PDF İndir - Sebt Günü Çalışma Kitapçığı – 1.çeyrek 2014 – Öğrencilik

 

SEBT GÜNÜ


ÇALIŞMA KİTAPÇIĞI



STANDART VERSİYONU



ÖĞRENCİLİK




Yazar:



Dan Solis




OCAK – ŞUBAT – MART



2014



Eski Antlaşma (Tevrat ve Zebur)       Yeni Antlaşma (İncil)



Yar


= Yaratılış


Mat


= Matta


Çık


= Çıkış


Mar


= Markos


Lev


= Levililer


Luk


= Luka


Say


= Çölde Sayım


Yu


= Yuhanna


Yas


= Yasa


Elç


= Elçilerin İşleri


Yşu


= Yeşu


Rom


= Romalılara Mektup


Hak


= Hakimler


1Ko


= Korintlilere 1. Mektup


Rut


= Rut


2Ko


= Korintlilere 2. Mektup


1Sa


= 1. Samuel


Gal


= Galatyalılara Mektup


2Sa


= 2. Samuel


Ef


= Efeslilere Mektup


1Kr


= 1. Krallar


Flp


= Filipililere Mektup


2Kr


= 2. Krallar


Kol


= Koloselilere Mektup


1Ta


= 1. Tarihler


1Se


= Selaniklilere 1. Mektup


2Ta


= 2. Tarihler


2Se


= Selaniklilere 2. Mektup


Ezr


= Ezra


1Ti


= Timoteyus’a 1. Mektup


Neh


= Nehemya


2Ti


= Timoteyus’a 2. Mektup


Est


= Ester


Tit


= Titus’a Mektup


Eyü


= Eyüp


Flm


= Filimun’a Mektup


Mez


= Mezmurlar (Zebur)


İbr


= İbranilere Mektup


Özd


= Süleyman’ın Özdeyişleri


Yak


= Yakup’un Mektubu


Vai


= Vaiz


1Pe


= Petrus’un 1. Mektubu


Ezg


= Ezgiler Ezgisi


2Pe


= Petrus’un 2. Mektubu


Yşa


= Yeşaya


1Yu


= Yuhanna’nın 1. Mektubu


Yer


= Yeremya


2Yu


= Yuhanna’nın 2. Mektubu


Ağı


= Ağıtlar


3Yu


= Yuhanna’nın 3. Mektubu


Hez


= Hezekiel


Yah


= Yahuda’nın Mektubu


Dan


= Daniel


Vah


= Vahiy (Esinleme)


Hoş


= Hoşea




Yoe


= Yoel




Amo = Amos Ova = Ovadya Yun = Yunus Mik = Mika Nah = Nahum


Hab = Habakkuk Sef = Sefanya Hag = Hagay Zek = Zekarya Mal = Malaki



İçindekiler



1     Öğrenciler ve Kutsal Kitap (Aralık 28–Ocak 3)................. 6


2     Mecaz Aracılığıyla Öğrencilik (Ocak 4–10)..................... 13


3     Öğrencilik ve Dua (Ocak 11–17).................................... 20


4     Çocukları Öğrenci Yapmak (Ocak 18–24)....................... 27


5     Hastayı Öğrenci Yapmak (Ocak 25–31).......................... 34


6     “Sıradan Kişiyi” Öğrenci Yapmak (Şubat 1–7)................ 41


7     İsa ve Toplumdan Dışlanmış Olanlar (Şubat 8–14)........ 48


8     Zengin ve Ünlü ile (Şubat 15–21)................................... 63


9     Kudretli Olanı Öğrenci Yapmak (Şubat 22–28)............... 70


10     Ulusları Öğrenci Yapmak (Mart 1–7)................................ 77


11     Ruhsal Liderleri Öğrenci Yapmak (Mart 8–14)................. 84


12     Hasat ve Hasat Kaldıranlar (Mart 15–21)......................... 91


13     Öğrenciliğin Bedeli (Mart 22–28).................................... 98



Editör Ofisi 12501 Old Columbia Pike, Silver Spring, MD 20904


Web sayfamızı ziyaret edin: http://www.adventistler.com


Yazar                                                                     Pacific Press Koord.


Dan Solis                                              Wendy Marcum



Editör                                                                     Kapak & Sayfa Tasarım


Clifford R. Goldstein                                  AngelOS



Editör Sekreteri                                        Çeviri


Soraya Homayouni                                   AngelOS



Bu kitapçık Yedinci-Gün-Adventistleri Genel Konferansı Yetişkinler için Sebt Okulu Çalışma Kitap- çığı ofisi tarafından hazırlanmıştır. Bu kitapçığın hazırlanması Sebt Okulu Geliştirme Komitesinin yönetimi altında olmuştur. Yayınlanan bu kitapçık bu komitenin görüşlerini yansıtmakta olup sade- ce veya mutlaka yazarın (veya yazarların) görüşleriyle sınırlı değildir.



İstek Adresi Web: www.adventistler.com


E-mail:    irtibat@adventistler.com



llah başlangıçta mükemmel, günahsız bir dünya yarattı. İnsanlar, Yaratıcıları’nı onurlandırmanın, tapınmanın ve takip etmenin imtiyazını yaşıyorlardı. Yaşam sonsuza dek böyle sürmeliydi.


Ancak Şeytan ilk dünyevî ebeveynlerimizi baştan çıkararak, insanlığın nihaî anlamını, ga- yesini ve önemini onlardan çaldı. İsyan çoğaldı ve tüm gezegene bulaştı.


Mesih’in kurbanlığı tek umudumuzu sağladı. Golgota’daki kurtarış bizlere özgürlüğü, önemsizlikten ve anlamsızlıktan tek kaçışı sağlar. Günahkâr insanlara özgürlük, af ve orijinal durumlarına dönme fırsatı sağlandı.


Allah her yerde imanlılara, O’nun eşsiz lütfunun habercisi olmaları, Şeytan tarafından köle yapılanlara bu ilahi kurtuluşu bildiren elçiler olmaları işaretini vermekte, onlara Yapıcıları’nı takip etme, tapınma ve övme çağrısı yapmaktadır. Öğrenci yetiştirmede Mesih’in örneği, Büyük Görev’e yanıt vermede imanlıların izleyeceği bir örnek olmalıdır (Mat 28:19, 20).


Bu yüzden bu çeyrek yılın konusu öğrenciliktir. Bu terimin birçok yönü olsa da, bu ça- lışmada bir süreç olarak İsa’nın takipçisi olmayı ve ruhları nasıl daha iyi kazanabileceğimizi araştıracağız.


Her şeyden evvel, İsa her Mesih inanlısının örneğidir, özellikle de ruhları kazanma işin- de. Etkili müjdeciliğin anahtarlarının, basitçe Mesih’in örneğini izlemek yerine, popüler psikolojide, kitle pazarlama tekniklerinde ve özenle hazırlanmış promosyon programlarında keşfedileceğini sanmak akıllıca olur mu?


İsa, takipçilerini nasıl cezbetmişti? Başkalarını etkili bir şekilde O’na yönlendirmemiz hususunda, İsa’nın örneğinden ne öğrenebiliriz? Büyük Görev’i nasıl gerçekleştirebiliriz?




İsa böyle birbirinden farklı grupların nasıl ilgisini çekmişti: zengin ve fakire, dindar ve dinsize, siyasi olarak güçlü olanla güçsüz olana? İsa nasırlaşmış kalplerin kilidini nasıl aç- mış, dışlanan insanlara umut aşılamış, çocuğun nazik kalbine hitap etmiş ve öğrenciler yetiştirmek uğruna etnik ve sosyal engelleri aşmıştı? Zenginlik ve kudretin kalelerine nasıl girmiş, ruhsal bakımdan kibirli olan dini liderlerin


kozalarını açmış ya da ölümcül hastalıklarla savaşan- ların umutlarını yeniden canlandırmıştı?


Bunlar entelektüel değişimi canlandıran tartışma soruları değildir; aksine bunlar İsa’nın kaybolan koyu- nu sevgiyle dolu Çoban’a yönelten örneğini tutkuyla izleyen bir imanlının en önemli çalışma alanıdır.


Pavlus da, tıpkı kendisinin İsa’yı takip ettiği gibi, imanlıların kendisini takip etmeye davet etmişti. Yirmi birinci yüzyılda imanlıların, Pavlus’un birinci yüzyılda tesis ettiği standarttan daha azını kabul etmesi düşü- nülemez.


Sonuçta İsa’yı takip etmek, bu değişiklikler ne ka- dar önemli olursa olsun, anormal davranışlar ve alışkanlıkların düzeltilmesi için öğrenciliğe eşit metot- ların görüş sınırlarını çok aşmaktadır. Öğrencilik


konusundaki kapsamlı anlayış, İsa’yı tutkuyla takip etme arzusuyla ve bunun doğaüstü sonucu olarak başkalarını da Mesih’e yönlendirme arzusuyla birleşene kadar henüz tamam- lanmamış demektir.


Veya bizlere anlamlı bir şekilde söylendiği gibi: “Mesih’e gelir gelmez O’nu başkalarıyla paylaşmak için istek duyarız. İsa’yla olan değerli dostluğumuzun herkes tarafından bilinme- sini arzularız. Bizi kurtaran ve temiz kılan gerçek, kalplerimizde saklı kalamaz. Mesih’in doğruluğunu kuşanmışken insanlara O’ndan bahsetmekten vazgeçemeyiz. O’nun Ruh’unun sevinciyle dolduğumuz zaman bunu paylaşmak isteriz. Anlatacak harika bir şeyimiz vardır; çünkü Rabbin iyi olduğunu biliriz.”—Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 62.


İşte bu çeyrek yılda işleyeceğimiz konu budur.



Dan Solis, Teksas doğumlu olup, bir ortakçı ve göçmen bir çiftçinin torunudur. Andrews Üniversitesinden mezun olmuştur ve bir inanlı topluluğunda pastör, konferans departman direktörü ve üniversite profesörü olarak hizmet vermekte- dir. O ve ilköğretim okulunda öğretmenlik yapan karısı Cindy’nin Washington, Kaliforniya ve Tennessee’de Rab’be hizmet eden üç yetişkin çocuğu vardır.



*Aralık 28–Ocak 3

Öğrenciler ve Kutsal Kitap



Sebt Günü

Konuyla İlgili Metinler: Luka 4:1–12, Mat 12:3–8, Mat 5:17–39, Luka 24:13–32, Elç 1:16–20.


Hatırlama Metni: “Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır!” (Yu 5:39).


ezattan satın aldığı bir metal detektörünü kullanan İngiliz Terry Herbert, bir çiftçinin tarlasında gömülü duran altın kaplama Anglo–Sakson silahlar ve gümüş sanat eserleri bulmuştu. Buldukları şeylerin parasal değeri 10 mil-


yon TL’yi geçiyordu.


Tozlu, çakıllı ve çamurlu bir alanda birinin hazine araması gibi, bazı şeylerin yo- lumuza engel olmasına izin vermemeye dikkat etmeli ve yukarıdaki gerçek hazineyi gözden kaçırmamalıyız: İsa Mesih’i. Ebedi zenginlikleri arayan Ferisiler ve Sadukiler de benzer bir şekilde kadim kutsal yazıları “kazmıştı”. İronik olarak onların hazine haritası olan Kutsal Yazı o kadar hatalı okunmuştu ki, asıl hususu, yani İsa’yı tama- men gözden kaçırmışlardı.


İsa hem açıkça hem de dolaylı olarak Kutsal Yazı’yı, öğrenci yapma yöntemiyle birleştirmişti. Nihai “hazine avcılığı,” O’na işaret eden peygamberlik yazılarından kaynaklanmaktaydı. Bu nedenle İsa’yı gözden kaçırmak, belirtiyi gözden kaçırmak demektir. O halde bütün bunların anlamı şudur: tüm öğrenci yapma gayretlerimiz nihayetinde İsa’ya ve O’nun bizler için yaptığı şeye yönelik olmalıdır.



*4 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



İsa ve Kutsal Kitap


Aralık 29



İsa tüm imanlılar için örnek olduğundan, O’nun Kutsal Yazı’ya bağlılığı, geçici bir ilgiden çok daha fazlasıdır.



Luka 4:1–12 ve 16–21’i okuyun. Bu pasajlar Mesih’in Kutsal Kitap’a olan davranışı konusunda ne telkin etmektedir?



Mesih’in çölde denenmesi öyküsü, Kutsal Yazı’dan alıntılar yapmakla İsa’nın her şeytani saldırıyı ve daveti geri çevirdiğini göstermektedir. Mesih’in çöldeki kırk gün- lük kalışında muhtemelen tomarlar yanında değildi. Bu da açıkça göstermektedir ki, Mesih Kutsal Yazı’nın en önemli kısımlarını ezbere biliyordu. Çölde alıntısı yapılan ayetler Musa’nın yazılarından alınmış olsa da, İsa İbranice Yazılar’ın başka kısımla- rından da alıntılar yapmıştır (Mat 21:42, 22:44). Açıkçası İsa’nın Kutsal Yazı hak- kında çok geniş bir bilgisi vardı.


Bununla birlikte, denenmenin hakkından gelmek ve kişisel kutsallığa erişmek için Mesih’in Kutsal Yazılar’ı bir alet olarak kullanmaktan çok daha farklı algıladığına dikkat edin. İsa, Kutsal Yazılar’ın kendisine işaret ettiğinin farkındadır. Luka 4:16– 30’da kaydedilen havra ziyaretinde, İsa Yeşaya’dan alıntı yaptıktan sonra, tutsakları serbest bırakmak ve ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak için meshedilen Kişi olarak bu ayetin kendisine işaret ettiğini belirtti. İsa, bu Mesihî önbildiriyi kendisinin gerçekleş- tirdiğini biliyordu. Bu nedenle, İsa Kutsal Kitap’ın sadece kendisine işaret ettiğini bilmekle kalmayıp, aynı zamanda hizmetinin ilk evrelerinde başkalarına Kutsal Ki- tap’ı kendisine işaret ettiğini göstermek için kullanıyordu.



Kutsal Yazı’nın Yetkisi


Aralık 30


  

Şu ayetleri okuyun. Bize İsa’nın Kutsal Kitap’ı nasıl gördüğü hakkında ne söylüyorlar? Mat 5:17–20, 12:3–8, 15:3–11, Yu 10:34–37, 17:14–19, Luka 24:44.



Mesih ne zaman dini yetkililerle tartıştıysa, konu soyut felsefeye, hatta kişisel oto- riteye değil, bilakis Kutsal Yazı’nın öğretilerine dayanıyordu. İsa yanlışı doğrudan ayırdığında, görüşünü Kutsal Yazı esasına dayandırmaktaydı. Muhalifleri Mesih’in doktrinel saflığını hedef aldığında, İsa onları Kutsal Yazı içerisindeki belirli pasajlara yönlendirdi. Pratik meseleleri dikkate alırken, İsa ilahi vahye başvurmuştu. Mesih ilahi olarak atanmış görevinin, kadim peygamberlerin önbildirdiği şeyi gerçekleştir- mek olduğunu biliyordu.


Mesih’in Kutsal Yazılar’ı üst düzeydeki anlayışını, günümüzün sözde Hıristiyanları arasında yaygın olarak gösterilen davranışlarla kıyaslayın. Tüm mezhepler Kutsal Kitap’ı ilginç bulur, fakat aslında onu güvenilmez tarihi el yazmaları olarak ele alır. Her şey— altı günlük yaratılış, Çıkış, hatta İsa’nın bedensel olarak dirilişi (Gerçek anlamda İkinci Geliş şöyle dursun)—sorgulanmakta veya bunlara bir efsane havası verilmektedir.


Öğrenciliğin ne ima ettiği çok açıktır. Bir kimse yaşamını neden efsanelere dayalı bir gayeye adamayı istesin ki? Aksine gerçek sorunlarla acı çeken insanların gerçek bir Kurtarıcı’ya ihtiyacı vardır. Aksi takdirde müjde, başkalaşım geçirerek kararmış bir hazine veya altın kaplamalı plastikten bir para haline gelir. Uzaktan bakıldığında insanı kandırabilir, fakat yakından bir incelemeyle plastik olan reddedilir. Güvenli olan tek yol, Mesih’in Kutsal Kitap’ı yüceltme, onurlandırma ve itaat örneğini takip etmektir.


Umumi Bildiri


Aralık 31



İsa, umumi olanlar dahil, çeşitli sahnelerle insanları kendisine çekmişti. Kutsal Yazı, Mesih’in umumi bildirilerinde başlıca rolü oynamış olmalıdır. Vaazları ve umumi söylevleri, doğrudan yaptığı alıntılar ve dini imalarla doludur.



Matta 5:17–39’u okuyun. Bu ayetler, hangi tarzda Mesih’in umumi hiz- met için, Kutsal Yazılar’ı kullandığını göstermektedir?



Mesih’in geçici dünyevî ikameti süresince İsraillilerin Kutsal Yazılar ile olan ola- ğan ilişkisi çok kuralcıydı. Düzenlemeler ve ahlâki rehberlik için Kutsal Yazılar’a bakıyorlardı. Dürüst davranışların, ebedi mutluluğun bedeli olduğu düşünülüyordu. Ancak İsa onların kuralcı görüşlerini tersine çevirdi ve harici kontrol sistemi için kalbe dayalı bir dini destekledi.


Mesih merkezli bir din, ahlaki davranışlara yönlendiren bir kalp dönüşümünden kaynaklanır. İronik olarak Ferisilerden bazıları, ahlaki mükemmelliğe ulaşma tela- şıyla Allah ile olan canlı bir ilişki fırsatını kaçırmışlardı. İsa bu kusurları tanımlamış ve şifa almaları için dinleyicilerinden kendisini Kurtarıcı ve Ustaları olarak kabul etmelerini rica etmişti. İçsel kontrol gücü olarak, İsa ile ahlaki standartlar alçaltıl- maz, aksine yükseltilir. Herkesin yapması gereken şey, Dağdaki Vaaz’ı okuyarak O’nun ahlaki standartlarının nasıl yükseltildiğini görmektir.


“Bu sözler, hayret içindeki kalabalığın kulaklarına tuhaf ve yeni bir şey olarak dü- şer. Bu öğreti, o zamana dek rahipler ya da hahamlardan öğrendikleri her şeye aykı- rıdır. Bunda gururlarını okşayacak ya da tutkulu umutlarını besleyecek hiçbir şey göremezler. Ancak bu yeni Öğretmen’de onları adeta büyüleyen bir güç vardır. Çiçek- ten gelen hoş koku gibi, O’nun öz varlığından da ilahî sevginin tatlılığı akmaktadır… Tümü, içgüdüsel olarak, burada canın sırlarını okuyan, ancak yine de onlara müşfik merhametle yaklaşan Biri’nin bulunduğunu hissetmektedir.”—Ellen G. White, Tho- ughts From the Mount of Blessing, S. 6.



Kişisel Hizmet


Ocak 1



Mesih’in umumi hizmetine dair örnekler çoktur. Aynı şekilde, hem sıradan hem de toplumun seçkin tabakasıyla olsun, Mesih’in kişisel karşılaşmaları da çok çarpıcı- dır. Bu öyküler, Mesih’in hizmetinde Kutsal Yazılar’ın merkeziliğine yönelik eşsiz kavrayışlar sunar.



Yu 13:18–20 ve Luka 10:25–28, 24:13–32’yi okuyun. Bu pasajlarda Kutsal Yazı ne gibi bir rol oynamıştır? İsa’nın bu ayetlerde alıntılar yapmış olma- sının amacı nedir? Bu küçük grupların Kutsal Yazı ile karşılaşması onlar üzerinde nasıl bir etki bırakmıştır?




Mesih, öğrencilik çağrısına bağlı olarak sürekli Kutsal Yazılar’dan alıntı yapmak- tadır. Bu, İsa’nın otoritesi ve güvenilirliğinin şahsi bir karizmaya değil, Kutsal Yazı- lar’a dayandığının açık bir göstergesidir. Bu durum, bilhassa Emayus yolunda O’nun iki öğrencisiyle birlikte Kutsal Yazılar’ı çalışma tarzında görülebilir.


“İsa, Musa’nın ve tüm peygamberlerin yazılarından başlayarak Kutsal Yazı’nın hep- sinde kendisi ile ilgili olanları onlara anlattı. Eğer kendisini onlara hemen tanıtmış olsaydı, onların yüreği sevinçle dolacak ve duydukları bu büyük sevincin etkisiyle daha fazla bilgi edinmeye istekli olmayacaklardı. Fakat Eski Ahit’in peygamberlerinin Mesih ile ilgili tanıklıklarını bilmeleri ve anlamaları gerekiyordu. Böylece bu onların imanının temeli olacaktı. Mesih onları inandırmak için hiçbir mucize yapmadı. Onlara sadece Kutsal Yazı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Öğrenciler Mesih’in ölümüyle tüm umutla- rını yitirdiklerini düşünmüşlerdi. Fakat Mesih çarmıhtaki ölümünün, onların imanını güçlendiren en önemli tanıklık olduğunu peygamberleri örnek vererek gösterdi.


“İsa öğrencilerine ders verirken, Eski Ahit’teki yazıların kendisinin gönderilmesi- nin bir kanıtı olması açısından önemini anlattı.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 784–785.



Sonraki Nesil


Ocak 2



Hiç şüphesiz, gördüğümüz gibi İsa Kutsal Kitap’a çok büyük bir önem vermiştir. Tek bir Kutsal Kitap ayetinin bile otoritesini, doğruluğunu veya güvenilirliğini hiçbir zaman sorgulamamıştı. Ancak yüzyıllar boyunca, hatta günümüzde bile birçok insan bunu yapmaktadır.



Matta 12:15–21; Markos 1:1–3; Elç 1:16–20; 3:22–24; ve Romalılar 10:10, 11’i okuyun. Bu ayetler, bizlere ilk Hıristiyanların Kutsal Yazı’ya ba- kış tarzı konusunda ne söylüyor? Kutsal Kitap ile olan ilişkimiz açısından, onlardan ne gibi dersler alabiliriz?



İlk Hıristiyan yazarlar, Nasıralı İsa’nın mesihliğini doğrulamak için Kutsal Yazı- lar’ı kullanma uygulamasına devam etmişti. Aslında, Hıristiyanlığın İbrani Yazılar aracılığıyla kaçınılmaz olarak Allah’ın kendi vahyine bağlı olduğunu söylüyorlardı.


İsa bizzat bu kutsal yazılara müracaat etmişti. Şimdi Mesih’in öğrencileri de aynı şeyi yapıyorlardı. Mesih için kişisel tecrübelere, mucizelere ve diğer tanıklıklara mü- racaat önemli ve uygundu; ancak bunlar hiçbir zaman İsa’nın başlıca tanıklığı için Kutsal Yazı’nın yerini tutmamıştı.


Mesih’in ilk takipçileri, inanlı topluluğunun hizmetini, günlük uygulamalarını ve ruhsal disiplini korumak açısından Kutsal Yazı’nın rehberliğine danışmışlardı. İnsanî spekülasyonlar ve varsayımlar minimize edilmiş; Kutsal Yazılar ön plana çıkarılmıştı. İnanlı topluluğunun konseylerinde Allah’ın vahyi dualarla zikredilmekteydi (bkz. Elç 15). Kutsal Yazı, ilk inanlı topluluğunun yaşamının her yönüne dokunmuştu.


O halde, bilhassa yaşadığımız şu son çağda, Kutsal Kitap’a olması gerekenden farklı yaklaşımlarda bulunmamız ne kadar aptalca olur?



Ocak 3


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Bible Teaching and Study,” S. 190–192, Educa- tion; “Emayus Yolunda,” S. 783–788, Sevgi Öğretmeni; “Thessalonica,” S. 221– 230, The Acts of the Apostles kitaplarını okuyun.



“Mesih Kendi hizmeti sırasında öğrencilerinin zihinlerini bu peygamberlik sözleri- ne açmıştı. Petrus Mesih’i vaaz ederken kanıtlarını Eski Ahit’ten getirmişti. İstefanos aynı yolu izlemişti. Pavlus da, kendi hizmetinde Mesih’in doğumunu, çekeceği acıları, ölümünü, dirilişini ve göğe yükselişini önceden bildiren kutsal yazılara atıfta bulundu. Musa’nın ve peygamberlerin ilhamla yazılmış tanıklıkları aracılığıyla, Nasıralı İsa’nın Mesih olarak kimliğini açıkça kanıtladı ve Adem’in zamanından beri ataların ve pey- gamberlerin ağzıyla konuşanın Mesih’in sesi olduğunu gösterdi.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 221, 222.



Tartışma Soruları:


¤ Günlük yaşantına Kutsal Kitap’ı dahil etmenin pratik yollarından bazıla- rı nelerdir? Kişisel tanıklığında Kutsal Kitap’ı nasıl kullanabilirsin?


¤ İsa mucizeler ve şahsî karizması yerine, neden Kutsal Kitap’ı yorumla- maya önem vermişti? İnancımızın merkezi olması açısından müzik, sağlık mesajı, sosyal işlevler veya başka şeyler, Kutsal Kitap’ın yerine geçerse ne olur?



¤ Günümüz inanlıları Kutsal Yazılar’a ne kadar bağımlı olmak zorunda- dır? Önceliklerin tesis edilmesi, kaynakların yönlendirilmesi ve hizmete bağlılık açısından inanlı topluluğu yaşamında Kutsal Yazılar’ın önemini değerlendir.



¤ Kutsal Kitap’ta hiçbir yazarın, diğer yazıların doğruluğunu veya güveni- lirliğini soruşturmadığı gerçeğini düşün. Birçok Kutsal Kitap araştırmacısı dahil olmak üzere, çoğu insanın günümüzde Kutsal Kitap gerçeğini her seviyede sorgulamayı öncelikli hale getirdiği bir zamanda, bu bizler açısın- dan neden çok büyük önem taşır?



Güneşin Batışı: 16:51 (İstanbul)



*Ocak 4–10

Mecaz Aracılığıyla Öğrencilik



Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: 2Sa 12:1–7, Yşa 28:24–28, Mat 7:24–27,


13:1–30, Luka 20:9–19.



Hatırlama Metni: “İsa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı. Bu, peygamber aracı- lığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: ‘Ağzımı benzetmeler anlata- rak açacağım, dünyanın kuruluşundan beri gizli kalmış sırları dile getire- ceğim.’ ” (Matta 13:34, 35).

ıristiyanlık mantıklı ve tutarlıdır. Akıl geliştirilmelidir. Ancak sadece akıl, tüm insan şahsiyetini vurgulamada yetersizdir. Mantık ve muhakemeyi işlemeye programlanmış robotlardan farklı olarak insanlar sevmeye, hissetmeye, acı duymaya, ağlamaya, şefkat duymaya, gülmeye ve hayal etmeye kabildir. Bu nedenle İsa, mantığın ötesindeki ebedi gerçekleri ifade etmişti. İsa her durumdaki insana erişebilmek adına günlük yaşama ilişkin tutarlı resimler çizerek konuşuyordu. Ço- cuklar ve yetişkinler, imgeler ve mecazlara sarılı benzetmeler aracılığıyla kendilerine


verilen derin gerçekleri anlayabiliyorlardı.


Bu arada aklanma, doğruluk ve kutsanma gibi derin kavramlar, Usta Öykü Anlatı- cısı’nın kendine has yöntemiyle kolayca kavranıyordu. Diğer bir deyişle, çoğunlukla normal bir lisanla anlaşılması zor olan kavramlar, semboller ve mecazlarla öğretili- yordu.



*11 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Eski Ahit Örnekleri


Ocak 5


 


2.Samuel 12:1–7, Yeşaya 28:24–28, Yeremya 13:12–14, ve Hezekiel 15:1– 7’yi okuyun. Bu benzetmeler ve kinayeler, Allah’ın insanlıkla olan ilişkisine olan anlayışını nasıl genişletebilir? Bu peygamberlerin kullandığı hangi obje- ler veya sahneler, daha sonra Mesih’in benzetmelerinde ortaya çıkmıştır?



Görebileceğimiz gibi, ziyaretinin gerçek amacını gizlemek için Natan bir benzet- me anlatıyor. Davut kendisini suçlu olarak ima ediyor, bu nedenle kendi mahkûmi- yetini ilan ediyor. Edebi bir vasıta (bir benzetme) kullanan Natan, aksi takdirde bir yüzleşmeyi ve belki de kendi infazına neden olacak bir durumu engelliyor.


Yeşaya’nın şiirsel öyküsü, dinleyicilerine aşina olan tarımsal bir zeminden gel- mektedir. Yüzyıllar sonra İsa da aynı sahneleri kullanacaktı. Yeşaya’nın benzetmesi, ceza anında Allah’ın sınırsız merhametini öğretmektedir. İbraniler’in on ikinci bö- lümü de aynı şekilde, bir intikam silahı yerine, bir düzeltme vasıtası olarak Allah’ın cezalarını anlamamıza yardımcı olmaktadır. İlahi cezalar onların kurtarıcı gayesini yansıtmaktadır; onlar tövbeyi, dirilişi ve reformasyonu teşvik etmek için yeterlidir. Ancak büyük bir inatçılık ve isyan baş gösterdiğinde, bunu daha büyük cezalandır- malar takip eder.


Yeremya’nın benzetmesi, yargı konusunda dehşetli bir örneklemedir. İnsanlar ne zaman Allah’ın kurtarıcı gayesini önlediyse, Allah bilhassa onları seçmiş oldukları şeyin sonuçlarına terk etmiştir. Aynı şekilde Mesih de dinleyicileriyle yargıya ilişkin benzetmeleri paylaşmıştır. Hezekiel ise benzer mesajı nakletmek için farklı bir sem- bol kullanmıştır.



