meyve, Kutsal Ruh aracılığıyla İsa’yla ilişkide kalmamızın doğal ürünüdür. Ruh’un kalbimizdeki içsel telkinleriyle işbirliği yaptığımızda, Ruh’un meyvesi yaşamlarımızda belirgin hale gelir. Karakterlerimiz, söylediklerimizde ve yaptıklarımızda, hatta düşündüklerimizde bile İsa Mesih’in karakterini yansıtmak üzere dönüştürülür. Kutsal Ruh zaferli bir şekilde yaşamamız için bize güç verecek ve Allah’ın çocuklarının karakter özellikleri olan erdemleri geliştirecektir.

Elçi Pavlus 2. Timoteos 3:5 ayetinde “Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler”i tanımlıyor. Dindar bir yaşam ile Kutsal Ruh’la dolu bir yaşam arasındaki fark nedir? Kendimizin ne tür bir yaşam sürdüğümüzü nasıl bilebiliriz?

PAZAR

13 Şubat

Sevgi Meyvesi

Galatyalılar 5:22 ayetini ve 1. Korintliler 13. bölümü oku. Sevgi neden Ruh’un meyvesinin ilk ve en önemli yönüdür? Sevgi bu meyvenin takip eden tüm diğer yönlerini nasıl etkiler?

Sevgi Ruh’un meyvesinin çeşitli karakter özelliklerini uygun bir şekilde yönlendirir ve taçlandırır. Bir anlamda sıralanan tüm diğer özellikler sevginin yönleri olarak görülebilir. Allah sevgi olduğundan (1Yu. 4:8), en büyük Hristiyan erdemi sevgidir (1Ko. 13:13). Allah’ın sevgisi tüm diğer iyiliklerin temeli ve kaynağıdır. Allah’ın sevgisi Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimize dökülür (Rom. 5:5). Sevgi, Allah’ın çocukları olduğumuzun kanıtıdır.

Bu sevgi, salt insanî ilgiden çok daha fazlasıdır. İnsan çabasıyla taklit edilemez. Mesih’te kalmanın sonucu olarak ortaya çıkar. Cömert ve hak edilmeyen bir sevgidir. Tek başına dönüştürme gücüne sahiptir. İlahî sevgi, hassas fakat güçlü doğasıyla günahkârları tövbeye yöneltir ve daha iyi bir şeyi isteme arzusu uyandırır. Sevgi birleştirme gücüne sahiptir, daha önce birbirine düşman olanları bile birleştirir (Luka 6:27, 28; Rom. 5:8). Böylece birbirimize karşı olan sevgimiz sayesinde dünya Hristiyanların gerçekten de İsa Mesih’in takipçileri olduğunu bilecektir. Bu sevgi meyvesi Hristiyanları başkalarına karşı anlayış ve hassaslık göstermeye de yöneltecektir.

1. Korintliler 13. bölümde yer alan sevginin örnek tarifinin tam da 12. ve 14. bölümler arasında yer alması ilginçtir. Bu iki bölüm Ruh’un armağanlarıyla ilgilidir. Ancak 13. bölüm, Ruh’un meyvesi olan sevgiyle ilgilidir. Üstün armağanlar bile sevgisiz hiçbir şeydir. Ruh’un meyvesi olmaksızın Ruh’un armağanları güçsüzdür ve Allah’ın amaçladığı bereketleri üretmezler. Ancak sevgi, Ruh’un meyvesinin diğer tüm erdemlerini bir bütün halinde birbirine bağlayan tutkaldır.

Hayatının hangi kısmı sevgi özelliğinden yoksun? Kutsal Ruh’tan günlük yaşamda muhatap olduğun insanlara karşı seni sevgiyle doldurmasını iste. Allah bizi diğer insanlar aracılığıyla da sevdiğini hatırla. Başkalarına karşı nasıl sevgi gösterebilirdin? Sevgi Ruh’un meyvelerinde bahsedilen diğer değerleri nasıl etkiler?

PAZARTESİ

14 Şubat

Sevinç, Esenlik ve Sabır

Romalılar 14:17 ayetinde şunları okuyoruz: “Çünkü Tanrı’nın Egemenliği, yiyecek içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir.” Yani sevinç, Allah’ın bereketlerine ve O’nun büyük merhametiyle affına karşı sevginin cevabıdır.

Şu anda insan sevinci genellikle dünyasal şeyler üzerine odaklıdır ve etrafımızı çevreleyen şartlardan etkilenir. Fakat Ruh’un meyvesinde kökleşmiş sevinç Allah’a ve O’nun bizim için yaptıklarına odaklanır. Etrafımızı saran şartlarla şekillenmez. Allah’ın halkı olarak biz sevinçli olmalıyız. Arkadaşça bir gülümseme birçok şey ifade etse de, bu her zaman gülümsememiz gerektiği anlamına gelmez. Fakat bizim Tanrı’ya olan güvenimiz, O’nun bizim için ve bizim içimizde yaptıkları üzerine anlatılmaz bir sevinçle sevinmemiz için bize birçok sebep verecektir. Ruhsal sevinç etkin imanın sonucudur.

Romalılar 14:17 ile birlikte Yuhanna 14:27 ayetini oku. Esenlik Kutsal Ruh’un işiyle nasıl bağlantılıdır?

Esenlik sevinçten daha uzun sürer. Esenlik, Rabbimiz İsa Mesih’e iman ederek aklanmanın sonucu olarak gelir (Rom. 5:1). Allah’la barıştığımızda, Kutsal Ruh bizi diğer insanlarla barış içinde ve onlara karşı sabırlı olmaya yöneltir. Kutsal Ruh aracılığıyla esenlik Tanrısı bizimle olacağından (Flp. 4:9), başkalarına karşı kavgacı ve intikamcı olmayız. Aksine, mümkün olduğunca herkesle barış içinde yaşamaya çalışırız (Rom. 12:18).

2. Petrus 3:9 ayetini oku. Sabır Allah’ın karakterini nasıl yansıtır?

Sabır insanların genel bir karakter özelliği değildir. İşler yolunda gitmediği zamanlarda bile diğer insanlara veya olaylara katlanmak demektir. Fakat yine de, denenmelerde bile yalnız değiliz. Allah Kutsal Ruh aracılığı ile bizi ayakta tutar ve zamanın sonunda imanlıların bir karakter işareti olan sabrı inşa eder (Va. 14:12). Sadece önemli bir amacı hedefleyenler sabırlı olabilirler.

Sevinç, esenlik ve sabır. Bu meyvenin ne kadarını hayatında tecrübe ediyorsun? Bu alanlardan hangilerinde, içinde daha çok çalışılması gerek?

SALI

15 Şubat

Şefkat, İyilik ve Bağlılık

1. Korintliler 13:4 ayetini oku. Gerçek şefkat neden diğer insanlara karşı böyle olumlu bir cazibeye sahiptir? Allah’ın insanlarla ilişkilerinde, O’nun şefkatini nerede görüyorsun?

“Şefkat” kelimesi Allah’ın halkıyla ilgilenmesi tanımlanırken sık sık kullanılır. Şefkat aynı zamanda diğer insanlar sürçtüğünde onlarla ilgilenmemizi de tanımlar. Allah bizim hatalarımızla ilgilenirken epey sert olabilirdi. Ancak O bize sevgi dolu bir babanın öğrenen bir çocuğa davrandığı gibi davranıyor (Hoşea 11:14). Herhalde başka hiçbir şey Hristiyan tanıklığımıza ve hizmetimize şefkatsizlikten daha sık itibarsızlaştırmaz. Nazik olmak paraya mal olmaz, fakat diğer insanların kalplerinin kapılarını açabilir. Azarlamakta ne kadar sert olmamız gerekirse gereksin, başkalarının hataları ve meseleleri ne olursa olsun, onlarla ilgilenirken kaba olmamız gerekmez. Paylarken nazik olmak belki de asil bir karakterin en büyük göstergesidir.

Efesliler 5:9 ayetini oku. Bu ayette iyiliğe başka neler eşlik ediyor?

İyilik, sevginin eyleme geçmiş halidir. Ruh’un meyvesi olarak büyüyen iyilik, ayrıca iyi işleri ve iyi davranışları da içerir. Gündelik sevgi işlerinde başkalarına karşı gösterilen iyiliktir. Kutsal Ruh içimizde yaşadığında, ilişkide bulunduğumuz kişilere karşı iyiliğin olumlu bir dışavurumu ortaya çıkacaktır.

Galatyalılar 5:22 ayetini oku. Allah’la birlikte Hristiyan yaşantımızda güvenilir ve sadık olmak neden önemlidir?

Burada söz konusu olan, Kutsal Ruh’un getirdiği karakterde ve ahlâkta sadakattir. Sadakat demek dürüstlük veya güvenilir olmak demektir. Sadık olanlar verdikleri sözleri yerine getirirler. Sadakat aynı zamanda “sadık tanık” (Va. 1:5) olarak adlandırılan İsa Mesih ile verdiği sözleri tutan ve yaptıklarına sadık olan Baba Tanrı’nın da karakter özelliğidir (1Ko. 1:9, 10:13, 1Se. 5:24, 2Se. 3:3). Sadık olduğumuzda, hayatlarımızda Allah’ın suretini yansıtırız. “Allah katında değeri olan, elde ettiğimiz harika sonuçlar değil, eylemlerimizi yönlendiren güdülerdir. O iyiliği ve sadakati başarılan işin büyüklüğünden daha çok ödüllendirir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church [Kilise için Tanıklıklar], 2. cilt, s. 510, 511.

ÇARŞAMBA

16 Şubat

Yumuşak Huyluluk ve Özdenetim

Galatyalılar 5:23 ve Matta 5:5 ayetlerini oku. Mesih’e yaraşır önderlik için yumuşak huyluluk veya alçakgönüllülük neden çok önemlidir?

Yumuşak huyluluk veya alçakgönüllülük zayıflık anlamına gelmez. Korkaklık veya liderlik vasfının olmaması demek değildir. Aksine, Musa dünyadaki en alçakgönüllü insan olmasına rağmen (Say. 12:3) Allah’ın halkının güçlü bir önderiydi. Uysal insanlar yaygaracı, kavgacı veya bencilce sinirlenen insanlar değillerdir. Bunun yerine nazik bir ruh ile hizmet ederler. Uysallık, tabi ki birisinin kendi çabasıyla değil, içimizde çalışan Allah’ın gücüyle oluşan içsel bir imanın ve güvenin dıştan ifadesidir. Genelde gürültücü, yaygaracı ve iddialı olanlar güvensizliklerini ve korkularını örtmektedirler.

Galatyalılar 5:23 ve Süleyman’ın Özdeyişleri 16:32 ayetlerini oku. Özdenetim yapmadığımız zaman hangi kötü durumlarla karşılaşırız? Hayatlarımızda özdenetim sahibi ve ölçülü isek hangi bereketleri kazanırız?

Kutsal Ruh’un meyvelerinin son yönü itidal veya özdenetimdir. Burada hepimiz çok dikkatli olmalıyız, zira kim kendine hâkim olma hususunda, bir alanda veya diğer bir alanda mücadele etmez ki? Kişi bir şehri, bir topluluğu veya bir kiliseyi yönetmeden önce, kendi ruhunu kontrol edebilmelidir. Gerçek itidal sadece yiyecek ve içecek konusunda kontrol değil, hayatın her alanını kontrol demektir.

Yukarıda bahsedilen tüm yönler Kutsal Ruh’un meyvesinin bir parçasıdır. Kutsal Kitap Allah’ın hayatlarımızdaki işini tanımlarken, kutsallığın etik yönleri karizmatik armağanlara göre önceliklidir. İmanlının hayatında geçekten önemli olan, tüm yönleriyle Mesih benzerliğinde olmaktır. Ruh’un meyvesi her yerdeki imanlıların ortak ayırt edici işareti olduğundan, O’nun kilisesinde görünebilir bir birlik meydana getirir.

Hayatının daha fazla özdenetim uygulaman gerektiren alanları hakkında düşün. Belki de bir alanda diğerine göre daha kontrollüsündür. Allah’ın gücü aracılığıyla tüm alanlarda kontrol sahibi olmak neden önemlidir? Cevabını Sebt günü derste söyle.

PERŞEMBE

EK ÇALIŞMA: “Modern dilde Galatyalılar 5:22, 23 ayetleri şöyle okunabilir: “Ruh’un Meyvesi sevecenlik, cana yakın tavırlar, neşe saçan bir ruh ve neşeli bir mizaç, huzurlu bir zihin ve sakin bir tavır, kışkırtıcı durumlarda ve zor insanlara karşı dayanıklı bir sabır, halden anlayan bir kavrayış ve anlayışlı yardımseverlik, cömert muhakeme ve büyük bir hayırseverlik duygusu, her türlü durumda bağlılık ve güvenilirlik, başkalarının sevincinde benliği unutan bir alçakgönüllülük, kusursuzlaşmada son işaret olan, her şeyde kendine hâkim ve özdenetimli olmaktır. Böyle bir karakter Ruh’un meyvesidir. Her şey Meyve sözcüğünde saklıdır. Çabayla değil fakat bağlı kalarak; endişelenerek değil fakat güvenerek; işlerle değil fakat imanla.’”—S. Chadwick, alıntı yapılan eser: Arthur Walkington Pink, The Holy Spirit [Kutsal Ruh] (Bellingham, Wash.: Logos Bible Software, n.d.), 30. bölüm.

“Hakikat sevgisi yüreklerinizde olursa, hakikatten bahsedersiniz. İsa’da sahip olduğunuz kutlu umuttan bahsedersiniz. Yüreğinizde sevgi varsa, kardeşinizi en kutsal imanda pekiştirmeye ve geliştirmeye çalışırsınız. Söylenmiş bir söz kardeşinin veya arkadaşının karakterine zarar veriyorsa, böyle kötü konuşmaları cesaretlendirme. Bu düşmanın işidir. Konuşana Allah’ın Sözü’nün böyle konuşmaları yasakladığını nazikçe hatırlat.”—Ellen G. White, Ye Shall Receive Power [Güç Alacaksınınız], s.76.

TARTIŞMA SORULARI:

Derste Perşembe gününün sonundaki özdenetim gereğine ilişkin son soru hakkında konuşun. Lütufla kurtuluyorsak, günaha karşı zafer neden çok önemlidir? Sonuçta müjde günahların affıyla ilgili değil mi? Aynı zamanda Yahuda’nın karakterini ve tamah günahının ona ne yaptığını düşün. Onun örneğinden zafer ihtiyacına ilişkin sorunun yanıtı hakkında ne öğrenebiliriz? Ayrıca, Ellen G. White burada zafer ihtiyacı hakkındaki soruya ışık tutacak neler söylüyor? “Yanlış bir karakter özelliği, sıkı sıkıya bağlanılmış bir günah arzusu, nihayetinde müjdenin tüm gücünü etkisiz hale getirecektir.”—Testimonies for the Church [Kilise İçin Tanıklıklar], 5. cilt, s. 53.