Mimari Bilgelik


Ocak 6



Matta 7:24–27’yi okuyun. Bu ayetler Hıristiyan öğrenciliğini anlamamıza nasıl katkıda bulunur? Böyle önemli bir gerçeği öğretmek için İsa neden doğadan bir örnek kullanmıştı?



Modern aydın toplumlar, edebiyatı bir imtiyaz olarak görürler. Ancak günümüzde bile edebiyattan yoksun olan toplumlar mevcuttur. Kadim tarih boyunca edebiyat kuraldan çok bir kural dışılıktı. Yönetici sınıflar, edebiyat ustaları (yazarlar), güçleri- ni okumadaki hünerleriyle elde etmişlerdir. Bu yüzden İsa mesajlarını sıradan, ede- biyatla ilgisi olmayan insanların anlayabileceği tarzda vermişti. (Tabii ki edebi dinle- yiciler de bunları anlayabilirdi.)


Gutenberg’in baskı makinesini icat etmesinden önce el yazmaları dünyanın birçok yerinde elle yazılmaktaydı—ki bu çok zamana mâl olan bir süreçti. Aslında çok az kişi böyle değerli şeylere sahip olabiliyordu. Bu nedenle efsaneler, benzetmeler ve bunun gibi vasıtalar aracılığıyla sözel iletişim, bilginin aktarılması açısından standart hale gelmişti.


Allah tüm insanlığa kurtuluşu sunar. O halde Mesih’in insanlığın büyük bir bö- lümüne ulaşabilecek bu tür bir iletişim biçimi kullanmış olması sürpriz olabilir mi? Nesilden nesile basit öykülerle geçen sözel gelenek, kurtarıcı düşüncenin yaygınlaş- masına neden olmuştu.


Luka 14:27–33’ü okuyun. Bu öykülerden nasıl bir ders çıkarabiliriz? Bu- radaki mecazlar, öğrencilik konusundaki anlayışımızı nasıl aydınlatır?



Bina inşa etmek hazırlık ister. Gerçek inşaata başlamadan önce maliyet hesapları yapılır. Aynı şekilde öğrencilik de bir hazırlığı gerektirir. Mucizevi beslemeler, muhte- şem iyileştirmeler ve belirgin başarılar, müstakbel öğrencilerin Mesih’i izlemenin kolay olacağını zannetmelerine neden olmuş olabilirdi. Ancak İsa dinleyicilerini res- min bütününü çalışmaya teşvik etmişti. Kendini adamak, acı çekme, tevazu ve red- dedilme, hesaba katılması gereken bedellerdendi. Bir kez daha, öğrencilerinin karşı- laşabileceği engellere ilişkin belirli bir kontrol listesi sunarken, İsa’nın bu mesajı nakletmek için mecazî bir dil kullanmayı seçtiğine dikkat edin.



Ziraî Kıyaslamalar


Ocak 7



Matta 13:1–30’u okuyun. İsa öğrencilik hakkında dinleyicilerine ne öğ- retmekteydi? Modern inanlılar bu mecazlardan ne gibi dersler çıkarabilir?



Mesih’in ekiciyle ilgili benzetmeleri birçok okuyucuya aşinadır. Öykünün sahnesi, tarımla uğraşan bir toplum için, İsa’nın dinleyicilerinin kolayca takip edebileceği türden alışıldık bir yerdi. Öğrencilik ile olan ilişkisi belirgindi. Aslında İsa, dinleyicile- rinin kendi durumlarını öğrenciler olarak değerlendirmeye zorluyordu. Her bireyle özel olarak karşılaşmaktansa, benzetmeler aracılığıyla konuşarak, öğrencileri kendi- leriyle yüzleşmeye davet ediyordu. Ruhlarının aynalarına bakarak kendi materyalist eğilimlerini inceleyebilir, sebat kapasitelerini gözden geçirebilir, dünyevi zorluklarını analiz edebilir ve sarsılmaz bir öğrenciliğin gerektirdiği yaşam tarzını seçebilirlerdi.


Aynı zamanda gerçek öğrencilik yargıyı (kınanmayı) Usta’nın ellerine teslim eder, öğrencininkine değil. İnsani sezgi kusurludur, insani bilgi kısmîdir. Sadece Allah kusursuz bir anlayışa sahiptir. İsa aynı zamanda şeytani sızmaların olacağı konu- sunda da uyarmıştı. Öğrenciler kendi yargılarını (sezgilerini), diğer imanlı olduğunu iddia edenlerinkine dayandıramaz, zira bu imanlılar buğday değil, yabani ot da olabi- lir. Her ikisi de hasat zamanına dek birlikte büyümelidirler.


“Mesih’in benzetmeler yoluyla öğretişinde, O’nun dünyadaki görevinde görülen ilkenin aynısı görülmektedir. Mesih, Kendisinin ilahî karakterini ve hayatını tanıya- bilmemiz için, bizim doğamıza büründü ve aramızda yaşadı. Ulûhiyet insanilikte; görünmez görkem görünür insan biçiminde açığa vuruldu. İnsanlar bilinmez olanı bilinir olan aracılığıyla öğrenebilirlerdi; göksel şeyler dünyasal şeyler aracılığıyla açık- landı.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons, S. 17.



Devrimsel Savaş


Ocak 8



Mesih’in hizmeti devrimseldi, fakat geleneksel silahlardan yoksundu. O’nun araç- ları, kılıçlardan ve bıçaklardan çok daha güçlüydü. Sık sık benzetmeler ve mecazlarla ifade edilen yaşam değiştirici sözler, kötüye karşı mücadelede O’nun pek de gizli olmayan silahları olmuştu.


Mesih’in taktikleri ve stratejileri, birçok lideri gardını düşürmüşken yakalamıştır; onlar Mesih’in kitleler üzerindeki gücüyle karşılaşmada yetersiz bir donanıma sahip- tiler. Benzetmelerinin çoğunda, liderlere karşı gelen mesajlar mevcuttur. Dini lider- ler, Mesih’in mesajının insanların kalbine işlediği her yerde kendi etkilerinin büyük ölçüde kısıtlanacağını fark ettiler.



Matta 21:28–32 ve Luka 14:16–24, 20:9–19’u okuyun. Bu benzetmelerle ne gibi güçlü mesajlar verilmektedir? Benzetmeler çoğunlukla belirli in- sanlara yönelik olsa da, kim olursak olalım, burada bizlere hangi ilkeler tatbik edilebilir?


“Bağ benzetmesi yalnızca Yahudi ulusu için geçerli değildir. Bize vereceği bir ders vardır. Bu nesildeki kiliseye Allah tarafından büyük ayrıcalıklar ve bereketler bahşe- dilmişti ve O buna uygun karşılıklar beklemektedir.”—Ellen G. White, Christ’s Ob- ject Lessons, S. 296.


Hiç şüphesiz Rab tarafından büyük ölçüde bereketlendirildik: Mesih’in kanıyla kurtulduk, O’nun doğruluğu temelinde (bizimki değil) kurtuluş vaadi aldık, sonsuz yaşam güvencesini elde ettik ve Kutsal Ruh ile desteklendik—bizlere bunca şey sağ- landı. Ancak sahip olduğumuz, hakkımız olan ve hatta küçümsediğimiz birçok şeyi kolayca unutabiliriz. Benzetmedeki bağcılar gibi yaptığımız şeyin ne ima ettiğini fark etmeyebiliriz. Sonunda cehaletleri yargı gününde onların bahanesi olamayacaktır. Aynı şekilde bizlerin de bahanesi olamayacaktır.



Mesih’in Yaratıcı Mirası


Ocak 9



Mesih’in hizmetinin kaydı tamamlandıktan sonra benzetmelerin de Kutsal Yazı- lar’da gözden kaybolduğunu anlıyoruz. Bu olgu nasıl açıklanabilir? Şüphesiz Yeni Ahit’in büyük bir bölümü Pavlus üzerine odaklıdır. Yeni Ahit’teki on dört kitap Pav- lus’a atfedilmiş ve Elçilerin İşleri’nde Luka’nın tarihi öykülerinin neredeyse yarısı aynı şekilde Pavlus etrafında dönmektedir. Öyküleri İsa’nın tarzında kullanmamış olsa da, Pavlus hatırı sayılır oranda mecazlar, benzetmeler ve diğer yaratıcı araçlar kullanmıştı (bkz. Rom 7:1–6, 1Ko 3:10–15, 2Ko 5:1–10). Pavlus bir öykü anlatıcısı olmasa da, Pavlus’un sunumları ne sıkıcı ne de renksizdi. Mesih’in umumi söylevle- riyle Pavlus’unkiler arasındaki üslup farklılıkları açıkça görülebilir, fakat her ikisi de etkileyici bir yaratıcılığı ortaya koyarlar.


Diğer Yeni Ahit yazarlarının tarzı, Mesih’in benzetmelerde kullandığı üsluba daha yakın bir benzerlik gösterir. İsa’nın kardeşi Yakup, öyküsel bir derse şöyle başlamıştı, “Diyelim ki toplandığınız yere altın yüzüklü bir adam gelse” (Yakup 2:2). Ancak ne Mesih’in kardeşi, ne de diğer öğrenciler, öyküleri Mesih kadar geniş bir tarzda kulla- namamıştı. Ancak mecaz ve sembolizm çok yaygındı. “Çünkü zengin kişi kır çiçeği gibi solup gidecek” (Yakup 1:10). “Gemileri örnek alın” (Yakup 3:4). Petrus’un vizyonu (Elç 10) sembolik bir form içermekteydi. Sembolik öyküler, Vahiy kitabının önemli bir bölümünü şekillendirmiştir. “Ejderha yeryüzüne atıldığını görünce, erkek çocuğu doğuran kadını kovalamaya başladı” (Vah 12:13).



Aşağıdaki öykülerden birkaçını seçerek içerisindeki mecazları tanımla- yın. Bu ayetlerde ne gibi çeşitli mesajlar mevcuttur? Mesajı nakletmek için ne gibi bir benzetme kullanılmıştır? Elç 10:9–16, Yakup 3:3–12, Vah 12:7–17, 18:9–20, 19:11–16.



Nasıl vurgulanırsa vurgulansın, ilke hep aynıdır: mecazlar, teşbihler, benzetme- ler, kinayeler ve diğer yaratıcı dil örnekleri, anlaşılabilir tarzda iletişim kurmamızı mümkün kılarlar. Dinleyicinin tecrübeleri üzerine inşa etmek suretiyle, Mesih ve O’nun öğrencileri gerçeğe olan anlayışı uyaran kıyaslamalar ve örneklemeler kul- lanmıştı. Uygun olduğu takdirde, bizler de aynısını yapmaktan korkmamalıyız.



Ocak 10


Ek  Çalışma:      Ellen G. White, “Teaching in Parables,” S. 17–27, Christ’s Object Lessons kitabını okuyun.



“İsa sorgulamayı uyandırmak istedi. Dikkatsizleri uyandırmaya ve kalbin üzerine gerçeği işlemeye çalışıyordu. Benzetmeler yoluyla öğretmek yaygındı ve yalnızca Yahu- dilerin değil, diğer uluslardan insanların da saygısını kazanarak dikkatlerini çekiyordu.


“Yine, Mesih’in açıklayacak gerçekleri vardı ki, insanlar bunları kabul etmeye, hatta anlamaya hazırlıksızdılar. Onlara benzetmeler yoluyla öğretmesinin bir nedeni de buydu. Öğretişini hayata, deneyimlere ya da doğaya ilişkin sahnelerle ilişkilendire- rek, dikkatlerini çekiyor ve kalplerini etkiliyordu. Daha sonra, insanlar O’nun dersle- rinde resmettiği nesnelere baktıklarında, ilahî öğretmenin sözlerini hatırlıyorlardı.


“İsa her kalbe bir giriş yolu arıyordu. Çeşitli örnekler kullanarak, gerçeği farklı safhalarında göstermekle kalmıyor, ayrıca farklı dinleyicilere de hitap ediyordu.”— Ellen G. White, Christ’s Object Lessons, S. 20, 21.



Tartışma Soruları:


¤ Grubunla Pazar günkü soruya verilen yanıtları paylaş. Birbirinizin öykü- lerinden ne öğrenebilirsiniz?


¤ İsa dinleyicilerinin çok aşina olduğu imgeleri ve mecazları kullanmıştı. Kendi kültüründe, ruhsal gerçekleri nakletmeye yardımcı olacak ne gibi şeyleri kullanabilirsin?



¤ İsa daha çok tarımsal alandan mecazlar kullanmış olsa da, ilk Hıristi- yanlık çoğunlukla kentsel yerleşim alanlarındaydı. Pavlus’un veya diğer Yeni Ahit yazarlarının yazılarında ne gibi “kentsel” imgeler görebilirsin?



¤ İyi bir öykü yaratmanın öğeleri üzerinde düşün. Bunlar nelerdir? Nasıl iş görürler? Bu öğeleri kendi tanıklığımızda kullanmayı nasıl öğrenebiliriz?



¤ Luka 16:19–31’i okuyun. İsa burada ne tür bir öykü kullanmıştı? Ruhsal mesajları nakletmede burada kullanılan hayal ürünü sahneden ne gibi bir ders çıkarabiliriz?




Güneşin Batışı: 16:58 (İstanbul)





*Ocak 11–17

Öğrencilik ve Dua






Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Dan 9:2–19; Mat 14:22, 23; 26:36; Yu 17:6–


26; İbr 2:17; 1Pe 4:7.



Hatırlama Metni: “ ‘Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin’ ” (Yu 17:20, 21).

uhlar için uğraştığımız işlerde ne yaparsak yapalım, ne gibi dışarıya yönelik programlar yaratırsak yaratalım, ulaşmak istediğimiz kişiler için samimiyetle dua etmeliyiz. Mesih inanlısı olmanın ve bunun da ötesinde öğrenci yetiştirici-


ler olmanın merkezinde bu yatar. Öğrenciler yetiştirme ve onları himaye etme konu- sunda, metodolojimizin merkezinde sürekli yapılan coşkulu dualar olduğu takdirde ne büyük değişiklikler başgösterir!


“İşçiler Allah’ın söylediği şu vaatleri iyice kavrasın, “Sen vaat ettin ki, “Dileyin, alacaksınız.” Bu ruhun İsa Mesih’e iman ederek dönüşmesini istiyorum.’ Çalıştığın kişilerin ruhları için ısrarla dua et, destek olması için onları inanlı topluluğu önünde takdim et. Her gün Allah’ın kılavuzluğunu arayarak, samimi dualarınla her şeyi O’nun huzuruna getirerek ve ilahi bilgelikle çalışarak başka birini seç, başka bir ruhu seç.”—Ellen G. White, Medical Ministry, S. 244, 245.



*18 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Zamanla Sınanan Tutku


Ocak 12



Çoğunlukla duanın kendimize odaklı bir durum olduğunu zannederiz. İmanlılar kendi istek listesini Allah’a sunarak, rica ettiği şeyin gerçekleşmesini umar. Tabii ki bizlere ricalarımızı Allah’a sunmamız gerektiği söylense de, bazen güdülerimiz saf değildir. Her şeyden evvel, kalplerimiz bozuk, kötü ve hilekâr değil mi? Bazen duala- rımız içinde yatan kötülüğü yansıtmaz mı?


Ancak şefaat duası başka bir kişinin ihtiyaçlarına odaklandığından, bencilce güdüle- rin olasılığını ortadan kaldırır. Tarih boyunca şefaat duaları, ruhsal söylevlerin en yük- sek derecede ifadesi olmuştur. Kişisel hazla lekelenmemiş olduğundan, bu söyleşiler çıkarsızlığı, şefkati ve başkalarının kurtuluşunu içtenlikle arzu etmeyi kanıtlarlar.



Daniel 9:2–19’u okuyun. Bu dua aracılığıyla Daniel hangi sıkıntısını or- taya koyuyor? Bu duada itiraf ne gibi bir rol oynuyor? İlerleyen yaşı dolayı- sıyla, Daniel’in Yeruşalim’in restorasyonundan şahsi bir çıkar sağlaması olası değildir. Bu nedenle böyle bir duayı yapmasının gayesi nedir?


Yeremya’nın daha önce ifade ettiği ve Daniel’in o an düşündüğü peygamberliğin üzerinden yetmiş yıl geçmişti. Bu kadar yıl sonra Daniel’in Yeruşalimli dostları zaten ölmüş olmalıydı. Ayrıca Yeruşalim’in restorasyonu, Daniel’in kişisel servetini de eski haline getirmeyecektir. Daniel’in duasında, bencilce çıkarlar gözetildiğine dair hiçbir ima yoktur. Kadim peygamber, sürgündeki Yahudi ulusunun geleceği ve Yehova’nın şerefi için Allah’a açıkça yalvarmaktadır. Ricadan önce büyük bir itirafta bulunmak- tadır. İtirafında Daniel itaatsizler arasına kendisini de dahil etmektedir. Peygamber kendi masumiyetini ortaya koymak konusunda gönülsüzdür. Daniel başkalarına yarar sağlamak adına öncelikle restorasyonun peşinde koşarken, sorumluluğu kendi üzerine almaktadır.


Dua Zamanı


Ocak 13



Duanın gerçekte ne olduğunu düşün: ölümü hak eden düşmüş günahkâr varlık- ların, anında evrenin Yaratıcısı olan Kutsal Tanrımız ile doğrudan bağlantıya sahip olmaları.


Ayrıca Allah Mesih’te insan bedenine büründüğünde, insanî sınırlamaları kabul ettiğinde, O da duanın gerekliliğini hissetmişti. Baba’nın huzurunda, biz düşmüş günahkârlar ile aynı pozisyonda olmasa da, bir insan olarak İsa halâ duanın gerekli- liğini görmüştü.



Matta 14:22, 23; 26:36; Markos 1:35–37; Luka 5:15, 16; 6:12, 13’ü oku-

yun. İsa’nın kişisel dua yaşamını karakterize eden şey neydi? İsa’nın duası- nı çevreleyen koşulları tarif edin. Sıklık, yer ve zamanlama gibi Mesih’in dua yaşamını belirleyen şeylerden ne gibi dersler çıkarabiliriz?



Mesih elbette öğrencilerine emrettiği dua yaşamını şekillendirmişti. Sabahları, akşamları, vaazdan sonra, vaazdan önce, ne zaman mümkünse—İsa dua etmişti. Bahçede, dağlarda, ıssız yerlerde, dikkatin dağılmadığı neresi varsa—İsa dua etmişti. Boyutsal olarak Baba’nın mevcudiyetinden ayrıldığında İsa Baba ile ruhsal anlamda dua aracılığıyla birlikteydi. Mesih’in ruhsal yaşam kanı, duanın ruhsal atardamarla- rından dolaşarak geliyordu. Mesih’in modern takipçileri—günahkâr eğilimlerle zayıflatılmış, dünyevi kaygılarla şok olmuş, başarısızlıklarla hayal kırıklığına uğra- mış—İsa’nın dua yaşamından daha azıyla yetinmeli midir?


“Dua, Rab’be bir dostumuz olarak içimizi dökmektir. Rab bizi tanısın diye dua etmeyiz. O’nu tanımamıza yardımcı olması için dua ederiz. Dua Rab’bi bize değil, bizi Rab’be yaklaştırır.”—Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 73.



Ebedi Öğreti


Ocak 14



Dua, sınırlı ruhları sınırsız Yaratıcıları ile mucizevi bir şekilde bağlar. Dua, ruhsal bir tutkaldır. Baba ile bağlandıklarında, imanlılar dünyevi tabiatlarını ve günahkâr eğilimlerini aşarlar. Bu dönüşüm onları dünyadan ayırır. Şeytan, duayı benmerkezci bir yapıya dönüştürmede başarı sağlayabilirse, bu dönüşümümüz için gerekli olan duanın potansiyelinden bizleri yoksun bırakır, çok büyük taviz verebilir ve tanıklığı- mız engellenebilir.


Matta 6:7, 8; 7:7–11; 18:19, 20’yi okuyun. Bu ayetler dua hakkında bizle- re ne öğretiyor?



Samimi imanlı, Allah’ın kendi vaatlerini onurlandırmaya kadir olduğuna inanır. Hiç kimse Allah’ın gözünü korkutacak bir talep sunmamıştır. O’nun yetkisi sınırsız- dır, kudreti eşsizdir. Allah’ın halkı cennetin kapılarına Rab’be güvenerek yaklaşabi- lir—yani bizler o zaman göremesek bile, O bizler için en iyisini yapacaktır. İman sırf gördüğümüz şeye inanmak değildir; gerçek iman istediğimiz ve umduğumuz şeyin sonuçlarını göremesek de Allah’a güvenmektir (bkz. İbr 11:1–7). Hiç şüphesiz, Rab’be hizmet ettiğin, iman yolunda yürüdüğün sürece, bazı şeylerin umduğun, hatta dua ettiğin gibi sonuçlandığını göremesen de, Allah’a güvenmelisin. Kutsal Kitap’ı hızlıca okumak bile sana yalnız olmadığını gösterecektir.



Matta 6:9–15, 26:39’u okuyun. Bu ayetler ne öğretmektedir?


Güven, kibir ve küstahlıkla karıştırılmamalıdır. Allah’ın tahtına cesurca yaklaş- mak, hak etme duygusu içermez. İmanlının tavrı, davranışı cesareti ve alçakgönüllü- lüğü ile karakterize edilir. Mesih Getsemani’de tercihini açıkça belli etti fakat duasını şöyle sonlandırdı, “Yine de Benim değil, Senin istemin olsun.” Tam bir teslimiyete ek olarak, hoşgörülü bir ruha sahip olmak, alçakgönüllülüğün bir diğer göstergesidir. Bu kadar çok bağışlanan insanlar olarak bizler de başkalarına aynısını yapmalıyız.



Ebedi Tutku


Ocak 15



Mesih, mükemmelliğin somut haliydi; yani Allah’ın tüm mükemmelliği O’nda açığa çıkmıştı. Bu nedenle Mesih’ten daha merhametli biri olabilir mi? İnsani acıları dindirme konusunda, kim İsa’dan daha güçlü bir arzuya sahiptir?


Bu nedenle şunu soruyoruz: Mesih’in merhametinin ve aracılığının, öğrencilikle ne gibi bir ilgisi vardır?



Luka 22:31, 32 ve Yuhanna 17:6–26’yı okuyun (ayrıca bkz. İbr 2:17). İsa’nın insanlığı teşhisi, O’nun şefaat dualarına nasıl etki etmiştir? Mesih’in şefaat dualarının nihai gayesi nedir?




İsa öğrencilerinin adına etkili bir şekilde aracılık etti, çünkü onların yaşamına ak- tif olarak bağlanmış, onları iyice anlamış ve tutkulu bir şekilde onların iyiliğini arzu- lamıştı. Günümüzde de etkili aracılık, daha azını talep etmez. Yirmi birinci yüzyılın öğrenci yetiştiricisi, kaybolan ruhlarla olan ilişkilerinde, zaman gerektiren uğraşlar için zaman ayırmalıdır. Para yapmak, şöhrete ulaşmak, hatta eğitsel mükemmellik, kaybolanın kurtuluşu için gösterilen daha büyük hedefe hizmetkârlık yapmalıdır. Bu, kolayca gözden kaçabilen önemli bir gerçektir, zira çoğunlukla her gün yaşamın öğütücü çarklarına kapılırız.


İsa kendisini öğrencilerinin yaşamlarına adamıştı. Onların yuvalarını ziyaret et- miş, akrabalarıyla tanışmış, onlarla hoş vakit geçirmiş ve onlarla birlikte çalışmıştı. Onların yaşamlarında önemli olan hiçbir şey O’nun gözünden kaçmamıştı. Günü- müzde öğrenci yetiştirmek, broşür dağıtmak ve ateşli dini tartışmalara girmekten çok daha fazla şey gerektirir. Duygudaş bir idrakle başkasının dertleri için dua etmek ve bu dertleri tutkulu bir arzuyla dindirmek, etkili bir öğrenci yetiştirme işinde halâ şefaat duasının standardını oluşturur.


Acayip gelse de, şu ifadede büyük bir gerçek yatmaktadır, “İnsanlar, senin onlar için ne kadar çok ilgilendiğini anlayana dek, senin bildiklerine çok az ilgi gösterir.”



Ebedi Şefkati Kopyalamak


Ocak 16



Duanın en samimi bağışı, taklit etmektir. Mesih’in ilk öğrencileri, Ustaları’nın dua yaşamını taklit etmişlerdi. Doğal olarak, kişisel güvenlikleri, günlük ihtiyaçları ve şahsi ruhsal idareleri için dua etmişlerdi. Ancak şefaat duası, onların öğrencilikleri- nin önemli bir unsuru olmuştu.



Elç 1:13, 14; 1Ti 2:1–4; Yakup 5:13–16; 1Yu 5:16; Yahuda 20–22; 1Pe

4:7’yi okuyun. Dua, ilk inanlı topluluğunda hangi rolü üstlenmişti? Onların dualarındaki belirgin durumlardan bazıları nelerdi? Bu örneklerden ne öğrenebiliriz?



İlk inanlı topluluğunda sürekli yapılan dua kök salmıştı. Pavlus ne zaman hizmet amacıyla bir yolculuğa çıksa, dualarla uğurlanıyordu (Elç 13:3, 14:23). Onların veda- ları bile duayla kapatılıyordu (Elç 20:36, 21:5). Duaları sık sık şefaat formunda olu- yordu. Siyasi liderler için, imanlı kardeşleri için ve genel olarak söylemek gerekirse herkes için dua ediyorlardı! Pavlus dizanteriye yakalanan baş yetkili Publius’un ba- bası için dua etmişti. İstefan ölüme giderken bile katilleri için şefaat duası etmişti. İlk inanlılar arasında duanın merkezîliği hemen hemen hiç abartılmazdı. Kutsal Yazı, duanın Allah’ı memnun ettiğini söylemektedir, çünkü O herkesin kurtuluşunu arzu etmekte ve gerçeğin gelişmesini istemektedir. Duayla—apostolik öğretiyle, ateşli vaazlarla, harika mucizelerle ve sevgi dolu bir paydaşlıkla kombine edilerek—ilk inanlı topluluğu hızla çoğalmıştı. Şiddetli zulme rağmen, Hıristiyanlık tüm impara- torluğu kapladı. Binlerce kişi müjdeyi kabul etti. Dönüşüm geçirmiş yaşamlar, Se- zar’ın sarayından bilinmeyen yerlere kadar canlı ışıklar olarak parlıyorlardı.




Ocak 17


Ek Çalışma: Ellen G. White, “A Reformatory Movement,” S. 126, Testimonies for the Church, Cilt 9; “By Personal Efforts and Living Faith,” S. 244, 245, Medical Ministry kitaplarını okuyun.



“Duadan başka hiçbir şey yapmayan kimse, bir süre sonra ya dua etmeyi bir tara- fa bırakır ya da dua onun için resmi bir rutin haline gelir. Başkalarına yardımı kesen ve görevlerini yerine getirmeyen imanlıların dua edecek az şeyleri olur. Göksel Rab için çalışmayan kimselerin dua edecek bir şeyleri de olamaz. Onların duaları sadece kendileri içindir. Başkaları için veya Rab’bin işini yapmada kuvvetli olmak için dua etmezler.”—Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 79.


Tartışma Soruları:


¤ Şefaat duasının eksikliği, neden inanlı topluluğunun büyümesine bir engeldir? Diğer taraftan, aktif bir şefaat duası yaşamı, öğrenci yetiştirici aktiviteyi nasıl canlandırabilir? Etkili bir şefaat duasının anahtarları neler- dir? Şefaatçi, ne hakkında dua ettiğini nasıl bilebilir?


¤ Başkalarına ettikleri dualarının, evdeki şahsi ricaların ötesine geçmesi için üyeler ne yapmalıdır? Üyeler, dua ettikleri komşularıyla, akrabalarıyla ve iş arkadaşlarıyla nasıl ilişki kurabilirler? Başkası için yapılan şahsi dua- lar, neden hep bu kişilerle dostluk kurma çabalarıyla da desteklenmelidir?



¤ Yirmi birinci yüzyıl Mesih inanlıları, dinamik bir dua yaşamı tecrübe etmek için hangi adımları atmalıdır? Başarılı bir öğrenci yetiştirme ile dua aracılığıyla Allah’ın ilahi mevcudiyetiyle karşılaşmak arasındaki ilişki ne- dir? Dua, önce dua eden kişiyi değiştirmeksizin, dua edilen kişileri değişti- rir mi? Kaybolan ruhlara tutku duyarak duanın konusu nasıl değiştirilebi- lir? Kişisel kutsallık ve duanın, gerçeği paylaşma açısından ruhları kazan- mak isteyen kişinin kapasitesine ne gibi bir etkisi olur?



¤ İmanlıların, Mesih’i kabul etmemiş olanlarla ilişkilerini geliştirmek açısından yapabileceği belirli şeyler nelerdir? İmanlılar, yaşıtlarıyla ilişki- lerini yüzeyselin ötesine çıkarabilmek için ne yapmalıdır ki, onlar için ede- ceği dualarda belirli ihtiyaçları bilebilsinler?



Güneşin Batışı: 17:06 (İstanbul)



*Ocak 18–24

Çocukları Öğrenci Yapmak



Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Mez 127:3–5; Yas 6:6, 7; Luka 2:40–52; Mat


18:1–6, 10–14; Markos 10:13–16.