Ruh’un meyvesi Ruh’un herhangi bir armağanından neden daha önemlidir?

1. Korintliler 13. bölümü derste sesli okuyun ve ne anlama geldiği hakkında konuşun. Pavlus sevginin gerekliliğini neden bu kadar fazla vurguluyor? Pavlus’un burada anlattığı gibi sevmeyi nasıl öğrenebiliriz? Benliği öldürmek ve Mesih’te kalmak neden çok önemlidir, özellikle de gerçekten hoşlanmadığımız birilerini sevmekte?

CUMA

17 Şubat

*18–24 Şubat

Kutsal Ruh ve Ruh’un Armağanları

SEBT GÜNÜ

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: 1Ko. 12:4–7, 11; Ef. 4:7; 1Ko. 12:14–31; Rom. 12:3–8; 1Yu. 4:1–3.

HATIRLAMA METNİ: “Çeşitli ruhsal armağanlar vardır, ama Ruh birdir. Çeşitli görevler vardır, ama Rab birdir. Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Tanrı’dır” (1. Korintliler 12:4–6).

Bir adam uzun bir iş yolculuğuna çıkarken, evin sorumluluğunu oğluna bırakarak ona özel bir görev de verdi. Ancak çok geçmeden oğul, babasının bu görevin yerine getirilmesi için gereken araçları kendisine bırakmadığını gördü. Canı sıkılan oğul görevi yapmadan bırakmak zorunda kaldı.

Benzer bir şekilde, İsa öğrencilerini bırakarak gökteki Babasıyla birlikte olmaya gittiğinde onlara özel bir görev verdi: müjdenin iyi haberinin tüm dünyaya duyurulması. Fakat İsa öğrencilerini donanımsız bırakmadı. Onları kendilerine emrettiği şeyleri yapabilmeleri için muktedir kıldı, fakat Kendi adıyla ve Kutsal Ruh’un gücü ve yardımıyla. Pavlus, 1. Korintliler 1:4–7 ayetlerinde “Tanrı’nın Mesih İsa’da size bağışladığı lütuftan ötürü” şükrederek, “Mesih’te her bakımdan –her tür söz ve bilgi bakımından– zenginleştiniz... hiçbir ruhsal armağandan yoksun değilsiniz” diyor. Ruhsal armağanlar Mesih’in kilisesinin inşası için Kutsal Ruh aracılığıyla Mesih’te verilir.

Bu hafta Allah’ın olağanüstü armağanlarının Mutlak Dağıtıcısı olan Kutsal Ruh’u işleyeceğiz ve Ruh’un meyveleriyle Ruh’un armağanları arasındaki farkı göreceğiz.

*25 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

8. DERS

19 Şubat

Ruh’un Meyveleri ve Ruh’un Armağanları

Ruh’un meyvesinin ve Ruh’un armağanlarının Yaratıcısı aynıdır. Fakat bunlar aynı değildir. Kimse Ruh’un bir armağanını göstermek zorunda değildir, fakat Ruh’un meyvesini herkes göstermelidir. Ruhsal armağanlar illâ ki ruhsallığa tanıklık ediyor olmayabilirler, fakat Ruh’un meyvesi eder. Yalnızca bir meyve olmasına rağmen, armağanlar pek çoktur ve bazıları daha büyüktür.

1. Korintliler 12:4–7, 11 ayetlerini oku. Pavlus’un burada öğrettiği şeyin özü nedir?

Ruh’un meyvesinin tüm yönleri Allah tarafından izleyicilerinin hayatlarında görülebilir olması için tasarlanmışsa da, her imanlı aynı armağana ya da armağanlara sahip değildir. Her imanlının, örneğin dillerde konuşmak gibi, aynı armağana sahip olması gerektiği yönünde bir emir yoktur. Aksine, Allah Kendisine iman edenlere hâkimane bir şekilde uygun gördüğü çeşitli armağanları verir. Ruh’un armağanları başkalarına hizmet edebilmemiz ve Mesih’in bedenini, yani O’nun kilisesini inşa edebilmemiz için verilir. Bu armağanlar bizim kendi zevkimiz ve ihtişamımız için verilmez. Allah’ın amacını yerine getirmek için bağışlanırlar.

Dolayısıyla, Ruh’un meyvesi olmadan ruhsal armağanlar değersizdir. Ruhsal armağanlar konusu içinde sık sık sevgiye atıfta bulunulması ilginçtir. 1. Korintliler 12. bölümün hemen ardından, 13. bölümde sevginin üstün tanımı yer alıyor. Efesliler 4:11–13 ayetlerini sevgiden bahseden 15. ve 16. ayetler takip ediyor. Ruh’un armağanlarının belirtildiği Romalılar 12:3–8 ayetlerini izleyen ayetler sevgi hakkındadır (bkz. Rom. 12:9, 10).

Armağanlar ne de olsa lütuf armağanlarıdır; yani sevgi armağanlarıdır. Sevgiden dolayı verilmişlerdir ve diğer insanlara ulaşma işinde Allah’ın sevgisine hizmet ederler. Başkalarını severek onlara Allah’ın sevgisini gösteriyoruz. Sevgi dolu ve her şeyi bilen bir Tanrı, Kendi halkına verdiği görevin yerine getirilmesi için gereken araçları temin eder. Belki de bu nedenle, sevgi tüm armağanların en büyüğüdür (1Ko. 13:13).

Sevgi neden Hristiyanlar olarak tüm yaptıklarımızın odak noktasındadır? Sevgi tanıklığımızı nasıl bir anlamda “güçlendirir”?

PAZAR

20 Şubat

Ruhsal Armağanların Mutlak Dağıtıcısı Olan Allah

Hangi armağanlara sahip olacağımıza kendimiz karar vermeyiz. Ruh’un armağanlarının Grekçe karşılığı ‘karizmata’dır, bunlar bizzat Allah tarafından verilen ve dağıtılan lütuf armağanlarıdır. Bunları itibarımız, mevkiimiz, şerefimiz, eğitimimiz veya ruhsal performansımız sayesinde kazanmayız. Bunlar, Allah’ın bize verdiği görevi yerine getirebilmemiz için, sevgiden dolayı karşılıksız verilen armağanlardır.

Efesliler 4:7 ayetini oku. Biz çoğunlukla ruhsal armağanları bağışlayanın Kutsal Ruh olduğunu düşünürüz. Elçi Pavlus İsa Mesih’i de armağanların verilmesiyle bağdaştırıyor. İsa armağanların verilişine nasıl dâhildir?

Pavlus, Mesih’in lütfunun bize armağan verme hakkına sahip olduğunu söylüyor. Fakat bunları kilise üyelerine dağıtan Kutsal Ruh’tur. İsa Mesih’i kendi kişisel Kurtarıcısı olarak kabul eden ve O’na iman edenler, Kutsal Ruh’un “dilediği gibi” (1Ko. 12:11) ruhsal armağanlarla donatılacaklar. Hediyelerin bağışlanması Allah’ın mutlak kararıdır. Doğuştan bir yetenek bu itibarla ruhsal bir armağan değildir. Ruhsal armağanlar, bir kişinin sıkı bir eğitimle edinebileceği doğal yeteneklerle bir değildirler. Hristiyan olmayan pek çok kişi Allah tarafından böyle yeteneklerle bereketlenmiştir. Her türlü iyi şey ve mükemmel armağan nihaî olarak Allah’tan olsa da (Yakup 1:17), Allah Kendisine iman edenleri diğer Hristiyanların hayatlarında bereket olmaları ve O’nun kilisesini inşa etmeleri için özel armağanlarla donatmaya karar vermiştir. Allah doğal bir yeteneği de, kişi bu yeteneğin dahi nihaî olarak Allah’tan geldiğini ikrar ettiğinde ve bu yeteneği duayla ve itaatle Allah’ın işine adadığında, aynı amaçla kullanabilir.

Pavlus 1. Korintliler 12:14–31 ayetlerinde armağanların dağıtılması konusunda okuyucularına ne diyor? Ruhsal armağanların kilisedeki işlevini anlamada bu bakış açısı neden çok önemlidir?

Kendi bilgeliği ve isteğine göre armağanları dağıtan Kutsal Ruh’tur. O bizi sevdiği ve O’na en etkin nasıl hizmet edebileceğimizi en iyi şekilde bildiği için, başkalarını ve onların armağanlarını kıskanmamalıyız. Diğer armağanları kıskanmak Allah’a karşı nankörlüğün ve O’nun armağanlarını dağıtmadaki bilgeliğinden şüphenin göstergesidir.

Allah senin kilisenin üyelerine hangi armağanları verdi? Farklı insanların farklı armağanlara sahip oldukları gerçeğinden nasıl bir mesaj çıkarabilirsin?

PAZARTESİ

21 Şubat

Ruhsal Armağanların Amacı

Romalılar 12:3–8 ve Efesliler 4:8–12 ayetlerini oku. Allah’ın bize verdiği ruhsal armağanların amacı nedir?

Ruhsal armağanlar şüphesiz hizmet için verilmiştir, bizim kutsanmamız için değil. Bunlar merakımızı tatmin eden mucizevî numaralar veya can sıkıntısını gidermek için verilmiş çareler değildir. Kutsal Ruh’un armağanlarını çoğunlukla ruhsal ihtiyaçlarımız gideren veya Allah’la yürüyüşümüzde bizi güçlendiren şeyler olarak düşünürüz. Bunun sonucunda Kutsal Ruh’un armağanlarını Mesih merkezli olmaktan ziyade Hristiyan merkezli olarak görürüz. Bu, Allah’tan çok kendimize odaklanmak demektir. Ruhsal armağanlara yönelik Allah merkezli bakış açısını geri kazanmaya çalıştığımızda, Allah’ın verdiği armağanların birçok ilahî tasarıyı yerine getirdiğini fark ederiz: bunlar kilisenin birliğini geliştirmek ve kiliseyi inşa etmek için verilmiştir (Ef. 4:12–16). Kiliseye ilahî yetkiyle verilen görevi sürdürmek üzere verilmişlerdir (Ef. 4:11, 12). Nihaî olarak, Allah’ı yüceltmek için verilmişlerdir (1Pe. 4:10, 11).

İşte bu nedenle armağanlar hiçbir zaman bizi memnun etmek için verilmez. Bunlar başkalarını geliştirmelidirler (1Pe. 4:10; 1Ko. 14:12, 26). Tüm kiliseye ruhsal kazanç ve gelişim getirmesi için verilirler. Kilisede birliği güçlendirmesi gereken Allah’ın armağanlarının, sadece bazı kişilerin yükseltileceği bir şekilde kötüye kullanılması bir felâkettir. Bu durumda şahıslar lâyık olmadıkları şekilde önem kazanırlar. Bu da uyuşmazlıkları besler ve ayrılığa yol açar.

Çoğu zaman ruhsal armağanları yalnızca kazandığımız yetenek ve beceriler anlamında düşünürüz. Yetenekler ruhsal armağanlara dâhil olsa da, Kutsal Ruh’un ruhsal bir armağanı verirken her zaman onunla ilişkili özel bir görev veya hizmet de verdiğini aklımızdan çıkarmamalıyız (1Pe. 4:10). Dolayısıyla, ruhsal armağanların Allah’ın Kutsal Ruh aracılığıyla doğaüstü bir şekilde verdiği belirli yetenekler olduğunu söyleyebiliriz. Bu armağanlar kişiyi kiliseyi inşa edecek özel bir tür göreve uygun hale getirirler. Bu hedefe ulaşmak için çeşitli armağanlara gerek vardır.

Sence neden armağanların başlıca amaçlarından biri kilisenin birliğidir? Değişik armağanlara sahip imanlılar kilisede birliği nasıl amaçlayabilir? Kilisedeki farklı armağanların ayrılık nedeni olmaktan çok bir bereket olması için ne gerçekleşmelidir?

SALI

22 Şubat

Geçmişte ve Şimdi Armağan

1. Korintliler 14:1 ayetini oku ve 1. Korintliler 12:7–11, 27–31; Romalılar 12:3–8 ve Efesliler 4:11, 12 ayetlerindeki farklı listeleri karşılaştır. Bu armağanlar sadece Yeni Ahit imanlılarına mı verilmiştir? Bu armağanlar neden bugün mevcutturlar?

Bazı Hristiyanlar Yeni Ahit’te bahsi geçen ruhsal armağanların İsa ve elçilerin zamanına mahsus olduğunu düşünüyorlar. İddialarına göre, ilk elçilerin ölümüyle özel ruhsal armağanların kilisedeki varlığı da sona erdi. Bu görüşü desteklemek için, Pavlus’un 1. Korintliler 13:10 ayetindeki “yetkin olan geldiğinde sınırlı olan ortadan kalkacaktır” ifadesini öne sürüyorlar. Evet, armağanların ortadan kalkacağı bir zaman olacaktır. Fakat ancak mükemmel olan geldiğinde, yani İsa’nın tekrar gelişinde, aynadaki silik görüntü gibi değil, yüz yüze gördüğümüzde ortadan kalkacaklar. Kutsal Kitap bize ruhsal armağanların kiliseyi inşa etmek üzere verildiğini söylüyor (1Ko. 12:28). Pavlus imanlılara ruhsal armağanları gayretle istemelerini tembihliyor (1Ko. 14:1). Bunlar bedenin iyiliği için gereklidirler. Allah’ın bunları ortadan kaldırdığına dair Kutsal Kitap’ta hiçbir kanıt olmadığına göre, kilise görevini tamamlayana ve Mesih tekrar gelene kadar bu armağanların kalmasını istediğini varsaymamız gerek.

Allah’ın işi zamanın sonunda başlangıçtakini kat kat aşan güç ve kudretle tamamlanacaktır. Kilisenin dünyayı Mesih’in ikinci gelişine hazırlama görevi sürdükçe, Allah kilise üyelerini görevlerini yerine getirirken yardımsız bırakmayacaktır. Fakat bu armağanlar hiçbir zaman Kutsal Kitap’ı geçersiz kılmaz, ya da Kutsal Kitap’ın yerini almaz. Bunun yerine armağanlar, imanlıların Mesih’in bedenini inşa etmek ve dünyayı İsa’nın çok yakındaki gelişine hazırlamak üzere donatılacağı şeklindeki Kutsal Kitap vaadinin yerine gelişidir.

Efesliler 4:11–13 ayetlerini, bilhassa “sonunda hepimiz imanda ve Tanrı Oğlu’nu tanımada birliğe, yetkinliğe, Mesih doluluğundaki olgunluk düzeyine erişeceğiz” diyen 13. ayeti oku. Bu bize kilisede armağanlara şu anda olan ihtiyaç hakkında ne diyor?

ÇARŞAMBA

23 Şubat

Kutsal Ruh ve Ayırt Etme Armağanı

1. Korintliler 12:10, 14:29 ve 1. Yuhanna 4:1–3 ayetlerini oku. Ayırt etme armağanı neden önemli?

Gerçek ruhsal armağanlar kilisede mevcut olsa da, Kutsal Kitap bizi ayrıca her ruha inanmamamız için uyarıyor ve onların Kutsal Yazı’ya uygunluklarını, tutarlılıklarını ve İsa’yı Rab olarak yüceltip yüceltmediklerini sınamamızı bildiriyor. “Ruhları ayırt etmek” (1Ko. 12:10) gereklidir, zira Allah’tan geliyor gibi görünen her şey gerçekten Allah’tan değildir. Kiliseyi yanlış yönlendirmeye çalışan şeytanî güçler olduğuna dair uyarılıyoruz, ayrıca yanlış öğretiler, sahte peygamberlik, yalancı görümler, sahte dillerle konuşma, okült iyileştirme gücü, yanlış yönlendirici belirtiler ve harikalar gibi, Ruh’un gerçek armağanlarının şeytanî taklitleri de mevcuttur.

Ancak ruhsal armağanların bugün dahi geçerli olduğunu kabul eden bazı kişiler, yalnızca bazı ruhsal armağanları özellikle vurgulamakta ve özel belirti ve harikaların varlığına mesnetsiz önem vermektedirler. Pavlus’un ayırt etme armağanını “mucize yapma” ile “peygamberlikte bulunma” armağanlarından hemen sonra ve dillerle konuşma armağanından önce sıralaması ilginçtir (1Ko. 12:10).

Kiliseyi hakikatte ve birlik halinde tutmak, üyeleri sahte peygamberleri takip etmekten ve aldatıcı belirtiler ve mucizelerle aldatılmaktan korumak için, Allah kiliseye ayırt etme armağanını verir. Uygun değerlendirme yapmak için Kutsal Kitap olgunluğuna ve bilgisine, imanda ve uygulamada Allah’ın Sözü’ne sadakate ihtiyaç vardır. Ancak her muhakemenin temeli Allah’ın Sözü olmalıdır. Duyduklarımızın veya gördüklerimizin gerçekten Rab’den ya da başka bir yerden olup olmadığından, yalnızca her şeyi Söz aracılığıyla sınayarak emin olabiliriz.

“Mucizeler yapılmasını kendi imanının sınavı haline getiren bir kişi, Şeytan’ın kendi aldatmacalarının bir çeşidi olarak gerçek mucizeler gibi görünen harikalar gerçekleştirebildiğini anlayacaktır... Günler birer birer geçerken, Rabb’i bütün yürekle, bütün akılla ve bütün canla arama fırsatları kaçmasın. Bu sevgideki hakikati kabul etmezsek, bu son günlerde Şeytan’ın gerçekleştirdiği mucizeleri görerek bunlara inanacak kişiler arasında olabiliriz. Yalanların babasının uydurduğu aldatmacalar olarak görülmesi gereken birçok tuhaf şey, harika mucizeler gibi görünecek... Kötü ruhların etkisi altındaki insanlar mucizeler yapacaklar.”—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], cilt 2, s. 52, 53.

PERŞEMBE

24 Şubat

EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Büyük Mücadele kitabının 511–517, 593–602 sayfalarını oku [“Kötü Ruhların Aracılığı” ve “Kutsal Yazılar’ın Koruyuculuğu” bölümleri].

Bazıları “Kutsal Kitap zamanında görülen mucizevî iyileştirmeler gibi mucizeleri bugün neden görmüyoruz?” diye soruyorlar. Öncelikle, mucizelere ilişkin söylenceler duyuyoruz. Muhakkak ki bazı insanlar bunlara bizzat tanık olmuşlardır. İkincisi, Kutsal Kitap’ı okurken mucizelerin her zaman gerçekleştiği izlenimini edinebiliriz. Fakat bu kanıya yalnızca Kutsal Ruh’un yazarları ilk kilisenin kuruluşunda çok önemli olan bu olayları yazmaları için esinlediği ve bu olaylar çoğunlukla mucizeleri içerdiği için varırız. Birçok durumda ve çoğu zaman, olayların geçmişte de günümüzdeki gibi olduğunu düşünebiliriz: insanlara Allah’ın Sözü öğretiliyordu ve bundan sonra Kutsal Ruh’a karşılık veriyorlardı. Son olarak, Ellen G. White şöyle yazdı: “Mesih’in çalışma şekli Söz’ü duyurmak ve mucizevî iyileştirme işiyle acıları dindirmekti. Fakat bana bizim bu şekilde çalışamayacağımız bildirildi, zira Şeytan kendi gücünü mucizeler yaparak gösterecektir. Allah’ın hizmetkârları bugün mucizeler aracılığıyla çalışamaz, çünkü ilahî olduğu iddia edilen sahte iyileştirme işleri gerçekleştirilecek. Bu nedenle Rab Kendi halkına fiziksel iyileştirme işini sürdürürken Söz’ü de öğretecekleri bir yol çizdi. Sağlık merkezleri kurulmalı ve gerçek tıbbî müjdecilik işini sürdürecek işçiler bu kurumlarla bağlantılı olmalıdır. Böylece tedavi için sağlık merkezlerine gelenler etrafında koruyucu bir etki bırakılır.”—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 2. kitap, s.54.

TARTIŞMA SORULARI:

Ruh’un meyvesi ile Ruh’un armağanları arasındaki fark nedir?

Armağanların sevgi dolu ve bilge bir Tanrı tarafından verildiği anlayışı, kilisemizdeki çeşitli armağanların değerini anlamamıza nasıl yardımcı olur?

Mucizevî iyileştirmeler ve harikalar gerçeği tanımlamak için kendi başlarına neden güvenli bir rehber değildirler? Bunlarla birlikte başka neye ihtiyacımız var?

“Tanrı’nın bana bağışladığı lütufla hepinize söylüyorum: Kimse kendisine gereğinden çok değer vermesin. Herkes Tanrı’nın kendisine verdiği iman ölçüsüne göre düşüncelerinde sağduyulu olsun.” (Rom. 12:3). Burada bize hangi çok önemli öğüt veriliyor? Kendimize ne kadar “değer” vermeliyiz?

CUMA

*25 Şubat–3 Mart

Kutsal Ruh ve
Kilise

SEBT GÜNÜ

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Ef. 1:22, 23; 1Ko. 12:13; Rom. 6:3–7; Elç. 17:11; Ef. 4:5, 6; Elç. 2:4–11.

HATIRLAMA METNİ: “Ruh’un birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin. Çağrınızdan doğan tek bir umuda çağrıldığınız gibi, beden bir, Ruh bir, Rab bir, iman bir, vaftiz bir, her şeyden üstün, her şeyle ve her şeyde olan herkesin Tanrısı ve Babası birdir” (Efesliler 4:3–6).

Kimi zaman Kutsal Ruh’un sadece kişisel seviyede ve imanlı bireylerin hayatlarında çalıştığını düşünürüz. Fakat bireylerdeki bu çalışma ruhsal bir topluluğun temelidir. Mesih’in kilisesinin varlığından nihaî sorumlu Kutsal Ruh’tur.

Kilisenin varlığının bizim çeşitli müjdeleme ve hizmet faaliyetlerimizden kaynaklandığı düşüncesi çoğunlukla bizi cezbeder. Evet, Allah kilise için muhteşem tasarılarını yerine getirmek ister ve bunu bizim yardımımızla yapar. Fakat kilisenin gerçek nedeni yaptıklarımızda değildir; ne kadar önemli olsalar da etkili örgütlenme ve yönetimimizin sonucu da değildir. Kilisenin varlığının sebebi, Allah’ın Kutsal Ruh aracılığıyla bizim için yapmış olduğu ve yapmaya devam ettiği şeylerdir. Ruhsal bir topluluk ve birlikteliği yaratan Kutsal Ruh’tur, bu topluluk imanının ve uygulamanın yetki kaynağı olarak aynı Ruh tarafından esinlenmiş olan Allah’ın Yazılı Sözü’ne sahiptir. Ruh tarafından esinlenmiş olan Kutsal Kitap, kilisenin teolojik birliğinin temelidir. Ruh’un işi olmadan kilise var olmazdı ve ortak hizmetini yerine getirmeye devam edemezdi.

*4 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

9. DERS

26 Şubat

Kutsal Ruh Bizi Mesih’le Birleştirir

Kutsal Ruh bizi birçok şekilde birleştirir. Kutsal Ruh bizi ilk önce Mesih’le birleştirmeseydi bir kilise olarak var olmazdık. Mesih kilisenin başıdır (bkz. Ef. 1:22, 23; 5:23). Kutsal Ruh aracılığıyla biz etkin bir biçimde Mesih’in Kendisiyle birleştiriliriz. Rab’de sahip olduğumuz her şey O’ndan geldiğinden, Mesih’le bir olmak kurtuluşun tüm bereketlerinin temelidir. Mesih’in kızları ve oğulları olarak kabul edilmemiz, aklanmamız, kutsanmamız, günah karşısında zaferli bir hayat sürmemiz ve nihaî olarak yüceltilmemiz, hepsi Mesih’le birliğimiz aracılığıyla gerçekleşir. Bu nedenle, O bizim tüm Hristiyan yaşamımızın temeli olmalıdır.

Efesliler 2:18, 20–22 ve 1. Petrus 2:6, 7 ayetlerini oku. Bu ayetler bize kilisenin oluşturulmasında Mesih’in ve Kutsal Ruh’un rolü hakkında ne diyorlar?

Ruh aracılığıyla Baba Tanrı’ya yaklaşabiliriz. İsa kaya, kurtuluşumuzun temeli ve yapının tüm parçalarının üzerine kurulduğu temeldir.

Ruh’un kişisel seviyedeki işi, daha sonra belirli bir imanlı topluluğuna, yani kiliseye yol açar. Yalnızca İsa Mesih’e iman aracılığıyla kurtuluşu tecrübe ettiğimizde ve Allah’ın sevgisi bize dokunduğunda, kilisede tatlı bir “Kutsal Ruh’un paydaşlığı” (2Ko. 13:14) olur. İmanlı bireyler “Ruh aracılığıyla” (Ef. 2:22) Allah’ın yeni ruhsal evi olarak inşa edilirler. Mesih’in takipçileri olarak “Ruh’un birliğini esenlik bağıyla korumaya” (Ef. 4:3) gayret etmeliyiz. Elimizden gelen her şekilde, ödün verilmemesi gereken şeylerden ödün vermeden, imanlıların paydaşlığında birliği sağlamak için çabalamalıyız.

Koloseliler 3:12–14 ayetlerini oku. Bu nitelikleri nasıl örnekleyebilir ve kilisede birliğe nasıl katkıda bulunabilirsin? Bu nitelikler kilisenin birliği için neden çok önemlidir?

PAZAR

27 Şubat

Kutsal Ruh Bizi Vaftiz Aracılığıyla Birleştirir

1. Korintliler 12:13 ayetini oku. Vaftiz bizi Mesih’le ve Ruh’la nasıl birleştirir?

Bizi tek bir imanlılar topluluğu olarak birleştiren Kutsal Ruh’tur. Mesih’in ruhsal krallığına açık giriş vaftiz aracılığıyladır. Biz belirli bir kilise topluluğu içine vaftiz edildik. Dolayısıyla vaftizin belirgin bir toplumsal boyutu ve önemli toplumsal çıkarımları vardır. Mesih’in izleyicileri olarak, kendi başımıza yaşayamayız. Hepimizin diğerlerinin desteğine, cesaretlendirmesine ve yardımına ihtiyacı var. Bu ilahî görevi kesinlikle yalnız tamamlayamayız. Allah kiliseyi işte bu nedenle oluşturdu. Mesih’i izlemek O’nu diğer imanlıların paydaşlığıyla takip etmek demektir. Dolayısıyla vaftizin ve kilisenin görünür birer unsuru vardır.

Romalılar 6:3–7 ayetlerini oku. Kutsal Kitap vaftiziyle ne simgeleniyor?

Vaftiz yoluyla suyla dolu mezarda İsa Mesih’le birlikte ölerek gömülme ve Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa’yla paydaşlıkta yeni bir yaşama diriltilme işlemi, eski yaşamın çarmıha gerilişinin ve Mesih’i Kurtarıcımız olarak kabul etmenin alenen ikrarının simgesidir.

“Vaftiz, dünyanın en ciddi şekilde terk edilmesidir. İman açıklaması yoluyla kişi günahlı bir yaşama karşı ölüdür. Sular vaftiz adayının bedenini örter ve tüm göksel evrenin önünde karşılıklı antlaşma yapılır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla kişi sudan mezarına konulur, Mesih’le birlikte vaftizde gömülür ve Allah’a sadakatle dolu yeni hayatı yaşamak üzere sudan kaldırılır.”—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 6, s. 1074.

Vaftiz, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un yetkisi altında olarak kabul edilmek isteyen herkesin atması gereken olumlu bir adımdır. Başka bir deyişle, vaftiz gerçek tövbeyi, eski yaşamın çarmıha gerilişini gösterir ve yeniden doğuşa veya dönüşüme işaret eder. Ayrıca karşılıklı antlaşma yükümlülüklerini de kapsar. İmanlı Allah’a ve O’nun emirlerine sadık kalma sözü verir, Allah da ihtiyacımız olduğunda O’nun yardımına güvenebileceğimiz teminatını verir.

İmanlılar gibi vaftiz olma kararı aldın mı? Almadınsa, seni vaftiz aracılığıyla Mesih’i izlemekten alıkoyan şey nedir? Suya batırılarak vaftiz olduysan, vaftiz antlaşman İsa’yla ruhsal yürüyüşünü nasıl etkiledi?

PAZARTESİ

28 Şubat

Kutsal Ruh Kiliseyi Allah’ın Sözü Aracılığıyla Birleştirir

Elç. 17:11 ve Yuhanna 5:39, 46, 47; 8:31, 32 ayetlerini oku. Mesih’in gerçek öğrencisinin ayırt edici işareti nedir? Bize Mesih’i işaret etmekte ve O’nu sadakatle izlememize yardımcı olmakta Kutsal Kitap neden vazgeçilmezdir?

Kutsal Ruh’un bizi Mesih’le birleştirmek için kullandığı araçların en önemlisi Allah’ın Yazılı Sözü’dür. Kutsal Kitap İsa’yı tanımak ve Allah’ın isteğini bilmek için güvenilir bir kaynaktır. İşte bu nedenle Kutsal Kitap’ı okumak ve içeriğini akılda tutmak çok önemlidir. Kutsal Kitap ruhsal doğruları ve yanlışları ayırt etmemiz için yetkili kaynaktır. Pavlus Veriyalıları aydın görüşlü olarak değerlendiriyor (Elç. 17:11, CANDEMİR), çünkü onlar duyduklarının doğru olup olmadığını anlamak için Kutsal Yazıları özenle inceliyor ve araştırıyorlardı.