Hatırlama Metni: “İsa’ya, ‘Bunların ne söylediğini duyuyor musun?’ diye sordular. ‘Duyuyorum’ dedi İsa. ‘Siz şu sözü hiç okumadınız mı? Küçük çocukların ve emziktekilerin dudaklarından kendine övgüler döktürdün’ ” (Matta 21:16).


ünyaya vaaz etme ve her ulustan öğrenciler yetiştirme arzumuzla insanlığın bir sınıfını unutmamalıyız—çocukları.


Çocuklara ve gençlere ilişkin Hıristiyan araştırmaları birçok yönden farklılık göstermektedir. Ancak mezhepler çizgisinde tek şey kalıcı görünmektedir: Hıristiyanla- rın çoğunluğu, yaşamını çok genç yaşta Mesih’e adamışlardır. Yaşlı nüfustan çok daha az dönüşüm gelmektedir. Görünen o ki birçok inanlı topluluğu müjdeci planlarında bu önemli gerçeği gözardı etmiş, kaynaklarının en büyük kısmını yetişkin nüfusa kaydır- mıştır. Mesih’in ilk öğrencileri de çocuk hizmetinin değerini küçümsemiş gözükmek- tedir. İsa bu tavrı reddetmiş ve çocuklara yer açmış, hatta onlara öncelik vermiştir.


Bu yüzden bizler de aynısını yapmak zorundayız.



*25 Ocak Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



Ocak 19



İbrani Çocukların Avantajı


Çevrelerini saran uluslardaki kadim akranlarıyla karşılaştırıldığında, İbrani ço- cukları çok özel bir muameleye sahiptiler. Tanrıları yatıştırmak için çocuk kurban etmek birçok kültürde yaygındı. Aksi takdirde çocukların değeri, çoğunlukla topluma sağladığı ekonomik katkıyla ölçülüyordu. Gerçek değerleri değil, iş üretkenlikleri onların yetişkinler dünyasıyla ilişkilerini tanımlıyordu. Söylemesi acı, fakat bu özel- liklerden bazıları, bilhassa ekonomik değer söz konusu olduğunda, benzer sorunlar şu anki dünyamızda bile geçerlidir. Gerçekten gazap günü gelmelidir.


Besbelli ki İsrail’in dönekliği, nüfusun çocukları değerlendirmesini etkilemişti. Manaşşe’nin büyücülükle ve diğer ulusal dinlerle oyalanması, oğullarının kurban edilmesine sebep olmuştu (2Ta 33:6). Ancak Manaşşe’nin yönetimi, kuraldan ziyade kural dışılık içeriyordu; İsrailliler daha fazla ruhsal liderlik altında gelecek nesillerine büyük değer vermişlerdi.



Mezmurlar 127:3–5; 128:3–6; Yeremya 7:31; Yasa 6:6, 7’yi okuyun. Bu ayetler, Allah’ın çocuklardan beklentisi hakkında ne öneriyor? Kutsal Yazı’yı doğru bir şekilde anlamak, çocuklarla olan ilişkimizi nasıl etkiler?








Eğitim, ilk doğum hakkı ve diğer birçok kültürel uygulamalar, kadim İbrani kül- türünde çocuklara ne kadar değer verildiğini göstermektedir. Mesih’in, çevrelerinde- ki kültürlere kıyasla, çocukların zaten yükseltilmiş olan konumunu yeni boyutlara taşımış olması sürpriz değildir. Her şeyden evvel çocuklar insandır ve Mesih’in ölü- münün hangi yaştan olursa olsun herkes için olması, hiçbir zaman unutmamız gereken bir husustur.



İsa’nın Çocukluğu


Ocak 20



Eğer İsa çocukluk evresini pas geçerek, yeryüzüne tam bir yetişkin olarak gelmiş olsaydı, çocukları anlama kabiliyeti konusunda ciddi sorular ortaya çıkabilirdi. Ancak Mesih her çocuk gibi gelişme göstererek, büyüme ve olgunlaşma konusundaki hiçbir gelişim evresini kaçırmadı. O, gençliğe özgü ayartıları anlıyordu. Çocukluğun kırıl- ganlıklarına ve güvensizliklerine katlanmıştı. Mesih, kendi alanında tüm çocukların karşılaştığı o zorluklardan geçmişti. O’nun çocukluk tecrübesi, Kurtarıcımız’ın ger- çek insanlığını göstermesinin diğer bir önemli yoluydu.



Luka 2:40–52’yi okuyun. Bu bize, İsa’nın çocukluğu hakkında ne öğretiyor?



“Yahudiler, on ikinci yaşı, çocukluğun bitip gençliğin başladığı yaş olarak kabul ediyorlardı. Bu yılın bitiminde erkek İbrani çocuklar Yasa’nın ve Tanrı’nın Oğlu ola- rak çağrılırdı. Ona özel dini eğitim fırsatları verilir ve onun kutsal bayram ve yortula- ra katılması beklenirdi. İsa, bu geleneğe göre çocukluğunda Fısıh Bayramı için Ku- düs’e gitti.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 65.


Ayetlere göre İsa bilgelik kazanmıştı. Allah O’na lütfunu bağışlamıştı. Mesih’in ço- cukluğunda Fısıh ziyareti boyunca tapınakla karşılaşmasından, İsa’nın derin bir Kutsal Kitap bilgeliği olduğunu görebiliriz. Yahudi öğretmenler, İsa’nın sorularından ve yanıtlarından çok etkilenmişlerdi.


Allah, hiç şüphesiz bu cazibeli kusursuz karakteri biçimlendirmek için çeşitli çocuk- luk tecrübeleri kullanmıştı. Belki de marangozluk becerisindeki öğrenim disiplini, ken- dini adamış ebeveynlerine dikkat, sürekli Kutsal Yazılar’ı araştırma ve Nasıralı hemşerile- riyle olan etkileşimi, O’nun yetişmesinin temelini şekillendirmişti. Sonuçta İsa ne kadar göze çarpan bir çocuk olursa olsun, tıpkı bizler gibi bir çocukluk yaşamıştı.



Çocuklara Şifa Vermek


Ocak 21



Şu pasajları okuyun: Matta 9:18–26, Markos 7:24–30, Luka 9:37–43, Yu- hanna 4:46–54. Bu öykülerde kimin çocukları restore ediliyor? Bu çocukla- rın geçmişlerindeki benzerlik nedir? Ne gibi farklılıklar bulabildin? Bugün için bizlere yardımcı olabilmesi bakımından bu ayetlerden nasıl bir ders çıkarabiliriz?



Tüm bu öykülerdeki ezici benzerlik şudur ki, her olayda çaresiz bir ebeveyn İsa’ya gelip çocuğu için yardım istemektedir. Hangi ebeveyn ilgisiz kalır ki? Hangi ebeveyn çocuğu çok hastayken ve hatta ölüm döşeğindeyken acı, ızdırap, korku ve büyük bir dehşet hissetmemiştir? O duruma gelmiş olanlar için bundan daha kötüsü yoktur.


İsa bizzat ebeveyn olmasa da, insanlığıyla çocukları iyileştirerek onlarla yeterince ilişki kurmuştu. Her olayda şifa bulunmuştur. O hiç kimseyi eli boş çevirmemiştir. Bu nedenle O’nun sevgisi sadece ebeveynlere değil, çocuklara da yöneliktir.


Tabii ki bu, dua edip İsa’ya yalvaran ebeveynlerin çocuklarının yine de şifa gör- memesi durumunda ortaya çıkan bir sürü sorulara da yol açmaktadır. Herhalde çocuğunu toprağa vermekten daha acı bir tecrübe olamaz. Ölüm daha yaşlı olan nesillere layık olmalıdır. Çocuklarının ölümüne yas tutan ebeveynlere has doğal olmayan düzen, kalpleri isyan ettirir. Bu cenaze süresince hemen hemen her ebe- veyn kendine şunu sorar, “Ben olmam gerekmiyor muydu?”


Fiziksel ölüme yas tutmak ve ruhsal çöküşe uğramak, her ikisi de aynı derecede acı verici olabilir. Kaç ebeveyn, çocuklarının uyuşturucu alışkanlığı, pornografi veya gençli- ğin verdiği kayıtsızlıktan dolayı büyük acılar çekmektedir? Ne tür bir azap olursa olsun, Rab’be ve O’nun iyiliğine, sevgisine güvenmeyi öğrenmeliyiz, yukarıdaki dini öykülerde anlatıldığı gibi işler mutlu bir şekilde sona ermese bile. Liderimiz Ellen G. White da iki çocuğunu toprağa vermişti. Dünyamız kötü bir yer; ancak Tanrımız seven bir Tanrı’dır ve bu gerçek, ne olursa olsun tutunmamız gereken bir gerçektir.







Korkutucu Bir Uyarı


Ocak 22



Şu ayetleri analiz edin: Matta 11:25, 26; 18:1–6, 10–14. Bu öykülerden sadece çocuklar hakkında değil, genel anlamda iman konusunda hangi ger- çekleri öğrenebiliriz? Burada İsa’nın uyarısının ne kadar sert olduğunu göz önüne alın. Neden bu konuda korku duymalıyız?



Burada, İsa’nın egemenliğini tarif ederken sık sık çocuklara başvurduğu eşsiz bir özgünlük mevcuttur. Onların özgünlüğü, alçakgönüllülüğü, bağımlılığı ve masumiye- ti bir bakıma imanlı yaşamın özünü ortaya koymaktadır. Bizler de imanımızı yaşar- ken, bu basitliğe ve güvene özlem duymalıyız.


Modern öğrenci yetiştirenlerin öğrenmesi gereken bir diğer ders: çocukların hiç- bir zaman çocukça bağımlılığı terk etmemeleridir. Uygun biçimde eğitilirlerse, ço- cuklar güven dolu masumiyetlerini yetişkinliğe aktarabilirler. Hiç şüphesiz çocuklar olgunluğa erişip yaşlandıklarında, tıpkı bizler gibi bazı şeyleri sorgulayacak, bazı güçlüklere uğrayacak, şüpheleri ve yanıtlanmamış soruları olacak. Ancak çocuksu bir imanın hiçbir zaman modası geçmez. Ebeveynler ya da genelde yetişkinler olarak, çocuklara Allah bilgisini ve sevgisini aşılamak için elimizden gelen her şeyi yapmalı- yız ve hiçbir şey bunu kendi yaşamımızla, nezaketimizle, şefkatimizle ve himayemiz- le onlara göstermekten daha iyi başaramaz. İstediğimiz kadar nasihat ve vaaz vere- lim; sonuçta yetişkinleri olduğu gibi çocukları öğrenci yapmanın en iyi yolu, onların önünde kendi yaşamımızdaki Allah sevgisini sergilemektir.


Soğuk, korkutucu ve sert bir tezat olarak, çocuklara karşı suç teşkil eden eylem- ler—özellikle de inanlı topluluğunun sponsorluğundaki aktiviteler esnasında— çocuğun inanlı topluluğu ve genellikle Allah hakkındaki güvenini yok edebilir. Bu gibi eylemleri yapanları ve bu suçları işleyenleri koruyanları nasıl bir gazap beklemekte- dir. Mesih ve O’nun mesajı, inanç ve güven uyandırır. İnsani organizasyonlar dikkat eksikliğinden dolayı çocuksu bir imandan taviz vermeye nasıl cüret etmektedirler?






Ocak 23


Küçük Çocuklara Katlanmak


Markos 10:13–16’yı okuyun. Mesih’in çocukları kabullenmesi, onların O’nun tarafından kabul edilmesini nasıl kolaylaştırır? O’nun öğrencilerini azarlamasından ne anlaşılmalıdır? Bu öyküden, kendimiz için ve çocuklarla olan ilişkilerimiz açısından ne almalıyız?



Hiç şüphesiz, Mesih’in öğrencileri cahil olsalar da iyi niyetliydiler. O’nun değerli vaktini harcamasına engel oluyorlar, daha “önemli” meseleler için enerjisini koru- masına yardımcı oluyorlardı. İsa’nın onların bilmesini istediği şeyi büyük ölçüde yanlış anlamışlardı.


Kaba yetişkinler tarafından, onların İsa’nın sevgi ve şefkat dolu şahsiyetinde ku- caklanmaya terk edildiğini hayal et. O’nu kucaklamalarına şaşmamalı. Bu öyküde, bizlere öğrenci yetiştirenler olduğunu iddia edenler tarafından çocuklara nasıl davra- nılması gerektiğinin eşsiz bir örneği gösterilmektedir.


“İsa yanına getirilen çocuklara baktığında onların içinde, ilahi egemenliği için ça- lışacak, lütfunun mirasçısı ve uğruna şehit olacak kişiler gördü. Bu çocukların birço- ğunun, kendilerini dünyasal zevklere kaptırmış ve artık kalpleri taşlaşmış olan yetiş- kinlerden daha istekli bir şekilde kendisini Kurtarıcı olarak kabul edeceklerini bili- yordu. Kendisini anlayabilmeleri için çocuklarla, onların anlayabilecekleri bir düzey- de konuştu. Göklerin Hâkimi, onları asla hor görmedi, sordukları sorulara çekinme- den cevap verdi. Anlattığı önemli dersleri çocukların anlayamayacağından asla kuşku duymadı; anlamalarını sağlamak amacıyla da bu dersleri asla basitleştirmedi. Onla- rın düşüncelerine, yıllar sonra yeşerecek ve sonsuz yaşam olarak ürün verecek olan gerçeğin tohumlarını ekti.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 504–505.


Ocak 24


Ek Çalışma: Ellen G. White, “İsa Çocukları Kutsuyor,” S. 503–508; “Tapınak Tekrar Arındırılıyor,” S. 577, Sevgi Öğretmeni. “Baptism,” S. 93–95, Testimonies for the Church, Cilt 6; “Bible Teaching and Study,” S. 185, 186 Education kitaplarını okuyun.


“Çocukların Müjde’nin öğretisinden daha fazla etkilendikleri hala doğrudur; onla- rın kalpleri ilahi etkilere açıktır ve hafızaları öğrendikleri dersleri koruyacak kadar güçlüdür. Küçük çocuklar, kendi yaşlarına göre deneyimlere sahip olan imanlılar olabi- lirler. Anne ve babalar çocuklarına ruhsal değerleri öğretmeli ve İsa’nın mükemmel karakterini kendilerine örnek almaları için onlara her bakımdan yardımcı olmalıdır.


Anne ve babalar kendi çocuklarını Rab’bin ailesinin genç üyeleri olarak görmeli- dir. Onlara, çocuklarını ruhsal bilgilerle eğitmeleri buyurulmuştur. Göksel ilkelerin güzelliğini onlara göstererek İsa’dan öğrendiğimiz dersleri çocuklarımıza anlatmalı- yız.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 505.


Tartışma Soruları:


¤ Mesih’i kabul edenlerin çoğunun, bunu genç yaşlarda yaptıkları gerçeği hakkında ne düşünüyorsun? Şüpheciler, onların yaptıkları şeyi anlamak konusunda çok saf ve cahil olduklarını iddia etmektedirler. Diğer yandan, onların birçok yetişkin gibi kötümserlikle ve şüphecilikle katılaşmamış ve lekelenmemiş olduklarından dolayı olabilir mi? Yani onların masumiyeti ve açıklığı, onları Kutsal Ruh’un teşviklerine daha duyarlı yapmaktadır. Konu- yu aranızda tartışın.

¤ Günümüz inanlı topluluğu, çocuklara yaklaşımda nasıl daha çok Mesih’e benzeyebilir? Tuhaf bir moda anlayışı, alışılmadık müzik zevkleri olan ve bazen bizlere garip gelen davranışlar gösteren gençlere daha dostça dav- ranmak için her üye kişisel olarak ne yapabilir? İnanlı topluluğu nasıl daha enerjik davranarak, aktif gençleri cezbedebilir?


¤ Vaftiz olmak ve Mesih’e yaşam değiştirici bir bağlılıkla ilgilenen gençlere yanıt vermek açısından üyeler ne gibi adımlar atmalıdır?


¤ Çocukların özellikleri hakkında İsa’nın şu ifadeyi söylemesine neden olan konuyu düşünün, “Yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz” (Mat 18:3). Bu ayetin anlamı nedir? Aynı zamanda ne anlama gelmemektedir?



Güneşin Batışı: 17:15 (İstanbul)





*Ocak 25–31

Hastayı Öğrenci Yapmak





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yşa 53:4, Mat 8:17, Markos 2:1–12, Flp 4:4–9,


1Yu 3:20–22, Yu 11:37–44.



Hatırlama Metni: “Yanına büyük bir kalabalık geldi. Beraberlerinde kötürüm, kör, çolak, dilsiz ve daha birçok hasta getirdiler. Hastaları O’nun ayaklarının dibine bıraktılar. O da onları iyileştirdi. Halk, dilsizlerin konuş- tuğunu, çolakların iyileştiğini, körlerin gördüğünü, kötürümlerin yürüdü- ğünü görünce şaştı ve İsrail’in Tanrısı’nı yüceltti.” (Matta 15:30, 31).

sa, hizmeti boyunca zamanını vaaz vermekten çok hastaları iyileştirmeye harcadı. Mucizeleri O’nun sözlerinin gerçek olduğunu, yok etmeye değil, kurtarmaya geldi- ğini kanıtlamıştı. Nereye gitse, rahmetinin haberleri O’ndan önce varmıştı. Nere- den geçse, şefkatine mazhar olanlar sağlıklarına kavuşmuş ve yeniden buldukları güçlerini deneme fırsatına sahip olmuşlardı. Kalabalıklar, orada toplananların du- daklarından, Rab’bin gerçekleştirdiği işleri duymuşlardı. O’nun sesi çoğunun duydu- ğu ilk ses, ismi konuşulan ilk sözcük, yüzü ise baktıkları ilk yüzdü. Neden İsa’yı sevmesinler ve O’na övgüler sunmasınlardı? Kasabalardan ve kentlerden geçerken, O canlı bir akım gibi etrafına yaşam ve neşe yayıyordu.”—Ellen G. White, The Ministry


of Healing, S. 19, 20.



*1 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.



İyileştirici Mesih


Ocak 26


Yeşaya 53:4, Matta 8:17, ve Yuhanna 9:1–3’ü okuyun. Bu ayetleri nasıl anla- malıyız? Ne gibi sorular ortaya çıkmaktadır? Bizlere nasıl bir umut verirler?





Eskiden hastalık, günahkâr eylemlerin bir sonucu olarak algılanırdı. (Bugün bile, zaman zaman ister kendimizin ister sevdiğimiz birinin hastalığa yakalanması, gü- nahtan dolayı cezalandırılmayı akla getirmiyor mu?) Eyüp kitabında dostları, şahsi hastalığı da dahil olmak üzere onun başına gelen talihsizliklerin gizli kalmış kusurla- rından kaynaklandığını öne sürmüşlerdi; imaya göre bir bakıma onun günahkârlığı bu tatsız duruma yol açmıştı. Benzer şekilde Mesih’in öğrencileri de körlüğün, biri- nin günahkârlığından ötürü olduğuna inanmıştı. Bu da, hastalığın teşhis veya ilaç tedavisi değil, aksine kefaret gerektirdiğini akla getirmektedir. Matta, Yeşaya’nın Me- sihî peygamberliğini referans alarak, Mesih’in bu önbildiriyi gerçekleştirdiğini ve şifanın sadece O’ndan geleceğini vurgulamıştı.


Çeşitli kadim pagan gelenekleri şifa verici tanrılar içerir; ancak hiçbirinin hasta- lıkları kendi üzerine aldığı ileri sürülmez. Yeşaya, bizim hastalıklarımızı ve gü- nahkârlığımızı üzerine alacak bir Kurtarıcı’yı önbildirmiştir. Diğer kadim gelenekler, kraliyete menfaat sağlamak adına vekâleten kefaret için önlem almıştır. Krala karşı ilahi tasarıları hoşnut etmek için vekiller kralın sarayında kurban edilmiş ve böylece kötülüğün cezası bir şahıstan diğerine transfer edilmiştir. Ancak krallık geleneklerine göre, hiçbir kimse tabi olduğu insanlara vekâlet olarak ölmemiştir.


İşte tam olarak Yeşaya’nın söylediği ve Matta’nın teyit ettiği şey budur: göklerin Krallığı insani hastalıklardan ızdırap duymaktadır. İlginç olan Yeşaya 53:4’de “keder” olarak çevrilen sözcüğün İbranicesi aslında “hastalık” veya “rahatsızlık” demektir.


İsa, kendi hizmetinin hem kurtuluşu vaaz etmek, hem de kırılan kalpleri iyileş- tirmek olduğunu biliyordu (Luka 4:17–19). O, kendi sevgisinden ve karakterinden gelen güçle birçok kişiyi cezbetti. Diğerleri de O’nu takip etti, zira O’nun kolayca anlaşılan vaazlarına hayran kalıyorlardı. Kimileri de O’nun güçsüzlere davranışların- dan dolayı öğrenciler oldular. Ancak bazıları da, O dokunup onların kırıklıklarını iyileştirdiği için Mesih’i takip ettiler.



Bedeni İyileştirmek


Ocak 27



Markos 2:1–12’yi inceleyin. Fiziksel hastalık ve günahkârlık arasındaki ilişki- den ne öğrenebiliriz? Aynı zamanda bu öyküden ne gibi bir ders almamalıyız?


Dini doktrine aykırı olarak kadim Grek felsefesi, insan varlığının ruhsal (ruh) ve fiziksel (beden) boyutlarını birbirinden ayırmıştı. İnsan ruhunun ölümsüz olduğuna inanan birçok Grek, bedenlerini değersizleştirmişlerdi. Bedenler geçici olup zamanla kaybolduğundan, süreklilik gösteren ruha nazaran daha az değer verilmekteydi.


Aslında eski çağlardaki en meşhur yazılardan birinde Plato, ölüm döşeğindeki öğ- retmeni Sokrates’in bedenin ne kadar bozuk ve kötü olduğu, ölüm esnasında ebedi ruhun nihayet her şeyi yapmakta özgür kalacağı ve bedenin bunu yapmasını engelle- diği yönündeki ifadelerini uzun süre mumdan tablere kaydederek, dokunaklı bir şekilde tasvir etmişti.


Tabii ki Kutsal Kitap tamamen farklı bir şey öğretir. İnsan bedenleri, müthiş ve harika bir şekilde Allah’ın doğrudan yarattığı bir şeydir (Mez 139:14). Bunun da ötesinde, bedenler ruhlardan ayrılmaz. Beden, akıl ve ruh, insan kişiliğinin veya varlığının sadece farklı yönleridir, birbirinden bağımsız parçaları değil. Sonuç olarak bedeni etkileyen herhangi bir şey, kişiliğin diğer ilişkili yönleri olan akıl ve ruhu da etkiler. Böylece Mesih şifa verdiğinde, yalnızca kanseri yok edip, kalp hastalığını iyi- leştirmemişti; O, insan yaşantısının fiziksel, zihinsel ve ruhsal yanlarını da dönüş- türmüştü.


İsa sadece bedenleri iyileştirmekle kalmamıştı. Mesih her zaman kişinin özünü iyileştirmişti. O’nun bütüncül yaklaşımı, fiziksel sağlığın, ruhsal sağlıktan ayrılmaz olduğunu göstermektedir. Fiziksel şifayla O, ruhsal dönüşümü etkilemişti. Bu da büyük ölçüde bütüncül gayeydi. Yoksa her şeyden evvel, uzun vadede zaten ölecek ve zamanın sonunda ebedi yıkımla karşılaşacak olan insanlar neden iyileştirilsin ki?



Ocak 28

Zihni ve Bedeni İyileştirmek


Fiziksel şifa ve zihinsel yenileme aracılığıyla, İsa öğrenciler yetiştirmişti. Mesih’in hastaları çoğunlukla hem zihinsel hem de fiziksel hastalıklardan acı çekmekteydi. Aslında fiziksel iyileştirme hiçbir zaman son gaye değildi. Nihai hedef, hep öğrencilik- ti. Şifa, ek olarak yirmi, elli, belki de yetmiş beş kaliteli yıl sağlayabilirdi. Öğrencilik ise Mesih ile birlikte sonsuz yaşam sağlar.


Luka 8:26–39’da, Gerasa bölgesinden cine tutulmuş bir adam İsa’ya eşlik etmek için yalvarmıştı. Mesih bunun yerine onu ailesine ve kasaba halkına müjdecilik yap- makla görevlendirmişti. Mucizevi bir şekilde kurtulduğundan dolayı İsa için güçlü bir tanık olabilirdi.



Matta 6:19–34, 1Pe 5:7, 2.Korintliler 4:7–10, Filipililer 4:4–9, ve 1.Yuhanna 3:20–22’yi inceleyin. Bu ayetlerde öğretilen ilkeler, birçok akıl hastalığının altında yatan endişe, suçluluk ve utancı nasıl giderebilir?


Fiziksel hastalıklar, bazen zihinsel uyarıcılar tarafından ortaya çıkarlar. Akıl ve beden arasındaki ilişki, tıp bilimi tarafından resmiyet kazanmıştır. Anksiyete, bazı mide sorunlarına yol açmaktadır. Endişe, uyku düzeninde bozukluklarına neden olmaktadır. Kontrol altına alınamayan hiddet, kalp hastalığına etki etmektedir. İn- sanlara zihinsel sağlık ilkelerini öğretmek, Allah’a güvenin önemini ortaya çıkarmalı, onları doğal olarak ruhsal taahhüde ve tam bir öğrenciliğe yöneltmelidir.


“Her günün kendine özgü dertleri, kaygıları vardır. Arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde sorunlarımızı konuşuruz. Konuşur ve endişe duyarız, çünkü zor za- manların geleceğinden korkarız. Karşımızdaki kimse, bizim merhametli, sevecen, dualarımızı işitmek için sabırsızlanan bir Rabbimiz olup olmadığından şüphe ede- cektir. İhtiyacımız olduğu her anda bize yardım etmek için hazır bekleyen bir Rab- bimiz yokmuş gibi davranmış oluruz.”—Ellen G. White, Cennete Giden Yol, S. 94.



Rab’be yakın olmak iyi bir sağlığın garantisi olmasa da, Rab’be yakın yü- rümekten kaynaklanan iç huzurunun bizler üzerinde olumlu bir etki bıra- kacağı kesindir, hem de fiziksel olarak. Bilhassa endişeye yatkın insanlar olarak, bugünkü çalışmamızda öğretilen ilkeleri alarak, bunları kendimize


uygulamak konusunda izleyeceğimiz pratik yollardan bazıları nelerdir?



37




Diriliş ve Yaşam


Ocak 29



Ölümün, en azından şimdilik hep son sözü söylediği bir dünyada, bu ayet- lerde ne gibi büyük bir umut bulunmaktadır? Luka 7:11–17, Markos 5:21–43, Yuhanna 11:37–44.




Politikacılar, gösteri sanatçıları ve atletler, izlenmek için gerekli bir şey sunmak zo- rundadırlar. Politikacılar hipnotize edici, etkili ve olağanüstü vaatlerden yararlanır. Gös- teri sanatçıları duyguları harekete geçiren becerilerini ve dinleyicinin tanımlanmasını kullanır. Atletler ise fiziksel kabiliyetleriyle kitleleri şaşırtır. Buna gıpta eden seyirciler de takip ederek onları cesaretlendirirler.


Peki, İsa ne sunar? Azaltılmış bir işsizlik oranı mı? Daha kabarık maaşlar mı? Şaşırtıcı top kabiliyeti mi? Müthiş bir ses yeteneği mi? Duygulara hitap eden bir sahne performansı mı? Bilakis, İsa dünyada hiçbir kimsenin yapamayacağı bir şey sunar: yeni bir dünyada ebedi yaşam. Bununla karşılaştırıldığında, bundan daha ne önemli olabilir ki?


Televizyondaki alışveriş programları, gerçek olamayacak derecede mükemmel taktik- lerle beynimize işleseler de, İsa onların bu başarılarını, hayatta bir kez ele geçen bir fırsatla aşar: kesinlikle nakliye ve dağıtım masrafı alınmayan bedava bir ebedi yaşam! Şüpheciler, böyle eşi görülmemiş bir teklifi mutlaka küçümseyeceklerdir. Rakipler ucuz taklitlerini üreteceklerdir (Şeytan’ın ölümsüz ruh kavramı). Potansiyel alıcılar, ihtiyatla bu iddiaları araştıracaklardır. Bu nedenle İsa şüphecilerle karşılaşmak, taklitleri ortaya koymak ve gerçeği araştıranları tatmin etmek için bilinen üç kanıtı sağlamıştır. Yair’in kızı, dul kadının oğlu ve son olarak Lazar, bu inanılması çok zor teklifin doğruluğunu kanıtlamıştır. Hastalık ve kazalar ilk başta galip gelse de, sonsuz yaşam hepsini alt ede- cektir. Her istediğimizde şifa bulamayız, fakat İsa’yı Kurtarıcıları yapan herkese sonsuz yaşam garanti edilmiştir.


Aynı şey bugün bizler için de geçerlidir. Bildiğimiz gibi, çoğu zaman istediğimiz şifa, arzu ettiğimiz tarzda gelmez. İnsanlar yıllar boyu zayıf düşer ve acılara katlanır, bazen iyileşmek şöyle dursun daha da kötüye gider. Diğerleri de dualarla başına yağ sürmeye ve tüm dualara rağmen hastalıklardan dolayı ölür. Neden bazı durumlarda iyileşilip bazen de iyileşilmediği konusunda bir yanıta sahip değiliz.