Her türlü yeniden yapılanma ve ruhsal uyanış (bizi ister kişisel olarak, ister kilise olarak etkilesin) Kutsal Yazıları temel almalı. Kutsal Kitap imanımızı üzerine inşa ettiğimiz temeldir; İsa’ya ve O’nun yazılı Sözü’ne sevgimiz ise bizi birlikte tutan bağdır.

Yuhanna 17:17–21 ayetlerini oku. İsa burada birliğin Mesih öğrenciliğinin ayırt edici işareti olduğunu söylüyor. Yuhanna 17:17 ayetine göre bu birliğin temeli nedir?

Allah’ın Sözü gerçektir (Yuhanna 17:17, Mez. 119:160). Kilisenin birliği, Allah’ın Yazılı Sözü’yle birlikte ve aracılığıyla Ruh’un işidir. Kutsal Ruh bizi hiçbir zaman Kutsal Kitap öğretisinden şüphelenmeye, onu eleştirmeye, ondan ileri gitmeye veya geri kalmaya yönlendirmez. Aksine, bizi Kutsal Yazı’nın ilahî yetkisini takdir etmeye yöneltir. Kutsal Ruh bizi hiçbir zaman Yaşayan Söz’den uzaklaştırmadığı gibi, Yazılı Söz’den de uzaklaştırmaz. Aksine, O bizi her ikisine karşı sürekli, bilinçli ve istekli bir itaat halinde tutar. Kutsal Kitap dünya çapındaki tüm teolojik birliğin temel kaynağıdır. Kutsal Kitap’ın Allah’ın bize verdiği Hakikat Sözü oluşuna kesin inancımızı azaltsak veya hafifletseydik, kilisenin birliği dağılırdı.

Söz’de ne kadar vakit geçiriyorsun? Daha da önemlisi, kendini onun öğretilerine adamayı nasıl öğrenebilirsin?

SALI

1 Mart

Kutsal Ruh Kiliseyi İmanda ve Doktrinde Birleştirir

“Beden bir, Ruh bir, Rab bir, iman bir, vaftiz bir, her şeyden üstün, her şeyle ve her şeyde olan herkesin Tanrısı ve Babası birdir” (Ef. 4:5, 6). Pavlus burada bize birlik ve birliğin kaynağı hakkında ne diyor?

İmanda ve doktrinde birlik ancak Allah’ın Sözü’ne sadakatle sağlanır. Dün, bugün ve sonsuza dek aynı olan Rab, her imanlıyla ruhsal bir bağ kurar. Kutsal Ruh tarafından var edilen aynı yeniden doğuş, Allah’ın Sözü’ne Kutsal Ruh tarafından sağlanan aynı itaat, iman ve uygulamada tüm insanî ve kültürel farklılıkları aşan bir birliğe yönlendirir.

Her ne kadar Allah’ın Sözü’ne boyun eğmeye ve elinizden geldiğince herkesle barış içinde yaşamaya çağrılmış olsak da (Rom. 12:18), sonuçta kilise topluluğu olarak teolojik birliği veya amaçsal birliği biz meydana getiremeyiz. Zira birlik başarılması gereken bir işten çok, bireysel olarak her imanlıda ve toplumsal olarak kilisede çalışan Kutsal Ruh’un bir armağanıdır.

Bu birliğin teolojik temeli Allah’ın Sözü’dür. Yazılı Söz olmadan Ruh’a yapılan her türlü müracaat bizi doktrin ve uygulamalardan şüphe etmeye yönlendirebilir. Aynı zamanda, Kutsal Ruh olmadan Allah’ın Yazılı Sözü’ne yapılan tüm başvurular Söz’ü köreltir ve verimsiz hale getirir. Yalnızca bir Rab olduğundan, bizi bir vaftize yönlendiren tek bir iman vardır. Kilisemizde birliği görebilmemiz ancak Allah’ın Sözü’ne sevinçli bir sadakatle mümkün olacaktır. İmanda ve doktrinde birlik yoksa, hizmette de birlik olmayacaktır.

“Rabbimiz bir, imanımız bir, vaftizimiz birdir. Mesih’in müjdesi tüm sınıflara, tüm uluslara, tüm dillere ve insanlara ulaşması içindir. Müjdenin etkisi geniş bir kardeşlikte birleşmek içindir. Karakter gelişiminde taklit etmemiz gereken yalnızca bir Örneğimiz vardır, böylece hepimiz Mesih’in şeklinde oluruz; mükemmel bir uyum içinde oluruz; çeşitli uluslar aynı düşünceye, aynı muhakeme gücüne, aynı şeyleri konuşup Allah’ı yücelten bir ağza sahip olarak İsa Mesih’te kaynaşır.”—Ellen G. White, Our High Calling [Yüce Çağrımız], s. 171.

Ellen G. White’ın ifadesine bak. Başkaları hakkında ve onların yaptığı şeyler hakkında endişelenmeden, yalnızca kendini düşünerek sor: Bu harika birlik amacına ulaşmak için ne yapabilirim?

ÇARŞAMBA

2 Mart

Kutsal Ruh Kiliseyi Müjdelemede ve Hizmette Birleştirir

Elç. 2:4–11, 16–21 ayetlerini oku. Kutsal Ruh’un Yeni Ahit imanlılarının üzerine dökülmesinin sonucu ne oldu?

Tarihin o ana dek tanıklık ettiği en güçlü mesaj iletme faaliyetinden Kutsal Ruh sorumluydu. Allah, Kendisine adanmışlıkta birlik halinde olan küçük bir grupla, bağlılıkları bölünmüş olan büyük bir grupla yapabileceğinden çok daha fazlasını yapabilir. Fakat hepimiz hayatlarımızı, enerjilerimizi, yeteneklerimizi ve kaynaklarımızı Allah’a adadığımızda, daha büyük şeyler bile yapabilir.

Yeni Ahit kilisesi imanlıların hayatlarındaki ve hizmetlerindeki birlik sayesinde gelişti. Küçük ve ürkek bir imanlı grubu, birçok farklı kültürden ve dilden insanlara ulaşan etkin bir araç olan güçlü bir topluluğa dönüştü. Onlar “Tanrı’nın büyük işlerini” duyurmakta birdiler (Elç. 2:11). Yeni Ahit zamanında etkin olan aynı Tanrı, zamanın sonunda, tekrar gelişinden önce işin tamamlanması gerektiğinde de etkin olacaktır.

Elçilerin İşleri 2:42–47 ayetlerini oku. Yeni Ahit imanlıları başka hangi şeylerde birlik içindeydiler?

Pentikost günü hizmet girişimi, ilk kilisenin birlik içinde bulunduğu başka birçok etkenle de desteklenmişti. Kutsal Kitap çalışmasında birlik içindeydiler ve kendilerini sürekli olarak elçilerin öğretisine adıyorlardı (Elç. 2:42). Paydaşlıkta ve ekmek bölmede de birlik içindeydiler, burada muhtemelen birlik içindeki ibadet kastediliyor (Elç. 2:42). Duada (Elç. 2:42) ve Allah’ı övmede (Elç. 2:47) birdiler. Sahip oldukları şeyleri gönüllü paylaşarak ihtiyacı olanlara hizmet etmekte ve her şeyi ortaklaşa kullanmada birdiler (Elç. 2:44, 45). Kutsal Kitap çalışmasında birlik ve paydaşlık, iyi haberi başkalarıyla paylaşma ve onlara tatbikî şekillerde yardım etme arzusu uyandıracaktır. Kutsal Ruh gözlerimizi etrafımızdakilerin ihtiyaçlarına karşı açacaktır.

Yerel kilisendeki hangi faaliyetler kilisendeki birliğin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor? Daha fazla ne yapılabilir?

PERŞEMBE

EK ÇALIŞMA: “Bu bizim de dâhil olmamız gereken bir iştir. Bazı özel heyecan anlarının beklentisi içinde yaşamak yerine, canları kurtarmak için gerekli olanları yaparak var olan fırsatları bilgelikle geliştirmeliyiz. Rabb’in Kendi denetimine aldığı ve insanlardan gizlenen zamanlar ve dönemler hakkında tahminlerde bulunarak zihnimizi yormak yerine, kendimizi Kutsal Ruh’un denetimine bırakarak mevcut görevlerimizi yerine getirmeli, hakikatin yokluğuyla mahvolmakta olan canlara insanî düşünceler katılmamış yaşam ekmeğini vermeliyiz.”—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar], 1. kitap, s. 186.

“Her birey bir etki merkezi olmaya çabalamaktadır, Allah Kendi halkı için çalışana dek, her can için tek korunma yolunun Allah’a itaat olduğunu görmezler. O’nun insan kalpleri üzerindeki dönüştürücü lütfu henüz gerçekleşmemiş olan birliği getirecektir, zira Mesih’e benzetilmiş olanların tümü birbirleriyle uyum içinde olacaktır. Birliği Kutsal Ruh yaratacaktır.”—Ellen G. White, Selected Messages [Seçme Mesajlar, 3. kitap, s. 20, 21.

TARTIŞMA SORULARI:

Ellen G. White “Her birey bir etki merkezi olmaya çabalamaktadır” sözleriyle ne demek istedi? Neden hepimiz böyle doğal bir eğilime sahibiz ve hayatlarımızda bu eğilimle savaşmak için neler yapabiliriz? (ayrıca bkz. Flp. 2:3, 4).

Bazı kişiler bizi gerçekten birleştirecek olan şeyin doktrin değil, hizmet olduğunu ileri sürüyorlar. Hatta doktrinin insanları bölebileceğini, bu nedenle doktrinin çok fazla öne çıkarılmaması gerektiğini iddia ediyorlar. Ancak doktrinde ayrılık varsa, müjdelemede ve hizmette neden birlik olamaz? Ortakça paylaşılan bir iman, birlik içinde ve etkin bir müjdeleme için neden güçlü bir faktördür?

Aynı zamanda, teolojik farklılıklara ne kadar yer var? Gerçeği ancak çok az insan tam olarak aynı şekilde anlayabilir. Aramızda çıkacak küçük ayrılıklara izin verirken, aynı zamanda kilise olarak nasıl birlik olabiliriz? Senin yerel kilisendeki insanlar bir yandan birliği devam ettirirken, diğer yandan anlayış farklılıklarıyla nasıl başa çıkıyorlar?

Kutsal Kitap nasıl birliği getiren bir araç olabilir? Kilise olarak müjdelemede ve imanda bir olabilmemiz için, Allah’ın Sözü’nü çalışırken nasıl bir tavra ihtiyacımız var?

CUMA

3 Mart

*4–10 Mart

Kutsal Ruh, 
Söz ve Dua

Sebt Günü

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Yuhanna 15:7; Matta 7:7; Mezmur 66:18; Yakup 1:6–8; 1. Yuhanna 5:14, 15; Elçilerin İşleri 2:38.

HATIRLAMA METNİ: “Bunun gibi, Ruh da güçsüzlüğümüzde bize yardım eder. Ne için dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, ama Ruh’un kendisi, sözle anlatılamaz iniltilerle bizim için aracılık eder. Yürekleri araştıran Tanrı, Ruh’un düşüncesinin ne olduğunu bilir. Çünkü Ruh, Tanrı’nın isteği uyarınca kutsallar için aracılık eder” (Romalılar 8:26, 27).

Gerçek ruhsallık ve dua bir aradadır. Gayretli dualar olmadan gerçek bir ruhsal yaşam olmaz. Tövbe ihtiyacından sonra belki en büyük ve en acil gereklilik dua yaşamlarımızda uyanıştır. İyi haber şu ki, dualarımızda dahi Kutsal Ruh’un yardımından mahrum bırakılmadık. Dua bizi Allah’a yaklaştırır; bizi O’nun huzuruna yükseltir. İmanla yapılan dua, Allah’ın vaatlerinin bolluğuna karşılık olarak yaşamamızı sağlar. Allah’ın Kendi Sözü’nde vaat ettiği bereketleri talep ettiğimizde yaşamlarımız dönüştürülür. Allah, tüm ihtiyaçlarımızı Kendi zenginliğine göre fazlasıyla karşılamaya kadirdir (Flp. 4:19). Gerçek dua ve hakiki ruhsallık her zaman Allah’ı dikkatimizin merkezine yerleştirir, her ikisinin de kökeni O’nun Yazılı Sözü’ndedir.

Ruhsal hayatlarımızı güvenilmez tecrübelerimiz ve öznel duygularımız üzerine kurmamalı, dualarımızı şüpheli derin düşünme ve tefekkür uygulamaları üzerine odaklamamalıyız. Aksine, ruhsallığımız Kutsal Kitap tarafından yönlendirilmeli ve Allah’ın Kendi Sözü’nde açıklanan iradesini takip etmelidir. Duada Allah’ın varlığını isteme ve yalvarışlarımızda birbirimizi yükseltme arzusunu içimizde uyandıran Kutsal Ruh’tur.

*11 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

10. DERS

5 Mart

Allah’ı Hoşnut Edici Olan Dua

Birçok dua, dinî bir örtü altında olsalar da şüpheli güdüler tarafından yönlendirilmektedir. Yalnız yaşamayı sevmediğimizden, birisinin hayatının esirgenmesi için dua ediyor olabiliriz. Allah’ın işinde önemli bir rol oynadığımızdan, o işin başarılı olması için dua ediyor olabiliriz. Hayatımızı daha da kolaylaştıracağından, birisinin iman etmesi için dua ediyor olabiliriz. Dualarımız çoğunlukla Allah’ın ne istediğinden çok bizim ne istediğimize odaklıdır. Allah’ı hoşnut edici olan duanın ise farklı bir odağı vardır.

Yuhanna 15:7 ayetini oku. İsa’da kalmamız ve O’nun Sözü’nün bizde kalması dualarımız için neden önemlidir? İsa’da kalmazsak dualarımız hangi farklı odaklara yönelir?

İlk önce Allah’ı aramak ve O’nun dostluğundan zevk almak O’nun bize verebileceği başka her şeyden daha önemlidir. Hayatlarımızda Allah ilk sırada gelirse, O’nun istediklerini yaparız ve O’nun düşünceleri arzularımızı şekillendirir. Allah dualarımızın merkezinde olduğunda, O’nun bakış açısından dua etmeye başlarız. Tüm hayatımızı O’nun gözünden görmeye başlarız. Bu bakış açısı duayı asilleştirir.

Allah bizimle yakından ilgilenir. O bizim hayatımızın her yönünün bir parçası olmak ister: endişelerimizin, korkularımızın, umutlarımızın, arzularımızın, başarılarımızın, sevinçlerimizin, başarısızlıklarımızın, yani her şeyin. O’nunla bu şeyler hakkında iyi bir arkadaşla konuşur gibi konuşabiliriz. Böylece tüm bu şeylere O’nun gözünden bakabiliriz.

Dua Allah’ı değiştirmez; bizi değiştirir, zira Allah’ın hayat değiştirici huzuruna getiriliriz.

“Dua, kalbin Allah’a bir arkadaşa açılır gibi açılmasıdır. Allah’a bizim ne olduğumuzu açıklamak için gerekli olduğundan değil, fakat bizim O’nu kabul edebilir hale gelmemiz için gereklidir. Dua Allah’ı bize indirmez, ancak bizi O’na kaldırır.”—Ellen G. White, Mesih’e Doğru Adımlar, s. 93 [Yol, Gerçek ve Yaşam, s. 80].

Ne kadar da güçlü bir ifade! Duanın bize ve bizim için ne yaptığı gerçekliğini çok iyi şekilde ifade ediyor. Yalnızca dua hayatlarımızda Allah’ın lütfu, gücü ve varlığı için bizi açık kaplar haline getirir. Kim hayatının bir döneminde duanın bizi Allah’a nasıl yaklaştırabileceğini tecrübe etmemiştir ki?

Kendi dua yaşamını, yani ne için dua ettiğini, ne zaman dua ettiğini ve neden dua ettiğini düşün. Bu sana ruhsal yaşamının durumu ve Allah’la kişisel ilişkin hakkında ne söylüyor? Hangi değişiklikleri yapman gerekiyor?

PAZAR

6 Mart

Kutsal Kitap Kaynaklı Duanın Temeli: Allah’tan Dileyin

Matta 7:7 ayetini oku. Allah’tan bir şey alabilmemiz için önce bunu O’ndan istememiz gerekir. Allah zaten her şeyi biliyorsa, istememiz neden bu kadar önemli?

İstemek bizim arzumuzu ortaya koyar ve Allah’a karşı olan güvenimizi ifade eder. Dua aracılığıyla, yardım ve destek istediğimiz Kişi’ye yaklaşırız. Allah’tan istediğimizde ayrıca bizim yerimize hareket etmesi için O’na alenen izin vermiş oluruz. Allah kendisinden istenilmesini ister. O, Kendisine dua ricalarımızı getirmemizi ister. O’ndan istemezsek, vaat ettiği armağanları alamayız. İsa şöyle dedi: “Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır” (Luka 11:9, 10).

Markos 11:24; 1. Yuhanna 5:14, 15 ve Mezmur 66:18 ayetlerini oku. Allah’ın yerine getiremeyeceği kadar büyük dua isteği neden yoktur? Allah’ın cömert olduğunu ve Kendi bolluğundan vermeyi sevdiğini bilmek neden iyidir? Allah’ın dualarımızı yerine getirmesinin önkoşulu nedir?

Biz gerçekten her şey için Allah’a istekte bulunabiliriz. O’nun için çok küçük veya önemsiz istek yoktur. Allah’ın baş edemeyeceği kadar büyük bir istek yoktur. O her şeye gücü yetendir. İmanla Kutsal Kitap’taki tüm vaatleri talep edebiliriz ve vaat edilen armağanı O’nun isteğine göre O’nun elinden alırız (2Ko. 1:20).

Ancak istediğimiz şeyleri alabilmemiz için yerine getirilmesi gereken bazı koşullar vardır. Allah’a tamamıyla adanmaya istekli değilsek ve isteklerimiz sadece bencil ve günahlı arzularımızı yansıtıyorsa, Allah dualarımızı yanıtlamayacaktır (bkz. Yşa. 59:1, 2). Dualarımızın yerine getirilmesinin önemli bir şartı, Allah’ın iradesini takip etmeye ve itaatkârlığa istekli olmamızdır. “O’nun [Allah’ın] tüm armağanları itaat koşuluna bağlı olarak vaat edilmiştir.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri], s. 145. Allah’ın cömert olduğunu bilerek, O’na cesaretle gelebiliriz. “Rab, hiçbir beklenti olmadığını gösteren heyecansız yalvarışlarla yüceltilmez. O, inanan herkesin lütuf tahtına samimiyet ve güvenle yaklaşmasını arzu eder.”—Ellen G. White, Signs of the Times [Vakitlerin İşaretleri], 7 Ağustos 1901.

PAZARTESİ

7 Mart

Kutsal Kitap Kaynaklı Duanın Temeli: İnanın

Markos 11:24 ayetini oku. İstemenin yanı sıra, İsa duayla bağlantılı olarak başka hangi husustan bahsetti?

Yalnızca istemek yeterli değildir. Dualarımızda mevcut olması gereken ikinci önemli bir husus daha var: iman. İbraniler kitapçığı bize “iman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır” diyor (İbr. 11:6). Allah’ın önünde diz çöküp Kutsal Kitap’ı açarak içindeki üç binden fazla vaatten birine baktığımızda, sonra bir çocuk saflığıyla O’ndan bizim için vaatlerini yerine getirmesini istediğimizde, O’nun kendi belirlediği zamanda bizim için en iyi olanı yapacağına inanmalıyız.

Yakup 1:6–8 ayetlerini oku. Bu kısımda imanı eksik kişi nasıl tanımlanıyor? İman vaat edilmiş armağanları almak için neden bir önkoşuldur?

Allah’a geliyorsak, O’nun var olduğuna ve Kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmeliyiz. Etkili duaya, Allah’ın duayı sadece cevaplayabileceği değil, O’nun ilahî iradesine göre bunu yerine getireceği inancı da eşlik etmelidir.

Kutsal Kitap’ta inanmak, güvenmekle bağlantılıdır. Biz bir kişiye ancak güvenilir olduğunu bildiğimizde güvenebiliriz. Allah’ın vaatlerini tutacağına dair şüpheler beslediğimizde tereddüt ederiz ve O’ndan bir şey almayı bekleyemeyiz. İnanmak, Allah’ın sözüne güvenmek demektir. Bu, duygularımız farklı bir şey söylese dahi, Allah’a ve O’nun vaatlerine güvendiğimiz anlamına gelir. Çünkü “iman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır” (İbr. 11:1). İman Allah’ın vaatlerine sıkı sıkıya sarılır, zira O’nun dediğine güveniriz (İbr. 11:11). İman, Allah’ın “yalan söylemesi[nin] olanaksız” olduğunu bilir (İbr. 6:18). Allah “dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır” (İbr. 13:8). İman, Allah için hiçbir şeyin imkânsız olmadığını bilir (Luka 1:37).

İman ilahî hazine dairesinin kapısını açar. Allah Kutsal Ruh aracılığıyla erkeklerin ve kadınların kalplerini Allah’ın Sözü’ne güvenmeye yönlendirir ve dualarımız iman yoluyla Her Şeye Kadir Olan’ın kolunu harekete geçirir.

İmanda güçlenmene ne yardım eder? İsa’nın hangi yönü ihtiyacın olduğunda O’nun sana yardım etmeye istekli ve yeterli oluşuna güven duymana yardımcı oluyor?

SALI

8 Mart

Kutsal Kitap Kaynaklı Duanın Temeli: Allah’ın Vaatlerini Talep Edin

Dua ettiğimiz şeyleri talep etmezsek, tüm imanımız yararsızdır.

1. Yuhanna 5:14, 15 ayetlerini oku. Allah’ın bizi duyduğundan ve O’ndan istediklerimizi aldığımızdan neden emin olabiliriz?

Kutsal Kitap kaynaklı duanın üçüncü hususu kabuldür. Allah’tan isteyip O’nun vaatlerine inandıktan sonra, O’nun vaat ettiklerini istemeliyiz. Allah’a istediğimiz şeyi aldığımız için teşekkür ederek O’nun vaadini talep ederiz. Böylece vaatler yüreklerimize tatbik edilirler. Ellen White şöyle dedi: “O’nun vaat ettiği her armağanı isteyebiliriz; sonra onu aldığımıza inanmalı ve aldığımız şey için Allah’a şükretmeliyiz”—Ellen G. White, Education [Eğitim], s. 258.

Luka 8:11 ayetinde, İsa Allah’ın Sözü’nü bir tohuma benzetiyor. Tüm elma ağacının bir elma tohumu içinde bulunduğu gibi, Allah’ın armağanı da O’nun vaatlerinin içinde bulunur. Vaadi talep ettiğimizde ve bunun için Allah’a şükrettiğimizde, O’nun vaat etmiş olduğu armağanı çoktan almış oluruz. Vaat edilen armağanı, daha görmeden ve hissetmeden, imanla alırız.

Yuhanna 11. bölümde Lazar’ın dirilişi örneği İsa’nın bu şekilde dua ettiğini gösteriyor. İsa Allah’ın bu durumdaki isteğini tam olarak biliyordu. Yuhanna 11:11 ayeti bize İsa’nın Allah’ın isteğini yerine getirmeye istekli ve itaatkâr olduğunu söylüyor. Yuhanna 11:39–41 ayetlerinde, Lazar henüz mezarda olmasına rağmen, İsa’nın Lazar’ı dirilteceği için Baba’ya teşekkür ettiğini okuyoruz. İsa Allah’a şükrettiğinde, isteği yerine getirildi. Allah’ın çocukları olarak Allah’ın vaatlerine bağlı olarak yaşamalıyız, açıklamalarına değil. Her şeyi açıklayamasak da, O’nun vaatlerine güvenebiliriz.

Rab ‘Sıkıntı gününde Beni çağır’ diyor” Mez. 50:15 [KM]. O bizi, şaşkınlıklarımızı, gereksinimlerimizi ve ilahî yardıma olan ihtiyacımızı Kendisine sunmaya davet ediyor. O bizi devamlı duada olmaya çağırıyor. Zorluklar ortaya çıktığı zaman, O’na samimi ve ciddi ricalarımızı sunmalıyız. Israrlı dualarımızla Allah’a olan sağlam güvenimizin işaretini veririz. İhtiyacımızı duymamız bizi samimiyetle dua etmeye yönlendirir, böylece göksel Babamız da niyazlarımızdan etkilenir.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri], s. 172.

Her zaman her şeyi duayla Allah’a getirmek neden çok önemlidir?

ÇARŞAMBA

9 Mart

Kutsal Ruh için Dua Etmek

Efesliler 3:16 ve Elçilerin İşleri 2:38 ayetlerini oku. Bu ayetler Kutsal Ruh’u hayatlarımıza kabul etmek hakkında bize ne söylüyorlar?

Birçok şey için dua edebiliriz fakat içinde yaşadığımız şu tehlikeli zamanda çok büyük bir şeye ihtiyacımız var: Kutsal Ruh armağanına. Bu İsa’nın verebileceği en büyük armağandır. Allah halkına Kutsal Ruh’u verdiğinde, verebileceği en büyük şeyi vermiş oldu. Bu armağana hiçbir şey eklenemez (sonuçta Tanrı’nın Kendisine ne eklenebilirdi ki?). O ve O’nun hayatlarımızdaki işi aracılığıyla tüm ihtiyaçlarımız karşılanır. Kutsal Ruh’un bereketi kendi çalışmasıyla diğer tüm bereketleri getirecektir.

Fakat ortada büyük bir engel var; bu da biziz, zira çoğu zaman Kutsal Ruh’u almaya hazır değiliz.

Yeni Ahit kilisesi zamanında olduğu gibi, ilk önce tövbe etmemiz ve hayatlarımızı tamamıyla İsa’ya vermemiz gerektiğini anlamalıyız. Evet, bunu yapmamızı sağlayacak olan bile yalnızca Kutsal Ruh’un telkinidir.

Ancak O’nun telkinine karşılık verip sonrasında günahtan tövbe etmek Kutsal Ruh’un hayatlarımızdaki işinin ilk meyvesidir. İman ve alçakgönüllülükle günahlarımızı itiraf etmeliyiz ki, O bizi her kötülükten arındırabilsin. Ne kadar günahkâr olduğumuzu ve hayatlarımızda Allah’a ve O’nun lütfuna ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız. O olmadan kayıbız, günahlarımızda ölüyüz ve ebedî kayba mahkûmuz.

Dolayısıyla, içten duayla Allah’ın bize Kutsal Ruhu’nu verme vaadinin gerekli şartlarını tamamlamış oluyoruz. Bundan sonra tüm yapmamız gereken Allah’tan istemek ve O memnuniyetle Kendi Ruhu’nu bize verecektir. “Göksel Baba, Kendisinden isteyenlere Kutsal Ruh’u vermeye, dünyevî anne–babaların çocuklarına iyi armağanlar vermeye olduğundan daha fazla isteklidir.”—Ellen G. White, Ye Shall Receive Power [Güç Alacaksınız], s. 284.

Diğer ruhsal armağanlarda olduğu gibi, Kutsal Ruh armağanı da asla başlı başına bir amaç değildir. O İsa’yı yükseltmek, hayatlarımızda Mesih’in karakterini oluşturmak ve Mesih’in bedenini, yani kiliseyi geliştirirken başkalarına hizmet etmemizi sağlamak için verilmiştir. Dolayısıyla, gerek halka açık gerek özel, her türlü ibadet uygulaması Ruh’u İsa Mesih’in üzerine çıkarıyorsa yanlıştır. Zira ancak İsa aracılığıyla “hepimiz tek Ruh’ta Baba’nın huzuruna çıkabiliriz” (Ef. 2:18).

Neden Kutsal Ruh armağanı İsa’nın bize verebileceği en büyük armağandır? Hayatındaki Kutsal Ruh gerçeğiyle tecrüben nasıl oldu? Bu armağan olmadan hayatın nasıl olurdu?

PERŞEMBE

EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Christ’s Object Lessons [Mesih’in Örnek Dersleri] kitabında 139–149. sayfalardaki “Vermesini İstemek” bölümünü oku. Cesaretlendirici vaatlerden oluşan yararlı bir derleme için, Ellen G. White, God has Promised [Allah Vaat Etti] adlı kitabı oku (Washington, D.C.: Review and Herald, 1982).