Ancak sahip olduğumuz şey, mucizevi bir şifadan bile daha iyidir, bu da çağların so- nunda İsa geldiğinde ve “Yüceler Yücesi’nin kutsalları krallığı alacak, sonsuza dek elle- rinde tutacaklar. Evet, sonsuzlara dek” (Dan 7:18) ifadesinde olduğu gibi sonsuz yaşa- ma diriliş vaadidir.





Ocak 30


Mesih’in İyileştirici Mirası


Elç 3:1–19; 5:12–16; 9:36–42; 20:7–10; 1.Korintliler 12:7–9, 28–31; ve

Yakup 5:13–16’yı gözden geçirin. Modern imanlılar, Yeni Ahit inanlı toplu- luğunda şifa hizmetin önemini nasıl değerlendirmelidir?









İlk yüzyıldaki öğrenciler, Mesih’in “bunlardan daha büyük şeyleri” görme vaadine ilk elden tanıklık etmişlerdi Mesih’in vaatlerine tanık olmuşlardı (Yu 1:50, Yu 5:20, 14:12 ile karş.). İlk Hıristiyanlığın en belirgin öğrencilerinden Petrus ve Pavlus’un mucizevi şifaları ve diriltişleri gerçekleşmişti. Bu olaylar, ilk inanlı topluluğunun gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştı. Mucizevi şifalarla belirginleşen Allah’ın ebedi varlığı, binlerce dini liderin Mesih’i kabul etmesine neden olmuştu. Sürüleri de çoğunlukla onları izlemişti.


Bazen yeni öğrenciler ilahi amacı yanlış anlamışlardı. Şimon, bu mucizevi güce sahip olmaya yeltenmiş, benmerkezci güdülerini sergilemişti (Elç 8:9–25). Ancak çoğu, bu mucizevi harikaların öneminin, Allah’ın varlığının aralarında olduğu gerçe- ğine dayandığını anlamıştı. Bunlar, Allah’ın mevcut olduğunu kanıtlayan ilahi gücü ve Allah’ın onların övgülerine layık olduğunu gösterir.


Mesih göklere alınsa da, çoğunluk halâ öğrencilerinin hizmetleri sayesinde O’nu izlemişti. Onlar Mesih’in başlatmış olduğu görevi daha da geliştirmişlerdi. Onlar Mesih’in paylaştığı vizyonu gerçekleştirmişlerdi.


Açıkçası şifa, süregiden bir ilgiyle karşılanmaktaydı ve şifa hizmeti de Mesih’in inan- lı topluluğunda süregiden bir işlevdi. Şifa verme, ruhsal armağanlar arasında sıralan- mıştı. Hastalıkla sarsılanlara Allah’ın şifa verici lütfunu sunan talimatlar, Kutsal Yazı- lar’da kaydedilmiştir. Bu armağanlar, O’nun şahsi varlığının onların yaptıklarını gerek- siz kılacağı, Mesih’in ikinci gelişine dek imanlılara yarar sağlayacaktır. Kilise tarihi, birçok farklı dönemde imanlıların kendilerini sağlık hizmetine adadıklarını göstermek- tedir. Şüphesiz ki, insanların acılarını dindirme, önemli bir motivasyondu. Ancak di- ğerleri, şifayı müjdenin tümünü öğrenmeye bir ilk adım olarak algılamışlardı.





Ocak 31


Ek Çalışma: Luka 18:35–43; 13:10–17; 14:1–6; Yu 6:1, 2; Markos 6:5–7,


6:54–56; 7:31–37; 8:22–26; Matta 8:1–19; 12:15–23. Ellen G. White, “Our Examp-


le,” S. 17–21, ve “Healing of the Soul,” S. 73–85, The Ministry of Healing; “The Divine Plan in the Medical Missionary Work,” S. 25–29, Medical Ministry kitaplarını okuyun.



“Felçli, Mesih’te hem ruhsal hem de fiziksel yönde şifa buldu. Bedene sağlığa ka- vuşmadan önce ruhun sağlığı gereklidir. Fiziksel hastalık iyileştirilmeden önce, Me- sih zihne rahatlık vermeli ve ruhu günahtan temizlemelidir. Bu ders gözden kaçırıl- mamalıdır. Tıpkı felçliler gibi günümüzde de binlerce kişi fiziksel hastalıklardan dolayı acı çekmekte ve şu mesajı beklemektedir, ‘Günahların bağışlandı.’ Huzursuz ve tatmin olmamış arzularla dolu günahın yükü, onların hastalıklarının temelidir. Ruhun İyileştiricisi gelene dek onlar huzur bulamayacaklardır. Sadece O’nun verece- ği esenlik, zihinlere enerji, bedenlere sağlık kazandırabilir…


“Kısa bir zaman önce zorlukla taşınan döşeğini kolayca taşıyarak, yeniden ailesi- ne döndüğünde, felçlinin yuvasında büyük bir sevinç meydana gelmişti… O yuvadan şükranlar yükseldi ve Allah, çaresizlerle eli ayağı tutmayanlara güç veren Oğlu aracılı- ğıyla yüceltildi. Bu adam ve ailesi, yaşamlarını İsa için feda etmeye hazırdı.”—Ellen


  1. White, The Ministry of Healing, S. 77, 79.


Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 17:23 (İstanbul)





*Şubat 1–7

“Sıradan Kişiyi”


Öğrenci Yapmak




Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Luka 2:21–28; Mat 15:32–39; Mat 16:13–17;


Luka 12:6, 7; 13:1–5; Yakup 2:1–9.



Hatırlama Metni: “İsa, Celile Gölü’nün kıyısından geçerken, göle ağ atmakta olan Simun ile kardeşi Andreas’ı gördü. Bu adamlar balıkçıydı. İsa onlara, ‘Ardımdan gelin’ dedi, ‘Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım.’ On- lar da hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler.” (Markos 1:16–18).


esih’in ölümü büyük bir dengeleyiciydi: hepimizin Allah’ın lütfuna ihtiyaç duyan günahkârlar olduğunu gösterdi. Çarmıhın ışığında etnik, siyasi, eko- nomik ve sosyal engeller yıkılır. Ancak bazen ruhları kazanma işinde bu


önemli gerçeği gözden kaçırır ve dünyanın gözünde “saygın” veya “ünlü” olarak varsayılan kişileri kazanmaya çalışırız.


Ancak dünyevi ünün ve şerefin anlamsızlığını ve değersizliğini bilen İsa ile böyle de- ğildir. Aslında birçok durumda en “başarılı” kişiler—uygun mevkilerdeki Ferisiler, zengin Sadukiler ve Romalı aristokratlar—O’na en büyük zorluğu gösteren insanlardı. Buna karşın “sıradan” insanlar—marangozlar, balıkçılar, çiftçiler, ev kadınları, çoban- lar, askerler ve hizmetkârlar—genelde kalabalığı oluşturan ve O’nu kucaklayanlardı.



*8 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




Alçakgönüllü Başlangıçlar


Şubat 2



Luka 2:21–28, Markos 6:2–4, ve Levililer 12:8’i okuyun. Bu ayetler, İsa’nın da içinde doğduğu ekonomik sınıf hakkında bizlere ne söylüyor? Bu sınıf, O’nun hizmetini nasıl etkilemişti?




Yusuf ve Meryem’in arındırma sunusu, açıkça onların ekonomik bakımdan yok- sul durumunu ortaya koymaktadır. Bu gelenek, Levililer 12:8’deki Musa’nın yasala- rından ortaya çıkmış olup, bir kuzunun kurban edilmesini gerektirir. Ancak yoksul- lara da merhametli bir muafiyet sağlanmıştı. Mütevazı şartlardan dolayı kumrular veya güvercinler de adanabiliyordu. Bu nedenle başlangıçtan beri—doğumunda ebeveynleri tarafından verilen sunulardan—İsa insanlığına yoksulların ve “sıradan” insanların evinde sahip oldu. Aslında arkeolojik kanıtlar, İsa’nın çocukluğunu geçir- diği Nasıra kasabasının oldukça fakir ve aynı zamanda da önemsiz bir kasaba oldu- ğunu göstermektedir. Marangozluk saygın bir ticaret olsa da, O’nu hiç şüphesiz “seç- kinler” arasına sokmamıştı.


“Mesih’in anne ve babası yoksuldu ve günlük kazandıklarıyla geçiniyorlardı. O, yoksulluğun, kederin ve fedakârlığın ne demek olduğunu iyi biliyordu. Bu nitelikleri O’nun koruyucusuydu. O’nun çalışkan yaşamında, Şeytan’ın günaha teşvikini çağıra- cak hiçbir boş anı olmadı. Çevresindeki insanlara iyi örnek olmak için asla gayesiz bir şekilde boş yere zaman harcamadı. Mümkün olduğunca Ayartıcı’ya karşı kapıları kapadı. Ne kazanç, ne övgü, ne de tenkit O’nu yanlış bir hareketi kabul etmeye yönel- temedi. Kötülüğü sezebilecek kadar zeki olmasının yanı sıra, ona karşı koyabilecek kadar güçlüydü.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 60.



Şubat 3


“Sıradan Kişiyi” Değiştirmek


Yuhanna 2:1–11 ve Matta 15:32–39’u okuyun. İsa günlük basit arzuları ve ihtiyaçları kullanarak, nasıl öğrenciler yarattı ve yaşamlar değiştirdi?




“Sıradan” insanlar doğal olarak fiziksel, duygusal ve sosyal arzularını paylaşırlar. Onlar fiziksel beslenme, kişisel önem ve dostluk isterler. İsa bu özellikleri anlamış, kendisini bu evrensel arzular aracılığıyla insanlara ulaşmada fırsatlar sağlayan sosyal durumlara yerleştirmişti.


İsa, ister suyu, üzümden yapılan mayalanmamış şıraya dönüştürsün, isterse ba- lıkçıları vaazcılara dönüştürsün (Markos 1:16–18), sıradan şeyleri olağandışı şeylere dönüştürmede uzmandı. İzleyiciler sık sık İsa’nın kişisel referanslarını sorguluyor- lardı (Markos 6:3). Onlar gösterişin olmadığından yakınıyorlardı. Olağandışı şeylere özlem duyduklarından, onlara sıradan gözüken şeyleri gözden kaçırıyorlar ve böylece potansiyel olarak ebedi yıkıma götüren şeyleri yapıyorlardı.


İsa sık sık, başkalarına muhtaç olduklarından dolayı sıradan oldukları düşünülen insanları aradı, çünkü onlar kendi başarıları için tamamen Allah’a güvenmek zorun- daydılar. Kendi kabiliyetlerinden, yeteneklerinden ve başarılarından etkilenen insan- lar, çoğunlukla kendilerinden daha büyük bir şeyin ihtiyacını hissetmezler. Ne kor- kunç bir yanılgı! Mesih’in birçok yaşıtı üstün akademik eğitime, sosyal statüye veya şahsi zenginliğe sahipti. Ancak isimleri çoktan unutuldu. Hatırlanan şey, sıradan insanların—çiftçiler, balıkçılar, marangozlar, çobanlar, çömlekçiler, ev kadınları, hizmetkârlar—Mesih için olağanüstü tanıklara dönüşmesiydi.




Şubat 4


Kusurlu Balıkçının Çağrısı


Yeni Ahit’te Petrus, tüm öğrenciler içerisinde en etkili olanı olarak ön plana çık- maktadır. Aslında o, aynı zamanda tüm insanlık tarihinin en etkili insanlarından birisidir. “Sıradan” birinin olağanüstü birine dönüşmesine dair ne güzel bir örnek!



Aşağıdaki ayetleri okuyun. Muazzam hatalarına rağmen, Petrus’un radi- kal biçimde değişmesini anlamamıza nasıl yardımcı olmaktadır?


Luka 5:1–11. Petrus, burada İsa’ya ihtiyacı olduğunu gösteren ne söyle- mektedir? Bu özelliği kendi yaşamımızda geliştirmek neden çok önemlidir?





Matta 16:13–17. Bu ayetler, bizlere Petrus ve onun Kutsal Ruh’a açık oluşu hakkında ne söylüyor?





Matta 26:75. Burada, Petrus’un içyüzünü ve Allah’ın onu nasıl kullana- bildiğini anlamamıza yardımcı olacak neleri görüyoruz?





İsa hiç şüphesiz Petrus ile büyük zaman harcadı ve Petrus da O’nun ile birçok güç- lü tecrübeler yaşadı. Birçok hataları olan “sıradan” bir balıkçı olmasına rağmen, İsa ile geçirdiği zaman Petrus’u radikal biçimde değiştirmişti—hatta İsa’nın önceden söyledi- ği gibi, O’nu üç kez inkâr etmek de dahil, korkunç hatalar yaptıktan sonra bile.


Petrus’un öyküsünde birçok husus su yüzüne çıksa da, İsa’nın kim olduğuna dair ilk işareti kaptığı an, kendi hatalarının farkına varmış ve bunları itiraf etmişti. Bu nedenle, İsa sabır ve hoşgörüyle, Petrus’un özürlü karakterini, tarihi değiştirmeye yardım eden birisine dönüştürebilmişti.




Göksel Değerlendirme


Şubat 5



Bir zamanlar bir müjdeci, seminerlerinde kaliteli üst sınıf insanların katılımını kutluyordu (belki de bununla övünüyordu). (Eşit şekilde daha “sıradan” insanların katılımını da kutladığını umuyoruz.)


Ancak Mesih ile sınıf ayrımı ortadan kalkmıştı; hiç kimse “sıradan” değildi, her- kes sıradışıydı. İsa’nın kitlelere alelâde örneklemelerle ve açık sözlü konuşmalarla ulaşmış olması sürpriz değildir. O’nun tutumunda, herhangi birinin O’nun ilgisin- den dışlandığını gösteren hiçbir belirti yoktur. Modern öğrenci yetiştiricileri de aynı şekilde dışarıya yönelik hizmetlerinde, kimilerine başkalarından daha fazla ilgi gös- terdiği izlenimini vermekten dikkatle sakınmalıdır.



Luka 12:6, 7; 13:1–5; Matta 6:25–30’u okuyun. Bu ayetler bizlere her ki- şinin değeri hakkında ne öğretiyor? Tabii ki buna inandığımızı söylemek çok kolay, fakat belki de Çarmıh’ın evrensel olarak ebediyen sildiği türden bir ayrımcılığı gütmekten nasıl sorumlu olabiliriz?




Pazar yerinde satılan en ucuz kuş serçeydi. Bir çifti, assarion denilen en küçük, en değersiz bozuk para (metelik) ile satın alınabilirdi. Yine de değersiz serçeler bile göklerin görkeminde unutulmamıştır.


Bu durum, Mesih’in uğruna öldüğü insan varlığının durumuyla nasıl karşılaştırı- labilir? Mesih bizler için öldü, kuşlar için değil. Çarmıh, idrak edemeyeceğimiz bir tarzda, yaşamdaki statüsüne bakılmaksızın—ki bu statü çoğunlukla göklerin gör- keminde anlamsız olan veya onun asıl ilkelerine tamamen aykırı olan görüşlere ve özelliklere dayalı olarak insani bir uydurmadır—her insanın “sınırsız değerini” (Ellen G. White’ın çok kullandığı bir ifadedir) kanıtlar.




Sınıfsız Bir Toplum


Şubat 6



Belki de ilk Hıristiyanlığın sosyal yönden en çekici özelliği, sınıf ayrımcılığının olmamasıdır. Müjdenin ağırlığı altında ayırıcı duvarlar yıkılmıştır. Sıradan insan Mesih aracılığıyla zafer kazanmıştır. Mesih sıradan bir insanı, olağanüstü insan hali- ne dönüştürmüştür. Marangozlar, vergi toplayıcıları, taş oymacıları, kraliçeler, hiz- metkârlar, rahipler, Grekler, Romalılar, erkekler, kadınlar, zenginler ve yoksulların hepsi de Mesih’in lütuf krallığında eşit hale gelmiştir. Aslında Hıristiyan topluluğu, “sınıfsız bir topluluk” olmalıydı.



Aşağıdaki her ayet, sıradan insanlığımız hakkında ne öğretiyor? Zamanı ve Kutsal Kitap yazarlarının yaşadığı kültürel zemini göze alarak, onlar için bu önemli kavramı anlamak neden pek kolay değildi?



Gal 3:28, 29




Yakup 2:1–9




1Pe 1:17, 2:9




1Yu 3:16–19



Şubat 7


Ek Çalışma: Ellen G. White, “The Lifework,” S. 269, 270, Education; ve “Labo- ring for the Middle Class,” S. 564–566, Evangelism kitaplarını okuyun.



“Müjdenin bu kapanış işinde işgal edilecek geniş bir alan mevcuttur; ve bu iş ön- cekinden daha fazla sıradan insanın yardımına gerek duymaktadır. Hem gençler hem de yaşlılar tarladan, bağdan ve işyerinden çağırılacak, O’nun mesajını vermek için Usta tarafından yollanacaktır. Bunlardan çoğu eğitim açısından çok az fırsata sahipti; fakat Mesih, amacını gerçekleştirmeleri için onlarda bazı özellikler görmek- tedir. Eğer onlar bu işe tüm yüreklerini koyarlarsa ve öğrenciliklerini sürdürürlerse, O da onları O’nun için çalışmaya layık hale getirecektir.”—Ellen G. White, Educa- tion, S. 269, 270.



Tartışma Soruları:


¤ İsa, neden sıradan insanlar arasından öğrenciler yetiştirmede çok etki- liydi? Mesajı neden zengin ve sosyal yönden üst tabakalar arasında alınma- ya hazır değildi? İsa’nın alçakgönüllü bir şekilde yetiştirmesi, sıradan in- sanların kalplerine ve zihinlerine erişmede nasıl bir etki sağlamıştı? Eğer İsa bir kral veya zengin bir toprak ağası olarak gelmiş olsaydı, sıradan bir insana erişmede ne kadar etkili olabilirdi?


¤ Grubunuzla 1.Korintliler 1:26–29’u okuyun. Anahtar unsurlar nelerdir? Dikkatle Pavlus’un yazdığı Tanrı’nın “bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıkları- nı seçti” ifadesini okuyun. Bunun anlamı nedir? İmanlı olmak bağlamında bu ilginç fikirden ne anlamalıyız? Bu ayetler, hangi bakımdan dünyanın yollarının nasıl çarpıtılmış ve bozulmuş olduğunu göstermektedir? Bu bo- zuk yollara kapılmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?



¤ Kutsal Kitap çalışma grubumuz, sıradan insanlara karşı daha samimi olabilmek için ne yapabilir? Bu durum, kitap çevirilerimizdeki seçimlere nasıl etki etmelidir? Öğrenci yetiştiriciler neden teorikten ziyade, pratik olan konulara konsantre olmalıdır, özellikle de ilkin kırgın ve yardıma ihti- yaç duyan insanlara ulaşırken?


Güneşin Batışı: 17:31 (İstanbul)





*Şubat 8–14

İsa ve Toplumdan Dışlanmış Olanlar





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Mat 21:28–32, Yu 8:1–11, Markos 5:1–20, Yu 4:5–32, Mat 9:9–13.



Hatırlama Metni: “Sonra kadın su testisini bırakarak kente gitti ve halka şöyle dedi: ‘Gelin, yaptığım her şeyi bana söyleyen adamı görün. Aca- ba Mesih bu mudur?’ ” (Yu 4:28–29).


nanılmaz derecede acıklı ve korkunç bir geçmişe sahip olan genç bir bayan (on beş yaşında iki adet gayrimeşru çocuğu olmuştu), sevdiği tek varlığı olan bebeğini elinden almaya gelen sosyal hizmetler çalışanını öldürmekten dolayı hapishanede


yatıyor ve duruşma gününü bekliyordu.


Annesiz, babasız, kocasız, akrabasız ve hatta arkadaştan yoksun biri olarak tek başına korkunç bir gelecekle yüz yüze gelmişti. Ancak bir pastörün ziyaretleriyle bu çaresiz genç kadın—tüm hatalarına, durumun çaresizliğine ve ufuktaki karanlığa rağmen—Mesih’in kendisini sevdiğini ve bağışladığını öğrenmişti. Toplum bu genç kadına nasıl bakarsa baksın, o kendisi için Allah’ın sonsuz sevgisini biliyordu. Top- lumdan dışlanmış bu kadın, sevgisi ve kabullenişi tüm toplumsal normları ve daha fazlasını, hatta “iyi” olanları bile aşan Rab’binin anlamını ve gayesini keşfetmişti.



*15 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.




ELLEN G. WHITE SERİSİ HAKİKAT YOLU VE HAYATIMIZ


Orijinal Adı: Steps to Christ


Çağımızın bilim ve teknik alanında kaydettiği olağanüstü gelişme- ler, maddi gereksinimlerimizin karşılanmasını bir dereceye kadar kolaylaştırmıştır diyebiliriz. Fakat maddi gereksinmelerimizin yanı sıra bir de ruhumuzun gereksinimleri vardır. Dileğimiz, çağımızın kaydettiği ilerlemeler yanında bunların da gelişmesi ve insan ru- hundaki boşluğun daha asil duygularla dolabilmesidir.


Bu yapıt, ruhsal yaşantımızın bu gereksinimini karşılamaya yar- dımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Yüz yirmiden fazla dile çev- rilmiş olan kitap, yazarın Türkçe olarak yayınlanmış ilk kitabıdır.




ELLEN G. WHITE SERİSİ


SEVGİ ÖĞRETMENİ (1. ve 2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Desire of Ages


Tanrısal konularda son derece derin bir bilgiye sahip olan yazar Ellen G. White, bu kitapta İsa’nın yaşamındaki harikulade öğretileri ve önemli olayları tarih sırasına göre anlatırken, O’nun yaşamının farklı güzelliklerini ve ilahî hazinenin değerli gerçeklerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir.


Bu kitap, okuyucuyu gökyüzünün kutsal hazinesiyle ilgili olarak onun hayal bile edemeyeceği kadar iyi bilgilendirmektedir.





ELLEN G. WHITE SERİSİ SEVGİNİN ZAFERİ ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: The Great Hope


Kitap, Büyük Mücadele’nin son 10 bölümünü ele almaktadır. Uğrunda savaştıkları şey için çok önemli olan iki tarafın, iyinin ve kötünün arasında geçen evrensel savaşın nasıl başla- dığından ve nasıl sonlandırılacağından bahsetmektedir. Güzel olduğu kadar şok edici bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın. Okuduktan sonra artık aynı kişi olmayacaksınız.



ELLEN G. WHITE SERİSİ


BÜYÜK MÜCADELE


Orijinal Adı: The Great Controversy


Eğer evrende anlam ve adalet varsa, masumlar neden suçlularla birlikte acı çekiyor? Ölümden sonra yaşam var mı? Gerçek nedir?


Bu kitap yanıtları vermektedir; ve yanıtları güvence içermektedir. Yaşamın anlamı vardır! Evrende yalnız başımıza değiliz. Bizimle ilgilenen birisi var! Birisi gerçekten de insanlık tarihiyle ilgilenmiş, hatta insanlığa bizzat katılmış, O’na ulaşabilmemizi, O’nun da bize ulaşabilmesini olanaklı kılmıştır. Güçlü eli bu gezegeni tutan ve yakında esenliğe kavuşturacak olan birisi vardır.


Bu kitabın sayfalarını çeviren hiç kimse, kitabın sadece şans eseri mi eline geçtiğini sormadan bırakmayacaktır.



ELLEN G. WHITE SERİSİ GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA 1. CİLT


Orijinal adı: Patriarchs & Prophets


Nereden geldik? Uluslar arası gerilimler uygarlığı neden yıkımla tehdit ediyor? Suç oranı neden yükseliyor? Ahlâksal standartlar neden geriliyor? Tanrı bütün bunlara kayıtsız mı kalıyor? Sorun- ları çözmemize yardımcı olacak herhangi bir şey yapıyor mu?


Beş kitaplık bir serinin ilki olan bu kitap, sıraladığımız bu soruları yanıtlamaktadır. Dünyamızın nasıl oluştuğuna, insan- lığın nasıl başladığına ışık tutmaktadır. Binlerce yıl önce gök- lerde başlayan trajik isyan anlatılmakta, Tanrı ve Şeytan ara- sında gelişerek yeryüzünün bütün sakinlerini etkisi altına alan mücadele ortaya konulmaktadır.


Yazar dünyamızda var olan doğruyla yanlış, gerçekle yanılgı arasındaki savaşı tanımlamaktadır.


ELLEN G. WHITE SERİSİ


GEÇMİŞTEN SONSUZLUĞA (2. CİLT)


ELLEN G. WHITE


Orijinal Adı: Prophets & Kings


Peygamberlerin öyküsü, 1. ciltte kaldığı yerden devam ediyor. Davut’un oğlu Süleyman, İsrail Krallığına tarihinin en zengin ve en görkemli dönemini yaşattı. Bu ciltte, Tanrı’nın seçtiği halkın O’nun isteğini yapmaktan nasıl adım adım uzaklaştığını görüyo- ruz. Yaptıkları seçimin sonuçlarına acı ve ıstırap içinde nasıl katlandıklarını, sonunda Tanrı tarafından nasıl dışlandıklarını okuyoruz. Yaşamımızda lanet ve belalar yerine bereketlere ka- vuşmak için sakınmamız gereken hataları bize öğreten bir kitap...




BATIL İNANÇLAR - Kapılma ve Kurtulma


Yazar: Kurt Hasel


Orijinal Adı: Der Zauber des Aberglaubens


İster Avrupa’dan alınmış olsun -bu kitapta bolca örneği oldu- ğu gibi- ister Çin’de karşımıza kemik biçiminde, isterse Türki- ye’deki gibi nazar biçiminde çıkmış olsun, batıl inançlar her devir ve kültürde olagelmiştir.


Çünkü insanlar nerede olurlarsa olsunlar, üç temel soruya yanıt arayıp durdular.


  •      Geleceği nasıl bilebilirim?

  •      Nasıl mutlu olabilirim, olumsuz etkilerden nasıl korunabilirim?

  •      Ölümden sonra ne olacak, ölülerle nasıl iletişim kurabilirim?




BİNLERCESİ KIRILACAK


Yazar: Susi Hasel Mundy


Orijinal Adı: A Thousand Shall Fall



Hitler Almanya’sında inançlarını sürdürmeye cüret eden bir asker ve ailesinin nefes kesen öyküsü.













YETENEKLİ ELLER


Yazar: Carson / Murphey Orijinal Adı: Gifted Hands


Aynı zamanda filmi de yapılmış olup, en çok satan kitaplar listesinde yıllardır milyonlarca adet satan bu kitapta ölmekte olan çocuklara ikinci bir şans veren olağanüstü bir cerrahın öyküsü anlatılmaktadır. Dr. Ben Carson, beyin cerrahisinde- ki umut olmayan yere umut getiren yeniliklerle tüm dünya- da tanınmaktadır.



KADERİ DEĞİŞTİREN – KUTSAL KİTAP ÇALIŞMA KİTAPÇIKLARI SERİSİ


5 adet kitapçıktan ve 1 adet promosyon kitabından oluşan bu seride Kutsal Kitap’ın Yaratılış öyküsünden, son bölüm olan Vahiy kitabına kadar tüm bölümler, kendi kültürümüze has öykü- lerle süslenerek, anlaşılır ve kolay bir dille anlatılmış olup, hem inanlı topluluğunuz, hem ken- diniz, hem de çevrenizdeki insanlar için muhteşem bir başvuru kaynağı olacaktır.



EN ZENGİN MAĞARA ADAMI


Yazar: Batchelor / Toker


Orijinal Adı: The Richest Caveman


Gerçekten yaşanmış bir öykü… Milyoner bir baba ile gösteri dünyasında çalışan bir annenin oğlu olan genç Doug Batchelor, paranın satın alabileceği her şeye sahipti. Mutluluk hariç her şeye. Uyuşturucu kullandı, okulda kavgalar çıkardı ve intihar düşüncesiyle hayaller kurdu. Kendinden tiksinen ve hayatın hiçbir amacı olmadığına inanan Doug, yaşayabileceği tüm eğ- lence ve heyecanları yaşamayı kafasına koydu. Onun aradığı mutluluk sürekli kendisinden kaçıyordu, ta ki bir dostun mağa- rasında bıraktığı tozlu bir kitabı bulana dek. Bundan sonra olanlar ancak mucize olarak açıklanabilir.


ÇOK YAKINDA YAYINLANACAK… RUHLAR DÜNYASINA YOLCULUK


Yazar: Roger J. Morneau


Orijinal Adı: A Trip into the Supernatural


Gerçekten yaşanmış öyküler ve deneyimler içeren bir kitap. Küçüklüğünde ve savaş zamanında yaşadığı deneyimler Roger’i Allah’tan uzaklaştırmış, sonunda O’ndan nefret etmesine ve satanistlerin bir kulübüne katılmasına neden olmuştu. Fakat daha sonra sevgi dolu bir Tanrı’yı keşfederek iblislere ibadetten ayrılmak istedi. İşte Roger’in satanizmin dehşet verici dünya- sından ilahî müdahaleyle kurtuluşunun öyküsü.





ÇOK YAKINDA YAYINLANACAK… BEREKET DAĞINDAN DÜŞÜNCELER


Yazar: Ellen G. White


Orijinal Adı: Thoughts From the Mount of Blessing


Mesih’in Mutluluk Vaatleri Dağı’ndan söylemiş olduğu sözler, zamanın sonuna dek gücünü koruyacaktır. Her bir cümle, gerçe- ğin hazine dairesinden gelen bir mücevherdir. Bu konuşmada ifade edilen ilkeler, tüm çağlar ve tüm sınıflardan insanlar için geçerlidir. Mesih, ilahî enerji ile, birbiri ardınca pek çok sınıfı, doğru karakterler edindikleri için bereketlenmiş olarak ilan ederken, onlara olan inancını ve umudunu açıkladı. Herkes, Yaşam Kaynağı’nın verdiği yaşamı sürerek, O’na iman aracılığıy- la, O’nun sözlerinde ortaya konulan standarda ulaşabilir.