Dua olmadan hayatlarımızda hiçbir ruhsal gücümüz olmazdı, çünkü dua bizi bu gücün Kaynağı’na bağlar. Dua olmadan Allah’la hiçbir hayatî bağımız olmazdı. “Tanrı yolundaymış gibi görünen” fakat yücelerden gelen armağanların vaadinden ve gücünden yoksun boş kaplar haline geliriz. Şüphesiz, bu hafta da gördüğümüz üzere, Allah’ın duaları yanıtlaması hakkında bize harika vaatler verildi. Peki, Allah vergisi yeteneğimizin elverdiği kadarıyla tüm şartları yerine getirmeye çalıştığımızda bile dua ettiğimiz şeyleri almadığımız zamanlara ne demeli? “Ancak dualarınız hemen yanıtlanmıyor gibi görünürse umutsuzluğa kapılmayın. Rab duanın sıklıkla dünyasallıkla karıştırıldığını görüyor. İnsanlar kendi bencil arzularını memnun edecek şeyler için dua ediyorlar ve Rab onların isteklerini bekledikleri şekilde yerine getirmiyor. Onlar ihtiyaçlarının ne olduğunu daha net bir şekilde görene kadar, Rab onları sınavlardan ve denenmelerden geçiriyor, kendilerini alçaltmalarını sağlıyor. O alçak bir arzuyu tatmin edecek, insana zarar getirecek ve onu Allah’ın şerefini lekeleyen bir hale getirecek şeyleri insanlara vermez. O insanlara hırslarını tatmin edecek ve yalnızca kendini yüceltmeye yarayacak şeyler vermez. Allah’a geldiğimiz zaman her şeyi O’nun kutsal isteğine tabi kılarak itaatkâr ve yürekten tövbekâr olmalıyız.”—Ellen G. White, In Heavenly Places [Göksel Yerlerde], s.89.

TARTIŞMA SORULARI:

Dua tüm ruhsal varlığımızı hangi şekillerde etkiler? Yani, dua ettiğin zaman senin üstünde nasıl bir etki yapıyor? Dua ettikten sonra dua etmeden önceki halinden ne şekilde farklısın?

Hasta bir çocuğun iyileşmesi ya da bunun gibi bir şey için sürekli dua eden, fakat duası umut ettiği gibi gerçekleşmeyen birine ne söylerdin? Bunun gibi durumlarda dahi Allah’a güvenmeyi nasıl öğreniriz?

Sınıfta dua ile ilgili şahsi tecrübelerin hakkında ve duanın senin için anlamı hakkında konuş. Dua hakkında, duanın amacını anlamakta zorlanan kişilere yardımcı olabilecek ne öğrendin?

Nasıl işe yaradığını tam olarak bilmesek bile dua etmek neden önemlidir?

CUMA

10 Mart

*11–17 Mart

Kutsal Ruh’u Kederlendirmek ve 
O’na Direnmek

Sebt Günü

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Elç. 7:51; İbr. 10:24, 25; Ef. 4:25–5:2; 1Se. 5:19–21; Mar. 3:28, 29.

HATIRLAMA METNİ: “Tanrı’nın Kutsal Ruhu’nu kederlendirmeyin. Kurtuluş günü için o Ruh’la mühürlendiniz.” (Efesliler 4:30).

Kutsal Ruh, günahkârları kendi gerçek günahlı durumlarını fark etmeye yönlendiren eşsiz bir yetiye sahiptir. O ayrıca içimizde İsa’yı ve O’nun günahlarımız için affını kabul etme arzusunu uyandırır. Kutsal Ruh bizi galip gelenler haline getiren ve İsa’nın güzel karakterini yansıtmayı başaran kişilere dönüştüren eşsiz bir güce sahiptir. Aynı zamanda, zayıf günahkârlar bu güçlü ve kudretli Kutsal Ruh’a direnebilirler. O Kendisini kabul etmemiz için bizi zorlamaz. Günah çok cazibeli ve alımlıdır. Fakat çok aldatıcıdır ve ölüme götürür. Günah Allah’a ve Allah’ın saf kutsallığına ve iyiliğine tamamıyla karşıttır. Bu ilahî kutsallığı yansıtan Kutsal Ruh, günahın her türlüsüne karşıttır ve günah işlediğimizde ve günahtan vazgeçmek istemediğimizde kederlenir. Kutsal Ruh ne kadar güçlü olsa da, O’nun olumlu etkisi söndürülebilir ve günah dolu yaşamımıza devam ettiğimizde O’na direnebiliriz. Hatta Müjdeler bize affedilemez tek bir günah olduğunu bildiriyorlar: Kutsal Ruh’a karşı küfür (Matta 12:31, 32). Bu hafta Kutsal Ruh’u kederlendirmek, söndürmek ve O’na karşı direnmek konularıyla ve affedilmeyecek günahla ilgili Kutsal Kitap çalışması yapacağız.

*18 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

11. DERS

12 Mart

Kutsal Ruh’a Direnmek

Elçilerin İşleri 7:51 ayetini oku. Burada verilen uyarı nedir ve aynı şekilde bu uyarı bugün bizim için ne şekilde geçerlidir?

Kutsal Kitap’ta birçok günahtan Kutsal Ruh’a karşı işlenen günahlar olarak bilhassa bahsedilir. Bu günahların çoğu bireysel düzeydedir. Ancak Elçilerin İşleri 7:51 ayetinden de çıkarabileceğimiz gibi, bunun toplu bir boyutu da vardır. İstefanos, kendisini suçlayanların altından buzağıya tapan isyankâr İsrailliler gibi dik kafalı (inatçı) olduklarını belirtiyor (Çık. 33:3). Onlar, Kutsal Ruh’un Allah’ın peygamberleri aracılığıyla yüreklerine aşılayacağı şeyleri dinlemeyi reddettikleri için Kutsal Ruh’a direndiler. Allah’a ve O’nun planına bu çeşit bir karşıtlık nihayetinde kişiyi Rab İsa Mesih’in istemlerini reddetmeye götürür. Onlar İsa’yı izlemek yerine, dışa yönelik ibadeti yaşayan Allah’ın Sözü’ne itaatin yerine geçirdiler.

Allah tarafından yaratılan ve O’na bağımlı olan naif insanoğlunun Kutsal Ruh’un işlerine ve nihayetinde Allah’ın lütfuna direnmesi düşüncesi şaşırtıcı bir düşünce. Allah çok güçlü olduğu halde gücünü bizim özgür irademiz üzerine kullanmaz. O bizim seçimlerimize saygı gösterir.

Sonuçta, Allah O’na itaat etmemiz için bizi zorlamak istiyorduysa, bunu neden Aden bahçesinde Adem ve Havva’ya yapmadı ve böylece tüm dünyayı günah krizinden kurtarmadı? Allah bizi özgür varlıklar olarak, ahlakî seçimler yapabilme gücüyle yarattı, hayatı ya da ölümü, iyiyi ya da kötüyü seçme gücüne sahibiz. Her birimize ne kadar da kutsal (ve pahalıya mal olan) bir armağan verildi.

Herkes kendi kararlarından sorumlu olsa da, aynı zamanda toplu sorumluluklara da sahibiz: birbirimizi imanlı olmak, Allah’ın Sözü’ne itaat etmek ve İsa’ya yakın kalmak konularında yüreklendirmeliyiz (İbr. 10:24, 25). Bugün Allah’ın Sözü’ne direndiğimizde ve O’nun peygamberlerinin mesajına aldırmadığımızda, Kutsal Ruh’a direnmiş oluruz.

Geçmişe bakıp eski İsraillileri tüm yaptıkları hatalar için yargılamak ve eleştirmek çok kolay. Peki, bizim yaptığımız kötü seçimlere ne demeli? Bunlar eski İsraillilerin hataları gibi ortaya dökülseydi nasıl hissederdin?

Başkalarına “sevgi ve iyi işler” konusunda hangi şekillerde yardımcı olabiliriz? “Sevgi ve iyi işleri” başkalarında geliştirmek için sorumlulukların neler?

PAZAR

13 Mart

Kutsal Ruh’u Kederlendirmek: 1. Bölüm

Efesliler 4:30 ayetini oku. Pavlus burada bir emir kipi kullanıyor ve Kutsal Ruh’u kederlendirmememiz için bizi uyarıyor. Kutsal Ruh’u kederlendirmek ne demektir?

Kutsal Ruh kişisel bir varlıktır, yalnızca ilahî bir güç değildir. Bu nedenle kederlendirilebilir. Fakat Kutsal Ruh’u nasıl kederlendirebiliriz? Belki de Kutsal Ruh’un işlerinden birinin gözlerimizi günaha karşı açmak olduğunu hatırlamalıyız (Yuhanna 16:8). O bizi, günahlarımızı affeden ve bizi aklayan İsa’ya yönlendirir. Ne de olsa, Allah’ın Ruhu “kutsal” olarak adlandırılmaktadır. Bu, O’nun günahtan nefret ettiği anlamına gelir. Fakat her şeyde Allah’a itaat ettiğimizde ve kutsal ve saf olan şeyler düşünüp konuştuğumuzda O sevinç duyar. Öte yandan bu, aynı zamanda ilahî çağrımız karşısında değersiz olan herhangi bir şeye değer verdiğimizde O’nu kederlendiğimiz anlamına gelir. Günaha tutunmaktaki veya günahın ciddiliğini küçümsemekteki bir ısrarımız O’nu kederlendirir. Kutsal Ruh’u kederlendirmek ciddi bir meseledir.

Pavlus’un Efesliler 4:30 ayetindeki Kutsal Ruh’u kederlendirmeye ilişkin ifadesinin bağlamı, birinin Mesih tarafından dönüştürülmeden önceki ve dönüşümden sonraki yaşam tarzı ile ilgilidir. Mesih’te yeni varlıklar olarak birbirimize karşı sabırlı ve nazik olmalı, sevgi içinde birbirimize karşı sabretmeli ve barış bağı içersinde Ruh’un birliğini korumak için gayretli olmalıyız (Ef. 4:2, 3). Ruh tarafından yenilenmiş olarak (Ef. 4:23), artık yeni başımız olan Mesih’i izliyoruz (Ef. 4:15) ve böylece öteki uluslar gibi boş düşüncelerle yaşamıyoruz (Ef. 4:17). Aksine, Allah’ı hoşnut edecek bir yaşam sürüyoruz (Ef. 4:24–31).

4. bölümdeki ayetlerde bahsi geçen herhangi bir olumsuz şeyin kalbimizde yer bulmasına izin verdiğimizde ve bunlar sözlerimizde ve işlerimizde kendilerini gösterdiklerinde, Kutsal Ruh üzülür ve kederlenir. Kutsal Ruh’u kederlendirmek, O’nun kutsallaştıran varlığını ve yaşam dönüştürücü gücünü hiçe saymak demektir, zira kasten günah işlemeye devam ediyoruz.

Kutsal Ruh nasıl yaşadığımız konusuna karşı ilgisiz değildir. Efesliler 4:25–31 ayetlerini oku ve Kutsal Ruh’u kederlendiren belirli ahlâkî davranışları say. Kutsal Ruh neden bu şeylerden kederlenir?

 

PAZARTESİ

14 Mart

Kutsal Ruh’u Kederlendirmek: 2. Bölüm

Kutsal Ruh’un kederlendirilebilir olması bize Allah’ın yaptıklarımız karşısında kayıtsız olmadığını gösterir. Allah aldığımız kararlardan ve yaşam şeklimizden etkilenir.

Efesliler 4:25–5:2 ayetlerini oku. Burada ne yapmamız söyleniyor ve bu emirleri dinleseydik hayatlarımız ne kadar farklı olurdu?

Olumlu ifadelerle: sevgiyle gerçeği söylediğimizde; günaha karşı öfkeli olup, fakat öfkeyle günah işlemediğimizde; kendi emeğimizle çalışarak işimizin ürününü ihtiyacı olanlara iyilik etmek için kullandığımızda; öğretici bir tavırla konuştuğumuzda ve dinleyicilerimize lütuf aktardığımızda; nazik, şefkatli ve affedici olduğumuzda, Kutsal Ruh’u mutlu ederiz. Hristiyan olduğumuzu iddia ediyor fakat Mesih sanki hiç gelmemiş ve hayatlarımız O’nun yönlendirmesiyle sevgisinden etkilenmemiş gibi yaşıyorsak, Kutsal Ruh’u kederlendiririz. Gerçeğe inandığımızı ikrar ederken, davranış ve tavırlarımız bu ikrara ters düşüyorsa, o zaman Kutsal Ruh’u kederlendiririz. Ahlâkî doğruluğun yokluğu da Ruh’u kederlendirir. İnsanlara ulaşma çabalarımız ahlâkî davranışlarımızdan ayrı olamaz. İnsanların bizim gerçekten O’nun çocukları olduğumuzu ve İsa’yı yansıttığımızı göreceği bir hayat yaşıyorsak, Allah’ın kalbine sevinç getiririz.

Efesliler 4:3, 4, 15, 16, 32 ayetlerini oku. Bu ayetler Ruh’ta yaşamanın toplumsal yanları hakkında neyi ortaya koyuyor? Ruh dolu bir yaşam diğer imanlılarla birlikte olunan toplumda kendini nasıl gösterir?

Efesliler 4. bölümde ayrıca belirgin bir toplumsal boyut olması ilginçtir. Birlik fikri birkaç kez dile getirilir. Pavlus “birbirimiz” (Ef. 4:32) bağlamında Allah’ın hayatını yaşadığımız için, Ruh’un birliğini devam ettirmemizden endişe ediyor. Kilisede birbirimizle nasıl ilişkili olduğumuz, “Ruh’un birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret etmek” (Ef. 4:3) Ruh’u kederlendirmemenin çok önemli bir parçasıdır. Kutsal Ruh’un tapınağı olan kilisede (1Ko. 3:16, 17) birbirimize nasıl davrandığımız Allah için gerçekten önemlidir. Mesih’in bedeni içinde bir birimizi nasıl düşündüğümüz Allah’ın Ruhu için birinci derecede önemlidir.

Gerçeği, üç meleğin mesajını bilmek iyidir (Va. 14:6–12), fakat kendine şu soruyu sor: Başkalarına, özellikle de senden aşağı düzeyde olan veya senin için hiçbir şey yapamayacak olan kişilere nasıl davranıyorsun? Yani, sana karşılık olarak verecek bir şeyi olmayanlara.

SALI

15 Mart

Kutsal Ruh’u Söndürmek

1. Selanikliler 5:19–21 ayetlerini oku. Kutsal Ruh nasıl söndürülebilir?

“Söndürmek” sözcüğü yangın fikrini çağrıştırır. Aynı Grekçe köklü sözcük 1. Selanikliler 5:19 ve Efesliler 6:16 ayetlerinde de kullanılır. Bu, Kutsal Ruh’un bir niteliğinin söndürebileceğimiz ateş gibi bir şey olduğu fikrini düşündürüyor. Kutsal Ruh’un bizim için iki önemli şey yaptığını hatırlamalıyız: Günahın bilincine varmamızı sağlar ve günahı yenmemiz için bize güç verir. Her ikisi de kutsanmayla ilgilidir.

Allah’ın Sözü boyunca Ruh bize kutsal bir yaşam sürmemiz için bilmemiz gerekenleri söyler ve O’nun içimizde yaşayan gücü aracılığıyla hayatlarımızı bu bilgiye göre değiştirebilmemizi sağlar. Ruh’u söndürmekten kaçınmanın bir yolu da “peygamberlik sözlerini küçümsememektir” (1Se. 5:20). Pavlus Selanikli imanlılara peygamberlik sözlerini küçümsememeyi öğretiyor, fakat idrak yeteneklerini kullanmalarını da istiyor (1Se. 5:21). Cemaat hayatımızda Ruh’a açık olmamız ve Kutsal Ruh’un işini söndürmememiz gerekirken, sahte öğretiler ve sahte peygamberler kiliseye her zaman musallat olacağından, idrak yeteneğine ihtiyacımız var.

Tüm ruhlar iyi değildir. Fakat Ruh tarafından esinlenmiş olan Allah’ın Sözü, adımlarımız için çıra ve yolumuza ışıktır (Mez. 119:105). Onun sayesinde yeni peygamberlik sözleri için dahi standart bir ölçümüz olur. Kutsal Kitap zamanında böyle bir lambada yanan bir fitil bulunurdu ve gece yürüyenlerin ayaklarının önüne ışık tutardı. Kutsal Kitap bize Ruh’ta nasıl yürüyeceğimizi anlatıyor (Gal. 5:25). Biz bunu kendimizi Allah’ın Sözü’nün öğretilerine adayarak ve bize yaşamamız gereken yolu işaret eden Kutsal Ruh’un telkinlerine itaat ederek yaparız.

Kutsal Kitap’ın Allah’ın Sözü olduğunu kabul eden birçok kişi Kutsal Yazıları neredeyse onun gerçek otoritesini aşındıracak ve yaşamlarındaki gerçek gücünü çalacak bir şekilde yorumluyorlar. Ayrıca, Allah’ın Sözü’nü küçümsediğimizde ve ona saygısız davrandığımızda veya onu kendimize uygulamayı ihmal ettiğimizde bize yollarımızda öncülük etmesi ve iyi işlere doğru bilincimizi uyandırması için verilen bu ışığı söndürüyoruz.

1. Selanikliler 4:7, 8 ayetlerini oku. “Kutsal bir yaşam sürmeye çağrılmak” ne demektir? Hayatının hangi alanlarında gerçekten “kutsal bir yaşam” sürüp sürmediğini kendine sorman gerekebilir?

ÇARŞAMBA

16 Mart

Kutsal Ruh’a Karşı Küfür

Markos 3:28, 29; Luka 12:10; ve Matta 12:31, 32 ayetlerini oku. Tüm günahlar ve küfürler affedilebilirse, affedilemeyen şey nedir?

Belki de başka hiç bir günah Hristiyanlar arasında Kutsal Ruh’a karşı küfürden daha büyük bir belirsizliğe, ızdıraba ve yanlış anlaşılmaya yol açmamıştır. Bazıları İsa’nın aklında bilhassa ıstırap verici olan belirli günahların olduğunu düşünüyor. Ancak bazı günahların sonuçları diğerlerine göre daha şiddetli olsa da, Allah için tüm günahların kötü olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. O halde, İsa affedilmez günah hakkında konuşurken ne demek istedi?

Aslında bu ayetlerin hiçbiri bu günahın affedilemeyeceğini söylemiyor; sadece affedilmeyeceğini söylüyor. Hatırlayalım: Kutsal Ruh’un işi günahkârları günahlarının bilincine varmaya yönlendirmek ve onların içinde günahları affeden tek kişiyi, yani İsa’yı kabul etme isteğini uyandırmaktır. Dolayısıyla, Kutsal Ruh’a karşı küfür İsa’nın kurtarma işinin planlı ve ısrarlı reddi olarak anlaşılmalıdır. Bir kişi Ruh’un Mesih’e ve O’nun kurtarışı ve lütfuna ilişkin tanıklığına kasten ve inatla direndiğinde bu meydana gelir.

İsa birisinin birkaç karalayıcı söz söylemesi hakkında konuşmuyor. Kutsal Ruh’a karşı küfür ancak ısrarla inanmama ve İsa’ya karşı açık düşmanlık tavırları bağlamında işlenmiş olur. Kutsal Ruh’a küfür tek bir bölümden oluşmaz; kararlı bir yaşam şeklidir.

“Kendilerine sunulan kanıtları kabul edecekleri yerde, Mesih’in işlerinin göğün bağışı olduğunu anlayacakları yerde, kendi kötü amaçlarına sıkı sıkıya tutundular ve şöyle dediler: O bu harika işi şeytan aracılığıyla gerçekleştiriyor. Bu Kutsal Ruh’a karşı işlenen günahtı.”—Ellen G. White, Loma Linda Messages [Loma Linda Mesajları], s. 156.

İnsan kalbi Allah’a karşı dirençte ısrar ettiğinde, böylece İsa’ya hakkını vermeyi sürekli olarak reddettiğinde, kalp katılaşır ve Allah’ın İsa Mesih’te verdiği kurtarıcı kurbanlığa ilişkin Kutsal Ruh’un tanıklığının gerçekliğini kabul edemez. Bu günah Allah güçsüz olduğu için veya affetmeye istekli olmadığı için değil, kişi kendi günahının farkına varamadığı için affedilme ihtimalinin dışındadır. Dolayısıyla bu kişi İsa aracılığıyla affedilmeyi kabul etmez. Tabi ki bu tavrın ebedî bir sonucu vardır.

Kendimiz hakkında hangi iddiada bulunursak bulunalım, Allah’a karşıt bir yaşam sürmediğimizden ve Kutsal Ruh’a direnmediğimizden nasıl emin olabiliriz? (Örneğin bkz. 1Yu. 5:3 ve Rom. 8:14).

PERŞEMBE

EK ÇALIŞMA: İnsanların endişeyle affedilmez günahı işleyip işlemediklerini sormaları bile başlı başına bunu işlemediklerini gösterir. Bu günahı işlemiş olsalardı, kesinlikle bundan endişelenmezlerdi. Endişeleri gerçekten de Ruh’un yönlendirmesine halen açık olduklarının kanıtıdır. Kişinin yapması gereken İsa’nın doğruluğunu talep etmek ve İsa’nın erdemlerine tutunmak, imanda ve itaatte kararlılıkla devam etmektir. Ancak bizzat “Allah’ın doğruluğu” (Rom. 10:3) olan Mesih’in doğruluğunun örtüsü altında şu anda çok ihtiyaçları olan esenlik ve güvenceye sahip olabilirler.

Allah’ın gerçekten affedemeyeceği sadece bir kişi vardır, bu kişiyse af için İsa’ya gelmeyi ısrarla reddeden kişidir. “Kutsal Ruh’a karşı küfür aniden söylenen bir iş veya yapılan bir hareket değildir; o gerçeğe ve kanıtlara şiddetli ve kararlı bir direniştir.”—Ellen G. White Yorumları, The SDA Bible Commentary [Yedinci Gün Adventist Kutsal Kitap Şerhi], cilt 5, s.1093. “Kimsenin Kutsal Ruh’a karşı işlenen günaha gizemli ve tanımlanması zor bir şeymiş gibi bakmasına gerek yok. Kutsal Ruh’a karşı işlenen günah, tövbeye çağrıyı ısrarlı bir şekilde reddetme günahıdır.”—Sayfa 1093.

TARTIŞMA SORULARI:

Biri gelip sana affedilmez günahı işlediğini söyleseydi, ona ne söylerdin ve yardım için hangi ayetleri kullanırdın? Umutsuzca kaybolduğunu hisseden birine yardım için sadece iman yoluyla kurtuluş anlayışı neden çok önemlidir?

Kutsal Ruh’un yönlendirdiği gibi davranmayı ve konuşmayı reddettiğimizde, Kutsal Ruh’u söndürürüz. Kutsal Ruh’u söndürme tehlikesi konusunda neredeyiz? Yani, hayatımızın hangi yönlerinde (varsa) kendimizi Allah’ın yönlendirmesine karşı direnirken buluyoruz ve teslim olma gerekliliğini nasıl öğrenebiliriz?

Bazen Allah başımıza bizi üzen veya anlamadığımız bazı olayların gelmesine izin verir. Örneğin, Eyüp’ün başına gelen böyle bir olaydı. Neden alıngan bir düşünce yapısı Kutsal Ruh’un yaşamlarımızdaki işlerini azaltır? En zor zamanlarda bile nasıl Allah’a daha fazla tam olarak güvenebiliriz ve yaşamlarımızı ona tamamıyla teslim edebiliriz?

“Kirlenmiş” olmaktan korkanlar kilise içinde kötü etkisi olacağı düşüncesiyle bazılarını bedenden tamamıyla uzağa iter ve onları kendi yollarına bırakırlar. Bu düşüncede yanlış olan nedir ve neden bir Hristiyan’ın izleyeceği Kutsal Kitap’a uygun bir model değildir?

CUMA

17 Mart

*18–24 Mart

Kutsal Ruh’un İşi

SEBT GÜNÜ

KONUYLA İLGİLİ METİNLER: Yu. 16:8–11, Rom. 5:10; İbr. 4:15, 16; 1Pe. 5:8, 9; 1Yu. 5:12, 13; Mez. 31:24.

HATIRLAMA METNİ: “Umut kaynağı olan Tanrı, Kutsal Ruh’un gücüyle umutla dolup taşmanız için iman yaşamınızda sizleri tam bir sevinç ve esenlikle doldursun” (Romalılar 15:13).

Bu çeyrekte Kutsal Ruh ve ruhsallık konusundaki çalışmamızın sonuna gelirken, Ruh’un henüz dikkatimizi çekmemiş olan diğer bir nihaî işine odaklanacağız.

İsa öğrencilerine Baba’ya gideceğini duyurduğu zaman, onlara Kutsal Ruh’u gönderme sözünü verdi. “Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.” (Yuhanna 14:26).

İsa’ya göre Kutsal Ruh bir parakletos, yani “yardımcı” veya “tesellici,” ya da bizim için aracılık eden bir “savunucu”dur. Aynı zamanda İsa bu savunucunun yapacağı işi duyurdu: O dünyayı günah, doğruluk ve yargı konusunda “ikna edecekti” (Yuhanna 16:8).

Son haftamız boyunca Kutsal Ruh’un bu özel işini detaylı bir şekilde çalışacağız. Ayrıca Ruh’un bu işinin O’nun bizim için hizmetinin diğer iki önemli yönüyle nasıl bağlantılı olduğunu öğreneceğiz: kurtuluş güvencemiz ve İsa Mesih’in öğrencileri olarak hayatımızı sürdürmemizi sağlayan yüce umudumuz.

*25 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.

12. DERS

19 Mart

Günah Konusunda İkna

Yuhanna 16:8, 9 ayetlerini oku. Kutsal Ruh bizim için hangi çok önemli işi yapmaktadır ve bu neden çok önemlidir?

İsa Kutsal Ruh’u anlamca çok zengin bir söz olan paraklet olarak adlandırdı, bu söz yardımcı, savunucu ve tesellici anlamlarını taşır. Kutsal Ruh bu önemli ikna işine kardeşlerimizin suçlayıcısı veya savcımız gibi girmez. O İsa tarafından bizi mahkûm etmek için değil, aksine lütfa ihtiyacımız olduğunu görmemize yardım etmek için göndermiştir.

Ancak bir tesellici bir yardımcı olarak kabul edilecektir. Her ne kadar iyi niyetli olsalar da, Hristiyanların günahkârlara yardımcı bir ruhla yaklaşmak yerine sıklıkla suçlayıcı bir ruhla yaklaşmaları büyük bir felâkettir. Biz etrafta dolaşıp diğer insanların hayatlarındaki günahları göstererek yaşarsak, İsa’nın bizi görevlendirmediği bir işi yapmış oluruz. Sonuçta, kendimiz günahsız olmadığımız halde biz kimiz ki başkalarının günahlarını gösteriyoruz?

Romalılar 2:1 ve Matta 7:3 ayetlerini oku. Bu ayetlerden hangi mesajları almalıyız?

Biz O’nun tanıklarıyız, savcıları değil. Biz O’nun kurtarıcı gücüne tanıklık etmek üzere çağrıldık, yanlışlarından dolayı başkalarını mahkûm etmeye değil. Başkalarını günahlarına dair ikna etmeye çalıştığımızda, bizim olmayan bir işi üstlenmiş oluruz, bu Kutsal Ruh’un işidir.

Dünyayı günahın gerçekten ne olduğu konusunda “ikna etmesi” gereken (Yuhanna 16:8) biz değil, Tesellici’dir. Hayatlarını İsa’ya adamamış kimseler çoğunlukla günahın aslında ne olduğunu ve ne kadar yıkıcı olabileceğini gerçekten anlamayan kişilerdir.

Buradaki fikir, Ruh’un belirli hatalı davranışları sıralayacak olması değildir. Bunun yerine O tüm günahların temeline iner: İsa Mesih’e inançsızlık (Yuhanna 16:9). Bizim en derin sefaletimiz ve yabancılaşmamız ahlakî kusurluluğumuzdan kaynaklanmaz, fakat Allah’tan uzaklaşmamızdan ve bizi bu durumdan kurtarmak amacıyla göndermiş olduğu Kişi’yi kabul etmememizden kaynaklanır.

Tüm günahların temel sorunu İsa’ya inanmamamız, böylece bizi günahlarımızdan ve suçlarımızdan kurtarabilecek tek Kişi’yi reddetmemizdir. Bu, benliği her şeyin merkezine koyan ve Allah’ın Sözü’ne inanmayı reddeden günahtır. Ancak Kutsal Ruh tövbeye ve Mesih’in bizim yerimize ölümünde bulunan Kurtuluş’a olan büyük ihtiyacımız konusunda kalplerimizi ve düşüncelerimiz açabilir.

PAZAR

20 Mart

Doğruluk İhtiyacı

Yuhanna 16:8 ayetinde Kutsal Ruh’un dünyayı sadece günah konusunda değil, ayrıca doğruluk konusunda da ikna edeceği söyleniyor. Başka bir deyişle, günahın gerçekten ne olduğunu bilmeyen dünya, gerçek doğruluğun ne olduğunu da bilmez.

İkna olmamış insanlar dışa yönelik ahlakî doğruluğun yeteceğini sanırlar. Onlar Allah’ın doğruluğunu değil, kendi doğruluklarını arzularlar. Allah’ın yasasına itaat gibi, dışa dönük eylemlerinden kaynaklanan bir doğruluk arzularlar. Fakat bizim yasaya itaat işlerimiz bizi asla Allah’ın önünde aklamaz. Yeşaya 64:6 ayetinde, peygamber kendi zamanındaki insanların kendi çabalarıyla gösterdikleri doğruluklarını “kirli paçavralar” olarak tanımlıyor. En iyi dinî nedenlerden kaynaklanan, bizim doğruluğumuz olarak algıladığımız şey bile aslında tam tersidir: günahkârlık.

Fakat İsa’nın doğruluğu bizim için yeterlidir. Allah’ın yasasının tüm taleplerini karşılar. Baba Tanrı’nın gözünde geçerlidir. Biz de onu kendimiz için, yalnızca Mesih İsa’ya iman aracılığıyla talep edebiliriz.