DVD SERİSİ: BİZİM MİRASIMIZ


Orijinal Adı: Our Heritage - SDA Church History




Yedinci-Gün Adventistleri tarihinin anlatıldığı bir DVD.


YEDİNCİ GÜN


Orijinal Adı: The Seventh Day



5 DVD’den oluşan Türkçe altyazılı bu sette Yedinci-Gün Sebt’inin tarihçesi detaylı olarak anlatılmaktadır. Hiç merak ettiniz mi, dünya üzerindeki yaşam bir tesadüfle mi başladı? Neden haftanın 7 günü var? Allah haftanın bir gününü neden diğerlerinden ayrı tuttu? Yaratı- lıştan bugüne dek Sebt Günü’ne inanan insanların izlerini süreceğiz.





BROŞÜRLERİMİZ:


YEDİNCİ-GÜN ADVENTİST TOPLULUĞU


Yedinci-Gün Adventistleri kimlerdir? Neye inanırlar? Ana dokt- rinleri nelerdir? Tarihçemiz, yaşayışımız nasıldır?






CEP BROŞÜRLERİ SERİSİ – SONUN BELİRTİLERİ:


İSA YENİDEN GELDİĞİNDE


İsa nasıl gelecek? Yeniden geldiğinde ne olacaktır? Belirtiler neler- dir? Nasıl hazır olabilirsin?


BEN KİM’İM?


İsa’nın kim olduğunun açıklandığı bu broşürde O’nun özellikleri çeşitli açılardan ele alınmaktadır.


SONSUZA DEK YAŞAYABİLİRSİN


Sonsuz yaşam nasıl elde edilebilir? Lütuf ne demektir? Nasıl kur- tulunur? Sonsuz yaşam formülü nedir?


HATIRLANMASI GEREKEN BİR GÜN


Sebt (Şabat) Günü’nün anlamı ve öneminin kısaca anlatıldığı bu broşür, onun nasıl tutulabileceğine yönelik kısa talimatlar içer- mektedir.






Mesih ve Yasası


ökteki büyük mücadelenin en başından beri, Şeytan’ın amacı Allah’ın yasasını ortadan kaldırmak olmuştur.”—Ellen G. White, The Great Cont- roversy, S. 582.


Neden? Çünkü Allah’ın yönetiminin temeli olarak yasa, evrenin ahlâki bütünlü- ğünü ifade eder; ve bu yasayı ortadan kaldırmak, yaratılışın ahlâki düzenini de orta- dan kaldırmak olur.


Şunu bir düşün. Eğer ne Allah var olsaydı, ne de yaşam, evren amoral olurdu. Kö- tü bir ahlâktan dolayı amoral değil, ahlâk denen bir şey mevcut olmadığından— içinde yaşam olmayan kayaların tanrısız bir evrende oradan oraya sürüklenmesi gibi—zira içindeki hiçbir şey ahlâki vasıflar gösteremez.


Oysa ki, Allah vardır, insanlar da vardır ve bizler sevgiyi verme ve alma kapasite- siyle, ahlâki varlıklar olarak yaratıldık. Ancak bu sevgi var olduğundan dolayı özgür- lük, ahlâki özgürlük de var olmalıdır, zira sevgi amoral bir evrende ortaya çıkamayan (tıpkı sadece kayalardan ve soğuk uzaydan oluşan) ahlâki bir kavramdır.


Ahlâk, doğru ve yanlışı, iyi ile kötüyü seçme yeteneği, iyi veya kötünün, doğru veya yanlışın potansiyeline izin vermek için tek yol olsa da, evrenin doğru veya yanlışı tanımlayan bir yasaya sahip olduğu düşünülemez mi?


Ve tabii ki böyle bir yasaya sahiptir.


Böylece bu çeyrek yılın konusu: Mesih ve Yasası’dır. Yasayı inceleyecek, özellikle de neden bu kadar çok Hıristiyan’ın—yasa ve lütuf arasındaki ilişkiyi yanlış anladığı soru- sunu—On Emir’in sürekli geçerliliğini inkâr etme tuzağına düştüğünü ve böylelikle farkında olmadan Allah’ın yasasını ortadan kaldırmaya yardımcı olduğunu göreceğiz.


Kutsal Kitap bu konuda çok açıktır: “Tanrı’yı sevmek O’nun buyruklarını yerine ge- tirmek demektir. O’nun buyrukları da ağır değildir” (1.Yuhanna 5:3). Seven Tanrımız ile O’nun buyruklarını tutmak arasındaki bağlantı, zannettiğimizden de sağlamdır. Sevginin var olduğu bir evrende yaşadığımız için Allah’ı sevebiliriz ve o vardır, çünkü evren ahlâk- tır. Bu ahlâk, şimdi keşfedeceğimiz gibi, Allah’ın ahlâk yasasına dayanmaktadır.



Keith Augustus Burton, aynı zamanda Adventist–Müslüman İlişkileri Mer- kezi’nin koordinatörlüğünü yaptığı Oakwood Üniversitesi’nde din profesörü- dür. Northwestern Üniversitesindeki doktora tezi, Pavlus’un Romalılar’a mek- tubunda yasanın rolü üzerine odaklanmıştır.



Alt Tabaka


Şubat 9



Toplumlar hiyerarşi yaratır. Zengin veya iyi eğitim görmüş kişiler genellikle yük- sek pozisyonlar elde ederler.


İyi ahlâklı vatandaşlar, “sıradan” insanlar, normal olarak sosyal basamakta orta sınıfı işgal ederler. Bunlar, fahişeler, madde bağımlıları, sabıkalılar, evsizler ve diğer- leri durumunda bulunan alt kesimden ayrılır. Mesih’in zamanında bu liste aynı zamanda cüzamlıları ve vergi toplayıcılarını da içermekteydi.



Matta 21:28–32 ve Luka 15:1–10’u okuyun. Bu pasajlar, sosyal olarak dışlanmışlara karşı Mesih’in tavrı hakkında ne öğretmektedir?




Kendini beğenmişliğin ötesinde, sosyal olarak dışlanmış olanların itilmesine ne- den olan şey neydi? Elit tabakanın çoğunlukla gözden kaçırıp, alt tabakanın keşfettiği şey neydi? İsa neden üst tabakaya nazaran, alt tabakaya ulaşmada daha etkiliydi?


Günahkâr zevklerle nasırlaşmış olmalarına ve bazen kendilerinin yaratmış oldu- ğu sert kabuğun içerisinde kapalı kalmalarına rağmen, kibirli, mağrur ve kendi doğ- ruluğuna inanan elit tabakaya nazaran, toplumdan dışlanmış olanlara daha kolay erişilebilirdi ve halâ da öyledir. Çoğunlukla dışlanmışların kabadayılığının altında, kendine değere vermemekle karakterize edilen duygusal boşluk yatmaktadır. Özellik- le gençlik yıllarında bu gibi insanlar sık sık açıkça isyan ederek, içlerindeki güvensiz- lik duygusunu bastırmak için, çılgın bir şekilde kişisel kimliklerini kanıtlamaya çalı- şırlar. Bu kimlik, amaçlı olarak bu kişi için yetkili figürün (çoğunlukla ebeveynler) isteklerine karşı gelmekle açığa çıkarılır.


İsa, onların zaten kendilerine verdikleri değer duygusunu baltalamak konusunda bir çaba sarf etmedi. Aksine, yenilenmiş bir kişisel değer duygusu yarattı. Kalpleri Mesih’ten aldıkları sıcak ve sevgi dolu karşılamayla yumuşayan bu toplumdan dış- lanmış olanları, sürekli sevmek ve kabul etmek suretiyle bir temel oluşturdu.








“İş Üzerinde”


Şubat 10



Yu 8:1–11’i okuyun. Bu ayet, İsa ve sosyal bakımdan dışlanmış olanlar hakkında bizlere ne öğretiyor?



Zeytin Dağı’ndaki inzivada ruhsal bakımdan tazelenmiş olan İsa, tapınağa geri dön- dü. Kalabalık toplanmıştı. Mesih öğretirken, Ferisiler zina yapmış bir kadını O’nun önüne attılar. İsa’yı, buyruklarda infazı gerektiren zina konusunda Musa’nın yasasıyla sorguladılar. İsa, bu sorgulamanın samimi olmadığını anlamıştı. Amaç tuzağa düşür- mekti, gerçeği araştırmak değil. İdam (ölüm cezası) yargısı, Yahudi mahkemelerinin elinden alınmıştı. Yahudi liderler, Mesih eğer kadının taşlanmasını aleni olarak redde- derse, vatansever Yahudi taraftarlığından taviz verileceğini düşünüyorlardı. Bunun aksine idamı desteklerse, Mesih’i Roma otoritesini çiğnemiş olmakla suçlayacaklardı.


Liderlerin siyasi entrikaları arasında kalan kadın, hem çaresiz hem de suçluydu. İsa’nın hizmetinden haberi olmadığından, O’nun merhametli doğasını biliyor ola- mazdı. İronik olarak, İsa kadının ölüm hükmünü ilan edecek olan Kişi gibi görünü- yordu; ancak kararına şu unutulmaz sözlerle başladı, “İçinizde kim günahsızsa…”


Bu sözler skorda durumu eşitledi. Günahsız insanlar, merhametsizce cezayı infaz etmeye yetkili olabilir. Ancak günahkârlar bir anlamda merhametli olmaya mecbur bırakılmışlardır. Fakat İsa hariç, orada hiçbir günahsız insan mevcut değildi. Dini liderler yavaş yavaş oradan dağıldı ve sosyal yönden dışlanmış bu kadının üzerine yüklenen suç da lütfa dönüştü.


“İsa bu kadını affederek ve daha iyi, günahsız bir yaşam sürmesi için ona cesaret vererek ne kadar dürüst ve mükemmel bir karaktere sahip olduğunu gösterdi. İsa, günahı örtbas etmeye ya da günahkârın suçluluk duygusunu azaltmaya çalışmazken, onu yargılamaya değil; kurtarmaya çalışır. Bu olayı yaşamadan önce, yanlış yoldaki bu kadın için dünya sadece hakaretlerden ve hor görülmekten ibaretti; fakat İsa teselli eden ve umut veren sözler söyler.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 451.




En Diptekiler


Şubat 11



Markos 5:1–20’yi okuyun. Bu adamın durumunu, günümüzde evsiz barksız olanların haliyle kıyaslayın. Onun tarifini, zihinsel özürlülerinkiyle karşılaştırın. Ne gibi benzerlikler ve farklılıklar vardır? Zihinsel özürlülere modern toplum nasıl davranmaktadır? İsa diğerlerine sürekli sır tutmala- rını öğütlerken, bu olayı ilan etmeyi tembih etmesi nasıl açıklanabilir?



Günümüzde çoğumuzun bakış açısından, böyle korkunç bir duruma düşmeyi, hem de mezarlıkta yaşamayı hayal etmek çok güç. Bazıları bu adamın deli olduğunu iddia etse de ayet bunun aksini öğretiyor. (Ayrıca bu fikir domuzların başına gelene nasıl uyuyor?)


Bu öyküde bizler açısından can alıcı nokta, ne kadar akli denge yitirilmiş olunur- sa olunsun—ister cine tutulmuş, ister zihinsel özürlü, ister uyuşturucu kullanılmış, vs.—hiç kimsenin görmezlikten gelinmemesi gerektiğidir. Bazı durumlarda profes- yonel yardım gerekir ve mümkünse bu yardım verilmelidir.


Mesih inanlıları olarak Mesih’in herkes için öldüğünü, yardımlarımızın ötesinde ol- duğunu zannettiklerimizin bile mümkün olduğunca merhamet, saygı ve iyiliği hak ettik- lerini hatırlamamız gerekmektedir. Ayrıca bizler kimiz ki, herhangi bir kimseyi durumu- nun umutsuz olduğu, Allah’ın kudretinin dışında olduğu şeklinde yargılayalım? Bizim açımızdan bazı şeyler kötü görünebilir, fakat Allah’ın perspektifinden her insan varlığı sonsuz değere sahiptir. Çarmıh olmasaydı hepimizin durumu çaresiz olurdu, ki bu çok düşkün ve özürlü insanlarla karşılaştığımızda hatırlamaya değer bir husustur.




Kuyu Başındaki Kadın


Şubat 12



Yuhanna 4:5–32’i incele ve sonra aşağıdaki soruları yanıtla.


  1.             İsa ne gibi sosyal adetleri yıktı ve neden? Bu bize, “sosyal adetler” hakkında ve tanıklık araya girdiğinde hangi tarzda değerlendirilme- leri gerektiği hakkında ne söylemelidir? Ne gibi sosyal adetler senin başkalarına tanıklık yapmana engel oluyor?



  1.             İsa kadını günahkâr yaşamıyla nasıl yüzleştirdi? O’nun bu yaklaşı- mından nasıl bir ders almalıyız

  1.             Bu öykü, İsa’nın öğrencilerinin önyargısı hakkında ne açıklıyor? Yine kendimize şunu soralım, bizler de aynı kabahati yapıyor muyuz?



  1.             İsa’nın onun her önüne gelenle yattığını bilmesinden oldukça etki- lenmiş olan kadın, yaptığı tanıklıkta halâ İsa’nın kim olduğu yolunda soruları olduğunu gösteren ne gibi şeyler söylemişti? Öğrenciler ye- tiştirme konusunda sabıra ihtiyacımız olduğunu göstermesi bakı- mından, bu öyküden ne gibi dersler çıkarabiliriz?


Şubat 13



Vergi Tahsildarları ve Günahkârlar


Günah girmeseydi, dünyamızın neye benzeyeceğini hayal etmek çok güç. Binlerce yıldan sonra bile doğanın güzelliği, halâ Allah’ımızın görkemini, kudretini ve iyiliğini kanıtlamaktadır. Günahla kararmış zihinlerimiz, dünyamız düşmeseydi, insanlığın ve insan ilişkilerinin nasıl olacağını zar zor kavrayabilir. Emin olduğumuz tek şey, her toplumu ve kültürü etkileyen sınıf ayrımcılığının, önyargıların, kültürel ve etnik sınırlamaların mevcut olmayacağıdır.


Üzülerek söylemek gerekirse, Mesih dönmeden önce bu sınırlamaların yok olması mümkün görünmemektedir. Tam tersine dünyamız kötüye gittikçe, bu engellerin de artacağına şüphe yoktur. Ancak imanlılar olarak, mümkün olduğunca, dünyamıza bunca dert çıkaran ve acı veren bu engelleri aşmak için, özellikle de toplumun reddet- tiği dışlanmış insanlara elimizden gelen yardımı yapmaya çaba göstermek zorundayız.



Matta 9:9–13’ü okuyun. Burada hangi tarzda gerçek Mesih inanlısının özü açıklanmaktadır, sadece İsa’nın sözleriyle değil, aynı zamanda yaptıkla- rıyla da? Özellikle Eski Ahit’ten alınan O’nun şu sözlerine odaklanın: “Çün- kü ben kurbandan değil, bağlılıktan hoşlanırım” (Hoşea 6:6). Hepimiz bir ölçüde, toplumumuza bağlı insanlar olarak, doğal olarak her toplumda var olan önyargılar ve sosyal engellerden etkilendiğimizden, özellikle bu bağ- lamda İsa’nın burada sert bir şekilde kınadığı davranışlara sahip olmaktan kaçınmak için neden çok dikkatli olmalıyız?






“Ferisiler, Mesih’in vergi tahsildarları ve günahkârlarla oturup yemek yediğini görmüşlerdi. O sakin ve kendine hakimdi, nazik, kibar ve cana yakındı; sergilenen bu tabloya hayran kalmaktan başka bir şey ellerinden gelmediğinden ve kendi davra- nışlarından çok farklı olduğundan, bu manzaraya tahammül edemediler. Mağrur Ferisiler kendilerini yücelttiler ve kendileri gibi aydınlanmamış ve böyle imtiyazlarla bereketlenmemiş olanları hor gördüler. Onlar vergi tahsildarları ve günahkârlardan nefret ediyorlar, küçümsüyorlardı. Ancak Allah’ın gözünde onların suçu daha da büyüktü. Göklerin ışığı onların yolunda parlayarak şöyle söylemekteydi, ‘İşte yol bu, oradan yürü’; ama onlar armağanı hiçe saymışlardı.”—Ellen G. White, The SDA Bible Commentary, Cilt 5, S. 1088.





Şubat 14


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Yakup’un Kuyusunda,” S. 167–178; “Sus, Sakin Ol,”


  1. 315–324; “Tuzakların Arasında,” S. 443–452; Sevgi Öğretmeni; ve “Helping the Temp- ted,” S. 164–169; “Working for the Intemperate,” S. 171–182; “Help for the Unemployed and the Homeless,” S. 183–200, The Ministry of Healing kitaplarını okuyun.


“O’nun hiçbir zaman desteklemeyeceği tek sınıf, kendilerine özsaygısı olmayan ve başkalarını küçümseyenlerdir.


“Düşmüş insanlara, artık onlar için çok geç olmadığını hissetmesi sağlanmalıdır. Mesih kendi güvencesiyle insanı onurlandırmış ve bu yüzden ona kendi onurunu yerleştirmiştir. O, en dibe düşmüş olanlara bile saygıyla davranmıştı. Düşmanlıkla, fesatlıkla ve iffetsizlikle temas edenler, Mesih için en sürekli acı olmuştu; ancak O duyarlılığının şok olduğunu veya hassas beğenisinin rencide edildiğini gösteren en küçük bir ifadede bulunmamıştı. Kötü alışkanlıklar, sert önyargılar ya da insan varlı- ğının küstah tutkuları ne olursa olsun, O herkese acıyan bir şefkatle yaklaşmıştı. O’nun Ruh’una paydaşlık ettiğimizde, benzer denenmeler ve dertlerle uğraşan, sık sık düşen ve yeniden kalkmaya çabalayan, düş kırıklıkları ve zorluklarla savaşan, ilgi ve yardım beklemeye hasret tüm insanları kardeşimiz gibi değerlendiririz. Sonra onları düş kırıklığına uğratmayan ve reddetmeyen bir tarzda yaklaşacak ve kalplerin- de umudu canlandıracağız.”—Ellen G. White, The Ministry of Healing, S. 164, 165.



Tartışma Soruları:





Güneşin Batışı: 17:40 (İstanbul)





*Şubat 15–21

Zengin ve Ünlü ile





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yas 8:17, 18; Yar 13:5, 6; Yu 3:1–15; Luka


19:1–10; Markos 4:18, 19; Mat 19:16–26.



Hatırlama Metni: “Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendile- rine çok acı çektirdiler” (1Ti 6:10).


enilir ki, “insanlar ihtiyaç duymadıkları şeyler için, sevmedikleri insanları etkilemek için sahibi olmadıkları parayı harcarlar.”


Bu ifadede ne kadar gerçeklik payı vardır, tartışılabilir; ancak tartışılamaz olan şey, paranın hepimizin üzerinde çok büyük bir etkisinin olduğudur. Kişisel mali alışkanlıklar, geniş bir biçimde bireyin değerlerini temsil ettiğinden, para aslında ruhsal bir meseledir. İşte bu nedenle Kutsal Kitap’ın birçok kez ondan bahsetmiş olmasına şaşırmamak gerekir.


Ayrıca şöhret de çoğu kez zenginliğe eşlik eder. Film yıldızları, seçkin atletler ve ulusal politikacılar çoğunlukla her ikisine de sahiptir. Meşhur kişiler bir tür güçle etkilerler. Ancak İsa herhangi birinin zenginliği veya gücünden etkilenmemişti. O, herhangi bir kişiye ulaşma nedeniyle onlara da ulaşmaya çalışmıştı: onların, paranın satın alamayacağı türde zenginliklere sahip olmalarını istemişti.



*22 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Bol Bol Bereketlenmiş


Şubat 16



Düşmüş insanlar olarak kıskançlığa meyilliyiz, özellikle de bizden daha fazla pa- rası olanlara (ne kadar paraya sahip olursak olalım). Oysa Kutsal Kitap, zenginliği veya zengini kayıtsız şartsız kötülemiyor. Yaşamdaki birçok şey gibi sorunlar da ken- diliğinden değil, bilakis onlarla olan ilişkilerimiz neticesinde ortaya çıkıyor.



Zenginlik hakkında Kutsal Yazılar ne gibi bir öğüt sunuyor? Yas 8:17, 18; Yar 13:5, 6; 41:41–43; Eyüp 1:1–3; Dan 4:28–31. Onun bereketlerinin nereden geldiğini unutmamak, İsrail için neden önemliydi?











İbrahim, Yusuf, Mordekay, Ester, Hizkiya, Yoşiya ve Yehoşafat gibi insanların zen- gin oldukları ve aynı zamanda da ruhsal fikirli oldukları konusunda şüphe yok. Oysa Nebukadnessar’ın örneği, herhangi bir kişinin kolayca yapabileceği gibi, zenginliği bir put haline getirmenin tehlikesini göstermektedir. Diğer taraftan, kadim İsrail için zenginliği destekleme konusunda Allah’ın cömertliğini kabul etmek, ruhsal ve maddi bereketler getirmişti. Onlar bu bereketlerin nereden geldiğinin unutulmaması için özellikle uyarılmışlardı (bizler için de iyi bir ders değil mi?).


Kısacası zenginlik, aslında ruhsal yoksunluğu veya kayıtsızlığı göstermez. Çok dindar ve çok imanlı zengin insanlar olduğu gibi, çok iğrenç ve kötü insanlar da vardır. Ne parayı bir tutku haline dönüştürmeliyiz ne de zengin olanları hor görmeli- yiz. Onların da herkes gibi kurtuluşa ihtiyaçları vardır.








Gece Randevusu


Şubat 17



Zengin, yüksek pozisyonlardaki ünlü kişiler, İsa’nın gözünü korkutmamıştı. Mesih, sosyal yönden elit tabakaya ne gücenmiş ne de önlerinde eğilmişti. Kurtarıcı, maddi refahın esenliği, kişisel hoşnutluğu, anlamlı ilişkileri ya da kökleşmiş amacı destekle- meyeceğini biliyordu. En zengin kodamanlar, en basit, en fakir ve en alçakgönüllü Mesih inanlısına nazaran, kolayca en yalnız, en boş ve en kızgın insanlar olabilirlerdi.



İsa’nın Nikodim ile karşılaşmasını analiz edin (Yu 3:1–15). Hangi olaylar, muhtemelen Nikodim’in İsa’nın mesajına ilgisini çekmiş olabilirdi? (İpucu: Bölüm 2:13–25’i inceleyin.) Karanlık ne gibi bir rol oynuyor? İsa’nın Niko- dim’e verdiği mesajın odak noktası nedir?



Nikodim, İsa’nın hizmetiyle açıklanan Allah’ın kudreti ve yetkisine tanık olmuştu, bu nedenle O’nunla buluşmak istedi, ama gizlice. İsa bu gizli teklifi reddetmiş olma- lı, fakat hiç kimsenin mahvolmasını istemediğinden, Nikodim’i krallığa bir adım daha yaklaştırma fırsatını kabul etmişti. Nikodim’in eksikliği maneviydi, maddi değil. Dünyevi maddiyatla ve sosyal açıdan yüksek pozisyonuyla zenginleşmiş olmasına rağmen, ruhsal yönden açlık çekiyordu.


Nikodim, içgüdüsel olarak kendisi gibi bilge İsraillilerin bir dönüşüm geçirmesi gerektiği yönündeki herhangi bir öneriye karşı isyan etmişti. Oysa İsa ısrarlı bir şekil- de Nikodim’e yargı ile kurtuluş arasındaki ebedi seçimi anlattı. İhbar edilme ve alay konusu olma korkusuyla Nikodim, Mesih’in davetini kabul etmeyi reddetti. Görüşme açıkça başarısızlığa uğramıştı. Ancak ekilen o ruhsal tohum, yavaşça onun kalbinin toprağı altında filizlendi.


“Rab’bin göğe yükselmesinden sonra öğrenciler zulüm gördüler ve dağıtıldılar. Niko- dim kendisine karşı olanlara cesurca dayandı. Yahudilerin, İsa’nın ölümü ile yok olması- nı bekledikleri genç imanlı topluluğunu desteklemek için büyük çaba harcadı. Tehlike anında çok dikkatli ve tedbirli olan, öğrencilerin imanını yüreklendiren ve Müjde’nin öğretilerini uygulamak için imkânlar hazırlayan Nikodim, kaya gibi sert ve dayanıklıydı. Bir zamanlar kendisine hürmet eden kişilerce zulüm gördü ve aşağılandı. Bu dünyanın değerlerine göre yoksullaştı; buna karşın İsa ile o gece yaptığı görüşmesinde başlayan imanı asla eksilmedi.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 159.





Zengin ve Kötü Şöhretli


Şubat 18



Saygınlık, her zaman zenginliğe eşlik etmez. Birçokları, zenginliğini gerçekten ağır şartlarda çalışmaya, çalışkanlığa ve Allah’ın bereketlerine borçlu olsa da, diğerle- ri düpedüz sahtekârdır. Daha da kötüsü bazıları paralarını yasal, fakat ahlâksızca kazanır, zira hepimizin de iyi bildiği gibi ahlâksız olan her şey illegal değildir.



Matta 9:10–13’ü Luka 5:27–32, 19:1–10 ile karşılaştırın. İsa’nın karşı- laştığı tenkitin nedeni neydi? Tenkite verdiği reaksiyon, bizlere lütuf konu- sunda ne öğretir?



Zakkay’ın memleketi olan Eriha önemli bir ticaret merkeziydi ve Hirodes’in sara- yına ev sahipliği yapıyordu. Coğrafi konumu nedeniyle vergi toplama merkezi haline gelmişti. Zakkay, yasal olarak bölgesel gümrük memurluğu şefi olarak kolayca zen- ginleşebilirdi. Oysa öykü, onun hırstan ötürü yasal hudutları aşmaya teşvik ettiğini öne sürmektedir. Azimli vatanseverler, en samimi vergi toplayıcılarını bile hor görü- yorlar, onları Roma zalimlerinin maşası olarak görüyorlardı, fakat Zakkay gibi sah- tekârları da oldukça küçümsüyorlardı. Matta (Levi) da Kefernahum’da Hirodes Anti- pa’nın yönetimi altında benzer bir pozisyondaydı. Aslında Roma hükümet temsilcisi rolüne sahip olmak, vatan hainliği olarak, hatta bundan da kötüsü hırsız hainler olarak görülmekteydi.


Ancak Mesih yılmamıştı. Sosyal baskılara göğüs geren İsa, onlarla yemek yemiş, kâhinlerin ve halkın yoğun eleştirilerine karşı koymuştu. İsa’nın onlarla iletişimi sayesinde bu hor görülen adamlar sonunda müjdeyi kazandılar, Matta sadece on iki öğrenciden biri olmakla kalmayıp, aynı zamanda Yeni Ahit’in yazarlarından biri oldu! Yine, insanlar hakkında birtakım ruhsal yargılamalar yaparken dikkatli olmalıyız.


Tüm günahlar aynı ölçekte olmasa da ve bazıları gerçekten sosyal yönden diğerlerin- den daha kötü olsa da (iyi niyetle bile olsa), hepimiz Allah’ın önünde Mesih’in doğ- ruluğuna ihtiyaç duyan insanlar olarak eşitiz.








Altın Kaplı Mesaj


Şubat 19



Şu pasajı analiz et: Markos 4:18, 19; Luka 1:51–53; 6:22–25; 12:16–21; 16:13. Bu ayetler ne gibi pratik uyarılar içermektedir? Burada hangi ruhsal ikazlar bulunmaktadır? Bu Kutsal Yazılar, zenginler arasından öğrenciler yetiştirmede nasıl kullanılabilir?







Denilir ki, bizler şeylere sahip değiliz, şeyler bizlere sahiptir. Maddi varlıklar tara- fından tüketilmek o kadar kolay ki; bu yüzden İsa yukarıda, “zenginliğin aldatıcılığı- na” karşı uyarıda bulunmuştur.


Paranın ya da onun peşinde koşmanın, ruhsal önceliklerimizi nasıl kolayca kör- leştirdiğini düşün. Zenginliği onları kör etmiş olanlara ulaşma çabalarımızda bu gerçeği hep göz önünde tutmamız ne kadar önemli.


Aynı zamanda, hepimizin realite testine ihtiyacı var. Bazı insanlar sanki yargıda kendilerine şu soru sorulacakmış gibi yaşarlar, Ne kadar para kazandın?


Mesih yanlış konumlandırılan önceliklerimizi tersine çevirir. Mal sahibi olmak ya- saklanmamış olsa da, bunlar uygun konuma yerleştirilmelidir. Maddi varlıklar, insan- lığa yarar sağlaması için tasarlanmış Allah’ın araçlarıdır. Stoklanmak yerine paylaşıldı- ğında, bir bereket kaynağı olurlar. Eğer stoklanırlarsa bir lanet haline gelirler.


İster zengin olsun ister fakir, materyalist insanlar ebedi mutluluklarını geçici zevklere kurban etme tehlikesi içerisindedirler. Ebedi doyum, bozulan ve modası geçen fantezilerle yer değiştirmektedir. İnsanlar ya Allah’a ya da paraya hizmet eder, hiçbir zaman ikisine birden değil. Zengin veya fakir, herkes şunu hatırlamalıdır: “İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?” (Markos 8:36).








Tehlike Yaratan İfadeler


Şubat 20



Matta 19:16–26’yı inceleyin. Bu pasajda ne gibi ruhsal tehlikeler açıklanmış- tır? İmanlılar günümüzün “genç zengin yöneticilerine” nasıl yarar sağlayabilir?






O, referanslara, vasıflara, bol maddi kaynaklara, sorgulanmamış bir ahlâka ve sı- nırsız özsaygıya sahipti! Genç öğrenci adayı, kurtuluş için samimiyetle Usta’nın for- mülünü talep etmişti. Mesih pohpohlanabilir miydi? “Nihayetinde üst sınıfı imana getiriyoruz!” Açıkçası böyle bir keyif, Mesih’in aklını kirletmiyordu. Bu ricacı eğer bir tavsiye beklediyse, feci şekilde düş kırıklığına uğrayacaktı. Aksine Mesih, itaatin mi- nimum standardı olarak On Emir’i tesis etmişti. Belki de genç yönetici kendisini kutluyordu. Kendi ölçümüyle ilk engeli aşmıştı. Oysa ki Mesih diğer dini liderlerin sahip olduğu, talep edilen doğruluğu aşmıştı. Bu standart, bu adaya uyum sağlaması için düşürülebilir miydi? Yahuda kendinden geçmiş olmalıydı. Halkla ilişkiler için çalışan kişi çok mutlu olmalıydı. Yanında zengin destekçiler olmasını başkalarının nasıl algılayacağını bir düşün.


Oysa ki ruhsal eksiklikler ne hoş görülebilir ne de küçümsenebilir, zira İsa’nın hizmeti kutsaldır. Tavize tolerans gösterilemez. Her bencilce müsamahadan feragat edilmelidir. Mesih üç adımlı bir süreç belirlemişti: Varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver, Beni izle. Bu, ruhsal anlamda tehlikeli bir bölgeydi. Genç olsa da, öğrenci adayı oldukça büyük bir servet biriktirmişti. Lüks evler, harika üzüm bağları, verimli tarlalar, moda kıyafetler, mücevher koleksiyonları, hizmetkârlar, hayvanlar, belki de hızlı at arabaları—bütün bunlar şimşek hızıyla aklından geçmişti. Allah’ın şartları esnek değildi. Ne pazarlık ne de anlaşma fiyatı indirebilirdi: her şey İsa için- dir; dünyevi yücelik göksel hazinelerle yer değiştirecektir.


“Zengin genç yönetici gibi ilgilendiğini göstermek, ebedi yaşam mirasını samimi- yetle arzu etmek amacıyla acaba kaç kişi Mesih’e geldi! Ancak onlara bunun bedeli sergilendiğinde,—onlara her şeyden, evlerden ve arazilerden, eşinden ve çocukla- rından vazgeçmeleri gerektiği ve yaşamlarını feda etmeleri gerektiği söylendiğinde— hüzünle oradan ayrıldılar. Onlar göklerin hazinelerini ve Allah’ın yaşamı ile ölçülebi- len bir yaşam sürmek isterler fakat dünyevi hazinelerini bırakmak istemezler. Yaşam tacını elde etmek için her şeylerini teslim etmek istemezler.”—Ellen G. White, The Advent Review and Sabbath Herald, Nisan 19, 1898.




Şubat 21

Ek Çalışma: Ellen G. White, “Nikodim,” S. 151–160; “Levi–Matta,” S. 249–260; “Sende Eksik Olan Tek Şey,” S. 518–523; “Zakay,” S. 541–546, Sevgi Öğretmeni; “Ministry to the Rich,” S. 209–216, The Ministry of Healing kitaplarını okuyun.


“İhmal edilmiş yoksullara olan görevimizle ilgili çok şeyler söylendi; ihmal edilmiş zenginlere de biraz ilgi gösterilemez miydi? Birçokları bu sınıfa çaresizce bakıyor ve dün- yevi görkemle gözleri kamaşarak ve körleşerek yanlış hesaplarla ebediyeti kaybedenlerin gözlerini açmak için çok az şey yapıyor. Binlerce zengin adam hiçbir uyarı almaksızın mezara gittiler. Ancak ne kadar ilgisiz görünseler de, zenginler arasında birçokları ruhsal bir yükün altındadırlar. ‘Parayı seven paraya doymaz, zenginliği seven kazancıyla yetin- mez.’ Umudunu saf altına bağlayıp, ‘güvencim sensin’ diyenler, ‘yücelerdeki Tanrı’yı yadsımış olurlar.’ ‘Kimse kimsenin hayatının bedelini ödeyemez, Tanrı’ya fidye veremez: (Çünkü hayatın fidyesi büyüktür, kimse ödemeye yeltenmemeli).’…


“Zenginlik ve dünyevi şöhret, ruhu hoşnut edemez. Zenginler arasında birçok ki- şi ilahi bir güvence, ruhsal bir umut arzu eder. Birçoğu, amaçsız yaşamlarındaki monotonluğa son verecek bir şey ararlar. Birçoğu, iş yaşamlarında sahip olmadıkları bir şeyin ihtiyacını hissederler. Aralarında çok azı kiliseye giderler; zira çok az bir yarar sağladığını sanırlar. Duydukları öğreti kalplerine dokunmaz. Onlara kişisel olarak ricada bulunmayalım mı?”—Ellen G. White, The Ministry of Healing, S. 210.


Tartışma Sorusu:


¤ Yeni imana gelenler arasında zengin olanlar, bebeklik çağındaki Mesih imanlıların hareketini maddi bakımdan desteklemede önemli bir rol oy- namışlardı. İstisnalar olsa da, yapılan bağışlar varlıklı imanlıları karakteri- ze etmişti. Allah’ın krallığı, her tür sosyal sınıftan samimi bir yüreğe sahip insanları kapsamaktadır. Mesih inanlılarının, zengin insanlardan ne gözle- ri korkmalı ne de onlardan etkilenmelidir, aksine onların da kurtulabile- cekleri yönündeki Allah’ın vahyini korkusuzca ilan etmelidirler. Teolojiden ve ilkelerden hiçbir zaman taviz verilmemesi gerektiğini anlayarak, inanlı topluluğun zenginlerin de orada kolayca paydaşlık yapmasına olanak vere- cek ne gibi pratik değişiklikler yapabilir? Varlıklı olanlar arasından öğren- ciler yetiştirmek için, inanlı topluluğun ne gibi bir müjdeci strateji izliyor? Zenginlere ulaşmada, inanlı topluluğun ne gibi gerçekçi şeyler yapabilir?

¤ Ellen G. White’ın yukarıdaki alıntıda kullandığı Kutsal Kitap ayetlerine bakın. Bu sözlerin özü nedir? Mutluluğun zenginlikte ve maddi varlıklarda bulunacağını düşünenlerin, yanlış bir yolda olduklarını fark etmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?


Güneşin Batışı: 17:48 (İstanbul)





*Şubat 22–28

Kudretli Olanı


Öğrenci Yapmak




Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Rom 13:1–7, Markos 2:23–28, Mat 8:5–13,


26:57–68, 27:11–14, Elç 4:1–12.


Hatırlama Metni: “Böylece Tanrı’nın sözü yayılıyor, Yeruşalim’deki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, kâhinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu” (Elç 6:7).

öyle bir lütfa ihtiyaçları oluncaya dek öğrencilere şehitlerin cesareti ve sabrı verilmemişti. Böylece Kurtarıcı’nın vaadi gerçekleşti. Petrus ve Yuhanna Yük- sek Kurul’un önünde tanıklık ettiklerinde insanlar buna şaştılar ve onların İsa


ile birlikte olduğunu anladılar. Elç 4:13. Sefanya ile ilgili olarak şöyle yazılıdır: “Ku- rulda oturanların tümü dikkatle Sefanya’ya bakınca, yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler. [Elç 6:15]. Ancak bu insanlar Sefanya’nın sözünü güçlü kılan bilgeliğe ve ruha karşı koyamadılar.” [Elç 6:10] Pavlus Sezar’ın sarayında yaşadıkları ile ilgili olarak şöyle der: “İlk savunmamda benden yana çıkan olmadı. Hepsi beni terk etti. Bunun hesabı onlardan sorulmasın. Ama Tanrı bildirisi benim aracılığımla tam olarak açıklansın ve bütün Uluslar bunu duysun diye Rab yardımıma geldi ve beni güçlendirdi. Aslanın ağzından böyle kurtuldum. 2Ti 4:16, 17.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 337.



*29 Şubat Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Otoriteye Saygı


Şubat 23



Yüzyıllar boyu insanlar devletin rolünü ve işlevini anlamak, vatandaşların onunla nasıl bir ilişki içerisinde olması gerektiği konusunda sorun yaşamışlardır. Yöneticile- re, yönetme hakkını kim verir? En iyi yönetim biçimi nedir? İnsanlar her zaman devlete itaat etmeli midir? Eğer değilse, neden? Bunlar, bugüne dek uğraştığımız bir yığın sorudan sadece birkaçıdır.



Romalılar 13:1–7’yi okuyun. Burada bizler için ne gibi önemli bir mesaj vardır? Bu ayetler ve öğretilen mesaj nasıl suistimal edilebilir? Tarihte bu- nun hangi örneklerini görüyoruz? İnanlı topluluğu olarak bu hatalardan, kendi tarihimizde olduğu kadar genelde Hıristiyan kilisesindeki hatalardan ne öğrenebiliriz?










Mesih’in zamanındaki Roma İmparatorluğunu baskı ve vahşet karakterize etmiş- ti. Roma lejyonları sivil ulusları korkutmuş ve sindirmiş, onları zor kullanarak impa- ratorluğa katmışlardı. Yüzbinlerce insanın mallarına el konulmuş, hapse atılmış ve katledilmişti. Roma tarafından izin verilen kukla hükümetler, Roma’dan bile daha zalim davranmışlardı. Ancak ilginç olan şey, İsa hiçbir şekilde bu hükümete ne isyan taraftarı olmuş ne de vergi verilmesini esirgemişti (bkz. Luka 20:25). İsa’nın sivil itaatsizliğe karşı tek eylemi—para bozanların masalarını devirmesi—kâhinlerin suistimaline yönelik bir tepkiden kaynaklanmaktadır. Romalılara karşı değildir.


“Allah’ın halkı ilahi buluşmanın fermanı olarak insani yönetimi tanıyacak ve kut- sal bir görev olarak ona meşru alan içerisinde itaati öğretecektir. Fakat onun talepleri Allah’ın talepleriyle çatışırsa, tüm insani meşruiyetin üzerinde Allah’ın sözü tanın- malıdır. ‘Rab diyor ki’ ifadesi, kilise veya devlet diyor ki ifadesi için bir kenara atıl- mamalıdır. Mesih’in tacı, dünyevi hükümdarlıklarının taçlarının üzerinde yüceltil- melidir.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 402.







“Okumadın mı?”


Şubat 24



Maalesef Mesih’in uğraştığı en güçlü ve etkili kişilerden bazıları, O’na karşı açıkça düşmanlık yapan, zamanın dini liderleriydi.


Onlarla olan karşılaşmalarında bile, İsa hep ıslah edici olmaya çalışıyordu. Mü- nakaşaya girmek istemiyordu; her insanın kurtulması için çaba gösteriyordu, hem de kendisini ölümle cezalandırmak isteyen güçlü ve etkili kişilere karşı bile.



Markos 2:23–28, 3:1–6 ve Matta 12:1–16’yı okuyun. Bu öykülerde İsa’nın—kendisine karşı açık düşmanlığa rağmen—bu insanlara ulaşmak istediğini nasıl görebiliriz? Eğer kapalı olmasaydı, onların kalplerine doku- nacak ne söylemişti ve ne yapmıştı?






Bu insanlarla uğraşırken, İsa’nın dini liderleri etkilemesi gereken kaynaklar ola- rak Kutsal Yazı’ya ve hatta kutsal tarihe başvurması ilginçtir. İsa onlar arasında ortak bir zemin olması gereken kaynaklara başvurmuştu. Örneğin törenlerin üzerinde lütfun öneminden bahsederken, Kutsal Kitap’tan alıntı yapmıştı. Böyle yapmakla, liderleri çok hararetli ve dindar bir şekilde aziz tuttukları ve destekledikleri yasanın daha derin anlamına getirmeye çalışmıştı.


Sebt Günü’nde bir hayvanı çukurdan çıkarmaktan bahseden söylevinde, İsa bu adamların hepsinin çok iyi bildiği en temel kavramlardan olan ılımlılık ve nezakete başvurmuştu. Oysa onların İsa’ya karşı küskünlüğü ve nefreti, bunu bile gölgede bırakmıştı.


Sonuçta, bu etkili liderlere, aralarında yaşayan olağanüstü Adam hakkında muci- zelerin kendisi haykırmış olmalıydı.








Yüzbaşı


Şubat 25



Mesih’in güçlü birçok insanla karşılaşması olumsuz bir şekilde sonuçlansa da, Nikodim ile olduğu gibi dikkate değer istisnalar da olmuştu. Diğer bir yapıcı buluş- ma, Romalı bir yüzbaşıyla (askeri rütbe) olandı.



Matta 8:5–13 ve Luka 7:1–10’u okuyun. Bu öykülerden, güçlü insanlara tanıklık hakkında ne öğrenebiliriz?






Yüzbaşı İsa’nın yaklaştığını öğrendiğinde, Mesih’i gelmekten vazgeçirmek için birkaç dostunu yollamıştı. Yahudi ibadetine ve İsa’nın ruhsallığına derin bir saygı duyduğundan, kendisini Mesih’in şahsi dikkatini çekmeye layık görmemişti. Sonun- da İsa varmadan hemen önce O’na yaklaşmaya cüret etti. Durumu izah etti, Mesih’in tek bir sözle hizmetkârını iyileştirebileceği yönündeki inancını vurguladı. Askeri tec- rübelerine dayanarak, yetkinin ne olduğunu biliyordu. O, komutanının emirlerine itaat ediyordu, astları da ona itaat ediyorlardı. İsa’dan ruhsal bakımdan faydalanmayı hiçe sayan birçok kişi varken, güç ve yetkiyi elinde bulunduran bu adamın (aynı zamanda bir Romalıydı!), böyle derin bir inanca sahip olması ne kadar da şaşırtıcı.


Burada samimi bir kendini soruşturma kârlıdır. Canlı imanı tecrübe etmek yerine, ilgisiz olup olmadığımızı ve sadece doğru doktrinleri benimsemekle yetinip yetinmedi- ğimizi kendimize sormalıyız. Hıristiyanlık içinde büyümüş olanlara nazaran yeni, daha az donatılmış imanlılar imanı daha derin bir şekilde ifade etmiş olamazlar mı? Ruhsal avantajlarımız, kendimize bağımlılık açısından fırsatlar oluşturuyor mu? Ruhsal fırsat- lar, fark edilmeden kaçtı mı? Her olumlu yanıt verişimizde, yanıt Mesih’tir. Herkes yüzbaşının tecrübesinden yararlanabilir. Bu öykü, yüksek pozisyonlardaki insanlar arasında müjdecilik yapanları cesaretlendirmelidir. Ne kadar yirmi birinci yüzyıl yüzba- şısı var? Onların imanı bizlere ilham olsun ve imanımızı güçlendirsin.






Şubat 26


Yargı Günü


Matta 26:57–68; 27:11–14; Luka 23:1–12; Yu 18:19–23, 31–40; 19:8–

12’yi okuyun. Bu güçlü adamlara İsa’nın tanıklığından ne öğrenebiliriz?









İsa’nın dünyadaki geçici ikametinde yaşanan bu final sahnelerinde, Mesih’in ta- kipçileri korkusuz sadakatin acı verici bedeline tanık olmaktaydılar. Tutuklanışından çarmıha gerilişine kadar, Mesih ülkedeki en güçlü şahsiyetlerin huzurunda tanıklık etti: krallar, valiler, kâhinler. O, dünyevi otoriteyle kendinden geçmiş insanlarla tek tek çalıştı. Görünüşte O’nu kontrol ediyorlardı. Askerler, nihayetinde buranın O’nun dünyası olduğundan habersiz, İsa’yı kendi mahkeme salonları arasında, kendi kon- seylerinde, kendi saraylarında ve kendi mahkeme koridorlarında sürüklüyorlardı. Mesih’e karşı ne gibi bir yargı ilan ederlerse etsinler, sonuçta ilan ettikleri yargı ken- dileri aleyhindeydi.


Mesih, öğrenciler yetiştirmek için tanıklık ederken, bazen sonuç bizzat O’nun ar- zu ettiğinden oldukça farklı oluyordu. Pilatus, Kayafa, Hirodes ve diğerleri kalplerini teslim edip tövbe etmiş olsalardı İsa ne kadar çok sevinirdi. İnatla O’nun ricalarını reddetmişler, duygusuzca kurtuluşları için yapılan son daveti kaçırmışlardı.


Aynı şekilde Mesih’in yirmi birinci yüzyıl takipçileri de, öğrenciler yetiştirmek için ta- nıklık yaparken, sonucun çoğunlukla arzu ettiklerinden ve dualarından oldukça farklı olduğunu fark etmelidirler. Ölçülebilir başarı, her zaman onların çabalarına eşlik etme- yebilir. Bu onları ne düş kırıklığına uğratmalı, ne de ileriki tanıklıklarını kısıtlamalıdır. Gerçek öğrencilik, bizzat Mesih gibi, ölene dek sadık kalmaktır, düş kırıklığına uğrayana dek sadakat değil. Dinleyicileri karar vermeye çağırmak, buğdayla samanı birbirinden ayırmak gibidir. Buğday kutlanır, saman yas tutar, hasat ise devam eder. Bununla bera- ber, görünüşte Mesih’in bu adamların huzurundaki başarısız tanıklığı şaşırtıcı bir şeyi ortaya çıkarmıştı, zira Elç 6:7’ye göre sadece öğrencilerin sayısı artmakla kalmıyor, “kâhinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu”. Kâhinlerden kaçının o son saatlerde orada olduğunu, İsa’yı dinleyip O’na baktıklarını sadece Allah bilir.







İlk Patlama


Şubat 27



Mesih’in ilk öğrencileri, uygar dünyada müjdeyi faal bir şekilde genişlettiler. Ev- ler, havralar, stadyumlar, mahkeme salonları ve krallık sarayları, kraliyetin ilan edilmesine basamak oldular. Oysa İsa, bu öğrenciler için tutuklamaları, duruşmaları ve muhalif dinleyicileri önbildirmişti (Mat 10:16–20). Maalesef dünyevi güce doy- muş olanlar, Mesih’i almada en yavaş olanlarıydı.


Elç 4:1–12; 13:5–12, 50; 23:1–6; 25:23–26:28 ayetlerinden mümkün olduğun- ca çoğunu okuyun. Birçok insanın öyle aniden dini kabul etmiş fikrine kapılınsa da, hiç de böyle olmamıştı. Bu dramatik sonuçlar, belli başlı şartların görünür bir ürü- nüydü. Tohum ekme zamanı hasattan önce gelir. Mesih müjdeyi sadakatle duyur- muştu. Müjdeciler Yahuda’nın her tarafında tanıklık etmişlerdi. İlk imana gelenler hiç şüphesiz mesajın taşınmasına yardımcı olmuşlardı. Mesih kişisel olarak ölümü yendiğinde, mesajını teyit ettiğinde, eskiden ilgisiz olan binlerce kişi krallığa sıçra- mıştı. Onlar gizlice O’nu izlemişlerdi. Kalpleri O’nun davetlerine yanıt vermişti. Kül- türel faktörler, iş güvenliği ve aile baskısı onların açıkça yanıt vermesini yavaşlatmış- tı. Mesih’in dirilişi engeli ortadan kaldırmış ve bir karar vermeye zorlamıştı.


Sonra tabii ki sahneye Pavlus girdi. Ancak onun tanıklığı evrensel olarak kabul görmedi. Bazen önde gelen adamlar ve kadınlar ona zulmettiler ve kovdular. Taşlan- dı, kamçılandı, hapse atıldı ve bunların haricinde hor görüldü—sık sık kudretli kişilerin kışkırtmalarıyla. Politik güdüler, çoğunlukla onların Hıristiyanlık karşıtı duygularının temelini oluşturuyordu.


Vali Feliks, dini yönden muhalif olanları sakinleştirmek için Pavlus’u hapse at- mıştı. Onun halefi olan Festus ise daha tarafsızdı, fakat Pavlus’u serbest bırakmak için politik iradeye sahip değildi. Kral Agrippa ve kız kardeşi Berniki’nin (Hirodes hanedanlığı neslinden) resmi bir ziyaretinde, Pavlus’un dinlenilmesini teklif etti. Maalesef daha öncekilerde olduğu gibi, onun kurtuluş davetini reddettiler. Benzer reddedilmeler ve zulümlere rağmen Mesih’in yirmi birinci yüzyıl öğrencileri de aynı şekilde azmetmelidirler.






Şubat 28


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Yüzbaşı,” S. 295–300; “Hanna ve Kayafa’nın Önünde,” S. 689–704; “Pilatus’un Mahkemesinde,” S. 713–732, Sevgi Öğretmeni; “Ministry to the Rich,” S. 209–216, The Ministry of Healing; “Almost Thou Persua- dest Me,” S. 433–438, The Acts of the Apostles kitaplarını okuyun.



“Zengin, dünyayı seven, dünyaya tapan ruhların Mesih’e yönelmesi bir tesadüf veya kaza eseri olmaz. Bu kişiler çoğunlukla en zor ulaşılabilenlerdir. Onlar için tökezlemeyen veya düş kırıklığına uğramayan erkekler ve kadınların hizmet ruhuyla ve canla başla çaba göstermesi gerekmektedir.


“Bazıları özellikle yüksek kesimler için hizmet etmeye uygundur.”—Ellen G. White, The Ministry of Healing, S. 213.



Tartışma Soruları:


¤ İsa ne zaman güçlü insanlara tanıklık etse, diğerleri de dinledi. Bazıları yüksek pozisyonlardaydı, bazıları değil. Nikodim ve Aramatyalı Yusuf gibi, eğitim görmüş kâhinler sınıfı arasından birçoğu, kademe kademe imana gelmişti. Mesih’in dini liderlerle karşı karşıya geldiğinde olaya seyirci ka- lanlardan bazıları da aynı şekilde inanmışlardı. Volkanik türbülans genelde dağ kabuğunun altında saklı kalır. Yoğunluğu görsel olarak ölçmek olanak- sızdır. Tam bir ölçüm aktivitesi, özel cihazlar gerektirir. Benzer şekilde, İsa’nın hareketinin patlayıcı potansiyeli, O’nun dünyevi hizmeti boyunca saklı kalmıştı. Ancak O’nun dirilişini takiben krallık püskürmeye geçti, kitlesel dönüşümlere neden oldu, hatta bunlar arasında etkili pozisyonlar- da olan kişiler de vardı. Sadakatle yapılan ekim, sonunda bol bol ürün sağ- ladı. Bu gerçekler, özellikle de güçlü elit kesimler arasında yaptığımız ta- nıklığın istediğimiz gibi etkili olmadığını zannettiğimiz anlarda, düş kırık- lığına uğramamız gerektiği konusunda ne söylemektedir?


¤ Ellen G. White yukarıdaki ifadesinde, bazılarının özellikle güçlü insanla- ra ulaşmaya uygun olduğunu yazmıştı. Bu özelliklerden bazıları neler olabi- lir? Aynı zamanda, yeterli olmadığını zannettiğimiz insanları kısıtlamamak konusunda neden dikkatli olmalıyız?




Güneşin Batışı: 17:57 (İstanbul)





*Mart 1–7


Ulusları Öğrenci Yapmak



Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yşa 56:6–8; Mat 11:20–24; Yu 12:20–32; Rom 15:12; Elç 1:7, 8.



Hatırlama Metni: “Çünkü evime bütün ulusların dua evi denecek”


(Yeşaya 56:7).



esih’in mesajı, başlangıçta her yerde herkes için tahsis edilmişti. Müjde daha başlangıçta tüm dünyaya yayılmıştı, çünkü o evrensel olarak uygulanabilirdi.  Şüphesiz ki, bu kavram öğrencilerin düşünce yapısını zorladı. Onların ilk reaksiyonu, örneğin Mesih’in Samiriyeli kadınla görüşmesi, bu zorluğu göstermektedir. Onlar Mesih olarak İsa’nın, sadece Yahudi peygamberliklerini ve umutlarını gerçekleş- tireceğini düşünmüşlerdi. Bir bakıma peygamberleri gözden kaçırmışlar veya yanlış yorumlamışlardı, özellikle de mesajı tüm insanlığı kapsayan Yeşaya’yı. Ulusların Arzu- su İsa, sadece tek bir grupla sınırlandırılmamalıdır. Kurtuluş, Yahudiler’eydi, fakat herkes içindi. Mesih’in takipçileri ulusal hudutları, uluslararası çatışmaları, dil farklı- lıklarını ve diğer zorlukları aşmalıydı, zira O bizzat kültürlerarası müjdeciliğin şablo-


nunu tesis etmişti.


Yedinci–Gün Adventistleri olarak bu çağrıyı özellikle Vahiy 14:6’da görmekteyiz— “Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayan- lara—her ulusa, her oymağa, her dile, her halka—iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde’yi getiriyordu”.



*8 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Peygamberlerin Kehaneti


Mart 2



Kadim peygamberler Yahudi olmayanların (diğer uluslardan olanlar) dini açıdan dö- nüşümünün önbildirisini yapmışlardı. Kâfir tanrılar, putperest ibadetler ve yıkıcı yaşam tarzları, Yehova’ya kesin bir teslimiyet ve imanla boyun eğeceklerdi. İsrail’in düşmanları, ruhsal bilgeliğe susamış olarak Yeruşalim’e akın ederek, onlara katılmak için yalvaracak- lardı. İsrail’in görevi, Allah’ın evrensel davetini çevredeki uluslara yaymaktı.


Maalesef İsrail’in hizmet tutkusu, dünyevi etkilerle rayından çıktı. Büyük vizyon, halinden memnun olmanın verdiği rahatlığın altına gömüldü. Mesih’in gelişi bu vizyonu yeniden diriltti, en azından bazıları için.



Yeşaya 56:6–8; Mika 4:1, 2; Yunus 3:7–10; 4:1’i okuyun. Bu ayetler bizle- re evrensel olarak dışarıya yönelik hizmetler konusunda ve bunun anlaşıl- masının İsrail’de bazılarıyla sınırlı olması konusunda ne öğretir?






İsrail, uluslara ışık olmalıydı. İsraillilerin sahip olduğu harika avantajları gören putperest uluslar, İsrail’in tek dinli inancını araştırabilir ve böylece içlerinden çoğu gerçek Tanrı’ya dönebilirdi.


Maalesef genelde işler böyle yürümedi, İsrail o denli içine kapanmıştı ki, daha büyük gayeyi ve sık sık onlara birçok şey sunan Allah’ı gözden kaçırdı.


Modern imanlılar da benzer bir zorlukla karşılaşmaktalar. Müjdenin gelişmesini desteklemek için kendilerini adayacaklar mı, yoksa kendi içlerine kapanarak daha büyük gayelerini unutacaklar mı? Bu düşündüğümüzden de kolay bir tuzaktır.


“Dışarıya yönelik işin başarıyla sonuçlanması için Rabbin adına övgülerle ve şük- ranlarla sesimizi yükseltelim.


“Hiçbir zaman hata yapmayan Generalimiz halâ bizlere şöyle sesleniyor: ‘İlerle- yin. Yeni bölgelere girin. Standardı her ülkede yükseltin. “Kalkın, parlayın; çünkü sana ışık geldi ve Rabbin görkemi senin üzerinde doğdu.” ’


“Parolamız şu olmalı: İleri, hep ileri. Allah’ın melekleri yolu hazırlamak için biz- lerden önce gidecekler. Tüm dünya Rab’bin görkemiyle ışıldayıncaya dek ‘öbür böl- geler’ için yükümlülüğümüz hiç sona ermeyecek.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 28, 29.







Vay Halinize!


Mart 3



Matta 11:20–24, Luka 4:25–30, 17:11–19, ve Yu 10:16’yı okuyun. Bu ayet- lerde ne gibi önemli bir mesaj verilmektedir? Burada yazılanları nasıl ele almalı ve kendimize, zamanımıza ve bağlamımıza tatbik etmeliyiz? Burada çok dikkat etmemiz gereken hangi ilke açıklanmaktadır?










Mesih, birçok avantaja sahip kendi halkından gerçek çağrıya ve amaca yanıt verme- sini istemişti. Seçilmiş bir halk olsa bile, kurtuluşun doğuştan gelmediğini görmesini istedi. Bu, genlerle geçen ya da doğuştan kazanılan bir hak değildi. Bu, bilinçli bir şe- kilde yapılacak bir seçimdi, hem de İsrailli olmayanların bile yapacağı bir seçim.


Atletizm antrenörleri, bazen rakip okullarla veya organizasyonlarla kıyaslayarak atletlerini teşvik ederler. “Eğer onlar gibi bütün ciddiyetinle, tüm enerjinle ve yoğun bir şekilde idman yaparsan sen de başarıya ulaşırsın.” Antrenörün asıl motivasyonu, onları küçük düşürmek değil, aksine onları geliştirme arzusudur.


Aynı şekilde İsa’nın istediği, zaten bazı Yahudi olmayanların yaptığı gibi, kendi halkının da kurtuluşun doluluğunu paylaşmasıdır. Hiç şüphesiz O’nun sözleri bazı- larını mahcup etmişti, çünkü bu gerçekler, her ne kadar onlar tarafından bilinse ve anlaşılsa da, İsa onların duymak istemediği sözleri vaaz etmişti.