Romalılar 5:10 ve İbraniler 4:15, 16 ayetlerini oku. Bizim doğruluğumuz Mesih’in gökteki Baba’nın huzurundaki yaşayan hizmetiyle nasıl ilişkilidir?

Yasa tarafından talep edilen doğruluk İsa’nın mükemmel yaşamında yerine getirilmiştir. O bizim yerimize öldü. Yeryüzünde O’nu ölüme mahkûm edenler tarafından reddedildiyse de, gökteki Baba tarafından kabul edildi. Diriliş aracılığıyla, Baba Tanrı onay mührünü İsa’nın hayatı ve kurtarıcı işi üzerine vurdu. İsa şimdi bizim için aracılık etmek üzere yaşamaktadır (İbr. 4:15, 16) ve bizim yerimize ölümünün erdemlerini bizim adımıza uyguluyor, zira biz kurtuluş için gerekli olan doğruluğa sahip değiliz.

Böylece yaşayabiliriz çünkü O bizim içimizde yaşıyor. “Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu”na imanla sürdürüyorum” (Gal. 2:20). İsa içimizde yaşadığı zaman Ruh’a göre yürürüz (Rom. 8:4) ve Ruh’un gücü aracılığıyla yeni bir ruhsal yaşama kavuşuruz (Gal. 3:2–5; 5:16 ve 18 ayetleriyle karşılaştır).

İsa’nın Baba’ya yükselişi, O’nun aramızda Ruh aracılığıyla varlığını haklı çıkarmaktadır. O’nun öğrencileri Kutsal Ruh’la güçlendirilmiş olarak Mesih’e doğru büyüyen bir benzerlikle yaşarlar.

Doğruluk konusunda kendi girişimlerinin ne kadar da kirli olduğu gerçeğini hiç tecrübe ettin mi? Bu sana bunun yerine Mesih’in doğruluğuna ihtiyacın olduğu konusunda ne öğretiyor?

PAZARTESİ

21 Mart

Yargı Konusunda İkna

Yuhanna 16:8, 11 ayetlerini oku. İsa hangi yargıdan bahsediyor? Bu yargı neden iyi haberdir?

Ruh’un işinin bir parçası olarak geriye son bir önemli ikna işi kalıyor: yargı konusunda ikna. İşte üzerine birçok yanlış ve yaralayıcı gözüken vaazlar verdiğimiz bölüm budur. Günahın ve doğruluğun tartışılması sıklıkla Hristiyan olma iddiasındaki birçok kişiyi Mesih’i reddedenlerin uğrayacakları yargıyı duyurmaya yönlendirmektedir. Bunu yaparak, günahkârları (genellikle korku verici imalarla) kendilerini bekleyen yargıya dair uyarmak isterler.

Bu yargı gerçek olmasına rağmen, İsa’nın Yuhanna 16:11 ayetinde bahsettiği yargı değildir. Kullanılan dil, Rabb’in burada Yuhanna 12:48 ayetindeki gibi gelecek yargı hakkında konuşmadığını gösteriyor. Aksine, İsa’nın şimdi bahsettiği yargının niteliği, Şeytan’ın Golgota’da yargılandığının iyi haberidir. Gerçeğin büyük düşmanı Şeytan, şimdi günleri sayılı olarak yaşıyor. Yargı gelecek, fakat buradaki odak noktası bu dünyanın egemenin şimdiden mahkûm edilmiş olduğunun bilincidir (Yuhanna 12:31).

1. Petrus 5:8, 9 ayetlerini oku. Şeytan Petrus tarafından nasıl tanımlanıyor? O’na karşı nasıl direnebiliriz?

Zamanının kısa olduğunu ve Golgota’da ölümcül bir şekilde yenildiğini bilen Şeytan, yine de hayattadır. Üstelik o çok öfkeli ve yok edebildiği kadar kişiyi yok etmeye çalışıyor. Fakat o mağlup edilmiş bir düşmandır. İsa zaferi kazandı. İsa’nın kanı bizi özgür kılar.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, 6 Haziran 1944’te müttefiklerin başarılı Fransa çıkartmasıyla Nazi orduları nihaî darbeyi aldıklarında, Hitler’in yenildiği ortadaydı. Fakat taarruzun başladığı Normandiya çıkartması günü ile Avrupa’da Zafer Günü (8 Mayıs 1945, savaşın Avrupa’da bittiği gün) arasındaki on bir ay, tüm savaşın en kanlı zamanlarıydı. Benzer bir şekilde Şeytan da Çarmıh’ta kesinlikle yenildiğini biliyor. Fakat o inatla dövüşüyor ve yok edebildiği kadar kişiyi yok etmeye çalışıyor. Biz bu zorlu zamanlarda ayık ve uyanık olmaya ve tüm kaygılarımızı İsa’ya yüklemeye çağrıldık, çünkü O bizi kayırır (1Pe. 5:7, 8).

Yargı neden iyi haberdir? Yargıda güvencemiz kimdir? Korku yerine yavaş yavaş umut aşağılayacak şekilde yargıyı nasıl duyurabiliriz?

SALI

22 Mart

Kurtuluş Güvencesi

1. Yuhanna 5:12, 13; Romalılar 8:15–17 ve 2. Korintliler 5:5 ayetlerini oku. Mesih’i Kurtarıcımız olarak kabul ettiğimizde, neden sonsuz yaşam güvencesine sahip oluruz? Bu güvencenin temeli nedir?

Kutsal Ruh günahkârları İsa’ya yönlendiren tek Kişi’dir. İsa’nın vekâleten ölümü bizi Allah’la barıştırdı. İsa’nın bağışlaması bizi Allah’ın evlat edinilmiş çocukları olarak yeni bir yaşam sürmek üzere özgür kılar. Biz artık Tanrı’nın düşmanları değiliz (Rom. 5:10), fakat Ruh’a göre yürüyoruz (Rom. 8:4) ve düşüncelerimizi Ruh’un işleri üzerine kuruyoruz (Rom. 8:5). Mesih’in Ruhu’na sahip olmasaydık O’nun çocukları olmazdık ve O’na ait olmazdık (Rom. 8:9). Fakat şimdi içimizde yaşayan Kutsal Ruh’un dâhili tanıklığına sahibiz. O bize, İsa’ya ait olduğumuza, Allah’ın mirasçıları olduğumuza ve Mesih’le birlikte mirasçılar olduğumuza dair tanıklık eder (Rom. 8:17). İsa’yı ölümden dirilten aynı güçlü hayat şu anda bizim içimizde etkindir ve ruhsal olarak ölü olan bizi canlandırır (Rom. 8:10). Hatta bundan ötesi, O bizim gerçekten Allah’a ait olduğumuz güvencesini kalplerimizde mühürler. Kurtuluşumuzun müjdesini duymuş ve inanmış olarak, mirasımızın teminatı olarak verilen Kutsal Ruh’la İsa’da mühürlendik (Ef. 1:13, 14). Her imanlı bu güvenceye sahip olabilir (1. Yuhanna 5:12, 13).

Efesliler 1:13, 14 ayetlerini oku. Kutsal Ruh’la mühürlenmek ne demektir?

Mesih’i kabul edenler yeniden doğar, yani “Ruh’tan” doğar (Yuhanna 3:3, 5). Kurtulmuş olma güvencesine sahip olabilelim ve Allah’ın bir çocuğu olmamızdan kaynaklanan sevinci tecrübe edebilelim diye, Kutsal Ruh bu gerçeği yüreklerimize mühürler. Kutsal Ruh bizi Mesih’e ait olanlar olarak tanımlar. “Ama içinde Mesih’in Ruhu olmayan kişi Mesih’in değildir” (Rom. 8:9). Artık Allah’ın bizim sevgi dolu Babamız, bizim de O’nun sevgili çocukları olduğunun bilincindeyiz. Kutsal Ruh ön ödeme, depozito, ya da İsa’nın ikinci gelişinde bize verilecek olan nihaî sonsuz yaşam ve ölümsüzlük armağanının teminatıdır (1Ko. 15:51–54). Bu, hakiki inancın ayırıcı işaretidir. Böyle bir güvenceye sahip olmadan Hristiyanların ikna edici bir güçle nasıl tanıklık yapabileceklerini anlamak zordur.

“Cesareti konuşun, imanı ve umudu konuşun, böylece hepiniz Rab’de bir ışık olacaksınız. Mesih’in önünüze koyduğu ve kimsenin kapayamayacağı kapıyı düşünmeye devam edin. O’na bir şans verirseniz, Allah tüm kötülüklere kapıyı kapatacaktır. Düşman bir sel gibi geldiğinde, Rabb’in Ruhu sizin için O’na karşı bayrak açacaktır.”—Ellen G. White, The Advent Review and Sabbath Herald, 16 Nisan 1889.

ÇARŞAMBA

23 Mart

Kutsal Ruh ve Umut

Romalılar 5:4, 5; 15:13; ve 1. Korintliler 13:13 ayetlerini oku. Sevgi ve umut birbiriyle nasıl ilişkilidir? Kutsal Ruh bize sevgi ve umut vermede ne şekilde etkilidir?

Kutsal Ruh Allah’ın sevgisini yüreklerimize döken Kişi’dir. O bizi Allah’a bağlar ve Allah’ın sevgisinin içimizde yaşamasını sağlar. Allah’ın sabit ve değişmez sevgisi umudumuzun nedeni ve temel taşıdır. Sevgi olmadan umut olmazdı. Sadece sevgi umut üretir. Allah’ın sevgisi O’nun sadakatiyle bir arada olduğundan, O’nun tekrar gelip bizi alacağına ve Kendisinin bulunduğu eve götüreceğine dair harika umuda sahibiz.

Mezmur 31:24 ayetini oku. Umut üzerimizde nasıl bir etki yapar?

Umut ilham verir. Umut yeni güç verir. Umut şarkı söylememizi ve sevinçli olmamızı sağlar. Umut hayat için çok önemlidir. Umutsuz hayatın anlamı nedir?

Fakat umuda sahip olmak iyimser olmaktan farklı bir şeydir. İyimser kişi her şeyin daha iyi olacağını düşünür: hava, ekonomi, okul notları, mali durum, vs. Umut ise, bunun aksine, kör bir iyimserlik değildir. O daha ziyade Allah’ın bağlılığına ve geçmişte vermiş olduğu vaatlere dayanır. Umut, Allah sadık ve gerçek olduğu için, O’nun dediklerini yerine getireceğine inanır. Allah’ın güvenilir olduğu kanıtlanmıştır ve O bocalamaz. O’nun metaneti ve doğruluğu bizim umudumuzun temelidir.

Şüphesiz bizim umudumuzun temeli çarmıhtaki İsa Mesih’te de bulunur. Çarmıha baktığımız zaman mümkün olan en güçlü yolla Allah’ın bizim için sevgisi gerçekliğini görebiliriz. İsa’nın bizim günahlarımız için öldüğü çarmıh bize ve evrene Tanrımız’ın gerçekten nasıl olduğunun benzersiz bir açıklamasıdır. Böylece, engin ve büyük bir evrendeki günahkâr ve geçici varlıklar olarak umut bulabiliriz. Kendi içimizde, ya da başardığımız “büyük” işler sayesinde değil, fakat Tanrımız’da, kendini bize çarmıhta gösteren bir Tanrı’da umut bulabiliriz.

İkinci Geliş umudu Allah’ın sadık vaatlerine nasıl dayanmaktadır? Umut hayatımızı nasıl etkiler? Umutsuzluk yerine umut yansıtan bir hayat tarzını nasıl geliştirebiliriz?

PERŞEMBE

EK ÇALIŞMA: Ellen G. White, Ye Shall Receive Power [Güç Alacaksınız] adlı derlemeden, özellikle Ekim bölümü “Ready for the Spirit” (Ruh İçin Hazır)’ı okuyun.

Kutsal Ruh’un Baba Tanrı ve Oğul Tanrı’yla birlikte kurtuluşumuzu tamamlamak için uyum içinde çalıştığını söyleyerek Kutsal Ruh’un faaliyetini özetleyebiliriz. Kutsal Ruh bizi ruhsal ölümümüzden uyandırır. O bizi günahkârlığımızın bilincine yönlendirir ve gözlerimizi içinde bulunduğumuz durumu ve kaybolmuşluğumuzu görmemiz için açar. O içimizde değişim için bir istek uyandırır ve bizi en iç varlığımızın ihtiyacını karşılayabilecek tek kişi olan İsa Mesih’e yönlendirir. O bize her zaman İsa’yı ve İsa’nın bizim için ne yaptığını gösterdiği için, kurtuluş güvencesi verir. O bizi daha fazla İsa gibi olmamız için uyumlu hale getirir. O Allah’la olan yürüyüşümüzde sadık kalmamızı sağlar. Allah’ın isteklerini yerine getirmemizi sağlar ve bizi etkili bir şekilde hizmete bağlar. O bizim güvenli rehberimiz ve Hristiyan hayatımız ile doktrinimizin standardı olarak Allah’ın Yazılı Sözü’nü meydana getirir. Kutsal Ruh olmadan nerede olurduk? Kutsal Ruh olmadan ne yapabilirdik? Perişan ve kayıp olurduk, Allah’a yücelik ve şeref verecek hiçbir şey yapamazdık. İsa’ya Kutsal Ruh’u vaat ettiği ve gönderdiği için şükürler olsun. “Kutsal Ruh O’nun halkının yükseltilmesi için Babası’ndan isteyebileceği armağanların en büyüğüydü.”—Ellen G. White, Ye Shall Receive Power [Güç Alacaksınız], s.13.

TARTIŞMA SORULARI:

Günahın ve doğruluğun ne olduğu sorusu hakkında biraz daha düşün. Kutsal Kitap’ın Allah’ın Sözü olduğuna inanan biz Hristiyanlar, günah ve doğruluğun ne olduğu konusunda neden Kutsal Kitap’a inanmayanlardan daha farklı bir anlayışa sahibiz? Bu farklar nelerdir? Kutsal Kitap günah ve doğruluk hakkında bize diğer kaynakların öğretmediği ne öğretir?

Kutsal Ruh’un işinin hangi yönünün senin için en değerli olduğunu Sebt okulu grubunun üyeleriyle paylaş. Bu neden çok önemli ve senin hayatını nasıl etkiledi?

Derste, İsa’da sahip olduğumuz umut hakkında konuşun. Bu umudun sebepleri neler? Yani, birisi “içinizdeki umudun nedenini” (1Pe. 3:15) sorsaydı ne cevap verirdin, neden? Ne kadar ikna edici bir sav üretebilirdin?

Bu haftanın dersi kurtuluş güvencesi sorusu hakkındaydı. Kurtuluş güvencesi nedir? Ona sahipsek, neden sahibiz? Onun temeli neye dayanmalıdır? Bir varsayımdan nasıl farklıdır?