Bazı insanlar, başkalarının sahip olmadığı ruhsal avantajlara sahip olabilir, fakat bu avantajlara sahip olanlar şunu fark etmelidir ki, kendilerine ne verilmiş olursa olsun, hepsi de kendileri için değil, O’nun yüceliği için kullanılması gereken Al- lah’tan verilmiş bir armağandır.








“İsa’yı Görmek İstiyoruz”


Mart 4



Yuhanna 12:20–32’yi okuyun. Müjde mesajının evrenselliği bu ayetlerde nasıl açıklanmıştır?






Yeruşalim söylentilerle çalkalanıyordu. Mesih’in zafer dolu girişi daha yeni ger- çekleşmişti. Ama Hozana’lar yerini çabucak sorulara bırakmıştı. Daha sonra ne ola- cak? İsa kral tacını giyecek mi?


Fısıh için bir araya gelenler arasında Grek inananlar vardı. Filipus’a söyledikleri söze dikkat edin, “Efendimiz, İsa’yı görmek istiyoruz.” Diğer bir deyişle onlar İsa’yı görmeye gelmişlerdi. O’nunla olmak istiyorlardı. O’ndan öğrenmek istiyorlardı. Me- sih’in evrensel karakteri ve mesajı hakkında ne büyük bir tanıklık! Ancak aynı şeyi söylemesi gerekenlerin, O’ndan kurtulmak isteyenlerle aynı olması ne kadar üzücü.


Grekler, belki de Grekçe bir isim taşıdığı için Filipus’a yaklaşmışlardı. Ticari bir balıkçılık merkezi olan Beytsayda’dan geldiğinden—bu nedenle kültürel bir kay- naşma noktasıydı—muhtemelen onların dilini de konuşuyordu. Ayet, İsa’nın derhal orada olmadığını akla getirmektedir. Belki de yakınlarda Yahudiler için ayrılan bir yerde ibadet ediyordu.


Ancak İsa daha sonra öğrencilerine ve dış avlu içerisinde Grek görüşmecilere katı- larak, onların isteklerini yerine getirdi. Onlara ne söylediğine dikkat edin: “Her kim ki” ifadesi, O’nu takip etmek isteyen her erkek, her kadın, Yahudi, Grek anlamını taşımaktadır, bu mümkündür, fakat bunun bir bedeli olacaktır.



Bedel neydi? Bundan ne anlamalıyız? Bkz. Yu 12:25.







Sonra bu yabancılar daha oradayken, göklerden yargı mesajını ve zaferi teyit eden gök gürültüleri geldi. İsa duyulan bu sesin kendisi için değil, oradaki Yahudiler ve Grekler için olduğunu, böylece imanlarının güçlendirileceğini söyledi. Mesih’in söz- leri, derhal O’nun ölümünün tüm dünya için olduğunu teyit etti.







Engelleri Aşmak


Mart 5



Yuhanna 7:35, 8:48, ve Luka 10:27–37’yi okuyun. Bu ayetler, hangi ba- kımdan tüm uluslar arasında öğrenciler yetiştirmeye çalışan imanlılar içe- risinde neden bölgesel, etnik ve diğer engellerin olmaması gerektiğini gös- termektedir?






Liderlerden bazıları İsa’yı sınır tanımamakla ayıplıyorlardı. Ne müthiş bir ironi: O’nu ve O’nun mesajını kabul etmek için ön saflarda yer alması gerekenler, yine O’na karşı en sert savaşanlardı. İsrailli kâhinler, diğer İsrailli olmayanlar O’nu Mesih olarak kabul ettiğinde, Tanrı’nın Oğlu’nu küçümsemişlerdi. Kendilerini ruhsal avan- tajlara sahip olduğunu zannedenler (ve belki de haklı görenler) için ne kadar güçlü ve ciddi bir ders!


Mesih’i kınarken, O’nu sadece cin çarpmış biri olarak yaftalamakla kalmayıp, ay- nı zamanda bir Samiriyeli olarak çağırmakla daha da kötüsünü yapmışlardı. Hatta O’nun Grekler arasında yaptığı tanıklıkla alay etmişler, böylece kendi ulusundan ve inancından olmayanları hor gördüklerini açıkça ortaya koymuşlardı. İsrailli liderler, İsa’nın Greklere öğretme düşüncesini bir türlü kabul edemiyorlardı. İsa bu görüşe, etnik kökenin üzerinde karakteri vurgulamak suretiyle ters düşmüştü.


Ayrıca, Allah’ın yasasını gerçek anlamda yerine getirmenin ne demek olduğu hakkında güçlü bir ruhsal ders vermek amacıyla İsa’nın Samiriyeli öyküsünü kul- lanması çok ilginçtir. Hiç şüphesiz dini liderler, Levili yasası ve murdar olma hak- kındaki anlayışı çarpıtmakla, daha önceden yaralı adamın etrafından dolanarak geçmişlerdi. Hor görülen yabancı, bir Samiriyeli, yabancı birinin hayatını kurtarmak- la, etnik önyargıya vicdani olarak karşı gelmişti. Sadece kendi etnik, sosyal veya kül- türel bir geçmişe sahip olmadığından dolayı, ihtiyaç içinde olan birini hor gören herkese ne kadar iğneleyici bir sitem.








Büyük Görev


Mart 6



Romalılar 15:12; Elç 1:7, 8; Yu 11:52, 53; Matta 28:19, 20’yi okuyun. Bu- radaki mesajın özü nedir ve bu mesaj, Vahiy 14’deki üç melek mesajıyla nasıl iyi bir uyum içerisindedir?










Vahiy 14’deki üç melek mesajında vurgulanan ebedi müjde, her ırksal, etnik, ulu- sal ve coğrafi sınırı aşıncaya dek, Allah’ın nihai işi tamamlanmamış demektir. Kutsal Yazı kesin zamanlamayı açıklığa kavuşturmadan, anlaşılır bir dille bu müjdenin tüm dünyaya yayılacağını vurgulamaktadır. Allah’ın zaferi ve bunun ilanı garanti edilmiştir.


Bu mesajın uluslarca kabulü önbildirilmiştir. Bunun olması gerekiyor, ancak kim kendisini Allah’ın lütuf kanalı olmaya adayacaktır? Müjdenin gelişme sürecini gecikti- recek ırksal, etnik ve dil engellerini yıkmada Mesih’e kim katılacaktır? Kim cüzdanını ve çantasını boşaltacaktır? Göksel amacın gelişmesi adına, dünyevi konforundan ve ailevi ilişkilerinden kim feragat edecektir? Bunlar, hepimizin kendisine sorması gere- ken sorulardır. Kim olursa olsun ve nerede olursa olsun, başkalarına erişmek için ne yapıyoruz? Kardeşleri tüm dünyaya yayılıp müjdenin vaaz edilmesi için seve seve ya- şamlarını ortaya koyarken, bazı inanlıların ırksal klişelere, kültürel önyargılara ve şey- tani olarak tasarlanmış sosyal engellere izin vermesi ne kadar talihsiz.


“Hizmetteki başarımız, tamamen kendimizi inkâr etmeyle, kendimizi adamayla orantılıdır. Açık ve net çizgilerle ilan edilen müjde mesajının gerçekleşme işini yalnızca Allah bilir. Yeni alanlara girilmekte ve girişken iş yapılmaktadır. Gerçeğin tohumları ekilmekte, birçok zihinde ışık parlayarak Allah’a ilişkin geniş bir bakış açısı getirmekte ve daha doğru bir değerlendirme için karakterleri şekillendirmektedir. Binlerce kişi İsa’da bulunan gerçeğin bilgisine getirildi. Onlara sevgiyle işleyen ve ruhu arındıran iman aşılanmaktadır.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 28.





Mart 7

Ek Çalışma: Ellen G. White, “The Great Commission,” S. 25–34; “Pentecost,”


  1. 35–46, The Acts of the Apostles; “Dış Avluda,” S. 613–620, “İyi Samiriyeli,” S. 489–496, Sevgi Öğretmeni kitaplarını okuyun.


“Yaralı adamın yanına bir Samiriyeli geldi ve onu görünce merhamet etti. Bu ya- bancının Yahudi mi yoksa bir Samiriyeli mi olduğunu bile sormadı…


“Peki, komşum kim?” sorusuna böylece kesin bir cevap verilmiş oldu. İsa kom- şumuzun sadece mensubu olduğumuz imanlı topluluğundan ya da bizimle aynı imana sahip biri olmadığını göstermiştir. Bunun soy, ırk, renk ya da sınıf ayrımı ile hiçbir ilgisi yoktur. Yardımımıza ihtiyaç duyan herkes bizim komşumuzdur. Düş- manlık sonucu yaralanmış, incinmiş olan herkes bizim komşumuzdur.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 493.



Tartışma Soruları:


¤ İnanlı topluluğunun dünya çapındaki hizmetine maddi katkımız, müjde görevine yönelik gerçek taahhüdümüz hakkında ne ifade etmektedir? İliş- kimiz neden maddi katkının ötesine geçmelidir? Kaynaklar ne ölçüde inanlı topluluğunun kültürler arası müjdeciliğe yönlendirilmesine ayırılmalıdır?


¤ “Müjde işinin öncelikle görevlilere dayandırıldığını hissetmememiz ge- rekmektedir. Allah, egemenliğiyle ilişkili olan işi yapması için herkese bir görev vermiştir. Mesih’in adını itiraf eden herkes, samimi, tarafsız ve doğ- ruluk ilkelerini savunmaya hazır bir işçi olmalıdır. Allah’ın amacını geliş- tirmek için her ruh aktif bir şekilde katkıda bulunmalıdır. Ne için çağırıl- mış olursak olalım, inanlılar olarak Mesih’i dünyaya tanıtmak için yapacak bir işimiz vardır. Hizmetkârlar olarak başlıca gayemiz, ruhları Mesih’e ka- zandırmaktır.”—Ellen G. White, Testimonies for the Church, Cilt 6, S. 427. Grubunuzla burada yazılanların ne anlama geldiğini ve çağırıldığımız bu işi sonlandırmaya yardımcı olmak açısından daha fazla neler yapabileceğimizi tartışın.



¤ Yuhanna 12:25’deki İsa’nın sözlerini inceleyin. “Bu dünyada canını göz- den çıkarmak” ne demektir? Bu “nefreti” ne şekilde vurgulamalıyız?


Güneşin Batışı: 18:06 (İstanbul)





*Mart 8–14

Ruhsal Liderleri


Öğrenci Yapmak




Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Luka 6:12–16, Yu 16:7–14, Luka 6:20–49, Yer 50:31, Yşa 57:15, Elç 1.



Hatırlama Metni: “O günlerde İsa, dua etmek için dağa çıktı ve bütün geceyi Tanrı’ya dua ederek geçirdi. Gün doğunca öğrencilerini yanına çağırdı ve onların arasından, elçi diye adlandırdığı on iki kişiyi seçti” (Luka 6:12, 13).

sa, öğrenciler yetiştirmede çok aktif olsa da, dünyevi ikametinin kısa olduğunun farkındaydı. Bu nedenle dünyadan ayrıldıktan sonra işin devam etmesi açısından, kendisini öğrencilerinin eğitimine adadı. Hem onların Usta Öğretmeni, hem de Usta Antrenörü’ydü. Öğretim ve antrenman aslında ilişkili şeyler olduğundan, öğre- tim genelde bilginin paylaşımını ifade ederken, antrenman ise uygulama ve disiplin


aracılığıyla şekillenme veya niteliği akla getirir.


Öğrencilerin liderlik için hazırlanması, şüphesiz bilginin elde edilmesini içerse de, ruhsal gelişim daha önemliydi. Onların, doktrin ve teoloji konusunda entelektüel bir anlayışın yanında, Allah ile ilgili şeyler, iman, cefa, kutsanma ve kendini adama konusunda tecrübe sahibi olmaları gerekiyordu. Önlerindeki çetin zorluklar açısın- dan, sadece bilgi yeterli değildi. İsa onlara her ikisini de verdi.



*15 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.







Liderlik Burada Başlar


Mart 9



Mesih’in dünyadaki geçici ikameti oldukça kısaydı. Bu nedenle öğrenci yetiştirici- lerinin eğitimi zorunluydu. Kimin seçilmesi gerekiyordu? Kaç kişi seçilmeliydi? İsa’nın öğrencileri şüphesiz yüzlerceydi. Her biri kitle eğitiminden geçirilmeli miydi? Mesih, liderliğin kitleler için üretilmiş dersler aracılığıyla değil, küçük gruplar içeri- sinde daha etkili bir şekilde geliştirildiğini biliyordu. Mesih’in ilk mezuniyet sınıfı için sınırlı sayıda kişi seçilecekti.



Luka 6:12–16’yı inceleyin. Öğrencilerini seçmeden önce İsa ne yapmıştı ve bu neden çok önemliydi?






Etkili bir seçim, gelişmiş bir bilgelik gerektirir. İsa o bilgeliği talep etmek için gök- sel Baba’ya duayla yaklaştı. Aynı şekilde yirmi birinci yüzyıl öğrenci yetiştirme konu- sunda liderlik adaylarının seçiminde dua öncelikli olmalıdır. Mesih’in, gerekli olan bilgeliği sağlamak amacıyla kapsamlı bir duaya ihtiyaç duyduğuna açıkça inanılıyor- sa, günümüz imanlıları, Büyük Hizmet’in gelişmesini gözetmekle yetkili kişileri se- çerken gereken ilahi bilgelik için daha çok ricada bulunmaları gerekmektedir.


İsa on ikileri seçerek, elçi olarak tayin ederek, onları ruhsal yetkiyle donatılmış temsilciler olarak atadı. Öğrencilerden oluşan büyük bir grup, kıskançlık veya olum- suz hisler beslemeden, bu atanmaya veya görevlendirilmeye tanıklık etti. İsa daha sonra yetmiş iki kişilik geniş bir grubu ve belki de Kutsal Yazı’da kayıt edilmeyen başkalarını görevlendirecekti. Ancak on iki elçi İsa’ya bağlı en yakın kişiler olarak kimliklerini koruyacaktı; onlara daha geniş sorumluluklar yüklenecek ve bu yüzden en sıkı çalışmaya ve taahhüde gerek duyacaklardı. Bu ayarlama, ilk Mesih inanlıları arasında maksatlı bir organize yapılanmayı gerektiriyordu. Mesih, bu organizasyon içerisinde, kendilerine tahsis edilmiş yeteneklerle ve eğitimle orantılı olarak liderleri ruhsal bakımdan yetkilendirmişti.






Mart 10


Bilgi ve Tecrübe, 1. Bölüm


Bilgi, İsa’nın mesajının ayrılmaz parçasıydı. Bilgi tek başına dönüştürmez ama her dönüşüm bilgi içerir. Şüphesiz ki, kavramlar değişikliği başlatmak için doğal bir güce sahip değildirler; oysa Allah’ın Ruh’u insan kalplerinde çalışarak dönüşüm için gerekli olan eşsiz unsurları yapılandırır.



Yuhanna 16:7–14’ü okuyun. Burada İsa, gerçek Hıristiyanlığı anlamak ve yaşamak açısından entelektüel bilginin ne kadar sınırlı olduğunu anlama- mıza yardımcı olacak ne söylüyor?






Allah’ın İlahi Ruh’uyla birleşmiş olan Kutsal Kitap bilgisi, bireyleri ve toplumları dönüştüren ruhsal birleşimi şekillendirir. Öğrenci yetiştirenlerin imanda ve öğre- nimde gayret etmesi gereken husus, bu ikisidir.


Hıristiyanlık, zekâyı, düşünceyi ve tasavvuru çok takdir eder. Tüm Kutsal Kitap boyunca mantıklı düşüncenin mevcudiyeti, Yahudilik içerisinde kendilerine muaz- zam saygı gösterilen öğretmenler ve kadim yazıları korumada yazmanların gösterdiği eşsiz özen, bunların hepsi de bilginin önemini kanıtlamaktadır.


Hıristiyanlık irrasyonel bir iman değildir. Buna karşın, Hıristiyanlık içerisinde be- lirli unsurlar, duygu, his ve tecrübeyi, bilginin üzerine çıkarmıştır. Bu düşünce eği- limi, yalnızca tecrübe anlam taşıdığından, insanların neye inandığının nispeten önemsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Belirli gerçeklere itaat ve bağlılığın da nispe- ten önemsiz olduğu farz edilmektedir; ruhsal gerçeklik açısından duygu ve dini coş- ku, ölçüm cetveli haline gelmektedir.


Kutsal Yazı’nın mutlak mevcudiyeti, bu akılsızca cazibeyi tecrübeyle karıştırır. Bil- gi olmaksızın tecrübe, yönünü şaşırmış olan güdümlü bir füzeye benzer. Diğer taraf- tan tecrübe olmaksızın bilgi, cansız ve çoğunlukla kuralcı bir hale gelir. Gerçek dini liderler her iki unsuru da geliştirme ihtiyacını anlamışlardır, sadece kendileri açısın- dan değil, aynı zamanda öğrenci yaptıkları kişiler açısından.






Mart 11


Bilgi ve Tecrübe, 2. Bölüm



Luka 6:20–49’u okuyun. Bu ayetlerde, hem bilgi hem de tecrübe nasıl açıklanmaktadır? Yani, sadece Rab ile olan yürüyüşümüzde değil, aynı za- manda öğrenci yetiştirmede de her ikisine ihtiyaç duyulduğunu gösterecek tarzda nasıl harmanlanmışlardır?






Ruhsal dönüşüm açısından ruhsal bilgi kaçınılmazdır. Mesih de kendisini Usta Öğretmen olarak tanıtmıştı. Deniz kıyısıyla, dağlarla sınırlı açık sınıfların ortasında ve Allah’ın yarattığı harikalarda, Mesih dönüştürücü bilgiyi saçmaktaydı. Bu gerçekleri kabul etmesi için, Kutsal Ruh daha önce katılaşmış olan vicdanları uyandırmaktaydı. Tecrübe olmaksızın öğrenci yetiştirmek tamamlanmamış bir iştir, ancak tecrübe de bilgiyle yönetilmek zorundadır.


Yirmi birinci yüzyılın öğrenci yetiştiricileri, güvenilir ruhsal bilginin kaynağı olan Kutsal Yazı’yı iyice öğrenmek zorundadır. Aynı şekilde onlar popülerliğe veya kolaylı- ğa kapılmadan, doktrin ve öğretileri yaymalıdırlar. Allah, hiçbir şey esirgemeyen, sabırla genç imanlılara hep genişleyen ve takdir edilebilir Hıristiyanlığın yaşam değiş- tirici harika gerçeklerini gösteren olgun imanlılar bekler—özellikle de üç melek mesajının mevcut gerçeğini vurgulayan.



İsa, öğrenci yetiştirme bağlamında, Luka 6:39’da öğrenci yetiştirmeye gayret eden herkesin aklında tutması gereken ne söylemektedir? Burada İsa’nın uyardığı kişiler gibi olmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?











İlk Liderler



Mart 12



Liderleri seçerken, İsa’nın alçakgönüllüler arasında en az eğitim görmüş sınıftan insanları toplamış olması çok ilgi çekici ve önemli bir detaydır. Mesih, Sanhedrin’in öğrenimini veya hitap etme sanatını seçmedi. “Kendini beğenmiş Yahudi öğretmen- lere aldırış etmeyen Usta İşçi, dünyayı yerinden oynatacak gerçekleri ilan etmek için alt sınıftan, eğitimsiz adamları seçti. Bu adamları Kendi kilisesinin önderleri olarak yetiştirmeyi ve eğitmeyi amaçladı. Onlar da başkalarını eğitecekler ve müjde mesajını duyurmak üzere göndereceklerdi. İşlerinde başarılı olabilmeleri için onlara Kutsal Ruh’un gücü verilecekti. Müjde insani güçle veya insani bilgelikle değil, Allah’ın gücü ile duyurulacaktı.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 17.




Şu ayetler, inanlı topluluğunu yönetmesi açısından liderlik için gerekli olan vasıflara sahip olduğu sanılan kişilerin aksine, Mesih’in neden bu adamları seçtiği konusunda bizlere ne söylemektedir? Sef 2:3, Mat 11:29, Yer 50:31, Yşa 57:15.






Ancak İsa’nın neden bu kişileri seçtiği konusunda yanlış varsayımlar yapmamaya dikkat etmeliyiz. İsa eğitimli ve öğrenim görmüş sınıfa karşı değildi; kendisi de genç yaşlarda (Luka 2:46, 47), büyük bir bilgiye sahip olduğunu gösterdi. Belki de çoğun- lukla en eğitimli, zengin veya güçlü insanlar, özellikle de liderler, kendilerini Rab’bin kullanımına tevazuyla adamaya hazır olmadıklarından dolayı böyle olmuş olabilir. Tabii ki her zaman böyle olmayabilir; Rab böyle adamları da kullanmıştı (Nikodim, Aramatyalı Yusuf’u düşünün; ayrıca bkz. Elç 6:7). Çoğu kez bu gibi insanlar Kutsal Ruh’un yönlendirmesine açık değillerdir.









İsa’nın Bıraktığı


Mart 13


Gelecek nesiller, daha önceki çabaların başarısını kanıtlar. Bu gayretler, kalıcı sonuçlar üretirse, bu başarıların altında yatan ilkeler de araştırılmalı ve kopyalanma- lıdır. Mesih’in öğrenci yetiştirme metodu, önemli sonuçlar üretmiş miydi?


Tabii ki üretmişti. O dünyayı değiştirdi. Eğer ilk dini liderlerin eğitiminde Me- sih’in başarısı olmasaydı, aslında hiçbirimiz 2000 yıl sonra bu Kutsal Kitap çalışma- sını okuyor olmazdık.



Elç 1’i okuyun. Bu ilk bölüm, ilk inanlı topluluğunun şekillenmesinde Al- lah’ın atadığı liderlere ihtiyaç duyulması konusunda bizlere neyi göster- mektedir? Onlar bir liderde ne arıyorlardı? (Bkz. 22. ayet) Doğru liderleri seçerken, buradan kendi ihtiyacımıza yönelik ne alabiliriz?




İsa krallığını tesis etti ve bunun gelişimini sürdürmek için gerekli ilkeleri örnek- ledi. Mesih, karanlıktan gün ışığına giden yolda öncülük ederek, tamamen O’na bağımlı olduklarından dolayı, onların zayıflıklarını Kendi kudretiyle kapladığı liderleri seçti. Dini liderler tarafından akademik yönden hafife alınsalar da, Ferisiler’i şu yön- lerden gölgede bırakmışlardı: şeffaflık, tevazu, bağımlılık ve güvenilirlik. İnanlı toplu- luğundaki pozisyonumuz ne olursa olsun, her birimizin böyle özellikler sergilemesi ne kadar çok önemlidir. Zamanla sağlam resmî eğitime sahip olup, sosyal yönden süreklilik gösterenler, inanlı topluluğunun parçası haline gelirler.


“Elçiler, Mesih’in temsilcileri olarak dünyada açık bir etki bırakacaklardı. Alt sı- nıftan adamlar olmaları etkilerini azaltmayacak, aksine arttıracaktı; zira dinleyicile- rinin zihinleri onlardan alınarak, görülmemesine rağmen halen onlarla birlikte ça- lışmakta olan Kurtarıcı’ya götürülecekti. Elçilerin harika öğretileri, cesaret ve güven sözleri, herkesi kendi güçleri ile değil, Mesih’in gücüyle çalıştıklarına ikna edecek- ti.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 22, 23.






Mart 14


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Müjdeyi İlk Duyuranlar,” S. 331–342; “Celile’den Son Yolculuk,” S. 477–488; ve “Dağdaki Vaaz,” S. 279–294, Sevgi Öğretmeni. “The Training of the Twelve,” S. 17–24; “The Great Commission,” S. 25–34; ve “The Se- ven Deacons,” S. 87–96, The Acts of the Apostles kitaplarını okuyun.



“İsa’nın çalışma bölgesi boyunca gerçeği arzulayan insanlar da vardı. Gerçeğe ka- vuşmayı özlemle bekleyen bu insanlara sevgi mesajı gönderme zamanı gelmişti. Öğrencilerin tümü O’nun temsilcileri olarak bu görevi yerine getireceklerdi. İnançlı insanlar böylece onlara ilahi olarak atanan öğretmenler olarak bakmaya yöneltilecek- lerdi ve Kurtarıcı onlardan ayrılması gerektiği zaman onlar öğretmensiz kalma- yacaklardı.


“İlk turda öğrenciler İsa’nın daha önce gittiği ve dostlar edindiği bölgelere gide- ceklerdi. Yolculuk için büyük bir hazırlık yapmayacaklardı. Hiçbir şey onların düşün- celerini yerine getirecekleri bu yüce görevden başka bir yöne çevirmemeliydi ya da bir sonraki çalışmalarına engel olabilecek bir şekilde insanların karşı çıkmasına sebep olmamalıydı.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 333.



Tartışma Soruları:




Güneşin Batışı: 18:14 (İstanbul)





*Mart 15–21

Hasat ve Hasat Kaldıranlar





Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Yu 1:40–46, 4:28–30, Luka 24:4–53, Elç 1:6–


8, Mat 9:36–38, Luka 15.



Hatırlama Metni: “Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz” (Yu 15:8).



irçok açıdan bu haftaki çalışmamız, geçen haftanın bir devamı niteliğindedir. Mesih, Allah’ın krallığını ilan etme yolunda belirli bir amaçla ruhsal liderleri atamıştı. İsa’nın kullandığı ilkeler ve metodoloji, günümüz imanlılarının ha-


zırlığı için ruhsal temel olarak aynen kalmalıdır.


Diğer bir deyişle, modern liderlik geliştirme teorileri, hiçbir zaman Mesih’in biz- zat attığı temelin yerine geçmemelidir. Reklam aldatmacaları ve propaganda, ruhsal gelişmeyi baltaladığında, sonuçlar da ruhsal açıdan yüzeysel ve verimsiz olur. Dinî propaganda, tövbenin, değişimin ve ruhsal dönüşümün yerine geçtiğinde, görev de sendeler. Onları ruhsal mücadeleye hazırlamak yerine, üyelik hareketlerini yönet- mek, medya gösterileri yapmak ve halkla ilişkiler kampanyaları yürütmek için lider- ler yetiştirmek, felaketi davet etmek demektir. Gerçek müjdecilik ve öğrenci yetiştir- me, (1) günahkârlığımızı kabul etmeye, (2) gerçek bir kalpten pişmanlığa, (3) ko- şulsuz bir ruhsal teslimiyete ve (4) Allah’ın ilahi mesajını önlenemez bir zorunluluk- la başkalarına yaymaya odaklı olmalıdır.



*22 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın


Dilencinin Ekmeği


Mart 16



Dünyevi ayrılışına yaklaştıkça Mesih’in ilgisi, çıkarsızca hizmet ettiği ve derin bir sevgi beslediği öğrencilerine odaklanmıştı. Onlar terk edilmemeliydi. İsa göklere geri dönecek olsa da, öğrencilerin O’nun mevcudiyetindeyken hoşnut olduğu ruhsal sami- miyeti desteklemek için Kutsal Ruh görevlendirildi. Ruh’un işi konusunda Mesih’in talimatı o kadar değerliydi ki, Yuhanna birkaç bölümü onun korumasına ayırdı. Belir- leyici unsurlardan biri, Ruh yardım görmeden tanıklık yapmasa bile, Ruh’un Mesih’e tanıklığıydı. Ruh’un eşlik etmesiyle, Mesih’in öğrencileri de aynı şekilde İsa’nın hizme- tine tanıklık edecekti. Allah, müjdeyi yaymak amacıyla, insanî varlıklar tarafından yar- dım görmesine gerek kalmadan melekleri görevlendirebilirdi. Bunun yerine O, bu kutsal çağrı için günahkâr, hata yapan, ne yapacağı bilinmez insanları seçmişti.



Yuhanna 1:40–46; 4:28–30; 15:26, 27; 19:35, 36’yı okuyun. Bu ayetler, ruhları kurtarmada insani ve ilahi işin birlikte çalışması hakkında bizlere ne öğretiyor?






Müjdecilik, günlük konuşma dilinde şöyle tarif edilmektedir, “dilenci, başka bir di- lenciye ekmeğin nerede bulunduğunu söyler.” Andreas hiç şüphesiz burada sahneye girmektedir. Kardeşi Petrus’un yazıları günün birinde Kutsal Kitap’a dahil olacaktı, Petrus’un hizmeti Elçilerin İşleri’nde anlatılmış ve Mesih onu en yakın üç yoldaşından biri yapmıştı. Bu onur hiçbir zaman Andreas’a verilmemişti. Yine de o insanları İsa’ya yöneltme konusunda Mesih’in basit talimatını izlemekle özel bir takdir elde etmişti.


Allah’ın seçtiği araçlardan—müjdecilik, yöneticilik ve liderlik konusunda verimli liderler—kimlikleri, sözleri uzun zamandır unutulmuş olan sadık öğrencilerden kaç tanesi Mesih’e takdim edilmemiştir? Bu insanlar kendiliğinden seçkin hale gelmese de, eğer onlar İsa hakkında sadık bir şekilde tanıklık etmemiş olsalardı, Allah’ın işinin ne kadar kötürüm bir durumda kalacağını düşün. Mesih, ilkin onların yapabi- leceği ölçüde basit işler vererek, öğrencilerini daha büyük bir göreve hazırladı. Sami- riyeli kadın, Filipus ve Andreas, basit tanıklıkların ve gönülden yapılan davetlerin gücünü göstermişlerdi. Bizlere de benzer şeyleri yapma çağrısı yapılmaktadır.







İsa Sabır Önerdiğinde


Mart 17



Luka 24:47–53, Elç 1:6–8, 16:6–10’u okuyun. Ruh için beklemek neden gerekliydi? İlk inanlı topluluğunun dışarıya yönelik müjdeci hizmetinde Ruh’un rolü neydi? Modern imanlılar, hüsrana uğradıklarında Pavlus’un tecrübesinden ne gibi bir cesaret alabilirler? Bu pasajlardan, Allah’ın za- manlamasını sabırla beklemek konusunda ne gibi dersler çıkarılabilir?








İsa, söylevleriyle ve örneklerle öğrencilerine sabırlı olmalarını öğretmişti. Bağnazlık, cehalet, yanlış anlaşılma ve düpedüz komplolarla karşılaşan Mesih yine de sonuna kadar direnmişti. Böyle bir azim, Mesih’in Allah’ın ilahi Ruh’una tam bir bağlılık gös- termesiyle çapalanmıştı. İsa, aynı şekilde öğrencileri de bu bağlılığı tecrübe etmedikçe, krallığın gelişmesinin ciddi bir şekilde tehlike altına gireceğini anlamıştı. Diğer taraftan eğer onlar öncelikli olarak bu dersi öğrenirlerse, gelecekteki hizmetleri göksel bir kaza- nım elde edecekti. Bu nedenle O’nun ayrılırken verdiği buyruk şuydu: “Bekle.”


Mesih, modern imanlıların da bu derse hakim olmalarını arzu etmektedir. İyi maksatlı fakat kendine güvenen imanlılar, Ruh’un kılavuzluğunu sabırla beklemedik- leri takdirde, hem kendilerine hem de Allah’ın krallığına sıkıntı yaşatabileceklerdir.


Elçi Pavlus Bitinya’ya girmek için tutkulu planlar tasarlamıştı; ancak dik kafalı Pavlus bile Allah’ın kılavuzluğuna duyarlıydı ve direnmek yerine Ruh’un müdahale- sini kabul etmişti. Elçi bunun yerine kendisini Makedonya’ya gönderen Ruh’un di- rektifini seve seve kabul etmişti. Onun oradaki gayretlerine sayısız mucizeler eşlik etmişti. Eğer Pavlus kendi tasarılarıyla başının dikine koşuşturmuş olsaydı, Avrupa görevi belirsiz bir zamana dek oyalanmış olacaktı.








Yetkiyi Uygulamak


Mart 18



Şu pasajları karşılaştırın: Markos 6:7–13, Matta 16:14–19, 18:17–20, 28:18–20, Yuhanna 20:21–23. Bunlar bize İsa’nın öğrencilerinin yetkisi hak- kında ne söylemektedir? Bugün bizler için ne anlam taşımaktadır?







“Petrus, inanlı topluluğunun imanının temelini oluşturan gerçeği açıkladı ve böy- lece İsa, onu inananların tümünün temsilcisi olarak onurlandırdı. İsa şöyle dedi: “Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağım her şey, göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğim her şey, göklerde de çözülmüş olacak.”


“Göklerin Egemenliğinin anahtarları” İsa’nın sözleriydi. Kutsal Yazı’nın tüm söz- leri O’nundu. Bu sözlerin gücü gökyüzünü açmaya ve kapamaya yeter. Onlar insan- ların kabul edildiği ya da reddedildiği şartları bildirirler. Böylece Tanrı’nın Söz’ünü bildirenlerin işi yaşama yaşam katan veya ölüme ölüm katan bir lezzet olur. Onların işlerinin sonsuz sonuçları vardır.”—Ellen G. White, Sevgi Öğretmeni, S. 403.


Baba, İsa’yı görevlendirdiği gibi, Mesih de öğrencilerini görevlendirmektedir. Ruh aracılığıyla Baba, Mesih’i ilahi bir güçle donatmıştı. Ruh aracılığıyla İsa da aynı şekil- de öğrencilerini dünyevi görevleriyle orantılı olarak ilahi güçle donatmaktadır. Hiçbir takipçi, Mesih’in onları kontak yapmasından korkmamalıdır. Gerekli olan her kabili- yet, yetenek ve güç onlara sağlanacaktır.


Bazen insan liderliği, sahip olduğu ilkeleri tanımakta zayıflık duyar. Liderler ge- nişletilmiş bir orantılı güçle görev tahsis etmedikleri zaman, başarısızlık da tahmin edilebilir. Sık sık liderlerin güvensizlik duymalarından ötürü kontrol etme güdüsü, başkalarının düşüncelerini, Allah’ın nasip ettiği yaratıcılığı ve bireyselliğini baskı altına alır. Böylece zayıflatılmış, baskı altına alınmış öğrenciler etkili olamazlar. Bu gibi davranışlar, orkestra şefinin senfoniyi yönetmek yerine her müzik aletini aynı anda çalmaya yeltenmesine benzer.


İsa’nın örneği burada kendisini göstermektedir. Eğer yetkiyi alıkoyma hakkına sahip olup, davranışları belirleyen biri varsa, bu şüphesiz İsa’dır. Bunun aksine O başkalarını etkiyle donattı, onları kendi mevcudiyeti haricinde çalışmakla görevlen- dirdi, ki O’nun tek etkisi talimatları, örnekleriydi ve böylece onları hizmet ve tanıklık yapmaları için yolladı.







Hasat İçin İşçiler


Mart 19



“Kalabalıkları görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar. O zaman İsa öğrencilerine, ‘Ürün bol, ama işçi az’ dedi, ‘Bu nedenle ürünün sahibi Rab’be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler gönder- sin’ ” (Mat 9:36–38). Bu ayetlerden, bugün kendimiz için ve önümüzde du- ran görev açısından ne gibi önemli bir mesaj alabiliriz?









Ruhsal ürün bol, ama işçiler az. Kalbin toprağı sürülmüştür, ruhsal tohum atıl- mıştır; filizlenme, bol su ve yeterince güneş ışığı, inanılmaz bir büyümeye neden olmuştur. Olgunlaşan ruhlar hasadı beklemektedir, fakat hasatçılar nerede kaldı? Basit, kolayca anlaşılabilir sözcük tasvirlerini kullanarak, İsa yaygınlaşan bir azmi esinlemeye uğraştı.


İmanlılar bazen diğer imanlılarla olan paydaşlıklarına ve birlikteliklerine imren- mekte, hasat için olgunlaşan dünyevi arayıcıları gözardı etmektedir. Belki de mahvo- lan ruhlar için ilahi sorumluluklarını fark etmeden, kilise işleriyle, yurttaşlık sorum- luluklarıyla, geçimleriyle ve diğer mevcut durumu korumak amacıyla yapılan zahme- te değer projelerle meşgul olmaktadırlar. Bunlar hiç şüphesiz iyi şeyler. İyi maksatlı üyeler bazen müjdeciliğin değerini sorgulamakta veya şu duyguları ifade etmektedir- ler: “Pastör, bu müjdecilik işleri tamam, ama zaten kilisedeki insanlar için program- lara ihtiyacımız yok mu?”


Bu oldukça adil bir soru olsa da, şunu da sormalıyız, “İsa, tahılları koruyanların azlığından ne zaman şikâyet etti?” Bunun yerine, O’nun duayla dolu ricası “daha çok işçiydi”.








Kaybolan ve Bulunan


Mart 20



İsa, öğretim yoluyla ve kişisel örnekleriyle öğrencilerine, fahişeler ve vergi toplayı- cıları gibi adı çıkmış olanlar da dahil, günahkârlarla dost olmasını öğretti. Tüm dün- yaya başka nasıl öğrencilik yapacaklardı ki? O’nun öğretileri çoğunlukla bu gü- nahkârlara odaklanmıştı. Onları “kaybolmuşlar” olarak tanımlaması, Mesih’in ne kadar merhametli olduğunu göstermektedir. Onları “isyankârlar” (ki hiç şüphesiz öyleydiler) veya “ayartılanlar” olarak tanımlayabilirdi. Bunun yerine “kaybolan” ifadesini seçmişti.


Kaybolan sözcüğü, diğer sözcüklerde bulunan aynı olumsuz çağrışımı içermez. Düşmüş ruhları kınamak yerine, Mesih’in örneğini izlemeliyiz. Kaybolan sözcüğü, cömert bir ifadedir, çünkü onu bulanlara sorumluluk yüklenmektedir. Küçük düşü- rücü imalar, kaybolan insanları kaçırır. Tarafsız bir dil, kabullenişi ve ilişki kurulma- sı olanağını sağlar. Bu nedenle sadece konuştuğumuz dile değil, sarf etmeyi düşün- düğümüz sözcüklere bile dikkat etmeliyiz, zira düşüncelerimiz başkalarına karşı davranışlarımızı büyük ölçüde etkiler.


Müjde kitapları boyunca, İsa imanlıları bulucular olmaya teşvik etmiştir. Ne türde insanlar olurlarsa olsunlar veya ne tür bir hayat yaşarlarsa yaşasınlar, O bizim onları sevmemizi ve kaybolanlara erişmemizi istemiştir.


“Allah’ın seçmiş olduğu hizmet budur: “kötülük zincirlerini açmak, boyunduruk bağlarını çözmek, ve ezilmiş olanları hür olarak koyvermek, ve her boyunduruğu kır- mak... ve kendi etinden olandan kaçınmamak.” Yeşaya 58:6, 7. Kendinizi yalnızca göksel Babanız’ın sevgisiyle kurtarılmış olan günahkârlar olarak gördüğünüzde, günah içinde sıkıntı çeken diğerleri için şefkatli merhamet duyacaksınız. Sefalet ve tövbeye artık kıskançlık ve kınamayla karşılık vermeyeceksiniz. Bencilliğin buzu eriyerek yürek- lerinizden aktığında, Allah ile duygudaş olacak ve O’nun kayıp olanları kurtarmaktaki sevincini paylaşacaksınız.”—Ellen G. White, Christ’s Object Lessons, S. 210, 211.












Mart 21


Ek Çalışma: Ellen G. White, “Celile’den Son Yolculuk,” S. 477–488; “En Büyük Kim?” S. 425–434; Sevgi Öğretmeni. “The Training of the Twelve,” S. 17–24; “The Great Commission,” S. 25–34; “Pentecost,” S. 35–46; “The Gift of the Spirit,” S. 47– 56; The Acts of the Apostles kitaplarını okuyun.



“Öğrenciler ruhsal ihtiyaçlarını hissettiler ve kendilerini canları kurtarma işine uygun hale getirecek olan kutsal meshediş için Rab’be yalvardılar. Salt kendileri için bir bereket istemediler. Üzerlerinde canları kurtarma yükünün ağırlığı vardı. Müjde- nin dünyaya taşınması gerektiğinin bilincindeydiler ve Mesih’in vaat ettiği kudreti talep ettiler.”—Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 37.



Tartışma Soruları:


¤ Mesih’in eğitim metodundan, modern öğrenci yetiştiricileri ne gibi ilke- ler çıkarabilir? Böyle bir öğrenimin kendi inanlı topluluğunda nasıl olaca- ğını hayal et.


¤ Perşembe günkü çalışmamızda dil sorununa ve hangi tarz bir dilin kul- lanılacağına bakmıştık. Yedinci–Gün Adventistleri olarak sık sık kullandı- ğımız sözcüklerin neler olduğunu düşünün. Sözcükleri belirli bir tarzda kullansak da, bu türden sözlerimize alışık olmayanların bu ifadeleri nasıl karşılayacağını düşün. Özellikle ulaşmaya çalıştığımız kişilerle olan ilişkile- rimizdeki sözcük seçimimizde nasıl dikkatli olmalıyız?



¤ Daha önce de gördüğümüz gibi, ekmeğin nereden bulunacağı konusun- da “dilenci başka bir dilenciye söyler” ifadesi üzerinde düşünün. Bu ifade, tanıklık ve dışarıya yönelik hizmetlerimizi nasıl tam olarak tasvir etmekte- dir? Bu imgeyi ve anlamını unutmamamız neden önemlidir?



¤ İnanlı topluluğunda durum nasıl? Daha çok kendine ve kendi ihtiyaçla- rına mı, yoksa dışarıya mı odaklı? Dışarıya yönelik hizmetlere odaklanmak, inanlı topluluğuna nasıl yardımcı olabilir? Veya farklı bir şekilde vurgula- mak gerekirse, inanlı topluluğunuz daha çok tanıklık ve dışarıya hizmete odaklıysa, kendi ihtiyaçlarıyla daha mı az ilgilenmiş olur? Dışarıya yönelik hizmetler, bu ihtiyaçları nasıl karşılayabilir?




Güneşin Batışı: 18:21 (İstanbul)



*Mart 22–28

Öğrenciliğin Bedeli




Sebt Günü


Konuyla İlgili Metinler: Luka 12:49–53; Yas 21:15; 1Ko 9:24–27; Mat 18:8, 9; Yu 14:1–3; İbr 11:32–12:4.



Hatırlama Metni: “Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü  acılarımı- za olduğu gibi, tesellimize de ortak olduğunuzu biliyoruz” (2.Korintliler 1:7).



arih boyunca, milyonlarca isimsiz insan yaşamlarını Mesih için seve seve kur- ban etmiştir. Tutuklanmışlar, işkence görmüşler hatta idam edilmişlerdi. Mil- yonlarca kişi işinden olmuş, alay edilmiş, aileden kovulmuş ve Mesih’i terk etmektense, dini zulme katlanmaya razı olmuşlardı. Sadık insanlarının katlandığı


acıların kapsamını sadece Allah bilir.


Tabii ki Pavlus şöyle uyarmıştı, “Mesih İsa’ya ait olup Tanrı yoluna yaraşır bir ya- şam sürmek isteyenlerin hepsi zulüm görecek” (2Ti 3:12). Petrus ise şöyle söylemiş- ti: “Nitekim bunun için çağrıldınız. Mesih, izinden gidesiniz diye uğrunuza acı çeke- rek size örnek oldu” (1Pe 2:21).


“Refah” vaazcılarının vaatlerine karşılık, lüks otomobiller ve maddi kazanç, imanlılara sağlanan otomatik ikramiyelerden değildir.


Sonunda, öğrenciliğin bedeli ne olursa olsun, nihai ödülü düşünerek bu bedelin yeterince ucuz olduğundan emin olabiliriz.



*29 Mart Sebt Günü’ne hazırlık için bu haftanın konusunu çalışın.





Mart 23

Bedeli Hesaplamak: İlk Öncelik


Luka 12:49–53; 14:25, 26; Matta 10:37’yi inceleyin. Bu sert sözleri ne şekil- de anlamalıyız? İsa burada bizlere ne söylüyor?






Modern televizyon yayıncıları bu sözlerden büyük bir skandal yaratabilirlerdi. “Bugün, ünlü bir dini lider olan Nasıralı İsa, öğleden sonra yapmış olduğu söylevinde ailevi nefreti savundu. Analistler bugünkü beyanları, daha önceki yayınlarda komşularla ve düşmanlarla olan sevgi ilişkisi hakkında sarf edilmiş ifadelerle karşılaştırmaktadır. Konudan haberdar olan yorumcular, bunun bir fikir değişikliğine işaret edip etmediği yönünde kaygı duymak- tadırlar. Teyit edilmemiş olan diğer alıntılar, her şeyi satıp, gelirini İsa hareketine devret- meyi öne sürmektedir. Gelişmeleri takip etmek için bizden ayrılmayın.”


Nefret sözcüğünün hangi tarzda kullanıldığı yolunda, Kutsal Kitap’ı daha yakından in- celemek, İsa’nın ne ifade ettiğinin aydınlatılmasına yardımcı olacaktır. Yasa 21:15, çok eşli erkekler hakkında Musa’nın yasalarının meşruiyetini içermektedir. Kutsal Kitap’ın İngilizce King James versiyonu, doğal anlamı izleyerek şöyle çeviri yapmıştır: bu eşlere ilişkin şu ifadede bulunulmaktadır, “biri seviliyor ve diğerinden nefret ediliyorsa”. Musa’nın söyle- mek istediği şey, eğer koca bir eşini diğerlerine tercih ediyorsa, diğerlerini ayrıcalıktan daha mahrum bırakamaz. Diğer İngilizce çeviriler olan New Revised Standard Version ve Mo- dern Language Bible kitaplarında seviliyor sözcüğü seviyor olmuş ve nefret ediliyorsa sözcüğü hoşlanmıyorsa olarak değiştirilmiştir. Tanakh (Yahudi Kutsal Kitabı) ve New American Standard Bible (Protestan) ise sevilen ve sevilmeyen ifadelerinde uzlaşmaya varmıştır. Açıkçası burada kastedilen şey, izafi bir sevgiydi. Bu bağlamda geçen nefret, “daha az sevmeye” işaret edebilir. Buna paralel bir pasaj olan Matta 10:37, bu fikrin güve- nilirliğine katkıda bulunmaktadır.


İsa’nın varmak istediği nokta, basit fakat derin bir ima taşımaktadır. Ne zamanki aile birinci, Mesih ise ikinci derece önceliğe sahip olur, o zaman İsa üstünlüğünden feragat eder. Birden çok efendiye kulluk etmek olanaksızdır. Mesih hiç şüphesiz güçlü aile ilişkile- rini desteklemişti. Ancak bu gibi ilişkiler gücünü sarsılmaz temellerden alır. Bu temel, Allah’ı ilkin ve en başta koşulsuz olarak sevmek demektir. Allah her engeli, kesintiyi veya oyalanmayı meneder. Öğrencilik, azami bedeli gerektirir: Mesih’e bölünmemiş bir sadakat.








Çarmıhımızı Taşımak


Mart 24



“Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, öğrencim olamaz” (Luka 14:27).


Öğrencilik, Mesih’i Kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmek demektir. İsa’yı takip et- mek demek, İsa’nın çektiği acıların aynısını senin de çekmeye hazır olman demektir. Bu nedenle mesajımızı tanıtırken dürüst olmalıyız. Tabii ki imanla doğruluğun gör- kemli gerçeği, Mesih’in bağışlaması, İsa’nın pek yakındaki dönüşü, göklerin görke- minin kıyaslanamaz harikaları ve Allah’ın hak edilmemiş lütfu da öğretilmelidir.


Ancak Allah’ın komple mesajını ilan ederken, imanlılar çarmıhı taşımayı da gör- mezlikten gelmemelidirler. Üzülerek söylemek gerekir ki, bazı imanlılar, insanları eyleme çağıran her mesajın meşru olduğunu yanlış bir şekilde düşünmektedirler. Onlar, “ilahi lütuf her şeyi gerçekleştirmiştir,” “ve insan ırkı onu kabul etmekten başka hiçbir şey yapamaz” diye gururla ilan etmektedirler. Ancak İsa aynı kanaatte değildir.



Matta 16:21–25; Luka 21:12–19; Yu 15:17–20; 16:1, 2’yi okuyun. İsa’yı takip etmenin bedeli hakkında bu ayetlerden ne çıkarmalıyız?








Vaftizden önce her aday, o olmaksızın O’nun öğrencileri olmaları kesinlikle mümkün olmayan, bizzat Mesih’in kendisini çarmıhı taşımakla görevlendirdiğini anlamak zorundadır. Bu dönüşüm, sevincinin tadını kaçırdı mı? Tasasız bir yaşama sahip olacakları yönünde gerçekçilikten uzak vaatler, bir bakıma bu sevinci artırır mıydı? Dönüşüm, imanlıları günahın yükünden özgür kılar, öğrenciliğin sorumlu- luklarından değil. İsa’nın ismini almakla ve vaftiz yoluyla bu seçimi aleni bir şekilde göstermekle, her imanlı öğrenciliğin bir bedeli olduğunun farkına varmalıdır. Yoksa bu dünya, Mesih’in sunduğuna layık olmayan neyi sunar? Hiçbir şeyi.








Disiplin Edilmiş Yanıt


Mart 25



Şu pasajları analiz edin: Luka 14:31–33, 1Ko 9:24–27, İbr 12:1–4, 2Pe 1:5–


  1. Bu ayetler bizlere öğrencilik hayatı hakkında ne söylüyor? Burada Kutsal Kitap’ın söylediği gerçeği kendin nasıl tecrübe edindin?







Öğrenciliğin bedeli, disiplini gerektirir. Her dürtü, her hayal, her tutku ve her ar- zu Mesih’e teslim edilmek zorundadır. İster fiziksel ister görünmez olsun her iyelik, her kabiliyet, yetenek ve değerli olan her şey Mesih’in buyruğu altına girmek zorun- dadır. O’na teslim etmediğimiz her şey kaçınılmaz olarak put haline gelerek bizleri mahva sürükler.


Doğrusu Mesih bizlere karakter bozukluklarımızı yenmek için güç sunmaktadır.


Her istek, duygu ve entelektüel eğilim O’nun Ruh’unun yönetimi altında olabilir.


Bugünkü ayetlerimizin bazılarında Pavlus’un kullandığı atletik örneklere dikkat edin. Hiçbir atlet daha yavaş koşmayı, daha aşağıya sıçramayı veya daha kısa mesafe- ye atmayı aklından geçirmez. Hiçbir inanlı da geriye doğru bakmamalıdır, özellikle de dünyevi bir koşucunun gayretli çabalarının ve antrenmanlarının sonucu olarak kazandığı ödülle kıyaslandığında, bu “yarışta” ebedi olan bir şey söz konusuysa.


“Koşucular, yarışma günü geldiğinde en ağır yükü güçleriyle üstlenebilmek için, fiziksel güçleri zayıflatma eğilimi olan her zevki bir kenara bırakıyor, sert ve sürekli disiplin ile kaslarını güçlendirebilmek ve dayanıklı hale getirebilmek için eğitiyorlar- dı. Ebedi menfaatleri söz konusu olan Hıristiyan’ın, arzuları ve tutkuları mantığa ve Allah’ın iradesine tabi kılması ne kadar daha önemlidir! Dikkatinin eğlencelerle, lüksle ya da rahatlıkla dağılmasına hiçbir zaman izin vermemelidir. Tüm alışkanlık- ları ve tutkuları en sıkı disiplin altına alınmalıdır. Allah’ın sözüyle aydınlatılmış ve O’nun Ruhu tarafından yönlendirilen mantık, kontrol dizginlerini tutmalıdır.”— Ellen G. White, The Acts of the Apostles, S. 311.







Bedelleri Kıyaslamak


Mart 26



Şirketler, maliyet–kazanç analizleri sayesinde, önerilen projelerin finansal kapa- sitesini araştırırlar. Belirli teklifler, yatırıma yönelik başarılı bir getiri için gerekli bileşenleri içeriyor mu? Kâr, masrafları karşılıyor mu? Diğer bir sık kullanılan değer- lendirme ise sürekliliktir. Teklif, sürdürülebilir getiriler sunuyor mu?


Öğrenciliğin ödülü de aynı şekilde bedelle kıyaslanmak suretiyle ölçülebilir. Bu bedeller duygusal acıları, sosyal yönden reddedilmeyi, fiziksel işkenceleri, maddi mahrumiyeti, tutuklanmayı ve ölümü içerebilir. Öğrenciliği üstlenen herkes, önce dikkatle dahil olduğu yatırımı hesaba katmalıdır.



Şu ayetler, öğrenciliğin bedellerinden bazıları hakkında bizlere ne söy- lemektedir? Mat 18:8, 9; Luka 6:35; Flp 2:3.





Şu ayetler, yararlar hakkında ne söylemektedir? Luka 18:28–30, Yu 14:1– 3, Vah 22:1–5.





Hiç şüphesiz İsa’yı takip etmenin bedeli yüksek olabilir, belki de bir insanın ya- pabileceği en değerli şey. Doğrusu Mesih’i izlerken, kişi imanının ve taahhüdünün gerçekliğinin çok büyük bir bedele hatta belki de her şeye mal olduğu yolunda ken- dini yoklamalıdır.


Fakat bir şey kesindir: bu yaşamda ne kazancımız olursa olsun, ne gerçekleştirir- sek gerçekleştirelim, kendimiz için neler yapmış olursak olalım, bunlar sadece geçi- cidir. Sonsuza dek devam etmeyecek bir şeydir. Ebediyen yok olacaktır.


Buna karşın İsa aracılılığıyla kazancımız—sonsuz yaşam ve yeni bir gökle yeni bir yeryüzü—her şeyden çok daha değerlidir ve bu dünyanın bizlere verebileceği her şeyden daha değerlidir.








Daha İyi Bir Diriliş


Mart 27



İbraniler 11:32–12:4’ü okuyun. Bu ayetler, sana kişisel olarak bedel hakkında ve öğrenciliğin ödülü hakkında ne söylemektedir?








Burada ne kadar güçlü bir kavram açıklanmaktadır, özellikle de şu ayette: “Ka- dınlar dirilen ölülerini geri aldılar. Başkalarıysa salıverilmeyi reddederek dirilip daha iyi bir yaşama kavuşma umuduyla işkencelere katlandılar” (İbr 11:35).


Bir bakıma hem öğrenci hem de öğrenci yetiştirici olmak, tek potada kaynatılabi- lir: “daha iyi bir diriliş”. Günahtan, acılardan ve ölümden arındırılmış yeni bir dün- yada, yeni bir yaşama diriliş vaadine ve umuduna sahip olduğumuzdan dolayı Me- sih’i takip ederiz. Aynı zamanda bizlere bu umut ve bu vaat verildiği için—İsa’nın yaşamı, ölümü, dirilişi ve başkâhinlik hizmetiyle kesinleştirilmiştir—başkalarını da aynı umuda, aynı vaade ortak etmeye çalışırız. Sonunda, büyük mücadele sona er- meden önce, eğer ikinci gelişte canlı değilsek, ya ilk dirilişi ya da kötülerle birlikte ikinci dirilişi göreceğiz. Hangisinin daha iyi olduğunu kesinlikle biliyoruz. O dirilişte sadece var olmakla kalmayıp, başkalarını da buna yöneltmek için elimizden gelen her çabayı göstermekten daha önemli ne olabilir ki?


Hasat olgunlaştı; milyonlarca kişi öğrenciliğe çağrı için bekliyor. Sadece müjdeyle değil, aynı zamanda Vahiy 14’de geçen üç melek mesajındaki “mevcut gerçek” bağ- lamında Allah’ın dünyaya son uyarı mesajıyla bereketlendirildik.


Bu kadar çok sevdiğimiz bu gerçeklerle ne yapacağız? Bu nedenle şunu soruyo- ruz: Orakçılar nerede? Mesih’in yanı sıra yürüyerek bu riskleri paylaşmak isteyenler nerede? Sadece bir öğrenci olarak değil, aynı zamanda sana neye mâl olursa olsun, öğrenci yetiştirme konusunda Allah’ın davetini kabul edecek misin?






Mart 28


Ek Çalışma: Ellen G. White, “In the Regions Beyond,” S. 219, 220; “Berea and Athens,” S. 241, 242; The Acts of the Apostles kitabını okuyun.



“Allah’ın ateşi gökten iner. Yer parçalanır. Derinliklerinde gizlenmiş olan silahlar dışarı çıkar. Her derin uçurumdan yakıp tüketen alevler fışkırır. Kayalar alev alır. Fırın gibi yanacak olan gün gelmiştir. Maddesel öğeler yanarak yok olur, yer ve yeryü- zünde yapılmış olan her şey yanıp tükenir. Malaki 4:1; 2.Petrus 3:10. Yerin yüzeyi eriyik bir kütle—büyük, kaynayan bir göl gibidir. Tanrısızların yargılanmalarının ve mahvoluşlarının zamanıdır—“RABB’in bir öç günü, Siyon’un davasını güdeceği bir karşılık yılı”dır. Yeşaya 34:8.


“Kötüler yeryüzünde yaptıklarının karşılığını alırlar. Özdeyişler 11:31. ‘Her Şeye Egemen RAB diyor ki, … kendini beğenmişlerle kötülük yapanlar samandan farksız olacak; o gün hepsini yakacak.’ Malaki 4:1. Bazıları bir gün içinde yok edilir, kimileri ise günlerce acı çeker. Hepsi ‘yaptıkları işlere göre’ cezalandırılır.”—Ellen G. White, The Great Controversy, S. 672, 673.



Tartışma Soruları:


¤ İmanı kendisini ölüme götürmüş olan Dietrich Bonhoeffer, The Cost of Discipleship– Öğrenciliğin Bedeli (New York: Collier Books, 1963) adında meşhur bir kitap yazmıştı. Aşağıda bu kitaptan bazı alıntılar yapılmıştır. Burada yazılanlar, bizim bu haftaki çalışmamıza nasıl uymaktadır?


“Eski yaşam geride kaldı ve ondan tamamen feragat edildi. Öğrenci, kendi izafi güvencesinden mutlak güvensiz bir yaşama sürüklendi (yani, gerçek mutlak güvenceye ve İsa’da paydaşlığın güvencesine).”—Sayfa 62, 63.



“İsa’yı takip edersek, belirli kesin adımlar atmalıyız. Çağrıyı takip eden ilk adım, öğrenciyi daha önceki mevcudiyetinden ayırır.”—Sayfa 66, 67.



“Çarmıh, her imanlının üzerine yüklenir. Herkesin tecrübe etmesi gere- ken, imanlının ilk yaşayacağı acı, bu dünyayla olan ilişkisini kesme çağrısı- dır. Mesih insanı çağırdığında, ona gelmesini ve kendini inkâr etmesini teklif eder.”—Sayfa 99.



Güneşin Batışı: 18:29 (İstanbul)